|
no_fear_06
|
 |
« : Temmuz 16, 2008, 12:21:13 ÖÖ » |
|
Erzurum Kongresi yapıldığı dönemlerde geçen bir konuşma:
"Mazhar not defterin yanında mı?" "Hayır paşam." "Zahmet olacak ama bir merdiveni inip çıkacaksın. Al gel."
Mazhar Müfit Kansu'nun aşağıya gidip elinde not defteriyle geldiğinigörünce, sigarasından bir iki nefes çektikten sonra: "Ama bu defterin,bu yaprağını kimseye göstermeyeceksin. Sonuna kadar gizli kalacak. Birben, bir sen, bir de Süreyya (Kalem Mahsus Müdürü) bileceksiniz, şartımbu..."
Paşa'nın şartı kabul edildi. Bundan sonrasını olayın şahidi MazharMüfit Kansu'nun ağzından dinliyoruz: "Öyleyse tarih koy" dedi. Koydum:78 Temmuz, 1919 Sabaha karşı.
"Pekala yaz" diyerek devam etti. "Zaferden sonra Hükümet biçimiCumhuriyet olacaktır... Bu bir. İki Padişah ve Haneden hakkında zamanıgelince gereken işlem yapılacaktır. Üç örtünme kalkacaktır. Dört Feskalkacak, uygar milletler gibi şapka giyilecektir."
Bu anda kalem elimden düşüverdi. Yüzüne baktım. O da benim yüzümebakıyordu. Bu, gözlerin bir takılışta birbirlerine çok şey anlatankonuşuşuydu. Paşa ile zaman zaman senli benli konuşurdum. "Nedenduraksadın?" dedi. "Darılma ama paşam, sizin hayal peşinde koşantaraflarınız var" dedim. Güldü...
"Bunu zaman gösterir, sen yaz" dedi. "Beş Latin harflerini kabuletmek." "Paşam yeter, yeter..." dedim. Biraz da hayal ile uğraşmaktanbıkmış bir insanın davranışı ile: "Cumhuriyet ilanını başarmış olalımda üst tarafı yeter" dedim.
Defterimi kapattım. "Paşam sabah oldu. Siz oturmaya devam edeceksiniz,hoşçakalın" dedim. Yanından ayrıldım. Gerçekten gün ağarmıştı. O andaolayların beni nasıl aldattığını ve Mustafa Kemal'i doğruladığını veMustafa Kemal'in beni nasıl bir cümle ile yıllar sonra susturduğunutarih önünde açıklamalıyım...
Aradan yıllar geçmişti...
Çankaya'da akşam yemeklerinde birkaç defa: "Bu Mazhar Müfit yok mu,kendisine Erzurum'da örtünme kalkacak, şapka giyilecek, Latin harflerikabul edilecek dediğim ve bunları not etmesini söylediğim zaman,defterini koltuğunun altına almış ve bana hayal peşinde koştuğumusöylemişti" demekle kalmadı, bir gün önemli bir ders daha verdi.
Şapka devrimini açıklamış olarak Kastamonu'ndan dönüyordu. Ankara'yageldiği zaman da otomobille eski meclis binası önünden geçiyordu. Bende kapı önünde bulunuyordum. Manzarayı görünce gözlerime inanamadım!...
Kendisinin yanında oturan Diyanet İşleri Başkanı'nın başında da birşapka vardı. Kendisi ne ise? Fakat kendisim karşılamaya gelenlerarasında bulunan Diyanet İşleri Başkanına da şapkayı giydirmişti. Benhayretle bu manzarayı seyrederken otomobili durdurdu. Beni yanınaçağırdı ve şöyle dedi: "Azizim Mazhar bey, kaçıncı maddedeyiz?Notlarına bakıyor musun?"
|