Duyurular
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Johann Gregor Mendel  (Okunma Sayısı 861 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« : Temmuz 28, 2007, 08:08:57 ÖS »

(1822-1884) "Bilim adamı" deyince çoğumuzun gözünde laboratuvardadeneylerine gömülmüş, ak önlüklü, gözlüklü biri canlanır. Oysa biliminöncüleri arasında çalışmasını kum üzerinde (Arşimet), eğik kulede(Galileo), çiftlikte (Newton), doğa araştırma gemisinde (Darwin),patent bürosunda (Einstein) yapanları biliyoruz. Bilim düşünsel biretkinliktir; yeri laboratuvarla değil, zekâ, imgelem ve istenç gücüylesınırlıdır. Bunun çarpıcı bir örneğini çalışmalarını aralıksız yirmiyıl manastır bahçesinde sürdüren keşiş Mendel vermiştir.

Genetik biliminin kurucusu Gregor Mendel, Avusturya imparatorluğunadahil Çekoslavakya'da yoksul bir köylü çocuğu olarak dünyaya gelir. Ozaman kırsal kesimde hâlâ bir tür derebeylik düzeni egemendi. Topraksızköylüler için boğaz tokluğuna ırgatlık dışında fazla bir seçenek yoktu;tek kurtuluş yolu belki de eğitimdi.

Ne var ki, eğitim de çoğunluk ilkokulla sınırlı kalmaktaydı; dahailerisi için halkın parasal gücü yoktu. Herkes gibi Gregor'un dadoğuştan alın yazısı babası gibi rençber olmaktı. Ama hayır, bu çocukdüzenin koyduğu engeli aşacak, kendine özgü kararlılık içindeyeteneğini ortaya koyacaktı. İlkokuldaki başarısı göz kamaştırıcıydı.Öğretmenlerinin ısrarı üzerine aile, sonunda çocuğun orta öğrenimi içinizin verir. Gregor, evinden uzakta altı yıl bir yurtta yetersiz bakımve beslenme koşullarına göğüs gererek okur; ama, acısını uzun yıllarçekeceği yorgun, cılız ve sağlıksız bir bedenle mezun olur.

Mendel daha öğrencilik yıllarında bilimin büyüsüne kendini kaptırmış;özellikle botanik yoğun ilgi alam olmuştu. Fakat yüksek öğrenim onuniçin ulaşılması güç bir hayâldi. Burs olanağı yoktu; kız kardeşininbağışladığı çeyizi de yeterli olmaktan uzaktı. Mendel için bir tek yolvardı: Bir katolik manastırına girmek. Avusturya'da botanik müzesi,bahçe bitkileri ve zengin kitaplığıyla ünlü Brünn Manastırı Mendel için"ideal" bir öğrenim merkeziydi.

Yirmibeş yaşında "papaz" unvanını alan Mendel'in asıl özlemi hiçdeğilse bir ortaokulda öğretmen olmak, araştırmaları için dahaelverişli bir ortam bulmaktı. Bu amaçla girdiği sınavda yeterligörülmez. Üniversite öğreniminden yoksun kalmış olması önemli birhandikaptı. Genç papaz umudunu yitirmemiştir.

Viyana Üniversitesi'nde dört sömestr fizik ve doğal tarih öğrenimigördükten sonra şansını yeniden dener. Ama yine başarılı görülmez.Sınav kurulu önyargılıdır; kendine özgü değişik bir tutum sergileyengenci anlamaktan uzak kalır. Adayın özellikle evrim ve kalıtıma ilişkingörüşleri bağışlanır gibi değildi. Mendel için artık manastıra çekiliparaştırmalarını bahçe bitkileri üzerinde sürdürmekten başka çarekalmamıştı.

Canlılarda özelliklerin kuşaktan kuşağa geçişi, Mendel'in sürgit ilgiodağını oluşturan konuydu. Herkes yeni doğan bir yavrunun atalarınınözelliklerini taşıdığını biliyordu. Dahası, kimi yavrunun daha çokanaya, kimi yavrunun da daha çok babaya çektiği gözden kaçmıyordu.Ancak bilinen bu olayların "bilimsel" diyebileceğimiz bir açıklamasıyoktu ortada.

Mendel bezelyeler üzerindeki deneylerine öyle bir açıklama bulmak içinkoyulmuştu. Çalışmasını, bu amaçla seçtiği 22 çeşit bezelyeninboylu-bodur, sarı-yeşil, yuvarlak-buruşuk,... gibi 7 çift karşıtözellikleri üzerinde yoğunlaştırır.

Örneğin, boylu ve bodur çeşitlerim çapraz döllediğinde ilk kuşak melezürünün tümüyle boylu olduğunu saptar. Melez ürünü kendi içindedölleyerek elde ettiği ikinci kuşak ürünün büyük bir bölümünün boylu,küçük bir bölümünün ise bodur olduğu görülür (aşağıdaki şekilebakınız!). Mendel iki çeşit arasındaki oranı hesaplar: 1064 bitkininyaklaşık 3/4'ü boylu, 1/4'ü bodurdur. Örneklem büyüklüğündenkaynaklanan olası hatayı göz önüne alan Mendel, oranı 3:1 olarakbelirler (Boylu faktörü B, Bodur faktörü b ile gösterilmiştir).

[Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor]

Şekilde belirlenen durumun iyi anlaşılması için birkaç noktanın açıklık kazanması gerekir:

(1) Döllenmede boylu ve bodur bezelyelerin hangisinin dişi, hangisininerkek olduğu, sonucu etkilememektedir. Başka bir deyişle özelliğinbelirlenmesinde boylu erkek, bodur dişi çift ile bodur erkek, boyludişi çifti eşdeğerdir.

(2) Dişi ya da erkek her canlı her özellik için biri başat, diğeriçekinik iki faktör taşır. Bezelye örneğinde, ilk kuşaktaki Bb melezindeortaya çıkan B başattır, gizli kalan b çekiniktir.

(3) Dişi ve erkekte her üreme hücresi faktörlerden yalnızca birinitaşır; öyle ki, her yavru iki faktörle dünyaya gelir. Kuramın bu temelilkesine "Mendel'in ayırım yasası" denmiştir.

(4) İlk kuşaktaki melez (Bb) yavruların tümüyle boylu olması,faktörlerin döllenmede kaynaşmadığı, başat ya da çekinik her faktörünbireysel kimliğini koruduğunu gösterir. Nitekim ikinci kuşaktafaktörlerin BB, Bb, bB ve bb olarak çıktığını görüyoruz.

"Mendel'in bağımsız çeşitler" diye bilinen bu yasası yavruların kimikez ana ve babaya değil, geçmişteki atalarına benzeme olayım daaçıklamaktadır. Şöyle ki, kuşaktan kuşağa gizil kalan çekinikfaktörlerin birbiriyle birleşip ortaya çıkma olanağı vardır. Aynışekilde yavrunun ana babadan birine daha çok benzemesi de başat veçekinik faktörlerle açıklanan bir olaydır (Bağımsız çeşitler yasasınıkısaca şöyle dile getirebiliriz: Döllenmede iki cinsiyetin her birindengelen tek faktörler birbiriyle bağımsız ve rastgele birleşirler).

Mendel başka bitkiler üzerinde yaptığı deneylerden de aynı sonucualmıştır. Daha sonra, biyologların böcek, balık, kuş ve memelilerüzerinde yürüttükleri deneyler de onun genetik teorisini doğrulamıştır.

Mendel teorisi, evrim kuramının başlangıçta açıklamasız bıraktığı kimiönemli noktalara da ışık tutmuştur. Evrimi doğal seleksiyonla açıklayanDarwin de herkes gibi ana-baba özelliklerinin yavruda bir türkaynaştığını varsayıyordu. Oysa bu doğru olsaydı, doğal seleksiyonlaüstünlük kazanan özelliklerin kuşaklar boyu zayıflama sürecine girmesigerekirdi.

Örneğin, çok hızlı koşan bireyle koşma hızı normal bireyinçiftleşmesinden doğan bireyin (yavru) koşma hızı ikisi arasında olacak,sonraki kuşaklarda fark daha da azalarak kaybolmaya yüz tutacaktır.Darwin de bunun böyle olmadığının farkındaydı. Kaynaşma varsayımı nekimi yavruların ana babadan yalnızca birine benzemesi olayıyla, ne deara sıra görüldüğü gibi, beklenmedik bir özellikle dünyaya gelmeolayıyla bağdaşmaktaydı. Özelliklerin önceki kuşak veya kuşaklardanolduğu gibi ve ayrı birimler olarak yavruya geçtiği düşüncesi, Mendelkuramının getirdiği bir açıklamadır.

Mendel, kuramını 1865'te bilim çevrelerine sunmuştu. Ancak Mendelhayatta iken ilgi çekmeyen kuramın önemi, otuz beş yıl sonra kavranır.Hugo de Vries ve Weismann gibi bilim adamlarının çalışmaları olmasaydıMendel'in devrimsel atılımı belki de daha uzun süre gün ışığınaçıkmayacaktı.

Genetik teorisi, evrim kuramına yeni bir boyut kazandırmakla kalmamış,günümüzde olumlu olumsuz çokça sözü edilen "genetik mühendisliği" denenbir çalışmaya da yol açmıştır.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.9 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC | Ve Theme Design By Cadosoas