Nedir? Ansiklopedi...
Şubat 10, 2012, 07:04:45 ÖÖ *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: SMF - Just Installed!
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Vamık Volkan Kimdir ? Hakkında , Biyografi  (Okunma Sayısı 837 defa)
yaramazadam
:::...GoRgİaS...:::
Administrator
Hero Member
*****
Mesaj Sayısı: 1292


yaramazadam_06@hotmail.com
Üyelik Bilgileri Site E-Posta
« : Temmuz 20, 2009, 11:42:07 ÖS »

akademisyen

Vamık Cemal Volkan


1932 yılında Lefkoşa'da doğdu. 1950'de Kıbrıs İslam Lisesi'ni, 1956'da Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdi. 1957'de ABD'ye gitti ve günümüze kadar bütün çalışmalarını orada sürdürdü. 1990'lı yıllarda, Virginia Üniversitesi'nin üç tıp fakültesinden birinin başhekimliğini yapkı.

ESERLERİ:

Ölümsüz Atatürk'ü, Norman Itzkowitz ile birlikte yazmıştır. En önemli eserlerinden biri, Kıbrıs'taki toplumlararası çatışmaların psikolojik boyutuna ilişkin önemli ve etkileyici çözümlemeleri içeren 'Cyprus War and Adaptation'dır.


English Biography

Vamik D. Volkan, M.D., Founder of CSMHI and Professor Emeritus of Psychiatry at the University of Virginia, School of Medicine. Dr. Volkan is currently the Senior Erik Erikson Scholar at the Austen Riggs Center in Stockbridge, MA. He is a Training and Supervising Analyst at the Washington Psychoanalytic Institute, Washington DC. and from 1983-1984, he served as President of the International Society of Political Psychology and in 1994 received the society's Nevitt Sanford award for outstanding contributions to the field. In 1995, he received the Max Hayman award from the American Orthopsychiatric Association for his contributions to the knowledge and understanding of the Holocaust and genocide. In 1996, he received the L. Bryce Boyer Award for a paper based on his work in post-Ceauçescu Romania from the Society for Psychological Anthropology of the American Anthropology Association. In 1999 he gave the Sigmund Freud Lecture at the Freud Museum in Vienna, Austria and received the Margaret Mahler Literature Prize. In 2000, he served for four months as an Inaugural Fellow at the Yitzhak Rabin Center for Israel Studies in Tel Aviv. He is the Editor Emeritus and Founder of CSMHI's journal, Mind and Human Interaction, and has published over thirty books. His work has been translated into Finnish, German, Japanese, Romanian, Russian, Spanish, Swedish, and Turkish. His latest book is "Blind Trust: Large Groups and their Leaders in Times of Crisis and Terror ". In 2003 he was awarded the Sigmund Freud Award for Psychotherapy of the City of Vienna and in 2004 he has been awarded the Teacher of the Year Award by the American College of Psychoanalysts.
xxxxxxxxxx

SÖYLEŞİ

O kadar büyük bir insan değilim
Cemal A. Kalyoncu - c.kalyoncu@aksiyon.com.tr - Aksiyon Sayı: 690 - 25.02.2008

Sanatçı Nil Burak ve sosyolog Niyazi Berkes’le akraba olan, Türk Politik Psikoloji Merkezi’nin yeniden açıldığını söyleyen ünlü psikoanalist Vamık Volkan, Türkiye’de 28 Şubat’ın mimarlarından olduğu iddialarını cevapladı.
Sessizliği, telefonun sesi bozdu. Arayan FBI’dandı. Korkmuştu. FBI, ne de olsa Amerika’nın, hatta dünyanın en önemli istihbarat teşkilatlarındandı. FBI yetkilisi sözü hiç uzatmadı. Kurulacak bir komisyonun şefliğini öneriyordu ona. Profesör, korkusu zihnine hâkim halde cevap verdi telefonun diğer ucundakine:

“Niye ben?”

Cevap onu teslim alacak nitelikteydi:

“Biz her şeyi biliyoruz.”

FBI’ın, birlikte çalışmak için peşinden koştuğu Vamık Cemal Volkan, 2005 yılından bu yana aralıksız olarak üçüncü kez Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmiş dünyaca ünlü Kıbrıs Türk’ü bir psikiyatristtir. 13 Aralık 1932’de, İngiliz tabiyetinde doğan Vamık Volkan, geçen yıl rekor sayılabilecek sayıda, 27 ülke tarafından Nobel Barış’ına aday gösterilir. 2007 barış ödülünü ABD eski Başkan Yardımcısı Al Gore’a kaptırsa da, onun, çok yakın gelecekte Nobel Barış Ödülü’nü alması hiç şaşırtıcı olmayacaktır.

Osmanlı’nın iskân politikası gereği ataları Anadolu coğrafyasından gelip buraya yerleştirilmiş olan Vamık Volkan’ın baba tarafı Nevşehirlidir. Kıbrıs’ta Çatoz, bugünkü ismiyle Serdarlı’da ikâmet eden ve daha çok tarımla uğraşan Salih Bey’in oğlu, Vamık Volkan’ın da babası Ahmet Cemal öğretmenlik yaparak geçimini temin eder. Volkan’ın, Bursalı olduğunu tahmin ettiği anne tarafı ise Osmanlı’da ilmiye sınıfı olarak bilinegelmiştir. Ailenin Kıbrıs’ta kaç yüz senelik geçmişi olduğu konusunda fikir yoksa da bilinen, Volkan’ın ismini de aldığı annesinin dedesi Ömer Vamık’ın kadılık yaptığıdır. Sülalenin yetiştirdiği başka kadılar var mıdır, Ömer Vamık ailedeki ilk kadı mıdır? Bunlar hakkında pek bilgi yoktur.

Ömer Vamık’ın bir kardeşi Osmanlı’da maliye görevlisi olarak bilindiği için aile hem Hesapkarzadeler hem de Kadızadeler olarak anılır. Ailede, kendisinden sonra doğacak birçok erkek evlada da ismi verilen Ömer Vamık’ın ilk eşi Zehra Hanım’ın babası da tarım bakanlığı yapmış biridir.

İngilizler, Osmanlı’dan kiraladıkları adaya sonradan el koyunca Ömer Vamık’a da yaşadığı Lefkoşa’dan 25 kilometre kadar uzak Lefke’nin yolu görünür. Fakat bu karar, eşi Zehra Hanım’ı hiç memnun etmez. Bunun üzerine Ömer Vamık, Zehra Hanım’ı Lefkoşa’da bırakıp tek başına Lefke’ye gider ve burada yeşil gözlü güzel bir kadınla daha evlilik yapar. Aile Lefkoşa ve Lefke ailesi şeklinde ikiye ayrılır böylece. Devamını Vamık Volkan’dan dinleyelim: “Ben çocukken bu aile ile benim Lefkoşa ailesi arasında bir soğukluk vardı. Ben Lefke ailesi olduğunu biliyor, fakat hikâyesini bilmiyordum. ‘Ha, akraba ama onlar orada filan.’ diyordum.”

Vamık Volkan, okumak için Türkiye’ye geldiği sıralarda, Yunanistan’ın Kıbrıs’ta kurduğu bir çeşit terör örgütü olan EOKA’nın Türkler’e yönelik faaliyetleri sonucu Lefke ailesi Rumlar tarafından zorlandıkları için kaçıp Lefkoşa ailesine gelir: “Ömer Vamık’ın oğlu, yani benim dedemin evine yerleşiyorlar. 16 aile bir arada yaşıyor. Öteki düşman bunları bir araya getiriyor. Ne zor yıllardı o zamanlar.”

Ailenin her iki kolundan da tanınmış isimler çıkar. Mesela sanatçı Nil Burak, Vamık Volkan ile kuzen, Lefke ailesinden. Yani Ömer Vamık’ın, Lefke’de evlendiği ikinci hanımından: “Onun babası veya amcasının ismi de Ömer Vamık. Onun için her ailede bir Ömer Vamık var mutlaka.” Meşhur sosyolog, toplumbilimci Prof. Dr. Niyazi Berkes ise Lefkoşa ailesinden ve Ömer Vamık’ın kardeşi kolundan.

Öğretmenlik, Ömer Vamık’ın torunlarına kalan bir miras sanki. Çünkü sülalede herkes öğretmen ve akademisyen. Onun içindir ki Hesapkarzadeler’de şöyle bir söz söylendiğinden bahsedilir hep: “Ailede herkes okur kadı olur.” Tabii bu zamanla öğretmenliğe dönüşmüş. Tomris ve Sevim adındaki kardeşleri de öğretmen olan Volkan’ın yeğenleri de akademik unvan taşımaktadır bugün.

Tomris Hanım, devlet sanatçısı unvanına sahip, adına bir Kültür Merkez’i açılmış, Kıbrıs’ın en meşhur ressamı İsmet Güney ile evli. Kızları Nilgün de ressam. Sevim Hanım da Mehmet Münir Kuzey ile birleştirmiş hayatını. Çocukları Kerim Münir ise Harvard’da isim yaparak bütün tecrübesini Türkiye’ye taşımaya devam ediyor. Ankara ve Hacettepe üniversiteleri ile Sağlık Bakanlığı’nda çalışmalar yapıyor: “Bürokrasiden canı sıkıldı. Öyle olduğu halde geçen sene dedi ki ‘artık gitmem’ ama baktım yine geliyor. Devamlı yatırım yapıyoruz. Bütün aile böyleyiz. Enayi miyiz? Neler neler yapıyoruz canım.”

Vamık Volkan’ın annesi Fatma Hanım’ın büyük abisi, -tabii ki ismi Ömer Vamık’tır- mühendis olur. Fatma Hanım’ın diğer kardeşi, Volkan’ın söylediğine göre, Karayollarında birim müdürlüğü yapmış Cemil Örgen, Türkiye’de kavşak yapımını başlatan kişiymiş. Volkan’ın dayılarından Prof. Dr. Cahit Örgen de Türkiye’de göz doktorluğu konusunda ilk adımları atan kişilerden… “Bütün göz doktorları onun talebesidir.”

Bitmedi... Demokrat Parti döneminin başlamasıyla birlikte 1950 senesinde eğitim için Türkiye’ye gelen ve bu sebeple bir soyadı alması gerekirken, kız kardeşleri ile birlikte Beşparmak Dağları’nın volkana benzeyen yapısından esinlenerek bunu kendisine soyad seçen Vamık Hoca, 1956 senesinde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirir. Arkadaşlarının bir kısmı üniversitede çalışıp para kazanırken, İngiliz vatandaşı olan Volkan, yabancı statüsünden dolayı 6 ay bedava çalışır. Kıbrıs’taki Türk nüfusu azalmasın diye kendisine T.C. vatandaşlığı da verilmeyen Volkan, baba parasıyla geçinmektedir: “Ayıp değil mi? Doktor olmuşum, babamdan para geliyor.” Birlikte mezun olduğu 80 arkadaşının yarısı tahsil için Amerika’ya gidince o da mecburen bu yola başvurur. Ailesinde herkes öğretmen olduğundan tıp fakültesine zaten öğretmen olmak için giren Volkan, koltuğunun altında kemanı ile 1957’nin şubatında Amerika’ya ayak basar. Cebinde sadece 15 doları vardır: “Ne enayilik. Bugün olsaydı yapamazdım.” Volkan, hemen bir polise, gideceği adrese kaç dolara ulaşabileceğini sorar. 5 dolar cevabını alınca rahatlar: “Ama dönmek için gitmiştim. Birkaç senede dönecektim.” Hep böyle olmuştur zaten. Vamık Volkan, gittikten bir süre sonra Ester isimli bir hanımla evlenir. Levent Kevin ve Suzan adlarında iki çocukları olur. Yukarıda bitmedi deyişim ondan zaten. Levent Kevin de babası gibi profesör olur. Vamık Bey, ikinci bir evlilik yapar ve Elizabeth Hanım’la birleştirir hayatını. Bu evlilikten de Alev ve Kurt isminde iki çocuğu gelir dünyaya.

Dolayısıyla ailede okumamış neredeyse bir kişi vardır. O da Volkan’ın dedesidir: “Annemin babası Ahmet, annesini bırakıp Lefke’de yeniden evlenen babası Ömer Vamık’a kızıyor. Okula gitmiyor. 9 dükkânı batırıyor. Annem de İngilizler dolayısıyla batan bir ailenin kızı oluyor.” Fakat kendisi gibi öğretmen olan Ahmet Cemal ile hayatını birleştiren Fatma Hanım her şeye rağmen asiliğinden hiçbir şey kaybetmez: “Ben bilmiyordum, kız kardeşlerim yakın zamanda anlattı. Okumuş, öğretmenlik yapmış, her şeyi bilen kadındı bilmem ne ama çamaşır yıkamazmış annem, katiyen. Babamla evlenirken demiş ki ‘Seninle evlenirim ama çamaşır yıkamam.’ Yani o bir şey olarak kalmış içinde. Bunu yazdım. Psikoanalitik olarak bunları anlatıyorum ben. Hani böyle sülaleden gelen şeyler var. Ve beni belki de en çok iten şey buydu. Sınıfta birinci değilsem annem bana bakardı. Bir defa birinci olmamıştım. Tahmin ediyorum isyan etmemek için birinci olmadım.

-O zaman bu kadar çalışmanızın altında böyle bir travma var…

Tabii, tabii. Tamamiyle. Ve bir bela bu.

-Ama sizde olumlu sonuçlar vermiş.

O başka. Mesela 45 oldu yazdığım kitaplar. Bu, zevkli iş mi sanıyorsun? Hadi canım. Bırak. Bir şey yapma. Duramıyorum. Yani bütün mesele bu.”

Asıl ismi Vamık Cemal olmasına rağmen, İngilizlerin Cemal’i D. şeklinde kısaltması ile hem pasaportunda hem de Amerikan kimliğinde artık Vamık D. Volkan olarak bilinen ünlü psikoanalist, 1932 yılında doğduğunda Kıbrıs’ta iki toplumlu bir hayat söz konusuydu. Aralarında bir sürtüşme yoktur; ama birbirlerini de yok saymaktadırlar: “Onlar kendi hayatlarını yaşıyordu, biz kendi hayatımızı yaşıyorduk. Bir tek kelime Rumca bilmiyorum mesela.”

Köylerde biraz daha sıcak bir hava hâkimdi iki toplum arasında. İngilizlerin idaresi altındaki bu durum, çocukların okuduğu okullara da yansımıştı. Herkes kendine ait okula gitmekteydi. Vamık, Yeni Cami İlkokulu’nun ardından Kıbrıs Müslüman Lisesi’nde devam etmiş tahsiline mesela. Son sınıfta iken adı Kıbrıs Türk Lisesi’ne dönüşen okulda Sezai Sezgin, Rauf Denktaş’a uzun yıllar danışmanlık yapmış Ahmet Gazioğlu gibi arkadaşları olur. Hesapkârzadeler olarak bilindiklerinden evvela matematiğe merak sarar. Sonra gazetelerde yazı yazmaya başlar. Akabinde nihai kararını vermiş, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne gelmiştir. Tıbbiyede amatör bir orkestra kurarlar. İsmet İnönü’nün bir milletvekili de orkestrada yer alır: “O sebeple bazen İnönü gelirdi bizi dinlemeye.” Volkan, Türkiye ve o yıllara dair pek çok şeyi unuttuğu gibi onun ismini de unutmuştur şimdi. Fakat aynı sınıfı okuduğu 80 arkadaşından birçoğu bugünün tanınmış akademisyenleri olmuş, çıkmıştır.

Vamık Volkan’ın, 1957’de gittiği Amerika’da, henüz birinci yılını doldurmamışken hayatında çok önemli bir olay olur. Aslında hadise kendisinin değil, Ankara’da tıp tahsili yaparken aynı evi paylaştığı arkadaşı Erol’un başına gelmiştir: “Benden bir sınıf altta idi. Ben Amerika’ya gittim, o da şubat tatilinde hasta annesine bakmak için Kıbrıs’a dönmüştü. Erol, o zaman Omorfo denilen Güzelyurt’ta annesine ilaç almak için eczaneye gidiyor. EOKA, Rumlar onu vuruyor. Bu haberin gazete kupürünü gönderdi babam bana. Bunun beni ne kadar etkilediğini o zaman anlamadım tabii. Seneler sonra anladım.” Volkan, 1960’ın başlarında hocasının kontrolünde senelerce süren bir analize girdiğinde fark eder bunu: “Önce kendimiz psikoanaliz oluyoruz. O zaman anladım. Ben Türkiye’yi bile unutmuştum diye.”

O yıllarda Kıbrıs’ta hayatta kalmak Türkler açısından zordur. Çünkü Rum terörü esmektedir adada: “Bazen olaylar oluyor, babamlar, annemler, kız kardeşlerim öldü mü, ölmedi mi merak ediyorsun. Fakat ben inkârla filan bunları unutmuşum. İnkâr ediyorum. Kafamda yer etmesine izin vermiyorum. Çok meşgulüm. Kendimi çalışmaya veriyorum, her şeyi okuyorum. Mesela en büyük psikanaliz kitaplarını 1. ciltten başlar 30 cilde kadar okurdum. Yürüyen kütüphaneye dönmüştüm.

-Dolayısıyla Türkçe’yi de bunun için mi unuttunuz?

İnkar etmek için.”

Bu olaylar sırasında kız kardeşlerinin sınırdaki evleri Rumlarca taranır. Başka sıkıntılar da yaşarlar. 1968’de, Rumlar uyguladıkları ablukayı kaldırıp Vamık Volkan da ABD’ye tekrar rahatça girebilmesine imkân sağlayacak ‘green card’ı almasının ardından, 10 sene sonra doğduğu topraklara ziyarete gelir. Ailesi de onu karşılamaya gelir havaalanına; hem de yaşadıkları yerden 6 sene üzerine ilk defa çıkarak... 15 mil ilerideki denizin ne olduğunu göremeyen çocuklar vardır aralarında. Onun için herkeste bir korku hâkimdir. Birbirleriyle fısıltı ile konuşmaktadırlar mesela: “Konuşamıyorlar canım. Ne kadar etkiledi beni. Türk kısmı o zaman birkaç mil çöplüktü. Bizim evde 16 aile filan kalıyormuş, bilmem neler. Ve her tarafta kuşlar.”

Bu manzaradan çok etkilenen Volkan, Kıbrıslı Türklerin özgürlüğe özlemle besledikleri kafesteki kuşları bir metafor olarak kullanıp, 1979 yılında, Amerika’da, İngilizce yayımlanan Kıbrıs, Savaş ve Uyum adlı kitabını kaleme alır: “O kitap çok acayip… Amerikan diplomatları uzun seneler Kıbrıs’ta Türklerin başına bir şey gelmiş, ne bilsinler canım. Fakat Kıbrıs’ın Kuşları sayesinde Türklerin hapishane gibi bir yerde kaldıkları, bu metaforla akıllarında kalıyor.” Sürekli okuyan Vamık Volkan, yazdığı Kıbrıs kitabıyla teoriler geliştirir. Daha sonra geliştireceği teorilere de bu kitap kaynak teşkil edecektir.

Amerika’ya ilk gittiğinde bir hastanede çalışmaya başlayan Volkan, ardından Kuzey Carolina Üniversitesi’ne geçer. Bir İngiliz profesör orada hamisi olur. 1963 senesinde de yine hamisi sayesinde Virginia Üniversitesi’nde çalışmaya başlar. Ve tam 40 yıl boyunca burada bulunur. Şimdi de aynı üniversitenin Emeritus, yani emekli olmasına rağmen istediği zaman ders verebilme hakkına sahip bir öğretim üyesidir.

Vamık Cemal Volkan, cilt cilt ansiklopedi okumasının faydasını kısa zamanda görür. Teoriler geliştiren genç bir analist olarak Amerikan akademi çevrelerinde ismi geçmeye başlar: “1978’de bir telefon geldi. Amerikan Psikiyatri Cemiyeti’nde Psikiyatri ve Milletlerarası İlişkiler diye bir komisyon var. Buraya üye olmanı istiyoruz dediler.” Onunla birlikte Demetrius adında bir de Yunan üye alınır komisyona: “Sözümona bizi gözlemleyecekler. Demetrius en yakın arkadaşlarımdan biri oldu. Derken Enver Sedat İsrail’e gitti.” Sedat’ın İsrail parlamentosu Knesset’te söylediği bir cümle Volkan’ın bundan sonraki hayatının da seyrini değiştirir: “Araplarla İsraillilerin arasındaki sorunun yüzde 70’i psikolojik’ deyince bu komisyona para geldi. Nereden geldiğini tahmin ediyorum, ki Amerikan hükümetinden geldi. Tıbbi vakıflar var orada. Para o kanaldan bize geldi. Dediler ki ‘Gidin bu işe bakın, İsrail-Filistin arasındaki psikolojiyi inceleyin.”

Vamık Volkan, komisyonda henüz yenidir. Komisyon 1979’da Araplarla İsraillileri üst seviyede bir araya getirerek çalışmaya başlar. Ama heyette ilk başlarda korku vardır: “Çok korktular. Nasıl olur bunlar? Hiç kimse bir şey bilmiyor. Bana dediler ‘Sen Kıbrıs hakkında bir konuşma yap bunlara. Ve öyle girelim’ O gün de çok hastaydım. Midem bozuktu. Gidip kusuyor tekrar geliyordum. Araplarla İsrailliler böyle oturmuşlar yüzüme bakıyorlar. Kıbrıs’la alakaları yok. Ondan sonra anladık ki öyle şeye ihtiyaç yok, onlar kendileri konuşmak istiyor. Bunları bir araya getirdiğin zaman bağırdılar çağırdılar, bilmem neler...” Komisyon Mısırlı ve İsrailli katılımcıların bir araya gelmelerini gözlemler. Sonra buna Filistinlilerin katılımı da düşünülür: “Amerikalı komisyon başkanı biraz paranoiddi tahmin ediyorum. Bundan korktu bu. İsviçre’deyiz. Bir gece yarısı telefon etti. Bir bahane ile ‘Bu komisyonun başkanı sen ol’ dedi. Böylece ansızın komisyonun başkanı oldum.”

Vamık Volkan ve bu ekip, bazen 30 bazen 40 kişiden oluşan katılımcı grupların bir araya gelmesiyle gözlemler yapar: “Bu düşmanlar bir araya geldiği zaman psikolojileri nasıl oluyor? Böylece başladım düşünmeye, görmeye, yazmaya. Başka türlü, akademik bir şekilde bunu anlamaya çalıştık. Bu 1986’ya kadar sürdü. Çok önemli idi. Keşke bitmeseydi. Bugün Arap-İsrail meselesi benim kafama göre başka türlü çözülür, başka bir şey olurdu.”
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.9 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!