Şimdi 1745'e XV. Louis'in saltanat yıllarına gideceğiz.
Paris çalkalanıyor: Kâşif La Condamine, Güney Amerika'ya yaptığıbilimsel inceleme gezisinden dönmüş... On yıl süren bu gezinin bastıcaamacı meridyenin bir derecesini ölçmekti. Daha önce Maupertuistarafından Laponya'da yapılan benzeri bir incelemenin sonuçlarınınkarşılaştırılması, Cassini ve Newton taraftarlarının arasındakimücadeleye son vermişti: Dünya ekvatorda değil kutuplarda basık birküre idi.
Aydın tabaka, Maupertuis'in Cassini'ye La Condamine'in Bourguer'yekarşı sürdürdüğü ve Voltaire'in kışkırtıp körüklediği polemiği yıllarcailgiyle izlemişti. Halkın gözüyse kâşifin Peru'dan getirdiği veAkademi'ye sunduğu bir keşifteydi. Bu, yerlilerin bir ağacın özsuyundanelde ettikleri esnek bir maddeydi. Ağacın kabuğu hafifçe yarılıncaözsuyu akıveriyor ve bu su hemen donduğu halde yumuşaklığınıkaybetmiyordu. Yerliler hem kırılmaz, hem de su geçirmez bu maddeyleçanta, ayakkabı, elbise ve kaplar imal edebiliyorlarmış. Bu madde aynızamanda yay gibi uzayabildiği için çok güzel zıplayan toplar ve camşırıngaların yerine kullanılan armut biçiminde esnek şırıngalaryapılabiliyormuş. Halk buluşu sevinçle karşılıyordu. Ne var ki Akademiüyeleri. La Condamine'in, erdemlerini sayıp tüketemediği bu maddeyiküçümseyerek bir yana ittiler.
Bunun hevea ağacının özsuyu, yani kauçuk olduğunu anlamışsınızdır.Kauçuk! Yüzyılın en önemli keşfi diyebileceğimiz madde Avrupa'ya böylegetirilmişti. Gerçekten bebeklerin biberonundan tutun da, tekerleklere,okul silgilerinden çiklete kadar günlük yaşantımızın en ufakayrıntılarına girebildiğinden, kauçuğun uygarlığımızdaki yeri, birbenzeri daha bulunamayacak kadar büyük ve önemlidir. Kauçuktan eldeedilen sayısız yararları da La Condamine'e borçluyuz. Ancak mucidinçağdaşları bunu hiç mi, hiç akıllarından geçinmiyorlardı. Şırınga ağacıdeyip kahkahayı basıyor ve her biçime kolayca girebilen bu uysalmaddeyi parmaklarının arasına alıp oynamakla yetiniyorlardı. Hammaddeyiilk değerlendirme alanı ancak 1770'te bulunabildi: Okul silgisi...
Gerçek şu; kauçuğa karşı gösterilen anlayışsızlık pek de haksızdeğildi. Bu olağanüstü madde erdemlerine karşılık büyük kusurlara dasahipti. Amerika'dan Avrupa'ya gelinceye kadar mayalanması yetmiyormuşgibi her tarafı kirletiyor, pis kokuyor, üstelik kolay kalıplanmadığıgibi hava, ışık ve sıcağın etkisiyle bozuluyordu.
Kimyacılar bu güçlüğün çözümünü bulmakta gecikmediler: Madde, gereklibir solüsyon (eriyik) içinde eritilip kalıba döküldükten sonrabuharlaşmaya bırakıldığı takdirde kalıbın sekilini alırdı elbet. Ancakbu eritici maddenin ne olduğunu bulmak gerekiyordu. Terebentin özü,eter, petrol gibi birkaç solüsyon birden bulundu ama yalnızsonuncusuyla pratik bir sonuca ulaşıldı. 1823'te İskoçyalı kimyacıCharles Macintosh kauçuğu petrolün içinde erittikten sonra kumaşları busolüsyonun içine batırarak su geçirmez hale getirdi.
Kısa zaman sonra daha iyi bir solüsyon bulunabileceği düşünülerekyeniden araştırmalar başladı. Çünkü bu türlü işlenmiş şekliyle kauçukhâlâ pis kokulu, üstelik tahta gibi sertti. Kimyacılar bu maddeyi herne pahasına olursa olsun uygarlığa kazandırmak için harıl harılçatışmaya koyuldular.
Amaca ilk ulaşan Amerikalı Charles Goodyear oldu (1800-1860). Goodyear,Macinthos gibi bir bilim adamı değildi. Tersine kendini yeteneklerininesinlemesine bırakan bu amatör araştırmacı, kauçuğu eline geçen hertürlü kimyasal maddeyle işlemeye koyuldu. Deneme yordamı ona olumluyolu açtıysa da kendinin ve ailesinin servetini ve sonunda hayatını buuğurda kurban etti.
Evet, bir rastlantıyla bir gece kauçuğu ve kükürdü sobanın yanındaunutması sonucu "vulkanizasyonu" (kauçuğu belli miktarda kükürtlekarıştırarak soğuk ve sıcaktan etkilenmez duruma getirme işlemine"vulkanize etmek" denir.) keşfetti. AL bir oranda kükürtlekarıştırdığında (2-5/100), kauçuk tam istenilen yani kalıplanmayaelverişli, dirençli ve sağlam bir madde haline geliyor, lastikdediğimiz şekli alıyordu. Baş döndürücü bir gelişmenin ve devservetlerin kaynağı olan kauçuk sanayii doğmuştu. Ama ne yazık kimucite kimse inanmamış, onu desteklemeyi göze alabilecek önsezisi güçlübir tek kapitalist çıkıp elinden tutmamıştı. O kadar ki, Goodyear,1844'te icadının beratını alabildiği zaman karşısında daha şanslı birrakip buldu: İngiliz Thomas Hancock maddeyi bir yıldan beri imaletmekteydi.
Goodyear, dul karısına ve artı çocuğuna 200.000 dolar borç bırakarakbir otel odasında öldü. Buna karşılık Britanyalı rakibinin elindevulkanizasyon, yaygın bir teknik haline girmiş ve 1839'da 300 ton olandünya kauçuk üretimi 1850' de 1.000 tona yükselmişti. Ve yüzyılınsonunda da 40.000 tona varacaktı. Hancock daha da ileri gitti: Kauçuğukükürdün etkisinde daha uzun zaman tutmak yoluyla sert bir madde olan"ebonit"i buldu. 1849'da vatandaşı F. Walton keten yağını oksitlemek vebunu talaş ya da mantarla karıştırmak yoluyla bir tür yerli kauçukmeydana getirdi. "Linolyum" denen bu madde çabuk yaygınlaştı ve üretimigünümüzde 170 kilometre kareye kadar yükseldi.







Logged
