Kişi aniden başlayan ve çok yoğun olarak çarpıntı, titreme, nefesdarlığı, baş dönmesi, ölecekmiş ya da kontrolünü kaybedecekmiş korkusuyaşıyorsa bu durum psikiyatrik bir rahatsızlık olan "panik bozukluğu"naişaret eder. Kişi kalp krizi ya da beyin kanaması geçireceği, felçolacağı, aklını kaybedeceği korkusuyla sık sık acil servislerebaşvurur, tetkikler yaptırır. Aynı korkuyla yalnız kalmaktan, kalabalıkyerlere girmekten, araba kullanmaktan kaçınması, kişinin yaşamkalitesini ileri derecede bozabilir. Panik bozukluğunun, belli biroranda, uzun süreli "psiko-sosyal stres" sonrasında ortaya çıktığıbilinmektedir. Panik hastalığında beyin kimyası bozulur. Kliniğimizdebiyoelektriksel beyin haritalaması ile beynin stresli ve dezorganizealanları belirlenir. İlaç tedavisinin yanında etkin bir şekildeuyguladığımız psikoterapi ve "Neuro-Biofeedback" tekniği ile hastalıkbelirtileri önemli ölçüde azaltılmaktadır.
Öncelikli olarak psikiyatrik bir tablo olmakla birlikte, özelliklekalple ilgili yakınmaların ön planda oluşu nedeniyle hem hastada hem dehekimde bir kalp rahatsızlığı karşısında bulunduğu izlenimi uyandıranve halen ilk başvurunun sıklıkla kalp hastalıkları uzmanlarınayapıldığı bir hastalık... Ani olarak ortaya çıkan ve panik kavramınayakışan yoğun bir sıkıntı (anksiyete) yaşantısı... Ölüm korkusu,delirme korkusu ve kontrolünü kaybedeceği kaygısı... Acil başvurulararasında önemli bir oranı oluşturan ve toplum içinde gittikçe artan birsıklıkta görülen bir hastalık...
Yukarda tanımlanan bu tablo, psikiyatri dilinde Panik Bozukluğu olarakadlandırılır.. Panik atağı ise bu hastalığın temel klinik görünümüdür.
Panik Bozukluğu ilaç tedavisine oldukça iyi yanıt verir, ancak ilaçlasağlanan iyileşmenin psikoterapiyle de pekiştirilmesi gerekmektedir.Böylece panik atağı konusunda bilgilenmek, panik atağı sırasındagörülen aşırı soluk alıp vermeyi kontrol edebilmek gevşeme ve üzerinegitme alıştırmaları ile rahatlamak mümkün olabilecektir.
Panik ataklarınız mı var? Hastalığınız konusunda bilgilenmek ve panikatağınızın üstesinden gelmek mi istiyorsunuz? O halde aşağıdakiyazıları dikkatle okuyunuz ve tedaviniz için size önerilenuygulamaları, hekiminizle sıkı bir işbirliği içinde yürütünüz.ANKSİYETE BOZUKLUKLARIİnsanlarınyaşamlarını devam ettirmeleri, tehlikeli durumlardan korunmalarıaçısından anksiyete ve stres oldukça önemlidir. Anksiyete kısaca kaygıveya bunaltı olarak tarif edilebilir. Anksiyeteli kişi sıkıntılı veheyecanlıdır, aniden kötü bir haber alacak veya kötü bir şey olacakmışgibi hissedebilir. Bu ruhsal belirtilere çarpıntı, nefes darlığı,terleme, titreme gibi bedensel belirtiler de eşlik edebilir.
Anksiyete normalde tehlikeli durumlarda kişinin kendisini korumasınayardımcıdır ve belirli hedeflere ulaşmak için zorlayıcı olmaktadır.Tehlikenin algılanması ile döğüş ya da kaç ilkesi uygulanır. Örneğinısırmak amacıyla üzerine koşarak gelen bir köpeği gören kişide ilktepki köpekten kaçmaktır. Köpeğin saldırısı tehlikelidir, bu saldırıyaduyarsız kalmak kişinin yaralanmasına sebep olur. Bu tehlikeyi sezerekkorkmak kişinin kendisini koruma mekanizmalarını harekete geçirmekaçısından önemlidir. Benzer şekilde sınava girme kaygısı sayesindesınavlara daha iyi hazırlanılır. İşinde başarısız olma kaygısı olankişiler işini daha dikkatli yaparlar.
Sağlıklı kişilerde korku ve kaygının nedeni bellidir. Hastalıkdurumunda ise nedensiz korku ve kaygı duyulur. Hastalık düzeyinde kaygıtek başına olabilir ve bu anksiyete bozukluğu olarak adlandırılır veyadepresyon, alkol-madde bağımlılığı, tiroid bezi hastalıkları gibiçeşitli bedensel ve ruhsal hastalıklara eşlik edebilir.
Kişinin yaşamı boyunca anksiyete bozukluğu geçirme oranı % 25dolayındadır. Çoğu kişi bu hastalığı doktora başvurmadan kendi başınaatlatmaya çalıştığı için psikiyatriye başvuranların sayısı oldukçadüşüktür.
Ansiyete bozuklukları çeşitlidir:
1. Panik bozukluğu
2. Yaygın anksiyete bozukluğu
3. Sosyal fobi ve diğer fobiler
4. Obsesif kompulsif bozukluk
5. Travma sonrası stres bozukluğu1.PANİK BOZUKLUĞU (PANİK ATAK)Anksiyetebelirtileri ataklar halinde gelir. Ataklar genelde 15-30 dakika kadarsürer. Atakların sıklığı ve şiddeti tanı açısından önemlidir. Panikatağın ne zaman geleceği bilinmez ve bu da kişilerin kaygısını artıransosyal uyumunu bozan en önemli etmenlerden biridir.
Genelde gençlik döneminde ortaya çıkar. Gerçek nedeni bilinememektedir,ancak sıklıkla stres yaratan önemli yaşam olayları ile ilişkisi vardır(okulu bitirmek, evlenmek, çocuk sahibi olmak, yeni bir işe başlamak,yakınını kaybetmek, ağır hastalık geçirmek gibi).
Panik atağı sırasında aşağıdaki belirtilerden en az dördü bir arada bulunmalıdır:
- Çarpıntı
- Terleme
- Nefes darlığı, boğuluyormuş gibi hissetme
- Titreme
- Baş dönmesi
- Bulantı
- Yaşadıklarının gerçek olmadığı hissi
- Ateş basması veya üşüme hissi
- Bedeni uyuşuyormuş gibi hissetme
- Göğüs ağrısı
- Ölüm korkusu
- Aklını yitirme veya çıldırma korkusu
Panik ataklarda yukarıdaki belirtiler yanında aşağıdaki özellikler de önemlidir:
- Ataklar genelde aniden ortaya çıkar, atak ortaya çıktığında bunu durduracak bir yol yoktur.
- Kaygının şiddeti ile yaşanılan durum arasında genelde bağlantı yoktur.
- Atak genelde birkaç dakikada geçer, ancak bazen daha uzun süre devam eden ataklar olabilir.
Atakların sıklığı kişiye göre değişir, ayda bir iki tane olabileceğigibi bazılarında hemen her gün görülebilir veya sık tekrarlayanataklardan sonra uzun bir süre atak görülmeyebilir. Panik ataklarınınortaya çıkışı belli bir nedene bağlı olabilir veya nedensiz olarakkendiliğinden ortaya çıkabilir. Sadece baş dönmesi ve çarpıntıbelirtileri ortaya çıkıyorsa sınırlı belirtileri olan ataktanbahsedilir. Sınırlı belirtileri olan ataklar iyileşme sürecindeolabileceği gibi ağır atakların öncü belirtileri de olabilir. Panikataklar panik bozukluğunda görülmesinin yanında fobiler ve travmasonrası stres bozukluğunda olduğu gibi diğer anksiyete bozukluklarındada görülebilir.
Ruhsal belirtilere bedensel belirtilerde eşlik ettiği için hastalargenelde bedensel sorun olduğunu düşünür ve öncelikle başka branştanhekimlere başvururlar. Yaşadıklarının ruhsal bir sorun olabileceğiniakıllarına getirmezler veya kabul etmek istemezler.
Panik atakları genelde tehlikeli değildir, ancak kişi kontrolünüyitirdiği duygusuna kapıldığı için tedirgindir. Tedavi edilmediğitaktirde ciddi sonuçlar doğurabilir. Panik atağı geçirmiş kişilerin enbüyük korkusu aynı şeyi tekrar yaşamaktır. Bu nedenle panik yaratandurumdan uzak durmaya çalışırlar sonuçta fobiler ortaya çıkabilir.Bunların içinde en önemlisi agorafobidir (açık alan korkusu). Kişilerdışarıya çıktığında panik yaşayacağı korkusu ile evde kalmayı terciheder ve bir süre sonra hiç sokağa çıkamaz olabilir. Bu durumda yaşamkalitesi düşer, sosyal aktiviteler ve hobiler için harcanan zamanazalır, kişi kendisini hasta ve diğer kişilere bağımlı hissetmeyebaşlar, yalnız başına evde duramaz veya sokağa çıkamaz, çalışamaz veyaişine gidemez duruma gelebilir. Hastalar panik ataklar sırasındasıklıkla acil servislere başvururlar. Zamanla depresyon, alkol-maddebağımlılığı ve intihar görülebilir.
Aslında bütün bunların olmaması için bir an önce doktora başvurmakönemlidir. Sonuçta panik bozukluğu uygun ilaç tedavisi ile kolaycatedavi edilebilen bir rahatsızlıktır.PANİK ATAKLARI NEDEN OLUR?Gerçekneden bilinememektedir. Neden olan faktörler kısaca biyopsikososyalolarak ifade edilebilir. Bu konuda çeşitli teoriler vardır. Bazıaraştırmacılar beynin temporal lobunun işlev bozukluğu veya hastalığınöğrenme yolu ile geliştirilmiş olduğunu ileri sürmektedir. Bazıaraştırmalarda ise beyinde nörotransmitter (haberci) dediğimizmaddelerin düzenlenmesi ve işlevlerinde bozukluk olduğu önesürülmektedir.
Stresli yaşam olayları panik atakların ortaya çıkışını tetiklemektedir.Yakın dönemde kayıp yaşamış veya yakınlarından, işinden veya bulunduğuçevreden ayrılmış kişilerde yaşamlarındaki bu değişikliklerle panikataklarının başlangıcı arasında ilişki olduğu gösterilmiştir.Araştırmacılara göre stresli yaşam olayı kişinin direncini düşürmekteve bu dönem hastalığın ortaya çıkışını kolaylaştırmaktadır.
Ailesel yatkınlık vardır. Panik hastalarının yakınlarında panik ataklarve depresyon gibi başka ruhsal bozukluklar sıktır. Hastalık genelde 25yaşından önce başlar. Kadınlarda erkeklere göre iki kat daha fazladır.Çocuklarda da görülebilmektedir.
Kafeinli gıdalar ve kokain gibi uyarıcılar atağı ortaya çıkarmaktadır.
Panik ataklar panik bozukluğunda olduğu gibi tek başına ortayaçıkabildiği gibi kalp hastalıkları, solunum yolu ve endokrinhastalıklar gibi çeşitli bedensel hastalıklara da eşlik edebilir veyaalkol madde bağımlılığı ile birlikte görülebilir.PANİK BOZUKLUĞU VE PANİK ATAKLAR NASIL TEDAVİ EDİLİR?Yapılanaraştırmalar panik atak geçiren kişilerin psikiyatriye başvurmadan önceortalama 10 ayrı doktora başvurduğunu göstermiştir. Bu hastaların panikatağı geçirdiği genelde anlaşılamamakta ve bu nedenle yanlış tanı vetedavi sık olmaktadır. Panik ataklar sıklıkla kalp krizi ilekarıştırılmaktadır. Bu hastalar atak sırasında sıklıkla “kalp krizigeçiriyorum” kaygısı ile acil servise başvururlar. Aynı şekilde ataklarkalp hastalığı ile karıştırılıp buna yönelik tedavi başlanabilmektedir.
Bu nedenle doğru tanı konması önemlidir. Doğru tanı koyabilmek içinayrıntılı fizik muayene, ruhsal muayene yapılmalı, nörolojik, endokrin,kalp ve solunum sistemi hastalıkları araştırılmalıdır. Bedensel birhastalığın ortaya çıkması panik atak olmadığını göstermez. Bazıbedensel hastalıklara panik ataklar da eşlik ediyor olabilir. Budurumda yine panik atakları önlemeye yönelik tedavi başlanmalıdır.
Panik bozukluğunun en uygun tedavisi ilaç kullanımının yanında bilişselve davranışçı terapi tekniklerinin kullanılmasıdır. Gevşemeegzersizlerinin de hastaya öğretilmesi faydalı olabilir. Panik ataklarısırasında ilaç kullanımının pek faydası olmaz. Uygun doz ve uygun süreilaç kullanımı ile atakların tekrarlaması önlenir. Yine diğer terapiyöntemlerinde amaç atakların tekrarını önlemektir.
Panik atağını uyaran gıdalardan uzak durulması, uyku ve yeme alışkanlıklarının düzenlenmesi atakları önlemeye yardımcıdır