15. yüzyıla dek kimya, eskiden beri bilinen kalıplarını bir türlüaşamamıştı. Bu kalıplaşma, efsanevi açıklamalarla ve ilkel reçetelerleörtülmeye çalışılıyordu. Kimya, halâ simya idi. 15. yüzyıldan itibarensimya, kıpırdamaya, kimya olmaya başladı.
Fosfor, bizmut, platin gibi yeni bulunan elementlerin gösterdikleritipik özellikleri yeni açıklamalar istiyordu; öteyandan sürekliuzmanlaşan endüstri ve ticaret de kimya sanayinin yeni şeylerüretmesini bekliyordu. Güherçile, şap, yeşil vitriol (demir sülfat),vitriol yağı (sülfürik asit) soda gibi maddelerin üretimininarıtırlması gerekiyordu. Bütün bunlar da eski kalıpları kırmayı ve bunuönleyen geçmişle hesaplaşmayı dayatıyordu.
Rönesans kimyacılarının tek ilgi alanı elbette madenler değildi.Georgius Agricola'nın 1556'da yayınlanan ve gelecek 200 yıl boyuncamadencilik ve metalürji alanlarından çalışanların el kitabı olarakişlev gören on iki ciltlik dev eseri "De Re Metalllica" da madenocaklarının yapımı, maden filizlerinin ocaklardan çıkarılması veocaklarda biriken suyun boşaltılması gibi konuların yanısıra metalişletmeciliğine ilişkin çok önemli bilgiler verilmektedir.
Onun izleyicilerinden Bernard Palissy (1510-1589), seramik üretimini;Glauber, cam, güherçile ve bazı boyaların üretimini geliştirdi. Busırada, yani 16. yüzyılda İran ve Çin, porselen (çini) ve çömlekçilikteAvrupa'dan öndeydi. Kumaş ve deri sanayiinde önemli olan şap, Avrupaiçin önemli bir üretim dalıydı.
Kimya alanındaki bir başka üretim alanı damıtmaydı. Damıtma, bir sıvıkarışımının ısıtılması ve buharlaştırılarak bulunduğu karışımdanayrılması ve yoğiunlaştırılarak yeniden elde edilmesidir. 15., 16. ve17. yüzyıllarda Avrupasında kuvvetli alkollü içkiler içiliyordu. Onuniçin damıtma işlemi yaygın ve büyük bir üretim koluydu.
İçkiler, yalnızca aristokrasinin yemek alemleri için önem taşımıyordu;aynı zamanda cahil yerlilerin topraklarını ve vücutlarını da teslimalmanın ikinci (birincisi baruttu) silahıydı.
Hava ya da daha genel olarak gazlar, 17. yüzyıl başına dek bir "ruh" yada "kaos" olarak görülmüştü. Gaza "gaz" adını veren van Helmont(1577-1634) idi.
Helmont, Paracelsus'un izleyicilerindendi ve büyük bir deneyciydi. J.Bernal�a göre birinci sınıf bir dahiydi. Mevcut maddeler olarak sadecesuyu ve havayı kabul ediyordu. O'nun görüşlerinin kaynağı eskiİyonyalılardı. Ama o, felsefi bir varsayımdan çok deneysel souçlaradayanıyordu.
Su koyduğu bir kapta söğüt ağacı yetiştirdi ve yaşam için hava ve suyunalınmasının yeterli olacağını savundu. Kaosu gaz olarak o adlandırdı;kimyanın ileriki zaferlerinin yolunu aydınlattı. Ayaklanmalarla veiçsavaşlarla geçen bir dönemin ardından 17. yüzyılın ikinci yarısıbilimin gerçek doğuşuna tanıklık etti.







Logged
