Günümüz ekonomisinde ve iş dünyasında her geçen gün daha güncel hale gelen “
marka” ve “
marka yönetimi” konularında önemli gelişmeler kaydedilmekte,
marka kavramı rekabet üstünlüğü sağlamanın en önemli unsurlarından birisi olarak değerlendirilmektedir.
“
Marka” kavramını detaylı olarak incelediğimizde,
marka unsuru ile
insan unsuru ve insanların oluşturduğu kurum kavramı arasında önemli benzerlikler olduğunu düşünüyorum.
İnsan, doğası gereği her canlı gibi doğar, büyür, yaşlanır ve ölür.İşletmelerin ve markaların da aynı süreçten geçtiği, doğduğu, büyüdüğü,yaşlandığı ve sonunda da yok olduğu bir gerçektir. Burada önemli olan,insanın, işletmenin ve markanın, yaşadıkları süreçte en büyükverimi/faydayı sağlamalarıdır.
İnsan, işletme ve marka kavramlarının ortak yönlerini, farklı bir bakış açısı ile aşağıdaki gibi değerlendirmek mümkündür:
- Her ikisinin de sağlıklı bir şekilde doğması için gereken tümşartlar sağlanmalı ve bu konuda mevcut tüm bilimsel yöntemlerdenyararlanılmalıdır.
- Gerek insan, gerekse marka kavramı için “eğitim”, “planlama” ve “strateji”nosyonları çok önemlidir. Her ikisi de başarılı olmak, popüler olmak,amaçlarına ulaşmak için belli bir eğitim planlamasına ve stratejiyeihtiyaç duyarlar.
- İnsanın ve markanın başarılı olabilmesi için belli birorganizasyon/yönetim bilinci ve kurumsal kültürü olan işletmelerdebulunmaları gerekmektedir. Yani gerek “insan”, gerekse “marka”, söz konusu organizasyon için çok büyük önem arz etmelidir ve bu bilinç her iki unsuru da sürekli olarak beslemelidir.
- Çalışan, hizmet verdiği işletme yönetimi tarafından takdir edilmek ister (motivasyon). Aynı şekilde işletmenin sahip olduğu “marka”da taktir edilmek ister. Markayı taktir etmediğiniz, ona gereken önemivermediğiniz zaman, sahip olduğunuz marka performansı düşüşe geçmeyemahkumdur. Çünkü marka, işletmenin tüm kurumsallığının veorganizasyonunun bir yansımasıdır. Bu organizasyonda ihmal ettiğinizher önemli değer, büyük bir kayıp olarak işletmeye döner.
- Çalışanların da, markaların da performans trendleri incelendiğinde,bazı dönemlerde inişler, bazen de çıkışlar mevcuttur. Önemli olan herikisinin de iniş-çıkış analizlerini gerçekçi bir şekilde yaparak,gereken önlemleri en kısa surede ve efektif şekilde almaktır. Aksitaktirde kritik dönemlerde, hem çok verimli bir çalışan, hem deyıllarca emek harcanmış bir marka kaybedilebilir. Bu etapta “insankazanmak çok zor, kaybetmek ise çok kolaydır” tezi geçerlidir. Aynıfelsefenin marka içinde geçerli olduğuna inanıyorum.
- Çağdaş işletmelerde insan kaynakları yönetim teknikleri vestratejileri uygulanmaktadır. Bu kapsamda “önce insan” felsefesigüdülmekte, çalışanların verimliliğine, eğitimine, performansınagereken önem verilmektedir. Bu kapsamdaki işletmeler, geleceklerinineğitimli, yenilikçi, yaratıcı ve değişimlere ayak uyduran bir insankaynakları yönetiminden geçtiğinin bilincindedirler. Dolayısı ileçalışanlarının performanslarını dönemsel olarak ölçer, değerlendirir vegelişimlerini sağlarlar.
- İşletmenin en önemli değerlerinden birisi olan ve şirket kültürünü,ürün/hizmet kalitesini yansıtan, tamamen şirketi simgeleyen “marka”için de aynı yaklaşım söz konusu olmalıdır. Şirketler markaetkinliğini, imajını sürekli olarak ölçmeli, izlemeli vedeğerlendirmelidirler. Buradaki en küçük bir negatif unsur, şirketmarkası için çok önemli olduğundan, derhal gerekli önlemler alınarakdüzeltilmelidir. “Marka Yönetimi” kavramı bazen okadar çetin ve zorlu bir süreçtir ki; şirketin organizasyonunu,yapısını, bütçesini, nereye gideceğini, dolayısı ile geleceğini etkiler.
“Dünyada değişmeyen tek şeyin değişim olduğu” gerçegini artık tümdünya kabul etmiş durumdadır. Bu değişimin ana kaynaği insan, dolayısıile insanın doğasında var olan gelişim, üretkenlik ve sürekli öğrenmek,ileri gitme güdüsüdür. Bu da doğa ile ilgili değişimler dışındaki tümgelişimlerin kaynağının “insan unsuru” olmasını sağlamaktadır. Bununsonucu olarak insan yaşamı boyunca öğrenir ve gelişir. Aynı zamandaöğrendiklerinin bir bölümünü pratik olarak kendi yaşamında deneyimler.İşte öğrendiklerini pratikte yaşaması sonucu “deneyim/tecrübe”dediğimiz bir kavrama sahip olur. Deneyim unsuru insan için çokönemlidir. Belli bir konuda deneyim sahibi bir insan, o konudaöğrendiklerini gerçeğe/pratiğe yöneltmiş ve uygulamıştır. Bu konudasadece teorik olarak bilgi sahibi bir insandan çok daha fazlaüretebilirlik yeteneğine sahiptir. İşte bu yüzden iş ilanlarında“konusunda deneyimli” kavramını görüyoruz. Büyük bir hızla değişendünya ekonomisi ve iş dünyasında “yeni trendler, yeni eğilimler, yenialışkanlıklar ve ihtiyaçlar” ortaya çıkmakta, bazen beğeniler değişimeuğramaktadır.
Dolayısı ile şirketlerin “marka stratejileri, anlayışları,yönetimleri” de, bu hızlı değişim ve talebe cevap vermek zorundadır.Burada, çalışanın sahip olması gereken “
deneyim” olgusu gibi “
marka deneyiminin”altını çizmemiz gerekir. İyi ve uzun ömürlü bir marka olabilmek için,işletmelerin mutlaka marka deneyimine sahip olmaları, marka konusundasürekli deneyim kazanmaları ve öğrenmeleri gerekecektir.
Yani, marka olmak ve markayı sürdürmek, “marka” kavramına odaklanmaksızın mümkün değildir. Bir başka deyişle, şirket üstyönetimi, “marka yönetimi”nin şirketin faaliyetinin tamamen içinde, tümkarar mekanizmaları ile birlikte değerlendirilmesi gereken bir anlayışolduğunu benimsemezse, bu “marka” yolculuğu kesinlikle başarıyaulaşamayacaktır.
Yazının kaynağı: pazarlamadunyasi.com