Duyurular
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Türklerin Asilliği....  (Okunma Sayısı 817 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
celluze
Ziyaretçi
« : Temmuz 27, 2008, 11:17:29 ÖS »

1957 Yılında İstanbul Tıp Fakültesi'nden mezun olup ihtisas yapmaküzere ABD'ye giden Doktor Ömer Muşluoğlu* görev yaptığı hastanedebaşından geçen çok enteresan bir hadiseyi şöyle anlatmaktadır:

Amerika 'ya gittiğim ilk yıllar. New York’ta* Medical Center Hospital'da görev almıştım. Fakat vazifem kan almak* kan vermek* serum takmak*elektrokardiyografi çekmek gibi işler.. Hastaya o kadar önem veriyorlarki yeni doktorlar hemen direkt olarak hasta muayenesine* tedavisineverilmiyor. Diğer zamanlarda da laboratuvarda çalışıyorum. Bir hastayagittim. Yaşlıca bir adam* tahminen yetmiş beş yaşlarında.


—Kan vereceğim kolunuzu açar mısınız? Dedim.

Adamcağız kanserdi ve aynı zamanda kansızdı. Kolunu açtım* baktımpazusunda bir Türk bayrağı dövmesi var. Çok ilgimi çekti* kendisinesormadan edemedim:

-Siz Türk müsünüz?
—Kaşlarını yukarıya kaldırarak "hayır" manasına bir işaret yaptı.
—Ama ben hala merak ediyorum. "Peki* bu kolunuzdaki Türk bayrağı nedir?"
-"Aldırma öylesine bir şey işte" dedi.

Ben yine ısrarla: "Fakat benim için bu çok önemli* çünkü bu benim milletimin bayrağı* benim bayrağım..."

Bu söz üzerine gözlerini açtı. Derin derin yüzüme baktı ve mırıltı halinde sordu:

-Siz Türk müsünüz?
—Evet Türk'üm.

İhtiyar gözlerime tanıdık bir göz arıyor gibi baktı. Anlatmaya başladı:

"Yıl 1915. Çanakkale diye bir yer var Türkiye'de. Orada savaşmak üzerebütün Hıristiyan devletlerden asker topluyorlardı. Ben* AvustralyaAnzaklarındandım. İngilizler bizi toplayıp dediler ki: 'Barbar TürklerHıristiyan dünyasını yakıp yıkacaklar. Bütün dünya o barbarlara karşıcephe açmış durumda. Birlik olup üzerine gideceğiz. Bu savaş çokönemlidir. ' Biz de inandık sözlerine ve savaşmak isteyenler arasınakatıldık. Beynimizi yıkayan İngilizler Türklere karşı topladığıaskerlerin tamamını Çanakkale'ye sevk ediyormuş. Bizi gemilere doldurupMısır'a getirdiler* orada birkaç ay talim gördük* sonra da bizi alıpÇanakkale'ye getirdiler. Savaşın şiddetini ben ilk orada gördüm. Öyleki denize düşen gülleler suları metrelerce yukarı fışkırtıyor*gökyüzünde havai fişekler geceyi gündüze çeviriyordu.

Her taarruzda bizden de Türklerden de yüzlerce insan hayatınınbaharında can veriyordu. Fakat biz hepimiz Türklerdeki gayret vecesareti gördükçe şaşırıyorduk. Teknolojik yönden çok çok üstünolduğumuz gibi sayı bakımından da fazlaydık. Peki* onlara bu cesaret vekuvveti veren şey neydi? İlk başlarda zannediyordum ki İngilizlerinbize anlattığı gibi Türkler barbarlıktan böyle saldırıyorlar. Meğer bubarbarlıktan değil* kalplerindeki vatan sevgisinden kaynaklanıyormuş.Biz karaya çıktık. Taarruz edeceğiz* bizi püskürtüyorlar. Tekrartaarruz ediyoruz* bizi gene püskürtüyorlar. Tekrar taarruz ediyoruz.Derken böyle bir taarruzda başımdan yediğim bir dipçik darbesiylekendimden geçmişim.

Gözlerimi açtığımda kendimi yabancı insanların arasında buldum. Nasılkorktuğumu anlatamam. İngilizler bize Türkleri barbar* vahşi kimselerolarak tanıttı ya... Ama dikkat ettim* bana hiç de öfkeli bakmıyorlar*yaralarımı sarmışlar. İyice kendime gelince bu defa çantalarındabulunan yiyeceklerden ikram ettiler bana.

İyi biliyorum ki onların yiyecekleri çok çok azdı. Bu haldeyken bilekendileri yemeyip bana ikram ediyorlardı. Şoke oldum doğrusu. Dedim kikendi kendime:

-Bu adamlar isteseler şu anda beni öldürürler* ama öldürmüyorlar...Veyahut isteseler önceden öldürebilirlerdi. Hâlbuki beni cepheningerisine gotürdüler. Biz esirlere misafir gibi davranıyorlardı.

Bu duygularla

—Yazıklar olsun bana! Böyle asil insanlarla ben niye savaşıyorum* niye savaşmaya gelmişim?
Bu İngiliz milleti ne yalancıymış* ne kadar Türk düşmanıymış! diyerekpişman oldum. Ama bu pişmanlığım fayda etmiyor ki... Bu iyiliğe karşıne yapsam diye düşündüm durdum günlerce.
Nihayet bizi serbest bıraktılar. Memleketime döndüm. İşte memleketteTürk milletini ömür boyu unutmamak için koluma bu Türk bayrağıdövmesini yaptırdım. Bu bayrağın esrarı bu işte.

Benim gözlerim dolu dolu ihtiyara bakarken o devam etti:

Talihin cilvesine bakın ki* o zaman ölmek üzere iken yaralarımıiyileştirerek* sıhhate kavuşmama çaba sarf eden Türkler idi. Şimdi deAmerika gibi bir yerde yıllar sonra yine iyileştirmeye çaba sarf edenbir Türk...
Ne garip değil mi? Avustralya 'dan Amerika'ya gelirken bir Türk ilekarşılaşacağımı hiç tahmin etmezdim. Siz Türkler gerçekten çokmerhametli insanlarsınız. Bizi hep kandırmışlar* buna bütün kalbimleinanıyorum.

Peşinden nemli gözlerle
—Bana adınızı söyler misiniz?" dedi.
—Ömer" cevabını verdim. Merakla tekrar sordu:
—Peki* niçin Ömer ismini vermişler sana?
—Babam Müslümanların ikinci halifesinin isminden ilham alarak bana Ömer adını vermiş."
—Senin adın Müslüman adı mı?
—Evet* Müslüman adı deyince yüzüme baktı* doğrulmak istedi. Onunyatakta oturmasına yardım ettim. Gözleri dolu doluydu. Yüzüme bakarakdedi ki:
—Senin adın güzelmiş. Benim adım şimdiye kadar Josef Miller idi* şimdiden sonra "Anzaklı Ömer" olsun.
—Olsun dedim.
—Peki* doktor beni Müslüman eder misin? Müslüman olmak zor mu ?"

Şaşırdım* nasıl da birdenbire Müslüman olmaya karar vermişti. Meğer obunu hep düşünüyormuş da kimseyle konuşup soramadığı içingerçekleştirememiş..

—Tabii dedim. "Müslüman olmak çok kolay." Sonra kendisine imanın veİslam’ın şartlarını anlattım* kabul etti. Hem kelime-i şahadetgetiriyor* hem de ağlıyordu..

Mırıldandı:

—Siz Müslümanlar tespih çekersiniz* bana da bir tespih bulsan da ben deyattığım yerden tespih çekerek Allah'ımı ansam olur mu? Bu sözden deanladım ki dedelerimiz savaş esnasında Hakk'ı zikretmeyi ihmaletmiyormuş. Hemen bir tespih bulup kendisine getirdim. Hasta yatağındatespih çekiyor* biz de tedavisiyle ilgileniyorduk. Bir gün yanınagittiğimde samimi bir şekilde rica etti.

—Beni yalnız bırakma olur mu?

—Ne gibi Ömer amca?

—Ara sıra gel de bana İslamiyeti anlat! Sen çok güzel şeylerden bahsediyorsun. O sözleri duydukça kalbim ferahlıyor."

O günden sonra her gün yanına gittim* bildiğim kadarıyla dinimizianlattım. Fakat günden güne eriyip tükeniyordu. Kaç gün geçti tamhatırlamıyorum* hastanenin genel hoparlöründen bir anons duydum;

-Doktor Ömer* lütfen 217 numaralı odaya gelin!

Hemen yukarı çıktım.

Ömer amcanın odasına vardığımda gördüğüm manzara aynen şöyleydi:

Sağ elinde tespih* açık duran sol kolunun pazusunda dövme Türk bayrağı*göğsünde imanı ile koskoca Anzaklı Ömer son anlarını yaşıyordu. Hemenbaşucuna oturdum* kendisine kelime-i şahadet söylettirdim* o şekildekucağımda teslim-i ruh etti...

Bir Çanakkale gazisi görmüştüm. Yıllar sonra da olsa Müslüman TürkMilletine olan sevgisi sayesinde kendisine iman nasip olmuştu...
Kayıtlı
çatlaxx
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 703


((((Tr)(hLLı))))


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Temmuz 28, 2008, 12:05:16 ÖÖ »

Mthşşş bi hikayeee bunuu biLİyrdumm...ççççooooo......oooooooooooookkk TşkLer..=))
Kayıtlı

Siyah SaçLrım Beyaz TeLLerLe DoLsa Hayatım Tribünde SoLsa Eğer ÖLüme Sebep KARTAL ASKIYSA Razıyım Mezarm İNÖNÜDE OLsun..<33
celluze
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : Temmuz 28, 2008, 12:36:49 ÖÖ »

rica ederim...
Kayıtlı
no_fear_06
:::...gOrGiAs...:::
Global Moderator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1 574


düŞmAn kElİmEsİnİN AnLmInI DoStLaRıMdAn öGrEnDiM


Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #3 : Temmuz 28, 2008, 02:11:43 ÖS »

harika bunu bbende daha önce okumuştum
Kayıtlı
seyma.1188
Müdavim
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 313


Öldük Ölümden Bi'şeyler Umarak**


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Temmuz 28, 2008, 06:13:44 ÖS »

paylşm için teşklr
Kayıtlı
celluze
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : Temmuz 28, 2008, 09:12:32 ÖS »

rica ederim...
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.9 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC | Ve Theme Design By Cadosoas