Fanda geçirdiğiniz zaman
.
Onu anlatmaya sayfalar yetmez. 
ATATÜRK'ün HAYATI Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik'teKocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi'ndeki üç katlı pembe evde doğdu.Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım'dır. Baba tarafındandedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın'danMakedonya'ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi ZübeydeHanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski birTürk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve keresteticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım'la evlendi.Atatürk'ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule(Atadan) 1956 yılına değin yaşadı. Küçük Mustafa öğrenim çağınagelince Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde öğrenime başladı,sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi'ne geçti. Bu sıradababasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği'nde dayısının yanındakaldıktan sonra Selânik'e dönüp okulunu bitirdi. Selânik MülkiyeRüştiyesi'ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında AskeriRüştiye'ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına"Kemal" i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdâdi'sinibitirip, İstanbul'da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902 yılındateğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi'ne devam etti. 11 Ocak1905'te yüzbaşı rütbesiyle Akademi'yi tamamladı. 1905-1907 yıllarıarasında Şam'da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907'de Kolağası (KıdemliYüzbaşı) oldu. Manastır'a III. Ordu'ya atandı. 19 Nisan 1909'daİstanbul'a giren Hareket Ordusu'nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı.1910 yılında Fransa'ya gönderildi. Picardie Manevraları'na katıldı.1911 yılında İstanbul'da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmayabaşladı.
1911 yılında İtalyanlarınTrablusgarp'a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir gruparkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık1911'de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912'de DerneKomutanlığına getirildi.
Ekim 1912'de Balkan Savaşıbaşlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır'daki birliklerle savaşakatıldı. Dimetoka ve Edirne'nin geri alınışında büyük hizmetlerigörüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915'tesona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğusavaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzereTekirdağ'da görevlendirildi.
1914 yılında başlayan I. DünyaSavaşı'nda, Mustafa Kemal Çanakkale'de bir kahramanlık destanı yazıpİtilaf Devletlerine "Çanakkale geçilmez! " dedirtti. 18 Mart 1915'teÇanakkale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağırkayıplar verince Gelibolu Yarımadası'na asker çıkarmaya karar verdiler.25 Nisan 1915'te Arıburnu'na çıkan düşman kuvvetlerini, MustafaKemal'in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı'nda durdurdu. MustafaKemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos1915'te Arıburnu'nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu KomutanıMustafa Kemal 9-10 Ağustos'ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi17 Ağustos'ta Kireçtepe, 21 Ağustos'ta II. Anafartalar zaferleri takipetti. Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 253.000 şehit veren Türk ulusuonurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. MustafaKemal'in askerlerine "Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyiemrediyorum!" emri cephenin kaderini değiştirmiştir.
Mustafa Kemal ÇanakkaleSavaşları'dan sonra 1916'da Edirne ve Diyarbakır'da görev aldı. 1 Nisan1916'da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş veBitlis'in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep'teki kısa süreligörevlerinden sonra 1917'de İstanbul'a geldi. Velihat VahidettinEfendi'yle Almanya'ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Buseyehatten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad'a giderek tedavi oldu.15 Ağustos 1918'de Halep'e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephedeİngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. MondrosMütarekesi'nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918'de YıldırımOrduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine13 Kasım 1918'de İstanbul'a gelip Harbiye Nezâreti'nde (Bakanlığında)göreve başladı.
Mondros Mütarekesi'nden sonraİtilaf Devletleri'nin Osmanlı ordularını işgale başlamaları üzerine;Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı.22 Haziran 1919'da Amasya'da yayımladığı genelgeyle "Milletinistiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını " ilan edipSivas Kongresi'ni toplantıya çağırdı. 23 Temmuz - 7 Ağustos 1919tarihleri arasında Erzurum, 4 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasında daSivas Kongresi'ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolunbelirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919'da Ankara'da heyecanlakarşılandı. 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'ninaçılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması yolunda önemli bir adımatılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildiTürkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı'nın başarıylasonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.
Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs1919'da Yunanlıların İzmir'I işgali sırasında düşmana ilk kurşununatılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması'nıimzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu'nu paylaşan I. DünyaSavaşı'nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilenmilis kuvvetleriyle savaşıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenliorduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye - ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşızaferle sonuçlandırdı.
Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Kurtuluş Savaşının önemli aşamaları şunlardır:
Sarıkamış (20 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü'nün (7 Kasım 1920) kurtarılışı.
Çukurova, Gazi Antep, Kahraman Maraş Şanlı Urfa savunmaları (1919- 1921)
I. İnönü Zaferi (6 -10 Ocak 1921)
II. İnönü Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921)
Sakarya Zaferi (23 Ağustos-13 Eylül 1921)
Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muhaberesi ve Büyük Zafer (26 Ağustos 9 Eylül 1922)
Sakarya Zaferinden sonra 19Eylül 1921'de Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal'e Mareşalrütbesi ve Gazi unvanını verdi. Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923'teimzalanan Lozan Antlaşması'yla sonuçlandı. Böylece Sevr Antlaşması'ylaparamparça edilen, Türklere 5-6 il büyüklüğünde vatan bırakılan Türkiyetoprakları üzerinde ulusal birliğe dayalı yeni Türk devletininkurulması için hiçbir engel kalmadı.
23 Nisan 1920'de Ankara'daTBMM'nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu müjdelenmiştir.Meclisin Türk Kurtuluş Savaşı'nı başarıyla yönetmesi, yeni Türkdevletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922'de hilâfet ve saltanatbirbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı. Böylece Osmanlıİmparatorluğu'yla yönetim bağları koparıldı. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyetidaresi kabul edildi, Atatürk oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi.30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet'in ilk hükümetikuruldu. Türkiye Cumhuriyeti, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir"ve "Yurtta barış cihanda barış" temelleri üzerinde yükselmeye başladı.
Atatürk Türkiye'yi "Çağdaş uygarlık düzeyineçıkarmak" amacıyla bir dizi devrim yaptı. Bu devrimleri beş başlıkaltında toplayabiliriz: 1. Siyasal Devrimler:
• Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
• Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)
• Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)
2. Toplumsal Devrimler
• Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934)
• Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)
• Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)
• Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934)
• Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934)
• Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü (1925-1931)
3. Hukuk Devrimi :
• Mecellenin kaldırılması (1924-1937)
• Türk Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924-1937)
4. Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler:
• Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924)
• Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928)
• Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1931-1932)
• Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933)
• Güzel sanatlarda yenilikler
5. Ekonomi Alanında Devrimler:
• Aşârın kaldırılması
• Çiftçinin özendirilmesi
• Örnek çiftliklerin kurulması
• Sanayiyi Teşvik Kanunu'nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması
• I. ve II. Kalkınma Planları'nın (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması
Soyadı Kanunu gereğince, 24 Kasım 1934'de TBMM'nce Mustafa Kemal'e "Atatürk" soyadı verildi.
Atatürk, 24 Nisan 1920 ve 13Ağustos 1923 tarihlerinde TBMM Başkanlığına seçildi. Bu başkanlıkgörevi, Devlet-Hükümet Başkanlığı düzeyindeydi. 29 Ekim 1923 yılındaCumhuriyet ilan edildi ve Atatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi. Anayasagereğince dört yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi.1927,1931, 1935 yıllarında TBMM Atatürk'ü yeniden cumhurbaşkanlığınaseçti.
Atatürk sık sık yurtgezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. İlgililereaksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaşkanı sıfatıylaTürkiye'yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını,başbakanlarını, bakanlarını komutanlarını ağırladı.
15-20 Ekim 1927 tarihindeKurtuluş Savaşı'nı ve Cumhuriyet'in kuruluşunu anlatan büyük nutkunu,29 Ekim 1933 tarihinde de 10. Yıl Nutku'nu okudu.
Atatürk özel yaşamında sadelikiçinde yaşadı. 29 Ocak 1923'de Latife Hanımla evlendi. Birçok yurtgezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine deksürdü. Çocukları çok seven Atatürk Afet (İnan), Sabiha (Gökçen),Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlıçobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan adlı çocuklarıhimayesine aldı. Yaşayanlarına iyi bir gelecek hazırladı.
1937 yılında çiftliklerinihazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve Bursa Belediyelerinebağışladı. Mirasından kızkardeşine, manevi evlatlarına, Türk Dil veTarih Kurumlarına pay ayırdı. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dansetmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe,Rumeli türkülerine aşırı ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktanbüyük keyif alırdı. Sakarya adlı atıyla, köpeği Fox'a çok değerverirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Akşam yemeklerine devlet vebilim adamlarını, sanatçıları davet eder, ülkenin sorunlarınıtartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çokseverdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliği'ne gider, çalışmalara bizzatkatılırdı. Fransızca ve Almanca biliyordu.
ATATÜRK'ÜN SON YILLARI VE ÖLÜMÜ Atatürk'ün ilk hastalık belirtisi 1937 yılındaortaya çıktı. 1938 yılı başlarında Yalova'da bulunduğu sırada, ciddîolarak hastalandı. Buradaki tedavi olumlu sonuç verdi. Fakat tamameniyileşmeden Ankara'ya yaptığı yorucu yolculuk, hastalığının artmasınasebep oldu. Bu tarihlerde Hatay sorununun gündemde olması da onuyormaktaydı. Hasta olmasına rağmen, Mersin ve Adana'ya geziye çıktı.Kızgın güneş altında askerî birliklerimizi teftiş edip tatbikatyaptıran Atatürk, çok yorgun düştü. Ülkü edindiğimillî dava uğrunakendi sağlığını hiçe saydı. Güney seyahati hastalığının artmasına sebepoldu. 26 Mayıs'ta Ankara'ya döndükten sonra tedavi ve istirahat içinİstanbul'a gitti. Doktorlar tarafından, siroz hastalığı teşhisi kondu. Deniz havası iyi geldiğiiçin, Savarona Yatı'nda bir süre dinlendi. Bu durumda bile ülkesorunlarıyla ilgilenmeye devam etti. İstanbul'a gelen Romanya kralı ilegörüştü. Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. 4 Temmuz 1938'deHatay Antlaşması'nın yürürlüğe girmesi Atatürk'ü çok sevindiripmoralini düzeltti. Temmuz sonlarına kadar Savarona'da kalan Atatürk'ünhastalığı ağırlaşınca Dolmabahçe Sarayı'na nakledildi. Fakat hastalığıdurmadan ilerliyordu. O'nun hastalığını duyan Türk halkı, sağlığıylailgili haberleri heyecanla takip ediyor, bütün kalbiyle iyileşmesinidiliyordu. Hastalığının ciddiyetini kavrayarak 5 Eylül 1938'devasiyetini yazıp servetinin büyük bir kısmını Türk Tarih ve Türk Dilkurumlarına bağışladı. Ekim ayı ortalarında durumu düzelir gibi oldu.Fakat, çok arzuladığı hâlde, Ankara'ya gelip cumhuriyetin on beşinciyıl dönümü törenlerine katılamadı.
29 Ekim 1938'de kahramanTürk Ordusu'na yolladığı mesaj, Başbakan Celâl Bayar tarafından okundu."Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferlerleberaber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman Türk ordusu!" sözü ileTürk Ordusu'nun önemini belirtmiştir. Yine aynı mesajda "Türk vatanınınve Türk'lük camiasının şan ve şerefini, dahilî ve harici her türlütehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni, her an ifaya hazırve amade olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımızvardır" diyerek Türk Ordusu'na olan güvenini belirtmiştir.
Atatürk 1 Kasım 1938'deTürkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılış töreninde de bulunamadı.Hazırladığı açılış nutkunu Başbakan Celâl Bayar okudu. Atatürk bunutkunda ülkenin imarı, sağlık hizmetleri ve ekonomi konularındakifaaliyetleri açıkladı. Bundan başka eğitim ve kültür konularına datemas edip gençliğin millî şuurlu ve modern kültürlü olarak yetişmesiiçin İstanbul Üniversitesi'nin geliştirilmesi, Ankara Üniversitesi'nintamamlanması ve Van Gölü civarında bir üniversitenin kurulması içinçalışmaların yapıldığını belirtti. Türk Tarih ve Türk Dil kurumlarınınçalışmalarından duyduğu memnuniyeti açıkladı. Ayrıca Türk gençliğininkültürde olduğu gibi spor sahasında da idealine ulaştırılması içinBeden Terbiyesi Kanunu'nun uygulamaya konulmasından duyduğu memnuniyetibelirtti. Atatürk, ölümüne kadar memleket meselelerinden bir an olsunuzak kalmamıştı.
Atatürk'ün hastalığı tekrar şiddetlendi. 8Kasımda sağlığıyla ilgili raporlar yayımlanmaya başlandı. Bütünmemleketi tekrar derin bir üzüntü kapladı. Her Türk'ün kalbi onunkurtulması dileğiyle çarpıyordu. Ancak, kurtarılması için gösterilençabalar sonuç vermedi ve korkulan oldu. Dolmabahçe Sarayı'nda 10 Kasım1938 sabahı saat dokuzu beş geçe, insan için değişmez kanun, hükmünüuyguladı. Mustafa Kemal Atatürk aramızdan ayrıldı. Bu kara haberle,yalnız Türk milleti değil, bütün dünya yasa büründü. Büyük, küçük bütündevletler onun cenaze töreninde bulunmak üzere temsilciler göndererek,Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusuna karşı duydukları derin saygıyıbelirten mesajlar gönderdiler. 16 Kasım günü Atatürk'ün tabutu,Dolmabahçe Sarayı'nın büyük tören salonunda katafalka konuldu.
Üç gün üç gece, gözü yaşlı bir insan seli uluönderine karşı duyduğu saygı, minnet ve bağlılığını ifade etti. Cenazenamazı 19 Kasım günü Prof. Şerafettin Yaltkaya tarafından kıldırıldı.On iki generalin omzunda sarayın dış kapısına çıkarılan tabut, toparabasına konularak, İstanbul halkının gözyaşları arasında GülhaneParkı'na götürüldü. Buradan bir torpido ile Yavuz zırhlısınanakledildi. Büyük Ada açıklarına kadar, donanmamız ve törene katılmakiçin gelmiş olan yabancı gemilerin eşlik ettiği Yavuz zırhlısıcenazeyiİzmit'e getirdi. Burada Yavuz zırhlısından alınan cenaze, özelbir trene kondu. Atalarına son saygı görevlerini yapmak üzere toplananhalkın kalbinde derin bir üzüntü bırakarak Ankara'ya getirilmek üzerehareket edildi.
Atatürk'ün vefatı üzerinecumhurbaşkanı seçilen İsmet İnönü, Türkiye Büyük Millet MeclisiBaşkanı, bakanlar, Genelkurmay Başkanı, milletvekilleri ile ordu vedevlet ileri gelenleri tarafından karşılanan cenaze, Türkiye BüyükMîllet Meclisi önünde hazırlanan katafalka kondu. Ankara halkı da onuncenazesi önünden saygıyla geçerek son görevini yaptı. 21 Kasım 1938Pazartesi günü, sivil ve askerî yöneticiler ile yabancı devlettemsilcilerinin hazır bulunduğu ve on binlerce insanın katıldığı büyükbir tören yapıldı. Daha sonra Atatürk'ün tabutu katafalkta alınarak.Etnografya Müzesinde hazırlanan geçici kabre kondu. Türk milleti dahasonra, bu büyük insana lâyık, Ankara Rasattepe'de bir Anıtkabiryaptırdı. 10 Kasım 1953'te Etnografya Müzesinden alınan Atatürk'ünnaaşı Anıtkabir'e getirildi. Burada yurdun her ilinden getirilmiş olanvatan topraklan ile hazırlanan ebedî istirahatgâhına yerleştirildi.
ATAMIZIN ZAFERLERİ VE SAVAŞLARI- Trablusgarp Savaşı - Balkan Savaşı - Çanakkale Savaşı - Arıburnu Muhabereleri - Anafartalar Muhabereleri - Doğu Cephesi - Suriye - Filistin Cephesi - I. İnönü Savaşı - Sakarya Savaşı - Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muhaberesi
ATATÜRK İLKELERİ
Cumhuriyetçilik:
Atatürk devrimleri siyasi nitelik taşır. Çok uluslu bir
İmparatorluktan ulus devlete geçiş gerçekleştirilmiş ve böylece
modern Türkiye'nin ulusal kimliği oluşturulmuştur. Bu kimliğinoluşmasında, kul nitelikli insanların yurttaş-birey niteliği kazanmasıönemli bir noktadır. Atatürk bunun yolunu, kısaca halkın kendikendisini idaresi, yani demokrasi demek olan Cumhuriyet’te görmüştür.
Halkçılık:
Gerek içeriği gerekse hedefleri açısından bakıldığında, Cumhuriyet Devrimi
ayrıca bir sosyal devrim niteliği de taşır. Başta İsviçre Medeni Kanunu
olmak üzere, Batı kanunlarının Türkiye'de uygulamaya konulmasıyla birlikte
kadınların statüsünde köklü değişiklikler olmuş, 1934
yılında kabul edilen bir kanun ile kadınlar seçme ve seçilme hakkını almışlardır.
Atatürk çeşitli ortamlarda, Türkiye'nin gerçek yöneticilerinin köylüler
olduğunu söylemiştir. Aslında bu durum Türkiye için bir gerçek olmaktan
çok bir hedef niteliğindedir. Halkçılık ilkesi sınıf ayrıcalıklarına ve sınıf
farklılıklarına karşı olmak ve hiçbir bireyin, ailenin,
sınıfın veya organizasyonun diğerlerinin daha üzerinde olmasını kabul
etmemek demektir. Halkçılık, Türk vatandaşlığı olarak ifade
edilen bir fikre dayanır. Gurur ile birleşen vatandaşlık fikri,
halkın daha fazla çalışması için gerekli psikolojik teşviki
sağlar, birlik fikrinin ve ulusal bir kimliğin kazanılmasına yardımcı olur.
Laiklik:
Laiklik yalnızca devlet ve dinin birbirinden ayrılması anlamına
gelmez ayrıca eğitim, kültür ve yasama alanlarının da dinden bağımsız olması
anlamını taşır. Laiklik, devletin dini düşünce ve dini kuruluşların etkisinden bağımsız
olması, ve genel olarak düşünce özgürlüğü anlamına gelmektedir.
Devrimlerin birçoğu laikliği gerçekleştirmek amacıyla yapılmış ve diğerleri
ise laikliğe ulaşılmış olması sayesinde gerçekleştirilebilmiştir. Laiklik ilkesi
akılcı ve dini siyasetin dışında tutan bir ilkedir.
Osmanlı döneminde matbaanın geciktirilmesinde olduğu gibi dininyenilikler karşısında nasıl tutucu bir silah haline geldiğini yaşamışolan Türkiye Cumhuriyeti kurucuları açısından dinin din dışı sivil yapıüzerinde yaratabileceği baskıları önlemenin bir aracıdır.
Devrimcilik:
Atatürk'ün ortaya koyduğu en önemli ilkelerden birisi de devrimciliktir. Bu ilkenin anlamı
Türkiye'nin devrimler yaparak geleneksel kuruluşlarını modern kuruluşlarla değiştirmiş olmasıdır.
Geleneksel kavramların bir kenara itilip modern kavramların benimsenmesi demektir.
Devrimcilik ilkesi, yapılmış olan devrimlerin tanınıp kabul edilmelerinin çok ötesine geçmiştir.
Milliyetçilik:
Cumhuriyet devrimi ayrıca milliyetçi bir devrimdir. Bu milliyetçilik
ırkçı bir yapıda değildir; yurtseverlikle sınırlıdır. Bu devriminamacı, Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının korunması ve ayrıcaCumhuriyetin siyasal yönden gelişmesidir.
Bu milliyetçilik, tüm diğer ulusların bağımsızlık haklarına saygılıdır; sosyal içeriklidir;
yalnızca anti - emperyalist olmayıp, aynı zamanda gerek hanedan yönetimine,
gerekse herhangi bir sınıfın Türk toplumunu yönetmesine de karşıdır ve nihayet bu milliyetçilik
Türk devletinin vatanı ve halkı ile bölünmez bir bütün olduğu ilkesine inanmaktadır.
Devletçilik:
Mustafa Kemal Atatürk yapmış olduğu açıklamalarda ve politikalarında Türkiye'nin
bir bütün olarak modernizasyonunun ekonomik ve teknolojik gelişmeye önemli ölçüde bağlı
olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda, devletçilik ilkesini de devletin,ülkenin genel ekonomik faaliyetlerinin düzenlenmesi ve özel sektörüngirmek istemediği veya yetersiz kaldığı ya da ulusal çıkarların gereklikıldığı alanlara girmesi anlamında yorumlamaktadır. Ancak, devletçilikilkesinin uygulanmasında, devlet yalnızca ekonomik faaliyetlerin temelkaynağını teşkil etmemiş, aynı zamanda ülkenin büyük sanayikuruluşlarının da sahibi olmuştur.
Onu anlatmaya KARELER yetmez.Resimlerle MUSTAFAKEMAL ATATÜRK 








































