|
no_fear_06
|
 |
« : Temmuz 16, 2008, 12:08:45 ÖÖ » |
|
Çanakkale Harbinin unutulmazkahramanı KOCA SEYİD Çanakkale önlerinde tarihte ender görülenbir muharebe cereyan etmekteydi. Bir yanda dünyanın en gelişmiş askerivasıtalarına sahip ve sayıca çok kalabalık Batı ülkeleri, diğer taraftavatanlarını müdafaa için cepheye koşup; düşmanın topuna, tüfeğine imandolu göğsünü siper eden Mehmedcik... Anadolununcihangir ruhlu yiğitleri, şanlı fakat talihsiz devletlerinin elde kalankısmını müdafaa için cansiperane vuruşmakta. Düşman zırhlılarınınyağdırdığı güllelere, yaylım ateşe karşılık vermekte, düşmana adımattırmamaktadır. Her hususugözönünde bulundurduklarını zanneden ve hesaplarına göre en geç üçgünde Çanakkale'yi aşacaklarını hesap eden düşmanlar yanıldıklarını acıbir şekilde görecek ve zelil bir halde kaçacaklardır Çanakkaleönlerinden. Onlar kaçarken, geride Mehmetçiklerin kanları, canlanpahasına kazanıp evlatlarına ithaf ettikleri şanlı bir hatırakalacaktır. Çanakkaleharbinde tarihlere şanla geçen kahramanlık tabloları çizilmiştir. İşteböyle tablolan çizenlerden birisi de Koca Seyyit'tir. 1889'daBalıkesir'e bağlı Havran ilçesinin Çamlık köyünde dünyaya gelen Seyit,çocukluğundan itibaren gürbüz yapısı ve pehlivanlığıyla dikkatleriçekmiştir. Bu vasfından dolayıdır ki asker ocağında kendisinepehlivanlığına izafeten "Koca" lakabı verilmiş ve "Koca Seyyid" diye tanınmıştır. 1909'davatani vazifesine yapmak üzere askere giden Koca Seyit üç senelik askeriken 1912'de Balkan harbi patlak vermiş, Seyit de birliğiyle birlikte savaşakatılmıştır. 1913'te Balkan savaşının sona ermiş olmasına rağmen Seyitterhis edilmemiştir. 1914'te Birinci dünya savaşı patlak verince Seyit de Çanakkale'de topçu eri olarak vazife almıştı. ÇanakkaleBoğazı'nın Rumeli yakasında, Kilitbahir denilen mevkide 28 lik Mecidiyebataryasında Şeyit'le birlikte kırk kişi vazifeliydi. 17Mart 1915'te Çanakkale'deki bütün birliklerde yoğun bir faaliyetgörülmekteydi. Ertesi gün, düşmanın büyük bir hücuma geçeceği haberalınmıştı. Seyit Onbaşının bataryasında da hazırlıklar tamamlanmış ve düşmanın taarruzu beklenmeye başlanmıştı. 18Mart 1918'de ilk önce Fransız daha sonra İngiliz zırhlıları Çanakkaleboğazında görülmüşlerdi. Kıyılan yoğun top ateşine tutan düşmanzırhlıları aynı şiddette karşı ateşle karşılaşınca duraklamışlar, fakatateşlerini kesmemişlerdi. Anadoluve Rumeli kıyılarından ateş ve dumanlar göklere yükselmekteydi, düşmanateşi aralıksız devam ediyordu. İngilizlerinen büyük savaş gemilerinden Queen Elizabeth ve Ocean zırhlıları KocaSeyit'in bataryasının bulunduğu Kilitbahir önlerine gelmiş, kıyıyı topateşine tutmuştu. Ateşçemberi genişleye genişleye Koca Seyit'in bataryasına ulaşmıştı.Bataryanın sağına soluna mermiler peşpeşe düşmeye başlamıştı. Durumunkritik oluşunu gören batarya komutanı "sığınağa!" emrini vermişti.Fakat batarya erleri sığınağa ulaşmadan müthiş bir gürültü kopmuş,sanki yer yerinden oynamıştı. Koca Seyit de o gürültüden sonrasınıhatırlamıyordu. Düşman gemilerinden atılan bir mermi cephaneliğe isabetetmiş, cephanelik havaya uçmuştu. Bataryadakierlerden on dördü şehit olmuş, yirmi dördü ise yaralanmıştı. SadeceSeyit ile Ali isimli arkadaşı yara almadan kurtulmuşlardı. Sağlıkerlerinin müdahelesiyle kendine gelen Seyit gözlerini açınca etraftaşehit olan arkadaşlarının cesetlerim görmüş ve arkadaşlarından durumuöğrenmişti. Bataryada ikisinden başka kimse kalmamıştı. Bataryanıntoplarından ikisi toprağa gömülmüş ve kullanılmaz hale gelmişti. Sadecebir tanesi kullanılabilir haldeydi. Onun da vinci kırılmıştı. KocaSeyit, bir denizde hâlâ ateş püsküren düşman zırhlısına bir yerde yatanşehitlere bir de topa bakmış ve büyük bir hırsla her biri 215 okka (276kilo) ağırlığındaki mermilere yönelmişti. Arkadaşı Niğdeli Alişaşırmıştı, Koca Seyit ne yapmak istiyordu. Seyit, şaşkın şaşkınkendisine bakan arkadaşına "yardım et de mermiyi yükleneyim" demiş, ardından da "Ya Allah" diyerekkoca mermiyi kavramış ve Ali'nin yardımıyla sırtlamıştı. 276 kilolukyüküyle 28'lik topun altı basamağını çıkan Koca Seyit mermiyi topunağzına yerleştirmeyi başarmıştı. İmanın hem nur hem de kuvvet olduğunugöstermişti Koca Seyyit. Bu hakikati bütün dünyaya ilan edecekti. Şimdibütün dikkatini vermiş önünde canavar gibi duran Ocean'ın üzerineçevirmişti topun namlusunu. Hedefi iyice tesbit edip nişanının doğruolduğuna kanaat getirdikten sonra "Ya Allah, bismillah!" diyerektopu ateşlemişti. Topun gürlemesiyle birlikte karşıdaki düşmangemisinden yoğun siyah bir duman yükselmişti. Anında yalpalamayabaşlamıştı. Koca gemi isabet almıştı. Gemi personelinin sesleri kıyıdanduyuluyordu. Vurmuştu Koca Seyit, koca kefere gemisini. Ve mağrurdüşmanın koca gemisi batacaktı. DüşmanlarMecidiye bataryasının safdışı edildiğini zannetmekteydiler. Kilitbahircephesindeki komutanlar da aynı kanaate varmışlardı. Fakat Mecidiyebataryasından ateşlenen bir top düşman gemisini batırmıştı işte. Bataryakomutanı Hilmi Bey derhal Mecidiye bataryasına koşmuş ve topu Seyitlearkadaşının ateşlediğini öğrenmişti. Hemen oracıkta onbaşı rütbesinitakmıştı Seyit'e. Komutanlar takdirlerini bildirmekteydi. Seyit iseAnadolu insanının tevazuu ile kızarmakta ve "fazla birşey yapmadığını,sadece arkadaşlarının intikamını aldığını" söylemekteydi. "Nasıl yaptın?" sualine ise şu cevabı veriyordu. "Cenb-ı Hakkın yardımıyla." KocaSeyit'in Ocean'ı batınşı bir anda her tarafa yayılmıştı. Mehmedcik tazemoralle düşmanı şiddetli top ateşine tutmuştu. Gün batımına kadar devameden şiddetli savaşta düşman perişan edilmişti. Düşman Çanakkale'yigeçememişti. Geçemiyecekti de... Çanakkalekahramanlarından Koca Seyit 1918'de terhis edilmişti. Köyüne dönenSeyit geçimini temin için çalışmaya başlamıştı. Fakat hain gözlercennet vatanın üzerinde olunca rahatlık yoktu. Düşmanlarınhücumları bitmiyordu. Daha düne kadar Osmanlı devletine bağlı olan"uşak tabiatlı" Yunanlılar 15 Mayıs 1919'da İzmir'i, 28 Mayıs 1919'dada Ayvalık ve Edremit'i işgal etmişti. Vatan istila altındaydı,Çanakkale'nin şanlı gazisi Seyit onbaşı durabilir miydi? Durmadı veişgal haberini alır almaz cepheye koştu. Karışkarış vatanını müdafaa eden yediden yetmişe Anadolu insanıyla omuzomuza verip vuruşuyordu. Koca Seyit, Ordunun 26 Ağustos 1922'debaşlattığı büyük taarruza da iştirak etmiş ve 28 Ağustos'ta cereyaneden muharebede iki yerinden yaralanmıştı. Büyük zaferin kazanıldığınıhastanede yatarken öğrenmişti Koca Seyyit. Dünyalar kendisinin olmuştu.Artık asırlardır olduğu gibi şanlı bayrağı semalarda hür olarakdalgalanacak, Ezan-ı Muhammedi vatan semalarından eksik olmayacaktı. Savaşınkazanılmasından sonra mütevazı hayatını devam ettirmişti. Koca Seyyid,fakirdi, çoluk çocuğunun geçimini sağlamak için binbir meşakkatledağdan odun getiriyor, odun kömürü yapıp satıyordu. Koca gazinin madalyası bile yoktu. O da "müracaat et sana madalya versinler, maaş bağlasınlar" diyenlere, "Biz madalya için,maaş için dövüşmedik. 'Ya şehid olacağız ya gazi' dedik. ÜcretiniCenab-ı Allah'tan bekledik ve Rabbim bize gazilik rütbesini nasib etti"demiştir. 1939yılının Aralık ayında vefat eden Koca Seyit geride maddî hiç bir servetbırakmamıştı. Madde bakımından belki dünyanın en fakir insanıydı,fakat, şanlı tarihe malolan şanlı hatıralar bırakmıştı.
|