Mesajları Göster
|
|
Sayfa: [1] 2 3 4
|
|
1
|
Eğitim Ogretim ve Kültür Servisi / Saglik / Kanser ve Çocukluk Çağı Tümörleri
|
: Kasım 08, 2007, 11:52:12 am
|
- Kanser nedir?
- Çocukluk kanserlerinin görülme sıklığı
- Çocukluk çağı kanserleri nelerdir?
- Çocukluk çağı kanserleri hangi yaşlarda görülür?
- Çocukluk çağı kanserlerinde risk faktörleri nelerdir?
- Çocukluk çağı kanserlerinde uyarıcı belirtiler nelerdir?
- Çocukluk çağı kanserlerinde tedavi şekli nedir?
- Kemoterapi nedir?
- Radyoterapi nedir?
- Kanserden korunma yolları nelerdir?
- Kanser bulaşıcı bir hastalık mıdır?
- Kan kanserleri (lösemi)
- Beyin tümörleri
- Lenfomalar
- Nöroblastom (ilkel sinir hücrelerinin kanseri)
- Wilms tümörü (ilkel böbrek hücrelerinin tümörü)
- Yumuşak doku sarkomları (radyomyosarkom vb.)
- Kemik kanserleri
- Retinoblastom (gözün ilkel hücrelerinin tümörü)
- Germ hücreli tümörler
- Diğer kanserler
- Uyulması gereken temizlik kuralları
- Tedavinin yan etkileri ve önlemler
- Kan ve kan ürünleri transfüzyonu
- Anemi
- Trombositopeni
- Transfüzyonda dikkat edilecek hususlar
- Ateşli nötropeni
Kanser nedir? Vücudumuzun temel yapıtaşı hücrelerdir. Hücreler, kontrollü ve dengeli bir şekilde çoğalarak normal büyüme ve gelişmeyi sağlarlar. Vücudun herhangi bir yerindeki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalması sonucunda bir şişlik oluşur, buna tümör denir. Tümörler selim (benign) veya habis (malign) olabilir. Selim tümörler kayak aldıkları bölgeye sınırlıdırlar, diğer bölgelere yayılım yapamazlar. Habis tümörler ise kaynak aldıkları bölgede büyürler, ayrıca komşu dokulara ve uzak organlara yayılabilirler. Habis tümörlere kanser denir.
Çocukluk Çağı Kanserleri Hakkında Genel Bilgiler
Çocukluk kanserlerinin görülme sıklığıTüm kanserlerin yaklaşık % 2-4'ü çocuklarda görülür. Çocukluk çağı kanserlerinin görülme sıklığı bir milyon çocukta 120 kadardır. Buna göre Türkiye'de her yıl 2400 yeni çocuk kanseri olgusu beklenmektedir. Kanser tanı ve tedavisinde, özellikle ilaç tedavisinde (kemoterapi) kaydedilen önemli gelişmelere paralel olarak çocukluk çağı kanserlerinde sağkalım önemli ölçüde artmıştır. Çocukluk çağı kanserlerinin % 60-70'i günümüzde tamamen şifaya kavuşmaktadır. "Kanserden korkma, geç kalmaktan kork" sloganı çok doğrudur. Erken tanı konan, erken evrede yakalanan hastalarda kurtulma şansı çok yüksektir (% 80-90). Bizim görevimiz, hem halkı, her basamaktaki sağlık çalışanlarını bu konuda bilgilendirmek, böylelikle hastanın en küçük uyarıcı belirtilerde hekime başvurmasını ve hekimin de hızlı bir şekilde tanıya gidip hastayı kanser tedavilerinin yapıldığı merkezlere sevk etmesini sağlamaktır.
Çocukluk çağı kanserleri nelerdir?
Çocukluk çağı kanserlerinin % 30'unu kan kanserleri (lösemiler), kalan % 70'ini de vücudun diğer bölgelerinde görülen solid tümörler oluşturur.
Çocukluk çağında görülen kanserler sıklık sırasına göre şunlardır: 1. Lösemiler 2. Beyin tümörleri 3. Lenfomalar (Lenf bezesinden kaynaklanan kanserler) 4. Nöroblastomlar (İlkel sinir hücrelerinden köken alan kanserler) 5.Wilms tümörü (Çocukluk çağında en sık rastlanan böbrek tümörü) 6.Yumuşak dokudan köken alan sarkomlar (en sık çizgili kastan köken alan rabdomiyosarkom görülür) 7.Kemik kanserleri (Osteosarkom, Ewing sarkom) 8.Retinoblastom (Göz tümörü) 9.Germ hücreli tümörler 10.Karaciğer kanserleri 11.Diğer kanserler Çocukluk çağı kanserleri hangi yaşlarda görülür?Çocukluk çağı kanserleri yenidoğan döneminden, ergenlik dönemine kadar her yaşta görülmekle birlikte, en sık ilk beş yaşta görülür. Kemik tümörleri gibi bazı kanserler 10 - 15 yaşta daha sık görülür. Çocukluk çağı kanserlerinde risk faktörleri nelerdir?
Kanser oluşumuna neden olan çeşitli risk faktörleri vardır: 1. Bazı kromozom bozuklukları, 2.Doğumsal bazı bozukluklar ve hastalıklar, 3.Bağışıklık sistemini bozan hastalıklar, 4.Çeşitli virüs enfeksiyonları, 5.Radyasyona maruz kalma, 6.Bazı kimyasal maddelere maruz kalma (benzen, ağır metal, tarım ilaçları ve petrol ürünleri), 7.Hamilelikte kullanılan bazı ilaçlar ve alkol, 8.Ailede kanser olgularının fazla olması (özellikle genç yaşta ve belli tıp kanserlerinin görülmesi).
Çocukluk çağı kanserlerinde uyarıcı belirtiler nelerdir?
Çocukluk çağı kanserlerinde bazı uyarıcı belirtileri bilmek ve bunların varlığında hızla doktora başvurmak gerekir.
1.Boyun, koltukaltı ve kasık bölgesinde lenf bezlerinde hafif şişlikler, 2.Vücudun herhangi bir bölgesinde şişlik, 3.Solukluk, halsizlik 4.Sık ateşlenme 5.Ciltte morluklar çürükler 6.Burun, dişeti kanamaları 7.Başağrısı, kusma 8.Ateşsiz havale geçirme 9.Dengesizlik, yürüme bozukluğu, görme bozukluğu 10.Kemik, eklem ağrıları 11.Enfeksiyon (iltihab) tedavisine rağmen sebat eden öksürük, nefes darlığı, 12.Gelişme geriliği 13.İdrarda kan, idrar ve dışkılamada zorlanma 14.Göz bebeğinde parlaklık, gözde kayma
Uyarıcı belirtiler olduğunda hemen en yakın doktora veya sağlık kuruluşuna başvurmalı, gerekli tetkikler yapılıp, kanser tanısı düşünülüyorsa hasta onkoloji merkezlerine sevk edilmelidir. Onkoloji merkezlerinde kanser tanı ve tedavisinde uzmanlaşmış çeşitli branş hekimleri vardır. Bu merkezler ülkemizde bir çok büyük şehirdeki (İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya vs.) üniversite ve Sağlık Bakanlığı'nın Eğitim ve Araştırma hastanelerinde mevcuttur.
Çocukluk çağı kanserlerinde tedavi şekli nedir?
Kanser tedavisinde üç ana tedavi şekli vardır: 1.Cerrahi 2.Işın tedavisi (Radyoterapi) 3.İlaç tedavisi (Kemoterapi)
Bu tedavi şekilleri kanser tipine göre çeşitli kombinasyonlarda kullanılırlar. Cerrahi ve radyoterapiye, kemoterapinin eklenmesiyle çoğu çocukluk çağı kanserlerinde sağkalım (Şifa şansı) önemli ölçüde artmıştır. Günümüzde kansere yakalanan çocukların %60-70'i tamamen iyileşebilmektedir. İstatistiklere göre günümüzde gelişmiş ülkelerde her 900 erişkinden biri çocukluk çağı kanser sağkalanıdır. Bu çocukların toplumun sağlıklı birer bireyi olarak uzun bir hayat yaşıyabilmeleri için hem etkin tedaviyle çocukları kanserden iyileştirmek, hem de tedaviyi geç yan etkilerin en az olacağı şekilde planlamak gereklidir.
Kemoterapi nedir? Kemoterapi karşı ilaçla tedavi demektir. Bu ilaçlar iğne olarak yapılabilir, bir kısmı ağızdan (tablet, kapsül, şurup veya süspansiyon şeklinde) alınabilir. Kemoterapi ilaçları iğne olarak en sık damardan, bazen kalçadan ve ciltaltına yapılabilir. Kan kanserinde lenf bezesi kanserlerinde, bazı beyin tümörlerinde kemoterapi ilaçları belden, bel suyuna verilebilir (intraketal). Tedaviler çok sıksa, damaryolu zor bulunursa, santral venöz kateter denilen özel aletler takılabilir. Kateterlerin tamamen cilt altına (port kateter) yerleştirilen tipleri, ayrıca uçları dışarıda olan tipleri vardır. Kemoterapi ilaçları kana karıştıktan sonra hızla çoğalan kanser hücrelerinin içine girerler. Kanser hücresinin büyüme ve çoğalmasını engeller ve sonunda yok olmasını sağlarlar. Kanser ilaçları, kanser hücreleri dışında hızla çoğalan, sindirim sistemini döşeyen mukoza, kemik iliği, saç kökleri gibi diğer hücreleri de etkiler ve bazı yan etkilere neden olurlar.
Radyoterapi nedir?
Yüksek enerjili x-ışınları ile tedavi demektir. Yüksek doz radyasyon, hücreleri öldürebilir veya çoğalmalarını önleyebilir. Kanser hücreleri normal hücrelerden daha hızlı çoğaldıklarından, tedavide radyasyon tedavisi kullanılabilir. Tek başına veya cerrahi ve kemoterapi ile birlikte kullanılabilir. Tedavi sırasında hastaya ağrı vermez. Hasta tek başına odada kaldığından küçük çocukları önceden hazırlamak gerekir. Cilt hassas olacağından tedavi sırasında sabun veya losyon kullanılmamalıdır.
Kanserden korunma yolları nelerdir?
Erişkinlerde sigara ve diğer tütün ürünlerini kullanmıyarak akciğer kanserlerinden korunma, bol lif içeren meyve ve sebzeden zengin gıda alımı ile kalın barsak kanserinden korunma önemlidir. Çocukluk cağı kanserinde kesin koruma yolları yoktur. Ancak iyi beslenme ve enfeksiyonlardan korunarak bağışıklık sisteminin güçlenmesi, kimyasal karsinojenlerden (kansere neden olan kimyasal maddeler) ve radyasyondan korunma, anne adaylarının doğumsal bozukluklar, kullandıkları ilaçlar ve alkol açısından kontrol altında olmaları riski azaltabilir.
Kanser bulaşıcı bir hastalık mıdır?
Kanser bulaşıcı bir hastalık değildir. Kanser tanısı almış bir hastanın kanseri bulaştırma riski yoktur, ancak gerek hastalığı, gerekse de tedavisi nedeniyle bağışıklık sistemi baskılanmış olduğundan, başkalarından kolaylıkla mikrop kapabilir ve ağır ateşli hastalık geçirebilir. O nedenle kanserli hastaları aksıran, öksüren kişilerden, kalabalık, kirli ortamlardan uzak tutmalıyız.
ÇOCUKLUK ÇAĞI KANSERLERİ:
TANILARA GÖRE AÇIKLAYICI BİLGİLER
Kan kanserleri (lösemi) Risk faktörleri -Ailede, özellikle kardeşte lösemi varlığı -Kalıtsal bazı hastalıklar ve kromozom anomalileri -İyonize edici radyasyona maruz kalmak -Benzen, ağır metal, tarım ilaçları ve petrol ürünleri gibi kimyasal maddelere maruz kalmak -Bağışıklık sistemini baskılayan bazı ilaçlara maruz kalmak -Bazı viral hastalıklar sonrası
Riski azaltan önlemler -Radyasyon ve elektromanyetik kirlenmeye karşı bilinçli olmak ve kendini korumak -Kimyasal ajanlarla temastan kaçınmak -Bağışıklık sistemine etkili ilaçları doktor kontrolünde kullanmak -Sigara, alkol gibi uyuşturucu maddelerin kullanılmaması Görülme yaşı -En sık 2-6 yaş
Uyarıcı belirtiler -Sık ateşlenme -Halsizlik, düşkünlük -Solukluk -Boyun, koltuk altı ve kasık bölgelerinde lenf bezlerinde ağrısız büyüme -Ciltte küçük mor benekler veya erken morarma, çürüme, burun, dişeti kanaması -Ani gelişen nefes darlığı -Kemik ve eklem ağrıları
Erken tanı -Uyarıcı belirtilerin varlığında acilen doktora başvurmak -Doktor kontrolünde tam kan sayımı yaptırmak
Tedavi -Amaç, lösemik blastların (Farklılaşmamış ana hücreler) oluşumunu durdurmak ve yok etmek, aynı zamanda kemik iliğinin normal hücrelerinin çoğalıp, görev yapmalarını sağlamaktır. 1. Kemoterapi dışı tedavi: Kemoterapi ile parçalanan lösemi hücrelerinden açığa çıkan ürik asit, fosfor ve potasyum gibi maddelerin vücuda zararlarını önlemek. 2. Kemoterapi (ilaç tedavisi): Erkeklerde 3 yıl, kızlarda 2 yıl uygulanır. -Remisyon indüksiyon: Kandaki blast hücrelerinin tamamen temizlenmesi için yapılan yoğun ilaç tedavisi -Merkezi Sinir Sistemi Profilaksisi: Yüksek riskli hastalarda beyinde saklanabilen lösemi hücrelerini öldürmek için Radyoterapi (Işın tedavisi) yapılır. -İdame tedavisi: Hastalığın iyilik halinin devamı için ağız yoluyla alınan ilaç ile devam edilmesi. 3. Psikoterapi: Hasta ve yakınlarında oluşacak psikolojik sorunların çözümlenmesi.
Beyin tümörleri
Risk faktörleri -Ailede kanser varlığı -Bazı kalıtsal hastalıklar (Kahve renkli iri benler, karaciğer ve böbrek kistlerinin varlığı) -İyonize edici radyasyona maruz kalmak -Elektro manyetik kirlenme
Riski azaltan belirtiler -Başağrısı -Kusma -Görme bozukluğu, çift görme -Dengesizlik -Okul başarısızlığı, kişilik değişiklikleri -Havale geçirme -Şaşılık, göz hareketlerinde bozukluk -Kol ve bacaklarda kuvvetsizlik, felç -Küçük bebeklerde huzursuzluk -Bıngıldak kabarıklığı -Kafa çevresinde büyüme -Gelişme geriliği -Başını bir tarafa eğik tutma -Omurilik tümörlerinde sırt-bel ağrısı, kol-bacak felçleri
Erken tanı -Uyarıcı belirtilerin varlığında acilen doktora başvurmak -Doktor önerisi ile bilgisayarlı tomografi ve magnetik rezonans görüntüleme çektirmek
Tedavi 1. Cerrahi: Tüm beyin tümörlerinde hastaya kalıcı zarar vermeden tümörün olabildiğince çıkarılması amaçlanır. 2. Radyoterapi: Işına duyarlı olduğu bilinen tümörlerde uygulanır. Hem kafa hem de bel suyuna yayılma olasılığı olan tümörlerde omurilik boyunca bel de ışınlanır. 3. Kemoterapi: İlaç tedavisine duyarlı olan tümörlerde ve ışın tedavisinin yan etkilerinin yüksek olduğu 3 yaşın altındaki çocuklarda uygulanır. Bu üç tedavi şekli hastanın yaşına ve tümörün cinsine göre kombine edilmektedir.
LenfomalarHodgkin Hastalığı ve Hodgkin Dışı Lenfomalar Risk faktörleri -Ailede lenfoma varlığı -Kalıtsal veya edinsel bağışıklık yetersizliği hastalıkları -Bazı kromozom bozuklukları -Epstein-Barr Virüs enfeksiyonu
Riski azaltan faktörler -Bağışıklık sistemini güçlendirmek (Beslenme ve enfeksiyonlardan korunmak)
Görülme yaşı -En sık 5-15 yaş arası
Uyarıcı belirtiler -Boyun, koltuk altı, kasık bölgelerinde lenf bezlerinde ağrısız şişlikler -Kuru ve inatçı öksürük -Solunum sıkıntısı -Solukluk -Halsizlik, yorgunluk -Terleme -Kilo kaybı -Sık ateşlenme -Karın ağrısı, karında şişlik, gerginlik -Kusma, ishal -Kanlı dışkı -Barsak tıkanıklığı -İdrar yapmada zorluk -Kemik ve eklem ağrıları
Erken tanı -Uyarıcı belirtilerin varlığında acilen doktora başvurmak
Tedavi -Lenfomaların tipine göre tedavi değişir. -Hodgkin Hastalığı hem ilaç tedavisine hem de ışın tedavisine duyarlı olduğundan; tüm hastalarda ilaç tedavisi ve ardından da ışın tedavisi yapılır. -Hodgkin Dışı Lenfomalar çok hızlı ilerler. Acilen tedaviye başlamak gerekir, temel tedavi yaklaşımı ilaç tedavisidir. Işın tedavisi ve cerrahi yaklaşım ancak bazı özel durumlarda uygulanmaktadır. -B hücreli Hodgkin Dışı Lenfomada tedavi lösemi tedavisi gibidir.
Nöroblastom (ilkel sinir hücrelerinin kanseri) Risk faktörleri -Kardeşte aynı hastalığın olması -Alkolik anne bebeği -Sara hastalığı nedeni ile ilaç kullanan anne bebeği -Genişlemiş kalın barsak hastalığı -Ailede benzer hastalıkların olması
Riski azaltan önlemler -Anne adaylarının alkol ve ilaç kullanmamaları
Görülme yaşı -En sık ilk 4 yaşta
Uyarıcı belirtiler -Annenin gebelikte çarpıntısı olması, tansiyonunun yüksek olması -Vücudun birçok yerinde ortaya çıkabilir -Karın ağrısı, karında şişlik -Baş-boyunda şişlik -Gözde şişlik, morarma, göz kapağında düşme, göz bebeğinde küçülme, kontrol edilemeyen göz hareketleri -Vücutta istemsiz hareketler -Kol veya bacaklarda ağrı veya felç -Dışkı veya idrar kaçırma veya tutukluk -İshal veya kabızlık -Sırt veya bel ağrısı, omurga eğrilikleri -İştahsızlık, kusma -Burun tıkanıklığı, kanama -Solukluk, halsizlik, uyku hali -Solunum sıkıntısı, yatma zorluğu -Lenf bezlerinde şişlik
Erken tanı -Uyarıcı belirtilerin varlığında zaman geçirmeden doktora başvurmak
Tedavi -Cerrahi yaklaşım: Tanısal veya tedavi amaçlı olabilir. Mümkünse kitle tam çıkarılmaya çalışılır. Erken evrelerde tümörün tam çıkarılması tek tedavi şekli olabilir. -Kemoterapi: İleri evre tümörlerde temel yaklaşımdır. Çok ilaçlı tedaviler kullanılır. -Radyoterapi: Işına duyarlı bir tümördür. İlaçla kontrol altına alınamamış, cerrahi olarak çıkarılamayan tümörlerde verilir. -Diğer tümörlerdeki gibi hastalığın yayılımına göre tedavi planlanması yapılır.
Wilms tümörü (ilkel böbrek hücrelerinin tümörü) Risk faktörleri -Kardeşte Wilms tümörü olması -Göz bebeğinin etrafındaki renkli halkanın (iris) olmaması -Kromozom anomalileri -Böbrek ve idrar yollarında doğumsal anomaliler (At nalı böbrek, gelişmemiş böbrek, kistik böbrek hastalığı) -Üreme organlarında doğumsal anomaliler (İnmemiş testis, idrar çıkış deliği anomalileri) -Zekâ geriliği, küçük kafatası -Göbek fıtığı, organ büyüklükleri veya vücudun bir yarımının büyümesi -Kulak anomalileri -Ciltte sarı-kahverengi lekeler
Riski azaltan önlemler -Hamileliklerin başlangıçtan itibaren doktor kontrolünde bebeklerin anomaliler yönünden izlenmesi
Görülme yaşı -En sık ilk 5 yıl
Uyarıcı belirtiler -Karında şişlik, ele gelen kitle -Kanlı idrar
erken tanı -Uyarıcı belirtilerin varlığında zaman geçirmeden doktora başvurmak
Tedavi -Cerrahi: Tümör ile beraber böbreğin tamamı çıkarılır. -Radyoterapi: Işına duyarlıdır. Eve ve patolojik sınıflamaya göre ışın tedavisine karar verilir. Cerrahi sonrası en kısa zamanda, 10 gün içinde başlanır. İyi veya kötü gidişli tümör tipine göre değişen dozlarda verilir. -Kemoterapi: Cerrahi sonrası en kısa zamanda, en fazla 5 gün içinde ilaç tedavisine başlanmalıdır. Yayılmamış olanlarda daha az sayıda, yayılmış olanlarda ise daha fazla kullanılarak, ilaç tedavisi başlanır. Tedavi süresi 6 ay ile 15 ay arasında değişmektedir.
Yumuşak doku sarkomları (radyomyosarkom vb.)
Risk faktörleri -Ailede kanser varlığı -Doğmalık anomaliler (İdrar yolları ve üreme organı anomalileri, küçük kafa, iskelet bozuklukları, kalp anomalileri, vücudun bir bölümü veya organlarda büyüme, vücutta iri kahverengi benler) -Uyuşturucu kullanan annelerin çocukları -Doğum öncesi radyasyona maruz kalma
Risk azaltan önlemler -Hamileliklerin başlangıçtan itibaren kontrolü -İyonize edici radyasyondan kaçınma
Görülme yaşı -En sık 2-6 ve 12-19 yaş
Uyarıcı belirtiler -Vücudun her yerine yerleşebilir. Yerleştiği yere göre şişlik ve bası belirtileri yapar. -Baş boyunda kitle -Gözde şişlik, şaşılık göz kapağında kitle -Sinüzit, burun kanaması, tek taraflı burun akıntısı -Kulak akıntısı, dış kulakta polipoid kitle -Karın şişliği, gerginlik -Kanlı idrar, idrar zorluğu -Kanlı vaginal akıntı, vagende kitle -Testis yanında ağrısız şişlik -Kabızlık -Kol veya bacakta ağrısız şişlik
Erken tanı -Uyarıcı belirtiler varlığında zaman geçirmeden doktora başvurmak
Tedavi -Cerrahi, ilaç tedavisi ve ışın tedavisinden oluşan multimodel tedavinin en etkin biçimde uygulandığı tümörlerden birisidir. Herbir tedavi modelinin uygulama zamanı ve yoğunluğu, tümörün yerleşim yeri, yayılım derecesi, hastalığın alt tipi ve hastanın yaşına göre planlanmaktadır. -Cerrahi: Temel prensip, geniş rezeksiyon ile tümörün tam çıkarılmasıdır. Ancak hastada fonksiyon ve kozmatik bozucu agresif girişimlerden kaçınılmalıdır. -Kemoterapi: Hastalığın yerleşim yeri, yayılım derecesi ve histolojik alt tiplerine göre yoğunluğu değişmek üzere tüm hastalarda ilaç tedavisi kullanılmaktadır. -Radyoterapi: İyi histolojik ve çok erken dönemde saptanmış olan grup hariç, tüm hastalarda ışın tedavisi kullanılır.
Kemik kanserleri
Risk faktörleri -Ailede kanser -Kromozom bozuklukları -İyonize edici radyasyon -Radyokontrast maddelere sık maruz kalmak -Yaşıtlarına göre uzun boy -Doğmalık kemik hastalıkları
Riski azaltan önlemler -İyonize edici radyasyondan ve radyokontrast maddelerden kaçınmak
Görülme sıklığı -En sık 12-19 yaş
Uyarıcı belirtiler -Ağrı -Şişlik -Hareket kısıtlılığı -Ateş
Erken tanı -Uyarıcı belirtiler varlığında zaman geçirmeden doktora başvurmak
Tedavi 1. Osteosarkom tedavisi: Primer tedavisi cerrahi ve ilaç tedavisidir. Işına dirençli bir tümördür. İlaç tedavisi cerrahiden sonra uygulanabileceği gibi, cerrahiden önce başlanıp, cerrahi sonrası da devam edilebilir. Işın tedavisi bazı özel durumlarda kullanılabilir. 2. Ewing sarkoma tedavisi: Yaygın bir hastalık olduğundan öncelikle ilaç tedavisi başlanmalıdır. Lokal kontrolü (hastalığın başlangıç yerinin kontrolü) sağlamak için de ışın tedavisi, cerrahi tedavi, veya her ikisi birden kullanılabilir.
Retinoblastom (gözün ilkel hücrelerinin tümörü)
Risk faktörleri -Ailede kanser -Kromozom anomalileri -Doğmalık anomaliler (küçük kafa, geniş burun kökü, gözlerin birbirinden uzak olması, küçük göz küresi, düşük göz kapağı, başparmak anomalileri)
Riski azaltan önlemler -Hamilelikte başlangıçtan itibaren doktor kontrolü -Ailede retinoblastom varsa genetik danışma ve doğum öncesi tarama yöntemi ile yeni hamileliklerde risk oranının belirlenmesi
Görülme yaşı -En sık ilk 2 yaş
Uyarıcı belirtiler -Işıkta gözde beyaz yansıma (Kedi gözü refleksi) -Şaşılık -Kırmızı ağrılı göz -Görme kaybı -Solukluk, kafada ve vücudun diğer yerlerinde şişlik (İleri evre belirtileri)
Erken tanı -Uyarıcı belirtiler varlığında zaman geçirmeden göz doktoruna başvurmak
Tedavi -Amaç görme fonksiyonu olan gözü kurtarmaktır. Tümörün yayılımına göre tedavi yapılır. Cerrahi, ilaç tedavisi, ışın tedavisi, fotokoagulasyon, kriyoterapi tedavi modellerinden biri veya birkaçı birlikte kullanılabilir.
Germ hücreli tümörler Risk faktörleri -Kromozom bozuklukları -Üreme organlarına ait doğumsal bozukluklar
Riski azaltan önlemler -Hamilelikte kontrol
Görülme yaşı -En sık 0-3 yaş ve 8-14 yaş
Uyarıcı belirtiler -Dışkı ve idrar yapmada güçlük -Karında şişlik -Testislerde ağrısız şişlik -Karında şişlik, gerginlik, ağrı, kusma -Kanlı vaginal akıntı -Öksürük, solunum sıkıntısı
Erken tanı -Uyarıcı belirtilerin varlığında zaman geçirmeden doktora başvurmak
Tedavi -Yayılımın olmadığı erken evrelerde (Evre I) ve olgun teratom tiplerinde yalnızca cerrahi, yeterli olmaktadır. Diğer evrelerde ve malign germ hücreli tümörlerde ise kemoterapi (ilaç tedavisi) uygulanır.
Diğer kanserlerÇeşitli organ kanserleri çocuklarda çok seyrek olup, özellikleri erişikin kanserlerde olduğu gibidir.
KANSER TEDAVİSİ SIRASINDA UYULMASI GEREKEN KURALLAR, YAN ETKİLER VE DESTEK TEDAVİSİ
Uyulması gereken temizlik kurallarıKanser ve kanser tedavisi sırasında hastanın infeksiyon (iltihabı hastalıklar) riski yüksektir. Sağlıklı bir kişide önemli bir hastalık oluşturmayan bir mikroorganizma (mikrop), kanserli çocukta çok ağır ateşli hastalığa neden olabilir. Temizlik kurallarına uyarak bu riski azaltabilirsiniz.
El yıkama: Yemek öncesi ve yemek sonrasında, tuvalet ihtiyacı sonrasında ve çoçuğa yapılacak her müdahaleden sonra eller mutlaka en az 30 saniye su ve sabunla yıkanmalıdır. Sıvı sabun ve kullanılıp atılan kağıt havlu kullanılmalıdır.
Vücut temizliği: Vücut temizliği çok önemlidir. Çocuğun sabah kalkınca eli, yüzü yıkanmalıdır. Bu işlem hasta kalkabiliyorsa lavabo başında, değilse temiz sabunlu bir bez ile yapılabilir. Hasta sık çamaşır değiştirmeli, sık banyo yapmalıdır. Kemoterapi (ilaç tedavisi) sırasında banyo yapmanın bir sakıncası yoktur. Radyoterapi (ışın tedavisi) sırasında ise ışın gören sahanın yıkanmaması istenir. Bu konuda doktorun önerisine uyulmalıdır.
Ağız bakımı: Dişler her öğün sonrasında (günde 3 kez) yumuşak kıllı bir fırça ile fırçalanmalıdır. Tedavi sırasında ağızda yara (mukozit), dişetlerinde kanama olabilir, bu durumda diş fırçalama çok ağrılı olabilir, o nedenle temiz bir süngerli çubuk ile dişler temizlenebilir. Ayrıca günde 3 kere yemekten sonra ağız gargarası yapılmalıdır. Bu işlem, hazır satılan gargaralarla (klorheksidinli gargara gibi) yapılabileceği gibi, bikarbonatlı (kaynatılmış ılıtılmış 1 bardak suya 1 kaşık karbonat koyarak) gargara ile de yapılabilir. Mukozit varsa, mikostatin içeren suspansiyon günde 3 kere 1 damlalık dolusu ağız içine damlatılır.
Beslenme: Tedavi sırasında birkaç durum dışında, hasta her istediğini yiyip içebilir. Yiyecek ve içeceklerin temizliği çok önemlidir. Kabuklu meyveler iyice yıkanıp, kabukları soyulmalıdır. Açıkta satılan yiyecekler (tezgahta satılan simit, tatlı gibi) verilmemelidir. Ambalajlı gıdalar (ambalaj içinde bisküvi gibi), pişmiş gıdalar verilir. Kortikosteroidler (dekort prednol gibi) tedavide kullanıldığında tuz kısıtlaması yapılmalıdır. Kemoterapi verilirken ve sonrasında bulantı, kusma varsa ağır gıdalardan (yağlı, baharatlı) kaçınılmalıdır. Kemoterapi verilirken naneli şeker, sakız çiğneyerek ağızdaki metalik tat giderilebilir.
Bulaşma: Kanserli hasta kimseye hastalığını bulaştırmaz. Ancak etrafındaki enfeksiyonlu (iltihabi hastalık, grip, nezle, boğaz iltihabı gibi) hastadan kanserli hastaya çok kolay enfeksiyon bulaşabilir ve onda ateşli ağır hastalık oluşturabilir. O nedenle öksüren. aksıran, ateşli hastalardan uzak kalması gereklidir.
Tedavinin yan etkileri ve önlemlerKan akımına karışan kemoterapötik ilaçlar, kanser hücreleri gibi hızlı çoğalan hücreler tarafından tutulur. Hücrenin büyüme ve çoğalmasını önler, sonunda da hücre yok olur. Antikanser hücreler yalnızca kanser hücrelerini değil, gastrointestinal sistem, kemik iliği, saç kökleri ve üreme sistemi gibi hızlı çoğalan diğer normal hücreleri de etkiler. Dolayısıyla da azaltabilir. Yan etkilerin şiddeti ve tipi, kişiye ve tedaviye göre değişir. Bu yan etkilerin çoğu geçicidir. Sık görülen akut (hemen olan) yan etkiler -Bulantı ve kusma -Enjeksiyon yerinde ağrı ve yanma
Daha az görülen akut yan etkiler -Allerjik reaksiyonlar (Kaşıntı, döküntü, göz kapaklarında, elde ve ayakta şişlik, nefes almakta zorluk) -Damar dışına ilaçların sızması
Sık görülen geç yan etkiler -Saç dökülmesi -Ağızda yanma ve yaralar -Kabızlık (özellikle vinkristin ilacının yan etkisi) -Kemik iliğinin baskılanması (kan sayımları düşüktür)
Nadir görülen geç yan etkiler -Sarılık (karaciğerdeki bozukluğa bağlı olarak cilt ve göz renginin sarı olması) -Hemorajik sistit (mesanede ilaçların yaptığı zarara bağlı olarak idrarın kanlı gelmesi) -Sinir sistemi bozuklukları (dalgınlık, yorgunluk, iletişim bozukluğu)
Kemoterapinin yan etkilerini azaltacak uygulamalar 1.Vinkristin'e bağlı kabızlık: Tedaviden önce başlanıp, 1 hafta boyunca bol sıvı alımı, meyve suları, sebze ve kepekli gıdalar verilir. Kabızlık çok şiddetli ise laksatif ilaç verilir. 2.Bulantı ve kusma: Bazı ilaçlarla azaltılabilir, ancak tam önlemek olası değildir. 3.Prednizon ve deksametazon'a bağlı yemek borusunda ve midede ekşime, ağrı: Bunu önlemek için yarım bardak süt ve her ilaçla beraber 1-2 kaşık antiasid verilir. 4.Metotreksat, adriamisin gibi ilaçlarla ağızda oluşan yaralar: Önleyici özel bir diyet yoktur. Ağız sağlığına dikkat edilmeli ve özel gargaralar kullanılmalı. 5.Vinkristin, adriamisin, metotreksat, siklofosfamid gibi ilaçlara bağlı saç dökülmesi: Kullanılan ilaçlara göre değişik derecelerde olabilir. Önlemek olası değildir, ancak tekrar saçlar çıkar. Yeni çıkan saçların renk ve yapısı farklı olabilir. İstenirse peruk kullanılabilir. 6.Enjeksiyon yerinde vinkristin, daunorubisin veya adriamisin sızmasına bağlı doku yanıkları: Enjeksiyon yerinde ağrı, şişlik, kızarıklık olabilir. Doktora bildirilir ve uygun tedavi yapılır. 7.Hemorajik sistit (mesaneden kanama): İlaç verildikten hemen sonra veya haftalar, aylar sonra da olabilir. Mesanede ilaç bırakmamak için bol sıvı verilmelidir. Pembe veya kanlı idrar görüldüğünde hemen doktora bildirilmelidir. 8.Bazı ilaçlar güneşe duyarlılığı arttırabilir. Koruyucu losyonlar kullanılır.
Kan ve kan ürünleri transfüzyonuKemoterapinin önemli yan etkilerinden biri de kemik iliğinin normal kan hücrelerini üretme özelliğini azaltmasıdır. Bunun sonucunda da anemi, kanama ve infeksiyon riskleri artmaktadır. Bu durumda kan değerlerinde düşme görülebilir. Doktor gerekli gördüğü taktirde, hastaya kan veya kan ürünleri hastanede verilir (kan ve kan ürünleri transfüzyonu). Kan ve kan ürünleri (eritrosit süspansiyonu, trombosit süspansiyonu gibi) Kızılay Kan Merkezin'den veya hastanelerin kan bankalarından elde edilir. AnemiHemoglobin değerinin hastanın yaşına uygun değerin altına düşmesidir. Kanser tedavisi sırasında hemoglobin 8gr/dl altına düşerse hastaya "eritrosit süspansiyonu" (çocuklarda) 10cc/kg.dozda 4-6 saatte verilir.
TrombositopeniTrombosit değerinin 175.000/mm3 altında olmasına trombositopeni denir. Trombosit değeri 100.000/mm3 altında olduğunda kanama riski vardır. Bu hastaların travmadan (vurma, çarpma), aşırı efor gerektiren hareketlerden (sümkürme, ıkınma) kaçınmaları gerekir. Trombositler 20.000/mm3 altına düştüğünde ise spontan kanama (beyin kanaması gibi) olabilir. Trombositler 5.000/mm3 altında ise spontan kanama riski çok fazladır. Trombositler 100.000/mm3 altında olup, kanama varsa (burun kanaması, idrarda kanama, mide kanaması gibi) veya torombositler 20.000/mm3 altında ise trombosit süspansiyonu transfüzyonu (çocuklarda 10 kg'a 1 ünite dozda, her ünite 20 dakikada) uygulanır.
Transfüzyonda dikkat edilecek hususlar 1.Kan verecek kişinin (donör), kana geçebilen enfeksiyonlar yönünden (hepatit B, hepatit C, HIV, sifiyiz) taraması yapılmalıdır. 2.Tüm kan ve kan ürünleri, hastanın gubundan olmalıdır. 3.Kan ve kan ürünleri ışınlanmalıdır. 4.Eritrosit süspansiyonu için lökosit filtresi, trombosit süspansiyonu için trombosit filtresi kullanılır. 5.Transfüzyon öncesi verici kanının alıcı kanıyla uyumlu olduğunu görmek için "cross match" yapılır.
Ateşli nötropeniKanser veya kanser tedavisinin kemik iliğini baskılaması nedeniyle hastanın kan değerlerinde düşme görülebilir. Lökositler ve onların içinde nötrofillerin sayısı düşebilir. Nötrofillerin 500/mm3 altına düşmesine nötropeni denir. Nötropeni durumunda, hastanın infeksiyonlara yakalanma riski fazladır. Bu hastalar ateş yönünden çok yakın izlenmelidir (ateşli nötropeni). Ateş koltuk altından 38°C üstünde olduğunda hasta hemen hastaneye getirilmelidir. Ateşli nötropenik hasta acilen hastanede yatırılır. Gerekli tetkikler (kültürler v.s.) alınarak, hemen damar yolundan geniş spektrumlu antibiyotik başlanır. Tedavi, hastanın ateşi düşüp, nötropeni düzelene kadar devam eder. Kültürlerde üreme varsa, tedavinin şekli ve süresi uygun şekilde düzenlenir. Hastanın diğer kan değerlerine de bakılır. Gerekiyorsa kan ve kan ürünleri transfüzyonu (eritrosit süspansiyonu, trombosit süspansiyonu gibi) uygulanır.
|
|
|
|
|
2
|
Muzik / Müzik Haberleri / Robbie Williams, hip hop albümü yapacak,,,
|
: Eylül 01, 2007, 03:45:29 am
|
Robbie Williams, hip hop albümü yapacakÜnlü şarkıcı Robbie Williams, son albümünde hayran kitlesinişaşırtarak hip hop türüne yönelmeye hazırlanıyor. ANKARA - İnternetteki contact music sitesinin haberine göre, hayranlarına sürpriz yapmak için harekete geçen Robbie Williams, bu çalışmasında yakın dostu, yapımcı Mark Ronson ile birlikte çalışacak. Robbie williams ile bluegrass (ABD'nin güney kısmından gelen geleneksel bir müzik türü) türü parçalar yapan Ronson, ünlü şarkıcının hip hop müzik türüne de kendisinden ilham alarak yöneldiğini söyledi.Williams ile Gaslight adlı parçayı birlikte yaptıklarını belirten Ronson, Şimdi Robbie, hem bluegrass, hem de hip hop tarzında albüm yapmak istiyor dedi. Robbie Williams'ın Rudebox adlı son albümü, hem eleştirmenlerden kötü not almış, hem de ticari başarısızlığa uğramıştı. Williams, son aylarda anti depresan ve yeşil reçeteli ilaçların yanı sıra, her gün 36 fincan espresso kahve, 60 tane sigara ve 20 kutu civarında enerji içeceği tükettiğini açıklayarak gündeme gelmiş ve 33 yaşındaki sanatçı klinikte tedavi görmüştü.
|
|
|
|
|
3
|
Muzik / Türkçe Şarkı Sözleri / burak kut-sonbahar
|
: Eylül 01, 2007, 03:11:47 am
|
Sonbahar
Sonbaharı bu belki de aşkın Alışmak çok zor, ah bu yalnızlık Yalana döndü, kurtulamadık Farkında olmadan sana alıştım Sen başka yerde ben başka yerde Soluyoruz vay aman Başka dünyada başka rüyada Yaşıyoruz o zaman Hayatın kendisi bu Herşey varmış icinde Yollar ayrılıyormuş Deli gibi sevsen bile...
|
|
|
|
|
4
|
Muzik / Yabancı Şarki Sözleri / RADIOHEAD şarkı sözleri....
|
: Ağustos 30, 2007, 06:37:33 pm
|
Radio Head - Sit down, stand upSit down, stand up
Sit down, stand up Walk into the jaws of hell (sit down, stand up) Walk into the jaws of hell (sit down, stand up) Anytime (sit down) Anytime (stand up) Sit down, stand up Sit down, stand up We can wipe you out anytime (sit down, stand up) We can wipe you out (sit down, stand up) Anytime (sit down) Anytime Stand up (the rain drops the rain drops) Sit down (the rain drops the rain drops) Oh The rain drops Radiohead - Dollars and Cents
Dollars and CentsDollars and cents There are things to talk about Be constructive There are weapons, we can use Be constructive With your blues Even when they tore the wall down Even when they tore the wall down Why don't you quiet down? Why won't you quiet down? Why don't you quiet down? Why won't you quiet down? We are the dollars and cents and the pounds and pence. we're gonna crush your Little soul. crush you little soul. Radiohead - I Can't Please forget the words that I just blurted out It wasn't me, it was my strange and creeping doubt It keeps rattling my cage And there's nothing in this world will keep it down
Even though I might, even thought I try, I can't Even though I might, even thought I try, I can't
So many things that keep, that keep me underground So many words that I, that I can never find If you give up on me now I'll be gutted like I've never been before
And even though I might, even thought I try, I can't Even though I might, even thought I try, I can't
If you give up on me now I'll be gutted like I've never been before And even though I might, even thought I try, I can't Even though I might, even thought I try, I can't Even though I might, even thought I try, I can't Even though I might, even thought I try, I can't
Radiohead - I Might Be WrongI might be wrong I might be wrong I could have sworn I saw a light coming on
I used to think I used to think There is no future left at all I used to think
Open up, begin again Let's go down the waterfall Think about the good times And never look back Never look back
What would I do? What would I do? If I did not have you?
Open up, let me in Let's go down the waterfall Have ourselves a good time It's nothing at all Nothing at all Nothing at all |
Radiohead - JustCan't get the stink off He's been hanging round for days Comes like a comet Suckered you but not your friends One day he'll get to you And teach you how to be a holy cow
You do it to yourself, you do And that's what really hurts Is that you do it to yourself Just you and no one else You do it to yourself You do it to yourself
Don't get my sympathy Hanging out the 15th floor You've changed the locks three times He still comes reeling through the door One day I'll get you And teach you how to get to purest hell
You do it to yourself, you do And that's what really hurts Is that you do it to yourself Just you, you and no one else You do it to yourself You do it to yourself
You do it to yourself, you do And that's what really hurts Is that you do it to yourself Just you, you and no one else You do it to yourself You do it to yourself.. yourself.. yourself.. |
Radiohead - Knives OutI want you to know He's not coming back Look into my eyes I'm not coming back
So knives out Catch the mouse Don't look down Shove it in your mouth
If you'd been a dog They would've drowned you at birth Look into my eyes It's the only way you'll know I'm telling the truth So knives out Cook him up Squash his head Put him in the pot I want you to know He's not coming back He's bloated and frozen Still there's no point in letting it go to waste So knives out Catch the mouse Squash his head Put him in the pot |
Radiohead - Life in a Glass House
once again I'm in trouble with my only friend She is papering the window panes She is putting on a smile Living in a glass house
Once again packed like frozen food and battery hens Think of all the starving millions Don't talk politics and don't throw stones Your royal highnesses
Well of course I'd like to sit around and chat Well of course I'd like to stay and chew the fat Well of course I'd like to sit around and chat But someone's listening in
Once again we are hungry for a lynching That's a strange mistake to make You should turn the other cheek Living in a glass house
Well of course I'd like to sit around and chat Well of course I'd like to stay and chew the fat Well of course I'd like to sit around and chat Only only only only only only only only only only.... There's someone listening in ..
Radiohead - Like Spinning Plates Why do we play these foolish games? Only consolations You feed me to the lions I didn't need at all
And this just feels like spinning plates I'm living in cloud cuckoo land And this just feels like spinning plates My body is floating down the muddy river
Radiohead - Sail To The MoonI sail to the moon I spoke too soon And how much did it cost I was dropped from The moonbeam And sailed on shooting stars
Maybe you'll Be president But know right from wrong Or in the flood You'll build an Ark
And sail us to the moon Sail us to the moon Sail us to the moon Sail us to the moon
Radiohead - We Suck Young BloodAre you hungry? Are you sick? Are you begging for a break? Are you sweet? Are you fresh? Are you strung up by the wrists? We want the young blood (la [x8]) Are you fracturing? Are you torn at the seams? Would you do anything? Fleabitten motheaten? We suck young blood We suck young blood Woah woah Won't let the creeping ivy Won't let the nervous bury me Our veins are thin Our rivers poisoned We want the sweet meat We want the young blood | Radiohead - Packt Like Sardines in a Crushed Tin Box
Packt like sardines in a crushed tin box After years of waiting nothing came As your life flashed before your eyes You realise
I'm a reasonable man Get off, get off, get off my case (x2) I'm a reasonable man Get off my case Get off my case
After years of waiting After years of waiting nothing came And you realise you're looking, Looking in the wrong place
I'm a reasonable man Get off my case (x2) I'm a reasonable man Get off my case (x2) I'm a reasonable man Get off my case (x3)
After years of waiting You're a reasonable man Get off our case (x3) I'm a reasonable man, Get off my case (x3) |
|
|
|
|
|
|
|
|
5
|
Muzik / Müzik Haberleri / Radiohead’den 2008’e Kadar Albüm Yok
|
: Ağustos 30, 2007, 06:30:25 pm
|
| 19-08-2007,13:31:09 | 1995 yılından, 2003 yılında yayınladığı 'Hail To The Thief' albümüne kadar piyasaya sürülen albümlerinin kapak tasarımlarını kitapta toplayacak olan Radiohead, 2008’e kadar albüm yayınlamayacağını açıkladı. 2005 yılında çalışmalarına başladıkları yedinci stüdyo albümünün yayınlanacağı plak şirketi de henüz belli değil.
Albümde yer alacak parçalar, adlandıramadığımız korkuları dile getirecek konsept bir albümü oluşturacak. Yeni albüm “OK Computer”a benzeyecek fakat o albümden daha korkunç sözlere sahip olacak.
“Dead Children Play” adındaki kitap ise 17 Ekim’de raflardaki yerini alacak. |
|
|
|
|
|
6
|
Eğitim Ogretim ve Kültür Servisi / Edebiyat / Müjdat Gezen ile söyleşi....
|
: Ağustos 29, 2007, 04:20:36 pm
|
Tiyatronun Büyük Ustası: Müjdat Gezen
| Tiyatroya kafasına yediği cetvelle başlayan Müjdat Gezen, 50 yıllık sanat yaşamını Ece Pirim’e anlattı.. | | | | |
 Türk tiyatrosunun büyük ustalarından Müjdat Gezen, kafasına yediği bir cetvelle mesleğe başlamış ve bugünlere gelmiş. Ünlü tiyatrocu 50 yıllık sanat yaşamını, bugüne ve geleceğe bakışını Ece Pirim'e anlattı. "10 YAŞINDA BİR ÇOCUĞU SAHNEYE ATARSANIZ OLACAĞI BUDUR"ECE PİRİM: Müjdat Bey şu anda Kadıköy'de sizin tiyatronuzdayız. Tiyatroya dayak ile başlama hikayenizi dinleyerek başlayalım mı sohbetimize? MÜJDAT GEZEN: Tabii, 10 yaşındaydım. İlkokuldaydım ve bir piyes oynanacak. Öğretmenimiz "Küçük çiftçiler" diye bir piyes seçmiş. 5 kız ve 1 erkek var. Erkek de başrolde. Kardeşi verem olmuş. Doktorlar sonbaharda yapraklar yere düşünce, kızkardeşin de toprağa düşecek demiş. Benim de elimde iğne-iplik, yaprakları yerlerine dikiyorum. Ondan sonra "Ben oynamam" dedim. "Oynayacaksın", "Oynamam" Oyun da dram, felaket bir melodram. "Oynayacaksın." diye ısrar etti öğretmenim. Ben de "Oynamam, ben artist değilim" dedim. O zamanlar cetveller çok amaçlı kullanılırdı okullarda.. (gülüşmeler) O da asıl amacı ile kullandı. Kafama bir vurdu, şişti vurduğu yer. Gitti ekmek aldırdı bakkaldan. Çiğnetti, şişen yere koyduk. Şiş insin diye. Bizim ev çok yakındı okuluma, öğretmenim de gitmiş anneme demiş ki; "Bu çocuk piyeste oynamak istemiyor." Beni çağırttılar, okuldan izin verdiler. Eve gittim. Annem "yapma evladım, bak öğretmenin buraya kadar gelmiş" dedi. Ben yine "oynamam" dedim. Bunun üzerine annem; "Baban duyarsa çok üzülür" dedi. Babamdan da çekinirdim, ilkokul 3. sınıftayım. "peki" dedim, oynadım. Çıktık sahneye 1953 yılında, işte çıkış o çıkış. İyi ki o cetveli kafama patlatmış öğretmenim. Onu hep rahmetle anıyorum. ECE PİRİM: Aklınızdan hiç tiyatro yapmasaydım, şu meslek de olurdu gibi bir düşünce geçtiği oldu mu? Ya da farklı birşey yapmak istediniz mi? MÜJDAT GEZEN: Küçük yaşta girince dönüş olmuyor. Okul gazetesinde yazmışımdır. "10 yaşında bir çocuğu sahneye atarsanız, olacağı budur" diye. Başka bir meslek seçme olanağınız kalmıyor. "Sahne tozunu yutmak" çok eski bir tabir. Onu çok küçük yaşta yutunca, başka seçenek kalmıyor. ECE PİRİM: Tiyatro'nun tek kelime ile sizin için ne anlam taşıdığını sorsam. Ne olur bu kelime? MÜJDAT GEZEN: İşte, hayatım. Tek kelime ile "Hayatım" ECE PİRİM: Şimdi tiyatro okul ve öğrencilerinizden bahsedelim. Okul açmaya nasıl karar verdiniz? Ne gibi çalışmalar yapılıyor? Siz de bu arada birçok yerde eğitmen olarak çalışıyorsunuz? Bunlardan bahseder misiniz? MÜJDAT GEZEN: Evet, oynuyorlar, sahneliyorlar, çalışıyorlar. Herşeyi yapıyorlar. Benim eski okulum belediye konservatuarı idi. Ben de orada tiyatro bölümü öğrencisiydim, 1961 yılında. Sonra orası, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı oldu. Ben bundan 25 sene evvel orada hocalık yapmaya başladım. Bizim meslekte öğretmen-öğrenci ilişkisi yerine, usta-çırak ilişkisi daha hakimdir. Orada çok sevdim işi. Birgün çok param olursa, kendim de böyle bir okul açayım dedim. Çok şükür paramız oldu. Bir binanın önünden geçiyordum. " Paramız olursa, bu binayı alayım inşallah" dedim. Oldu, aldım. Yaptık okulu, 16. senesi bitti. Ben hem o okulda çalışıyorum, hem de Beyoğlu'nda bir şube açtık oradayım. Ayrıca Kadir Has Üniversitesi'nde tiyatro bölüm başkanlığı yapıyorum ve aynı zamanda yine aynı üneversitenin iletişim fakültesinde oyunculuk dersi veriyorum. 4 ayrı okula gidiyorum. Biraz yoruluyorum ama zevkle yapıyorum. Haz alarak yapıyorum. ECE PİRİM: Sizden çok yıllar önce haraç istemişler. "İsterseniz beni vurun, ama düştüğüm zaman çok ses çıkarırım" demişsiniz. Bu nasıl oldu? MÜJDAT GEZEN: Ben "Kabare komik" te sahneye çıkıyordum. O zamanlar bu tür kabadayılar filan vardı. Böyle şeylere pabuç bırakmam. Rahmetli Aziz Nesin'in dediği gibi biz artık böyle şeyleri aştık. ECE PİRİM: Rahmetli Aziz Nesin de okulunun bahçesine gömülmek istemişti. Siz de öyle istiyorsunuz. Neden? MÜJDAT GEZEN: Evet, gerçekten öyle istiyorum. Sanki o cıvıltıları, çocukların neşesini hep orada duyarmışım gibi düşünüyorum. Çünkü; ölümün nasıl birşey olduğunu bilmiyorum. Demiş ki adam; "Ben varken ölüm yok, ölüm geldiğinde de ben yokum artık" onun için nasıl birşey olduğunu bilemiyorum. Ama içimde öyle bir duygu var ki onlardan kopmam hiç bir zaman. SANATÇI EVİECE PİRİM: Sevginin paylaştıkça büyüdüğüne inanan birisiniz. Bir de huzurevi açtınız. Oradan bahseder misiniz? MÜJDAT GEZEN: Evet, açtım. 7. yıla girdi. İlke olarak ben orada fotoğraf çektirmiyorum. Haber yapılmasında önayak olmak istemiyorum. Onların özel hayatı olduğunu düşünüyorum. İsmini de huzur evi yerine "Sanatçı evi" koydum. Çünkü orada eski, yaşlı sanatçılar kalıyorlar. ECE PİRİM:Peki bu arada kitaplarınızın yanısıra, şiir albümü yapmıştınız. "Şiirim geldi, bırakın beni" Sanatçı dostlarınızda bu albüm de sizi yalnız bırakmadılar. Biraz bahseder misiniz? MÜJDAT GEZEN: Tabii, şiir kasetim evvelki yıl çıkmıştı. Bizim Ercan Saatçi yapmıştı. Güzel bir kaset oldu. Benim şiir kitabımdı. Dostlarım da okudular birer, ikişer şiir o kasete, ben de okudum. Sevgili Ece, içine de okuduk galiba! Çünkü fazla satan birşey olmadı. (gülüşmeler) ECE PİRİM: Belki de reklamı, tanıtımı çok fazla yapılamadı? MÜJDAT GEZEN: Yok ben reklamında filan değildim. Ben bir şair değilim. Yani şiirden para kazanan biri değildim. O bir zevkti benim için. ECE PİRİM: Bir başka tutkunuzda en az tiyatro kadar eski herhalde. Deniz ve tekneniz. Gelelim bu sevdaya ? MÜJDAT GEZEN: Evet, evet. 50'li yıllarda amcamın teknesi vardı. Çok küçüktüm o zaman. Biner gezerdik pazar günleri filan. Sonra çok heves ettim. Yıllar sonra kendime bir tekne aldım. Tekneyi alınca tabii ehliyet de aldım. Yazları onunla dolaşır olduk. Denizi çok severim. Deniz hoştur yani denizle dertleşebilirsin. Ama balık tutamıyorum. Tutmak iyi de o balığın can çekişmesine pek dayanamıyorum. Çok erkekçe davranamıyorum orada. Hani derler ya tutarım, böyle pat diye kafasını kopartırım. Ben biraz hayvan düşkünüyüm. İşte köpeğim var mesela şimdi. Daha önce papağanım vardı, ama köpeğim av köpeği olduğu için kuş düşmanı. O yüzden papağanı bir arkadaşıma verdim. Köpek bende. "GALİBA BEN SANATÇIYIM"ECE PİRİM: Pek çok kitabınız var. Ama bunların içinde özellikle bir tanesi basında tartışma konusu oldu. "Galiba ben sanatçıyım" Bu kitapta yazdıklarınız size problem yarattı mı? MÜJDAT GEZEN: Bana problem yaratmadı. Ama yazanlara yarattı. Çünkü kitabı okumadan yazdılar. Bir piyesi görmeden eleştiri yapmak, bir fikri görmeden kritik etmek gibi kitabı okumadan da yazınca böyle bir ters duruma düştüler. Ama beni çok bağlayan birşey olmadı. Kitaplarım çıkmaya devam ediyor. "BİZLERİ YÖNETENLER, ÖNCE KENDİLERİNİ YÖNETEBİLMELİLER"ECE PİRİM: Teklifler aldınız ama şimdiye kadar yanaşmadınız. Bundan sonra aktif politikada yer almayı düşünür müsünüz? Sanatçılara sık sık sorulan bir sorudur bu aslında. Çünkü mutlaka seçim dönemlerinde aday olanlar var. MÜJDAT GEZEN: Evet, doğru. Fakat ben aktif politikanın içinde olmayı hiçbir zaman düşünmedim. Üstelik söylediğiniz gibi çok somut teklifler aldım. Ama benim mesleğim buna izin vermiyor. Ben başkalarını eleştiriyorum. Eğer bir partiye bağlı politika yaparsam, onun genel başkanını eleştiremem. O zaman da asıl mesleğimi yapamamış olurum. Ben sadece kendi mesleğimi biliyorum ve yapmak istiyorum. Politika, politikacıların işi olmalı. Edebi ile doğru düzgün yapıyorlarsa, dokunulmazlıkları kaldıracağız deyip, söz verip kaldırıyorlarsa, namuslularsa, hiç biri sonradan, aniden zengin olmuyorsa! Bence güzel bir meslek politika. Çok erdemli bir meslek, bizleri yönetiyorlar. Ama bizleri yöneten insanların önce kendilerini yönetebilme yeteneğinin olmasını, küfürbaz, terbiyesiz olmamalarını, insana, topluma saygılı olmalarını istiyorum. Doğru olanı da bu. ECE PİRİM: 22 Temmuz da seçim yapıldı. Sonuç kimilerimiz için normal, kimilerimiz için çok sürpriz oldu? Yeni hükümetin bundan sonra ki çalışmalarını hep birlikte göreceğiz. Peki bu döneme kadar olan AKP hükümetinin çalışmalarını nasıl buluyor sunuz? MÜJDAT GEZEN: Bu süreye kadar olan hükümeti bulsam, söyleyeceğim düşüncelerimi. Ama maalesef bulamadım. Benim kafa yapıma uygun hiç bir yanları yok. Ben insanlara çok saygı gösteriyorum, hiç kimseyi yargılamam. Burada olmayan biri hakkında da konuşmam. Ama şimdi politikacılar, onlar bradalar. Onun için rahatlıkla konuşabilirim. Benzine bu kadar çok zam yapılmışsa, hükümet burada demektir. ECE PİRİM: Peki biz Türk toplumu olarak, niye belki de karşı çıktığımız şeyleri kabulleniyoruz. Mesela benzine bu kadar zam neden, normal mi? MÜJDAT GEZEN:Tabii ki normal değil. Dört bir yanımız petrol üretiyor ve en pahalısını Türkler kullanıyor. Tepkisiz bir toplum olduğumuz için de kimse çıkıp ne yapıyorsunuz demiyor. Dese de sonuç çıkmıyor. Tepkilerimizi doğru veremiyoruz. İşte seçim sonuçları da ortada, tepki verenler eminim bu kadar değildi! ECE PİRİM: ABD ve AB baskısı üzerimizde her an hissettiğimiz bir baskıya döndü. Dünyada yaşanan karmaşa, çok yakınımızda yaşanan Irak savaşı, Türkiye'nin iç işlerinde sıkça yaşadığımız uyumsuzluklar, terör. Türkiye ve insanlarımız üzerinde de oldukça olumsuz etkilere neden oluyor değil mi? MÜJDAT GEZEN: Mutlaka ki çok olumsuz oluyor. Atatürk aslında savaş istememiş hiç bir zaman. Mecbur kalınca kurtuluş savaşı yapılmış neticede. Bunu annemden öğrendim. Çünkü tanışıklığı vardı. Atatürk belki de zaten bu savaşlara son verebilmek için savaşın içinde olmak zorunda kaldı. Ama bugün ne görüyoruz? Onun ve o dönemde yaşayan, savaşan, kanlarını dökerek koruduğu topraklara bugün neredeyse sahip çıkamayacak duruma getiriliyoruz. Hatta yabancılara daha fazla satılmasını sağlıyoruz. Türkiye'de durumu iyi görmüyorum. Ama tabii ki umarım öyle olmaz ve her şey toparlanır. Bu arada insanımız geleceğe hangi gözle bakıyor onu da hiç anlayamıyorum! TÜRKİYE'DE İRTİCA TEHDİDİ VAR MI ?ECE PİRİM: Bir de irtica korkusu var insanların bir kısmında. Laiklik Türkiye Cumhuriyeti'nin özenle korunması gereken en önemli maddelerinden biri. Ama bugün biz, bir kısım insanımız laikliği savunmaya çalışır hale geldik. Seçimden sonra ise; Avrupa Birliği komiyonu başkan yardımcısı Franco Frattini çıkıp "Türkiye'de ki laik azınlığın hakları korunmalıdır" diye konuşabiliyor. Sizce Türkiye'de irtica tehdidi var mı? MÜJDAT GEZEN: Ee bu sonuçlara,yorumlara bakılırsa böyle bir görüntü çıkıyor ortaya. Onlarda içlerinde ki düşünceyi belki de olmasını istedikleri düşünceyi böyle konuşarak ortaya atıverdiler. Sonra toparlamaya çalışıldı ama olmadı tabii. Şunu herkes iyi bilsin, biz hiç bir zaman azınlık değiliz, olmayacağız. Atatürk'ün yolunda laik, ulusalcı, T.C. devleti'nin çocuklarıyız. İrticaya gelince, görüntülere bakılırsa şu anda tehdidi değil, kendisi var. Bu konuda da ciddi olarak birşeylerin yapılması gerekiyor. Şunu da eklemek istiyorum; Türkiye'de rahat etmek istiyorsak dünya ülkeleri ve komşularımızla iyi geçinmeliyiz. Ama tabii ki bazı şeylerden ödün vermeden. Onu da artık yöneticilerimiz bilirler! " MİZAH BİR MUHALEFET SANATIDIR"ECE PİRİM: "Mizah bir muhalefet sanatıdır" demişsiniz. Açıklar mısınız? MÜJDAT GEZEN: Tabii, açıklarım. Mizah; gülümseyerek, gülümseterek başkaldırmadır. Sanat ise; insanları onarır ve uyandırır. Tiyatronun özelliği; İnsana, insanı, insanca anlatan sanat olmasıdır. Karakterlerin elbiselerini giyersiniz. Diğer sanatlar da hep bir enstrüman var ama tiyatronun kendisi materyaldir. ECE PİRİM: Bu kadar yıllık yaşamınızda anı da çoktur. Aklınıza gelen bir tanesini anlatır mısınız? MÜJDAT GEZEN: Perran Kutman'la İzmir fuarında program yapıyoruz. Dev bir salon ama öyle büyük bir salon ki ikimiz nokta gibi duruyoruz. Perran benden sonra sahneye çıktı. O koca salonun ortasında bana çarptı. 20 dakika güldük. Bizimle birlikte seyirci de güldü. Sonra da program bitti. ECE PİRİM: Yoğun gündeminizde gerçekleştirdiğimiz bu keyifli sohbet için çok teşekkür ediyorum. MÜJDAT GEZEN: Ben de çok teşekkür ediyorum. Sevenler tiyatroya desteklerini esirgemesinler. Çocuk oyunlarımız da devam ediyor. Onlardan ricam yeni nesillere de lütfen tiyatro sevgisini aşılasınlar. Sanat ruhu dinlendirir, yüreği yumuşatır. Sevgiyle kalın.
|
|
|
|
|
7
|
Eğitim Ogretim ve Kültür Servisi / Edebiyat / MÜJDAT GEZEN..VE onun haylazlıkları...
|
: Ağustos 29, 2007, 04:16:39 pm
|
 Uzun zamandır okuduğum en keyifli kitapklardan bir tanesi..tavsiye ederim arkadaşlar... kitap hakkında "Acaba şimdi nerelerde? Anneannem, annem, babam ne yapıyorlar şimdi? Öyle bir yer var mı? Varsa bile, annemin çiçek suladığı daracık teras orada mı? Kolanvurduğum balkon demiri? Komik bir adam ne hakla acıklı şeyler yazıyor?"
Tiyatro ve sinema sanatçısı Müjdat Gezen, çocukluğunun İstanbul'unu, aile bireylerini, arkadaşlarını ve aşklarını anlattığı kitabı Galiba Ben Sanatçıyım'ı yazarken kronolojik sıra izlememiş. Böylece 'anılar' yerine 'anımsamalar' kitabı çıkmış ortaya; yıllar içinde, geri dönüşlerle anlatmış anlatacaklarını. İyi de yapmış; Gezen'in kalemiyle birlikte anılara dalıyorsunuz kitabı olurken...
|
|
|
|
|
8
|
Genel / Serbest Kürsü / ....Hiç AŞIK oldunuz mu....
|
: Ağustos 16, 2007, 03:34:41 pm
|
|
yinede kimse üzerine alınmasın... Bilmiyorum kelimesini çok kullanır oldum son zamanlarda ve kayboldukça kayboluyor anlamı bana zamanında değerli gelen şeylerin ..artık inanmakta gelmiyor içimden hiç bir şeye ve kimseye çünkü ;ağızlardan düşen kelimeler o kadar uçuculaştı ki yada o anlık duydular yalan gibi geliyor artık bana..duygular anlık ,sahte ve geçici leştirilmiş sanki ..ve mesajlar görüyorum sitede' sıkma canını biri gelir biri gider.'diye.aslında bu mantığı yerleştirmelimi? birinin gelip sonra diğerinin o yeri doldurabileceği mantığını..belki o zaman mutlu oluruz haaaa...yada aşkı yaşadığımızı sanırız kendimizce..nasılda içi boşalır oysa o duyguların nasılda basitleşirler...işte böyle kolay artık herşey bu yaşadığımız devirde....bende merve arkadaşımı gayet iii anlıyorum (böyle bir çapkınlık durumuyla karşı karşıya kalmadım ama empati kurabiliyorum)ve bizi anlayamayan arkadaşlarında bir gün hiç anlaşılamayacaklarını tahmin ederek onlara bol şans diliyorum... gerçek aşkların sevgilerin anlaşılması,farkedilmesi,önemsenmesi ve büyümesi dileğimle... nxxx...
|
|
|
|
|
9
|
Muzik / Müzik Haberleri / MEHMET GÜRELİ-kimse bilmez-saygı ve sevgilerimle...
|
: Ağustos 11, 2007, 07:01:11 pm
|
  Havyar Sokak 25/4 34433 Cihangir - Beyoğlu İstanbul Turkey +90 212 244 43 86 +90 212 245 09 46 mgureli@hotmail.com 1949 Mehmet Güreli was born in Istanbul. He graduated from the middle division of the Austria Lycee/Sankt Georg and the upper division of Hürriyet Koleji. He studied philosophy at the Istanbul University Faculty of Literature for two years In 1976 he joined the staff of the Newspaper Hürriyet 1984 saw the appearance of the magazzine Nisan and the founding of the Nisan Editions. His book "Sıcak Bir Göz", a collection of short stories,appeared in 1985 In 1987 he produced an 18-min. 16 mm film entitled "Vapurlar" In 1988 he released a music casette with the same name. His second book of short stories, "Alope'nin Odası", appeared in 1993. In 1995 "Cihangir'de Bir Gece" appeared as a music casette and compact disc and Vapurlar was released in the latter format. 1998 Milli Reasürans Art Gallery, Istanbul 1999 " Yağmur" He released a music casette an compact disc. 1999 Selvin Art Gallery, Ankara 1999 Tolga Eti Art Gallery, Istanbul. 1999 Coşku Art Gallery, Izmir. 2000 Milli Reasürans Art Gallery. Istanbul. 2003 " Necdet Mahfi Ayral" Documentary 44-min. 2003 " İyi Kuşlar Kötü Kuşlar" Artium Sanatevi 2005 ‘Tahtalar ve Şapkalar’ Artium Sanatevi 2006 ‘Journey to İstanbul from the eyes of World Writers’ 63 - min. 
İstanbul’a Yolculuk - Dünya Yazarlarının Gözüyle (2006)
-
Necdet Mahfi Ayral (2003)
Vapurlar (1986)


- İplerin Kopuşu (2007)
01- Yalan 02- Giderim Dersem 03- Deli Gözler 04- Umrumda 05- Doğu Rüzgarı 06 -Herşeye Rağmen 07 -Güneşli Bahçe 08- İplerin Kopuşu 09- Nereye Kadar 10- Ekvator 11- Savrulan Küller 12- Nadine 13- Yolculuk
Odamda Yolculuk
-
Cihangirde Bir Gece
Vapurlar / Blues
Yağmur

 "Alope'nin giderek değişmekte olan yüz hatları, bekleyişin sesleriyle her gece sarsılıyordu. Ve artık kendi şaşırtmaları, oyunları bile ona yetmiyordu. Yorgun sabah gezintilerinde de aklı hep odasındaydı. Yürürken, otururken, yatarken lambanın altındaydı. Elleriyle yüzünü kapamış, bir utanç sayılmasa da ona benzer bir duygu içindeydi. Nereye gitse kopuşunu yaşıyor, istemeden karanlığı bekliyordu
buraya aldıklarım sadece bir kısmı onun çalışmalarının sitede daha çooookkkk...
           
|
|
|
|
|
10
|
Genel / Serbest Kürsü / kimse üzerine alınmasın...)!!!!!!
|
: Ağustos 11, 2007, 06:26:30 pm
|
|
Bilmiyorum ...bu kelimeyi çok kullanır oldum son zamanlarda ve kayboldukça kayboluyor anlamı bana zamanında değerli gelen şeylerin ..artık inanmakta gelmiyor içimden hiç bir şeye ve kimseye çünkü ;ağızlardan düşen kelimeler o kadar uçuculaştı ki yada o anlık duydular yalan gibi geliyor artık bana..duygular anlık ,sahte ve geçici leştirilmiş sanki ..ve mesajlar görüyorum sitede' sıkma canını biri gelir biri gider.'diye.aslında bu mantığı yerleştirmelimi? birinin gelip sonra diğerinin o yeri doldurabileceği mantığını..belki o zaman mutlu oluruz haaaa...yada aşkı yaşadığımızı sanırız kendimizce..nasılda içi boşalır oysa o duyguların nasılda basitleşirler...işte böyle kolay artık herşey bu yaşadığımız devirde....bende merve arkadaşımı gayet iii anlıyorum (böyle bir çapkınlık durumuyla karşı karşıya kalmadım ama empati kurabiliyorum)ve bizi anlayamayan arkadaşlarında bir gün hiç anlaşılamayacaklarını tahmin ederek onlara bol şans diliyorum... gerçek aşkların sevgilerin anlaşılması,farkedilmesi,önemsenmesi ve büyümesi dileğimle... nxxx...
|
|
|
|
|
11
|
Genel / Serbest Kürsü / ....Hiç AŞIK oldunuz mu....
|
: Ağustos 11, 2007, 06:10:01 pm
|
|
bence bu tip konularda sorun sadece bir tarafın değildir..yüzde elli-yüzde elli düşünmek gerek...ama çapkınlığıda affetmek zor tabii... sıkma canını... gerçek aşkı yakalaman dileğiyle ... nxx...
|
|
|
|
|
12
|
Muzik / Yabancı Şarki Sözleri / all about the pink floyd.....
|
: Ağustos 05, 2007, 08:16:16 pm
|
Pink Floyd 70’lerde başlayan o değişim sürecinin tam ortasında doğan bir grup. Var olan sisteme ve aldatıcı düzene karşı agresif ama bir o kadar da gerçekçi bakan ve döneminde imkansızı başarmış bir topluluk
David Gilmour: David Gilmour 6 Mart 1948’da Grantchester’da doğdu. Babası bir genetik doktoruydu,annesinin tüm ilgi alanı ise gitar çalmaya uğraşan oğluydu. O yıllarda okul Barret gibi Gilmour’u da sıkıyordu. Barret’dan çok daha iyi bir gitarist olan Gilmour ona ilk gitar dersini veren kişidir. Gilmour’un gitara karşı olağanüstü bir yeteneği vardı, ama Syd’in de inanılmaz dehası. Bu ikili zamanla halef selef oldular ve birçok eleştirmen tarafından birbirleriyle karşılaştırıldılar.Dave bir ara erkek modellik yaptı. Syd ilk bestelerini yapmaya başladığında Dave, Joker’sWild isimli bir grupta çalıyordu, bu grupla birlikte Fransa’da bir yıl kaldı, sonra İngiltere’ye döndü, grup dağılmıştı ve o beş parasızdı. Uzun zamandan beri Syd’i görmemişti, diğerlerini ise hiç tanımıyordu, Pink Floyd bu arada epey yol almıştı ve Syd artık gruptan kopuyordu, böylece Dave, Pink Floyd’un beşinci elemanı olarak gruba katıldı.
Roger Waters: George Roger Waters 9 Eylül 1944’te Cambridge’te doğdu. John ve Duncan isimli iki kardeşi var. O da Syd gibi Cambridge Erkek Lisesi’ne gitti. 60’ların başında Nükleer Silahsızlanma kampanyasında ilk defa seyirci karşısına çıktı. Bir müzisyen olmaya karar verdiğini bakın nasıl anlatıyor: “Regent Street Politeknik’te mimari okuyordum, sanırım orada ciddi olmayan birkaç grup deneyimimiz olmuştu ama hiçbir yerde çalamadık. Bir çok ismimiz oldu en sevdiğimiz ise Megadeths idi. Sadece oturup kazanacağımız parayla neler yapabileceğimizi konuşurduk. Bursumuzun önemli bir kısmını bir İspanyol gitar almak için harcadım ve ders almak için kursa gittim. Okulda enstrümanlarıyla gelip bir şeyler çalanların takıldığı bir oda mutlaka bulunurdu, şimdi düşününce sanırım gitarımı daha önce almıştım, çünkü Shany Toen isimli şarkıyı öğrendiğimi anımsıyorum. Okulda öğrendiklerimizle kesinlikle ilgilenmiyordum. Zaten aldığımız bütün bursu da aletlere yatırıyorduk.Grubun en çok okuyan üyesi Waters’tı. Bütün yapıtlarında Blues’un yoğun etkisi vardı.Ayrıca Barret sonrası yapıtlarda Waters’ın hemen tüm hayatını izleyebiliriz. Aslında o hiçbir zaman bunu itiraf etmedi ama “The Wall”un oyun ve Syd’in hayatından bölümler olduğu kesin. Waters babasını İkinci Dünya Savaşı’nda kaybetti ve uzun yıllar ona hem anne hem baba olan annesinin yoğun baskısı üzerinde hissetti. Elbette Water’da Syd ve diğerleri gibi uyuşturucu kullanıyordu ama bunu asla aşırıya vardırmadı.Waters ilk zamanlar gitarını bile akord edemezdi ama zamanla gösterdiği gelişimle grubun beyni olmayı başardı. Gruptan ayrıldıktan sonra çıkarttığı albümler onun üstün müzikal yeteneğini ortaya koydu.
Richard Wright: Richard (Rick) William Wright; 28 Temmuz 1945’de Londra’da doğdu. O da Waters gibi Regent Street Politeknik’e gitti. Wright, Waters ve Nick Mason okulda tanıştılar. 6 ay sonraaralarına Syd’i de alarak bir grup kurdular. Wright okuldan önce piyano, harmonium, harpiscord ve cello çalmayı öğrenmişti, Politeknikte ise mimari ve müzik bölümlerinde okumaya başladı. Okulda elektronikle ve elektronik kompozisyonlarla ilgilendi. Özellikle öğretmeni Stockahausen’in yazdıklarıyla. Bu eğitim ve onun yeteneği daha sonraki yıllarda oluşacak. Pink Floyd soundunun ortaya çıkmasında önemli katkılarda bulundu.
Nick Mason: Nicholas (Nick) Berkeley Mason, 27 Ocak 1945’da Birmingham’da doğdu. Bill ve Sally Mason’un Sarah, Melanie ve Serena’yla birlikte 4 çocuğundan biridir.Ailesi varlıklıydı. Londra’nın en zengin mahallelerinden Hampstead’te büyüdü, pahalı bir özel okulda okudu. Küçük yaşlarda piyano, keman ve davul çalmayı öğrendi, sonunda o da Politeknik’e geldi ve diğer çocuklarla tanıştı. Rick ile birlikte bir daire tuttu ama sonra yeniden ailesinin yanına döndü. Ve o daireye Syd ile Waters yerleştiler. Ufo klüpteki başarılardan sonra okulu bir yıl bırakmaya karar verdi. 1969’daki bir röportajda şöyle diyor: “Yıldız olma fikri çok hoşuma gitmişti, müzikten başka bir şey beni ilgilendirmiyordu. Seyredebildiğim kadar çok grup seyrediyordum ve pop müziğin nasıl gerçekleştirileceği konusu beni meşgul eden tek meseleydi.
Syd Barret: Syd Barret (Roger Keith) 6 Ocak 1946’da Cambridge’te doğdu. 2 ağabeyi ve bir kız kardeşi var. Cambridge erkek lisesinde, aynı lisede okuyan Roger Waters’dan iki sınıf gerideydi. Oldukça konforlu yaşayan bir İngiliz orta sınıf ailesinin çocuğuydu. Syd 12 yaşındayken babası öldü. Her zaman sanat ve müziğe yatkın gözüktü ve erken yaşlarda müzik ve resim eğitimi almaya karar verdi. İlk enstrümanı Ukele’ydi (4 telli Hawai gitarı). Gitar çalmayı da metodlardan ve arkadaşlarından öğrendi. İlk grubunu kurdu (Geof Mott ve Mottoes). Bu grupla partilerde ve evin çevresinde çalıyordu. Sonra Hollering Blues isimli bir grupla birlikte çalmaya başladı. Londra’ya gittiğinde 3 çocukla tanıştı. Dördü daha sonra Pink Floyd oldular.Syd müzik eğitimini Camridge’te David Gilmour ile birlikte yaptı. Teknik okuldan sonra Syd, Londra’ya resim okumaya gitti, orada Roger Waters’la beraber oturmaya başladı. Müzik ve resme ilk ilgi duyduğu andan itibaren Syd, bir yandan içki, sigara ve kadınlara merak saldı. Yakışıklılığı ile okulda dikkat çekiyordu ve o da bunu kullanıp bütün kızlarla birlikte olmak için her yolu deniyordu. Bu arada evi de hafta sonları müzik yapar gibi yapan çocuklarla dolup taşmaya başlamıştı. İşte bu sıralar tüm gençlerin yaptığı gibi Syd’te uyuşturucu kullanmaya başladı.1964 Sonbaharı’nda okula başlamak üzere Londra’ya geldi ve Waters’la aynı eve yerleşti. Bu evde daha önce oturan Mason ve Wright ise ayrıldılar. Mason zengin ailesinin yanına döndü,
Wright ise evlendi. Mason, Waters, Barret ve Bob Klose birlikte çalmaya başlamışlardı. En büyük destekçileri ev sahipleri Leonard’dı ve bu yüzden gruba Leonard’s Lodgers ismini koydular. Birkaç ay sonra Wright gruba katıldı, grubun beyni tabi ki Syd’di ve hemen hemen bütün parçaları o yazıyordu. Ama grubun bir solisti yoktu ve Chris Dennis bu grubun solisti oldu. Syd, Georgialı iki yaşlı blues şarkıcısının isimlerinin baş harflerinden oluşturulacak ismin, grubun ismi olması konusunda diretiyordu. Bu şarkıcıların isimleri Pink Anderson ve Floyd Council’di. Böylece ortaya çıkan Pink Floyd ismi bir kamyonetin arkasına pembe bir boyayla yazıldı. Pink Floyd’un ilk kadrosunu oluşturan isimler ise Syd Barret (gitar), Roger Waters (bas), Bob Klose (gitar), Nick Mason (davul), Richard Wright (klavye) ve Chris Dennis (vokal) idi. Syd’in soyut resimleri okulda ilgi gördü ama bu seferde okul Syd’i doyurmamaya başladı. 1965’te bir sih tarikatı olan Sant Mant’a girdi, bu sadece bir yaz sürdü ve Syd uyuşturucuya geri döndü.
PINK FLOYD: Pink Floyd 70’lerde başlayan o değişim sürecinin tam ortasında doğan bir grup. Var olan sisteme ve aldatıcı düzene karşı agresif ama bir o kadar da gerçekçi bakan ve döneminde imkansızı başarmış bir topluluk. Grup o yıllarda gençlerde bir moda haline gelen LSD’nin etkisindeydi. Grubun beyni Syd Barret bu akıma fazlasıyla yakalanmıştı ancak Pink Floyd’un bugünlere kadar gelebilmesinde en önemli etken Syd olmuştur. Hatta o kadar çok uyuşturucunun etkisindeydi ki, bir konserinde 3 saat boyunca gitarıyla aynı akoru bastığı söylenmektedir.
Elbette ki grubun diğer üyeleri de uyuşturucu kullanıyordu ancak Syd kadar değildi. 1969 yılında grup Syd’siz bir şeyler yapabileceğinin farkındaydı. Bütün sözleri ve müzikleri yapan oydu. Ama Syd’in grupta kalması artık grubun yükselişe değil düşüşe geçmesine neden oluyordu. O dönemlerde daha Syd henüz gruptan ayrılmamışken Roger Waters eski bir arkadaşı olan David Gilmour’a beraber çalmayı teklif etti. Gilmour’un o zamanlar çaldığı başka bir grubu vardı ancak Pink Floyd’un yükselişini de uzaktan takip ediyordu. Bu teklife olumlu yanıt verdi. Grup Syd’siz yaptıkları ilk çalışma olan A Saucerful of Secrets albümünü çıkardı. Albüm’de yer alan Set the Controls for Heart of the Sun isimli şarkı bugün hala zihinlerde. David Albüm kapağı için şunları söylüyor: “Roger ve Nick albüm kapağını herhangi bir müzikal formda yapmaktansa mimari bir diagram oluşturmayı düşündüklerini anımsıyorum. Kapak müziğin güzelliğinden değil de duygulardan oluşan bir öyküyle ortaya çıkacaktı. Böyle de oldu. Yıllar sonra bize hala kapağın kendilerinde uyandırdığı duyguları yazan insanların gönderdiği mektuplar geliyor. Grup bu dönemden sonra çok hızlı bir yükselişe geçti. 1969 yılında Ummagumma, 1970 yılında Atom Heart Mother, 1971 yılında Meddle, 1972 yılında Obscured by Clouds, 1973 yılında Dark Side of the Moon albümünü çıkardı. Albüm inanılması zor bir başarı kazandı ve tam 30 milyon orjinal kopya sattı. Bu gerçekten ulaşılması zor bir rakamdı. Britanya’da her 5 evden birinde bu albümün olduğu bilinmektedir. 1975 yılında Wish You Were Here, 1976’da Animals, 1978’de ise The Wall albümünü çıkardı. Wall için bir dönemin sonu diyebiliriz. Syd sonrası Floyd’taki iktidar savaşı grubu sonunda bu noktaya getirdi. Zamanla Roger, Pink Floyd’u tek bir adamın grubu gibi görmeye başladı. David’in gerçek bir müzik dehası, Roger’ın ise gerçek bir söz yazma yeteneği vardı. Ama bunu hiçbir zaman ortak bir potada eritmeye çalışmadılar. 1983’te Final Cut çıktı. Bu albüm Waters’ın Pink Floyd adı altında yaptığı son albümdür. Aslında buna bir Waters solo albümü demek yanlış olmaz çünkü Gilmour’un etkisi çok az görülüyor. Bu albümün ardından Waters gruptan ayrılır ve Pink Floyd’a açtığı davalar sonucunda Pink Floyd’un isim hakkı hariç diğer grup elemanlarının elinden Floyd’a dair herşeyi alır ve kendi yolunda ilerlemeye başlar. Waters’sız ilk albüm A Momentary Lapse of Reason 1987 yılında çıkar. David bu albümde herşeyi üstlenmiştir. Wright, bu albümde maaşlı bir eleman sıfatında klavyesini çalmıştır. Çünkü Waters onu manevi yönden çalamayacağı düşüncesine itmiştir. Bu albümde büyük başarı sağlar ama Floyd soundundan az da olsa uzaktır. Ve son albümleri The Division Bell 94’te çıktı. İşte bu albüm belkide Meddle’dan sonra en güçlü müzikal sounda sahip albüm. Wright’ın tekrar gruba dönmesi ve Gilmour’un üstün kişiliği grubu eski haline getirmiştir. Aynı dönemde Roger Waters’ın beklenen solo çalışması Amused to Death bir milyon satışa ulaşırken The Division Bell 15 milyon’dan fazla satışıyla başarılarının üzerine başarı eklemiştir. Şüphesiz Pink Floyd’un etkisi çok uzun yıllar sürecek. Ama şu bir gerçek ki, Ayın Karanlık Yüzü’nde aydınlığa ulaşmak hiçte kolay olmayacak. |
|
|
|
|
|
13
|
Muzik / Yabancı Şarki Sözleri / pink floyd ....hey you....şarkı sözleri....
|
: Ağustos 05, 2007, 08:08:13 pm
|
| Hey You - Pink Floyd | hey you, out there in the cold hey sen, dışarıda soğukta duran
getting lonely, getting old yalnızlaşıyorsun, yaşlanıyorsun
can you feel me? beni hissedebiliyor musun?
hey you, standing in the aisles hey sen, koridorda ayakta duran
with itchy feet and fading smiles kaşınan ayaklar ve kaybolan gülüşlerle
can you feel me? beni hissedebiliyor musun?
hey you, dont help them to bury the light hey sen, ışığı gömelerine izin verme
don't give in without a fight. savaşmadan pes etme
hey you, out there on your own hey sen, orada yalnız duran
sitting naked by the phone telefonun yanında çıplak oturan
would you touch me? bana dokunur muydun?
hey you, with your ear against the wall hey sen, kulağı duvarda olan
waiting for someone to call out birinin seslenmesini bekleyen
would you touch me? bana dokunur muydun?
hey you, would you help me to carry the stone? hey sen, bana taşı taşımamda yardım eder miydin?
open your heart, i'm coming home. kalbini aç, eve geliyorum
but it was only fantasy. ama bu sadece fanteziydi
the wall was too high, duvar çok yüksekti
as you can see. görebildiğini üzere
no matter how he tried, ne kadar çabalarsa çabalasın
he could not break free. özgür kalamadı
and the worms ate into his brain. ve solucanlar beynini yedi
hey you, standing in the road hey sen, yolda ayakta duran
always doing what you're told, hep sana söyleneni yapıyorsun
can you help me? bana yardım edebilir misin?
hey you, out there beyond the wall, hey sen, orada duvarın ötesinde olan
breaking bottles in the hall, holde şişeleri kıran
can you help me? bana yardım edebilir misin?
hey you, don't tell me there's no hope at all hey sen, bana hiç umut olmadığını söyleme
together we stand, divided we fall. birlikte ayakta duruyoruz, ayrılırsak düşeriz | | |
|
| Another Brick In The Wall - I - Pink Floyd | Daddy's gone across the ocean, Baba okyanusun ötesine uçtu
Leaving just a memory, Yalnızca bir anı bırakıp geride
A snapshot in the family album. Bir fotoğraf aile albümünde
Daddy, what else did you leave for me? Baba başka ne bıraktın benim için?
Daddy, whatcha leave behind for me? Baba ne bıraktın ardında benim için?
All in all it was just a brick in the wall. Hepsi hepsi, yalnızca duvardaki bir tuğlaydı
All in all it was just the bricks in the wall. Hepsi hepsi, yalnızca duvardaki tuğlalardı | |
| Another Brick In The Wall (Part I) - Pink Floyd | Daddy's gone across the ocean, Babam okyansun diğer tarafına gitti
Leaving just a memory, Sadece bir hatıra bırakarak
A snapshot in the family album. Aile albümünde bir resim
Daddy, what else did you leave for me? Baba benim için başka ne bıraktın?
Daddy, whatcha leave behind for me? Baba ardomda benim için ne bıraktın?
All in all it was just a brick in the wall. Hepsi hepsi yalnızca duvardaki bir tuğlaydı
All in all it was just the bricks in the wall. Hepsi hepsi duvardaki tuğlalardı | |
| Another Brick In The Wall (Part II) - Pink Floyd | We don't need no education. egitime ihtiyacimiz yok We don't need no thought control. düsünce kontrolüne ihtiyacimiz yok No dark sarcasm in the classroom. sinifta alay edilmek istemiyoruz Teacher, leave those kids alone. ögretmen cocuklari yalniz birak Hey, Teacher, leave those kids alone! hey hocam cocuklari yalniz birak All in all it's just another brick in the wall. hepsi sadece duvardaki bir tugladir All in all you're just another brick in the wall. hepsi sadece duvardaki bir tuglasin We don't need no education. egitime ihtiyacimiz yok We don't need no thought control. düsünce kontrolüne ihtiyacimiz yok No dark sarcasm in the classroom. sinifta alay edilmek istemiyoruz Teachers, leave those kids alone. ögretmen cocuklari yalniz birak Hey, Teacher, leave those kids alone! hey hocam cocuklari yalniz birak All in all you're just another brick in the wall. hepsi sadece duvardaki bir tuglasin All in all you're just another brick in the wall. hepsi sadece duvardaki bir tuglasin |
| Another Brick In The Wall (Part III) - Pink Floyd | I don't need no walls around me. Etrafımdaki duvarlara ihtiyacım yok
And I don't need no drugs to calm me. Ve beni rahatlatan uyuşturuculara ihtiyacım yok
I have seen the writing on the wall. Duvardaki yazıyı gördüm..
Don't think I need any thing at all. Hiçbir şeye ihtiyacım yok diye düşünme
No. Don't think I need anything at all. Hayır. Hiç birşeye ihtiyacım yok diye düşünme
All in all it was all just the bricks in the wall. Hepsi hepsi, yalnızca duvardaki tuğlalardı
All in all it was all just the bricks in the wall. Hepsi hepsi, yalnızca duvardaki tuğlalardı | |
| Comfortably Numb - Pink Floyd | Hello? Merhaba?
is there anybody in there? Orada biri var mı?
just nod if you can hear me Eğer beni duyuyorsan sadece başını salla
is there anyone home? Evde biri var mı?
come on, now Hadi ama yapma,şimdi
i hear you're feeling down. Duyduğuma göre iyi değilmişsin.
well i can ease your pain pekala, acını hafifletebilirim.
get you on your feet again. Ayaklarını tekrar yere bastırabilirim.
relax. Rahatla
i need some information first. İlk önce bazı bilgiye ihtiyacım var.
just the basic facts: Sadece temel gerçekler:
can you show me where it hurts? Bana nerenin acıdığını gösterebilir misin?
there is no pain, you are receding. hiç acı yok, uzaklaşıyorsun
a distant ship's smoke on the horizon. ufukta kaybolan geminin dumanından
you are only coming through in waves. Sen sadece dalgaları aşıp gelebilirsin.
your lips move but i can't hear what you're sayin'. dudakların kıpırdasa da duyamıyorum ne dediğini.
when i was a child i had a fever. Çocukluğumda ateşim çıktığında.
my hands felt just like two balloons. Elim sanki iki balon gibi şişmişti.
now i got that feeling once again. Şimdi aynı duyguyu yine yaşıyorum.
i can't explain, you would not understand. Açıklayamam , anlayamazsın.
this is not how i am. Bu ben değilim.
i have become comfortably numb. Son zamanlarda rahatça uyuşmuş biri oldum.
ok. Tamam.
just a little pinprick. Sadece ufak bir iğne deliği
there'll be no more. başka bir şey olmayacak
-Screams- -Çığlıklar-
but you may feel a little sick Fakat kendini biraz kötü hissedebilirsin.
can you stand up? Ayağa kalkabilirmisin?
i do believe it's working. good. Sanırım işe yaradı.güzel.
that'll keep you going for the show Bu gösteriye devam etmeni sağlayacak.
come on it's time to go. Hadi gitme zamanı geldi.
there is no pain, you are receding. hiç acı yok, uzaklaşıyorsun
a distant ship's smoke on the horizon. ufukta kaybolan geminin dumanından
you are only coming through in waves. Sen sadece dalgaları aşıp gelebilirsin.
your lips move but i can't hear what you're sayin'. dudakların kıpırdasa da duyamıyorum ne dediğini.
when i was a child i caught a fleeting glimpse, çocukluğumda hızlı ani bir bakış yakalamıştım,
out of the corner of my eye. Gözümün ucuyla
i turned to look but it was gone. Ama tekrar baktığımda gitmişti.
i cannot put my finger on it now. Şimdi parmaklarımı onun üzerine koyamıyorum.
the child is grown, the dream is gone O çocuk büyüdü ve Rüya bitti.
i have become comfortably numb. Rahatça uyuşmuş biri oldum. |
|
|
|
|
|