Duyurular
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Saltanatın kaldırılmasında Atatürk’ün rolü  (Okunma Sayısı 504 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
no_fear_06
:::...gOrGiAs...:::
Global Moderator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1 574


düŞmAn kElİmEsİnİN AnLmInI DoStLaRıMdAn öGrEnDiM


Üyelik Bilgileri Site
« : Temmuz 16, 2008, 12:40:18 ÖÖ »

Neden üşürüz İnkılap Tarihi derslerinde? Ya da şöyle soralım: Genelolarak tarih dersleri hep sıkıcı olmak zorunda mıdır? Kabahathocalarımızda mı yoksa kitaplarda mıdır? Yoksa hepimiz mi suçluyuz?

Tekrarlana tekrarlana bilgiler şablonlaşmış, derslere mekanik biranlatım tarzı hakim olmuştur. Oysa bir imparatorluğun bünyesinden ulusdevlete geçilirken ne amansız alt üst oluşlar yaşanmış, hangi büyükbadireler atlatılmış, devrimleri yapanların olduğu kadar ona maruzkalanların beyinleri de bu yeni düzene hangi zorlanmalarla intibaketmiştir? Neresinden baksanız son derece ilginç bir dönem. Düşünün,daha harf devriminin sosyal psikoloji açısından doğru dürüst birincelemesi yapılamamıştır. Halbuki sırf bu ‘olay’, sosyalbilimcilerimiz için ne paha biçilmez bir kaynaktır, bilsek.
Gelin bugün iyi bildiğimiz bir olayı mercek altına tutalım. Saltanatın kaldırılması nasıl gerçekleşti?
Prof. Suna Kili’nin “Türk Devrim Tarihi”ne bakarsanız, saltanatınkaldırılması Atatürk devrimlerine dahildir. (Şimdi birileri kalkıp‘değil midir?’ demezsin sakın. Öyle olup olmadığını göreceğiz.) Prof.Kili’ye göre saltanatın kaldırılması “ulusal eylemin”, yani millimücadelenin ve 1921 anayasasının “doğal sonucudur”. Neden? Çünküanayasanın kabulünden 21 ay, 12 sonra TBMM saltanatın kaldırılmasınıgündemine almıştır. Yani daha önce veya daha sonra gündemine alsaydı bu‘doğal sonuç” ortaya çıkmayacak mıydı sayın hocam? Neyse, geçelim,çünkü daha ilk adımda sonuç ile nedenin mutlaka zamansal olaraköncelik-sonralık sırasıyla açıklanamayacağına dair Gazali ve Kant’ınsöylediklerine sarkma riski belirdi, onun için itirazlarımı buradakesiyorum.
Siz de sıkıldınız, biliyorum. Lakin bu iş böyle. Önümüzdeki metinleri redakte ederek gideceğiz doğruya.
Nerde kalmıştık? Ha, evet, TBMM saltanatın kaldırılmasını gündeminealmıştı. Sonra gündemle ilgili önerge üzerinde uzun tartışmalar olmuş,padişahı tutan milletvekilleri karşı çıkmışlar, nihayet önerge “MustafaKemal ve sekseni aşkın milletvekilince imzalanmış”. Konunun o tarihtegündeme gelmesine ise İstanbul’dan Sadrazam Tevfik Paşa’nın Lozan’abirlikte katılma isteği neden olmuş. Sonra? “Bu davranış iyideğerlendirilmiş, saltanatçı milletvekillerine karşın saltanatınkaldırılması oybirliğiyle kabul edilmiştir.”
Profesörümüze göre bu oybirliğini sağlamak öyle kolay olmamıştır.Önerge ve “diğer önergeler” komisyonlarda görüşülürken tartışmalaruzamış, saltanatçı vekiller hilafet ve saltanatın ayrılmasınınsakıncalar yaratacağını ileri sürmüşler. Ne güzel, demokratik birtartışma diyebilirsiniz ama yok. Suna hanım bu çok seslilikten hiç mihiç hoşnut değildir. “Sonunda karar gene Mustafa Kemal’in yerindeuyarısı ve karşıtların gözünü korkutmasıyla alınabilmiştir.” MustafaKemal’in komisyonda neler dediğini de aktarıyor bize: “Burada (yanikomisyonda) toplananlar, Meclis ve herkes sorunu doğal bulursa, sanırımki uygun olacaktır. Yoksa, yine gerçek, yöntemine göre saptanacaktır;ama belki bir takım kafalar kesilecektir.”
Bu ‘kesin, kararlı, inançlı’ çıkış karşısında herkes susmuş, hatta Hocamilletvekillerinden Mustafa Efendi’nin ünlü (!) “Bağışlayınız efendim;biz sorunu başka bakımdan ele almıştık; açıklamalarınızdan aydınlandık”cümlesi bu sert çıkış üzerine söylenmiş. Bunun üzerine komisyonönergeyi benimseyerek genel kurula göndermiş, aynı gün 1 Kasım 1922’de2. oturumda kabul edilmiştir.
Demokrasiye demokrasi dışı müdahalenin, bir nevi sert bir muhtıranınsözünü etmesine rağmen Prof. Kili’nin Mustafa Kemal’in sözünü oldukçahaklı ve yerinde bulması ilginçtir. Devrimler yapılırken bu örneklerolağan görülmelidir. Yine de hep böyle korkutarak bir yerevarılamayacağının bilincindedir hocamız. Her adımda ‘gerekirse bazıkafalar kesilecektir” demenin demokratik bir anlayışlabağdaşmayacağının, sık sık tekrarlandığı zaman olumsuz tepkilere yolaçabileceğinin farkındadır. İşte bunun için yapılacak şey, yinedemokrasiye dışarıdan müdahale edilip meclisteki çatlak seslerintemizlenerek yeni bir meclisin kurulmasıdır. Bu kaçınılmazdır.
Bu geniş aktarmayı, Prof. Kili’nin tarih bilgisi ve yorumunu kesmedenvermek ve inkılap tarihi kitaplarımızın içinde yüzdüğü mekanik ve sığbilgi yığınını bütün halinde göstermek amacıyla yaptım. İyi güzel de,neye itiraz ediyorum? Nedir beğenmediğim ya da eleştirdiğim taraf bumetinde?
Bir kere hatalar.
1. Önerge veya önergeler sanki Mustafa Kemal tarafından verilmiş gibigösteriliyor. Halbuki Nutuk’ta bile kendisi, “…bir takrir (önerge)hazırlandı. Sekseni mütecaviz arkadaşa imza ettirildi. Bu takrirdebenim de imzam vardır” diyor, yani saltanatın kaldırılması içinhazırlanan önergenin kendisi haricinde hazırlandığını bizzat kendiağzıyla kabul ediyor. Hatta ben hazırladım bile demiyor, “benim deimzam vardır” diyerek aslında bunu ilk düşünenin kendisi olmadığınıitiraf ediyor.
2. Meclise o gün üç önerge verilmiştir. Verenler arasında ikinci gruba,yani muhaliflere ait olanlar da vardır. Mecliste padişahlığı tutanlarolduğu kadar saltanatla beraber hilafeti de kaldıralım diyecek kadarileri gidenler vardı. Ama bu kadar ileri gitmek o aşamada sakıncalıbulunduğu için hilafet bir süre daha kalmış, hilafetli Cumhuriyetimizyaklaşık 6 ay devam etmişti. Bir de Rauf Orbay gibi, karşı çıkanlarınbir kısmı, hilafatle saltanatın ayrılmasına karşı çıkıyorlardı,saltanatın kaldırılmasına değil. Bu önemli ayrım atlanıyor.
3. Peki oybirliğiyle kabul edilmesinden bahsediyorsunuz da, o gün kaçmilletvekilinin meclise geldiğinden neden söz etmiyorsunuz? Üstelikmadem bu kadar yaygın bir oybirliği vardı, saltanat neden ilk turdadeğil de ikinci turda kaldırılabildi? Bunun açıklaması nerede? Çünküilk oylamada gerekli çoğunluk mevcut değildi. Bütün uyarılara rağmenoylamaya sadece 136 milletvekili katılmış, 132 kabul, 2 red, 2 çekimseroy çıkmış, karar yeter sayısı bulunamayınca ertesi günkü 2. turabırakılmıştı. (Kili’nin dediği gibi 2. oylama aynı gün yapılmamıştı.)Uzatmaya gerek yok. Anladınız. İnkılap tarihlerimizin neden sığ veyavan olduğuna bir misal daha vermiş olduk. Merak edenler olmuşturdiye, ilk önergeyi verenin Rıza Nur olduğunu söyleyerek noktalayalımyazımızı.
Kayıtlı
yaramazadam
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 750



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Temmuz 16, 2008, 03:55:24 ÖS »

:O
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.9 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC | Ve Theme Design By Cadosoas