|
boxcigar
|
 |
« : Temmuz 29, 2007, 03:26:39 ÖÖ » |
|
Nükleer kaynaşma (füzyon), parçalanmanın tersine çok hafif ikiçekirdeği birleştirerek daha ağır bir çekirdek oluşturmak ve bu şekildeaçığa çıkan bağ enerjisini kullanmaktır. Ama bunu denetim altındaoluşturmak oldukça zor bir iştir. Çünkü çekirdekler pozitif elektrikyükü taşır ve birbirlerine yaklaştırmak istenildiğinde çok şiddetli birşekilde birbirlerini iterler.
Bunların kaynaşmasını sağlamak için aralarındaki itme kuvvetiniyenebilecek büyüklükte bir kuvvetin kullanılması gerekmektedir. Gerekenbu kinetik enerji (hareket enerjisi), 20-30 milyon derecelik birsıcaklığa eşdeğerdir.Bu olağanüstü bir sıcaklıktır ve kaynaşmatepkimesine girecek maddeyi taşıyacak hiçbir katı malzeme bu sıcaklığadayanamaz. Yani bu birleşmeyi gerçekleştirecek bir düzenek yeryüzündeyoktur.
Füzyon tepkimeleri Güneş'te her an doğal olarak gerçekleşmektedir.Güneş'ten gelen ısı ve ışık, hidrojen çekirdeklerinin birleşerekhelyuma dönüşmesi ve bu dönüşüm sırasında kaybolan maddenin yerineenerji ortaya çıkması sayesinde meydana gelmektedir. Güneş saniyede 564milyon ton hidrojeni 560 milyon ton helyuma çevirir. Kalan 4 milyon tongaz maddesi de enerjiye dönüşür.
Dünyamızdaki canlılık için son derece hayati öneme sahip güneşenerjisini meydana getiren bu müthiş olay milyonlarca yıldır, hiçdurmadan devam etmektedir. Bu noktada, şöyle bir soru aklımızagelebilir. Eğer Güneş'te, saniyede 4 milyon ton kadar büyük bir miktarmadde kaybediliyorsa, Güneş'in sonu ne zaman gelecektir?
Güneş saniyede 4 milyon ton, dakikada ise 240 milyon ton maddekaybetmektedir. Güneş'in, 3 milyar yıldan beri bu hızla enerjiürettiğini varsayarsak, bu süre içinde kaybetmiş olduğu kütle 400.000milyon kere milyon ton olacaktır ki, bu değer, yine de Güneş'in şimdikitoplam kütlesinin 5000’de biri kadardır. Bu miktar, 3 milyar yılda 5kg’lık bir taş yığınından 1 gram kum eksilmesi gibidir. Bundan daanlaşılacağı gibi Güneş'in kütlesi öyle büyüktür ki, bu kütlenintükenmesi çok uzun bir zaman gerektirir.
İnsanoğlu, Güneş'in yapısını ve içinde meydana gelen olayları ancak buyüzyılda keşfetmiştir. Bundan önce kimsenin nükleer patlama, fisyon,füzyon türü olaylardan haberi dahi yoktu. Güneş'in nasıl enerjiürettiğini kimse bilmiyordu.
Ancak insanoğlu daha bunlardan habersizken Güneş, milyonlarca yıldır buakıl almaz mekanizmasıyla yeryüzünün ve hayatın enerji kaynağı olmayadevam ediyordu. İşte bu noktada şu gerçeğe dikkat çekmek gerekir:Dünyamız muazzam büyüklükte bir kütleye sahip ve enerji kaynağı olanGüneş'ten o kadar hesaplı bir uzaklığa yerleştirilmiştir ki ne onunyakıcı, yok edici etkisine maruz kalır, ne de onun sağlayacağı faydalıenerjiden yoksun kalır. Aynı şekilde bu derece korkunç bir güce veenerjiye sahip olan Güneş de başta insan olmak üzere yeryüzündeki tümcanlılığa en faydalı olacağı mesafe, güç ve büyüklükte yaratılmıştır.
Bu devasa kütle ve içinde gerçekleşen akıl almaz nükleer reaksiyonlarmilyonlarca yıldır yeryüzüyle mükemmel bir uyum içinde ve en kontrollübiçimde faaliyetini sürdürmektedir. Bunun ne kadar olağanüstü,kontrollü ve dengeli bir sistem olduğunu anlamak için, insanın kendiürettiği basit bir nükleer santrali bile kontrol altında tutmaktan acizkaldığını hatırlamak yeterlidir. Örneğin, 1986 yılında Rusya’dakiÇernobil reaktöründe meydana gelen nükleer kazayı hiçbir bilim adamı,hiçbir teknolojik alet engelleyememiştir.
Öyle ki bu nükleer kazanın etkisinin 30-40 yıl süreceği söylenmektedir.Bilim adamları bu etkiyi engellemek için bölgeyi dev kalınlıktabetonlarla kapattıkları halde, ilerleyen günlerde betonlardan sızıntıolduğu haberleri alınmıştır. Değil nükleer patlama, nükleer bir sızıntıbile insan yaşamı için son derece tehlikelidir ve bilim bu tehlikekarşısında çaresiz kalmaktadır.
|