Duyurular
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: HASTANELERIN TANIMI, SINIFLANDIRILMASI ve ISLEVLERI- Prof. Dr. Hikmet SEÇIM  (Okunma Sayısı 7358 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« : Ağustos 15, 2007, 12:50:41 ÖÖ »

HASTANELERIN TANIMI, SINIFLANDIRILMASI ve ISLEVLERI
   
Prof. Dr. Hikmet  SEÇIM


HASTANELERIN TANIMI

 
Dünya Saglik Teskilati (WHO) hastaneleri,

 
''müsahede teshis, tedavi ve rehabilitasyon olmak üzere gruplandirilabilecek  saglik hizmetleri veren, hastalarin uzun veya kisa süreli tedavi gördükleri, yatakli  kuruluslar"

 
olarak tanimlamaktadir. Benzer bir tanimin yer, aldigi SSYB Yatakli  Tedavi Kurumlari Isletme Yönetmeligi'nde ise hastaneler,

 
''hasta ve yaralilarin, hastaliktan süphe edenlerin ve saglik  durumlarini kontrol ettirmek isteyenlerin, ayaktan veya yatarak müsahade, muayene,  teshis, tedavi ve rehabilite edildikleri; ayni zamanda dogum yapilan kurumlar'' 

 
olarak tanimlanmaktadir . Özünde ayni, birbirini tamamlar nitetikteki  bu iki tanimda hastaneler, esas islevleri, olan ''Hasta ve yaralilarin, tedavisi''  faaliyetieri ile tanimlanmaktadir. ''Egitim'' ''arastirma ve gelistirme'' ile  ''toplumun saglik seviyesinin yükseltilmesine katkida bulunma veya toplumsal saglik programlarina  katilma'' olarak adlandirilan ve yine hastanelerde yürütülen diger islevler dikkate  alindiginda, yukaridaki tanimlarin eksik oldugu söylenebilir. Ancak eskiden beri  hastanelerin degismeden gelen esas islevi, tedavi hizmetinin verilmesi olmustur. Sözü  edilen diger islevler, tedavi islevinin iyi bir sekilde yerine getirilmesini saglayan veya  kolaylastiran ve esâs islevin türevleri diyebilecegimiz islevlerdir . Bu açidan  bakildiginda ''hasta tedavisi'', diger islevleri zimmen içeren, dolayisiyla  yukaridaki tanimlarin yeterli olmasini saglayan bir islevi olorak düsünülebilir.

 
Yukaridaki tanimlar islevsel tanimlardir. Hastaneleri sistem  yaklasimiyla elealip tanimlamak da mümkündür. Buna göre hastaneler dinamik, degisken  bir çevre içinde, aldiklari girdileri dönüstürme süreçlerinden geçirerek,  çiktilarinin önemli bir kismini gene ayni çevreye veren, geribildirim mekanizmasina  sahip sistemlerdir (organizasyonlardir). Hastanenin girdileri hastalar, insangücü,  malzeme, fiziksel ve parasal kaynaklardir. Çiktilari (elde edilmesi istenen sonuçlar)  ise, hasta ve yaralilârin tedavisi, personelin hizmet-içi egitimi,ögrencilerin klinik  egitimleri, arastirma-gelistirme faaliyetleri ile toplumun saglik seviyesinin  yükseltilmesine katkida bulunmadir. Dönüstürme süreçleri, sözü edilen sonuçlara  ulasabilmek için hastanedeki çesitli hizmet birimlerinin kendi alanlariyla ilgili olarak  gerçeklestirdikleri planlama, örgütleme, yürütme ve denetleme faaliyetlerini ifâde  etmektedir.

 
Bir bütün olarak hastane sistem yaklasimiyla tanimlanabildigi gibi,  hastane içindeki çesitli hizmet birimleride birer alt sistem olarak  tanimlanabilmektedir. Çünkü; hastanedeki her hizmet biriminin hastane islevlerinin  yürütülmesine katkisi olan alt islevleri ve bu alt islevleri gerçeklestirmek üzere  bir âraya getirilerek organize edilmis elemanlari ve kaynaklari bulunmaktadir. Ayrica,  hatanenin esas islevi olan hasta tedavisi faaliyetlerini yürüten elemanlar toplulugu da  ''hasta tedavi sistemi'' olarak ele alinabilmektedir. Hastanedeki tiBbi yardimci tibbi ve  hemsirelik hizmetlerini yürüten saglik personeli ile bir kisim destekleyici personel bu  sistemin elemanlarini olusturmaktadir. Hastanedeki diger alt sistemler ise bu sistemin  isleyisini kolaylastiran ve/veya iyilestiren sistemler olmaktadir.

 
HASTANELERIN  SINIFLANDIRILMASI

 
Hastaneler verdikleri tedavi  hizmetlerinin türüne, yönetim ve kontrolarina, finansal kayriaklarinin türüne  (mülkiyet türüne), büyüklüklerine (yatak kapasitelerine), hastalarin hastanede kalis  sürelerine,kadrolu personelinin kompozisyonuna göre siniflandirilabilmektedir. Fakat  yapilan siniflandirmalarda genellikle, ''verilen tedavi hizmetinin türü'', ''hastalarin  hastanede kalis süreleri'', ''finansal kaynaklarin türü yani mülkiye türü''  ve ''büyüklükleri'' esas alinmaktadir.Verilen tedavi hizmetinin türüne göre  hastaneler iki grupta toplanmaktadir: Genel ve özel dal hastaneleri. Genel hastaneler,  her türlü acil vaka ile yas cinsiyet farki gözetilmeksizin, bünyesindeki mevcut  uzmanlik dallariyla ilgili hastalarin kabul edildigi hâstanelerdir. Özel dal hastaneleri  ise, belirli bir yas veya türde hastalarin kabul edildigi hastanelerdir. Sözgelisi,  çocuk hastaneleri ve dogumevleri bu gruba girmektedir. Bu ayirima bagli, olarak yapilan  baska bir ayirim da, egitim hastaneleri ile egitim vermeyen hastaneler seklindedir. Egitim  hastaneleri, ögretim, egitim ve arastirma yapilan uzman ve ileri dal uzmanlari  yetistirilen genel ve özel dal hastaneleridir. Burada sözü edilen egitim, hekimlere  uzmanlik kazandirmayi amaçlayan egilimdir. Pek çok hastanede yardimci tip personeli ve  ögrenci hemsirelere verilen klinik egitim, bu hastanelerin egitim hastaneleri olarak  siniflandirilmasi için yeterli olmamaktadir.

 
Diger bir siniflandirmada ise ''hastalarin hastanede kalis  süreleri'' esas alinmaktadir. Buna göre hastanelar kisa süreli hastaneler ve uzun  süreli hastaneler olarak ikiye ayrilmaktâdir. Kisa, süreli hastaneler hastalarinin  %50'den fazlasinin 30 günden az hastanede kaldigi, hastanelerdir. Türkiye'deki Devlet  Hastaneleri bir gruba örnek olarak gösterilebilir. Uzun süreli hastaneler ise,  hastalarinin yaridan fazlasinin bir aydan daha fazla hastanede kaldigi hastanelerdir.  Sözgelisi, psikiyatri hastaneleri ve tüberküloz hastaneleri bu gruba girmektedir.

 
Finansal kaynaklarin türüne diger bir deyisle mülkiyet esasina göre  siniflandirma baska bir siniflandirma türüdür. Burada hastanelerin, mülkiyetinin hangi  kurum ve kuruluslara ait oldugunu veya kurum ve kuruluslarin niteligine göre  siniflandirma yapilmaktadir. Bu esastan hareket edildiginde Türkiye'deki hastaneler  SSYB'na, SSK'ya, IDT'ne, Tip Fakültelerine, Belediyelere yabancilara, azinliklara  derneklere, SSYB disindaki Bakanliklara ve özel kesime ait hataneler olarak  siniflandirilabilmektedir. Hastanenin mülkiyetine sahip kurum veya kuriilus , genellikle  hastaneyi yönetme ve kontrol yetkisine de sahiptir. Bu nedenle ''mülkiyet'',ve ''yönetim  ve kontrol'' esaslarina göre yapilan siniflandirmalar çogunlukla ayni siniflandirma  olmaktadir. Fakat, ABD'de kar amaci gütmeyen hastanelerde oldugu gibi yönetimle  mülkiyet ayrilabilmektedir. Hastanelerin mülkiyet esasina göre siniflandirilmalari  hastane organizasyonu açisindan önem tasimaktadir. Çünkü mülkiyete sahip kurum veya  kuruluslar, yönetim ve kontrol yetkilerine de sahip olduklari takdirde, hastanenin üst  kademe yönetim organlari olarak organizasyon içinde yer olmaktadirlar.

 
Orgonizasyon açisindan diger bir önemli siniflandirma da;  hastanelerin büyüklüklerine (yatak kapasitelerine) göre siniflandirilmasidir.  Çünnkü hastane büyüdükçe bazi yeni hizmet birimlerine ihtiyaç duyulacagi gibi  diger bazi birimler de yeterli büyüklüge ulasacaklarindan organizasyonlarinda  degisiklikler olacak; böytece hastane içindeki idari kademelerin ve pozisyonlarin  sayisinda artislar olabilecektir. Büyüklüklerine göre hastaneler 25, 50, 100, 200,  400, 600, 800 ve üstü yatak kopasiteli hastaneler olarak siniflandirilmaktadir.

 
Hastaneler tanimlanirken zorunlu olarak islevlerden söz edilmistir.  Günümüzde bu islevler genellikle, ''hasta ve yaralilarin tadavisi'', ''egitim''  ''arastirma ve gelistirme'' ile ''toplumun saglik seviyesinin yükseltilmesine  katkida bulunma (koruyucu saglik hizmetleri)'' olarak siniflandirilmaktadir.

 
HASTA VE  YARALILARIN TEDAVISI OLARAK HASTANE KURUMUNUN EVRIMI

 
Hasta olma hali insanda psikolojik ve/veya firyolojik açidan  bagimlilik yaratmaktadir. Bu nedenle hekim tarafindan yalnizca hastaligin teshisi ve  tedavisi için de tibbi rejimin belirlenmesi yeterli olmamaktadir. Hastanin korunup  gözlenmeye, kisacasi çesitli türde ilgiye ve bakima ihtiyaci bulunmaktadir.  Dolayisiyla, hastalarin tedavisi ekip halinde çalismayi gerekli kilmistir. Hasta tedavi  etmek amaciyla bir araya gelen bu ekip dünyanin ilk biçimsel organizasyonlarindan  biridir ve günümüz hastanesinin baslangicini olusturmaktadir.

 
Ilk hastanelerin nerede, ne zaman kuruldugu kesin olarak  bilinmemektedir. Eskl Yunanistan'da Titanus'da M.Ö. 1134 Yilinda Easculapius adli hir  mabedde hastalarin tedavi edilmekte oldugu bilinmektedir. Sonraki yillarda bu tür  mabedler tüm Eski Yunanistan'da ve Roma'ya yayilmistir. Ayni yillarda Çin'de hüküm  süren Çu Sülalesi döneminde birçok hastane yaptirilmistir. Eski Misir'da da  hastanelerin bulundugu ve bunlara Kopth ad verildigi bilinmektedir. M.Ö. 437 yillarinda  BUDDHA ve oglu UPATISO tarafindan Seylan adasinda birçok hastane yaptirilmistir.

 
Günümüz modern hastanesinin öncüleri olan bu kuruluslar, dini  inançlarla, tanrilara adanarak insa ettirilmistir. Buralarda genellikle yoksul,  korunmasiz ve yasli kisiler tedavi edilip, barindirilirdi. Çagin yasayisina uygun olarak  kullanilan tedavi usulleri de dini inançlarin etkisinde idi. Tedavi hizmetleri ile  sihirbaz, efsuncu; ,üfürükçü adi verilen kisiler ve ayni zamanda dinadami olan  hekimler ugrasmislardir.

 
Tibbin Laiklesmesi

Tedavi hizmetlerinin bu niteligi Hiristiyanlikdan sonra,  Islamiyetin yayildigi tarihlere kadar sürmüstür. Ilk kez Islamiyeti kabul eden  toplumlarda tedavi hizmetleri laiklesmis, din adamlari tedavi isleriyle ugrasmamislardir.  Böylece tibbin bagimsiz,bir meslek haline gelmesinde çok önemli bir adim atilmistir.  Bati'da ise, tibbin laiklesmesi ancak Arab tibbinin Avrupa'ya nüfuz ettigi yillar olan  Orta Çagin ortalarinda gerçeklesebilmistir. Fakat, bu laiklesme hareketi, tedavinin  büyüden ve hurafeden tamamiyle kurtarilmis oldugu anlamina da gelmemektedir. Uzun  yillar, Osmnnlilarda oldugu gibi, hekimlikle müneccimlik birlikte yürütülmüstür .

 
Tedavide kulanilan araçlarin ve usullerin her türlü hurafeden ve din  disi bos inançtan kurtârilmasi için Rönesans sonrasinda Aydinlanma Çagini beklemek  gerekmistir. Bu dönemde, tip dahil pek çok bilim dalinda sayisiz buluslar, yapilmis,  teoriler gelistirilmis, insanlarin dünyaya bakis tarzlarinda köklü degisiklikler  olmustur . Cerrahi ile hekimlik arasindaki ayirima son verilmesi, bazi laboratuvar  testlerinin gelistirilmesi, röntgenin teshis islemlerinde kullanilmaya baslamasi,  antiseptik olarak karbolik asitin kullanilmasi ve ameliyatlarda anestezik olarak eterden  yararlanilmasi, bu dönemin tibla ilgili önemli gelismeleridir. Tifo, lepra, kolera,  difteri, veba gibi önemli hastaliklarin ilk kez tanimlânmasi ve PASTEUR'ün  pasterizasyon olayini bulmasindan sonra art arda kuduz, difteri, tifo, kölera ve veba  asilarinin bulunmasi yine bu dönemin önernli buluslarindandir .

 
Bu gelismeler sayesinde hastanelerde yapilan ameliyat sayisinda büyük  artislar olmus, enfeksiyondan kaynaklanan ölüm oranlari düsmüstür. Böylelikte,  yüzyillardir, yalnizca yoksul, korunmasiz ve yasli hastalarin tedavi edildikleri veya  bulasici hastaliklara yakalanmis olanlarin ve akil hastalarinin tecrit edildikteri yerler  durumunda olan hastaneler, toplumun diger kesimlerinden insanlarin da basvurduklari tedavi  merkezleri durumuna gelmeye baslamistir. Avrupa'da 18. ve 18. yüzyillarda ortaya çikan  hizli endüstrilesme ve kentlesme hareketleri de bu süreçte etkili olmustur.

 
18. ve 19. yüzyillarin hastaneler açisindan diger bir önemi, bilim  ve meslek olarak hekimligin artik hastanelerde gelistirilmeye baslanmis olmasidir. Daha  önceki çaglarda, yalnizca kütüphanelerde yapilan çalismalarla gelistirilmeye  çalisilan hekimlik, bu yüzyillarda hastanalerde gelistirilmeye baslanilmistir. Çünkü  hastanelerde hasta sayisi giderek artmis, klinik gözlem ve otopsi için daha önce  bulunamayan vakalara sahip olma olanagi dogmustur. Böylece hastaneler, malzemesi bol  laboratuvarlar haline gelmistir. Bu gelismeler sonucunda tibdâ ''hastane tibbi''  olarak adlandirilan bir dönem baslamistir.

 
Teshis ve tedavi usullerinin gelismesini saglayan yenilikler 20.  yüzyilda daha büyük bir hizla devam etmistir. Elektrokardigoyrafinin  elektroensefalografinin, ultrasonografinin; termografinin, endoskopinin, radyoskopinin,  scintigrafinin, kompütürlestirilmis eksensel tomografinin, biostereometriksin,  gammografinin, emiscannerin, sulfa ilaçlari ve penisilinin ve benzeri diger  antibiyotiklerin bulunusu kemoterapide saglanan gelismeler, organ nakilleri ve yapay organ  nakilleri yüzyilimizin söze deger yenilikleridir.

 
HEMSIRELIK HIZMETLERI

Bilim ve meslek olarak hekimlikte görülen bu gelismelerin yani  sira; tedavi hizmetlerinin önemli bir unsuru olan hemsirelik bakiminda da modernlesme  hareketleri 19. yüzyilda baslamistir. Hemsirelik hizmetleri, ilk çaglarda kabile  baskanlari, sihirbazlar ya da din adamlari tarafindan yürütülmüstür. Hiristiyanliktan  sonra ise, rahiplere gönüllü olarak yardim eden kadinlar, genellikle 45'ini asmis  dullar tarafindan yürütülmüstür. Islâmiyeti benimsemis toptumlarda hemsirelik  hizmetleri dini inanislâr nedeniyle büyük ölçüde erkekler tarafindan  yürütülmüstür. Hemsirelik hizmetinin verilmesinde çok uzun bir süre hiçbir formel  egitim alinmadan, yalnizca hekimlerin direktiflerine uyulmustur.Hemsirelik bakimi,  konusunda ilk egitim 1633'de Paris'te verilmistir. Rahibelere kurs verilmesi seklindeki bu  egitime benzer girisimler 1809 yillarinda ABD'de de gerçeklestirilmistir. Ilk hemsirelik  okulu ise 1838'de Almanya'da Theodor FLIEDNER tarafindan kurulmustur. Florance NIGHTINGALE  bu okuldan yetismistir. Sonraki yillarda Avrupa ve ABD'de birçok hemsirelik okulu  açilmistir. Fakat hemsireligin rahiplikte ve rahibelikte bir statü durumundan  çikarilarak meslek haline gelmesi Florance NIGTHTINGALE'nin katkilari ile  gerçeklesmistir. Bu nedenle, Florance NIGTHTINGALE modern hemsireligin kurucusu olarak  kabul edilmektedir.

 
Hemsirelik egitimi ve uygulamalari uzun yillar yalnizca hastanin  fiziksel bakimina yönelik olarak sürdürülmüs, hastadan ziyade hastaliga önem  verilmistir. Ülkemizde hala yaygin olan bu anlayis, Bati hastanelerinde yerini hastaliga  degil, bir insan olarak hastanin kendisini esas alan yaklasima birakmistir. Hastayi  fiziksel, ruhsal ve kültürel bir bütün olarak ele alan bir anlayis, hemsirelik egitimi  ve uygulamasinda disiplinlerarasi yaklasimizorunlu kilmistir. Bu nedenle hemsirelik  egitiminde hastanin fiziksel bakimiyla ilgili bilgilerin yani sira anotomi, fizyoloji.  Psikoloji, sosyoloji... gibi alanlarda da temel bilgiler verilmeye baslanmistir. Öte  yandan, tibdaki kliniklesmeye paralel olarak hemsirelikte de pediatri hemsireligi,  psikiyatri hemsireligi gibi kliniklesme ortaya çikmistir. Bu gelismelerin sonucu olarak  hemsirelik hizmetlerinin etkililigi artmis, hemsirelerin tedavi ekibi içlndeki rolleri  giderek güçlenmistir.

 
Tedavi Ekiplerinin (Mediks) olusmasi

Hastanelerdeki tedavi hizmetlerinin yürütülmesiyle ilgili  önmeli bir gelisme de, hemsire ile hekim arasinda yer alan ve uzman hemsire, hekim  yardimcisi, saglik asistani ve mediks olarak adlandirilan hemsirelerin tedavi  ekibine dahil olmalaridir. Mediksler, hastanin anemnezini alabilen, fizik muayenesini  yapabilen, gerekli labaratuvar testlerini yaptiran, elde edilen dulgulari belirli bir  düzen içinde hekimin tetkikine sunan, daha önceden belirlenip tanimlanmis vakalarin  tedavisini ve koruyucu bakimini yapabilen, hekimin direktiflerine göre terâpötik  tedbirleri uygulayabilen, özellikle kronik vakalarda hastadaki gelismeleri gözleyen ve  verilen hizmetin kayitlarini eksiksiz olarak tutan saglik personelidir. Cografi daglimi  itibariyle hekim yetersizligini gidermek ve hekimlerin etkinliklerini artirmak amaciyla  hekim yardimcisi olarak yetistirilen bu saglik personeli, tedavi ekibindeki elemân  sayisinin, giderek artmasinin 1960 sonrasindaki yehi bir örnegidir.

 
Tedavi hizmetleriyle ilgili bu gelismeler sonucu hastanelerde bulunan  personel ve donanim varlikli kisilerin bile kendi olanaklariyla temin edemiyecekleri bir  duruma gelmistir. Böylece hastaneler, toplumun her kesiminden hastalarin zorunlu otarak  basvurduklari kurumlar olmustur. Tadavi hizmetlerinin merkezi sekilde yürütülmesi,  hekimlerin hastalarina gidip gelme sirasinda ulasimda harcadiktari zaman kaybinin  önlenmesi; hekimlerin tibbin mevcut teknolojik arâçlarindan daha genis ölçüde  yararlanabilmeleri ve diger hekimlerle daha siki isbirligine gidebilmeleri, tedaviye  iliskin tedbirlerin standartlara uygun ve sistamatik biçimde yürütülüp,  denetlenebilmeleri, hastanelerin tedavi merkezleri heline gelmesinde rolü olan diger  etmenlerdir.

 
EGITIM

 
Hastaneler ayni zamanda birer egitim kurumudur. Hastanelerde  verilen ya da hastanelerden beklenen egitim hizmetleri, hastalarin ve yakinlarinin  egitimi,ögrencilerin egitimi, hastane personelinin hizmet-içi egitimi ile saglik  konularinda, kamuoyunun egitimi olarak siralanabilir.

 
Hastanelerin kurulusunda esas amaç, hasta ve yaralilarin tedavisidir.  Bu esas amaca ulasilabilmesi için tedavi hizmetlerinin hasta ve yakinlarinin egitimi ile  bütünlestirilmesi gerekmektedir. Çünkü hastaneye yatan hastalrin önemli bir kismi  kronik hastaliklardan sikayetçidir ve hastanede hastaligin akut , safhasi tedavi  edilmektedir. Baska bir deyisle hasta taburcu olurken tamamiyle iyilesmemistir. Tedavisi  bir ömür boyu sürecek, en azindan sagligi ile ilgili birtakim hususlara dikkat etmesi  gerekecektir. Bu yüzden, hastanin klinik sonrasi dönemde tedavisi ve kontrollarinin  nasil ve kimler tarafindan yapilacagi önem tasimaktadir. Ayrica klinik dönemde de egitim  gören hastalarin daha kisa sürede iyilesip hastaneden taburcu olduklari gözlenmistir.  Bu nedenlerle hastaya ve yakinlarina hataligin mahiyeti özellikleri ve tedavisi ile  ilglii bilgiler verilmekte, bu konuda egitilmektedirler. Bu egitim, yalnizca hastanin  tedavisi açisindan degil, ayni zamanda hastane masraflarinin uzaltilmasi ve toplumun  saglik düzeyinin yükseltilmesi açisindan da önem tasimaktadir.

 
Hastanede verilen ikinci tür egitim, ögrencilerin egitimidir. Bu  ögrenciler, tip ve hemsirelik ögrencileri ile yardimci tip personeli sinifina giren  ögrencilerden alusmaktadir. Labaratuvar asistanligi, eczaci kalfaligi, hemsire  yardimciligi gibi egitim süresi bir yil ya da daha kisa olan dallarda egitimin tamami,  hekimlik, yüksek hemsirelik, diyetisyenlik gibi lisans egitimi gerektiren alanlarda da  ögrencinln klinik egitimleri hastanelerde yapilmaktadir. Bugün birer meslek haline gelen  hastane idareciligi ve biomedikal mühendisliginde de egitimin uygulamaya dönük kismi  hastanelerde yapilmaktadir.Daha önce bahsedilmis olan ''tibda hastâne döneminin''  baslangici, hastanelerdeki mesleki egitimin de baslangici sayilabilir. Bu tarihferden  itibaren kurulan tip fakülteleri ve hemsirelik okullari, ögrencilerine klinik egitim  verilebilmek amaciyla ya bir hastaneyle birlikte; ya da bir hastaneye bagli olarak  kurulmustur. Böylece hekim ve hemsire olacak ögrencilerin okuldaki kuramsâl  egitimlerinin yani sira, hastanede klinik gözlem ve uygulama yapabilme ve tecrübe  kazanabilme olanagi saglanmistir. Anamnez alma fizik muayene, laboratuvar incelemeleri,  hastayla iliski kurabilme, toplanan verileri yorumlama, problemin teshisi ve çözûmü,  tibbi müdahalede bulunma ve tibbi araçlari kullanma olarak ifade edilen klinik ve teknik  beceriler hastanede kazanilmaktadir.

 
Personelin hizmet-içi egitimi hastanede verilen bir baska egitim  türüdür. Tibdaki ve tibbi teknolojideki hizli gelismeler ile hekim ve hemsire açigi  hastanelerdeki hizmet-içi egitim faaliyetlerine önem kazandirmistir. Hastaneye alinan  yeni personelin ise alinmasini saglamak, mevcut personelin bilgilerini tazelemek, yeni  bilgiler edinmelerini saglamak ve becerilerini gelistirmek için yapilan hizmet-içi  egitim, hekimlikte sürekli tip egitimi olarak adlandirilmaktadir. ABD gibi gelismis  ülkelerde, hekimlerin sürekli tip egitimlerine yardimci olunmak üzere ''tip egitimi  komiteleri'' olusturulmustur. Yine bu amaçta hastane kütüphanelerinin kitap, dergi,  video-teyp bandlari ve slaydlar bakimindan zenginlestirilmesine, periyodik olarak  seminerler ve konferanslar düzenlenmesine özen gösterilmektedir. Sürekli tip egitimi,  ulusal düzeyde tip egitimi politikasinin bir konusu olmakla birlikte, hekimlere gerekli  kolayliklarin ve olanaklarin saglanmasi açisindan, hastane içinde yâpilabilecek  birtakim faaliyetler de bulunmaktadir.

 
Hizmet-içi egitimin önem tasidigi diger bir saglik personeli de  hemsirelerdir. Hastane personelinin önemli bir kismini, yaklasik üçte birini hemsireler  olusturmaktadir. Hem eski bilgilerini tazeleyebilmeleri, hem de hasta bakiminda ve tedavi  usullerinde ortaya çikan yenilikleri ögrenebilmeleri için hemsirelerin iyi  programlanmis bir hirmet-içi egitimleri gelistimeleri zorunludur. Hemsire personeli  içinde hemsire yordimcilari ve hastabakicilar için ''hizmet-içi egitim'',  görebilecekleri yegane egitim oldugundan ayrica önem tasimaktadir. Bu nedenlerden  hareketle, hemsireler belirli araliklarla kurslar, seminerler ve konferanslar seklinde  düzenlenen hizmet-içi egitim programina alinmaktadirlar.

 
Hizmet-içi egitimde giderek önem kazanan diger bir konu hastane  eczacilarinin egitimidir. Eczacinin hastanede yalnizca hap sayan ve gelen-giden ilaçlarin  kayitlarini tutan kisiler durumundan çikartilarak, hastanin ilaç anemnezini alan, ilaç  profilini çikaran, hekim ve hemsirelere ilaçlarin dozlari, bilesimleri, yan etkileri,  reaksiyon meydana getirme durumlari hakkinda bilgi veren klinikler haline getirilmesi  için hizmet-içi egitim verilmektedir. Bu egitimde, eczacilarin tedavi ekibinde  fonksiyonel hale getirilerek büyük miktarlara ulasan ilaç sarfiyatinin önüne  geçilmesi amaçlanmaktadir.

 
Yukarida sözü edilen bu üç tür egitim disinda hastanelerden  beklenen diger bir egitiim hizmeti de toplum sagligi ile igili konularda kamuoyunun  egitimidir. Bu tür bir egitimden amaçlanan ve topluma verilmek istenen hususlar  sunlardir. Hastanede verilen hizmetler konusunda komuoyunun bilgilendirilmesi, insanlarin  periyodik saglik kontrolü yaptirmalari ve bu kontrollarda hastaneyi kullanmalari  konusunda tesvik edilmeleri, hastaneden korkan insanlara bu korkularini yenmelerine  yardimci olunmasi, devlete ait hastanelerde politik etkilerin ve müdahalelerin  azaltilmasi, hastane standartlarinin neler oldugu bu standartlarin neden ve nasil  gelistirildiginin kamu, oyuna açiklanmasi. Bu amaçlarla yürütülecek egitim  faailyetlerinin basariya ulasabilmesi için, diger hastanelerle çesitli kamu  kuruluslariyla, mesleki örgütlerle, gönüllülerle ve hastaneden sifa bularak taburcu  olmus hastalarla isbirligi yapilmasi, onlarin desteginin saglanmasi gerekmektedir.

 
Arastirma ve Gelistirme Faaliyetleri

 
Hastanelerdeki arastirma ve gelistirme faaliyetleri biri tibbi,  digeri idari olmak üzere iki türlüdür. Tibbi arastirma faaliyetleri de klinik arastima  ve geçmise dönük (retrospective) arastirma olmak üzere ikiye ayrilmaktadir. Klinik  arastirma, hasta ya da deney hayvanlari üzerinde yapilan arastirmadir. Geçmise dönük  arastirma ise, hasta dosyalarina dayanilarak yapilan arastirmadir.

 
Idari arastirma, hastanedeki isletmecilik sorunlarinin saptanip,  çözümüne yönelik arastirmadir. Bati'da, özellikle ABD'de hastane endüstrisi büyük  endüstriler arasinda yer aldigindan, hastanelerde idari arastirmalara çok önem  verilmektedir. Hastanenin verimliligini ve etkinligini artirmaya yönelik bu arastirmalar,  ya hastane içinden bir ekibe, ya da hastane disindan bir uzmanlar grubuna  yaptiritmaktadir.

 
Toplumun Saglik Seviyesinin Yükseltilmesine Katkida Bulunma  (Koruyucu Tip Hizmetleri)

Hastaneler yukarida sözü edilen islevleri yürütürlerken  dolayli olarak toplumun saglik seviyesini de yükseltmektedirler. Tedavi edici tip alanina  giren bu faaliyetlerden baska, artik günümüzde hastanelerin koruyucu tip alaninda da  hizmet vermeleri beklenmektedir. Kanser gibi, alkolizm veya trafik kazalari gibi, toplum  sagligini tehdit eden hastaliklar veya tehditlerle mücadelede hastanelerin kendi  baslarina yapabilecekleri oldukça kisitlidir. Fakat diger hastanelerle ve kamu  kuruluslariyla birlikte yürütülecek egitim programlari, asi kampanyalari, röntgen  taramalari bu amaçla gerçeklestirilebilecek faaliyetler arasindadir. Hastanelere  basvurfan hastalarda diger bazi tetkiklerin yapilacak muhtemel hastaliklarin teshisi için  alinacak tedbirler de koruyucu tip hizmetleri arasinda mütalaa edilmektedir.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.9 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC | Ve Theme Design By Cadosoas