|
boxcigar
|
 |
« : Temmuz 28, 2007, 08:27:39 ÖS » |
|
(M.Ö. 273-192) Bilim tarihinde Helenistik dönem (M.Ö. 300 -M.S. 100),özellikle ilk aşamasında, bilimsel yöntemin gerçek anlamda işlerlikkazandığı yaratıcı bir ortamdır. Daha önceki bilimsel çalışmalar yaMısır ve Mezopotamya'da olduğu gibi daha çok pratik amaçlara yönelikgözlem ve ölçme düzeyinde kalan bir etkinlikti, ya da, Antik Grekdöneminde olduğu gibi gözlemden çok kuramsal düşünmeye ağırlık veren,varlığın doğasını anlamaya yönelik metafiziksel türden bir uğraştı.
Thales'den Aristoteles'e uzanan üçyüz yıllık düşünsel arayışın başlıcahedefi gerçekliğin asal niteliğini belirlemekti. Grek düşünürleriarasında olgusal araştırmaya belki de en yatkın olan Aristoteles bile,temelde, kimi metafiziksel ilkelere dayanan bütüncül bir açıklamaarayışı içindeydi. Ussal düşünme ile gözlemsel verilerin etkileşiminiiçeren bilimsel yöntemin ilk yetkin örneğini Helenistik dönemin baştaArchimedes (Arşimet) olmak üzere sayılı seçkin bilginlerininçalışmalarında bulmaktayız.
Arşimet, bundan önceki yazıda ayrıntılı olarak belirttiğimiz gibibuluşlarıyla klasik çağın bilimde en büyük öncüsüdür. ÇağdaşıAristarkus, Kopernik'ten 1700 yıl önce, güneş-merkezli sistemhipotezini ilk ortaya süren büyük bir astronomdu. Onun öngördüğü sistemçerçevesinde güneş ile yıldızların gökyüzünde sabit konumlarda olduğu,arzın ise güneş çevresinde çembersel bir yörünge çizerek devindiği,dahası kendi ekseni çevresinde de günlük dönüş içinde olduğu türünden,dönemin yerleşik anlayışına ters düşen savlar ortaya koymuştu.
Ayrıca, yazdığı bir kitapta Güneş ile Ay'ın oylumlarını, dünyadanuzaklıklarını hesaplamaya, ulaştığı sonuçları geometri yöntemiyleispatlamaya çalıştığı görülmektedir.
Eratosthenes'e gelince, bu çok yönlü bilgin için hiç kuşkusuz döneminArşimet'ten sonra en büyük öncüsü diyebiliriz. Geniş bilgisi, pek çokkonularda yazdığı kitaplarıyla daha yaşam döneminde ün kazananEratosthenes, İskenderiye büyük kütüphanesinin yöneticisiydi. Arzınküresel olduğunu ileri süren, güneşin dünyadan uzaklığını 92 milyon milolarak hesaplayan (doğrusu 93 milyon mildir), Eratosthenes, özelliklecoğrafya alanındaki çalışmalarıyla tanınmaktaydı. Ama onu bilimtarihinde unutulmazlar arasına sokan asıl başarısı, arzın çevrelçemberinin uzunluğunu belirleme çalışmasıdır. Deniz ve kara ulaşımınınbir kaç bin millik açılmayla sınırlı kaldığı bir dönemde arzınbüyüklüğünü belirleme kolayca ulaşılabilecek bir başarı değildi.
Daha önce bu yönde uğraş veren pek çok kimse olmuştu; ama hiç biriEratosthenes'in ulaştığı sonuç ölçüsünde gerçeğe yakın bir sonuç ortayakoyamamıştı. Asıl amacı güneş ile Ay'ın boyutlarını belirlemek,dünyadan uzaklıklarını saptamaktı. Ama bunun için öncelikle arzınbüyüklüğünü hesaplaması gerekiyordu. Elde yararlanabileceği hiç biroptik araç yoktu.
Güç kaynağını, uyguladığı yöntem sağlıyordu. Basit bir orantıya dayananyöntemin kullanımı bazı varsayım, gözlemsel bilgi ve geometrik kurallargerektiriyordu. Örneğin, arzın küreselliği, daire çemberinin 360 dereceolduğu, güneş ışınlarının yer yüzüne paralel düştüğü, vb. Bilindiğigibi, yer yüzeyi düz değil, eğmeçlidir. Bu nedenle gün ortasında güneşdeğişik enlemlerde bulunan kişilere, ufuktan değişik yüksekliklerdegörünür. Bu gözlemi dikkate alan Eratosthenes yaklaşık aynı boylamüzerine düşen iki yer seçer. Bunlardan biri Syene (bugünkü Asvanbarajına yakın küçük bir kasaba), diğeri dönemin ünlü bilim merkeziİskenderiye kenti idi.
Syene'de yaz ortasında güneş öğle vakti tam tepede bir konumdadır; öyleki, dik duran bir direk gölge düşüremediği gibi, derin bir kuyudibinden bakıldığında güneş görülür. İskenderiye'de ise durumdeğişiktir; Syene'nin yaklaşık 514 mil kuzeyinde bulunan bu kenttegüneş ışınları hiç bir zaman dik düşmez.
Eratosthenes bu verilere dayanarak aşağıdaki şekilde gösterildiğiüzere, İskenderiye'de güneş ışınlarının, arzın merkezine dik inen birdoğru üzerinde oluşturduğu açıyı (şekilde a ile gösterilen açıyı)ölçer. Adı geçen iki yerin arzın merkezinde oluşturdukları açıya eşitolan ve iki yer arasındaki mesafeyi temsil eden bu açı yaklaşık 7.5derecedir. Her daire çemberi gibi yer kürenin çevrel çemberinin de 360derece olduğunu varsayan Eratosthenes basit bir orantı işlemiyle buçemberin 24.670 mil olduğunu (doğrusu 24.870 mildir) hesaplar. Bukadarla kalmaz, 60 millik bir hatayla arzın çapını da belirler.
[Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor]
Isazc Güneş ışınları şekilde z tepe noktasını, c arzın merkezini, iİskenderiye'yi, s Syene'i göstermektedir. a ölçülen ve ics açısına eşitolan açıdır.
Teknolojinin henüz bazı basit el araçlarının ötesine geçmediği birdönemde bu türden sonuçlara ulaşma gerçekten olağanüstü bir zekâ veimgelem gücü demekti.
Eratosthenes'in azımsanamayacak bir başarısı da o zaman bilinendünyanın haritasını çıkarması. Harita İngiliz adaları dahil Avrupa,Afrika ve Asya anakaralarını kapsıyordu. Küresel bir yüzeyi düz kağıtüstünde göstermek kolay bir iş değildi. Tıpkı bir portakal kabuğunumasa üzerine dümdüz yerleştirmek gibi. Eratosthenes enlemparalelleriyle boylam meridyenlerini kullanarak oldukça duyarlı vegüvenilir bir projeksiyonla güçlüğün üstesinden gelmişti. Yaptığıharita yüzyıllarca denizcilikte ve başka alanlarda kullanıldı.
Eratosthenes, geliştirdiği bir yöntemle, güneşin öğle vaktindekiyüksekliğine bakarak herhangi bir yerin enlemini hesaplayabiliyordu(Boylamın hesaplanması aradan ikibin yıllık bir sürenin geçmesinibeklemiştir). Onun ilginç bir savı da fiziksel coğrafya ile ilgilidir.Hint ve Atlas okyanuslarındaki gel-git devinimleri arasındaki yakınbenzerliği göz önüne alarak, iki okyanusun aslında birleşik olduğunu,üç anakaranın (Avrupa, Asya ve Afrika) da bir ada oluşturduğunu ilerisürer.
Dahası, kimi kaynaklara göre, Eratosthenes daha ileri giderek Atlantikötesi yeni bir anakaranın varlığından bile söz etmiştir. Ona göre,okyanusun öte yakasında bilinen dünyayı dengeleyen bir başka dünyanınvarlığı büyük bir olasılıktı.
Roma yönetiminde zamanla İskenderiye'deki parlak bilim meşalesi sönmeyeyüz tutar. O dönemin bilim öncülerinin son temsilcisi Hero'nunmatematik, fizik ve teknolojideki başarılarını, kendisinden 300 yılönce yaşamış Eratosthenes'e borçlu olduğunu söylemiş olması büyükbilginin bilim dünyasındaki kalıcı etkisini yansıtmaktadır.
Eratosthenes 81 yaşında öldüğünde en küçük bir mal varlığı yoktu; amabıraktığı dünya doğduğundaki dünyadan bilgi birikimi ve araştırmayöntemi bakımından çok daha zengindi.
|