|
yrmz
|
 |
« : Ocak 08, 2010, 10:32:47 ÖS » |
|
1932 yılında Hasankale'nin Alvar köyünde doğdu. Asıl adı Yaşar Yılmaz'dır. İran'dan göçen babası önce Kars'a daha sonra Erzurum'a yerleşti. Aşık Reyhani'nin çocukluğu köyünde geçti. Zaman zaman komşu köylere gitme olanağı bulduysa da daha başka yerlere gidemedi. Okuma yazmayı okula gitmeden öğrendi. Sonraki yıllarda ise dışarıdan sınava girerek diploma aldı.
Küçük yaşlarda köyüne gelen aşıklardan etkilendi. Hem aşıklardan dinleyerek hem de eline geçen kitapları okuyarak birçok halk hikayesini öğrendi. Kendi aşıklığı ve şiir yazmaya başlaması 18 yaşından sonradır.
Reyhani, rüyasında gördü bir kıza aşık oldu. Kısa bir süre sonra da kızı kaçırdı. Birkaç ay geçmeden evliliği geçimsizliğe ve huzursuzluğa dönüştü. Bunun üzerine karısının ailesi kızlarını alarak başka biriyle evlendirdiler. Aşık Reyhani, bu dönemden sonra Dertli mahlasıyla şiirler yazmaya, türkü söylemeye başladı. Ancak bu mahlası uzun süre kullanmadan, Bayburtlu Aşık Hicrani tarafından Reyhani mahlası verildi.
Konya Aşıklar Bayramına aralıksız katılan 7 aşıktan biridir. Eski aşıkların dışında, yetiştiği Huzuri Baba, Nihani, Cevlani, Efkari, Murat Çobanoğlu'nun babası Gülistan Çobanoğlu gibi aşıklardan gelenek ve usul öğrendi.
İran'dan Avrupa'ya birçok ülkede türkü söyleyen Aşık Reyhani, katıldığı yarışmalarda da birçoğu birincilik olmak üzere çeşitli ödüller aldı. 1980'li yılların başında Erzurum'da bulunan Doğu Ozanları Derneğinin başkanlığına getirildi.
Aşık Reyhani birçok ülkeye konser ve konferanslara katılmak üzere çağrıldı. Ayrıca ABD'nin Michigan Üniversitesinde katıldığı bir konferanstan sonra kendisine fahri öğretmenlik unvanı verildi.
Şiirleri birçok gazete, dergi ve araştırmada yaralan ve çeşitli radyo ve televizyon programlarına katılan Aşık Reyhani'nin, şiirlerinin bir bölümünü topladığı "Alvarlı Reyhani" (1962), "Böyle Bağlar" (1966), "Kervan" (1988) ve bazı düşünce ve şiirlerinden oluşan "Şu Tepenin Arkasında" adlı kitapları Dilaver Düzgün tarafından hazırlanan "Aşık Yaşar Reyhani", (1997) adlı kitap bulunmaktadır.
Yaşar Reyhani 10 Aralık 2006 tarihinde Bursa'da vefat etti.
VEFAT-HABER
Aşık Reyhani, son yolculuğuna uğurlandı Zaman 11 Aralık 2006
Türk âşıklık geleneğinin en önemli temsilcilerinden ünlü halk ozanı Aşık Reyhanı bir süre önce yerleştiği Bursa'da 74 yaşında vefat etti. Reyhanı'nın ölümü sevenleri ve dostları tarafından üzüntüyle karşılanırken, cenazesi Yıldırım ilçesi Değirmenönü Merkez Camisi'nde ikindi namazının ardından Cumalıkızık mezarlığına defnedildi. Aşık Reyhani'nin cenazesine, yetiştirdiği bazı aşıkların yanı sıra çok sayıda vatandaş katıldı.
Yaklaşık 10 yıl önce, doğduğu topraklar olan Erzurum'dan göç edip Bursa'ya yerleşen Aşık Reyhani, burada bir süre daha sanatını icra etti. Ancak Reyhani, her geçen gün aşıklık geleneğine duyulan ilginin azalması üzerine saz çalıp türkü söylemeyi bıraktı. Bursa'nın merkez Yıldırım ilçesine bağlı Değirmenönü Mahallesi'nde çocuklanın yanı sıra Erzurumlu aşık dostlarının yardımı ile hayatını idame ettiren Aşık Reyhani, sağlık sorunları nedeniyle bir süredir tedavi görüyordu. Aşık Reyhani, dün gece yarısı evinde hayatını vefat etti. Vefat haberinin duyulması üzerine Türkiye'nin dört bir yanından aşık dostları ve sevenleri Reyhani'nin evine akın etti. Aşık Reyhani'nin cenazesi, Değirmenönü Mahallesi Merkez Camii'nde ikindi namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.
Aşık Reyhani'nin cenazesine katılmak üzere Kocaeli'den gelen Aşık Erol Evgani, Reyhani'nin ölümünden büyük üzüntü duyduğunu söyledi. Evgani, üzüntüsünü 'Reyhaniler kolay kolay yetişmez, acımız çok büyük' sözleriyle dile getirirken, Aşık Nuri Çırağı, Reyhani'nin her yönüyle bir Hakk ve halk aşığı olduğunu dile getirdi. Reyhani'nin duygu ve düşüncelerini nükteli ancak mert bir şekilde saz ve sözle anlatan vatanperver bir insan olduğunu dile getiren Çırağı, "Reyhani, nükteyi yerinde yapan, vatan ve mimlet sevgisini haykıran günümüzün en gerçek aşığıydı. Onun türkülerinde halk vardır. Üzüntümüz sonsuz." şeklinde konuştu.
ŞİİRLERİ
Bağlar
Demedim mi gönül kalkıp yürüme Birgün yollarını harami bağlar Dertliysen derdini dertsize deme Dertsiz hekim olsa yara mı bağlar
Yazılan kaderdir başa gelince Suç sende ayağın taşa gelince Kudretin damlası coşa gelince Onu bent mi eyler dere mi bağlar
Oku sayfasını geçen çağların Yaprağı dökülmüş nice bağların Adeti böyledir yüksek dağların Aslı'ya yol verir Kerem'i bağlar
Ben de Reyhani'yim susuz pınarım Damlam coş ederse olmaz kenarım Öldüğümü duysa o nazlı yarim Bilmem al mı giyer kara mı bağlar
Koklaya Koklaya
Gel yarim yeter bekledim Gülü koklaya koklaya Gözlerime yaş ekledim Seli koklaya koklaya
Bir derdime bin ekledim Aşkın boynuma yükledim Seherde haber bekledim Yeli koklaya koklaya
Gurbet gezdim adım adım Asla olmadı muradım Sırma saçın hatırladım Teli koklaya koklaya
Reyhani'yim bak zamana Kara bağrım yana yana Kerem oldum Aslı Han'a Külü koklaya koklaya
Sevdiğim
Al beni ne olur sevdaya götür Erenlerden geri kaldım sevdiğim Saz bir bahanedir göğsümü dövdüm Bir kemik bir deri kaldım sevdiğim
Bu zalim zamanın ne ise kasti Nereye gittimse yolumu kesti Sırtımda kırık saz elimde testi Doldurmadım yarı kaldım sevdiğim
Aşık Reyhani'yim uğradım derde Nerdesin sevdiğim nerdesin nerde Meydanı kaptırdım çakala kurda Bir sürüden biri kaldım sevdiğim
Yarim
Bir muhannet yara gönül bağladım Oldum bir kurumuş dal yarim yarim Eğer günüm doldu, vadem yettiyse Gelip de canımı al yarim yarim
Gençlik bir kuş idi elimden uçtu Varlık kervan idi geldi de geçti Ömür güneş idi gedikten aştı Sanırsın olmamış yol yarım yarim
Aşık Reyhani'yim bu aşkın mesti Gönlünden gönlüme bir rüzgar esti Sen bir ulu pınar ben kırık testi Acı bu halime dol yarim yarim
Bir Güzele
Bir güzele gönül verdim bağlandım Ceylan oldu çekti beni izine Boş boşuna ateşine dağlandım Duman bitti umut kaldı közüne
Köz beni kül eder cana getirir Yaş olur gözümden dane getirir Gün olur ki yakar yıkar bitirir Eyvah der elini vurur dizine
Dizine vursa da vurmasa da boş İçenler uyanır içmeyen sarhoş Aşk çilesi çetin olsa bile hoş Hayal gerek aşıkların gözüne
Göze sürme çeker yar güzel olur Yüze yaşmak çeker ar güzel olur Yar ile dünyalık var güzel olur Reyhani'yim baksam yarin yüzüne
Şimdi
Tükendi mürekkep karıştı satır Bilemez ki katip ne yaza şimdi Dört mevsimde ne şevk ne umut kaldı Minnet ne bahara ne yaza şimdi
Vazgeç gafil göremezsin içimi Sen kendinle kıyas etme suçumu Doğuştan simsiyah olan saçımı Söyle kim boyadı beyaza şimdi
Reyhani'yim geçti ömrüm saz ile Gıda aldık hayaldeki haz ile Bir ömür devrettik cilve naz ile Naz bitti çevrildik niyaza şimdi
Ağlayım
Lütfeyle halime geçti şu ömrüm Yar yüzünü görüp görüp ağlayım Nasip eyle eşiğini kapını Yüzlerini sürüp sürüp ağlayım
Gönlümüz gözümüz vecd ile dolsun Muradım maksudum secdegah olsun O gün olsun yarin müjdesi gelsin Yol üstüne durup durup ağlayım
Reyhani'yim n'olur beni inandır Yanarken bir yudum su ver de kandır Yalvarırım seher vakti uyandır Rüzgarlardan sorup sorup ağlayım
Bezdim
Ben bu aşkın abdalıyım Dolana dolana bezdim Çığ sökmüş bahar seliyim Bulana bulana bezdim
Her gün sam yeli eser mi Kamil cahile küser mi Bıçak çeliği keser mi Bilene bilene bezdim
Keder üstümüze zimmet Zalimden olmaz merhamet İlimsiz mürşitten himmet Dilene dilene bezdim
Reyhani ölü yürür mü Kül ölür mü kül çürür mü Kuru ağaç dal verir mi Sulana sulana bezdim
X Veremem
Bana derler aşık derdini söyle Bu bir sırdır emanettir veremem Belki dağlar kadar büyümem amma Cevizin de kabuğuna giremem
Hasta odur sabır ile inleye Evlat odur nasihati dinleye Bundan sonra zevkle bakmam aynaya Çünkü onda iç yüzümü göremem
Kulaksız işitmek dilsiz ifade Canım cananındır edem iade Vücut bir camidir vicdan seccade Onun bunun çıkarına seremem
Reyhani'yim zamanım yok gülmeye Doğar iken boyun eğdim ölmeye Azrail gelmesin canım almaya Bir canım var cananındır veremem
Söyleyin
Beni sizden sorarlarsa dostlarım Bir Reyhani geldi gitti söyleyin Hayatı çileli muradı yarım Heder etti ah tüketti söyleyin
Aldı kırık sazı kapıdan çıktı Ağlar gözler ile gülerek baktı Dağın ufuğunda bir akşam vakti Güneşle beraber battı söyleyin
Ara sıra sazı verdik destine Name yazdı yarenine dostuna Ceketini yorgan ettik üstüne Kolu yastık oldu yattı söyleyin
Bir duvara yaslamıştı yanını Sılasına çevirmişti yönünü Gurbet elde hasret yaktı canını Sitem vurdu dert çürüttü söyleyin
Aşık Reyhani'ymiş kıldı ah u zar Dolaştı alemi diyar be diyar Parça parça etmiş bir deli rüzgar Yaşı yağmur göz buluttu söyleyin
Başlar
Bekle ağaç meyve versin Taş ondan öteye başlar Mevsim sonbahara ersin Kış ondan öteye başlar
Üç kapıyı açacaksın Dört pınardan içeceksin Altı şartı seçeceksin Beş ondan öteye başlar
Gel gülü yandırma bülbül Önce ağla sonradan gül Ölüm en son nokta değil İş ondan öteye başlar
Reyhani can yakacağın Tükenmedi çekeceğin Asıl gözden dökeceğin Yaş ondan öteye başlar
Kurtulamaz
İnsan ömrü kara benzer Erimekten kurtulamaz Sona doğru azar azar Yürümekten kurtulamaz
Gençlik açılmamış güldür İlim çağı tatlı baldır Sonu yaprak dökmüş daldır Kurumaktan kurtulamaz
Reyhani yar yara kalsa Gönül neşe ile dolsa Aslı som altından olsa Çürümekten kurtulamaz
Birgün
Deryalar yanmaz diyenler Denizler de yanar birgün Nehir içip doymayanlar Damla içen kanar birgün
Çiçek solar fikir solmaz Derya damla ile dolmaz Evladın kötüsü olmaz Atasını anar birgün
Sözüm söz deyip övünme Özüm öz deyip övünme İşim düz deyip övünme Çark tersine döner birgün
Kesilmez mevladan umut Bir mürşidin elini tut Gelir rüzgar gider bulut Elbet yağmur diner birgün
Gel Reyhani hayal kurma Yolu bilmeyene sorma Kendini yüksekte görme Gökler yere iner birgün
Beni 1
Behey rüzgar gider isen canana söyle beni Lütfü ve keremi çoktur yakmasın böyle beni Ben bu derde düş olalı bana Mecnun dediler Ben nasıl Mecnun'um bilmem aramaz Leyla beni
Ben bu derde düş olalı gözlerim yaşta benim Sinemi sitem kapladı gönlüm telaşta benim Ne dizimde kuvvet kaldı ne aklım başta benim İpsiz bağladı felek bir kaşı yayla beni
Ey Reyhani hep düşündün dünyada han olmayı Hiç aklına getirmedin bir kabristan olmayı İstemem sensiz efendim tahta sultan olmayı Bana köle deseler de sen kabul eyle beni
Beni 2 İlahi niyazım sana düşürme garip beni Alemin şahı Rabbena kılma muzdarip beni Derdi senden alır isem dermanı kim neylesin Sen bana benim demezsen kurtarmaz tabip beni
Geldi geçti gaflet ile bunca yıl ve seneler Hep senin emrinde döner yorulmaz pervaneler Dergahına talip olmuş tabiri divaneler Ne olur eyle yarabbi aklıma sahip beni
Ey Reyhani neden akar durmaz göz pınarların Gönül neylesin dünyayı olmazsa senin yarin Birgün olup okununca cümlesi aşıkların Yunusların arasında eyleme kayıp beni
|