|
no_fear_06
|
 |
« : Temmuz 16, 2008, 12:24:27 ÖÖ » |
|
Marmara havzasında Boğazlarıçevreleyen bölgede başgösteren ayaklanmalar büyük ölçüde İngilizpolitikasından kaynaklanmıştı. İngiltere Boğazları uzun vadededenetiminde tutmak istediğinden bu bölgede tampon bölgeler oluşturmayıamaçlıyordu. Bunun için İstanbul Boğazı'nı doğuya doğru kapayacakAdapazarı, Hendek ve Düzce yöresindeki Kuva-yı Milliye'yi buralardanatmak ve İstanbul Hükümeti'ni bu bölgelere egemen kılmak istiyordu. Bunedenle İstanbul Hükümeti vasıtasıyla bu bölgelerdeki Kuva-yıMilliye'ye karşı kuvvetler oluşturmuş, ayaklanmalar çıkarmıştı. Nitekimkendisine böyle bir görev verilen jandarma binbaşılığından emekli AhmetAnzavur'un Biga-Gönen-Manyas yöresindeki ayaklanması 1 Ekim-25 Kasım1919 günleri arasında cereyan etti. Ayaklanma Yarbay Rahmi Bey veÇerkes Ethem kuvvetleri tarafından bastırıldı.
Anzavur'un aynı yöredeki ikinciayaklanması iki ay devam etti (16 Şubat-16 Nisan). Bu ayaklanmasırasında Akbaş cephaneliğini basan Köprülülü Hamdi Bey şehit edildi.Anzavur'un bu ayaklanma sırasında aralarında Şehzade CemaleddinEfendi'nin de yeraldığı bir nasihat heyeti kendisiyle Gönen civarındakiÇalıoba köyünde görüştü. Anzavur kendisine yapılan nasihatlara şusözlerle cevap verdi: "Benim burada abdest almadığım dere, dibindenamaz kılmadığım ağaç kalmadı. Başınızdaki şehzade de dahil olduğuhalde zabitler hepiniz gâvursunuz. Kuvva-i bagiyesiniz. Benim cemiyetimKuvva-i Muhammediyedir. Koynumda Mushaftır" Bu ayaklanma da Çerkes Ethemkuvvetlerince bastırıldı. Anzavur, Karabiga üzerinden deniz yoluylaİstanbul'a kaçtı. Ayaklanmada sarayın parmağının olduğu açıktı. Padişahkendisine 11 Nisanda paşalık rütbesi verdi. Diğer taraftan aynı günlerdeİstanbul Boğazı'nın doğusundaki bölgede I. Düzce ayaklanması (13Nisan-31 Mayıs 1920) başgöstermişti. Zira İzmir'den nakledilen 56.Tümen'in Bursa'da, 24. Tümen'in Geyve'de üslenmelerinden sonraAnkara'ya İstanbul'dan gelecek İngiliz Halife ve propagandası içinAdapazarı-Hendek-Bolu güzergâhından başka bir sokulma yolu kalmamıştı.Padişah VI. Mehmet Vahdettin Adapazarı ve Düzce yöresinin bazı ilerigelenlerini saraya davet etmiş, yapılan gizli toplantıda kendilerindensadakat yemini almıştı. Bu bölgeye iskân edilen Kafkasya göçmenlerisaraya çok sayıda kız verdiklerinden bundan maddî ve manevî çıkarsağlıyorlardı. Bu nedenle öteden beri saltanatı hedef alan hareketleretepki gösteriyorlardı. Ayrıca Şeyhülislam fetvası da dinlerine çokbağlı olan bu insanlar üzerinde fazlasıyla etkili olmuştu. İngilizlerbu bölgedeki particilik çekişmelerini istismar etmişler, daha Şubat1919'da Düzce ve Bolu'ya Hürriyet ve İtilafçılarla temas etmek üzerebeş subaylarını göndermişlerdi. Ayaklanma sırasında isyancılara destekve moral vermek amacıyla bazı savaş gemilerine bölgeye yakın Karadenizkıyılarında gösteri yaptırmışlardı. Ayaklanmayı bastırmak amacıylaharekete geçen XXIV. Tümen Komutanı Yarbay Mahmut Bey ve kurmay başkanı22 Nisanda şehit düşmüş, komuta ettikleri birlikler de dağılmıştı.İsyancılar bundan sonra Hendek ve Adapazarı'nı ele geçirmişlerdi.Ayaklanma Mudurnu ve Nallıhan üzerinden Beypazarı'na kadar yayılmış,Ankara üzerinde tehdit oluşturmuştu. I. Düzce Ayaklanması Batı'danSapanca ve Adapazarı üzerinden harekete geçen Refet Bey (Bele)komutalarındaki kuvvetlerce bastırıldı. Çerkes Ethem kuvvetlerininAdapazarı, Hendek ve Düzce'de ele geçirdiği elebaşılar idam edildi. Aynı bölgede 8 Ağustos-23 Eylül 1920 günleri arasında süren ikinci birayaklanma (II. Düzce Ayaklanması) Kuva-yı Milliye'nin çabaları ve AliFuat Paşa'nın gönderdiği arabulucuların yardımıyla önlendi. I. Düzce Ayaklanması'nınbaşlangıçta başarılı bir gelişme göstermesi İngilizleri ve İstanbulHükümeti'ni daha ileri adımlar atmaya sevketmişti. İsyancıların bölgeyekısmen egemen olmalarından sonra sıra Geyve Boğazı'ndaki veAdapazarı'nın kuzeyindeki Kuva-yı Milliye'yi yok etmeye gelmişti. Bukonudaki hazırlıklar daha I. Düzce Ayaklanması'nın ilk günlerindebaşlatılmış, İstanbul Hükümeti 18 Nisan 1920 tarihli bir kararnameyleKuva-yı İnzibatiye'nin kurulmasını kararlaştırmıştı. Ayrıca Anzavur gibi şöhretbudalası bir sergerde de hazır bekliyordu. Daha önce İzmitMutasarrıflığı yaptığından bölgeyi de iyi tanıyordu. Kendisine para,silah ve cephane desteği sağlanan Anzavur, Adapazarı yöresine giderekpropagandaya başlamış, kısa sürede taraflarını çoğaltmıştı. 10 Mayıs1920'de Adapazarı'na giderek 13 Mayısta Kandıra'yı işgal etmiş veböylece İstanbul-Ankara karayolunun denetimini ele geçirmişti. Anzavurdaha sonra stratejik önemi büyük olan Geyve Boğazı'na yöneldi. Buönemli geçit aşılabilirse Ankara yolu açılmış olacaktı. 15 MayıstaGeyve Boğazı'nda Ali Fuat Paşa'nın komutasındaki Kuva-yı Milliye'yesaldırdı. Geyve Boğazı'nı açma şerefinikimseyle paylaşmak istemediğinden Kuva-yı İnzibatiye'nin tamamınıbeklememiş, Sapanca'ya kadar gelebilmiş olan bir miktar kuvvetindesteğiyle yetinmişti. Çarpışmalar sırasında İstanbul'a zafer haberleriyağdırılmış, Harbiye Nazırlığı görevini de üstlenmiş olan SadrazamDamat Ferit Paşa İzmit'e kadar gelmişti. Anzavur dört gün sürençarpışmaların sonunda Kuva-yı Milliye'ye yenilmiş ve İstanbul'akaçmıştı. Anzavur'un başarısızlığından sonrabu bölgedeki Kuva-yı Milliye'yi yenebilmek için geriye tek şansı olarakKuva-yı İnzibatiye kalmıştı. Hilafet Ordusu olarak da adlandırılan veSüleyman Şefik Paşa'nın komutasında oluşturulah bu kuvvetinmensuplarına yüksek maaşlar verilmişti. Kuva-yı Milliye'ye mensup biryüzbaşının maaşı 40 lira kadarken Kuva-yı İnzibatiye yüzbaşılarına 90,başçavuşlarına 40, erlerine 30 lira maaş verilmesi kararlaştırılmıştı. Buna rağmen bu kuvvete katılanlardüşük seviyeli kişilerdi. Bazı birliklerine kasaplar ve duvarcıustaları subay, yankesici ve hırsızlar er olarak alınmışlardı. Açlık vesefalet yüzünden de katılanlar olmuştu. Kuva-yı İnzibatiye'ninAnzavur'un Geyve Boğazı saldırısına katılan birliklerinden önemliönemli bir bölümü daha sonra teslim olmuşlar ve Kuva-yı Milliye'yekatılmışlardı. İzmit'teki Kuva-yı İnzibatiye birliklerinden de süreklifirarlar olmuş, pek çok subay ve er silah ve cephaneleriyle birlikteKuva-yı Milliye'ye katılmışlardı. Süleyman Şefik Paşa'dan sonraİzmit ve Havalisi Komutanlığı'na atanan Suphi Paşa, 7 Haziran 1920'deAli Fuat Paşa ile temasa geçmiş, üzerlerine yürünüldüğü takdirde karşıkoymayacaklarını, silah ve cephane ve donatımlarıyla birliktekendilerine kmatılacaklarını bildirmişti. Kuva-yı Milliye'nin İzmityönündeki harekatı sırasında Kuva-yı İnzibatiye mensupları karşısındakikuvvetin Kuva-yı Milliye olduğunu anladıklarında "Bunlar düşman değildir, ateş etmeyelim, kim ateş emri verdiyse onu öldürelim"diyebağırmışlardı. Nitekim 14 Haziranda 2. Alay'dan Kuva-yı Milliye'yekatılan 170 er Kuva-yı İnzibatiye'ye ateş açmışlardı. Kuva-yıMilliye'ye ateşle karyılık veren Kuva-yı İnzibatiye topçusu İzmitgirişine sığınmak zorunda bırakılmıştı. Kuva-yı İnzibatiye'den geriyekalan birlikler gemilerle İstanbul'a taşınmış ve bunların çoğudağılmışlardı. Böylece İstanbul Hükümeti'nin Kuva-yı Miliye'ye karşıİngiliz desteğiyle oluşturduğu en büyük silahlı güç başarılı olamamış,kendiliğinden eriyip yok olmuştu
TBMM'nin açılışını takip eden günlerde Anadolu'nun muhtelif yörelerindeayaklanmalar başgöstermişti. Bunların bazıları özellikle Ankara'yıtehdit edebilecek bölgelerde cereyan etmişti. Yozgat ve yöresindebirbiri peşisıra başgösteren iki ayaklanma geniş bir alana yayılmıştı.Bu ayaklanmalarda nüfuzlu ve aynı zamanda Hürriyet ve İtilafçı bir aileolan Çapanoğullarının kışkırtmaları ve Kuva-yı Milliye'ye karşıaldıkları tavır etkili olmuştu. Ayrıca postacı Nazım da buayaklanmalarda etkili rol oynadı. 15 Mayıs 1920'de başlayan I. YozgatAyaklanması 27 Ağustos 1920'de, 5 Eylül 1920'de başlayan II. YozgatAyaklanması 30 Aralık 1920'de Kuva-yı Milliye tarafından bastırıldı. Afyonkarahisar bölgesinde halkıaskere gitmemeye, askeri ordudan kaçırmaya teşvik eden Çopur Musatopladığı kuvvetlerle 21 Kasım 1920'de Çivril'i basmış, üzerine kuvvetgönderilmesi üzerine Yunan Ordusu'na katılmıştı. Adeta Ankara'yı çevreleyen birkuşak üzerinde başgösteren bu ayaklanmalardan biri de KonyaAyaklanması'ydı. Konya'da 1920 Mayısı'nda gizli bir cemiyetin ortayaçıkarılıp kurucularının tutuklanmaları üzerine başlayan ilk ayaklanmakısa sürede bastırıldı. Ekim ayında Delibaş Mehmet'in önayak olduğugeniş çaplı bir ayaklanma başladı. İsyancılar Konya'yı ele geçirdi. 22Kasım 1920'ye kadar süren ayaklanma Refet Bey (Bele) komutasındakikuvvetlerce bastırıldı. Delibaş Mehmet Mersin'deki Fransızlara sığındı. Yine aynı günlerde Güneydoğu'daİngiliz ve Fransız kışkırtmalarından kaynaklanan bölücü amaçlıayaklanmalar görüldü. Bölgedeki bu türden hareketler daha 1919 yılıortalarında baş göstermişti. Aşiret reisi olan Ali Batı'nın Savur veMardin dolaylarına egemen olabilmek için 11 Mayısta başlattığıayaklanma 18 Ağustos'ta Ali Batı'nın öldürülmesiyle sona erdi. Garzanve dolaylarındaki Cemil Çeto olayı 7 Haziran 1920'de son buldu. MillîAşireti'nin Viranşehir dolayarında aynı nitelikteki ilk ayaklanması 19Haziran 1920'de, ikinci ayaklanması 7 Eylül 1920'de bastırıldı. Doğuda başgösteren bozguncuhareketlerin en önemlisi Amasyşa görüşmelerini takip eden günlerdebaşgösteren Şeyh Eşref Ayaklanması'ydı. Hart Olayı olarak daadlandırılan ve tipik bir irtica hareketi olan ayaklanma 26 Ekim1919'da başladı. Bayburt'un 20 km. kadar kuzeybatısındaki Hartbucağında oturan Şeyh Eşref daha 1908 yılında kendine özel bir tarikatkurmuş, etkisini Bayburt, Sürmene ve Erzurum dolaylarına kadaryaymıştı. Şeyh Eşref Bayburt, kaymakam ve müftusünün uyarılarına karşıçıkarak üzerine gönderilen askerî kuvvetleri etkisiz hale getirdi.Mehdi olduğunu ve kendisine kurşun işlemediğini iddia eden Şeyh Eşrefbu başarısından cesaret alarak müritleriyle birlikte Bayburt üzerineyürümeye başladı. 24 Aralık 1919 günü Har'ı kuyatan askerî birlikleremüritleriyle birlikte şiddetle karşı koydu. Ancak bir top mermisininŞeyh Eşrefle iki kızı, iki oğlu ve yanlarındaki beş müridini yoketmesiüzerine mürteciler teslim oldu. Bu ayaklanmadan bir yıl kadarsonra (Ekim 1920) Sivas, Erzincan ve Dersim yöresinde Koçkiriaşiretinin ayaklanması başladı. Bölücü unsurların kışkırttığı buayaklanma Merkez Ordusu'nun 11 Nisan'dan 17 Haziran 1921 tarihine kadardevam eden harekâtı sonunda bastırıldı.
Düzenli ordunun kurulduğu günlere rastlayan Çerkes Ethem ve DemirciMehmet Efe ayaklanmaları diğerlerinden farklı bir özellik taşımaktaydı.Çerkes Ethem Balkan Savaşı'na katılmış ve I. Dünya Savaşı'ndaTeşkilat-ı Mahsusa'da görev yapmıştı. Mondros Ateşkes Antlaşmasısonrasında kanun kaçağı bulunduğu bir sırada Rauf Bey'in (Orbay)tavassutu ile 8 Kasım 1918'de 61 adamıyla teslim olmuştu. DahiliyeNezareti'nin talimatıyla serbest bırakıldıktan sonra Kuva-yı Milliye'yekatılmıştı. Çerkes Ethem ve Demirci Mehmet Efe Kuva-yı Milliyeiçerisinde önemli hizmetlerde bulunmuşlardı. Ancak düzenli ordununkurulmasından sonra başlarına buyruk çalışmakta ısrar etmişler, bututumlarını her türlü uyarıya rağmen ayaklanmaya kadar vardırmışlardı.Bu davranışlarında üstlendikleri sorumluluğun gerektirdiği bir eğitimdüzeyinden yoksun oluşlardı önemli bir faktör olarak ileri sürülebilir.Çerkes Ethem ve kardeşleri Yunanlılara sığınmışlar, Demirci Mehmet Efekuvvetlerinin dağıtılması üzerine teslim olmuştu. Rum azınlığın Karadenizsahillerinde bir Pontus Rum Devleti kurmak amacıyla Samsun, Amasya veTokat dolaylarında başlattığı ayaklanma Yunanistatn ve Rum kilisesininkışkırtmalarından kaynaklanmıştı. 6 Aralık 1920'de başlayan ayaklanmakışkırtmalarından kaynaklanmıştı. 6 Aralık 1920'de başlayan ayaklanmaYunan ordusunun 1921 yazındaki kara ve deniz harekâtına paralel birgelişme göstermiş, böylece Türk ordusunun iki taraftan kuşatılmasıamaçlanmıştı. TBMM kuruluşundan itibaren bu konuyu önemle ele almış,Merkez Ordusu'nu kurmak ve kıyı kesimindeki şüpheli Hristiyan erkekleriiç kısımlara sevketmek suretiyle bu oyunu bozmuştu. Pontus AyaklanmasıYunan Ordusu'nun Batı Cephesi'nde kesin bir yenilgiye uğratılmasıylaciddi bir tehlike olmaktan çıkmış, ancak Pontus çetelerine karşıbaşlatılmış olan harekat yine de 6 Şubat 1923 gününe kadarsürdürülmüştü. Anadolu, İstanbul'un şeyhülislamfetvasına bir fetva ie cevap verdi. 16 Nisan 1920'de Ankara MüftüsüRıfat Efendi'nin (Börekçi) öncülüğünde 153 din adamının onayıylaşeyhülislam fetvasını geçersiz kılan bir fetva yayınladı. TBMM 29 Nisan1920'de Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nu kabul etti. Damat Ferit Paşa'yıvatan haini ilan ederek Türk uyruğundan çıkarıldı. İstanbulHükümeti'nin işlemleri geçersiz sayıldı. İstiklal Mahkemeleri kuruldu.TBMM Yunan Ordusu karşısındaki kuvvetlerden önemli bir bölümünüayaklanmaları bastırabilmek için görevlendirmek zorunda kaldı. Ayaklanmalar her türlü kırşkırtıcıpropagandaya rağmen halk çoğunluğunun desteği ve alınan tedbirlerinsonucunda millî kuvvetlerce bastırıldı. Bu sonuçla uzun süren kardeşkavgası sona erdi. TBMM'nin otoritesi güçlendi. İstanbul'daki yönetimingerçek içyüzü daha açık bir şekilde görülmüş oldu. Türk milleti bütüngücünü düşman karşısında seferber edebilme imkânına kavuştu.
|