Duyurular
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: ibn Teymiye  (Okunma Sayısı 416 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« : Temmuz 28, 2007, 07:57:58 ÖS »

İbn Teymiye



Tam adı Ebu'l-Abbas Takıyyuddîn Ahmed bin Abdülhalîm bin Mecdiddîn binAbdüsselâm bin Teymiye olan İbn Teymiyye Suriye'nin kuzeyindekiHarran'da Hicri takvime göre 661 yılının 10 Rebiulevvel'inde doğmuştur.Doğum tarihinin 12 Rebulevvel olduğunu söyleyenler de olmuştur. Moğolistilası yüzünden, çocukken ailesiyle birlikte Şam'a (Dımaşk)gitmişlerdir. O dönemlerde Şam bilim ve kültür açısından da çok önemlibir şehirdi. Moğol istilaları döneminde doğması ve yetişmesi onunkarakterini etkilemiş, siyasi düşüncesinde de yansımaları olmuştur.

İbn Teymiye'nin babası da bir alimdi ve Şam'a geldikten sonra oradakiEmeviye Mescidi'nde bir ders ve vaaz kürsüsüne sahip olmuştur. Dedeside büyük bir İslam alimi olan İbn Teymiye ailesi tarafından küçükyaşlardan itibaren ilmi bir kariyere yöneltilmiştir. İlk eğitiminiailesinden, özellikle babasından almıştır. Öncelikle Kur'an tahsiligörmüş, daha sonra hadise yönelerek hadis çalışmalarına başlamıştır. Busıralarda Hanbeli fıkhıyla da ilgilenmiş bu konuda da çalışmayabaşlamıştır. Bunların dışında Arap dili grameri ve Arap tarihiyle deilgilenmiştir. Felsefe ve mantık konusunda yaptığı tenkitlerdüşünülürse büyük ihtimalle felsefe ve mantık ilimleriyle deilgilenmiş, bu konularda çeşitli araştırmalar yapmıştır. Kendisi daha21 yaşlarındayken babası vefat etmiştir. Babasının vefatı üzerine gençyaşına rağmen babasının ders grubuna da hocalık yapmaya başlamıştır.

İbn Teymiye fakih (hukuk alimi) ve muhaddis (hadis alimi) kişiliğininyanı sıra akaid konularında da çeşitli söylemlerde bulunuyodu.Özellikle yaşadığı dönemlerde yaygınlaşmaya başlayan sufizme karşı,çoğunlukla isim vermeden genel tenkitlerde bulunmuştur. Bu konudaçeşitli risaleler de kaleme almıştır ki, genel söylemi ve bunlar sufizmeleştiri açısından onu önemli bir konuma koymaktadır. ÖzellikleMuhyiddin İbn-Arabî'nin görüşlerine karşı getirdiği eleştiriler bualanda önemli bir yere sahiptir.

Akaid konularında Eş'arî mezhebine ters düşen düşünceleri vardı, akliveya felsefe ile mantığa dayanan yorumlardan kaçınmaktaydı. Bu döneminEş'arî mezhebine bağlı olan idarecilerini ve halkın büyük bir kısmınıona karşı olmaya itmiştir.

Bu sırada gelişen bir Moğol istilası karşısında da aktif biçimde rolalmış ve savaşmıştır. Özellikle savaştaki konumu, halkı ısrarla savaşadavet etmesi onu diğer birçok alimden ayırmıştır.

Bu tip muhalif yönleri nedeniyle birçok düşman edinmiştir. Davetüzerine Mısır'a gitmeye karar vermiştir. Burada çeşitli şeyler bahaneedilerek, genel olarak haksız diye yorumlanan bir şekilde zindanaatılmıştır. Zindanda yaklaşık bir buçuk sene yattıktan sonra serbestkalmıştır. Zindanda kaldığı bu dönemde çeşitli işkencelere de maruzkalmıştır.

Bundan sonraki dönemde Mısır'daki sufilerle arasında büyük çatışmalarortaya çıkmıştır. Sık sık tartışmalara giriyor, büyük tenkitlerdebulunuyordu. Bu durum bir süre sonra idarenin tepkisini çekmiş bu genelkargaşa ve tartışma ortamını yatıştırmak için Teymiye yenidenhapsedildi. Yine de bu hapis süreci ilkine oranla daha hafif geçmiştir,zira bu sefer dönemin kadıları onun yanında yer almış onun daha iyişartlar altında ceza görmesini sağlamışlardır. Zaten kısa bir süresonra da serbest bırakılmıştır. Fakat devrin yeni idaresi onunİskenderiye'ye sürülmesi kararına varır ve İbn Teymiye İskenderiye'yegider. Mısır tahtı yeniden el değiştirince, İbn Teymiye Kahire'ye davetüzere geri dönmüştür.

Ellili yaşlarındayken Moğollara karşı bir savaş çağrısı üzerine, tekrarŞam'a hareket etmiştir. Fakat savaş gerçekleşmemiştir. Yine de Şam'daikamet etmeye devam eden İbn Teymiye fıkıh konusuna ağırlık vermiştir.Her ne kadar Hanbeli mezhebini takip etse de, mezhebe tamamenbağlandığı söylenemez. Zaman zaman dört fıkıh (hukuk) mezhebiningörüşlerine ters görüşleri de oluyordu ve bunları açıklamakta tereddütduymuyordu. İdarenin bu davranışını yasaklamasına rağmen, İbn Teymiyedört mezhebin görüşleriyle ters düştüğü durumlarda kendi görüşünüsunmaktan ve fetva vermekte geri durmamıştır.

İdarenin yasağı tekrarlamasına rağmen İbn Teymiye'nin davranışınısürdürmesi sonucu, İbn Teymiye Şam kalesinde hapsedildi. Yaklaşık altıay hapiste kaldıktan sonra serbest bırakıldı. İbn Teymiye fıkıhçalışmalarına ağırlık vererek devam etse de, diğer konularda daçalışmalarına devam eder. Bu sıralarda karşıtı gruplar onun eskifetvalarından birini ortaya atarak onun idare ile arasının açılmasınaneden olmuş, sonuçta İbn Teymiye tekrar hapsedilmiştir. Hapis süreciiçinde baskı artmış ve sonunda onun hapiste okuyup yazması dayasaklanmıştır. İbn Teymiye iki yıl sonra, 1328'te, yakalandığı birhastalık sonucu vefat etmiştir.


Düşüncesi ve çalışmaları İbn Teymiye çok yönlü bir kişiliktir, İslamhukuku (fıkıh), hadis ilmi ve siyasi düşünce başta olmak üzere birçokkonuda uzmanlaşmış, önemli eser ve görüşler sunmuştur. İbn Teymiye birmezhep kurma arzusunda olmadığı gibi, arkasından bir mezhep dekurulmamıştır. Yine de bir anlayış ve okulun öncüsü olmuş, ondan sonrabu okulu takip eden birçok ünlü alim olmuştur; İbn Kesir gibi.


Fıkıh (İslam hukuku) Fıkıh konusunda her ne kadar özgün düşünceleri deolsa da İbn Teymiye genel anlamda Hanbeli mezhebini zahiren takip edenbiri olarak görünmeye çalışmıştır. Dolayısıyla: "Allâh cisimdir amadiğer cisimlere benzemez diyen küfre girer" sözünün sahibi imam Ahmedbin Hanbelin bu sözüne katılmayarak Allâh'ı cisimmişcesine tevsifetmiştir. Yine bazı konularda dört imamın görüşlerinin dışında kalanonların görüşleriyle uyuşmayan özgün düşünce ve görüşleri de vardır.Bunlardan en ünlü ve önemlilerinden biri de boşanmanın yemin olarakkullanılması konusundaki görüşüdür ki bu icma dışına çıkmaktır. Onunkedni fikrini öne sürerek; boşanmanın yemin olarak kullanılmasını doğrubulmamış, çoğunlukla bu yemini eden kişinin eşini boşamak gibi birniyeti olmadığını belirtmiş ve bu nedenle boşanma yemin konusuyapılmasının boşanmaya yol açmayacağını söylemiştir. Bu görüşünü-ispatlandıramadan- Ehl-i Beyt imamlarından (isnadı doğru olmadığıhalde)yaptığı bazı rivayetlerle de desteklemeye çalışmıştır. Muhalifgörüşlerle icma dışında dört ve diğer muteber olan mezhepler dışınaçıktğı meseleleri altmışı bulmuştur. Hadis hafızı Zeynuddin el-İrâkîonun hakkında demiştir ki: "Onun ilmi aklından daha büyüktür" yani herezberlediğini anlayamamıştır, bir kısmını yanlış anlaması sebebiyleyanlış yorumlar yapmıştır. Mesela arşın cinsinin ezeli olduğunu önesürmüştür ki bu İslâm milletinden çıkaran bir hatadır. Çünkü Ehl-i hak(hak üzere olan alimler) Ezeli olmanın Allâh'a has olduğuna dairbirleşmişlerdir. Ayrıca çok tuhaftır ki bir zamanlar İbni Teymiye Cehmbin Safvan hakkında cehennemin fani olacağını söylediği içinmüslümanların onu sapık olarak gördüklerini ve tekfir ettiklerinibildirirken, bir zaman sonra daha önce söylenmesinin icma ile küfürolduğunu belirttiği bu sözü yani cehhennemin fani olacağının iddiaedildiği sözü bizzat söylemiştir. İbni Teymiyenin zamanından bu yanakadar gelen muhakkik alimler onun Dine muhalif olan görüşlerindendolayı kötülemiş, tekfir etmiş ve reddiyede bulunmuşlardır. Ne yazıkkıçok ezberlemesi sebebiyle kendini beğenmiş, kibirlenmiş ve haddiniaşmıştır. Bu sebebple de Hz. Aliyi 17 meselede eleştirmekten geridekalmamıştır. Hatta Hz. Ali ile ilgli bir çok hadisleri bir yandan hadishafızları sahih olarak değerlendirirken kendisi mevzu(uydurma)olarakdeğerlendirmiştir. Bununla da kalmayıp arabî luğatının imamı olan imamSibeveyhi dahi eleştirmeye kalkarak, arab luğatıyla ilgili bir meseledebirinin:"Sibeveyh şöyle demiştir... " demesine karşın "Sibeveyh yalansöylemiştir" diyerek yalanlamış böylece de nasıl biri olduğunugöstermiştir.


Siyasi düşüncesi İbn Teymiye insanın doğası gereği medeni olduğunu,başka bireylerle birleşmeye hem çıkar değişimi hem de tehlikeleribertaraf etmek için ihtiyaç duyduğunu düşünmüştür. Buna göre, onundüşüncesinde, topluluk içinde faydalı sonuçlar verecek eylemleridesteklemek ve emretmek, zararlı sonuçlar verecek eylemleri yasaklamakiçin topluluğun bir idareciye ihtiyacı vardır. Bu idareciye itaatingerekliği olduğunu, fakat itaat gibi nasihatin de gerekli olduğunavurgular; ona göre "din nasihattir".

Bunun dışında kamu görevi, baş idareci ve idareci sınıfın özellikleri,otorite, devletin görevleri ve çağdaşı alimlerden farklı olarakdevletin iktisadi siyaseti hakkında da görüş belirtmiştir. Ona göredevletin iktisadi yaşama müdahalesinde, özgürlük esas alınmalıdır.Özgürlüğün esas alınmasında iki noktaya dikkat eder;

Dinin bu ekonomik unsurlar hakkında belirlemiş olduğu sınırlar,
Özgürlüğün kamu yararıyla çatıştığı durumlar.
İbn Teymiye'nin adalet prensibi, yöneticinin seçimi, devletin dini veahlaki konulara müdahalesi, bireyin iktisadi özgürlüğü ve çalışmanıntoplumsal değer konusundaki fikirleri de çarpıcıdır.

İbn Teymiye'nin modern zamanlarda en çok vurgulanan fikri de devletinahlaki ve dini temellere oturması, dini kanunlara bağlı olmasıgerektiğini düşünmesidir. Ahlaki ve dini temellere dayandığını ilerisüren, dini kanunları benimsediğini ilan eden her türlü devlet yapı vebiçiminin de sürekli olarak öğüt ile geliştirilmesi ve sergileneneksikliklerin böyle kapatılması gerektiğini savunurken, ahlaki ve dinitemellere dayanmayan, dini kanunlarla hükmetmeyen devletin meşruolmadığını öne sürmüştür. Bu konudaki açıklamaları onun dönemindeki,İslam'ı seçse de kültürel, hukuki ve siyasi geleneklerini koruyup,uygulamaya devam eden bazı Moğollara karşı verilmiştir. Teymiye'nin bugörüşleri büyük oranda Kur'an'da Maide suresi 44. ayetin tefsirinedayanır. Ayetin Türkçe meali ise şöyledir:

"Gerçekten Biz, içinde bir hidayet, bir nur bulunan Tevrat'ı indirdik.Kendilerini Allah'a teslim etmiş peygamberler, yahudilere onunlahükmederlerdi. Bir de Allah dostları ve ilim adamları da Allah'ınkitabını muhafaza etmekle görevli olmaları ve üzerine şahit olmalarıdolayısıyla onunla hüküm verirlerdi. Artık insanlardan korkmayın,Benden korkun ve Benim ayetlerimi birkaç paraya değişmeyin! Eyhakimler, her kim Allah'ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, onlarhep kafirlerdir."[1]
Yine de İbn Teymiye'nin bu görüşlerini devrimci bir görüş olaraksunmamak gerekir, zira genel olarak ümmet uzun vadede varlığınınsorunsuz devamının, ülke ve dinin korunmasının yöneticinin veya yönetimbiçiminin niteliklerinden daha önemli olduğunu vurgular. İslamalimlerindeki geleneksel "bir gecelik anarşi bin yıllık zalim sultanınyönetiminden daha kötüdür" fikri İbn Teymiye'de de bulunur. Nitekimkendisi dönemindeki saltanat şeklindeki İslami devlet yapısınıeleştirmiş olsa da bu yapıya karşi ayaklanmamıştır. Yine de yönetimmeşruiyeti konusunu şeriat açısından ele alması önemlidir. Özellikleİslam devletler hukuku açısından İbn Teymiye'nin bu çıkarımlarıönemlidir.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.9 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC | Ve Theme Design By Cadosoas