Nedir? Ansiklopedi...
Mayıs 26, 2012, 03:10:55 ÖS *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: SMF - Just Installed!
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Osman Altuğ Kimdir ? Hakkında , Biyografi  (Okunma Sayısı 606 defa)
yaramazadam
:::...GoRgİaS...:::
Administrator
Hero Member
*****
Mesaj Sayısı: 1292


yaramazadam_06@hotmail.com
Üyelik Bilgileri Site E-Posta
« : Haziran 25, 2009, 12:46:16 ÖÖ »

Doğum Tarihi ve Yeri: 1946, Yozgat
Lisans Derecesi: İstanbul Academy of Eco. and Comm. Sciences, 1968
Doktora Derecesi: İstanbul Academy of Eco. and Comm. Sciences, 1972
Doçentlik: İstanbul Academy of Economics and Comm. Sci., 1978
Profesörlük: Marmara Üniversitesi, 1988
Akademik İlgi Alanları : Cost Accounting, The Underground Economy, Informal Economic Activity

Sayın Altuğ, sizin dilinizden kendinizi bize tanıtır mısınız?

Bana hayatımın en zor sorusunu sordunuz. Ben daha beni bilemedim. İnsanoğlu en fazla ana rahminde rahat eder. Bu sorunuzla beni 1946 yılında doğduğum Yozgat'ın Aşağı Nohutlu mahallesine götürdünüz. İlkokul 4.sınıfa kadar Yozgat'da Sakarya İlkokulunda okudum. Yozgat'ta evimiz hükümet konağının yanındaydı. Rahmetli dedem kurtuluş savaşına katılmış. Ölümle burun buruna gelmiş. Babam evin bir oğlu olduğundan yanından ayırmak istemiyor. Tarla, tahıl, bağ ve bahçe bol. Ancak Babamın sağlık sorunu ve ticaret gayesiyle İstanbul'a taşındık. İlkokulu İstanbul Cankurtaran İlkokulunda, Ortaokulu İstanbul Erkek Lisesi'nde tamamladım. Daha sonra Beyoğlu Ticaret Lisesine kaydoldum. Ticaret Lisesinde hem okudum hem de çalıştım. Fabrikada çalışırken, üretmeyi ve paylaşmayı öğrendim. Okulları hep birincilikle bitirdim.

ORTA ANADOLU BETONDUR

Yozgat tarihe isyan hareketleriyle geçmiş bir ilimiz. Siz de çikişlarinizla bu isyancilardan biri misiniz?

Orta Anadolu betondur. Anadolu insanı sabırlıdır. Sabırlı olduğu için yük devamlı buraya biner. Ancak sabrı taştığı anda her tarafı yakar ve yıkar. Büyük isyanlar Yozgat'tan çıkmış. Sizin söylediğiniz manada bir isyancı değilim. Benimkisi başka bir isyan...

Size çağdaş isyancı diyebilir miyiz?

Evet. Öyle diyebiliriz. Aslında ben çaresizlerin çaresi ve isyanıyım. Bütün okulları birincilikle bitirdim. Girdiğim sınavlardan da birincilikle çıktım. Benim hayatımın hiç bir noktasında koltuk değneği yoktur. Kimseden destek almadım. Uzun yıllar lisanslı olarak top koşturdum. Futbolda ki deneyim bana ekip çalışmasını öğretti. Nasıl gol atılacağını öğretti. Kayak yaparım ve yapmayı da severim. Kayak sporu yoluyla da, dağ, taş, dere tepe kimseden yardım almadan gitmeyi öğrendim.

Türkiye'de yapılan işçi ile işveren arasındaki ilk toplu sözleşmede benim imzam var. Ticaret Lisesi'ni yeni bitirmiştim. Ancak diplomamı henüz almamıştım. Fabrikada çalışıyorum. Fabrika müdüründe patronu vekalet eden belge yokken ben de vardı. Bu bir güven meselesi. Türkiye Tekstil Sendikasına bağlı 175 işçi ile işvereni temsil eden ben İstanbul Ticaret Odası'nda Türkiye'nin ilk toplu sözleşmesine imza attım.

Fabrikada çalışıp üretirken, üniversitede okumayı düşünmüyordum. Üniversitede okumayı aptallık olarak görüyordum. Üretiyor, mal satıyor ve kazanıyordum. Çünkü param vardı, arabam vardı, neden üniversitede okuyacağım diye düşünüyordum. Daha sonra yüksek okul okunması gerektiğine inandım ve İstanbul İktisat Fakültesine birincilikle girdim ve birincilikle mezun oldum.

Mesleki bilgilerinizi nasıl geliştirdiniz?

Benim hayatım danışmanlıkla doludur. Türkiye'de irili ufaklı birçok holdingin kuruluşunda bedeli mukabilinde görev yaptım. Bizim meslekte görerek, yaparak öğrenme esastır. Meslekte yöneticilik yaparken, teorinin pratikte ki yansımasını görerek, yaparak öğrendim. 1980'den sonra danışmanlığını yapmadığım hiç bir hükümet olmadı. Bakanlık ve başbakanlık seviyesinde... Rahmetli Adnan Kahveci'ye de danışmanlık yaptım. Bir sürede Polanya'da danışmanlık yaptım. O günlerde Nokta dergisi benim hakkımda şöyle bir yazı yayınlamıştı:"'u, Özal 450 kilometreden göremedi. Polanyalılar 4500 kilometreden gördüler. Polonyalılar 'yu 4500 kilometreden alıp götürdüler."

ÖZAL'IN TEKLİFİNİ GERİ CEVİRDİM

Bu kadar bilginizi neden siyasete girerek değerlendirmiyorsunuz?

Sayın Özal parti kurarken, kurucu olmam için teklif etti. Ben kabul etmedim. Sayın Özal'ın teklifini geri çevirdim. Türkiye'deki negatif siyaset anlayışına hiç alışamadım. Ben virajı alamadığım için hangi partiye gitsem onlara zarar veririm, diye düşünüyorum. Hayatımın hiç bir noktasında hiç bir partinin ne partizanı oldum ne de üyesi. Türkiye'de siyasetin finansmanını kim yapıyorsa, siyaset onun siyasetidir. Siyasetin finansmanına halkı sokmayan, onu ortak etmeyen bir anlayış var. Siyaseti parası olanlar yapıyor. Parası olanlardan da kaynağını soramıyorsunuz. Sorulması da yasal olarak mümkün değil.

Siyasi partiler seçim kampanyası yapıyorlar, seçim kampanyasını kim yapıyor, kaça yapıyor, nasıl yapıyor kimse sormuyor ve soramıyor. Türkiye'de halkın seçme hakkı var da seçilme hakkı yok. Çünkü parası yok. Türkiye'de demokrasi adeta parakrasiye dönüşüyor. O zaman parası olanlar siyaset yapıyor. Parası olanlar konuşuyor. Ben buna üç kağıt ekonomisi diyorum. Bu üç kağıt ekonomisi üç şeyden oluşuyor:borsa, faiz ve dolar. Pekiyi üretim nerede. Yok.

Üretimi kim istemiyor?

Efendim üretimi herkes ister. Ancak sistem adeta üretenleri cezalandırıyor. Müteşebbislerin önündeki tüm engelleri kaldırmamız gerekir. Türkiye'de kayıt dışı ekonominin hem tertipçisi, hem teşvikçisi, hem destekçisi, hem de şikayetçisi devleti yönetenlerdir. Onların modeli bu. Bakın, Türkiye'de herkesi ve her kesimi vergi mükellefi yapmadık. Herkese her çeşit masrafını vergi matrahından indirme hakkı vermedik.

Ekonomiyi hamiline yazılılıktan nama yazılı hale getirmedik. Müteşebbisin önünde en büyük engellerden birisi olan enflasyon muhasebesi sistemine geçmedik. Bütün serbest pazar anlayışını allak bullak eden bir uygulama içerisine girdik. Serbest pazar ekonomisi iki ayaklıdır: Birinci ayak, serbest bırak. İkinci ayak, kontrol ayağıdır. Türkiye birinci ayağı çalıştırdı; ama ikinci ayağı reddetti, ne kadar kontrol tedbiri varsa kaldırdı. Bunun anlamı, vergi almayacağım, isteyen versin, istemeyen vermesin.

MİLLETVEKİLLİK FAHRİ YAPILMALI

Her şeyi kayit içine aldiginizda küçük esnaf nefes alamaz duruma gelmez mi?

Efendim, herkesten vergi alacaksınız. Ama herkesten az vergi alacaksınız. Küçük esnafta büyük esnafta nefes alır. Biraz öncede belirtim; en küçük esnaf defter tutar; ama siyasi partilerin sadece genel merkezlerinde -sözüm ona- bir hesap vardır, il, ilçe, belde yönetimleri katiyen hesaba, kitaba, makbuza falan tabi değildir.
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.9 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!