isminiz@yaramazadam.com
Sign up
Check e-mail
Mütareke Basını
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:
  Yaramazadam > Eğitim Ogretim ve Kültür Servisi > Tarih > Mütareke Basını
 




Şu an bu konuyu görüntüleyenler
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Mütareke Basını  (Okunma Sayısı 40 defa)
Temmuz 16, 2008, 12:19:46 am
no_fear_06
:::...gOrGiAs...:::
Global Moderator
Süper Üye
*****

REP +1000/-1

Mesaj Sayısı: 1 582
Nerden: AnKaRaNıN yÜkSeK KeSiMlErİ
düŞmAn kElİmEsİnİN AnLmInI DoStLaRıMdAn öGrEnDiM


Üyelik Bilgileri WWW Offline
« :»







"Mütareke Basını" sözü, özellikle sonyıllarda çok sık kullanılmaya başlanılmıştır. Bu deyim, kısaca, MillîMücadele tarihimizde yaşanmış bir kısım basının ihanet tavrına verilenaddır!

30 Kasım 1918'de Mondros Mütareke (ateşkes)Antlaşması imzalandıktan sonra girilen süreçte, Türkiye'de kişiler vekuruluşlar, dayandıkları ve bulundukları tarafları açıkça tayinetmişlerdir. Bu belirginleşme sonucunda, bir kısım yazar ve düşünürler,Millî Mücadeleyi (Milliyetçileri / Ulusalcıları) tutarken, diğer birkısım yazarlar ise, Millî Mücadele aleyhine tavır alarak, işgalciemperyalist devletlerle aynı bakış açısını ve onların menfaatlerinisavunmuşlardır. İşgalci devletlere karşı konulmamasını, onlarınisteklerine uyulmasını, hatta Yunan işgaline bile onları büyükdevletler gönderdiği için karşı çıkılmamasını istemişler ve zehirliyayınları ile halkı bu yönde ikna etmeye çalışmışlardır!

Bu bakımdan, Mütareke basını, işbirlikçidir,yaranmacıdır, millî hareket ve tepkilere düşmandır! Mütareke Basını,emperyalizme karşı direniş ve direnişçilere kötü gözle bakmış; onlarıadeta emperyalistlere ihbar etmiştir! Bu sebeple Mütareke basınısömürge zihniyetlidir!

Buna karşılık; 1919 ve 1920'lerde, "Sivas"ve "Ankara" demek, emperyalizme bir karşı duruş demektir!.. Bağımsızlıkve kurtuluş kavgası demektir!.. Haysiyet ve şeref mücadelesidir!.. Bukapsamda, Heyet-i Temsiliye bir hareket noktası, Millî Meclis iseTürk'ün yeniden dirildiği bir devrim yuvasıdır!..

İşte bu millîci ve anti emperyalist,bağımsızlıkçı mücadelenin karşısında yer alan basın, tarihimizde"Mütareke Basını" adıyla yer almıştır!

Millî Mücadele'nin karşısında olan basın, Alemdar, Peyam, Sabah, Peyam-ı Sabah, Köylü, Ferda gibi gazetelerdir.

Bu tavrın içinde yer alan yazarlar, AliKemâl, Refî Cevat, Refik Halit gibi kişilerdir. Kezâ Ahmet Emin(Yalman) gibi yazarlar da sürekli olarak manda taraftarlığını ve bununyararlarını savunmuşlardır.

Yine bazı parti ve dernek gibi kuruluşlar daMillî Mücadele aleyhine ve işgalci devletler lehine yayınlaryapmışlardır! Meselâ Teâlî İslâm Derneği, yayınladığı bildiriler ileMillî Mücadeleyi ihanet gibi gösterip, İngilizlere teslim olunmasınıtelkin etmişlerdir!

Ayrıca, bu Mütareke basını mensupları, aynızamanda diğer bazı basın mensuplarını da yanlarına alıp Wilson İlkeleriDerneği, İngiliz Severler Derneği gibi dernekler kurarak, Amerika veİngiltere mandası için faaliyette bulunmuşlar ve Amerika ileİngiltere'den açıkça manda ve himaye istemişlerdir.

Aşağıda, bu tavırları savunan bazı kişilerinyazıp söylediklerinden bazıları, geleceğe ders olması bakımından birertarihî belge olarak aktarılmaya çalışılmıştır. Yazıların kolayanlaşılması için esası bozmadan bazı kelimeler sadeleştirilmiştir.

ALİ KEMÂL

Millî Mücadeleye olan düşmanlığından dolayı Türk Tarihi'nde "Mütareke Basını" deyiminin sembolü olmuş bir kişidir.

"Biz bu müthiş yangından bir şeykoparabilmek, hiç olmazsa millî birliğimizi temin eylemek içinİngiltere'ye dayanmamız, İngiliz mandaterliğini talep eylememizelzemdir. Zira bu müşkül dakikalarımızda, on yıldan beri geçirdiğimizelim ve feci tecrübelerden sonra bu uzak görüşlülüğü gösteremez isekemin olmalıyız ki, bu savaştan koca bir devlet yerine serseri biraşiret, bir hanlık halinde çıkabileceğimiz ve devletimizin,vatanımızın, milletimizin kesin olarak parçalanmasına şahit olacağız.

Türkiye'yi bugünkü korkunç durumundan en azbir zararla kurtarabilecek bir devlet varsa ancak İngiltere olabilir,fakat İngiltere'nin bu fedakârlığı seçmesi için Türkiye'nin o yanlışyollara bir daha düşmeyeceğine, o türedilerin bir daha atlarınıoynatmak için bu topraklarda müsait bir zemin bulamayacaklarınainanmaları lâzımdır.

Bundan ötürü, bu kanaati onlara telkinetmek, Türklerin (bundan sonra) o serserilerin tahrikatına kapılarakfelâket ve musibetlerimizi hazırlayan o bilinen maceralaraatılmayacaklarına inandırmak için idari işlerimizin düzenlenme veıslahını İngilizlere vermeleri, başka deyişle kısa bir zaman içinİngilizlerin siyasî değil, fakat idarî velayetlerini kabul eylemeklemümkündür.

Bu sayede İngilizler zabıtamızı, adliyemizi,maliyemizi, bayındırlığımızı düzenleyecekler ve Türkler de geleceğinkaygısından uzak kalarak yaratılıştan gelen ve kalıtımsalmeziyetlerini, yeteneklerini geliştirmeye muvaffak olacaklardır." (7Ağustos 1919, Sabah) (1)

"Kuyucu Murat Paşa, Celâlîlere nasıl muameleetmişse, Kuvayı Milliye'ye de öyle muamele edilmelidir.Maiyetindekilerin yakında, zorba yamağı Cafer Tayyar şaklabanını, elinikolunu bağlayıp Hükümete teslim etmesi beklenir. Saltanata bağlı halimselim Anadolu halkı da Mustafa Kemâl şakisine haddini bildirecek." (20Nisan 1920, Peyamı Sabah) (2)

"Padişahımızdan adalet bekleriz. Bu canilerin cezası çabuk ve şiddetli verilmelidir." (29 Nisan 1920, Peyamı Sabah) (3)

"Hükümet önce, Anadolu'nun henüz istilayauğramayan yerlerini Mustafa Kemâl'lerden, Ali Fuat'lardan, o ipsizsapsız, akılsız, fikirsiz zorbalardan, canilerden temizlemelidir." (5Ağustos 1920, Peyamı Sabah) (4)

"Büyük Millet Meclisi üyeleri figürandır,kukladır. Bunların bu millete, Anadolu Türküyle ne irfanca, ne nesilce,ne fikirce, ne yazıca ilgileri yoktur ki başka türlü bağları olsun. Birne idüğü belirsiz hizip, haricen ve dahilen dilediğini yapıyor." (1Eylül 1920, Peyamı Sabah) (5)

"Ankara'nın, bu hoppaların derdiyle yinefırsatı kaçırdık. Bu idrakte, bu irfanda, bu kıratta adamlar böyle birhükümeti değil, ufak bir aşireti bile yönetemezler." (13 Şubat 1921,Peyamı Sabah) (6)

"Hiddet ve şiddet, şarlatanlık veşaklabanlık para etmez. Ankara'yı büyük devletlere kabul ettirebilmekiçin ordularımızı Viyana kapılarına kadar sevk etmek icap etmez mi?Savaş olmazsa Ankara kahramanları yaşayamazlar, küflenirler, sönerler.Savaştan vazgeçmek lâzımdır." (23 Kasım 1921, Peyamı Sabah) (7)

"Teşkilatı Esasiye Kanunu'na dair Ankara'dacereyan eden görüşmeleri hayretle, üzüntüyle, hatta dehşetle okuyoruz.Zavallı Anadolu ne ellere düştü. Yunan'a ve başka düşmana hacet yok. Bukuru kafalar yeterli. Onlar, Yunan'ı Afyon'a kadar getirmekten başkabiş iş yapmadı." (11 Aralık 1921, Peyamı Sabah) (Karizmatik

"Bu devletin çöküşünü durdurmak için yine Saltanat'a ve Hilâfet'e bel bağlamalıyız." (13 Aralık 1921, Peyamı Sabah) (9)

"Bu milletin mukadderatı, ihtiraslı vefırsatçı başıbozukların elinden bir an önce alınmazsa devletin başınaen büyük müsibet gelebilir." (16 Nisan 1922, Peyamı Sabah) (10)

"Bugün aynı halde, aynı mevkideyiz. İzmirfelâketi zuhur ettiği zaman merkezî hükümetin akıllı ve uyanıksiyasetini iptal ederek Anadolu'da Kuvayı Milliye'yi kuranların, budevlet ve milleti alışıldığı gibi her bakış açısından ne felâkete sevkettiklerini biz muhalifler ta başlangıçtan tereddütsüz, pervasızsöyledik… Her gün lâhana yapraklarında buram buram gelişen bu çirkinisnadatı daha ziyade tarife hacet görmüyoruz. Baldıranları, ısırganlarıandıran o kaba çiçekleri basınımızda görmeyen kaldı mı ki?" (20 Temmuz1922, Peyamı Sabah) (11)

"Ankara'nın direnme siyaseti, bizi götüregötüre bir berzaha düşürdü. Millet için bıçak kemiğe dayandı.Müttefiklerin yeni bir kararlarına karşı gelmek yerine yakınlıkgöstermek lazımdır." (1 Temmuz 1922, Peyamı Sabah) (12)

"Üç yıldan beri Ankara İtilaf Devletlerinekarşı böbürlenme tavrı takındı. Halbuki millî haklarımızın kazanılmasıiçin en emin ve en kestirme yol bu devletlerin Doğu siyasetlerini,siyasetimize rehber yapmak, genel menfaatimizi onlarınkiyleuzlaştırmaktı." (3 Ağustos 1922, Peyamı Sabah) (13)

"Büyük Millet Meclisi, millî hakimiyetitemsil edemez. Millî hakimiyeti ancak Hilafet ve Saltanat temsiledebilir. Ankara'daki şımarık herifler, artık durunuz. Haddinizibiliniz. Şarlatanlık elverdi. Hokkabazlık yeter!" (18 Ağustos 1922,Peyamı Sabah) (14)

Ve Ali Kemâl'in son yazısı, Peyam-ı Sabah'ta10 Eylül 1922'de yayınlanan "Gayelerimiz Birdi ve Birdir" başlığıylaçıkan yazı olur. Bu yazıda, hem zafere sevindiğini belirtir hem de hâlâaynı görüşte olduğunu ifade eder. Fakat ertesi gün (11 Eylül 1922'de)gazeteden atılır. Gazetenin sahibi Mihran Efendi, gazetenin adındanPeyam adını çıkartarak tekrar Sabah yapar. Ali Kemâl'i attıktan sonra13 Eylül 1922 sayılı nüshasında Mustafa Kemâl'e "Başkumandanımız" derve ağız değiştirerek Ankara yanında yayın yapar. 15 Eylül'den itibarenSabah adıyla yayın yapmaya başlar. Mihran Efendi, başına bir işgelmesinden korkar ve her şeyini satarak Avrupa'ya kaçar. Ali Kemâl iseEylül 1922'de berberde yakalanır ve İzmit'e götürülür. Orada öldürülür.

REFÎ CEVAT (ULUNAY)

1890 yılında Şam'da doğmuştur. Önceİttihatçı karşıtlığı, Mütareke döneminde ise Millî Mücadele düşmanlığıyapmıştır. İngilizcidir. 150'liklerdendir. Sürgün döneminin çoğuParis'te geçmiştir. 1938 yılındaki afla Türkiye'ye dönmüş ve Yeni Sabahile Milliyet gazetelerinde çalışmış, 1968 yılında ölmüştür.

"Siyasette hangi yol? İngiltere'nin eğilimduyduğu taraf şimdiye kadar siyasetin hiçbir safhasında hiç iflasetmemiştir, edemez. Menfaatimizi, İngiltere'nin müttefikleriyle bizeaçacakları ana siyasette görüyoruz." (6 Ocak 1919, Alemdar) (15)

Ermeni tehciri bahanesiyle yapılan tutuklamalar sırasında insanlıktan çıkmış bir nefreti dışa vurarak şöyle yazar:

"Sehpalar bu adamlara lâyık değildir.Koparılması lâzım gelen bu kafalar kütükler üzerinde kesilip günlerceibret taşında kalmalı." (12 Mart 1919, Alemdar) (16)

"Tutuklamalar gözümüzü doyurmadı. Daha çok şiddet! Daha çok şiddet! Daha çok şiddet!" (13 Mart 1919, Alemdar) (17)

Boğazlıyan Kaymakamı Kemal bey hakkında ise nefretini şu sözlerle kusar:

"Özellikle dünya kamuoyunun aleyhimizdeciltler dolusu eserler yazmasına sebep olan katletme davaları hiçşüphesizdir ki, dünya kamuoyunu lehimize çevirecek edecek ve bundanbütün millet ve vatan yararlanmış olacaktır." (11 Nisan 1919, Sabah)(18)

"O (Kemal Bey) bir kol idi. Şeriatınkuvvetli satırı, insanlık için zararlı bir unsur olan bu kolu kopardı.Sıra onu düşünen dimağlardadır. Bu kafalar, taşın altında ezilmeli,onlar nasıl milletin kadınlarını dul bıraktılarsa kendi kadınları dadul kalmalı..." (12 Nisan 1919, Alemdar) (19)

"Onun cenazesi, dört hamal ile mezarına gönderilmeliydi." (15 Nisan 1919, Alemdar) (20)

Diğerleri gibi Refi Cevat da İngilizciliğini açıkça yazar:

"İngilizleri bekliyoruz. Türkler kendigüçleriyle adam olamaz. İngilizler elimizden tutarak bizi kurtaracak.İngiliz mandası için İstanbul'da 24 saat içinde 40 bin imza toplandı."(21 Nisan 1919, Alemdar) (21)

"Biraz nur, biraz hayat: Elde kuvvetolmadıktan sonra 'son neferimize kadar hayatımızı feda ederiz' demekfaydasızdır. Şimdiye kadar çok öldük. Artık ölmeyeceğiz. Acele yardımaihtiyacımız var. İngiltere uzanacağımız dost eli tutacaktır. Sonkozumuzu ortaya fırlatıyoruz. Bizi takviye etmesini istediğimizİngiltere'nin Doğu ile, özellikle memleketimizle büyük bir ilgisivardır." (22 Mayıs 1919, Alemdar) (22)

"Yegâne dostumuz olan İngiltere, bugün debizi şu durumdan kurtaracak yegâne kurtarıcımız olabilir. Öncelikletamamiyet ve bağımsızlık, ondan sonra İngiltere'den himaye ve yardımtalebi…" (30 Mayıs 1919, Alemdar) (23)

"Türkiye'nin yabancı bir devlete dayanmasışarttır. Bu devlet İngiltere'den başkası olamaz. İslâm dinininanahtarını İngiltere'nin güvenilir eline teslim etmekte, İslâm âlemiiçin hiçbir tehlike yoktur. Soruyoruz: Geç kalmıyor muyuz?.." (14Temmuz 1919, Alemdar) (24)

"Manda ister himaye, ister vesayet anlamındaalınsın bağımsızlıkla bağdaşamaz, sözleri karşısında hayrete düştük.Bir millet güvendiği bütün şahsiyetleri iktidara getirdiği haldeyararlanamazsa, geleceğimizin malî buhranını gidermeye çare yoksa, birmemlekette kuvvet, para olmazsa ne yapar? Başka bir çare varsa ayıpdeğil ya, öğrenmek istiyoruz. Bunlar lâfı güzaftır. Bu devlet yaşamakiçin İngiltere vesayetini kabul etmelidir." (19 Ağustos 1919,Alemdar)(25)

"Biz de bağımsızlık fikrine şiddetlebağlıyız. Bağımsızlığımızı sağlayabilmek için de kuvvetli bir devletingözetimine muhtacız. O devlet ki İngiltere'dir, İngiltere olması lazımgelir. Bizi elimizden tutmalı. Elimizde kalan kısımları korumak içintecrübeli bir hocaya ihtiyacımız var. Bağımsızlık diye bağıranlar kötüniyetlidir." (31 Ağustos 1919, Alemdar) (26)

"İngiltere bizi bizden daha iyi düşünüyor." (1 Eylül 1919, Alemdar) (27)

"Anadolu'dakiler ne istiyor? Tekrar savaş mıedelim? Unsurlar arasına nifak mı sokalım? Milleti soyup soğana mıçevirelim? Bilfarz Rauf Bey, hangi hakla vatanperverliktenbahsedebilir? Bunlar milleti kırdırmak istiyor." (27 Eylül 1919,Alemdar) (28)

"Mustafa Kemâl Paşa'nın zor kullanacağınaihtimal verilmez. Fakat işin içinde deliler var. Millî Harekâtıçığırından çıkarıyorlar. Bu harekete ne olursa olsun birkaç yüz kişisallandırılmazsa, bir hayli adam tutuklanmazsa, kızgın saç üzerindeçıplak ayakla dans ettirilmek filan gibi eğlenceleri olmazsa ondan neanlaşılır. Bundan Mustafa Kemâl Paşa'nın bilgisi olmadığına inanıyoruz.Çünkü Mustafa Kemâl Paşa'yı deliler arasına yakışmayacak bir zihniyettegördük. Fakat Kuvayi Milliye'nin yaptığı yolsuzluklar bizce gerçektir…"(26 Ekim 1919, Alemdar) (29)

"Daha ne bekliyoruz? İngiltere'ninyönetimini, adaletini sevmekle vatanımın menfaatini sevmiş ve gözetmişoluyorum." (1 Aralık 1919, Alemdar) (30)

"Kuvayi Milliye, yılanın zehirinikertenkeleden alması gibi kuvvetini İttihat ve Terakkiden aldığı için,Kuvayı Milliye olmazdı. İttihat ve Terakki'nin yeni şekli olan KuvayıMilliye, ancak mazlum kanı ile sıcaklık hasıl edebilir. On yıldır toptüfek sesinden kulakları rahatsızlanmamış, adeta kanıksamışlar olacakki, Kuvayı Milliyeyi kurarak işkencelerini, tekrar bu mazlum milletemusallat ettiler. Bu fikre muhalif olanlar vatansız sayıldılar…." (4Mart 1920, Alemdar) (31)

"Azimli bir hükümet, temiz bir elle KuvayıMilliye adı altına sığınan bu haydutların kafasına neden bir yumrukindirmiyor?" (16 Mart 1920, Alemdar) (32)

"Nereye Gidiyoruz?

Zavallı memleketimizin felâketi sonderekesini buldu…..Anadolu'da Celâlîler gibi türeyen sergerdelerkuvveti zavallı milleti kana ve ateşe boğuyor…. İtilaf Devletlerihükümetin bu canilere karşı eli bağlı durmasını zayıflık ve acizlikdeğil, belki fikren o kuvvetlerle ortak bulunmasına bağladıklarınıkabul etmelidir ki bunun en ağır ve en yaman cezalarını da yine bu kötütalihli millet çekmektedir." (20 Mart 1920, Alemdar) (33)

"Kendilerine haksız yere Kuvayı Milliyeadını veren, yıllardan beri kanlı pençeleri altında inlettiklerizavallı milletin sakin adını bu son cinayet isteklerinin tatminine âletetmekten de çekinmeyenlere karşı bütün milletin birleşik sinesindenkopan lânet ve nefret sesine en yiğitçe tercüman olanların başında hiçşüphesiz tarih, Ahmet Aznavur adını kaydedecektir…. Ahmet Aznavur bey,millî olmayan kuvvetlere karşı savaşı genişletmiş ve önemli başarılarkazanmıştır." (22 Mart 1920, Alemdar) (34)


Anadolu Harekâtını tutan gazetelere çatarak;"Ukala dümbelekleri. Çeteye mensup gazeteler… Zorla değil ya bumemleket İttihatçıları ve İttihatçıların parmaklarını sokaraklekeledikleri Kuvayı Milliye'yi istemiyor. Onların kafalarına vurmaklazımdır. Bu memleket inşallah onların kafalarına adalet kazmasınıninmesini yakında görecektir." (22 Mart 1920, Alemdar) (35)

Anadolu Harekâtını tutan gazetelere çatarak;"Yılan Hışırtısı… Gizlendikleri kovuklardan gözlerini parıldatanyılanlar, nihayet dün dillerini çıkardılar. Bu zehirli yaratıklarınkafaları ezilmeli. Bunu Hükümet'in dikkatine sunuyoruz." (13 Nisan1920, Alemdar) (36)

"Hükümet'in icraatından memnunuz ve bununlaöğünüyoruz. O ne maskaralıktı yarabbi? Kuvayı Milliye adı altındahareket eden eşkıya, İstanbul'da bir şube açmak ihtiyacı duymuş olacakki, mebus namıyla şuradan buradan birkaç kişiyi Fındıklı Sayı'nagöndermişti. Bunlar mebus değil, çetenin yardakçılarıydı. Mustafa Kemâlemrediyor, onlar da ötüyorlardı." (15 Nisan 1920, Alemdar) (37)

"Kesinlikle anlaşılmıştır ki, KuvayıMilliye, zehrini İttihat ve Terakki'den alıyor. Zaten böyle olduğunu,takip edilen hatt-ı hareket ispat eylemiştir. Ankara'ya toplananlarhemen hemen genellikle İttihat ve Terakki ile önceden beri uzaktanyakından temas etmiş adamlardır." (17 Haziran 1920, Alemdar) (38)

REFİK HALİT (KARAY)

İttihatçı karşıtı ve koyu bir Hürriyet veİtilaf taraftarıdır. Hürriyet ve İtilaf partizanlığı ile Millî Mücadeledüşmanlığı yapmıştır. İngilizcidir. 150'liklerdendir. Sürgün dönemindeHalep yakınlarındaki Cuniye kasabasında yaşamıştır. 1938'deki aftansonra Türkiye'ye gelmiş ve Tan gazetesi ile diğer bazı gazete vedergilerde çalışmıştır. 1965 yılında ölmüştür.

"Bizim için tutulacak yegâne kurtuluş yoluMütarekeden sonra, hemen İngiltere devletiyle beraber yürümek içinsiyasî girişimde bulunmaktı. Bunu nedense yapamadık. Memleketin zırlak,çatlak, hımhım bir sesi, bir İttihatçı sesi vardı ki, bütün serap olanümitlerden sonra hâlâ bu devletin yarını ile uğraşıyor, hâlâ burnunuher şeye sokuyordu…..

Ve özellikle Amerika'nın hayâlî mandasıylabir hayli vakit kaybettik….. O zaman hükümet doğrudan doğruya İngilterepolitikasını takip eylemiş, İngiltere'nin yardımını talep ve emin etmişolsaydı, yine vakit kazanmış, boş yere lâfı güzaf ile kendimize fenapartiler çıkartmış olmayacaktık. İttihatçı gazetelerin büyük bir kısmıda doğrudan doğruya "bağımsızlık" diye bağırıyorlardı. Asıl savunulannokta "bağımsızlık" değil, İttihatçıların gerçek mahiyetini bilenİngilizlerden uzak kalmaktı…..

Bağımsızlığa bütün kuvvetimizle taraftarız.Fakat bunu yalnız başımıza devam ettiremeyecek bir durumdayız.Mütarekeden sonra doğrudan doğruya İngiltere'ye meyletmiş bulunsaydık,o zaman ortada iyi niyetimiz söz konusu olacak, bu zavallı milletinzorla İttihatçıların eliyle felâkete sürüklenmekten artık bıkmış,usanmış olduğunu medenî âleme açıkça söylemiş bulunacaktık. Bizim içinmilletlerarası bir yönetim felâkettir. Türkiye veyahut İstanbulmilletlerarası bir yönetim ile gitgide Girit'e benzer. Bunu dilemeyiz.Çünkü şimdiye kadar mütereddit bir hareket tarzı takip eylemenincezasını görüyoruz…..

Bundan ötürü bizim için yapılacak şey, birtek devletin siyasî beraberliğidir. O devlet de İngiltere'den başkasıolamaz, olamaz, olamaz." (9 Ocak 1920, Alemdar) (39)

"Bunlar Onlar Değil mi?

Kimdir bu millet kurtarıcısı ki, arkadaşlarıgibi ihtilâl ve isyan silâhı ile kanunları parçalamış, iradeleriyırtmış, pazu zoruyla meydana çıkmış, gururlu ve emredici, "Türk'ükurtaracağım" diye haykırıyor? Şu Vatan ve Millet menfaatine aykırıolarak girilen savaşta, bugün kurtaracağını iddia ettiği neslinyarısını keşke o zaman Enver'in emri atında, Almanların maiyetindeakılsızca ve müsrifçe harcayıp tüketmeseydi! Kimdir şu hatip kikürsüden halka "sizi kurtaracağız" diye bağırıyor? Onlar bizimbildiklerimiz değil mi? Millî tüccar olup kanımızı fahişelere emdirenkülhanbeyler, çeteler yapıp tabanımızı satırdan geçirten başıbozuklar,ceplerindeki altınlarını namus ve ırza tecavüz için destekleyenuşaklar, damatlar asan, Padişahlar süren nüfuzlu kimseler bunlar değilmi? Artık size kimse ne Osmanlı tahtı, ne de Osmanlı ülkesinin gerikalan kısmını emniyet edebilir?.." (16 Ocak 1920, Alemdar) (40)

"Bizim bağımsızlığımız.

…Durumun lehimize tecellisinden bahsettiğisırada bunun başlıca sebebini "Harekâtı Milliye" olmak üzere ima etmekistiyor. Pek de açıkça ısrar edilmeyen bu imaya ne yalan söyleyeyimepeyce güldük.

Hâlâ idrak etmek istemiyorlardı ki,"Harekâtı Milliye" namı altında döndürülen bütün o karışık dolaplarınmaksat ve gayesini artık bilmeyen, anlamayan kalmadı. Neler yapıldığınıve yapılmakta olduğunu da artık kör gördü, sağır işitti." (20 Ocak1920, Alemdar) (41)

"Bir zaman Rumeli'de 'Süngü'ler, 'Top'larçıkaran İttihat ve Terakki şimdi de Anadolu'da 'İzmir'e Doğru','Müdafaa-i Milliye'ler çıkarıyor. 'Süngü', 'Top' ne derdi? Bugün'İzmir'e Doğru', 'Müdafaa-i Milliye' ne derse onu derdi: Küfür, iftira,meydan okuma, savaş ve hile teranesi… Efendiler, 'Süngü' ve 'Top'Rumeli'ye hayır getirmemişti. Korkuyoruz ki aynı tezvirler, aynı meydanokuyucular ve aynı aptallıklarla dolu bugünkü 'İzmir'e Doğru'lar,Müdafaa-i Milliye'ler de sevgili Anadolu'muza felâketler getirmesin?"(30 Ocak 1920,Alemdar) (42)

Refik Halit, 2 Şubat 1920 tarihli yazısında;İstanbul'da toplanan Meclis'e, Anadolu'dan seçilen mebusları şöyleaşağılamaya çalışır:

"Topuna Hoş Amedi.

Merhaba Sivas kuzuları, Ankara keçileriağıla mı geldiniz? İttihat sürüsünden yeni çobanbaşı, millet paşası mısizi seçip ayırdı? Tüylerinizi kabartıp, boynuzlarınızı varaklayıp,sırtınızı kınalayıp bize sizi o mu hediye gönderdi? Boynunuzdakitasmayı da o mu taktı? Kösemendiniz kimdir? Sivas'ın şu Karakeçisi mi?Yoksa Karaman "kahraman" kuzusu mu? Niye Koç Ankara'da kaldı? Âdetiuzaktan mı toslamaktır?..." (2 Şubat 1920, Alemdar) (43)

"Yeni Bir Yavru Daha.

Bereketi bol olsun, başımıza bir Millî dahaçıktı, geceler bir Millî daha doğurdu. Millet anamız yine varlığınıgösterdi. Ortaya bir Millî yavru daha attı: "Millî Misak"... AmanAllahım! Söylenmesi ne güç, ne çirkin, ne gayrı millî bir kelime!...Galiba Millîler yarım düzineyi geçti….

Millî Kongrenin ne fırıldak olduğunu seçimlerde öğrendik. Millî Blok da bir tür dalavere idi.….

Kısaca bu Millîlerin ne biçim marifetler olduğunu cümle âlem anladı, acaba "Millî Misak" nedir?" (2 Şubat 1920, Alemdar) (44)

"Kuvayı Milliye adı altında yaptıklarıkötülükleri alkışlaya alkışlaya bu milletin başına bu felâketlerigetirenleri asla unutmayınız…" (19 Mart 1920, Alemdar) (45)

"Genel savaşta cahilce hesaplarından başkabir şey göstermedikleri halde, mütarekeden sonra Zaloğlu Rüstem kesileno serserilerde bir zerre namus ve haya olsa, bir zerre vatan muhabbetibulunsa, sebebiyet verdikleri bu faciaya karşı ******** kafalarınıçoktan patlatırlar, uğursuz varlıklarına nihayet vererek kurbaneyledikleri mağdur milletin içten gelen âlicenaplığına mazharolurlardı." (23 Mart 1920, Alemdar) (46)

ABD MANDASI TARAFTARI: AHMET EMİN (YALMAN)

Okuyucu mektubuna verdiği cevapta Amerika'yıtercih sebeplerini şöyle açıklıyor: "Amerika tarafsızdır. Türkiye'denuzaktır, çıkar peşinde koşmaz, sermayesi boldur…" (21 Aralık 1918,Vakit) (47)

Kütahya'da sürgünde iken yazdığı yazı:"Vekâlet ve bağımsızlık: Amerikalılar bizim öğretmen ve yolgöstericimiz olmalıdır. Bu kararımızı Milletler Cemiyeti'ne debildirelim. Dünya karşısında eksiğimizi itiraf etmek ayıp değildir." (7Haziran 1919, Vakit) (48)

"Dışardan hiçbir izaç ve müdahaleye maruzkalmasak bile, bağımsızlığımızı şimdilik yalnız başımıza devamettirmeye muktedir değiliz. Bir süre hayırhah bir yol göstericiden dersalmaya ve müzaheret görmeye mecburuz." (31 Temmuz 1919, Vakit) (49)

"Müzahereti bize teklif ettirmelerini beklemek yanlıştır. Bunu biz isteyelim…" (8 Ağustos 1919, Vakit) (50)

"Amerika'nın Türkiye mandasıyla, Türkiyetopraklarının sahipsiz olmadığı anlaşılacaktır. Başka bir çözüm tarzıyoktur." (25 Ağustos 1919, Vakit) (51)

"İddia ediyoruz ki, bizimle sırf insanîaçıdan ilgilenecek, sonra kendi kendine çekilip gidecek bir devletvardır ve o Amerika'dır." (1 Eylül 1919, Vakit) (52)

ALEMDAR VE PEYAMI SABAH GAZETELERİNE GÖRE:

YUNAN İŞGALİNE KARŞI BİR HAREKET YAPMAMAK GEREK!

Alemdar gazetesinin 23 Mart 1920 tarihlinüshasında "Ayın.Elif.Kaf." imzalı bir yazı yayınlanır. Bu yazıda,işgalci Yunanlılara karşı bir hareket yapılmasının İtilaf Devletlerinikızdıracağı şu şekilde -şerefsizce- hatırlatılır:

"İdrak edilemedi ki, Yunanlılar ne kadarebedi düşmanımız olursa olsun bugünkü galiplerimizin bir müttefikidir,onlara karşı yapılacak hareket, İtilaf Devletlerinin kırgınlığına sebepolur….. Yunanlılar İtilaf Devletlerince işgaline muvafakat edimli olanbütün havaliyi istila etmişlerdir. Bu durum bir gerçek, fakat pek acıbir gerçek şeklinde karşımızda dururken ve feci gerçeği görmemek içinancak deli olmak lazım gelirken, bir kısmımız Yunanlılardan başkaİtilaf Devletlerine karşı da kuvvetimize dayanarak hakkımızı müdafaaetmek kabil olacağı zannına kapıldılar. Gafletin bu derecesi görülmüş,işitilmiş şey değildir!..." (23 Mart 1920, Alemdar) (53)

Kezâ, Ali Kemâl'in yazdığı Peyamı Sabah gazetesinin 12 Temmuz 1920 tarihli nüshasında Adalet Bakanı'nı şu demeci yayınlanır:

Adalet Bakanı Ali Rüştü Efendi'nin demeci:"Hükümet, Yunan ordusunun ileri hareketini protesto etmek niyetindedeğildir. Çünkü Yunan ordusu, bizim programımıza dahil olan MustafaKemâl'e ceza verme işini yapıyor. Bu hareket zorlukla karşılaşmaz.Mustafa Kemâl'in ordusu haydutlardan, yağmacılardan, sabıkalılardankuruludur." (12 Temmuz 1920, Peyamı Sabah) (54)


RIZA TEVFİK ve CENAP ŞAHABETTİN

Bu sırada, devrin bazı müderrisleri de(üniversite hocaları) işgalci emperyalistlere yaranmaya çalışır birşekilde Türk kimliğini inkâr ederek, millîci vatanseverlere karşıduruşlarını açıkça gösterirler. Meselâ, 30 Mart 1922 günü İstanbulDarülfünununda (=üniversite) düzenlenen bir konferansta Rıza Tevfik,Türklüğe karşı nefretini şu şekilde açıkça söyler:

"Fuzulî Türk değil, Acemdir. Türkünyüzyıllar boyu bileğinde salladığı kılıcından başka ne var? Hâlâİstanbul'da oturabiliyorsanız bunu Büyük Devletlerin İslâm âleminekarşı hürmetine borçluyuz." (55)

Öğrencilerin protestoları üzerine onlarıtehdit edercesine bağırır ve işgalcilerin emniyetine dayandığını bellieder. Bundan sonra Rıza Tevfik, kürsüden inmek zorunda kalır. Hürriyetve İtilaf taraftarlarının koruması altında salondan çıkarılır. Bukonferans sırasında Rıza Tevfik'in bu konuşmaları büyük bir tepkiye yolaçar. Öğrenciler, okul yönetimine verdikleri dilekçeyle Hüseyin Daniş,Rıza Tevfik, Ali Kemâl, Cenap Şahabettin ve Barsamyan'ı millî hisleriencide edecek harekâtta bulunduklarını belirterek şikayet ederler (56).

Bu kişilerden, Cenap Şahabettin, meselâ, Bursa'nın düşüşünden sonra 8 Temmuz 1920'de yazdığı yazıda şunları söyler:

"Neden üzülüyorsunuz? Yunanlılar bizim menfaatimize çalışıyorlar: Memleketi eşkıyadan kurtarıyorlar!.." (57)

Yine Cenap Şahabettin, 1 Mart 1922 tarihliRevue de Deux Mondes dergisinde yayınlanan demecinde Türklük aleyhindeşunları söyler:

"Türkler bilim ve medeniyet alanında hiçbirşey yapmamışlar, hiçbir eser vücuda getirmemişlerdir. Ne bir mezhep, nebir felsefe, ne bir sanat yaratmamışlardır. İslamiyet'te yetmiş ikitarikat vardır, bunlardan hiç biri bir Türk tarafından kurulmamıştır.Tefsircilerimiz bir takım naslar etrafına ekler yapmaklayetinmişlerdir. Bunların eserleri tamamıyla skolastiktir. Bu edebiyatdört yüzyıl durmadan Arap ve Acem kaldı, sonra birdenbire batılılaştı,daha doğrusu Fransızlaştı. Her ne kadar halk türkülerimizde bazı güzeleserlere rastlanabilirse de bunlar da o derece önemli değildir." (58)

Mütareke basınının bu terbiyesizce çıkış veinkârlarına karşı, millîci basın elbette susmaz ve her zaman gereklicevapları verirler. Meselâ, Cenap Şahabettin'in bu açıklamasına karşı,Yakup Kadri, 25 Mart 1922 tarihli "Bir Züppenin Tekâmülü" başlıklıyazısıyla şöyle yazar:

"İşte bunlardan (züppelerden) birisigeçenlerde büyük bir Fransız dergisine maneviyatındaki züppelikçıbanının bütün irinlerini dökmüştür….. Evet Türk milletine karşı buiftiralarda bulunan bir züppe azmanıdır. Züppeliği ilk defa olarak Türkedebiyatına sokmak suretiyle Türk'ün millî kültürüne saldırmış Türkdüşmanı bir Türk edibidir ve onun bu sözleri büyük bir Fransızdergisinde Türklerin gerçek mahiyetini ve değersizliğini gösterir birvesika, bir tanık olarak yayınlanıyor." (59)

İZMİR'DE "KÖYLÜ" GAZETESİ

İstanbul dışında da bazı yerlerde bu türişbirlikçi basın mevcut olmuştur. Meselâ, İzmir'de çıkan Köylügazetesinin sahibi Mehmet Refet, İzmir'in Yunanlılar tarafındanişgalinden sonra Yunanlılarla işbirliği yapar ve gazetesi satışyapamaz. Bu gazete, işgal boyunca Yunanlılar tarafından finanse edilir.Gazete İngiliz kurtarıcılığını över.

Köylü gazetesinin 6 Haziran 1921 tarihlinüshasında İngilizler hakkında düşünce babalığa kadar götürülerek şöylebir yazı yayınlanır:

"Gerçekten Baba Dostu İmiş!

Eski baba dostları vardır; komşuluğun vekahvenin kırk yıl hatırını sayanlar; mahallede bir haşarı çocuk türedimi on babası gibi yola getirmeğe, öğütlemeğe başlarlar. Gerekirsekulağını çekmeye kadar giderler. Bizim de eski baba dostlarımız var.Denizlerin ve karaların hakimi olan bu baba dostumuz öteden beridediğimiz gibi İngilizlerdir.

Her vakit yazdığımız ve sırasını düşündükçepek acılı olan bu gerçeği ortaya sürdüğümüz gibi savaşın en koyu veateş saçtığı günlerde uçaklarla şehrimize attığı bildirilerde 'Ey NecipTürk Milleti; İngiltere'nin sizin ile bir husumeti yoktur; onun gözüsizin başınıza geçip Türkiye'yi ve Türkleri sefaletten sefalete veuçurumdan uçuruma sürükleyen bu tutumlarıyla dünya barışını ve insanlararasındaki yardımlaşma ve kardeşliği tehdit eden kimselerdir' diyen vemütareke başlangıcında da 'Türk âlicenap ve asil bir kavimdir'hitabesine mazhar eden o koca İngiltere bugün yine en tehditkâr birdurumda iken dünkü nüshamızda geçirdiğimiz notasında da Türklere karşıgeleneksel ve tarihî olan dostluğundan ve onlara beslediği sevgi hissive sahabetinden söz açıyor; ve artık saptığınız çıkmazdan dönünüz,demek istiyor.

O İngilizler ki bizi arkalamış olmalardı yüzyıl önceden nam ve nişanımız ortadan kalkacak ve bu bakir topraklarımızMoskof facirlerinin kirli çizmeleri altında o vakitten ezilecekti; bubelki de bugüne kadar Ruslaşacak ortadan kalkacaktık….. Yüzyıllardanberi Moskofların bu dileğine engel olan ve biz Türkleri kurtaran hep oİngilizlerdir.

İşte bugün yine İngilizler biz Türklere birkulak burkması daha yapıyorlar ve diyorlar ki; uslu oturunuz,Bolşevikleri, Afganı, Turan'ı şurayı burayı kurcalamayınız… Tabiidir kibu öğütleme ne Türk'ün meşru yani padişah ve halifeli hükümetine ve nede öz Türk olan Türklüğüne, dinine, milliyetine candan sarılan bizAnadolulara değildir.

Bu öğütler, padişahına karşı ayaklanan veAnadolu'yu baştan başa yakarak en sonunda halvet, safvet ve ismetineBolşevikliği, o din ve vatan düşmanını davet edenlerdir. Bunun içinİngilizler de son notalarını İstanbul hükümeti aracılığıyla Ankara'yaulaştırmışlardır.

Ankara milletine pek çok fırsatlarıkaybettiren o Bolşevik hükümeti millet ve memleketin başına bütünfelaketleri getirdi. Ele geçen bütün fırsatları kaçırdı. O fırsatlar kiicat etmek lazım gelirken ayaklarımıza kadar gelmişti. Mütarekeyibozduran, mandaları kaçıran, manatık-ı muavenetleri işgallere,işgalleri istilalara vardıran, istilaları Türk'ün göbeğine kadaryaptıran ve her serseri ve serkeş tutumuyla mülk ve milleti uçurumdanuçuruma sürükleyen hep odur. O Ankara hükümeti değil midir ki Türk'ünelinde ve avucunda kalan bir avuç toprakta bağımsızlık ve inkişaf-ıtammını darbelemiş ve o elim Sevr muahedesini başımıza çıkarmıştır.

Yine o Ankara değimlidir ki İzmit'te İngilizlere silah çekerek başımıza dört cihanın belasını toplamıştır.

O Ankara değimlidir ki Londra konferansınavelev ki aracısız davet edilmiş ve tanınmış olduğu halde bu nimetitakdir edemeyerek ve bu fırsattan da yararlanma yolunu bilmeyerek BekirSamiler ile Londra'da görüşmelere giriştiği halde diğer taraftan elaltından Bolşeviklerle konuşmayı ve Kars ile Batum'u işgale kalkışmışve bu tutumuyla da İngiltere'nin teveccüh ve itimadını büsbütünkaçırmıştır.

Bize kalırsa bu son fırsat ve sonöğütlemedir. Bu öğütleme bir nota ile İngiltere'den yapılırken bu doğrusözleri Türk'e dost saydığımız Kont Isforza ile Tan gibi Türk'e dostgörünen gazeteler ağzından da işitiyoruz. Demek ki dost bildiğimiz vedüşman saydıklarımızın hepsi Ankara'yı itidale davet etmekte birkafadadırlar. Bunlar aksi haldeki hareketlerin Türkiye'nin nikbet vefelaketini izhar edeceğini ve bütün memleket vebalen Kemalistlere aitve cari olacağını açıktan açığa ağız birliğiyle söylemektedirler…." (60)

ADANA'DA "FERDA" GAZETESİ

İlk sayısı 1 Arlık 1918'de Adana'da çıkanFerda gazetesi, 1921 yılına kadar çıkmıştır. Gazete, sürekli olarakişgalcilerin emelleri doğrultusunda ve Millî Mücadele'ye düşman birşekilde yayın yapmıştır. Hatta kimi yazıları küstahçadır. Sahipleriolan üç kardeş, Alî İlmî Bilgili, Mesut Fani Bilgilî ve Zeynel Abidin,150'liklerdendir. 1938'deki aftan sonra Ali ve Mesut Türkiye'ye dönmüş,Zeynel ise yerleştiği Bağdat'ta kalmıştır.

"Anadolu, Mustafa Kemâl zorbasıyla mücadele ediyor." (19 Mart 1920, Ferda) (61)

"Yunan'a hasımız. İngilizleri zatengücendirmişiz. Ve işte ufaktan ufağa her gün biraz daha Bolşeviksiyaseti gösteren eşkıyamız, içlerinde cidden bize hayırhah olanlarınaz olmadığı Fransızlarla da bugün bizi büsbütün bozuşturacak birvaziyet alıyorlar. Köylümüz korkarım istilasından kurtulamayacağımızBolşevik hastalığının ne demek olduğunu bilmiyor." (19 Nisan 1920,Ferda) (62)

"Yalnız Fransızlar Türklerin dostudur." (20 Nisan 1920, Ferda) (63)

"Hafız Mahmut'un Bildirisi:

Ey ahali! Yunan'ı bile İzmir'den çıkaramayanKuvayı Milliye denen eşkıya kuvvetine inanmayınız. Bunlar FransızlarıAdana'dan nasıl çıkarır?" (20 Mayıs 1920, Ferda) (64)

Toroslara çekilen Adanalılara sesleniyor:"Nereye Efendiler! Adana'yı kurtaracaktınız. Tabana kuvvetkaçıyorsunuz!" (29 Temmuz 1920, Ferda) (65)

"Kahraman Delibaş'ın başarısı üzerine DüzmeMustafa'nın kaçmaya hazırlandığı söylenmektedir. Milliyetçi namıaltında milleti soyup mahveden alçakların, hainlerin yakında tamamenbelayı bulacakları muhakkaktır." (18 Ekim 920, Ferda) (66)

"Milliyetçilik ve çetecilik, soygunculuk veyağmacılık demektir. Onların amacı, milleti soymak, aç bırakmak vetamamen öldürmektir." (20 Aralık 1920, Ferda) (67)

İşte "Mütareke basını" budur, bunlardır!..

Bunların sayısı, öyle fazla olmamıştır! Amaişgalci emperyalist devletlere dayandıkları için her türlü imkâna sahipolmuşlar ve sürekli olarak Millî Mücadele'yi engellemeye çalışmışlardır!

Bu bir avuç teslimiyetçi, işbirlikçi yayınve yazara karşı, İstanbul'da ve yurdun her tarafında birçok yayın,Millî Mücadeleyi desteklemiş ve halkı işgalci emperyalistlere karşıuyardığı gibi, moral ve bilgi vermiştir!..

Mütareke basını, bugünleri anlamak için önümüzde duran tarihî bir örnektir, bir derstir!

Mütareke basını, sürekli olarak zayıfolduğumuzu, "batılı büyük devletler"e karşı gücümüz olmadığını veonlara karşı koyamayacağımızı, onlara karşı gelmenin ve bağımsızlıkistemenin çılgınlık, millîcilerin ise eşkıya kafalı olduğunu; busebeplerle "batılı büyük devletler"e boyun eğmemiz ve onlardan yardımtalep etmemiz gerektiğini telkin ederek, her türlü direnişi kırmaya,zayıflatmaya ve yok etmeye çalışır!

İşte geçmişin bu dersine bakarak,günümüzdeki Alemdar, Peyam- Sabah, Köylü ve Ferda gazetelerinin hangiyayın olduğunu; kezâ Ali Kemâl, Refi Cevat, Refik Halit ve CenapŞahabettin ile Rıza Tevfik'in kimler olduğunu görmek zor değildir!..

Nasıl ki, geçmişte işbirlikçi basınıntelkinlerine itibar edilmedi ise, bugün de çocuklarımıza bu topraklarıvatan olarak bırakmak istiyorsak, aynı kararlılık ve uyanıklık ilehareket etmemiz lâzımdır!.. Bu bir vatanseverlik, bu bir insanlıkgereğidir!..

Kaynak: Bilge ORHUNLU

NOTLAR :

1) Celâl BAYAR, Ben de Yazdım Millî Mücadeleye Gidiş, C:7, Sabah Yay., İstanbul-1997, sah:102

2) Zeki SARIHAN, Kurtuluş SavaşıKronolojisi, C:II, TTK Yay., Ankara-1994, sah:494; kısmen aktarma HıfzıTOPUZ, II. Mahmut'tan Holdinglere Türk Basın Tarihi, Remzi Kitabevi,İstanbul-2003, sah:109

3) Zeki SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Kronolojisi, C:III, TTK Yay., Ankara-1995, sah:16; TOPUZ, Türk Basın Tarihi, sah:109

4) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:III, sah:160; kısmen aktarma TOPUZ, Türk Basın Tarihi, sah:109

5) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:III, sah:194; kısmen aktarma TOPUZ, Türk Basın Tarihi, sah:109

6) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:III, sah:407; kısmen aktarma TOPUZ, Türk Basın Tarihi, sah:109

7) Zeki SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:IV, TTK Yay., Ankara-1996, sah:160; kısmen aktarma TOPUZ, Türk Basın Tarihi, sah:109

Karizmatik SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:IV, sah:184

9) TOPUZ, Türk Basın Tarihi, sah:109

10) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:IV, sah:384

11) M.Nuri İNUĞUR, Basın ve Yayın Tarihi, Der Yay., İstanbul-2002, sah: 344

12) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:IV, sah:504

13) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:IV, sah:565

14) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:IV, sah:587

15) Zeki SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:I, TTK Yay., Ankara-1993, sah:86; TOPUZ, Türk Basın Tarihi, sah:111

16) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü,C:I, sah:168; Ferudun ATA, İşgal İstanbul'unda Tehcir Yargılamaları,TTK Yay., Ankara-2005, sah:141

17) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:I, sah:169 ATA, Tehcir Yargılamaları, sah:141

18) ATA, Tehcir Yargılamaları, sah:172

19) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:I, sah:202; TOPUZ, Türk Basın Tarihi, sah:111

20) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:I, sah:205; TOPUZ, Türk Basın Tarihi, sah:111

21) TOPUZ, Türk Basın Tarihi, sah:111

22) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:I, sah:269; kısmen aktarma TOPUZ, Türk Basın Tarihi, sah:111

23) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:I, sah:291; kısmen aktarma TOPUZ, Türk Basın Tarihi, sah:111

24) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:I, sah:381; kısmen aktarma TOPUZ, Türk Basın Tarihi, sah:111

25) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:II, sah:57; kısmen aktarma TOPUZ, Türk Basın Tarihi, sah:111

26) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:II, sah:80

27) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:II, sah:81; TOPUZ, Türk Basın Tarihi, sah:111

28) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:II, sah:134; TOPUZ, Türk Basın Tarihi, sah:111

29) ILGAR, Mütarekede Yerli ve Yabancı Basın, sah:11

30) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:II, sah:259; TOPUZ, Türk Basın Tarihi, sah:112

31) ILGAR, Mütarekede Yerli ve Yabancı Basın, sah:47

32) TOPUZ, Türk Basın Tarihi, sah:112

33) ILGAR, Mütarekede Yerli ve Yabancı Basın, sah:53

34) ILGAR, Mütarekede Yerli ve Yabancı Basın, sah:54-55

35) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:II, sah:445; kısmen aktarma TOPUZ, Türk Basın Tarihi, sah:112

36) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:II, sah:482

37) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:II, sah:485

38) ATA, Tehcir Yargılamaları, sah:257

39) ILGAR, Mütarekede Yerli ve Yabancı Basın, sah:28-29

40) ILGAR, Mütarekede Yerli ve Yabancı Basın, sah:31-32

41) ILGAR, Mütarekede Yerli ve Yabancı Basın, sah:32

42) ILGAR, Mütarekede Yerli ve Yabancı Basın, sah:36; İNUĞUR, Basın ve Yayın Tarihi, sah: 342

43) ILGAR, Mütarekede Yerli ve Yabancı Basın, sah:37-38

44) ILGAR, Mütarekede Yerli ve Yabancı Basın, sah:39

45) İNUĞUR, Basın ve Yayın Tarihi, sah: 343

46) İNUĞUR, Basın ve Yayın Tarihi, sah: 343

47) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:I, sah:70

48) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:I, sah:310

49) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:II, sah:16

50) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:II, sah:35

51) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:II, sah:69

52) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:II, sah:81

53) ILGAR, Mütarekede Yerli ve Yabancı Basın, sah:37-38

54) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü,C:III, sah:123; kısmen aktarma TOPUZ, Türk Basın Tarihi, sah:109(Topuz'da bu demeç sanki Ali Kemâl'in yazısı gibi aktarılmıştır-BO)

55) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Gençliği, Kaynak Yay., İstanbul-2004, sah:180

56) Bu öğrenci protestosu için bknz:SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Gençliği, sah:175 vd; Zeki ARIKAN, Mütareke veİşgal Dönemi İzmir Basını, Atatürk Ar. Merk. Yay., Ankara-1989, sah:125 vd.

57) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Gençliği, sah:206

58) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Gençliği, sah:179

59) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Gençliği, sah:179

60) ARIKAN, Mütareke ve İşgal Dönemi İzmir Basını, 183-185

61) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:II, sah:480

62) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:II, sah:492

63) Gotthard JAESCHKE, Türk Kurtuluş Savaşı Kronolojisi, (C:1), Ankara-1970, sah:99

64) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:III, sah:49

65) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:III, sah:148

66) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:III, sah:249

67) SARIHAN, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C:III, sah:335
Logged
Sponsor Baglantilar


Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Start | Sayfa 0 | Sayfa 1 | Sayfa 2 | Sayfa 3 | Sayfa 4 | Sayfa 5 | Sayfa 6 | Sayfa 7 | Sayfa 8 | Sayfa 9 | Sayfa 10
Yaramazadam | Powered by SMF 1.1.3.
© 2005, Simple Machines LLC. All Rights Reserved.
| Sitemap Arşiv2 Program Arşiv Program Arşiv Sağlık Sağlık Rehberi


Yaramazadam Çöl Atesi v3 by rallyproco