Duyurular
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Türeyis Destani  (Okunma Sayısı 532 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« : Temmuz 24, 2007, 07:25:41 ÖS »

Eski Hun beylerinden birinin çok güzel iki kızı vardı. Bu bey kızlarıile ancak Tanrıların evlenebileceğini düşünüyordu. Bu sebeble ülkesininkuzey tarafında yüksek bir kule yaptırarak iki güzel kızını Tanrılarlaevlenmek üzere buraya yerleştirdi.

Bir süre sonra kuleye gelen bir kurdun Tanrı olduğu düşüncesiyle kızlarbu kurtla evlendiler. Bu evlenmeden doğan Dokuz Oğuzların sesi kurtsesine benzerdi. Göç Destanı Uygurların yurdunda "Hulin" isimli bir dağvardı. Bu dağdan Tuğla ve Selenge isimli iki ırmak çıkardı. Bir geceoradaki bir ağacın üzerine gökten ilâhi bir ışık indi. iki ırmakarasında yaşayan halk bunu dikkatle izlediler. Ağacın gövdesindeşişkinlik oluştu, ilâhi ışık dokuz ay on gün şişkinlik üzerinde durdu.Ağacın gövdesi yarıldı ve içinden beş çocuk göründü. Bu ülkenin halkıbu çocukları büyüttü. En küçükleri olan Buğu Han büyüyünce hükümdaroldu. Ülke zengin halk mutlu oldu. Çok zaman geçti. Yuluğ Tiğin isimlibir prens hükümdar oldu.

Çinlilerle çok savaştı. Bu savaşlara son vermek için Oğlu Galı Tiginibir Çin prensesi ile evlendirmeğe karar verdi. Çinliler , prensesekarşılık hükümdardan Tanrı dağının eteğindeki Kutlu Dağ adını taşıyankayayı istediler. Gali Tigin kayayı verdi. Çinliler kayayı götürmekiçin kayanın etrafında ateş yaktılar, kaya kızınca üzerine sirkedöktüler. Ufak parçalara ayrılan kayayı arabalara koyarak Çin'etaşıdılar. Memleketteki bütün kuşlar, hayvanlar kendi dilleriyle bukayanın gidişine ağladılar. Bundan yedi gün sonra da Gali Tigin öldü.Kıtlık ve kuraklık oldu .Yurtlarını bırakarak göç etmek zorundakaldılar.

Buraya kadar kısaca tanıtmağa çalıştığımız Türklerin ilk dönem edebîeserleri olan Yaratılış, Alp Er Tunga, şu, Oğuz Kağan, Ergenekon,Türeyiş ve Göç destanları bugünkü bütün Türk Cumhuriyet veTopluluklarının ortak destanları olarak kabul edilmektedir.

Büyük bir ihtimalle XV. yüzyılda yazıya geçirildiği kabul edilen "DedeKorkut Hikâyeleri" nin Hun-Oğuz Destan dâiresinden ayrılmış destanparçası olduğu görüşü oldukça yaygındır.

Dede Korkut Hikâyeleri ve bu hikâyelerin hem anlatıcısı hem dekahramanlarından biri olan Dede Korkut bütün Türk dünyasında ortakolarak tanınan sözlü ve yazılı gelenekte yaşatılan önemli eserlerdenbiridir. Türklerin X. yüzyılda büyük kitleler halinde islâmiyeti kabuletmelerinden ve Oğuzların büyük bir bölümünün batıya bugünkü Anadolutopraklarına göçmelerinden sonra gerek Orta Asyada gerek Anadolu ,Balkanlar ve Orta Doğuda, Türkler farklı siyasî birlikler içindeyaşamışlardır. X. yüzyıldan sonra teşekkül eden destanlardan Köroğludışındakiler Türk topluluk ve guruplarının iletişimleri ölçüsündeyaygınlaşmıştır. Köroğlu destanı XVI. yüzyılda Anadolu'da teşekkületmiş ve hemen hemen bütün Türk dünyası tarafından benimsenmiş veçeşitlenerek yaşatılmaktadır.

İslâmiyetin Kabulünden Sonraki Türk Destanları Karahanlı hükümdarıSatuk Buğra Han X. yüzyılda islâmiyeti resmen devlet dini olarak kabuletmiştir. islâmiyetten sonra ilk teşekkül eden destan da bu hükümdarınislâmiyeti kabul ve yaymak için yaptığı mücadelelerin efsanelerlezenginleştirilerek anlatımıyla doğmuştur.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.9 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC | Ve Theme Design By Cadosoas