Duyurular
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Klinik şeflikleri - Doç. Dr. Haydar SUR  (Okunma Sayısı 1217 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« : Ağustos 15, 2007, 12:24:43 ÖÖ »

EĞİTİM HASTANELERİNDE KİMSENİN ÜSTÜNE VARAMADIĞI BİR KONU:
 
KLİNİK ŞEFLİKLERİ
Doç. Dr. Haydar SUR
 
Marmara Üniversitesi Sağlık Eğitim  Fakültesi Öğretim Üyesi



Alıntı
Başlangıç notu: Bu yazıyı    okumaya başlarken lütfen ülkemizde, geçmişte ve günümüzde işini çok başarıyla    yapan ve kliniğinde en küçük bir görevin aksamasına izin vermeyen değerli klinik    şefleri olduğunu unutmayınız. Onları baştan tenzih edelim. Ancak onlar da biliyorlar    ki birçok klinik ciddiyetten uzak yönetilmektedir ve bunun sıkıntılarını hem    hastalar ve hem de oralara eğitim almaya gelmiş olan asistan hekimler ve diğer sağlık    çalışanları çekmektedir. Bu yazının amacı soruna dikkat çekmektir ve yazar    sağlıklı çözüm önermenin konu üstünde çok daha derinlemesine çalışmayla    mümkün olabileceğini düşünmekte ve meslektaşlarını bu konu üstünde    derinlemesine çalışmalar yapmaya çağırmaktadır.


Giriş

 
Son günlerde Sağlık Bakanlığı'nın    yaptığı bir dizi atama ve bunun ardından Türk Tabipler Birliği'nin bu atamalara    karşı başlattığı hukuk mücadelesi, yeniden Eğitim Hastanelerinde Klinik Şefliği    kavramı ve bunun bugünkü içler acısı hali üstünde uzun uzun düşünmemiz    gerektiğini hatırlattı.

 
Bilindiği gibi Türkiye'de hekim olarak    çalışabilmek için Türk Tıp Fakültelerinden birinden mezun olmak veya dış    ülkelerdeki eşdeğer fakültelerden birinden mezun olduktan sonra bu diplomayı    ülkemizde uygun mercilere onaylatmak zorunludur. Aynı şekilde uzman hekim olarak görev    yapabilmek için yine ülkemizdeki ilgili eğitim kurumlarından( birkaç istisnasıyla    birlikte tıp fakülteleri, Sağlık Bakanlığı hastaneleri veya SSK hastaneleri)    uzmanlık belgesi almak veya dış ülkelerden alınan eşdeğer belgeleri ilgili    mercilere onaylatmak gerekmektedir.

 
Sağlık mevzuatımızın çeşitli    metinlerinde(mesela Sağlık Bakanlığı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği)    hastanelerin başlıca 3 görevi olduğu belirtilir ve bunlar klinik hizmetler, eğitim    hizmetleri ve araştırma hizmetleri olarak sıralanır. Sağlık Bakanlığı'nın Tıpta    Uzmanlık Tüzüğü ise hekimlerin ilgili branşta uzman olabilmek için ne gibi    konularda ne kadar süre eğitimden geçeceği ve ne gibi becerileri kazanması    gerektiğini ortaya koymaktadır.

 
Uzmanlık eğitimi veren kurumlardan tıp    fakülteleri zaten akademik bir kadroya sahip olduğundan ve zaten mezuniyet öncesi    eğitimi de yürüttüğünden bu kurumların uzmanlık eğitimi ile ilgili sorunları    farklıdır ve başka bir yazıda ele alınacaktır. Peki, Sağlık Bakanlığı ve SSK    hastanelerinde durum nedir?

 
Sağlık Kurumlarındaki Durum Nedir?

 
Sağlık Bakanlığı ve SSK, eğitim    hastanelerini genel hizmet hastanelerinden ayrı değerlendirir. Çünkü buralarda    eğitim görevini üstlenmiş bir kadro ve uzmanlık eğitim görmekte olan asistan    hekimler bulunmaktadır. Üst düzey görevlilere "brifing" verilirken eğitim    hastanelerimiz diye ayrı başlıklar atılır. Eğitim hastanelerinde asistan hekimlere    eğitim verme görevi klinik şeflerinin sorumluluğundadır. Ayrıca şef muavini veya    başasistan ünvanını almış hekimler de eğitim görevini yürütmede şefe yardım    ederler.

 
Ülkemizde eğitim işinin ne kadar    hafife alındığını bir takım düzenlemelerden hemen anlayabilirsiniz. Sözgelişi,    ilkokul öğretmeni olmak için mutlaka eğitim formasyonuna sahip olmanız gerekir de,    üniversitede hoca olmak için böyle bir formasyona ihtiyacınız yoktur. Çok iyi bir    genel cerrahsanız, bunu çok iyi öğretebileceğiniz varsayılmaktadır. Tıp    eğitiminin başlıca sorunlarından birisi de böylece ortaya çıkmış oluyor. Çok    bilgili ve klinikte başarılı bazı tıp fakültesi hocalarının amfilerde    öğrencileri sıkıntıdan patlattıkları, konuyu anlatacağım derken karman çorman    yaptıkları sıklıkla rastlanılan olgulardandır.

 
Gelelim klinik şeflerine, şef    yardımcılarına ve başasistanlara...Eğitim hastanelerinde şef veya şef yardımcısı    olabilmeniz için ya Sağlık Bakanlığı'nın açtığı sınavlarda ( ilgili bilim    sınavı ve branş cerrahi bir branşsa ameliyat yaptırma) başarılı olmalısınız ya    da eğer profesörlük veya doçentlik ünvanınız varsa Bakan'ın doğrudan sizi    ataması gerekmektedir.

 
Meslektaşlarımla kişisel    görüşmelerim sırasında, ben de son zamanlardaki atamalara karşı çıkılması    gerektiğini düşünmekle birlikte, karşı çıkanların birçoğunun aslında sorunu    anlamadan, belki de başka birilerinin atanmasını istediğinden karşı    çıktıklarını düşündüm. Kişisel beklenti ve kayırmalardan arındırılmış    olarak ele alınması gereken bir sorunla karşı karşıyayız. Klinik şefliği    hegemonyası ülkemizde kamu sektörünün sağlık hizmetini sunarken onu sürekli    sekteye uğratan ciddi bir sorunudur.

 
Klinik şeflikleri neden ciddi bir sorun olsun?

 
Aslında bu sorunun herkesin hemen    aklına geliveren tek ve kesin bir yanıtı vardır. Mesele ekonomiktir. Hastanenin o    klinikte neredeyse tüm olanaklarının hangi hastaya ne zaman kullanılacağı kararı    bir kişiye verilmiştir, bu kararın herhangi bir standardı yoktur, kararın doğru veya    yanlış olduğunu tartışacak bir mekanizma yoktur ve bu kararlar çok pahalı    hizmetlerin yönlendirilmesine ilişkindir. Bütün bunlardan sonra siz bu karar    vericilere (hastanenin hemen karşısında da olabilir) ayrıca özel sektör    faaliyetlerinde bulunma hakkı verirseniz burada sorun çıkmamasını beklemeniz saflık    olur.

 
Ülkemizde klinik şefliklerinin bu    derece verimsiz ( bu yargı herhangi bir araştırmaya dayanmıyor, yalnızca yazarın    kişisel görüşü) olmasının ilk sebebi şeflerin seçimidir. "İyi şef"    olabilmek için iyi derecede yabancı dil bilmek, eğitim alanında teknolojinin tüm    olanaklarından rahatlıkla yararlanıyor olmak, eğitim metodolojisini ve aynı zamanda    yönetim sanatını iyi bilmek, müfredata ve mevzuata tam hakim olmak, sürekli dış    yayınları ve yeni gündem konularını takip ediyor olmak gerekir. Bu özelliklere    yalnızca şeflik hakkını elde etme sürecinde sahip olunması da yeterli değildir ve    zaman içinde şefin bu özelliklerinin aşınmaması gerekir, ki bu koşul bizi    akreditasyon kavramına sürüklemektedir. Belli dönemlerde şeflerin yeni durumlarının    değerlendirmeye alınması işin kalitesini birden değiştirecektir.

 
Hastanelerin genel anlamda verimsiz    çalıştığı bir ülkede klinik şefleri nasıl verimli çalışabilirler? Bu soru    doğru sorulmuş bir sorudur ve elbette hastanelerin kuruluşundan tutun, plansızlığı,    politik bir kazan gibi sürekli kaynatılıp durması, ihtiyaçların çok fazla olması,    hastaların kapılarda yığılması ve devletin hastane yatırımlarından yavaş yavaş    elini eteğini çekmesi, basiretsiz başhekim ve hastane müdürlerinin yaygın olması    gibi olumsuz etkenler de klinik şeflerinin başarısızlığında etki sahibidir.    Sonuçta gelinen nokta; eğitim hastanelerinde de tek görev klinik hizmetlermiş gibi    algılanıyor, eğitim de araştırma da ikinci planda kalıyor.

 
Genel anlamda klinikte hasta yatışı    kararının tek sorumluda toplanması bazı uygulama ve denetim kolaylıkları    getirmektedir. Ama bu örgütlenme bazı durumlarda aksaklıklara sebep olmaktadır.    Geceleri veya haftasonları tıbbi endikasyon olsa bile bazı kliniklerde hasta    yatırılması çok zordur, çünkü ortada şef yoktur ve şeften başka kimse hasta    yatışına karar veremez. Bu konuyu çözüme kavuşturmuş kliniklerde genellikle şefin    yetkisini birkaç kişiye yaydığı ve bu kişilerle hasta yatakları konusunda sürekli    bilgi alışverişine girerek karmaşanın önüne geçtiği görülmektedir.

 
Klinik şeflerinin mevzuat bilgilerinin    genellikle zayıf olması onların rutin uygulama dışında hiçbir şey yapmamalarına    yolaçıyor. Yönetim biliminin tüm işlevlerini burada incelikle uygulamalısınız.    Sözgelişi başarısız bir asistanın uzmanlık belgesi verilmeden gönderildiği    ülkemizde hiç görülmemiştir. Bunun sonunda şu kanı yaygınlık kazanmıştır: TUS    sınavını kazandın mı uzman olursun, asistanlığında fazla çalışmana, okumana    yazmana gerek yok!

 
Klinik şeflerinin saha araştırmaları,    tez yönetme, veri toplama ve veri analizi gibi konularda çok bilgili olması gerekir.    Bana zaman zaman uzmanlık tezinin istatistik analizlerini yaptırmak üzere hekim    arkadaşlar başvurur. Seçilen konu, buna yönelik veri toplama şekli, bunun sunuluşu,    tablolama, grafikleme gibi konularda arkadaşların çok zayıf kaldığını görünce    şeflerin niye onlara yardım etmediğini sorarım. Genellikle aldığım cevap aynıdır:    "Hoca bilmez ki." Bu cevaplar bizi üzdüğünden bir tarihte klinik şeflerinin    epidemiyoloji ve biyoistatistik konularında bilgilerini tazeleme eğitimi programı    hazırlamıştık. Kimse buna rağbet etmedi ve hiç uygulamaya koyamadık. (Gönüllüler    olursa hala bu konuda çalışmaya hazırız)

 
Neden aynı hastanede aynı dalda birinci,ikinci, üçüncü, dördüncü klinikler olur?

 
Bunun cevabını ben bilmiyorum.    Konuştuğum hastane yöneticilerinden bu konuda bir takım olumlu görüş ileri    sürenler oldu ama hiçbiri benim için tam ikna edici olmadı. Genellikle söylenen    ayrılmış kliniklerin daha kolay yönetilebilir olduğudur. Birkaç eğitim hastanesinde    adı açıkça konmamakla birlikte, diyelim dahiliye kliniklerinden birincisi nefroloji,    ikincisi gastroenteroloji, üçüncüsü romatoloji, dördüncüsü kardiyoloji gibi üst    bölümlendirmeye gidilmiş olabilmektedir. Bu yaklaşım makul görünüyor ancak bu    durumda da adının açıkça konması daha uygun olabilir. Benim gereksiz bölünmelerde    gördüğüm en önemli sebep, birilerini klinik şefi haline getirebilmek için alan    yaratmaya yönelik uygulamalardır. Aynı branşta birden çok kliniğin olduğu    hastanelerde genellikle (her zaman değil) klinikler birbiriyle uyumlu    çalışamamaktadır. Ortada ekonomik, sosyal ve kariyer açısından çıkar    çatışmaları vardır da ondan. Boş yatakların diğer klinikçe kullanmasına izin    verilmez, diğer kliniğin asistanlarına ve hastalarına ikinci sınıf muamele    yapılır, aletleri diğerlerinin kullanması istenmez, vb.

 
Asistan hekim arkadaşlara kendi klinik şeflerini değerlendirmelerinde kullanabilecekleri ipucu    niteliğindeki bazı sorular:

 

      
    Kliniğinizde hastabaşı vizitleri ve   eğitimleri hergün düzenli olarak yapılıyor mu?

      
    Seminerler düzenli yapılıyor mu?

      
    Şef, vizitlerde ve seminerlerde   konuları derleyip toparlayan ve bilgileri özümsemenize yardımcı olan konuşmalar   yapıyor mu?

      
    Her asistanın eğitimi sırasında hangi   konuları göreceği, hangi becerilerin ne zaman ve ne şekilde verileceği ile ilgili bir   planlama var mı?

      
    Verilen eğitimler bir dosyaya veya bir   karneye işlenerek kayda geçiriliyor mu?

      
    Şefin hangi asistanın hangi becerileri   kazandığından ve ne kadar çalıştığından haberi var mı?

      
    Şef, şef muavinleri ve başasistanlarla   haftada en az bir kere olmak üzere bir-iki saatlik eğitimleri değerlendirme   toplantılarını düzenli olarak yapıyor mu?

      
    Şef internet kullanıyor mu?

      
    Şef kliniğe saat kaçta geliyor ve   kaçta gidiyor?

      
    Rotasyon için başka kliniklere veya   başka hastanelere gönderilen asistanların o süre içindeki eğitim maceralarıyla şef   ilgileniyor mu?

      
    Kliniğin performansı şef tarafından   değerlendiriliyor mu? Evetse, bunun için hangi kriterleri kullanıyor?

    

   
Bu sorular çoğaltılabilir. Konu    derinlemesine ele alınıp tartışılınca klinik şeflikleri olmadan eğitim olabilir    mi, olamaz mı sorusu belki daha rahat cevaplanacaktır. Ancak klinik şefliklerinin    sürdürülmesinin daha akılcı olacağı sonucuna ulaşılsa bile kimsenin inkar    edemeyeceği bir gerçek var: Klinik şeflikleri ile ilgili yetki ve sorumluluklar yeniden    ele alınmalı ve şefler de kendilerine adamakıllı çekidüzen vermelidir.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.9 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC | Ve Theme Design By Cadosoas