|
boxcigar
|
 |
« : Temmuz 28, 2007, 08:08:24 ÖS » |
|
(1849-1936) Son derece sabırlı, kendine güvenen, coşku dolu birbilimadamı olan Pavlov, daha sonra "koşullanmış refleks" adım vereceği,alışkanlığa bağlı davranışlar üzerinde çalışmalar yaptı. Sindirimsistemi üzerindeki çalışmalarında olduğu gibi, bu çalışmasında da denek(kobay) olarak köpekleri kullandı.
Bir çoğumuz apansız şimşek çaktığında, ya da beklenmedik bir çığlıkduyduğumuzda yerimizden sıçrarız. Bu davranış bir tehlike karşısındaolduğumuz düşüncesinden doğmamakta, doğrudan oluşmaktadır. Düşünmekiçin zaman da yoktur zaten. Karanlıktan aydınlığa çıktığımızdagözlerimiz elimizde olmadan kamaşır; sert bir hareketle yüzyüzegeldiğimizde irkiliriz. Nefes borumuza küçük bir yemek kırıntısıkaçtığında öksürmeye, üşüdüğümüzde titremeye başlarız.
İstenç dışı oluşan bu tür davranışlara refleks denir. Yeni doğançocuğun ağlaması tipik bir reflekstir; herhangi bir öğrenme ya dakoşullanma gerektirmez. Refleks, insana özgü bir davranış değildir;daha çok hayvanların sergilediği doğal bir tepkidir. Davranışlarımızınküçük bir bölümünü kapsayan doğal tepkilerimizi değiştiremeyiz. Oysasosyal ilişkiler içinde kazandığımız davranışlarımızın genellikle basitbir "etki - tepki" tekdüzeliği içinde kaldığı söylenemez; bunlararasında refleks görünümünde olanlar bile değişime açıktır. Bu, birölçüde hayvanlar için de doğrudur.
Sirk hayvanlarının bizi eğlendiren, çoğu kez hayrete düşüren becerileri"refleks" dediğimiz doğal tepkiler değil, öğrenilmiş davranışlardır.Bir aslan ancak belli bir eğitim sürecinden sonra ateş çemberindenatlayarak geçer. Ayının tef eşliğinde dansetmesi, köpeğin iki ayağıüstünde durması ya da sahibinin fırlattığı topu kapıp getirmesi doğaltepki değil, kazanılan birer alışkanlıktır. Bir beceri, yerleşik biralışkanlığa dönüşünce, düşünme gerektirmeyen refleks türünden birdavranış haline gelir, belli bir uyarıyla istenç dışı olarak açığaçıkar.
Örneğin, sorulduğunda adımızı hemen söylememiz; "iki kere iki kaç eder"sorusunu "dört" diye yanıtlamamız; telefon çaldığında ahizeyi kaldırırkaldırmaz "alo" dememiz; gömleğimizi iliklememiz, ayakkabı bağınıbağlamamız, vb. davranışlarımız düşünme gerektirmeyen refleks türündenhareketlerdir.
İlk bakışta, doğuştan sahip olduğumuz reflekslerle, sonradankazandığımız yüzme, konuşma, dansetme gibi becerilerimizi ayırmak kolaydeğildir. Bu tür alışkanlıkların oluşumuyla ilk ilgilenen bilimadamı,Rus fizyologu Ivan Pavlov olmuştur.
Bir köy papazının oğlu olan Ivan, daha küçük yaşta okumaya, öğrenmeyeolağanüstü ilgi gösteriyordu. Çocuğun bu ilgisini farkeden ailesi, onuniyi bir eğitim alması yolunda adeta seferber oldu. Orta öğretimyıllarında, seminerine katıldığı bir öğretmeninin teşvikiyle, Ivanbilime yöneldi ve araştırma merakı giderek onda yaşam boyu sürecek birtutkuya dönüştü.
Genç araştırmacı liseyi bitirir bitirmez St. Petersburg ÜniversitesiDoğa Bilimleri Fakültesi'ne başvurdu. Fizyolojiye duyduğu özel ilginedeniyle yüksek öğrenimini tıp alanında tamamladı, ama hekim olarakçalışmadı. Tek amacı kendi eliyle kurduğu bir laboratuvardaaraştırmalarını sürdürmekti. Ancak parasal olanakları kısıtlıydı.Sonunda özel bir klinikle ortaklaşa küçük bir laboratuvar kurmayıbaşardı.
Pavlov, donanımı yetersiz olan bu yerde tek başına çalışmaya koyuldu.Uzun süre bir asistan bile tutamadı. Ne var ki, genç bilimadamıkararlıydı. Çok geçmeden deneyleriyle bilim çevrelerinin dikkatiniçekmeyi başardı ve böylece Tıp Akademisi'ne profesör olarak atandı.
Bir süre sonra da yeni kurulan Deneysel Araştırma Enstitüsü'nünbaşkanlığına getirildi. Özellikle sindirim sistemi üzerindekiaraştırmasıyla adı uluslararası bilim çevrelerinde duyulan Pavlov,1904'de Nobel Ödülü'nü kazandı. İşlediği ana tez, sindirim dahil,bedensel tüm fonksiyonların sinir sisteminin denetiminde olduğuydu (ozaman hormonların sindirim sürecindeki rolü henüz bilinmiyordu).
Son derece sabırlı, kendine güvenen, coşku dolu bir bilimadamı olanPavlov, eskiden beri ilgilendiği bir konuya dönmeye karar verdi. Bukonu, onun daha sonra "koşullanmış refleks" adını vereceği, alışkanlığabağlı davranışlardı. Pavlov, sindirim sistemi üzerindeki çalışmalarındaolduğu gibi, bu yeni çalışmasında da denek (kobay) olarak köpeklerikullandı.
Bilindiği üzere, yiyecek (örneğin bir kemik ya da et parçası)gördüklerinde köpeklerin ağızları sulanır, kimi hallerde salyalarıakar. Aslında bu doğal refleks, derece farkıyla insanlarda da görülenbir olaydır. Ayrıca insanların ağzının sulanması için, doğrudan yiyecekgörmeleri de gerekmemektedir. Yatılı okul öğrencileri, öğle yemeğiöncesi zilin çalmasıyla ağızlarının nasıl sulandığını çok iyi bilirler.
Pavlov, aynı koşullanmanın köpeklerde de olup olmadığını ortaya koymakistedi. Yaptığı deney basitti: Odasında tuttuğu köpeğe bir zil sesindensonra yiyeceğini verdi. Bu uygulama düzenli olarak birkaç haftasürdürüldükten sonra köpeğin ağzının sulandığını gördü. Hayvan doğrudanyiyeceğe gösterdiği refleksi artık zil sesine de göstermekteydi.
Başka bir deneyinde Pavlov, zil sesi yerine uyarıcı olarak biriçembersel, diğeri oval biçimde iki ışık kullandı. Köpeğe, yiyeceğiniçembersel ışıktan sonra verip, oval ışıktan sonra vermemeye başladı.
Bir süre sonra köpeğin çembersel ışığa refleks gösterdiğini, oval ışığaise göstermediğini; ancak, oval ışığı çembersel ışığa dönüştürme sürecibaşlayınca, hayvanın ayırdetme sıkıntısına düştüğünü ve çok geçmedenhırçınlaşarak sağa sola koşup havlamaya başladığını saptadı (Neyse kiPavlov, koşullanmayı çözme yöntemiyle köpeği içine düştüğü bunalımdankurtarmıştır!).
Bu sonuç kuşkusuz, hayvanların da insanlar gibi deneyimler yoluyla refleksler kazanabilecekleri anlamına gelmektedir.
Pavlov bu kadarla yetinmemiş ve yine deneysel olarak, hayvanların dainsanlar gibi koşullanmayla edinilmiş reflekslerden kurtulabileceğinigöstermiştir. Ağız sulanması refleksine dönelim: Yukarıda belirtildiğiüzere, refleksin kurulmasına yönelik ilk aşamada, yiyecek verilmedenönce zil çalınmaktaydı. Bu aşamada köpeğin bir süre sonra zil sesiyleyiyecek beklentisi içine düştüğünü biliyoruz.
Koşullanmayı çözmeye yönelik ikinci aşamada, zil çaldığı halde yiyecekverilmez; beklenti giderek zayıflamaya yüz tutar; sonunda zil sesietkisini yitirir, koşullanma kırılır. Zil sesine karşın hayvandarefleks görülmez olur. Bu, hayvanlarda da koşullanmış davranışın doğalreflekse dönüşmediği anlamına gelmektedir.
Başka bir deyişle, deneyimle kazanılan (ya da yitirilen) bir refleks,salt fizyolojik bir olay değil, kimi ruhsal yetileri de içeren,psikolojik bir davranıştır. Pavlov'un ulaştığı bu sonucun, yüzyılımızınilk yarısında büyük bir atılım içine giren "Davranış Psikolojisi"dediğimiz Behaviorism'e yol açtığı söylenebilir.
Sindirim sistemi üzerindeki çalışması Pavlov'a Nobel Ödülü'nükazandırmıştı; ama onu dünya ölçüsünde ünlü kılan, koşullanmış refleksçalışması oldu. Bolşevik devriminden sonra Sovyetler Birliği Pavlov'aüstün bir saygınlık tanır. Bu belki de onun yöntemiyle 'Halkların"Marxist ideolojiye kolayca koşullandırılabileceği beklentisinden ilerigelmiştir.
Ivan Pavlov köpekler üzerindeki deneyleriyle insan davranışlarınıinceleyen psikologlara gerçekten önemli bir ışık tutmuştu. Ne var ki,insan davranışlarının salt koşullanmış reflekslere indirgenemeyeceğiyetmiş yıllık Sovyet deneyiminin sonuçsuz kalmasıyla açıklıkkazanmıştır.
|