Duyurular
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: William Harvey  (Okunma Sayısı 489 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« : Temmuz 28, 2007, 10:34:31 ÖS »

(1578-1657) Astronomide Kopernik'in, fizikte Galileo'nun başlattığıdevrimci atılımı tıpta Harvey gerçekleştirir. Kan dolaşımı üzerindekiçalışmasıyla bilim tarihine geçen Harvey, yalnız bu çalışmasıyla değil,tıp alanında yerleşik önyargıları kırmakta gösterdiği dirençle de öncükişiliğini kanıtlamıştır. Özel yaşamı renksiz ve tekdüze geçenHarvey'in bilim adamı olarak büyüklüğünü iki özelliğinde bulmaktayız:

(1) Gerçeğin, kökeni hangi otoriteye dayanırsa dayansın önyargılarda değil, nesnel gözlem verilerinde olduğu inancı;

(2) Dini inançlardan kaynaklanmış bile olsa her türlü bağnazlığa karşı durma cesareti.

Yaşadığı dönemde büyücülük, resmi yasağa karşın, halk kesiminde yaygınbir uygulamaydı. O sırada yıkıma yol açan büyük bir deniz fırtınasındanhükümet büyücüleri sorumlu tutmuştu. Bu gerekçe ile yakalanan bir grupsavunmasız zavallı insanı ölüm cezasından Kral'ın başhekimi Harveykurtarır. Harvey'in, doğal yıkımlarla"büyücülük" denen pratiğin birilişkisi olmadığına başta Kral olmak üzere yetkilileri inandırmasıkolay olmamıştı, kuşkusuz.

İngiltere'de küçük bir kasabada l Nisan günü dünyaya gelen Williamçocukluğu boyunca arkadaşlarının, "Nisan Balığı" sataşmalarına hedefolmuştu. Varlıklı babası aynı zamanda kentin belediye başkanıydı.William on beş yaşına geldiğinde üniversiteye girmeye hazırdı; sıkı birsınavdan geçerek Cambridge'e girmeyi başarır.

Bilimin diğer kollarında olduğu gibi tıpta da gözlem ve deneyin ağırlıkkazanmaya başladığı dönemdi bu! Öyle ki, üniversite'ye ilk kez, ölümcezasına çarptırılan iki suçlunun cesetleri üzerinde inceleme yapmaizni verilmişti. William'ın tıp alanında yaşam boyu yoğunlaşan ilgisi,işte teşrih masasındaki bu incelemeye katılmasıyla başlar.

Ortaçağ boyunca astronomi ile tıp ön planda tutulan başlıca ikiçalışmaydı. Astronominin büyük otoritesi Ptolemy, Aristoteles'çidüşüncenin dokunulmaz simgesiydi.

Tıp'ta ise öğretisi tartışmasız kabul edilen otorite Bergamalı Galen(M.S. 131-201) idi. Roma imparatoru Marcus Auerius'un hekimi olanGalen, özellikle anatomi alanındaki çalışmalarıyla ünlüydü. O zamaninsan cesedi üzerinde incelemeye izin yoktu. Galen ister istemezçalışmalarında domuz, köpek, maymun gibi hayvan ölüleriyle yetinmekzorundaydı. Bu yüzden, incelemeleri sınırlı kalmanın ötesinde birtakımyanlışlıklara düşmekten kurtulamaz.

Rönesans döneminde insan cesedi üzerinde inceleme serbest bırakılmıştı.Ancak anatomi profesörleri teşrih işini asistanlarına bıraktıkları içinönemli bir ilerleme sağlanamıyor, Galen öğretisi etkisini sürdürüyordu.

Bu geleneği ilk sorgulayan bilim adamı Andreas Vesalius olur. PaduaÜniversitesi'nin 23 yaşındaki bu genç profesörü (1514-1561) teşrihçalışmalarını kendisi üstlenir, inceleme yöntem ve araçlarınıgeliştirmede önemli adımlar atar. "İnsan Vücut Yapısı Üzerine" adlıyapıtında gözlem ve bulgularını ortaya koyan Vesalius, Galenöğretisinde saptadığı yanlışlıkları belirtmekten de geri kalmaz.

Anatomi gözlemsel bir bilim olma yoluna onunla girer. Ne var ki,Vesalius fizyolojideki çalışmalarında aynı başarıyı gösteremez. O dageleneksel öğretiye uyarak vücuda alınan besinin önce karaciğerde"doğal ruh" kazandığı, sonra kalpte yaşamsal ruha, beyinde isehayvansal ruha dönüştüğü inancındaydı.

Gerçek bir nesne olmaktan çok bir özellik saydığı hayvansal ruhu, sinirsistemi aracılığıyla, bedensel devinim ve davranışları düzenleyen birgüç olarak algılıyordu. "Metafiziksel" diyebileceğimiz bu türsaplantılarına karşın, Vesalius'un bir gözleminin bugün de geçerliğinikoruduğu söylenebilir: "Beynin yapısına gelince, şimdiye dekincelediğim maymun, köpek, kedi vb. dört ayaklı hayvanların nerdeyseayrıntılarda bile insanla benzerlik içinde olduğunu gördüm."

Harvey, Cambridge'de başladığı tıp öğrenimini, Vesalius ve Galileo'nunadlarıyla ün kazanan Padua Üniversitesi'nde sürdürür. Ama genç bilimadamı aradığını bulamaz: Vesalius'un açtığı çığır ölümünden sonra terkedilmiş, Galen öğretisi yemden egemenliğini kurmuştu. Hayal kırıklığınauğrayan Harvey duruma katlanır, diplomasını alıncaya dek tepkisiniortaya koymaz.

Ülkesine döndüğünde, öğrenimine ara verdiği üniversitesi onu öğretimgörevlisi olarak kabul eder. Esmer ve çelimsiz Harvey büyük biristençle koyulduğu çalışmasında sergilediği başarı ve üstün yeteneğiyleçok geçmeden öncü konumuna gelir. Aynı zamanda Saray'ın başhekimidir.Kral Birinci Charles'ın Cromwel karşısında yenilgiye uğrayıp idamedilmesine karşın, Harvey saygınlığını yitirmez, araştırmalarını dahayoğun bir çabayla sürdürür. Şimdi sorulabilir: William Harvey'i biliminöncüleri arasına yücelten başarısı neydi?

Bu soruya vereceğimiz yanıt iki nokta içermektedir. İlk nokta Harvey'intitiz ve sabırlı bir gözlemci olarak verdiği örnektir. Kalbin yapı veişleyişine ilişkin yerleşik öğreti önyargıya dayanan hatalarlayüklüydü. Örneğin, damarlardaki kanın maviye çalması, arterlerdekikanın ise açık kırmızı olması iki ayrı sistem olarak algılanmıştı.Ancak kanın bir sistemden diğerine nasıl geçtiği bir sorundu.

Galen ve onu izleyenler geçişi, septum'un (kalbi ortadan ikiye bölendikey duvarın) ince gözenekli bir doku olduğu varsayımıylaaçıklamışlardı. Oysa septum hiç bir sızıntıya elvermeyen katı biryapıya sahiptir. Düzeltilmesi gereken bir başka hata da, kanın akışınısağlamak için kalple birlikte arterlerin de genleştiği inancıydı.

Değineceğimiz ikinci nokta, Harvey'in inceleme yöntemidir. Hayvanlarıcanlı olarak incelemeyi ilk kez Harvey denemiştir. Göğüslerim açarakkalbin atışını doğrudan gözlemliyordu. Kalp değişimli olarak atan veduran bir işleyiş içindeydi. Eline aldığında kalbin gene nöbetleşesertleşip gevşediğini duyumsuyor; sertleştiğinde organın kasılıpsolgunlaştığını, gevşediğinde genişleyip kırmızılaştığını görüyordu.

Gözlemleri sonunda onu şöyle bir yargıya ulaştırır: Kalp "içi boşluk"pompa gibi çalışan bir kastır; öyle ki, eyleme geçtiğinde iç boşluğudaralmakta ve kan dışa yönelik akışa geçmektedir; gevşediğinde ise tamtersine kan genişleyen iç boşluğa dönmektedir.

Kalbin kasılmasıyla atar damarların kan taşıma dışında nabız atışı daverdiğini belirleyen Harvey, taşınan kanın miktarını da saptama yolunagider. Kalbin her atışında yaklaşık 30 gram kan pompaladığını hesaplar(Bu, dakikada 72 vuruş olduğuna göre bir dakikada yaklaşık 5 litre, birgünde 6200 litre demektir).

Şaşırtıcı bulduğu bu olguyu Harvey açıklamadan duramazdı. Bu kadar çokkanın pompalanması ancak çevrimsel bir akışla olasıydı. Öyleyse, kandolaşımı hipotezi açıklayıcı tek seçenekti onun için. Bu açıklamadakalbin çalışması, her türlü gizemli güçlerden uzak, salt mekanik birişleyiş olarak algılanmıştır (Kan dolaşımı hipotezinin olgusal olarakdoğrulanması mikroskopun icadını bekler. İtalyan bilgini Malpighi1661'de mikroskopla kurbağa akciğerinde, atar damarlarla toplardamarların, kılcal damarlar aracılığıyla biribirine bağlı olduğunusaptar).

Harvey incelemelerini daha ileri götürerek, damarların kanın akışınatek yönlü geçit verdiğini belirler. Bu geçitler "çek-valf işlevi görenkanatlarla donatılmıştır. Kanatlar atar damarlarda kanın vücudaakışını, toplar damarlarda kalbe dönüşünü sağlamaktadır.

Harvey kan dolaşımına ilişkin buluşunu 1628'de Latince yazdığı küçükbir kitapta (Hayvanlarda Kalp ve Kan Devinimine İlişkin Anatomik BirTez) ortaya koymuştu. 1651'de yayımlanan ikinci kitabı embriyolojikonusunda Antik Çağdan o güne uzanan yaklaşık iki bin yıllık dönemdeyapılan en önemli incelemeyi içeriyordu.

Gerçeği önyargılarda değil, nesnel gözlem verilerinde arayan, kutsal dasayılsa dogmalara boyun eğmeyen Harvey, bilimdeki başarılarının yanısıra özgür araştırma geleneğinin kurulmasında ödün vermez kişiliğiylede bilim tarihinde saygın yerini almıştır.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.9 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC | Ve Theme Design By Cadosoas