|
boxcigar
|
 |
« : Temmuz 29, 2007, 02:30:54 ÖÖ » |
|
Birkaç yıl öncesine kadar küresel ısınma denildiği zaman, herkesinaklına ancak korku filmlerinde görülebilen türden korkunç sahnelergeliyordu. Gırtlağına kadar sulara gömülmüş Özgürlük Heykeli, veyatropik hastalıklardan kırılıp dökülen Eskimolar, tümüyle sularınaltında kalmış bir Venedik, kıyamet senaryolarının yalnızca birkaçı.Ancak son yıllarda iklim değişikliklerine ilişkin bilgiler çoğaldıkça,küresel ısınma tehtidinin politik ve bilimsel önlemlerlesavuşturulabileceği umudu doğdu.
İnsanoğlunun yüreğine su serpen bilgiler özetle şunlar: Fizikkurallarına göre Güneş ışınları Yeryüzü'ne düştüğü zaman, Yeryüzü aynımiktarda enerjiyi Uzay'a geri yansıtır. Yeryüzü, bu bağlamda kızılötesiışınları atmosfer içinden geçirir. Burada molekül kümelerininoluşturduğu bir çeşit ''battaniye'' (başta karbon dioksit olmak üzere),giden radyasyonu bir süre tutarak, Yeryüzü'nün ısınmasına neden olur.
Moleküller seralardaki cam gibidir. Bu nedenle bu olguya sera etkisiadı verilmiştir. Sera etkisi, yeni bir olgu değil; Dünya'nınoluşumundan bu yana hükmünü sürdürüyor. Sera etkisi olmasaydı,Dünya'nın yüzey sıcaklığı -20 derece olurdu ve okyanuslar buz tutardı.Sonuçta Dünya'da yaşam olmazdı.
Böylece gelecek milenyumda sorulması gereken soru, sera etkisinin devamedip etmeyeceği ile ilgili değil, fosil yakıtı kullanmaya devam edeninsanoğlunun atmosfere salacağı karbondioksitin sera etkisinde önemlibir değişiklik yaratıp yaratmayacağı ile ilgili olmalı.
Sera etkisine yol açan etmenler bilindikten sonra, gelecek yüzyıldaDünya'nın ne kadar ısınacağı konusunda bir tahminde bulunmak da çok zorolmayabilir. Ne yazık ki bu o kadar kolay değil. Dünya, çok karmaşıkbir gezegen; bu nedenle Yeryüzü'nü bir bilgisayar modeline indirgemek okadar kolay değil. Sera etkisiyle ilgili tüm tartışmalarda, Gezegen'itek bir modele indirgeyememenin getirdiği bilinmezlik, kesin biryargıya varmayı güçleştiriyor.
Yine de herkesin birleştiği tek nokta, atmosfere salınan karbondioksitmiktarının giderek artması. Bugün günde 360 ppm (parts per million)olan karbondioksit miktarı, 1958 yılında 315 ppm; Endüstri Devrimi'ndenönce ise yaklaşık 270 ppm. olduğu sanılıyor.
Buna bağlı olarak Dünya'nın sıcaklığının da son yüzyılda 0.5 derecearttığı tespit edildi. Bu arada yapılan ölçümlere göre 90'lı yıllaryakın tarihimizin en sıcak 10 yılı olarak kayıtlara geçti. Ancakbilimsel çevreler bu konuda çelişkili bir tavır sergiliyor. Kaldı kideğişik cihazlarla yapılan son uydu kayıtları, Dünya'da bir ısınmaeğilimi olduğunu yalanlıyor.
Eğer orta derecede bir ısınma olduğu varsayımından yola çıkarsak,insanların bu olgudan sorumlu olup olmadıklarını ve gelecekteDünya'daki iklimlerin nasıl değişeceğini görmek için bilgisayarmodellerinden yararlanmamız gerekecek. Ne var ki modeller, AntartikBölgesi'ndeki buzullardan, Sahra Çöllerindeki kumların yapısına dek pekçok değişkeni içerdiği için çok karmaşık bir görüntü veriyor.
Bu elektronik simülasyonlarda önemli bir yer tutan bulut veya okyanusakıntıları gibi etmenler hata kaldırmıyor; en ufak bir hesaplama hatasıgeleceğe ilişkin tahminlerde çok büyük yanılgılara yol açabiliyor.Geleceğe yönelik tüm bilimsel öngörülerde olduğu gibi bilim adamları bukonuda da yetersiz verilere dayanarak önemli kararlar almak zorundakalıyorlar.
Küresel ısınmaya ilişkin en güvenilir tahminler Hükümetlerarası İklimDeğişikliği Paneli'nden (IPP) gelmektedir. Bu konsorsiyumda 2.000'denfazla iklim bilimcisi çalışmaktadır. Son yapılan tahminlere göre, 2100yılında Dünya'nın sıcaklığı 1 ile 3.5 derece arasında artacak. En iyitahminle artış 2 derece olacak.
Tarihsel ısınma trendine bir gözattığımız zaman M.S. 950 ile 1350yılları arasında sıcaklığın bugüne göre 1 derece fazla olduğunugörürüz. Bilim adamlarına göre bu zaman dilimi tarihin en düzgün, enzararsız hava rejimine sahipti. Oysa bundan 10.000 yıl önce, son BuzulÇağı'nda sıcaklık bugüne göre 5 derece daha düşüktü.
Geçmişte yaşanan bu sıcaklık dalgalanmaları bugün yaşansa, bazıbölgeler sular altında kalırken, bazı bölgeler kuraklıktan kırılacak vesonuçta insanoğlu çeşitli hastalıklarla uğraşmak zorunda kalacak.Uygarlık, geçmişte bu değişikliklere maruz kalmış ve ayakta kalmış;ancak benzer değişiklikler bugün meydana gelse etkileri daha hızlı vedaha yıkıcı olacak.
IPP'nin tahminlerindeki bu farklılık insanların havaya saldıklarıkarbondioksit miktarının bilinememesinden kaynaklanıyor. Çünküinsanların küresel ısınmaya vereceği tepki bilinemiyor. Büyük birolasılıkla insanoğlu aşırı karbonu kontrol altına alabilecek birteknoloji üretecek.
Bazıları karbondioksiti kontrol edebilmek için bacalardan salınan gazıyeraltına vermeyi önerirken, kökten çözümden yana olanlar en baştakarbondioksit üretimini kontrol altına almanın en akılcı yol olduğunuileri sürüyor.
Bu görüş 1997'de 84 ulus tarafından imzalanan Kyoto Protokolu'nda dilegetirildi. Ancak Amerikan Senatosu bu kararı onaylamadığı için ABD'dearabaların, santrallerin ve fosil yakıtı kullanan diğer kurumlarınürettiği karbon miktarına yasal sınırlama getirilemedi.
Küresel ısınma konusuna aşırı tepki vermek ne kadar yanlışsa, gözardıetmek de o kadar yanlış. Alternatif enerji kullanımı ve karbonemisyonunu kontrol altına almak gibi sağduyulu politikaların geleceğigaranti altına alacağına kesin gözüyle bakılıyor. Bu tür önlemlerinküresel ısınma tehdidini ortadan kaldırıp kaldırmayacağı şimdilikbilinmiyor, ancak en azından torunlarımız bu kararları aldığımız içinbizlere teşekkür edecek.
|