|
boxcigar
|
 |
« : Temmuz 28, 2007, 08:27:03 ÖS » |
|
1452-1519) Eşsiz ressam, seçkin yontucu ve filozof, yaşadığı dönemin enbüyük mucit ve deneyci bilimadamı. ... İşte insanlığı sanata, bilgiyeve doğaya açan Rönesans'ın simgesi Leonardo da Vinci!
"Mona Lisa" ve "Son Yemek" tablolarının yaratıcısı Leonardo'nun sanatdünyasındaki yüce konumu hemen herkesçe bilinen bir gerçek. Amabilimadamlığı kimliği için aynı şey söylenemez. Bir kez, yüzyılımızagelinceye dek bu kimlik sanatçı kişiliğinin gölgesinde ya gözdenkaçmış, ya da, önemsenmediği için unutulmuştur. Sonra, buunutulmuşlukta Leonardo'nun kendi sıra dışı tutumunun da payı vardır.
Bilimsel çalışmalarını yayımlamaktan özenle kaçındığı gibi, tuttuğunotları düpedüz okumaya elvermeyen kendine özgü bir yöntemle kalemealmıştı (400 yıl mahzende kalan, çizimleriyle birlikte yaklaşık 5000sayfa tutan bu notlar sağdan sola doğru yazıldığı için ancak aynadayansıtılarak okunabilmiştir).
Leonardo, yaşam boyu biriken gözlemsel bulgularını; botanik, jeoloji,coğrafya, anatomi ve fizyoloji alanlarındaki inceleme sonuçlarını;mimarlık, şehir planlama, su ve kanalizasyon projelerini; savaşteknolojisine ilişkin buluş ve icatlarım bu notlarda saklı tutmuştu.Notların yüzyılımızın başında gün ışığına çıkarılmasıyla dev sanatçınınaynı zamanda, ilgi alanı son derece geniş büyük bir bilimadamı olduğukesinlik kazanır. Notlar sonraki yüzyıllarda ortaya çıkan bilimselbuluş ve atılımların pek çoğunun ipuçlarını içermekteydi.
Leonardo mesleğinde cerbezeliğiyle tanınan hukukçu bir baba ile köylübir hizmetçi kızın evlilik dışı çocuğu olarak dünyaya gelmişti. Doğardoğmaz dede evine uzaklaştırılan bebek anasını hiç görmemenin acısıylabüyür. Babasının ilk yıllardan başlayarak eğitimiyle yakındanilgilenmesi çocuk için belki de tek teselli kaynağı olur. Okulyıllarında en çok matematik problemlerini çözmede gösterdiği üstünyetenekle dikkatleri çeken çocuk, bir yandan da yaptığı güzelresimlerle çevresinden hayranlık topluyordu.
Onaltı yaşına geldiğinde dönemin tanınmış artisti Andrea delVerrochio'nun yanma çırak olarak girer. Ustasının gözetiminde coşkuylaişe koyulan delikanlı çok geçmeden ağaç, mermer, kil ve metal işlemedebüyük beceri kazanır. Olağanüstü yeteneklerini gören usta çırağınınLatin ve Grek klasikleriyle felsefe, matematik ve anatomi üzerindeöğrenimini sürdürmesine yardımcı olur. Öyle çok boyutlu bir öğrenim,Verrochio'ya göre, gerçek bir sanatçı için vazgeçilmez birgereksinimdi.
Çıraklık dönemini yirmialtı yaşında noktalayan Leonardo başvurusuüzerine Artistler Loncası'na kabul edilir. Artık, kendi yönünü çizme,geleceğini kurma özgürlüğüne kavuşmuş demekti. Büyüleyici resim veyontularının yanı sıra ortaya koyduğu mühendislik projeleriyleDük'lerin ilgisini kazanan genç adam, yaşamını sırasıyla Floransa,Milano, Roma saraylarında sürdürme olanağı bulur; son üç yılını iseFransa'da Kral Francois I'in koruyuculuğunda geçirir.
Leonardo çok yönlü etkinlikler içinde sürekli uğraş veren bir kişiydi,ancak yeterince dirençli değildi. Çoğu kez, coşkuyla üstlendiği birçalışmayı bitirmeden, daha çekici bulduğu başka bir işe yönelir, yeniserüvenler arkasında koşardı. Asıl tutkusu sanattı kuşkusuz. Sanat dışıçalışmalarında özellikle esemenli ve dağınıktı. Projelerinin pek çoğukağıt üzerinde kalmış, ya da, tam sonuçlandırılmadan bir kenaraitilmişti.
Projeleri arasında çok önemsediği, deneysel olarak gerçekleştirmeyeçalıştığı uçak, helikopter, paraşüt türünden araçlar, çeşitli silahmodelleri vardı. Anatomi konusundaki incelemeleri hiç kuşkusuz döneminen değerli bilimsel çalışması diye nitelenebilir. Hayvan ve insancesetleri üzerindeki teşrih çalışmaları, sayısı 750'yi bulan ayrıntılıçizimleri ona anatomi tarihinde üstün bir yer sağlamıştır.
Fizyolojinin gelişmesine yaptığı katkıları arasında en başta kanınişlev ve devinimine ilişkin çalışması gelir. Kalbin kaslarınıayrıntılarıyla incelediği özellikle kapakçıkların işlevini iyikavradığı çizimlerinden anlaşılmaktadır. Kanın tüm organizmayayayılarak doku ve organları nasıl beslediğini, çökeltileri nasıltemizlediğini açıklamaya çalışır. Organizmadaki kan devinimini suyundoğadaki devinimine benzetir: Bulutlardan yağışla inen su deniz vegöllerde toplanır, sonra buharlaşarak yeniden bulutları oluşturur. Bubenzetişte, Harvey'in 100 yıl sonra olgusal olarak doğruladığı "kandolaşımı" hipotezini bulabiliriz.
Astronomiye gelince, Leonardo'nun bu alanda Kopernik'i öncelediğisöylenebilir. Kilisenin o sıra gösterdiği hoş görüden de yararlanarak,yerkürenin güneş çevresinde bir gezegen olduğunu ileri sürebilmişti.Oysa yerleşik öğretiye göre dünyamız evrenin merkezinde sabitti. Gökselnesneler ise kutsal nitelikleriyle apayrı bir ortamda devinmekteydiler.
Leonardo'nun fizikte, özellikle mekanik dalında, ulaştığı bazısonuçlarla Galileo ile Newton'u da öncelediği bilinmektedir. "Canlılardışında algıladığımız hiç bir nesne kendiliğinden devinime geçmez,"diyen Leonardo, "her nesnenin devindiği yönde ağırlığı olduğunu,serbest düşen bir cismin düşmede geçen zamanla orantılı olarak ivmekazandığını" ileri sürmekle de kalmaz; daha ileri giderek, egemenAristoteles öğrentisinin tam tersine, kuvveti devinimin değil, hız veyayön değiştirmenin nedeni olarak gösterir. Bu savın daha sonra mekaniğindevinim yasalarından biri olarak dile getirildiğini biliyoruz.
Aristoteles'in öğretilerine uzak duran Leonardo'nun Arşimet'e çok yakınilgi göstermesi ilginçtir. Arşimet'in yapıtları o sıra henüzbasılmamıştı. Ellerde dolaşan bir kaç el yazması kopya da, okunur gibideğildi. Bu kaynakları çok önemseyen Leonardo'nun okunaklı iyi nüshaelde etmek için başvurmadığı kimse, çalmadığı kapı kalmaz. Amacı:klasik çağın öncü bilimadamının kaldıraç ve hidrostatik konularındakibuluşlarını bilim dünyasına tanıtmak, "Arşimet" adını layık olduğu yereyükseltmekti.
Su ve havada dalgasal devinim, ses oluşumu vb. olgularla da ilgilenenLeonardo, ışığın da dalgasal nitelikte devinme olasılığından sözetmişti. Onun ilginç bir gözlemi de, yarım ay'ın karanlık bölümününbelirsiz de olsa görünmesine ilişkindir. "Eski ay, yeni ay'ınkucağında" diye betimlediği bu olayı, dünyamızın yansıttığı ışıklaaçıklar.
Leonardo'ya jeolojinin öncüsü gözüyle de bakılabilir. Dağ yamaçlarındatopladığı fosillerin bir bölümünün deniz yaratıklarına ait olduğunusöyler; yerküre kabuğunun zamanla değişikliklere uğradığı, yeni tepe vevadilerin oluştuğu gibi noktalara değinir. Üstelik bu tür oluşumlarınsalt doğal nedenlere bağlı olduğunu vurgulamaktan da geri kalmaz.
Simya, astroloji ve büyü türünden uygalamaları aldatmaca bulduğunuaçıkça söyleyen Leonardo, doğayı neden-sonuç ilişkisi içinde düzenli,nesnel bir gerçeklik olarak algılıyordu. Dinsel inançlara saygılıydı,ama onun için bilim teolojik baskıdan uzak, özgür bir arayış olduğuölçüde amacına ulaşabilirdi. Leonardo'nun bilimsel yöntem anlayışıneredeyse çağdaş anlayışla eşdeğer düzeydedir. Bu anlayışta "olgusalveri - açıklayıcı kuram etkileşimi" temel öğedir.
Leonardo'nun sezgisel de olsa bunun ayırdında olması oldukça şaşırtıcı;çünkü, bu noktanın açıklık kazanması çağımız bilim felsefesinibeklemiştir. Leonardo bilimde deney gibi matematiğin de öneminikavrayan bir düşünürdü. Ona göre insanoğlu sürgit kesinlik arayışıiçinde olmuştur. Ancak, kesinlik görecelidir; olduğu kadarıyla, doğalbilimlerde değil, soyut zihinsel kavramlarla sınırlı kalan matematiktebulunabilirdi. İşe gözlemle başlayan bilimadamı ise, ulaştığıaçıklamaları gözlem ya da deneye başvurarak doğrulamakla yetinmeliydi.
Vurguladığı bir nokta da, teori ile uygulamanın elele gitmesigereğiydi: Uygulamaya elvermeyen teoriyi anlamsız, teoriye dayanmayanuygulamayı kısır sayıyordu. Doğaya tüm saplantılardan arınmış birkafayla, bir çocuğun her şeyi kucaklayan açık yüreğiyle yaklaşmayıöğütlüyordu.
Onun gözünde sanat, felsefe ve bilim kültürün bütünlüğünde birleşen,etkileşim içinde gelişen çalışmalardı. Sanatı salt yaratıcı imgelemin,felsefeyi soyut düşüncenin, bilimi deneyin ürünü sayıp birbirinden ayrıtutmak yanlıştı. Leonardo değişik ölçülerde de olsa hepsinde yaratıcıimgelemin, soyut düşüncenin ve olgusal deneyimin payı var demekteydi.
Tüm ilgi alanlarında evrensel bir deha, yetkin bir örnek sergileyenLeonardo, son günlerinde, zengin yaşam öyküsünü basit bir tümcede dilegetirmişti: "Nasıl yaşamam gerektiğini anlamaya başladığımda, nasılölmekte olduğumu gördüm. "
Öldüğünde 67 yaşındaydı, ama bedensel olarak tükenmişti. Güçlü birbeynin amansız sürükleyişi içinde, durmadan bulmak ve yaratmak savaşımıveren bu insanın yaşamı acı dolu güzelliğiyle gerçek bir dramdı.
|