Duyurular
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Sayfa: 1 [2]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Cilt hastaliklari  (Okunma Sayısı 8982 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #15 : Temmuz 25, 2007, 04:50:43 ÖS »

EKTİMA

Tanım : Dermal ülserasyona yol açan ve epidermise dek uzanan cilt infeksiyonudur. Tedavi impetigo gibidir.

Klinikbulgular : Daha önce travma, malnütrisyon, kötü hijyen koşulları olanve alkoliklerde daha sık oluşur. Tek veya çoğul vezikül şeklindebaşlar, kabuk olur ama ülserasyona neden olur ve skar bırakır..Genellikle alt ekstremitede oluşur.

Etiyoloji : Etken: S.aureus ya da grup A streptokoklar, bazen ikisi birlikte etken olabilir. Tanı:Kliniktir, gerekirse kültür.

Tedavi: Tedavi impetigo gibidir. Lokal yara bakımı yararlıdır(su ve sabunlayıkama). Topikal antibiyotik; bacitracin, neomycin-bacitracin,mupirocin de kullanılabilir. Günde 3 kez , 7-8 gün uygulama yeterlidir.Yaygın impetigo, aile içi infeksiyon varsa , kreş grubu veya atletiktakım ve büllöz impetigoda topikal ajanlar yeterli olmaz. Sistemikantimikrobiyal ajan kullanımını gerektiriyorsa; Penisilin veyaamoksisilin verilir.. Oral 1.jenerasyon sefalosporinler, penisilineallerjisi olanlarda; eritromisin, azithromycin doz clarithromycinverilir. Stafilokokların etkin olduğu düşünülüyorsa, büllözse;penisilinaza dirençli oral penisilin ör:dicloxacillin--cloxacillin veyaI.jenerasyon sefalosporinler; cephalexin, cephradine veya , cefadroxiloral kullanılabilir.Cefixim S.aureusa etkin olmadığı için kullanılmaz.Amoksisilin/clavulanic asit, Clindamycin veyatrimethoprim/sulfamethoxazole 160/800 mg.lıktan oral yolla günde ikikez verilebilir. Gerekirse diğer antistafilokokal ajanlar dakullanılabilir. Oral ajanlarla tedavi süresi bir haftadır.

Dozlar

Penisilin: Oral penisilinV ; 25000-90.000Ü/kg/gün, dört dozda, 10 gün,erişkinde; 250 mg , oral, 4 kez/gün veya benzathin penisilinG ;300000-600.000Ü çocuk, 1200 000Ü erişkin olarak tek doz kas içineuygulanır.
Amoksisilin : 25-50mg/kg/gün, üç dozda, erişkin:1.5gr. iki-üç dozda
Ampicillin : 50-100mg/kg/gün, 4 dozda, erişkin: 2-4 gr/gün, 4 dozda
Oral1.jenerasyon sefalosporinler : Cephadroxil oral; 30mg/kg/gün, iki dozabölünerek, erişkinde 2gr. iki doza bölünüp, , cefpodoxime; 10mg/kg/gün2 dozda, erişkinde 800mg, iki doza bölünüp, cefprozil; 15-30mg/kg/güniki doza bölünüp, erişkinde 1 gr/gün iki dozda, ceftibuten 9mg/kg/gün,bir doz, cephalexin ; 25-50mg/kg/gün 4 doza bölünerek, erişkinde günlükdoz 1-4 gr, cephradine; 25-50mg/kg/gün 2-4 dozda ,erişkinde 250mgx4 doz.
Erythromycin:Yenidoğanda doz : 2000gr.dan düşük ağırlıklı bebekte;10mg/kgağırlıklıda 12 saatte bir , 2000gr.dan büyükte; 10mg/kg, 8 saatte bir ,20-50mg/kg 2-4 dozda erişkinde 6 saatte bir 250-500mg olarak.
Azithromycin5-12mg/kg gün tek doz, erişkin : 500mg/gün veya İlk gün 0.5 gr.dahasonra 250 mg/gün toplam 5 gün.maksimum doz; 600 mg.
Clarithromycin 7.5 mg/kg/gün iki dozda, erişkinde 1 gr/gün, iki dozda,. 10 gün verilir.
Dicloxacillin: 3.125-6.25 mg/kg-cloxacillin 12.5 mg/kg dörde bölünüp, erişkinde250mg oral 4 kez/günde) veya sefalosporin: cephalexin, cephradine(25-50mg/kg) ikiye bölünüp(erişkinde 250mg , oral, günde 4 kez) veya ,cefadroxil 30mg/kg /gün, iki dozda kullanılabilir.
Amoksisilin/clavulanic asit:25-45 mg/kg/gün, 2-3 dozda(formülasyona göre), erişkin:1.5 gr./gün, üç dozda.
Clindamycin: 2000gr.dan düşük yenidoğanda 5mg/kg, 12 saatte bir, 1 haftadanbüyükse 5mg/kg 8 saatte bir, 2000gr.dan büyük ve 1 haftadan küçüklerde5mg/kg, 8 saatte bir, bir haftadan büyüklerde 5mg/kg 6 saatte bir ,infantlarda; 15-25mg/kg/gün 3-4 doz oral, erişkinde 150mg-450mg, 4 kezgünde oral.
Trimethoprim/sulfamethoxazole : 8mg/kg/gün(trimethoprimegöre), 2 dozda, erişkin; 160/800 mg.lıktan oral yolla günde iki kezverilebilir.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #16 : Temmuz 25, 2007, 04:51:03 ÖS »

EKODERMAL DİSPLAZİ

Deri ve derinin eklerinin (saç,tırnaklar, dişler ve ter bezleri) gelişim bozukluğu ile kendinigösteren kalıtımsal bir hastalıktır. Ektodermal displazinin çok sayıdatipi bulunmakla birlikte en sık rastlanılan tipi; X-kromozomuna bağlıolarak geçiş gösteren anhidrotik ektodermal displazidir (terlemeyokluğu/azlığı ile birlikte olan tipi) ve sadece erkeklerde gözlenir.Otozomal kromozomlara (cinsiyet kromozomları dışındaki kromozomlar)bağlı olarak dominant (baskın) geçiş gösteren diğer bir tipi ise hemerkek hem de kız bebeklerde aynı oranda gözlenir. Otozomal dominant tipile X-geçişli tipde gözlenen şikayetler ve belirtiler aynıdır.

Ektodermaldisplazide, derinin tüm ekleri değişik derecelerde etkilenmiş olabilir.Anhidrotik ektodermal displazide ter bezlerinin anne karnında ikengelişmemesi sonucu meydana gelir. Etkilenen bebeklerde vücutsıcaklığının kontrolünde sorun vardır ve çok hafif hastalıklarda bileson derece yüksek ve tehlikeli ateş yükselmesi gözlenebilir, çünküteleyerek ateşin kontrol mekanizması ortadan kalkmaktadır. Yetişkinhastalarda ise sıcak ortamlarda bulunmak ve çalışmak zorlaşır.

Mukozaların(vücudun iç boşluklarını döşeyen deri) tutulduğu hastalarda burunlailgili kronik enfeksiyonlar daha sık gözlenir, solunum yoluenfeksiyonları artmıştır ve burundan sürekli kötü kokulu bir akıntıgelebilir. Saç telleri çok ince olabilir veya saçta dökülmelergörülebilir. Cİlt ince ve rengi açık olabilir. Diş gelişimi anormaldirve bir çok diş eksik olabilir.

Bu hastalıktan korunmak içinyapılması gereken en önemli şey; ailesinde ektoermal displazi olduğubilinen anne - babaların hamilelik öncesi genetik danışmanlıkhizmetleri için için ilgili bir birime müracaat etmeleridir, hamileliksırasında hastalığın saptanmasını sağlayacak bir analiz bulunmamaktadır.

Belirtiler ve Şikayetler

- diş sayısının az olması
- sivri dişler
- diş çıkmasının gecikmesi
- terleme yokluğu
- gözyaşı yokluğu (nadiren)
- ince deri
- cilt rengi açıklığı
- kötü kokulu burun akıntısı
- sıcağa tahammül edememe
- vücut sıcaklığınd aani yükselmeler
- ince saş telleri
- saç yokluğu
- tırnaklarda şekil bozukluğu (kalınlaşma)
- burunda basıklık
Tanı
Biyopsi ile tanı konur (deri ve mukozalardan örnek alınır).
Tedavi
Ektodermal displazinin özel bir tedavisi yoktur.

Tedavidegenelde kozmetik yöntemler kullanılır: Takma diş veya protez, saç içinperuk gibi çözümler kullanılabilir. Gözlerde kurumayı engellemek içinsentetik gözyaşı damlaları kullanılabilir. Burundaki akıntıları veenfeksiyon gelişimini engellemek için sık sık bir hekim tarafındanburun iç kısmının temizlenmesi gerekebilir.

Erken yaşlardapanaromik diş grafisi çekilir. Erken aşamada protezlerin kullanılmasıyüzde yapısal anomalilerin ortaya çıkmasını önleyebilir. Daha yeniyöntemlerden biri de protetik dişlerin içine yerleştirildiği kemikimplantları kullanmaktır.

Vücut sıcaklığının kontrolü süreklibir problem olabilir; sık sık soğuk su ile duş almak, serin ortamlardabulunmak ve serinletici spreyler kullanmak gerekebilir. Aktiviteler,giysiler, soğutma yöntemleri ve hatta daha serin iklimli bir yeretaşınmak gerekebilir.

Anhidrotik ektodermal displazilihastalarda atopik ekzema da sıktır ve tedavi edilmelidir. Hastalarınçoğunun derisi kurudur ve nemlendiriciler kullanılmalıdır. Palmoplantarkeratoderma varsa keratolitikler kullanılır.

Bu hastalıklabirlikte bulunabilecek yarık damak ve dudak, uretral stenoz, vaginaladezyonlar, mukozal ve kutanöz malignite, sindaktili ve diğer yapısalanormallikler için cerrahi tedavi gereklidir. Mukozal lökoplaki veatrofik deri bulunursa malignite açısından; diskeratozis konjenitavarsa kan diskrazileri için düzenli izlem gereklidir.

Tırnak distrofisi olan hastalarda özel ayakkabı kullanılmalıdır. Akut paronişi varsa antibiyoterapi uygulanır.

Sonuç

Ektodermaldisplazi hayat boyu sürecek ve gerekli önlemler alındığında hayatıtehdit etmeden kontrol edilebilecek bir hastalıktır. Ancak özelliklevücut sıcaklığının kontrolü konusuna özellikle dikkat edilmelidir.

Ateşyükselmesine bağlı havale geçirilebilir, bu konuya özellikle dikkatedilmelidir. Ayrıca vücut sıcaklığındaki aşırı yükselmeler beyindehasara neden olabilir.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #17 : Temmuz 25, 2007, 04:51:29 ÖS »

EPİLASYON TEKNİKLERİ

1. Tüylenme

Doğumdan sonra 3.veya 4. ayda tüylenme başlar. İki tip kıl oluşur; bunlar, kısa,renksiz, ince olan vellus (ayva tüyleri) ve koyu, kalın, uzun olanterminal kıllardır. Terminal kılların kalıtımsal nedenlerle büyümesine'hipertriker', androjen etkisiyle erkeksi karakterde büyümesine'hirsutizm' denir. Hirsutizm sorunu olan kişilerin doktor kontrolündetedavi olması gerekir, ancak tedaviyle bu kılların tamamıdökülmeyeceğinden epilasyon da uygulanmalıdır. Hipertrinerin tedavisiyoktur, oluşan kıllar değişik yöntemlerle yok edilir. Belli başlıepilasyon yöntemleri şunlardır:

2. İğneli Klasik Yöntem

Epilasyonyapılacak bölge önce alkolle temizlenir, sonra ince bir iğneyle kılköküne girilerek elektrik verilir. Bu şekilde kıl kökü tahrip edilmişolur. Jilet ya da tüy dökücülerle alınarak kalınlaşmış tüylere dahafazla elekrik verilmesi gerektiğinden, bu durumda daha fazla acıhissedilir. Seanslar yüze haftada bir, vücuda 1,5-2 haftada birtekrarlanır, süreleri epilasyon yapılan bölgeye göre değişir. Bir seansyüzde 15 dakika sürerken, vücutta birkaç saatten uzun sürebilir. Buyöntem hamileler dışında herkese uygulanabilir. Yanda SORISA cihazı ileuygulama görülüyor

3. Blend Yöntemi


Bu yöntem klasikiğneli yönteme çok benzer. Aynı şekilde iğneyle kıl köküne girilerekelektrik verilmesine dayanır. Farkı akımdan sonra yüksek frekansuygulanmasıdır. Verilen yüksek frekans nedeniyle kıl kökünde bir çeşitsıvı oluşarak kılı öldürür. Bu sıvının oluşması beklendiğinden seanslarklasik iğneli yönteme göre daha uzun sürer. Epilasyondan sonraki ilk 24saat içinde cilde su ve fondoten, ilk 48 saat içinde de sabundeğdirilmemesi gerekmektedir. Bu yöntem hamilelere, vücudunda platintaşıyanlara, yüksek tansiyon hastalarına ve regl dönemindekilereuygulanmaz.
Yanda BIOTRON iğneli Dijital Blend epilasyon cihazını görüyorsunuz.



4. Bio-Aktif Sistem

Öncekilerdenoldukça farklı olan bu yöntemde epilasyon yapılacak bölgeye,epilasyondan önce 3 gün üst üste bitkisel ağırlıklı bir solüsyon olanBiodepyl sürülür. Bu sürede kesinlikle su değdirilmez. Seans sırasındasolüsyon sayesinde yumuşamış bölgedeki tüyler sır ağda ile alınır vetekrar Biodepyl sürülür. Sonra epilasyon makinasının bob adı verilenbaşlığı ile bu bölgeye 15 dakika kadar masaj yapılır. Bu yönteminesasını oluşturan solüsyonun amacı kılları zayıflatmaktır. Bu şekildegittikçe zayıflayan kıllar 6 ayla 1 yıl arası bir sürede tamamen yokolurlar. Seans aralıklerı kılların tekrar uzamasına göre değişir. Azmiktarda da olsa uzayan kıllar için fazla vakit geçirmeden tekrarepilasyona girilmesi gerekir. Seans uzunluğu komple vücutta en az 2,5saattir ve bu süre kılın alınma zorluğuna göre daha da uzayabilir.

Yanda SORISA cihazı ile uygulama görülüyor.

5. Radyo Frekansı İle Epilasyon

Buyöntem ses dalgalarının kıl kökünde ısıya dönüşerek kıl kökünüyakmasına dayanır. Acı vermez ve iz bırakmaz. Diğer yöntemlerden farklıolarak seanslardan sonra denize girilebilir, yıkanılabilir ya da güneşeçıkılabilir. Kesin sonuç alınması 6 ayla 1 yıl arasında değişir, jiletkullanımı ya da hormon dengesizliği bu süreyi uzatan faktörlerdendir.Seans aralığı ise kılların tekrar uzamasına bağlıdır.

6. Foto Epilasyon

Fotoepilasyon, lazer gibi ışığın yoğun biçimde deriye verilerek kılköklerinin yakılmasıdır. Ancak ışığın dalga boyu lazerinkinden dahadüşüktür. Beyaz ışığın önüne 590-755 nm. arasında değişik dalga boylarıiçin filtreler takılıp, derinin ve kılın tipine göre seçilerek yöntemtatbik edilir. 2-5 pals'te 1-5 mm. derinlikteki kıl köklerineulaşılabilir. Dalga boyunun değişebilir olması tek dalga boyundaçalışan lazerlere olan üstünlüğüdür. Epilasyon yapılacak bölge acıyıhafifletmek ve oluşabilecek kızarıklıkları engellemek için önce buz ilesoğutulur.Yeni sitemlerde acı diğer yötemlere göre daha az halegetirilmiştir.



Daha sonra özel bir jel sürülerek ışıkverilir. Bu sistemde tenin ve kılın rengi çok önemlidir çünkü ten rengikoyulaştıkça ışık dağılır ve sonuç alma süresi uzar. Bu nedenle buyöntem zencilere uygulanamaz. Önemli olan kılın deri içindeki renginin,deri renginden koyu olmasıdır. Kesin sonuç 2-5 seans arası alınır veseans aralıkları aynı bölge için en az 3 hafta olmalıdır. Tedavisüresince ve tedaviden sonraki belirli bir süre boyunca güneşe çıkmakve bronzlaşmak yasaktır.

7. Lazer İle Epilasyon

Lazerseçilmiş dalga boyundaki yoğun ışıktır. Doku, lazer ışığını emerekısınır. Özel olarak seçilen dalga boyundaki lazer ışığı, çevre dokularıetkilemeden sadece kıl köküne etki eder. Lazer ışığı, epilasyonda 2önemli vücut yapısı tarafından tutulur. Melanin (cilde rengini verenkoyu renkli piment) ve oksihemoglobin (kandaki oksijen taşıyanmolekül). Melanin kıl ve kıl kökünde bulunduğundan lazer ışığını dahaçok tutar ve ısınır. Kıl köklerinin zayıflamasına ve uygungelişmişlikteki kılların yok edilmesini sağlar. İyi bir lazer cihazınındalga boyu, kıl çevresindeki epidermis deri tabakasının zarargörmeyeceği bir dalga boyuna sahiptir. Bu yöntemde verilen ışın demetikıl köküne ulaşıp, ısı etkisiyle kıl kökünü yok eder. Foto epilasyondaolduğu gibi ten rengi çok önemlidir, aynı şekilde açık ten ve koyurenkli kıllar işi kolaylaştırır. Kıl köklerinin tamamen yok edilmesi2-3 kere lazer uygulanması ile olur. Uygulaması da foto epilasyonabenzer şekilde jel sürüldükten sonra lazer verilmesinden ibarettir.Yine aynı şekilde tedaviden sonra güneşe çıkmamak gerekir. Seans süresiyaklaşık 15 dakikadır ve bu süre içerisinde tüm yüz ya da iki koltukaltı tamamen temizlenebilir.

8. Bazı Lazer Teknikleri

Nd-YAG (Q tetikli) Lazer

Katıhal lazeridir. 1064 ve 532 nanometre dalga boylarındadır. Değişikteknikler ile daha farklı dalga boylarında da elde etmek mümkündür.Uygulaması basit, yan etkileri azdır. Çok amaçlı kullanıma izin veren,oldukça acısız bir yöntemdir. Süratli uygulama yapmak mümkündür. Çevredokulara etkisinin az olduğu söylenmektedir.

Ruby (Yakut) Lazer

Katıhal lazeridir. En eski lazer sistemidir. 694.3 nanometre dalga boyunda,yüksek enerjili ışınlardır. Melanin tarafından tutulur.Epidermis ve kanhücrelerince de tutulduğu bilinmektedir. Epilasyon uygulamasında,mutlaka soğutucu ellikler kullanılmalıdır. Yavaş ve hantal birsistemdir.

Alexandrite Lazer

Alexandrite lazerinin dalgaboyu 755 nanometredir. Melanin tarafından emilirken, önemli ölçüdeoksihemoglobin tarafından tutulur. Süratli bir yöntemdir. Isı ile kıldışı dokuların etkilenmesi ve zarar görmesi, bu sistemde daha önplandadır. Epidermal cilt yanıklarına neden olabilir. Acı hissi, diğerlazerlere göre daha fazla olduğu söylenmektedir.

Diode Lazer

Yenibir lazer sistemidir. Gallium Arsenid diod lazerinin dalga boyu 800-840nanometredir. Bu lazerlere ait fazla klinik uygulama henüztamamlanmamıştır.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #18 : Temmuz 25, 2007, 04:51:48 ÖS »

Genital Herpes - UÇUK

Yaygın adı ile uçuk olarak bilinen lezyon, Herpes Simpleks Virus (HSV) adı verilen virüsün yol açtığı bir enfeksiyondur.


Sadece45 milyon kişi A.B.D.'de bu hastalğa yakalanmıştır ve her yıl 500.000yeni vaka ortaya çıkmaktadır. Bu tablonun dramatik olan yanı hastaların%80'i ya herhangi bir yakınma ortaya çıkmadığı ya da belirtileri yanlışyorumladığı için hasta olduğunun farkında değildir.

HSV'nin 2tipi vardır: HSV1 ve HSV2. HSV1 genelde dudak etrafındaki uçuk şeklindelezyonlara neden olurken, HSV2 genelde genital organlarda enfeksiyonyaratmaktadır.

Virus ilk defa enfeksiyon yarattıktan sonra sinirdüğümlerinde sessiz olarak yıllarca bekleyebilmekte ve uygun ortam vezamanda yeniden enfeksiyona neden olabilmektedir. Bu nedenle HSVenfeksiyonları sinsi enfeksiyonlardır.

Belirtiler
Herpesbulguları kişiden kişiye değişir. İlk atakta genelde virüs ile tamastansonra 2 gün 3 hafta arası bir sürelik kuluçka devresini takiben yanma,kaşıntı, bacaklarda ağrı, kalça ve genital bölgede ağrı, vajinalakıntı, karın boşluğunda dolgunluk hissi görülebilir. Bu ilkbulgulardan birkaç gün sonra enfeksiyon alanında uçuk tarzı yaralarortaya çıkar. Bu yaralar vajinada ve rahim ağzında olabilir. 3-4 güniçinde bu yaralar iz bırakmadan kaybolurlar. Bu aşamadan sonra virusomurilik düzeyinde sinir köklerine giderek yerleşir ve burada inaktivehalde beklemeye başlar. Pekçok kişide de periyodik olarakre-enfeksiyona neden olur. Bu reenfeksiyonlar esnasında viruslersinirler boyunca ilerleyerek genelde ilk enfeksiyonu yarattığıalanların yakınında yeni lezyonları yapar.Her enfeksiyon atağıesnasında gözle görülebilen lezyonların bulunması şart değildir. Çoğuzaman fark edilmeyen ataklar olur. Bu dönemlerde vajinal salgılar ilevirüs yayılımı olduğundan kadın cinsel partnerine hastalığıbulaştırabilir.Genital herpes lezyonununtipik görüntüsü

Tanı
Gözlegörülebilen lezyonların varlığında tanıyı koymak kolaydır. Ancak bununHSV olduğunu göstermek için bazı laboratuvar tetkikleri gerekebilir.Bunun en iyi yolu aktif enfeksiyon sırasında lezyonlardan alınacakmateryalde viral kültür yapmaktır. Ancak bu oldukça masraflı birtekniktir. Materyalde virus üretilememesi hastalık olmadığı anlamına dagelmez. Kesin tanının çok zor olması nedeni ile pekçok vaka hatalıolarak teşhis ve tedavi edilmektedir. Kanda yapılan immünolojik testlerile de HSV varlığı saptanabilir. Ancak bu testler aktif enfeksiyonugöstermez. Sadece kişinin hayatının herhangi bir döneminde enfeksiyongeçirip geçirmediğini ve bağışıklık sisteminin virüse karşı antikorgeliştirip geliştirmediğini belirler. Antikorlar bulunsa bile bunlarkişiyi yeni enfeksiyonlardan korumaz. Kan testi ayrıca oral ve genitalenfeksiyonların ayrımını da sağlayamaz. Son zamanlarda HSV1 ve HSV2'yiayrıdedebilen kan testleri geliştirilmiş olmakla beraber bunlarınyaygın kullanımı henüz daha mevcut değildir.

Tedavi
GünümüzdeHerpes tedavisi için değişik ilaçlar mevcuttur ancak bu ilaçlar kesintedavi sağlayamamaktadırlar. Viral bir enfeksiyon olduğu içinantibiyotikler etkisiz olmaktadır. İlaçlar sedece ilk atağın şiddetiniazaltmakta ve süresini kısaltmakta , daha sonraki atakların isesıklığını düşürmektedir. HSV enfeksiyonu geçiren kişiler bazı birkaçbasit kurala uyarak enfeksiyonun süresini ve bulaşıcılığıazaltabilirler. Bu önlemlerden en basit fakat en önemli olanı enfektealanı temiz ve kuru tutmaktır.

Uçuk olan bölgeye dokunmamak ya da dokunduktan sonra hemen elleri yıkamak son derece önemlidir.

Lezyonlar tamamen iyileşene kadar cinsel ilişkiden kaçınmak da önemli bir konudur.

Tekrarlayanenfeksiyonlar travma, soğuk algınlığı, adet görme ya da stress gibivücut direncini düşüren durumlarda ortaya çıkmaktadır.

Riskler
GenitalHerpes enfeksiyonu bazı riskleri de beraberinde getirir.Ancak uzundönem hayat kalitesini etkileyebilecek etkileri yoktur. Gebelik gibigenel vücut direncinin azaldığı durumda olan kişiler aktif enfeksiyonaçısından dikkatli takip edilmelidirler. Eğer Herpesin ilk atağıgebelik esnasında ortaya çıkarsa bu durumda virüs bebeğe geçebilir vebu tür gebeliklerde erken doğum riski her zaman bulunur. Neonatalherpes ile doğan (anne karnında iken virüs ile temas eden ve enfekteolan) bebeklerin %50'sinde nörolojik hasarlar ve ölüm meydana gelir.Bebeklerde beyin iltihabı, göz problemleri, ciddi boyutta döküntülerortaya çıkar ancak bu bebeklerin büyük bir kısmı antiviral ilaçtedavilerinden yarar görürler. Bebeklerdeki risk büyük ölçüde anneningeçirdiği atağın ilk ya da tekrarlayan atak olmasına bağlıdır. Aktifenfeksiyon varlığını araştırmak için yapılan viral kültürlerin sonucuuzun bir süre aldığı için genital herpesden şüphelenilen vakalardadoğum şekli olarak sezaryen tercih edilir. Eğer aktif enfeksiyon yokise sezaryen şart değildir
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #19 : Temmuz 25, 2007, 04:52:09 ÖS »

Genital Siğil

Kondilom ya da condyloma accumunata adıverilen genital siğiller pek çok kadına sıkıntı veren tatsızlezyonlardır. Tekrarlama eğiliminin olması çoğu zaman kadının moralinibozar. Kondilomlar cinsel yolla bulaşan ve human papilloma virus (HPV)adı verilen bir virusun neden olduğu enfeksiyonlardır.

Kondilomlar cinsel yolla bulaşan ve human papilloma virus (HPV) adı verilen bir virusun neden olduğu enfeksiyonlardır.


HPVsadece genital siğillere neden olmaz. Bu virusun 60'dan fazla değişikalt grubu vardır ve bu gruplardan bazılarının rahim ağzı kanserineneden olduğu bilinmektedir. Bazı tipleri ise anus kanserine yolaçabilmektedir. Her HPV enfeksiyonu kondilom ya da kansere neden olmaz.Aslında çoğu enfeksiyon belirti vermeden geçirilir. Kişinin bağışıklıksistemi bu virüs ile başedebilir ve belirtiler ortaya çıkmadan hastalıketkisiz hale getirilir. Ancak bu başarı HPV'nin tehlikesiz olduğusonucunu çıkarmaz. HPV enfeksiyonunun henüz bir tedavisi ya da aşısıolmadığından bu hastalığın tedavisinde en önemli faktör hastalığıbilmek ve

Bulaşma genital HPV hastalığı taşıyan bir bireylegirilen her türlü cinsel ilişki ile bulaşabilir. Virüs, ilişkisırasında ciltte ortaya çıkan mikroskopik yırtıklar ve sıyrıklarvasıtası ile ciltten cilde temas yolu ile bulaşır. Virüsün erkek menisiiçinde de saptanması vücut sıvılarının teması yolu ile debulaşabileceğini düşündürmektedir. Virus ile tamas eden herkesdeenfeksiyon bulguları ortaya çıkmaz ancak kondilom ortaya çıkanbireylerin %60-90'ının partnerinde de virüs olduğu saptanmıştır. Virüsbirkere vücuda girdikten sonra uzun yıllar sessiz kalabilir. Cinselyönden aktif olan herkeste görülebilir. En çok birden fazla sayıdapartneri olan, ya da partneri birden fazla kişi ile birlikte olmuş15-30 yaş arası kişilerde görülür. Gebelik esnasında çok hızlı birseyir izler. Nadiren anneden bebeğine geçebilir.

Kuluçka dönemi
Kuluçkasüresi belirli değildir. Virüsle temasdan aylar ya da yıllar sonrabulgular ortaya çıkabilir. Hastaların büyük kısmında 1-6 ay içindebelirti verir.

Belirtileri
Genelde dış genital bölgede küçüksiğiller ortaya çıkar. Bunlar kişinin kendisi tarafından görülebilir yada elle hissedilebilir. Siğiller yumuşak, pembe-beyaz renkli,karnıbahar benzeri oluşumlardır. Tek ya da grup halinde olabilirler.Zaman zaman dışarı kabarık olmayıp düz olarak bulunurlar. Nadirenvajina içinde,makat çevresinde ağız ve boğazda da görülebilirler.Kondilomda ağrı olmaz, fakat arasıra kaşıntı ve yanma görülebilir.

Tedaviolmadığı taktirde siğiller hiçbir değişikliğe uğramadan uzun bir sürekalabilir, acak bu davranışları oldukça nadirdir. Genelde sürekliolarak büyüme ve yayılma eğilimleri vardır. Kondilom ile birlikte başkabir vajinal enfeksiyon varsa bu büyüme daha hızlı olur. Çoğunluklavücudun nemli ve sıcak bölgelerine doğru yayılma gösterir. Eğer vajinave makat civarında anormal renk ve şekil değişiklikleri ile anormalkabarıklıklar görülürse, genital bölgede kaşıntı, yanma ve kanamavarsa,partnerde kondilom var ise ya da daha önceden geçirmiş isemutlaka bir jinekolojik muayeneden geçmek gerekir.Tipik bir kondilomlezyonu Kondilomun tipik görünüşü

Tanı
Tanı muayene esnasındalezyonların görülmesi ile konur. Bazen bazı solüsyonlar uygulanarakciltteki renk değişikliklerinden siğil olup olmadığı anlaşılabilir.Dıştan görünen herhangi bir lezyonun olmadığı durumlarda rahim ağzınınbüyüteç benzeri kolposkop adı verilen bir cihaz ile incelenmesi iletanı konabilir. Smear testi kondilomun tanı ve takibinde son dereceönemlidir. Hayatının herhangi bir döneminde kondilom geçiren kişileryılda bir defa smear yaptırmalıdırlar. Kondilom tanısı konan kişilerinpartnerleri de mutlaka muayene olmalı ve gerekir ise tedaviedilmelidir. Çünkü tedavi edilmemiş bir eş enfeksiyonun sürekli yenidenbulaşmasına neden olabilir.

Tedavi
Kondilom ihmal edilmemesigereken bir hastalıktır.Tedavide virüsü yok etmek mümkün değildir.Tedavi sadece siğilleri ortadan kaldırır. Pek çok vakada tek sefertedavi yeterli olmamakta en az 2 seans gerekmektedir. Tedavide tıbbi vecerrahi yaklaşımların ikiside uygulanabilir. Tıbbi tedavi olarak dıştansürülen bazı ilaçlar kullanılabilir ancak bu uzun süreli ve zahmetlibir tedavidir. Çoğu ilaç hasta tarafından değil hekim tarafındanuygulanmalı ve direk lezyonun üstüne tatbik edilmelidir. Normal dokuyatemas ettiğinde pekçok ilaç tahribata neden olur. Bu nedenle son derecedikkatli uygulama gerekir. Bazı ilaçlar ise direk olarak lezyona hekimtarafından enjekte edilir.

Cerrahi tedavide en çok uygulananyöntem lezyonun yakılması ya da dondurulmasıdır. Burada amaç lezyonuntahrip edilmesidir. Dondurma işleminde (krioterapi, cryotherapy) sıvınitrojen ya da karbondioksit kullanılır. yakma işleminde ise laser yada elektrokoter uygulanır. Bazı büyük lezyonlar cerrahi olarakçıkarılmayı gerektirebilir. Dondurma hariç diğer cerrahi işlemler içinlokal ya da tercihan genel anestezi uygulanır.

Önlem
Genitalsiğil riskini azaltmanın en etkili yolu birden fazla sayıda partner ilebirlikte olmamaktır. Ancak bunun mümkün olmadığı durumlarda prezervatifen etkili önlem yoludur. Prezervatif siğillerin yanısıra cinsel yollabulaşan AIDS'de dahil olmak üzere pekçok hastalığa karşı koruma sağlar.Siğiller kondomun kapladığı alan dışında da bulunabildiğindenprezervatif zaman zaman etkisiz kalabili
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #20 : Temmuz 26, 2007, 01:10:54 ÖÖ »

Genital tüberküloz


Tüberküloz yani verem birzamanların en tehlikeli ve en ölümcül hastalığıydı. Günümüzde iseeskisi kadar yaygın olmasa bile hala daha özellikle ülkemizde yaygınolarak görülmekte olan bir hastalıktır.
Ancak geliştirilenantibiyotik ve aşılar sayesinde hem önlenebilen hem de tedaviedilebilen bir hastalıktır. Son 50 yılda tüberküloz tedavisindekigelişmelere ve gelişmiş ülkelerde büyük ölçüde yok edilmiş olmasınakarşın tüm dünyada bakıldığında önlenebilen ölüm sebepleri arasında 5.sıradadır.

Dünya Sağlık teşkilatı 1990 yılında tüm dünyada2.910.000 kişinin bu hastalık nedeni ile hayatını kaybettiğiniaçıklamıştır. Çarpıcı olan bu ölüm vakalarının sadece 40.000'iningelişmiş ülkelerde meydana gelmesidir.

Uzun süre belirtivermemesi nedeni ile ve ihmalkarlıklar sonucu ülkemizdeki tüberkülozgörülme sıklığı tam olarak bilinmemekte, hastaların önemli bir kısmısaptanamamakta ve teşhis konulan hastalar yeterli düzeyde takipedilememektedir. Tüberküloz en sık solunum yollarını tutmaktadır. Buhastaların %2-5 kadarında da genital tüberküloz saptanmaktadır.

Genitaltüberküloz primer ve sekonder olarak ikiye ayrılır. Son derece nadirolan primer genital tüberkülozda mikroorganizmanın ilk enfeksiyonyarattığı alan genital organlardır. Vakaların %99'dan fazlası sekondertüberkülozdur. Burada vücudun başka bir yerinde (genelde akciğerler)bulunan enfeksiyon kan yolu ile genital organlara yayılır (dessendanenfeksiyon).

Dış genital organların tüberkülozu son derece nadirdir. En sık endometrium ve adneksler (yumurtalıklar ve tüpler) tutulur.

Klinik
Genitaltüberküloz vakalarında tüberküloz için tipik olan yorgunluk, kilokaybı, gece terlemeleri, gece yükselen ateş çok nadir görülür. Genitaltüberkülozlu hastalarda en sık başvuru sebebi infertilitedir.Hastalarda %25-50 oranında pelvik ağrı ve %10-40 oranında anormalkanama görülür. Endometriumda olan harabiyet nedeni ile zarlarbirbirine yapışır (Asherman sendromu) ve bu durum hem infertiliteye hemde adet kanamasının azalmasına ya da olmamasına neden olur. Tüplersıklıkla iki taraflı tutulur ve histerosapingografide (rahim filmi)görünümü tipiktir.

Tanı
Genital tüberkülozdan şüphelenilenvakalarda aile ve kişinin kendi öyküsü önemlidir. Daha öncedentüberküloz tanısı alıp almadığı, ailesi ve yakın çevresinde buhastalığa sahip kişi olup olmadığı araştırılmalı ve detaylı bir fizikmuayene yapılmalıdır. Tanıya yardımcı olması açısından akciğer grafisiçekilmeli ve PPD testi yapılmalıdır. İnfertilite nedeni ile müracaatetmiş hastalarda HSG çekilmeli, gerekli vakalarda endometrium biopsisiyapılmalıdır.

Tedavi
Genital tüberkülozun tedavisi tıbbidir.Ancak gelişmiş olan infertilite vakalarında tedaviye yanıt çok iyideğildir. Sebat eden vakalarda cerrahi tedavi de uygulanabilir. Çocukisteği olmayan kadınlarda rahim alınabilir. Genital tüberküloz tedavisigüç ve yüzgüldürücü olmayan bir hastalıktır.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #21 : Temmuz 26, 2007, 01:13:02 ÖÖ »

Impetigo

Klinik bulgular : Büllöz olmayan formu, sıklıklayüz ve ekstremitelerde , kesi, çizik, böcek ısırması gibi minör birtravma sonucu oluşur. Eritemli bir zeminde papül, ardından küçük birvezikül şeklinde başlar, hızla püstüle ve rüptüre olur. Pürülan akıntıkurur ve karekteristik kalın, sarı-yeşil kabuklar oluşur. Bal peteğigörünümündedir. Kaşıntı sıktır ve kaşınmayla yayılır. Yüzeyeldir,ülsere olmaz ve dermisi infiltre etmez. Hafif bölgesel birlenfadenopati olabilir. Sistemik infeksiyon bulguları , ateş çoknadirdir. Ağrısızdır ve skar bırakmaz. Grup A streptokoklar tarafındanoluşan impetigo bazen poststreptokokal glomerulonefrite yol açabilir.Büllöz impetigo; yenidoğan ve infantlarda oluşur. Vezikül olarakbaşlar, sonra bül haline geçer , büller kolayca rüptüre olur, kırmızıbir yüzey oluşur, sonra açık kahverengi krutlar ortaya çıkar. Sıklıklaboyun, yüz ve çeneyi tutar.

Etyoloji : Etken genellikle A grububeta hemolitik streptokok veya Staphylococcus aureustur. Birlikte deolabilirler. Büllöz impetigoda S. aureus etkendir(grup II bakteriofajiçeren ). Yenidoğan da B grubu streptokoklar da etken olabilir.

Epidemiyoloji: Streptokokal impetigoda genelde fiziksel temasla geçiş söz konusudur.. Epidemiler yapabilir. İmpetigoyu takiben de çoğunlukla üst solunumyolunda da kolonize olur.

Tanı : Kesin tanı enfekte bölgedenS.pyogenes veya S.aureus’un kültürde izolasyonu ile konur. Genelliklemikrobiyolojik çalışma gerekmez. Gram boyama yapılabilir.

Ayırıcıtanı : Tipik olmakla birlikte başlangıçta su çiçeği, mantarenfeksiyonları, Herpes simplex virus enfeksiyonları, akut püstülerpsöriazis ile karışabilir.

Tedavi : Lokal yara bakımıyararlıdır(su ve sabunla yıkama). Topikal antibiyotik; bacitracin,neomycin-bacitracin, mupirocin de kullanılabilir. Günde 3 kez , 7-8 günuygulama yeterlidir. Yaygın impetigo, aile içi infeksiyon varsa , kreşgrubu veya atletik takım ve büllöz impetigoda topikal ajanlar yeterliolmaz. Sistemik antimikrobiyal ajan kullanımını gerektiriyorsa;Penisilin veya amoksisilin verilir.. Oral 1.jenerasyon sefalosporinler,penisiline allerjisi olanlarda; eritromisin, azithromycin dozclarithromycin verilir. Stafilokokların etkin olduğu düşünülüyorsa,büllözse; penisilinaza dirençli oral penisilinör:dicloxacillin--cloxacillin veya I.jenerasyon sefalosporinler;cephalexin, cephradine veya , cefadroxil oral kullanılabilir.CefiximS.aureusa etkin olmadığı için kullanılmaz. Amoksisilin/clavulanic asit,Clindamycin veya trimethoprim/sulfamethoxazole 160/800 mg.lıktan oralyolla günde iki kez verilebilir. Gerekirse diğer antistafilokokalajanlar da kullanılabilir. Oral ajanlarla tedavi süresi bir haftadır.

Dozlar

Penisilin: Oral penisilinV ; 25000-90.000Ü/kg/gün, dört dozda, 10 gün,erişkinde; 250 mg , oral, 4 kez/gün veya benzathin penisilinG ;300000-600.000Ü çocuk, 1200 000Ü erişkin olarak tek doz kas içineuygulanır.

Amoksisilin : 25-50mg/kg/gün, üç dozda, erişkin:1.5gr. iki-üç dozda

Ampicillin : 50-100mg/kg/gün, 4 dozda, erişkin: 2-4 gr/gün, 4 dozda

Oral1.jenerasyon sefalosporinler : Cephadroxil oral; 30mg/kg/gün, iki dozabölünerek, erişkinde 2gr. iki doza bölünüp, , cefpodoxime; 10mg/kg/gün2 dozda, erişkinde 800mg, iki doza bölünüp, cefprozil; 15-30mg/kg/güniki doza bölünüp, erişkinde 1 gr/gün iki dozda, ceftibuten 9mg/kg/gün,bir doz, cephalexin ; 25-50mg/kg/gün 4 doza bölünerek, erişkinde günlükdoz 1-4 gr, cephradine; 25-50mg/kg/gün 2-4 dozda ,erişkinde 250mgx4 doz.

Erythromycin:Yenidoğanda doz : 2000gr.dan düşük ağırlıklı bebekte;10mg/kgağırlıklıda 12 saatte bir , 2000gr.dan büyükte; 10mg/kg, 8 saatte bir ,20-50mg/kg 2-4 dozda erişkinde 6 saatte bir 250-500mg olarak.

Azithromycin5-12mg/kg gün tek doz, erişkin : 500mg/gün veya İlk gün 0.5 gr.dahasonra 250 mg/gün toplam 5 gün.maksimum doz; 600 mg.
Clarithromycin 7.5 mg/kg/gün iki dozda, erişkinde 1 gr/gün, iki dozda,. 10 gün verilir.

Dicloxacillin: 3.125-6.25 mg/kg-cloxacillin 12.5 mg/kg dörde bölünüp, erişkinde250mg oral 4 kez/günde) veya sefalosporin: cephalexin, cephradine(25-50mg/kg) ikiye bölünüp(erişkinde 250mg , oral, günde 4 kez) veya ,cefadroxil 30mg/kg /gün, iki dozda kullanılabilir.
Amoksisilin/clavulanic asit:25-45 mg/kg/gün, 2-3 dozda(formülasyona göre), erişkin:1.5 gr./gün, üç dozda.

Clindamycin: 2000gr.dan düşük yenidoğanda 5mg/kg, 12 saatte bir, 1 haftadanbüyükse 5mg/kg 8 saatte bir, 2000gr.dan büyük ve 1 haftadan küçüklerde5mg/kg, 8 saatte bir, bir haftadan büyüklerde 5mg/kg 6 saatte bir ,infantlarda; 15-25mg/kg/gün 3-4 doz oral, erişkinde 150mg-450mg, 4 kezgünde oral.

Trimethoprim/sulfamethoxazole :8mg/kg/gün(trimethoprime göre), 2 dozda, erişkin; 160/800 mg.lıktanoral yolla günde iki kez verilebilir.

Korunma : Kişisel temizlikkurallarına uymak. Cilt infeksiyonu olanlar antimikrobiyal tedaviyebaşladıktan 24 saat sonraya dek okula gönderilmemeli, mümkünse o süredeyakın temastan uzak durmalı.





Şikayet

Kafa derinizden beyaz beyaz bir şeyler dökülüyor.

Nedenleri

Deridekiyağbezleri iltihabı : Omuzlarınıza adeta kar taneleri düşüyor, başkabelirti yok. Veya kaşlarınızda, burnunuzda, kulaklarınızın arkasında,hatta koltuk altlarınızda ve cinsel organlarınızda çok miktarda pul pulkabuk ya da kepek var. Kızarma, kabuk bağlama ve akıntı görülüyor.Bunun nedeni kesinlikle bilinmiyor, ancak bu muhtemelen aşırıyağlanmayla birlikte görülen ve çoğunlukla fiziksel ya da duygusalstresle, aşırı sıcak ve nemli havayla veya soğukla daha da kötüleşenbir mantar enfeksiyonundan kaynaklanabilir.

Kendi kendine yardım yöntemleri genellikle işe yarar.

Sedefhastalığı : Önce kepek vardı, ama artık lekeler başladı ve bu beyazpullarla kaplı kabarık lekeler saç derisine, dizlere, dirseklere vekaba etinize yayıldı.

Lekeler kaşınıyor veya ağrı yapıyor. Tırnaklarınızda yumuşama ve renk atma, eklem ağrıları ve sertleşme de söz konusu olabilir.

Mantar Enfeksiyonu: Saç derinizde kaşınan, kırmızı veya gri lekeli pullar var. Muhtemelensaçınız biraz döküldü. Mantar enfeksiyonlarına mikroskopik organizmalaryol açar. Tutulmalar hafif ile ağır arası derecelerde olabilir.Enfeksiyon genellikle hijyene dikkat etmemenin sonucudur. Bazenreçetesiz veya reçeteli ilaç gerekebilir.

Kendiniz Ne Yapabilirsiniz?

Reçetesizveya reçeteyle verilmiş ve sülfür, asit salisilik, selenyum veya katraniçeren bir şampuanla her gün yıkayın. Talimatlara harfiyen uyun veiyice durulayın. Bir güçlendirici yararlı olabilir.

Önleme

Kepeğekarşı şampuanı ara sıra, normal şampuan kullanımının arasında kullanın.Farklı şampuanları deneyin, iki şampuanı değişmeli kullanın veya birkaçgünde bir şampuan değiştirin.

Öteki Nedenler Kontakt dermatit

Çocuğunuzun Tedavisi

Yumuşakbir saç fırçası veya diş fırçasıyla saç derisinin rahatsız bölgesini(pullu, kırmızı, kabuklu ya da akıntılı kısmını) yumuşatın. Kabuklarçıkmayacak kadar sertse, ılık bebe yağı sürün ve çocuğunuzun başınaılık havlu sarıp 15 dakika beklettikten sonra kepek giderici şampuanlayıkayın, ancak şampuan çocuğun gözüne kaçmasın.








Klamidya enfeksiyonu

Klamidya enfeksiyonu chlamydiatrachomatis adı verilen bir bakterinin sorumlu olduğu bir hastalıktırve özellikle gelişmiş ülkelerde cinsel yolla bulaşabilen hastalıklarınen sık görülenidir.

A.B.D.'de her yıl 4 milyon yeni klamidyavakası görülmektedir ve maalesef bu kadınların %40'ından fazlası hastaolduğunun farkında değildir. Çoğu zaman enfeksiyon herhangi bir belirtivermez ve başka bir nedenden dolayı doktor kontrolüne gidene kadar farkedilmez. Problemin erken dönemde fark edilebilmesi için yılda bir ya datercihan 6 ayda bir doktor kontrolü ve tarama testlerinin yapılmasışarttır. Bu özellikle genç kadınlarda ve birden fazla partneri olan 35yaş üstü kadınlarda önemlidir.

Belirtileri
Geneldebelirti vermemesine rağmen bazı kadınlarda hafif sarımsı akıntı, idraryaparken yanma, sık idrara çıkma, vajinal bölgede yanma ve kaşınma,kızarıklık, şişlik, dış genital organlarda yaralar, ilişki esnasındaağrı ve anormal kanama gibi kalmidya enfeksiyonuna özgü olmayannonspesifik tabir edilen belirtiler olur. Erkeklerde ise en sık bulgupenisden olan akıntı ve idrar yaparken olan yanmadır.

Tanı
Tanıhastanın öyküsü ve muayene esnasında alınan servikal doku örneğininlaboratuvarda incelenmesi ile konur. Bu masraflı bir teknik olmasına veheryerde yapılamamasına rağmen en etkili teşhis yöntemidir.

Klamidyayısaptayacak ve tarama testi olarak kullanılabilecek idrar analizteknikleri geliştirmek amacı ile çalışmalar sürdürülmektedir. Klamidyasaptandığında kişinin son 1 hafta içinde ilişkide bulunduğu bireyler detaranmalıdır.

Tedavi edilmediği taktirde klamidya enfeksiyonununen ciddi sonucu infertilitedir.

Pekçok kadında pelvik iltihabi hastalığın etken faktörü klamidyadır vevücuda girdikten uzun yıllar sonra bu tabloya neden olabilir. Klamidyaenfeksiyonu karın boşluğu içerisinde yapışıklıklara neden olur ve uzundönemde çocuk sahibi olmada güçlükler meydana gelebilir.Enfeksiyonvarlığından habersiz olan gebe kadınları bekleyen en büyük tehlike iseerken doğum riski ve bundan çok daha önemlisi doğum esnasındamikroorganizmayı bebeğe bulaştırmaktır. Klamidya bebeklerde göziltihaplarına neden olur. Trahom adı verilen bu hastalık körlükle dahisonuçlanabilir. Ayrıca yenidoğanlardaki diğer bir tehlike de klamidyazaatürresidir. Bu nedenle gebe olan her kadında klamidya taramasıiddeal olarak yapılmalıdır.

Önlem
Klamidyaenfeksiyonundan korunmanın en etkili yolu diğer bütün cinsel yollabulaşan hastalıklarda olduğu gibi (uzun süreli tek eşli bir ilişki yokise) kondom kullanmaktır. Bunun dışında yıkanırken akan suyla yıkanmakyani duş yapmak, vajina içini su ile yıkamamak, sentetik iç çamaşıryerine pamuklu olanları tercih etmek, çok dar pantolon giymemek gibibasit kurallara dikkat etmek tüm vajinal enfeksiyonlardan korunmadaolduğu gibi klamidyadan da korunmada etkilidir. En az yılda birherhangi bir yakınma olmasa bile kontrole gitmek de genel sağlıkaçısından önemlidir.

Tedavi
Klamidyanın tedavisiantibiyotikler ile olur.Yapılan araştırmalar sonucu Amerikan HastalıkKontrol ve Öneme Dairesi klamidya enfeksiyonları için standartprotokoller önermiştir. Bu tedaviler ile klamidya herhangi bir zararyaratmadan tedavi edilebilir. Klamidya ile gonore (bel soğuklu) geneldebirarada bulunduğundan bu hastalıklardan bir teşhis edildiğindediğerine yönelik tetkik ve tedaviler de mutlaka yapılmalıdır.







KONTAKT DERMATİT VE MESLEKİ EKZEMA

Erişkinler arasında,ekzemanın en çok rastlanan tipi kontakt dermatittir. İki tip kontaktdermatit vardır; allerjik kontakt dermatit ve irritan dermatit. Herikisi de zararlı maddelerin direkt teması ile ortaya çıktığından klinikolarak ayrımları zordur

Kontakt dermatitin üstesinden gelebilmek için bu zararlı maddeler ile temas durumunun ortadan kaldırılması gerekmektedir.

Allerjik Kontakt Dermatit
Allerjikkontakt dermatit sadece allerjiye eğilimli kişilerde görülür. Görülenkarakteristik kırmızı, ekzematöz leke belirli allerjenlerle direkttemas sonrası ortaya çıkmaktadır. Allerjik reaksiyona yol açabilecekçok sayıda diğer maddeler de olmasına rağmen bu konuda en sabıkalıolanlar nikel, kauçuk (lastik vb.), lanolin ve kumaş boyalarıdır.


Kontakt Dermatit
İrritankontakt dermatit, kişinin irritanlarla (temas sonucu zarar verebilecekmaddeler) defalarca temas etmesi sonucu oluşur. Bu irritanlar, derininlipid tabakasını ortadan kaldırmakta, dolayısıyla da bu tabakanınkoruyucu özelliği yok olmakta ve zararlı maddelerin deriden yüksekoranda emilmesine yol açmaktadırlar.

Islak giysi içindeki kauçuk dikiş alerjisi
Başlangıçta,deride birikim sonucu oluşan bu hasar görülmeyebilir çünkü zararlımaddeye karşı vücut aylarca ve hatta yıllarca tolerans gösterebilir.Ancak, bu olumsuz durumun deride defalarca tekrarlanması sonucunda öylekritik bir noktaya gelinir ki, bu maddelerin küçük miktarlarda dahiteması sonucu hastalık başlayabilmektedir.

İrritan Kontakt Dermatite Neden Olabilecek Maddeler

Alkaliler Zayıf asitler Makine ve motor yağları Sabunlar
Deterjanlar Terebentin, tiner, aseton, kuru temizleme sıvıları gibi çözücüler.

Elsırtları, parmakların avuç içine bakan tarafları, bilekler ve ön kolkısımları irritanlar ile en sık temas eden yerler olmalarından ötürü,hastalıktan en sık etkilenen yerlerdir.Bu tip dermatitin erkenevrelerinde, irritan maddelerin sık birikim yaptığı parmak arasıboşluklarında kurumalar görülür .Eğer irritan madde ile kontakt devamederse elin bütünü etkilenebilir ve etkilenen deride acı, hassasiyet vehareket kısıtlılığı gelişir.



Mesleki Ekzamanın Gelişimi
Sıklıkla,kişinin mesleği ile ilgili günlük aktiviteleri, irritan veya allerjikmaddelerle karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır .Nem, ısı, sürtünmeve basınç koşulları altında irritasyona neden olan adı geçen maddelerinetken olduğu çalışma ortamı, bu hastalık için başlı başına bir anlamiçermektedir. Eğer ortam devam ederse, meslek ile ilgili ciddi derirahatsızlıkları ortaya çıkabilir.

Oluşan yaraların şiddetli veağrılı olması durumunda, o kişinin etkin bir şekilde çalışabilmesimümkün olmayabilir. Bunun yanısıra, bu durumdaki kişiler, derilerindekihoş olmayan görüntüler nedeniyle içinde bulundukları toplum tarafındandışlanabilirler.Diğer birçok deri hastalığında olduğu gibi, ekzama ilede ilgili çok sayıda söylenti bulunmaktadır.

Ne yazık ki, halabirçok kişinin bu hastalığa yaklaşımı ile ilgili yanlışlıklar vardır.Bu hastalık ile ilgili yeterli bilgi sahibi olmayan birçok insanekzemayı bulaşıcı bir hastalık sanmakta ve havlu, terlik gibi kişiseleşyaların paylaşımı ile veya direkt temas yoluyla hastalığın birdiğerine geçebileceğine inanmaktadır. Ekzama, hiçbir şekilde bulaşıcıbir hastalık değildir ve yukarıda adı geçen yolların hiçbiriyle kişidenkişiye geçmesi söz konusu değildir. Bir kişinin, bu hastalığayakalanması için ya kişisel allerjik bir durumun oluşumu ya da irritanmaddelerle uzun süre teması gereklidir.

Mesleki dermatitler, her yıl binlerce gün iş kaybına neden olmaktadır.

Bazımesleklerin, kontakt dermatit açısından yüksek risk içerdikleribilinmektedir.Kronik kontakt dermatit açısından yüksek risk grubundakimeslekler :

Fırıncılar Güzellik uzmanları Kasaplar Temizlik işçileri
Aşçılarİnşaat işçileri Diş teknisyenleri Balıkçılar Bahçıvanlar KuaförlerMetal işçileri Motor -mekanik işçileri (örn.Oto tamircileri) Matbaaişçileri Sağlık personeli

Kontakt Dermatit ve Mesleki Ekzamanın Tedavisi
Kontaktdermatitin erken tanımlanması kesinlikle bir avantajdır, şöyle ki,gerek işyeri gerekse evdeki potansiyel irritan veya allerjik maddeler,mümkün olduğunca çabuk bir şekilde ortamdan uzaklaştırılabilir.

Olayaneden olan maddelerle temas kaçınılmazsa ,hastalar kullanım konusunda,işverenler ise koruyucu kremler, giyecek malzemesi ve özel temizlikuygulamaları gibi koruyucu önlemler konusunda eğitilmelidirler Şiddetlivakalarda, meslek değişimi önerilebilir.Bunun yanısıra, yumuşatıcıkremleri ve uygun topikal kortikosteroidleri, olayı başlatan zararlımaddeden uzak kalmak suretiyle kullanımını içeren bilinçli tedaviler,hastaların büyük bir çoğunluğunda etkili olmaktadır.Schering Alman İlaçFirması, dermatologlarla bir uyum içinde sürdürdüğü araştırma vegelişmelerle bu alanda hizmet vermektedir.






Kıllanma Hirsutizm

Vücudun normalden aşırı kıllanmasınaHirsutismus diyoruz. Bu bir kadın için büyük üzüntü kaynağıdır.Aşırının ölçüsü toplumdan topluma, insandan insanadeğişebilmektedir,mesela dudak kenarındaki tüylenmeden erkek tipibıyığa kadar değişebilir. Bir insana göre veya bir topluma göre önemliolan kıllanma, bir diğer insan veya topluma göre mutsuzluk nedeniolabilir.Batı toplumlarında kadınlarda alışılmışın dışında kıllanmakabul edilemez bir durumdur,bu durumdaki kadınlar kendilerini çekicihissetmezler,güvensiz olurlar ve sosyal ilişkilerde zorlanırlar,hattabu yüzden karşı cinse yaklaşamayan kadınlar dahi vardır.

Kıllanma kozmetik ve görsel bir problem den daha fazlasıdır genelde,çünkü altında hormonal bir neden yatmaktadır.

Nedeni:Normaldışı kıllanma her hanımda az miktarda var olan erkeklik hormonununçeşitli nedenlerle artmasına bağlı olarak gelişir.Çok az olarak tabazen kıl köklerinin bu hormona hassasiyeti artar.

Kıllanmada (hirsutismus’da ); üst dudakta, alt çene ve üst çenede, şakaklarda,memeler rasında, meme başı etrafında, göbek altında, kuyruk sokumundave kalçalarda anormal kıllanma vardır. Bu bölgelerde hanımlarda da varolan ince, renksiz, kısa ayva tüyleri kalın, uzun koyu renkli kıllaradönüşür ve deri yağlanır, yüz sırt ve göğüs civarında akneler(siyahlekeler) oluşabilir.

Kıllanma sorunu olan bir hanımda sorulması gerekli sorular şunlar olabilir;

-Kıllanma ne zaman başlamış, artıyor mu ?
-Ailevi mi ?
-Erken adet başlangıcı, veya menopoz(adetten kesilme) ?
-Kıllanmaya karşı ne tür kozmetik yöntem kullanıldı ? ( mesela jilet kullanılarak kıllar arttırıldı mı ?)
-Adet düzensizliği, adet görememe, kısırlık şikayeti var mı ?
-Kıllanma yapabilecek herhangi bir ilaç kullandı mı ?
-Sistemik bir hastalığı var mı ?( şeker gibi )
Kıllanma derecesi seçilir, hafif, orta ve ağır kıllanma olarak değerlendiririz.
-Hafifkıllanma; yüz yanlarında, çenede ( tam sakal değil ), kol ve bacaklardahafif kıl artışı, ve karında artma, kıl yapısı ince, yumuşak ve açıkrenkte
-Orta derecede kıllanma, kıl yapısı kalın ve koyudur, yüzde ( tam sakal değil ), göğüste, karında kıllanma vardır.
-Aşırı kıllanmada ise kaba kalın kıllar, yüzde sakal oluşumu, kulaklar, parmaklarda dahi kıllanma vardır.

Dokuz farklı vücut bölgesinde kıllanma skorlaması yapılır.
Normal değerler:
toplamda 4-8 arası normaldir.
8 üstü hafif kıllanmaya,16üstü şiddetli kıllanmaya girer.Ayrıca tek alanlarda 3-4 de tek başına kıllanma göstergesidir.

3 tip kıl vardır;

1-Lanugo kılları :Bebek anne karnındayken olan vücuttaki kıllar,erken doğmuş bebeklerde daha sık görülür

2-Vellus kılları : Ayva tüyü tabir edilen kıllar

3-Terminalkıllar : Ayva tüylerinin bluğ çağına(cinsel olgunlukbaşlaması)girilmesi sırasında hormonların etkisi ile son halini alması.

Erkeklerve kadınlar doğduklarında aynı sayıda kıl tomurcuğuna sahiptirler, veinsan vücudundaki kıl tomurcukları sayısı ve dağılımı ırklara görefarklılık gösterebilir.

Kıl tomurcuğu gebeliğin 2. ayındagelişmeye başlar,doğumda çocuğun hayatı boyunca sahip olacağı tüm kıltomurcuğu(folikülü) mevcuttur.

Kılların üzerinde erkeklik vekadınlık hormonlarının farklı etkileri vardır.Mesela erkeklik hormonuerkeklerde göğüste kıl çıkmasını uyarırken,kadınlarda kadınlıkhormonu(östrojen)göğüste kıl çıkmasını engeller,sakaldada aynı olaygerçekleşir.

Ne yapmalıyız ?

Her konuda dediğimizgibi altta yatan neden araştırılmalıdır, bunun içinde bir kadınhastalıkları ve doğum uzmanına müracaat etmelisiniz.

Doktorunuz sizi sorgulayacak ( ne zamandır gibi? ) ve muayene edecektir.

Muayeneve ultrasonografi ile olabilecek bir anomaliyi ( yumurtalık yokluğugibi ) veya fazla erkeklik hormonu salgılanmasını sağlayan bir tümörgibi olabilecek olasılıkları değerlendirecek, gerekirse radyolojiktetkikte isteyerek,

laboratuar tetkiki isteyerek hormon düzenini inceleyerek sebep olan faktörleri ortaya çıkarmaya çalışacaktır.

Toplumumuzdagörülen kıllanmalarının bir çoğu basit nedenlerden oluşmakta hastanınyaşı, konumu, çocuk isteyip istemediği gibi durumlar değerlendirilerekverilen tedavilerle bu konu çözümlenmektedir.

Tedavidekıllanmayı oluşturan faktörün bulunup ortadan kaldırılması veya tedaviedilmesi birinci basamak ikinci basamak ise oluşmuş kıların kozmetikyöntemler ile temizlenmesidir.

Şişmanlarda adet düzensizliği vekıllanma varsa önce zayıflama kürlerine baş vurularak zayıflatılmalı vekozmetik yöntemlere baş vurulmalıdır.

Adet düzensizliği vekıllanma arasındaki yakın ilişki göz ardı edilmemeli bu tip yakınmalarıolanlar en kısa sürede hekime başvurmalıdırlar.

Başka neler kıllanma yapabilir?;
bazen gebelik,
polikistik over hastalığı (adet düzensizliği,gebe kalamama,kıllanma şişmanlık,yumurtalıklarda problemin olduğu bir hastalık)
bazı yumurtalık tümörleri,
diğer bazı beyin tümörler
bazı böbrek üstü bezi hastalıkları
kronik stress
bazı bünyelerde bazı doğum kontrol hapları vs

Sayınbayanlar her şeyin çözümü mevcuttur, şikayetleriniz için geç kalarakgeçirdiğiniz süre bedeninize kalıcı zararlar verebilir. Erken tehşisile her şey çözülebilir.

Hanımlarımızdan bir ricamızdakıllanmanın kozmetik çözümleri hakkında iyi araştırma yapmadan rastgeletedavi ve tüy döktürücü işlemler yaptırmamalarıdır. Özellikle sonzamanlarda bazı kişilerin hanımlarımızın bu zaafları ve iyiniyetlerinden faydalanarak yüksek paralar karşılığında bilinçsizcelaserle epilasyon tedavisi veya ne olduğu bilinmeyen bir takımkarışımlar ,jeller ile tüy dökücü seanslar yapmaları sonucu ciddisağlık problemleri ortaya çıkmıştır, uzun vadede neler yapabileceği iseürkütücüdür.

Unutmayınız var olan kıllar yok edilemez,sadecezayıflatılabilir,kıllanmanın birinci tedavisi nedeni yok etmektir,sonraise kılların alınması(kozmetik çözüm) gelir.

Çeşitli kuruluşlarve yerler kılları kesinlikle yok ettiklerini söyleyebilirler ama bu çokzordur,sadece günlerce süren seanslar ve tonlarca para sonucu yacildiniz yanar yada bir sure sonra kıllar tekrar çıkmaya başlar.

Bu konuda danışma alabileceğiniz size yol gösterebilecek çok ciddi kurumlar vardır, lütfen onlara danışarak seçiminizi yapınız.




Liken planus

Sebebi bilinmeyen ("liken ruber planus"taoldugu gibi nadiren de sebebi bilinen), oldukca sik gorulen bir"papuloskuamoz" hastalik olan liken planusta, hastalarda cok kasintili,pullanan, duz tepeli lezyonlar bulunur. Tam olarak gelismis lezyonlarinrengi koyu kirmizi ile mor arasindadir. Lezyonlar pullanan plaklarolusturacak sekilde birbirleriyle birlesirler. Travmaya ugrayanbolgelerde yeni lezyonlar ortaya cikar (Koebner fenomeni). Tercihettigi yerler diz ve bileklerin fleksor yuzleridir fakat vucutyuzeyinin bircok kisminda olabilir. Sacli deride, diger deriyuzeylerinde gorulen likenoid lezyonlarla birlikte veya tek basinainatci, skarlasan alopesi ("liken planopilaris") olabilir, fakatgenellikle deri yuzeyinde en azindan follikuler hiperkeratoz bulunur.Hastalarin yaklasik yarisinda agiz lezyonlari da vardir ve bunlarulserasyonlara bagli siddetli rahatsizlik olusturabilirler. Vakalarin%20 kadarinda da genital lezyonlar bulunur. Lezyonlarin merkezindeyuvarlak bir beyazlasma olabilir ve bu sifilitik sankrdan ayirmadaonemlidir. Tirnaklar da etkilenebilir. Lezyonlarda kalin bir pullanma("hipertrofik liken planus") ve hatta blisterler bile ("bulloz likenplanus") olusabilir. Agiz boslugundaki kronik ulseratif liken planustayassi hucreli karsinom gelisebilir fakat bu nadir gorulen bir durumdur.
PATOLOJI.Histopatolojik degisiklikler ayirdettiricidir. Travmaya ugramamislezyonlarda, parakeratoz olmaksizin stratum korneumda kalinlasma vesikilasma vardir. Granuler tabaka fokal olarak kalinlasir. Stratumspinozum da kalinlasmistir ve bazal keratinositler ortadan kalktigiicin bazal membran bolgesine dogru uzanir. Geride kalan bazalkeratinositlerde sitoplazmik vakuolizasyon bulunabilir. Nekrotik bazalkeratinosit kalintilari kolloid cisimcikler ("Civatte cisimcikleri")olarak gorunur. Nekrotik keratinositlerin hemen cevresinde lenfositlerbirikir ("satellitozis"). Papiller dermis kalinlasir ve bant tarzindalenfosit infiltrasyonuyla dolar. Tam olarak gelismis lezyonlardalenfositler dermis epidermis sinirini siler. Papiller dermistelenfositler kadar, melanofajlar ve fibrozis de bulunabilir. Dermisdegisiklikleri karakteristik olarak yuzeyeldir ve papiller dermisitutar fakat liken planopilariste kil follikullerinin derinliklerinekadar uzanabilir. Atrofik lezyonlarda nisbi hipergranuloz ile cok incebir epidermis bulunabilir. Bulloz lezyonlarda dermis epidermis birlesimyerinde, bazal keratinositlerin nekrozundan kaynaklanan bir yarikvardir ve liken planus vakalarinin cogunda buna benzer daha kucukyariklar bulunur ("Max Joseph mesafeleri").
Liken planus ilâclarasekonder, lupus eritematozus kaynakli gibi baska likenoidhastaliklardan ayirdedilmelidir. Likenoid ilâc erupsiyonlari dermistehatta epidermiste orta derecede yogun olabilen eozinofillere sahiptir.Plazma hucreleri, ozellikle eozinofillerin bulunmadigi hallerdesekonder sifiliz ya da lupus eritematozus icin arastirma yapilmasinigerektirir. Bazi hastalarda lupus-liken planus cakisma sendromu (LE-LPoverlap sendromu) denilen bir durum olusur; burada lupus lezyonlariklinik olarak liken planusa benzer ve bazi lezyonlar histopatolojikolarak dahi liken planustan ayirdedilemez. Dermis epidermis sinirindaince granuler tarzda immunoglobulinlerin varligi gibi immunofloresanbulgular lupus eritematozusun gostergesidir. Liken niditus ve likenstriatus yuzeyi parakeratotik bir pullanma ile ortulu, lenfositikinfiltrasyon gosteren, kucuk likenoid papullere sahip farklihastaliklardir. Liken striatusta papuller lineer bir dizilim gosterir.Histolojk olarak siklikla kil follikulleri ve ter bezlerini tutar hattaderin dermise de ilerler.



Makatta kaşıntı anal kaşıntı pururitis ani

Pruritus ani de denen anal (makat bölgesi) kaşınma sık rastlanan bir sorundur.

İnatçıanal kaşınma, çocuklarda ve yaşlılarda daha sık görülen bir durumdur.Çocuklarda bu durum, sık rastlanan bir parazit olan kılkurdununvarlığına bağlı olabilir. Yaşlılarda ise neden, yaşlanan deri-ninkurumasıdır.

Doktorunuz anal kaşınmanızın nedenini araştırırken,sedef hastalığı gibi bir deri hastalığının, deri kanserinin ve birmantar enfeksiyonunun işaretlerini de arayacaktır. Kaşınmaya ve tahrişeneden olan hemoroid, anal fissür ve anal fistül yönünden de muayeneedilebilirsiniz; bu hastalıklar anal kaşınmanın nadir nedenleridir.Çoğu kez kaşınmanın kesin nedeni bulunamaz.

Aşırı Bakım

Bazıkişiler, anüs bölgesini sert bir sabun bezi ve sabunla iyicetemizlemeye çalışırlar. Bu durum, bölgenin kaşınmasına, yanmasına vetahriş olmasına yol açabilir.

İlaç Reaksiyonları

Bazıkişilerin kaşınmayı geçirmek için kendi başlarına kullandıklarıilaçlar, tahrişe yol açarak kaşımayı ve yanmayı artırabilir.

Stres

Bazı doktorlar, kanıtlanmamış olsa da, stresin kaşınmaya yol açabileceğine inanmaktadır.

Anal Kasların Gevşemesi

Normalde anal kanalı kapalı tutan kaslar gevşediğinde, dışkı dışarı sızarak bu bölgedeki deride tahrişe yol açabilir.

Kötü Bakım

Eğer dışkılamadan sonra uygun temizlik yapılmazsa, anüs bölgesindeki dışkı artıkları tahrişe ve kaşınmaya neden olabilir.

Eskidenkronik anal kaşınması olanlarda, anüs bölgesine ışın tedavisi, alkolenjeksiyonu ve hatta bu bölgedeki deri ve sinirleri çıkarmak içinameliyat yapılırdı. Artık bu tür uygulamalar ortadan kalkmıştır.

Eğer böyle bir sorununuz varsa, aşağıdakileri deneyin.

1-Kaşımayıkesin. Sürekli kaşıma tahrişe yol açar. Ne kadar çok kaşırsanız, okadar çok kaşınırsınız. Bölgeye soğuk uygulamayı de-neyin.

2-Bölgeyi temiz tutun. Gece, gündüz ve her dışkılamadan sonra bölgeyi tahriş etmeden, nazikçe temizleyin.

3-Dışkı sızıntısının deride yaptığı tahrişi engellemek için, bu bölgeye bez koyun ve gerektikçe değiştirin.

4-Kaşınmayı azaltmak için yatarken antihistaminik bir ilaç da alınabilir.

Eğer kaşıntınız sürerse, tam bir muayene için doktorunuza baş-vurun.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #22 : Temmuz 26, 2007, 01:16:47 ÖÖ »

Mezoterapi

Mezoterapi, uzun zamandan beri estetik tıptaen sık talep konusu olan lipodistrofi veya sellülit konusunda en seçkintedavi biçimini oluşturmaktadır. İlk kez 1952 'de Dr. Michel Pistortarafından uygulanmıştır. 1987 'de Fransız Tıp Akademisi tarafındangeleneksel tıbbın bir parçası olarak kabul edilmiştir.
Fransa' daortalama 15.000 doktor, günde 60.000 den fazla hastayı mezoterapiyöntemi ile tedavi etmektedir. Uluslar arası Mezoterapi Derneğine üyeolan Avrupa, Afrika ve Güney Amerika'da 14 ülkede yöntem başarı ileuygulanmaktadır.
Mezoterapinin kelime anlamı orta deri tedavisidir.Temeli, tedavi edilecek bölgeye 4-6 mm uzunluğunda çok ince iğnelerkullanılarak çok küçük miktarlarda ilaçları lokal olarak enjekte etmeyedayanan tamamen tıbbi bir eylemdir. Endikasyona göre değişen çeşitliilaç karışımları 5-10 dakika gibi bir süre içerisinde deri altınaenjekte edilir.

Hangi Durumlarda Uygulanır ?

ESTETİK KULLANIMLARI;
Sellülit
Saç Dökülmesi
Ergenlik ve Hamilelikte Oluşan Çatlaklar
Yüz Gençleştirme
Yara İzleri, ( skatrisler )
DİĞER KULLANIM ALANLARI;
Romatoloji
Dolaşım Problemleri ( varis, varis ülserleri )
Migren
Spor Hekimliği
Mezoterapiseans aralıkları minimum 1 hafta olmalıdır.Bir seansta enjekte edilenilaç dozu 10 cc yi aşmamalıdır.Mezoterapide ortaya çıkan yan etkilergenellikle seans aralığı ya da dozaja dikkat edilmedi ise görülmektedir.

Uygulanmaması Gereken Durumlar

Kalp Yetmezliği
Diyabet
Böbrek Rahatsızlıklarında
Antikuagülan Tedavi Altındaki Hastalarda
Sonuç
Mezoterapi,etkinliği bütün dünyada kanıtlanmış bir geleneksel tıp yöntemidir. Birçok ülkede uygulanıyor olması, her gün binlerce doktorun hastalarınauygulaması, yararlı bir yöntem olduğunun en güçlü kanıtıdır. Hasta ilehekim arasında etkin bir dialoğun olması sonuçların biran önce ve eniyi şekilde elde edilmesi için gereklidir. Ancak mezoterapiden, herzaman çok kısa sürelerde sonuç alıp, mucize bir düzelme debeklenmemelidir



Nasır

Nasır, aşağı yukarı herkesin bildiği bir sorundur.Genellikle kendi kendine tedavi edilebilir; ama çok ciddi olduğundadoktora göstermek gerekir. Nasır, sürtünme ya da basınç nedeniylederinin boynuzsu tabakasından oluşan bir oluşumdur. Ölü deri hücreleribirikerek bir keratin (protein) tabakası oluştururlar. Bu durumilerledikçe nasırın altındaki deri hücreleri iltihaplanır, ağrı verahatsızlık verir.

Nedenleri


Nasır, daha çokderinin aşırı sürtünmeyle karşılaştığı yerlerde ortaya çıkar. Elleriyleçalışan işçilerde ve çıplak ayakla dolaşanlarda, normal olarak ağrıvermeyen ve gerçek nasır olmayan deri kalınlaşması olabilir. Ancak,sözgelimi kemancılarda sürekli olarak çenelerini kemanın gövdesinedayamaktan ya da yeni ayakkabı alanlarda ayakkabının belirli noktalardaayağı vurmasından gerçek nasır oluşur.

Bütün sıkı ayakkabılarınve yüksek ökçelerin nasır oluşturabilmesine karşılık, nasır en çokayaktaki çıkıntılarda, parmaklar arasında ve topukta ortaya çıkar.Bunyonların üzerinde de nasır olur. Bunun nedeni, buradaki kemiğinçıkıntılı oluşu ve sürekli olarak ayakkabıya sürtünmesidir. Bu kemikçıkıntıları üzerindeki sert deri tabakası alt tabakaları koruduğundan,buralarda nasır sık görülür. Ancak nasır ve bunyon oluşumu arasındabundan öte bir ilişki yoktur. Bazı kişiler, özellikle de yaşlılar,nasıra daha eğilimlidirler.

Protez kullananlarda, derininaşınması nedeniyle de nasır olabilir. Böyle durumlarda nasır oluşturannedenin ortadan kaldırılması genellikle yeterlidir ama bazen nasırınalınması zorunlu hale gelebilir.

Belirtiler


Nasır,çevresindeki normal deriye göre daha sarımsı renkte, kalın bir deritabakasıdır. Koni biçiminde olabilir. Ayak parmakları arasındakinasırlar ise çoğunlukla yumuşaktır. Nasırlar günün sonunda ağrı yapar,ayrıca basınçla karşılaşınca rahatsızlık verirler. Kronikleştiğinde yada şiddetli olduğunda, çevresindeki deri kızarır ve nasır, hareketsizdurulurken bile çok ağrır. Belirtiler çok çeşitlidir ve bazen nasırısiğilden ayırmak zor olur. Ancak siğil genellikle daha ufaktır vebasınçla ağrı yapar. Derinin üst tabakası kazındığında siyahnoktacıklar halinde siğilin kökü ortaya çıkar.

Nasır rahatsızlıkverir ve ağrır, ama çoğunlukla tehlikeli değildir. Daha ciddi birsorun, "hiperkeratoz" denen, derinin avuç içinde ve tabanda hiçbirneden olmadan kalınlaşması ve bunun yayılması durumudur. Hiperkeratozhemen doktora gösterilmelidir. Nasırın tek tehlikesi, alınmasısırasında kirli aletlerin kullanılmasıyla enfeksiyon kapması veiltihaplanmasıdır. Özellikle şeker hastalarının bu konuya dikkat etmesigerekir. Ayaktaki kan dolaşımları zayıf olduğundan, enfeksiyonkolaylıkla kangrene dönüşebilir. Bu yüzden en iyisi nasırlarını biruzmana göstermeleridir.

Tedavi


Nasır,kalınlaşmış deri olduğu için, derinin üst tabakalarının temizlenmesiyletedavi edilir. Nasırlı kısım bir süre ıslatılıp yumuşatıldıktan sonraponza taşıyla ovulur. Bu, yeni oluşmaya başlayan nasırlar içinyeterlidir. Daha ileri durumlarda ise, nasır bir makasla ya da özelbıçaklarla alınır. Ancak bu işlem sırasında yumuşak deriyi kesmemeyedikkat edilmelidir. Yumuşatıp nasırı düşüren nasır yakıları da vardır.Salisilik asit (% 40 oranında) içeren bu yakılar nasırın tam üstüneuygulanır ve 24 saat bırakıldıktan sonra alınıp, yumuşayan nasır birponza taşıyla temizlenir. Tek uygulamada yumuşamayan nasıra yenidenyakı konur. Daha yaşlı kişiler bazen nasırlarıyla yaşama yolunuseçerler. Bunun için yumuşak tamponlar kullanılır. Ortası delik olan butamponlar nasırın ağrı vermesini önler. Şeker hastaları ve dolaşımsistemi bozukluğu olan kişiler ise, sık sık bir uzmana giderek gereklibakımı yaptırmalıdırlar.

Değişik bir alışkanlık ya da yeni birayakkabı nedeniyle oluşan tek bir nasırın giderilmesi oldukça kolaydırve bir daha yinelemez. Büyük nasırlardan kurtulmak için, önce nedeninortadan kaldırılması gerekir. Ayak kemikleri üzerindeki ya da parmakaralarındaki yineleyen nasırlar, düzenli bakım ister. İyi uyanayakkabılar yardımcı olursa da, bu tür nasırlar genellikle kronikleşmeeğilimi gösterirler. En iyisi, daha başlangıçta tedavi için girişimdebulunmak ve düzenli ayak bakımını ihmal etmemektir




NEVÜSLER (BENLER)

Tıpta “Nevüs”, halk arasında “Ben” adıile anılan deri oluşumları, çok farklı görünümde ve yapıda olabilmekleberaber, genellikle kastedilen; yuvarlak veya oval deriden hafifkabarık 3-5 mm büyüklükte, siyah-kahverengi sertçe yapılardır. Bunlar;pigment üretici hücreye çok benzeyen özel hücrelerin deri içinde biralanda yuvalanması sonucu gelişirler. Doğuştan itibaren varolabilecekleri gibi çoğu çocukluk döneminde, bir kısmı da sonraki birzamanda ortaya çıkarlar. Benler 2 nedenle tıbbi açıdan önem taşırlar;

1- Bazı ben tiplerinin zamanla malignleşme (kötü huylu bir şekle dönme) riskine sahip olması,

2-Pigment üretici hücrelerden gelişen “Melanom” adındaki malignoluşumunun iyi huylu bir ben olarak algılanıp tedavisiz bırakılması.

Bunedenle risk taşıyan benlerin özelliklerinin ve bir benderastlanabilecek hangi değişimlerin önemli olduğunun bilinmesi gerekir;

· 0.5-1 cm’den büyük olması

· Sınırın girintili çıkıntılı asimetrik olması

· Rengin alacalı olması (yer yer siyah, kırmızı, kahverengi, beyaz)

· Ayak tabanı, el ayası ve parmak uçlarında yer alması

· Sayılan bu özellikleri taşıyan benlerin ailede de olması

· Geçmişte zaman zaman yanık yapacak şekilde yoğun güneşlenmelerin olması

Var olan bir benin;

· Neden yokken kanaması

· Üzerinde ülser gelişmesi

· Rengin hızla koyulaşması

· Rengin etrafa yayılması (veya etrafta beyazlanma olması)

· Kaşınma, acıma gibi belirtilerin olması

Günümüzdemalign melanom için en etkin tedavi, olabildiğince erken teşhis edilipcerrahi olarak etraflıca çıkarılmasıdır. Başlangıçta ve sonra zamanzaman yayılma olasılığına karşı gerekli incelemeler yapılır. Bir benecerrahi girişim uygulandığında malignleşebileceği veya yayılabileceğiinanışı YANLIŞ ve maalesef yaygın bir inanıştır. Ben veya bene benzeyenoluşumlarla ilgili herhangi bir kuşkuda sağlık kuruluşuna başvurmak endoğru davranış olacaktır.





Nörofibromatozis

Nörofibromatozis (NF), deri, sinir sistemi ve gözde belirtiler oluşturan ve genetik geçiş gösteren bir
hastalıktır. Hastalığın tip 1 (NF1) ve tip 2 (NF2) olmak üzere iki alt tipi tanımlanmıştır.
NF1, 17. kromozomdaki,
NF2 ise 22. kromozomdaki gen defekti sonucunda gelişir. NF1, 3000 doğumda bir görülürken, NF2 sıklığının
yaklaşık olarak 1/50000 olduğu tahmin edilmektedir.

Nörofibromatozis tip 1 tanı kriterleri.
1. Ergenlik öncesi dönemde 5 mm veya daha büyük, puberte
sonrası dönemde 15 mm veya daha büyük deride sütlü kahve rengi döküntülerin olması ve sayısının altı veya daha fazla olması,
2. Herhangi bir tipte iki veya daha fazla nörofibromun (sinirlif kitlesi) olması
3. Koltuk altı veya kasık bölgesinde çillerin bulunması,
4. Gözde Ana görme sinirinde özel bir tümör (optik gliom)mevcut olması,
5. Gözde siyah tabakada (iris) İki veya daha fazla kabarcığın (lish nodülü veya iris hamartomu) bulunması,
6. Eklem yerlerinde kireçlenme,eklem deformasyonları ve uzun kemiklerde incelme gibi kemik anomalilerinin olması,
7. Birinci dereceden akrabalarında yukarıdaki tanı kriterlerine göreNF1 tanısı konulmuş insanların olması.

(*Tanı için yukarıdakilerden ikisi veya daha fazlası olgularda
bulunmalıdır.)

Nörofibromatozis tip 2 tanı kriterleri.
1.mikroskopla hücreleri inceleyerek özel bir sinir tümörü olan schwannomagösterilmesi veya Manyetik rezonans inceleme ile (MR) ile her ikitaraflı vestibüler schwannoma bulunması,
2. Ebeveyn, kardeş veya çocukta NF2 bulunması ve,
a)Tek taraflı vestibüler schwannoma, veya
b)Meningiom(özel bir beyin tümörü) , gliom,(özel bir beyin tümörü)schwannoma(özel bir sinir tümörü) , Gözde lensin arka tarafında opaktgörüntüler ve beyin kireçlenmelerinden herhangi birinin olması,
3.İki veya daha fazla Meningiom(özel bir beyin tümörü) , gliom,(özel birbeyin tümörü) schwannoma(özel bir sinir tümörü) , Gözde lensin arkatarafında opakt görüntüler ve beyin kireçlenmelerinden herhangi birininbulunması.

TARİHÇE VE GENEL BİLGİLER:
NF1 ilk defa von Recklinghausen tarafından
tanımlanmış, otozomal dominat geçiş gösteren veya
spontan mutasyon sonucunda gelişen bir hastalıktır.
Görüldüğü gibi NF birçok sistemi tutabilmekte ve
ciddi komplikasyonlara neden olabilmektedir. Bu
nedenle olguların erken belirlenmesi ve tanı
konulması önem kazanmaktadır. Bu amaçla prenatal
tanı için DNA analizleri yapılabilir.10,11 Böylece
istenmeyen gebelikler sonlandırılabilir. Olgulara erken
tanı konulması hastaların yakından takip edilmelerine
ve gelişecek komplikasyonların erkenden
belirlenmesine olanak sağlar. Bu nedenle belirlenen
olgunun tek olarak ele alınmaması, aile bireylerinin de
kontrolden geçirilmesi daha uygun olacaktır.

KAYNAKLAR
1. Pivnick EK, Riccardi VM. The neurofibromatosis. In: Freedberg IM, Eisen AZ,
Wolff K, Austen KF, Goldsmith LA, Katz SI, Fitzpatrick TB eds. Dermatology in
General Medicine. 5th ed. New York: McGraw-Hill 1999: 2152-8.
2. Neurofibromatosis. Conference Statement. National Institues of Health
Consensus Development Conference. Arch Neurol 1988; 45: 575-8.
3. Harper JI. Familial multible tumour syndrome. In: Champion RH, Burton JL,
Burns DA, Breathnach SM eds. Textbook of Dermatology. 6th ed. Oxford:
Blackwell Science Ltd 1998; 378-84.
4. Lazaro C, Gaona A, Ainsworth P, Tenconi R, Vidaud D, Kruyer H, Ars E,
Volpini V, Estivill X. Sex differences in mutational rate and mutational
mechanism in the NF1 gene in neurofibromatosis type 1 patients. Hum Genet
1996; 98: 696-9.
5. McGaughran JM, Harris DI, Donnai D, Teare D, MacLeod R, Westerbeek R,
Kingston H, Super M, Harris R, Evans DG. A clinical study of type 1
neurofibromatosis in north west England. J Med Genet 1999; 36: 197-203.
6. Landau M, Krafchik BR. The diagnostic value of cafe-au-lait macules. J Am Acad
Dermatol 1999; 40: 877-90.
7. Arnsmeier SL, Riccardi VM, Paller AS. Familial multible cafe au lait spots. Arch
Dermatol 1994; 130: 1425-6.
8. Riccardi VM. Mast cell stabilization to decrease neurofibroma growth. Preliminary
experience with ketotifen. Arch Dermatol 1987; 123: 1011-6.
9. North K, Joy P, Yuille D, Cocks N, Mobbs E, Hutchins P, McHugh K, de Silva
M. Specific learning disability in children with neurofibromatosis type 1:
significance of MRI abnormalities. Neurol 1994; 44: 878-83.
10. Hofman KJ, Boehm CD. Familial neurofibromatosis type 1: clinical experience
with DNA testing. J Pediatr 1992; 120: 394-8.
11. Elyakim S, Lerer I, Zlotogora J, Sagi M, Gelman-Kohan Z, Merin S, Abeliovich
D. Neurofibromatosis type I (NFI) in Israeli families: linkage analysis as a
diagnostic tool. Am J Med Genet 1994; 53: 325-34.





Pemfigus

Genellikle ağız içinde yüzeyel soyulmalar veağrılı yaralar ile başlayan ve vücut cildine de yayılabilen ciddi birhastalıktır. Tetikleyicisi bilinmez ancak otoimmün diye tabir edilenvücudun kendi bağışıklık hücreleri ile oluşturduğu bir durumdur. Bazıilaçlarla oluşan pemfigus vakaları bildirilmiştir. Pemfigus vulgaris(klasik pemfigus) dışında yerel ozellikleri olan değişik pemfigustipleride vardır (fogo selvagem). Hastalığın cilt hastalıkları uzmanıtarafından gorülmesi ve biopsi ile tanı konulması gerekir.

Pemfigus Hastalığının Tedavisi

Tanısıkonulan pemfigus vulgariste çeşitli tedavi protokolleri vardır.Hastalık tablosunun yaygınlığı ve şiddetine göre tedavi seçilir.Tedavide kortikosteroid ve immunosupresifler dışında immunoglobulininfüzyonu ve plazmaferez gibi yöntemlerde vardır. Vücudun kendibağışıklık sistemi ile kendi cilt parçasına oluşturduğu bağışıklıkhücrelerinin düzeyi kanda ölçülebilmektedir. Bu düzeyin düşmesiiyileşmeyle paralel gider. Yaraların bakımı da ayrıca önem taşır,tedaviye rağmen sebat eden yaralarda yara içine kortizon enjeksiyonlarıyapılabilir. Aktüel literatürde patlıcan, muz vb gıdaların pemfigusuartırabileceği yazılmıştır, ancak bunların tıbbi gerçekliği yoktur.Zaten hastalıktan sorumlu olabileceğinden değilde ancak lokal olarakyara oluşturabileceğinden sözedilebilir. Tıbbi literatürde isesarımsağın pemfigus yaralarını ortaya çıkarabildiği kanıtlanmıştır. Çokönemli bir nokta şudur ki; her hasta kendisiyle ilgili gözlemini iyiyapmalıdır, yani kişisel özellikler her zaman farklı sonuçlardoğurabilir. Örneğin bazı kişilerde sarımsak, domates, bazılarında,patlıcan, biber, yaraları azdırabilirken bazı kişilerde hiçbir sakıncayaratmaz. Bu yüzden pemfiguslu kişi kendi kendini iyi gözlemlemeli vebuna göre davranış biçimi geliştirmelidir. Zaten kişi kontrollü tedavialtında ise çekinmesi gereken fazlaca bir şey olmayacaktır. Pemfigusundoğru tedavi edilmez ise öldürücü bir hastalık olabileceğini vetedavide kullanılan ilaçların çeşitli yan etkileri ilekarşılaşılabileceğini soylemek gerekir. Buna rağmen iyi kontrol altınaalınan bir hasta doktoru ile iletişim halinde olarak hayatını rahat birşekilde idame ettirebilir. Doktorunun kontrolünden çıkmamak üzere birsüre sonra kendi tedavisini düzenleyebilecek duruma gelebilir.
Pemfigustedavisinde son yıllarda en sık kullanılan “Aberer protokolü”dür. Buprotokolde pemfigusun şiddetine göre kortikosteroid ve azathioprin adlıilaçlar başlanır ve hastalık kontrol altına alındıktan sonra idametedavisine geçilir. İdame tedavisinde kortikosteroidin belli çizelgeeşliğinde doz azaltımı yapılır ve günaşırı 30 mg 3-4 ay devam edilir,azathiprin kortikosteroidden 2-3 ay sonra kesilir. Bu tedavi sırasındahasta 2 haftalık kan tahlilleri ile izlenir. Tedavi süresince tuzsuz,karbonhidratsız, proteinli beslenmek yan etkileri azaltmak içinönemlidir. İlaçlar bağışıklık azalması yapacağından (hatırlayınız kipemfigus bağışıklık hücrelerinin gidip deriye oturmasındankaynaklanıyordu) infeksiyonlardan korunmak ta çok önemlidir. Tümönlemlerin alındığı durumda bile pemfiguslu kişinin karşılaşabileceğiyan etkiler arasında sivilcelenme, kilo alma, sürekli açlık hissi,depresyon, lokal tüylenme olabilir.
Pemfigusla ilgili gelişmelerhızla artmakta ve belkide pemfigus adını ilerki onyıllarda unutacağızama şimdi pemfiguslu hastalarımızla birlikte onların hayatlarını endoğal şekilde idame ettirmeleri için gerekenleri tekrar sıralayalım:

1. Mutlaka bir cilt hastalıkları uzmanı tarafından takip altında olunuz.
2. Aklınızda ki her tür soruyu doktorunuza sorunuz.
3. Hastalığınız ile ilgili bilgilenip onunla birlikte en iyi şekilde yaşamanın yollarını öğreniniz.
4. Kendinizi iyi gözlemleyiniz, gözlemlerinizi doktorunuza kısa ve pratik şekilde özetleyerek yazınız.
5. Doktorunuz izin verdiği zaman ilaç dozunuzu kendiniz belirleyecek duruma gelebilirsiniz.




Pitriyazis rosea

Pitriazis rosea siklikla deri cizgileriboyunca yerlesen, oval eritematoz papuller, kucuk plaklar seklindegorulen oldukca sik rastlanan, gecici bir "papuloskuamoz"hastaliktir94. Etyolojisi bilinmemektedir fakat hastaligin sonbahar vekis mevsimlerinde salgin yapacak sekilde gorulmesi muhtemel viral birsebebi dusundurur. Erupsiyon genellikle govrenin ust kismi veyaekstremitede "haberci lezyon" denilen yuvarlak eritemli bir leke vepullanma seklinde baslar. Birkac gun ilâ hafta icinde dokuntuyayginlasir, simetrik tarzda ozellikle ust govre ve proksimalekstremiteleri tutar. Hastalik benign bir seyir izler ve kendiliginden2 ilâ 8 haftada yatisir, ancak bazi vakalar 1 yil kadar uzun surebilir.
PATOLOJI.Oncu dokuntu ve yaygin lezyonlarin biyopsilerindeki ortak noktayuzeydeki hafif spongiyozlu parakeratotik pullanmadir fakatmikrovezikulasyon veya notrofilik infiltrasyon bulunmaz. Pullanmafokaldir ve gevsek olarak tutunur. Akantozun derecesi degisir vehaberci dokuntude daha buyuk ve daha psoriaziform olur. Papillerdermiste odem. dermal papilla uclarinda kucuk kanamalar vardir,eritrositler ve eritrosit kirintilari epidermise gecer. Vaskulitbulunmaz. Damar cevresi lenfosit infiltrasyonu genellikle yuzeyeldirfakat haberci dokuntude cogu kez dermisin derinliklerine dogru ilerler.Az sayida eozinofil olabilir fakat plazma hucreleri gorulmez.
Pitriazisrosea guttat psoriazisten, psoriazisteki gibi stratum korneumdanotrofil bulunmamasiyla ayirdedilebilir. Ozellikle altin tuzlari vemeprobamat tedavisine sekonder pitriazis roseaya benzer ilacreaksiyonlari vardir. Bu lezyonda eozinofil olmaksizin az sayida plazmahucresinin varligi kuvvetle sekonder sifilizi akla getirir. Viralekzantemler pitriazis roseanin yaygin sekline benzeyebilir.






Psikolojik cilk hastalıkları

Dermatolojik yani başka birdeyişle cilt hastalıklarının bir çoğunda psikolojik faktörler roloynamaktadır. Psikokütan dermatozlardaysa psikolojik rahatsızlık önplandadır ve bu hastalığın bir göstergesi olarak ciltte lezyonlaroluşmaktadır. Gerçekte psikokütan dermatozların kesin bir sınıflamasıyoksada burda

1.Artefakt dermatiti

2.Nörotik ekskoriasyonlardan bahsetmek istiyorum:

Artefakt dermatiti

Esasındaprimer olarak bir psikiyatrik rahatsızlık olmakla beraber kişininderisindeki problemler sebebiyle dermatologların teşhis koyduğu birhastalıktır. Tanı koymak bazen zor olmakla beraber lezyonlar çoğuhastada tipik tanı koydurucuda olabilir.

Hipokrat zamanındanberi rastlanılmaktadır. Hastanın kendi derisindekesme,delme,yolma,sıkıştırma,çimdikleme,vurma,enje ksiyon ve benzerieylemlerle bilinçli veya bilinçsiz olarak yaptığı yıkımlar sonucuaniden ortaya çıkan lezyonlar vardır. Dediğim gibi bir psikiyatrikproblem olan hastalıkta bu lezyonların oluşturulması sırasında acıyanasıl dayandıkları bazen hayret uyandırır.

Artefakt dermatitindeciltteki bulguları yani lezyonlar düzensiz ve dağınık olup, ellerinözellikle de sağ elin uzanabileceği alanlardadır. Bayanlarda genellikleyüz,el ve kollarda yerleşir.

Artefakt dermatitinde belirtiler,yıkım için kullanılan malzemelerin niteliğine bağlı olarakdeğişmektedir: Hasta lezyonları oluşturmak için jilet,bıçak,camparçaları yada kendi tırnaklarını kullanarak kesikler,yarıklaroluşturabilir.Lezyon şekilleri hiç bir deri rahatsızlığına benzemeyentürden köşeli,düzensiz yada geometrik biçimli olabilir. Çoğunlukladalezyon boyutları 1 cm den büyüktür bazen tüm karın yada kolun tamamındaolabilir. Bunlardan başka hasta lezyonları oluşturmak için asit yadaalkali ajanlar,fenol,gümüş nitrat gibi maddelerde kullanabilir yadavücudunda sigara söndürerek lezyon oluşturabilir.Bu durumlardayerçekimine bağlı olarak sıvı maddelerin akması yada etraftaki deriyebulaşmasıyla çizgisel yada yılanvari lezyonlar göze çarpabilir. Burayakadar yazdığım durumlarda tanı koymak genellikle zor değildir iyi birmuayeneyle tanı konulabilmektedir.

Bunun dışında deri altınaalkali,nişasta,silikon,yağ,gaita,tükürük,idrar,mür ekkep enjekteedenler,göz kapaklarına hava enjekte edip ödem oluşturanlar, allerjikhastalığı olup özellikle bu allerjenlere kendini maruz bırakıphastalığının alevlenmesine sebep olanlarda vardır.Bu hasta grubundalezyonlar başka deri hastalıklarını taklit edeceğinden tanılarıdazordur.

Artefakt dermatiti kadınlarda erkeklere oranla daha sıkgörülür. Her yaşta görülebilmekle birlikte ergenlik ve gençerişkinlikte daha sıktır. Hastalar çoğunlukla içe dönük,emosyonelyönden olgunlaşmamış ve bencil yapılı kişilerdir bazen anoreksi ve dealkol bağımlılık problemleri de olabilir. Hastalık ergenlik dönemindeebeveynlerle iletişim bozukluğu, kıskançlık ,fiziksel yada cinseltravmalar sonrası yada ani gelişen strese karşı geçici bir uyumbozukluğu sonucu başlayabilir.

Hastaların genellikle yüzeyseldeolsa tıbbi bilgileri vardır.Kendisi veya çok yakın bir aile üyesisağlık sektöründe çalışan hasta sayısı oldukça fazladır.Tüm bunlarhastaların lezyonları daha profesyonelce taklit ederek gerçek derihastalıklarına benzetmelerini sağlamaktadır.

Bu gruptakihastalar lezyonlarının aniden çıktığını söyler ve çok ayrıntılıhastalık öyküsü verirler.Bazende lezyonların gelişiminden hiç haberdarolmadıklarını belirtebilirler.

Tanıyı koymada bazen çok zorlukçekilebilinir.Hastalar lezyonları kendilerinin yaptığını inkar ederlerhatta bazı olgularda tanı konulup bunun psikiyatrik bir problemdenkaynaklandığı ve de psikiyatri konsültasyonu istendiğinde hastadadermatoloğa karşı düşmanca tavırlar gelişebilir. Bu hastalar oldukçazeki olabilirler ve bazen bu tür lezyonları kendi ailesinden intikamalmak,üzerlerine ilgi çekmek içinde yapabilmektedirler.Dikkatli hareketedilmesi gereken bir hasta grubudur.Hatta kendisinin hastalığını ortayaçıkaran bir hocamıza silahlı saldırıda bulunan bir hastamız buhastalıkta ne kadar dikkatli davranılması gerektiğine çok güzel birörnektir.

Bu grup hastaların askerlikten kaçmak,sigortadan paraalmak,işten kaçmak gibi kendilerine çıkar sağlama amacıyla(malingering) vücutlarında yaralar oluşturan kişilerden ayırdedilmesigerekir. Çünkü bu gruptakiler gerçekten hastadırlar bazen küçükkazançları olsada bunlar ilgi,sevgi..gibi kazançlardır...





Psoriatik Artrit

Psöriyatik artrit nedir?

Psöriyatikartrit, kronik bir cilt ve tırnak hastalığı olan sedef hastalığıyla(psöriyazis) birlikte görülen bir iltihabi artrit tipidir. Buhastalığın beş tipi vardır:


Öncelikle el ve ayak parmaklarındaki küçük eklemleri tutan artrit

Kol ve bacaklardaki eklemleri tutan asimetrik artrit

Romatoid artrite (iltihaplı romatizmaya) benzeyen simetrik poliartrit (çok sayıda eklemi tutan artrit)

Nadir fakat ekleme son derece zarar veren ve şeklini bozan bir tip olan artritis mutilans

Sakroiliyak (omurgayla kalça kemiğini birbirine bağlayan eklem) eklemin ve omurganın artriti (psöriyatik spondilit)

Buartrit tiplerinin her birinin hangi sıklıkta görüldüğünü belirlemekzordur. Aynı hastada zamanla artritin tipi değişebilir ve bazıhastalarda birden fazla tip bir arada görülebilir. Bazen artrite ekolarak gözde ya da bağların ve tendonların (kasın kemiğe tutunduğuyapı) kemiğe yapıştığı yerde, örneğin topukta, iltihaplanma vardır,ikinci durumda o bölgede ağrı ortaya çıkar.

Nedeni

Tamnedeni bilinmemektedir, fakat bağışıklık, genetik ve çevreselfaktörlerin birlikte etki ettiklerinden şüphe edilmektedir. Psöriyatikartritli hastaların %40'a varan bir bölümünün ailelerinde psöriyazis yada artrit öyküsü vardır.

Sağlık üzerindeki etkisi


Psöriyatik artrit ABD'de bulunan 3 milyon psöriyazis hastasının en az %10'unda görülmektedir.

Kadınlardave erkeklerde eşit sıklıkta görülmekte ve genellikle 30-50 yaşlarıarasında başlamaktadır, fakat çocuklukta da başlayabilir.

Psöriyatik artrit, hastaların %15'e kadar bir kısmında psöriyazis tanısı konulmadan önce başlayabilir.

Tanı

Kesinbir tanı konulmadan önce, psöriyazis için karakteristik olan cilt vetırnak değişiklikleri gösterilmelidir. Bazı hastalarda sedimentasyonyüksekliği, hafif anemi ve kan ürik asit düzeyi yüksekliği bulunabilir.Gut olmadığı kanıtlanmalıdır.

Tedavi

Psöriyatikartritin tedavisi başlangıçta steroid olmayan antiinflamatuvarilaçlardan ibarettir, fakat artrit bu ilaçlara yanıt vermezsemetotreksat kullanılması gekebilir. Antimalariyal (sıtma tedavisindekullanılan) bir ilaç olan hidroksiklorokin de etkili olabilir fakatbazı hastalarda bu ilaçla psöriyaziste alevlenme görülebilir.Sulfasalazin adlı ilaç bazı psöriyatik artrit hastalarında çok faydalıolmaktadır. Hastalığın ağır şekillerinde azatioprin kullanılabilir.

Doğrudaneklemin için uygulanan kortikosteroid enjeksiyonları faydalı olabilir.Son zamanlarda siklosporin ile iyi sonuçlar alınmaktadır, fakat builacın böbrek üzerinde yan etkileri olduğu için, diğer tedavilere cevapvermeyen ilerleyici hastalıkta kullanılmalıdır. Uygun egzersizler çokönemlidir. Eklem harabiyeti gelişen hastalarda



Psoriazis sedef hastalığı

Psoriazis epidermisin asiriproliferasyonu ile karakterize kronik "papuloskuamoz" hastaliktir.Vakalarin cogunun kendine has bir klinik gorunumu vardir fakat bircokatipik tablo gorulebilir88. Bu lezyonlarin ortak noktasi ortasi gumusibir pullanma gosteren kucuk eritemli papuller seklindeki uniterlezyonlaridir. Bu papuller, plaklar olusturacak sekilde birlesirler.Gumusi pullanmalar parakeratotik stratum korneum icinde notrofillericerir. Notrofiller Zumbuch'un akut pustuler psoriazisinde deridepustul, hatta "pu golcukleri" olusturacak kadar yogun olabilir.Psoriazis vulgaris' in pullanan plaklari diz ve dirsekler gibi travmave surtunmeye acik bolgelerde daha siktir fakat sacli deriyi veya digerbolgeleri de tutabilirler. El, ayak ve tirnaklar etkilenebilir. Buhastalarin hayati tehdit edici ya da von Zumbusch formundaki gibi tumvucutta pustuller, ates, elektrolit bozukluklari ve periferiknotropeniyle seyreden eritroderma olusturmayan kronik ve oldukca stabilbir psoriazis formu vardir. Tedavi edilmeyen agir hastalardahipoalbuminemi, elektrolit kaybi ve sepsisten olum olusabilir. Inversepsoriazis' te plaklar baslica intertriginoz bolgeleri tutarlar.Hallopeau'nun acrodermatitis continua' sinda psoriazis el ve ayaklarasinirlidir. Gebelikte alevlenen psoriazis yanlislikla "kacinilmasigereken bir terim olan" "impetigo herpetiformis" seklindeisimlendirilir. Streptokok enfeksiyonlarindan sonra hastaliktaalevlenme olabilir. Bir bolgeye uygulanan travma burada lezyonolusumuna sebep olabilir (Koebner isareti). Gumusi pullarin kazinmasitoplu igne ucu seklinde kanama noktalarinin belirmesine yol acabilir(Auspitz isareti). Andrew'nun pustuler bakterid' i avuc ici ve ayaktabanlarina lokalize pustuler bir dermatit seklidir. Bu lezyonunpustuler psoriazis ile tartismali bir iliskisi bulunur ve sistemikantibiyotik tedavisine cevap verisiyle ayirdedilir69.
PATOLOJI. Tamolarak gelismis psoriazis plaklarinin histopatolojik ozellikleriayirdettiricidir. Ancak erken formlar ve kismen tedavi edilen vakalarintaninmasi zor olabilir. Tam gelismis plaklarda yuzeydeki pullanmadiffuz olarak parakeratotiktir ve fokal notrofil kumelenmeleri (Munroapseleri) ihtiva eder. Bu pullanmanin altindaki epidermis granulertabakasini kaybeder ve rete ridgelerdeki uzamayla hiperplaziye ugrar.Rete ridgeler genellikle oldukca uniform sekil ve buyukluk gosterirler.Stratum spinozumun ust tabakalari ve stratum granulozumdakikeratinositler arasinda notrofillerin birikimiyle intraepidermalpustuller (Kogoj'un spongiotik pustulu) olusur. Genel olarakkeratinositler RNA iceriginin artisi nedeniyle oldukca bazofiliksitoplazmali gorunurler. Mitozlar coktur ve bazal tabakanin uzerinedogru da cikarlar. Cekirdekler buyuk, cekirdekcikler belirgindir fakatgercek anlamda nukleer atipi bulunmaz. Papiller dermis ozellikle dermalpapilla uclarinda odemlidir. Kan damarlari genis ve kivrintilidir,duvarlari incelmistir ve cok kucuk segmentler halinde epidermis bazalmembranina temas ederler. Bu damarlar etrafinda ve papiller dermiste azmiktarda notrofil bulunabilir. Eozinofiller ve plazma hucreleri yokturveya cok nadirdir. Genellikle yuzeyel vaskuler pleksus cevresinde ortaderecede yogun bir lenfsitik infiltrat bulunur.
Erken lezyonlardavaskuler dilatasyon ile epidermise dogru goc eden az sayida notrofil velenfosit gorulur. Pullanma olan yerde granuler tabaka azalir vepullanma bolgesi parakeratotik hucre kumeleri tepelerinde notrofillerbulunacak sekilde parakeratotik hal alir. Dermal papilla uclarindakucuk kanamalar olabilir.
Gec lezyonlar genellikle regresyona veyatravmaya ugradiklarinda ya da kismen tedavi edildiklerindeayirdettirici histolojik tablolarini kaybederler. Regresyona ugrayanlezyonlarda pullanmalar ortokeratoz ve parakeratoz karisimindan olusur.Travma rete ridgelerin duzensiz akantoza ugramasina yol acar. Topikalsteroid tedavisinden sonra notrofillerin miktari azalir. Yuzeydekiortokeratoz sahalari altinda granuler tabaka geri doner. Topikalsteroidler papiller dermal odemi azaltir, dermal papilladaki kandamarlari daha az dilate ve incedir. Kalan histolojik ozelliklerpsoriazis icin tani koydurucu degildir.
Yuzeyel mantarenfeksiyonlarinin olusturdugu lezyonlar gross ve mikroskopik olarakpsoriazise cok benzer. Bu biyopsi orneklerinin mantar varligi acisindanPAS boyalariyla taranmasi onerilir. Eozinofiller bulundugu zaman,psoriatik diatezi olan bir hastada ilâc reaksiyonu gozdengecirilmelidir. Bu gibi bir karisik infiltrasyon bir ilâc reaksiyonubolgesine lokalize Koebner fenomeninde sik gorulur. Yogun plazmahucresiyle az miktarda eozinofil varligi spiroketler icin ozelboyalarin yapilmasini ve lupus eritematozus icin immunolojikcalismalarin yapilmasini gerekli kilar. Kronik fotodermatit depsoriaziform olabilir fakat genellikle lenfoid infiltrat plazmahucreleri ve eozinofil icerir. Bazi AIDS'li hastalarda psoriazistenplazma hucrelerinin dermiste bulunusuyla ayrilan psoriaziform birdermatit ("AIDS'in psoriaziform dermatiti") olabilir. Epidermistekipullanma daha azdir (hasta kasimadigi surece notrofil icermez) velenfositik infiltrasyon, keratinositlerde tek hucre nekrozu,lenfositlerin karyorektik nekrozu ile ayirdedilir.
Psoriazisvulgarisin HLA-B13, HLA-B17 ve HLA-Cw6 ile birlikteligi vardir. Erkenlezyonlarda lenfositlerin epidermisteki keratinositlere tutunmasiniuyaran ICAM-1 bulunabilir. Lezyonlarin gelisiminde lenfositler velenfokinler rol oynayabilir. Siddetli psoriazisi olanhastalardakeratinosit yuzeylerinde HLA-DR antikorlariyla, sinif II doku uyumantijenlerinde pozitiflik tesbit edilmesi bu hastalarda psoriatikartrit gelisme riskine isaret eder ve bu durum psoriazisli hastalarin%7 kadarinda gozlenir.
Seboreik dermatit. Seboreik dermatit geneltoplumun %3 kadarinda gorulen, sebebi bilinmeyen, kronik, pullanan,spongiotik ve psoriaziform bir dermatittir. Hastaligin siddeti cok sikgorulen sacli derinin minimal kepeklenmesinden, siddetli eritroderma,pullanma ve aralarinda ates, ishal gibi sistemik semptomlarinbulundugu, sekonder bakteriyel enfeksiyonlar araciligiyla olume nedenolabilen nadir gorulen Leiner hastaligina (veya yenidoganin eritrodermadeskuamativa'si) kadar genis bir dagilim gosterir. Seboreik dermatitsacli deri, supraorbital bolgeler, yuz, gogus orta kismi veintertriginoz bolgeler gibi sebase follikullerin belirgin oldugusahalardaki deriyi etkiler. Bakteri ve mantarlarla ozellikle Candidaalbicans ile sekonder enfeksiyon olabilir. Klinik incelemede uniterlezyon sarimtrak "yagli" gorunumde pullanmasi olan eritemli birpapuldur. Kasinti siktir.
PATOLOJI. Seboreik dermatitin erkenlezyonlari kil follikullerinin deliklerinde notrofil ve lenfositlerinbulundugu spongiyoza sahiptir fakat lezyonlarin siddeti arttikcainterfollikuler epitele de ilerleme olur. Yuzeydeki kabuk bir miktarnotrofil iceren sivi birikimi sahalarinin bulundugu parakeratozdanolusur. Epidermal hiperplazinin sekli psoriazise benzer fakatpsoriazise gore spongiyoz daha coktur. Yuzeydeki kurut icinde sikliklabircok Pityrosporum maya mikroorganizmasi bulunur.
Etyoloji, genetikfaktorler, sebase lipidin karakteri ve deri yuzeyinin mikrobiyolojikortamina bagli oldugundan karmasiktir. Topikal steroidler gibiPityrosporum ovale (Malassezia ovale)' nin tedavisi de bir miktarrahatlama saglayabilir. Seboreik dermatitin Parkinson hastaligi gibibazi norolojik hastaliklarla ilgi cekici bir beraberligi de vardir.AIDS'te siddetli bir sebore benzeri dermatit, ilerleyen immunolojikyetmezligin sik gorulen bir bulgusudur.



PİŞİK

Bebek Bezi ve Pişik
Yenidoğan bebek, tuvalet kontrolünü hayatının ilk dönemlerinde yapamaz.Bebek idrar ve dışkısını kontrolsüzce dışarı atar. Bu atıklar, bebeğinson derece hassas olan cildi üzerine, tahriş edici etkiye sahiptir.Cildin yüzeyindeki ince, koruyucu yağ tabakası, bu nem ve atıklarcageçilir ve cilt tahriş olur.

Buna fırsat vermemek amacı ile,insanoğlu çok eski devirlerden beri, bebeklerin altına, atıklarıemebilecek ve cildi mümkün olduğunca kuru tutacak yaprak, toprak vedaha sonraları bezler koymuşlardır. Günümüzde kağıt bazlı, bir kezkullanımlık bebek bezleri, bu konuda en yaygın kullanılan çözümdür.

İsterkumaş, ister kağıt bezler kullanılsın, zaman zaman bebeklerin poposundakendisini parlak kırmızı renk ile gösteren tahriş durumları ortayaçıkar. Bu tablo pişik olarak adlandırılır. Neyse ki pişikler çoğunluklaçok ciddi tablolar halinde seyretmez. Bazı basit, temel koruyucuişlemler, bebeği pişikten veya daha ciddi durumlardan korur.

Kumaşya da kağıt bezlerin kullanılmasında en önemli konu, sıkdeğiştirmektir. Kullanılan bez ne zaman ıslanır veya dışkı ilekirlenirse değiştirilmelidir. Amaç bebeğin altının kuru tutulmasıdır.

Eğeryeteri sıklıkta, bezleri değiştiriyorsanız, başka hiçbir şeyeihtiyacınız yoktur. Talk pudrası, günümüzde çocuk sağlığı uzmanlarıncaönerilmemektedir. Eğer ille de bir pudra tatbik etmek gerekirse, mısırnişastası (bu amaca yönelik olarak hazırlanmış) önerilmektedir. Yapılanbazı çalışmaların, kullanılan pudra zerreciklerinin havada asılıkaldığı ve solunum ile bebeğin akciğerlerine gittiği, nadir de olsapnömoni (akciğerde enfeksiyon, zatüre) yaptığı gösterilmiştir. Yeterlisıklıkta altı değişen bebeğin, pudraya ihtiyacı yoktur. Özellikle,büyükanne-babalar torunlarına bol bol pudra serpmek, losyon sürmektenbüyük keyif almaktadırlar. Bu yaklaşım pişiği engellemez. Bazı çocuksağlığı uzmanlarına göre, kullanılan pudra ve parfüm içeren bazıürünler, aslında bebek cildi için pişiklere neden olabilecek kimyasalmaddeler içermektedir. Bu tür ürünlerin alerjik madde içermediğindenemin olmalısınız.

Bebeğin, kirli altını temizlemenin en etkinyolu sabunlu su ile yıkamak, su ile durulamak ve kurulamaktır. Bir çokaile kokulu sabun veya alkol içeren ürünler kullanırlar. Bu ürünler depişiklere neden olabilirler. Pişik görüldüğünde, hemen sadece sabunlusu ile temizliğe dönülmelidir. Bazı uzmanlar, dışkı yapılmış poponun,içine 1-2 damla bebek yağı ilave edilmiş ılık su ile hafifçeyıkanmasını önermektedirler. Bu alan, daha sonra temiz, yumuşak, emicibir bez ile temizlenir.

Bebeğin altının değişimi sırasında 10-15dakika süre ile bez bağlanmadan, bebeğin altının açık olması ve havaile teması da oldukça koruyucudur.

Bebeğin altı bağlanırken, mümkün olduğunca bel bölgesinde gevşek bağlanmalı ve havanın bez içinde dolaşması sağlanmalıdır.

Bebeğinaltı bağlandıktan sonra naylon bir külot (muşamba) veya sızdırmayıengelleyici katman koyulmamalıdır. Cildin hava almasını engellediğigibi nemin de içeride kalmasına neden olarak pişiklerin oluşumuna nedenolur.

Eğer Pişik Varsa Bebeğin altını sabunlu su ile temizleyin,durulayın ve kurulayın.Pişik olan bölgeleri, idrar ve dışkıdan korumakiçin kalın tabakalar halinde, pişik için eczanelerde satılan kremlerdenkullanınız.

Ne Zaman Doktora Gitmeli?

Bütünbebeklerde zaman zaman pişik görülebilir. Bunlar yüzeysel tahrişlerdir.Yukarıda açıkladığımız basit önlemler ile birkaç gün içinde geçmiyorise doktorunuza başvurmalısınız. Pişik ilerledikçe cilt, daha parlakkırmızı bir renk alır, kasıklar da kızarır, kırmızı alanlardanodaklanan yuvarlak kırmızı lekeler sağlam ciltte de görülür. Çok ağrılıhale gelir, kaşıntı olabilir. Özellikle pişik kremlerine rağmen 3-4 gündevam eden olgularda, maya veya mantar enfeksiyonu düşünülür. Eğerpişik alanlarında sivilcemsi yapılar, küçük kabarcıklar görülüyor isemikrobik enfeksiyonlar düşünülmeli ve hekime gidilmelidir.

Bebek Bezi ve Sağlık

Bebekbezi, bebeğinizin sağlığı açısından size büyük ipuçları verir. Bebeğingünde kaç kez idrar yaptığını veya dışkılama yaptığını takipedebilirsiniz.

Bu da size
-Bebeğinizin yeterli su alıp almadığını
-Yeni aldığı besine karşı reaksiyonunu
-Üriner ve sindirim sistemi sağlığı hakkında bilgi edinmenizi sağlar.

Normaldebebeğin idrar rengi neredeyse renksizdir veya hafif sarıdır. Alınanbesinler, ilaçlar ve bazı hastalıklar idrar renginin değişmesine nedenolur. Özellikle yeni doğan bebekler yeteri kadar su alamıyorlar iseidrar rengi pembe olabilir. Bunun nedeni ürat kristalleridir. Böyledurumlarda doktorunuza başvurmalısınız.Doktorunuz bebeğin idrarını testederek, renk değişikliğinin susuzluktan mı yoksa başka bir nedenden miolduğunu ayırt edecektir.

Bebek bezlerini tuvalete atmayınız. Kullan-at bezlerde mutlaka bebeğinizin cins, kilo ve yaşına göre uygun ürünler kullanınız.



Saç Dökülmesi

Hazırlayan : Doç. Dr. Burhan Aksakal
Gazi Üniversitesi Dermatoloji Anabilim Dalı

Saçlar hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

Herbir saçın yaşam döngüsü vardır. Bunlar yaklaşık olarak üç yıl ya dadaha fazla süren aktif dönem, hemen bunu izleyen ve birkaç gün sürengeçiş dönemi ve ardından da üç ay kadar devam eden dinlenme dönemidir.Saçlar günde yaklaşık olarak 1/3 mm uzar. Fizyolojik olarak bir güniçinde ortalama 100 kadar saç dökülmesi söz konusudur.

Saç dökülmesini tanımlar mısınız?

Saçdökülmesine tıp dilinde alopesi adı verilir. Saçların insan yaşamı içinyaşamsal önemi yoktur ancak çok önemli psikolojik işlevleri bulunur.Özellikle kadınlarda büyük stres yaratabilir.

Saç dökülmesine yol açan etmenler nelerdir?

Saç dökülmeleri nedbesiz (skarsız) veya nedbeli (skarlı) olabilir.

Skarsızolan alopesilerin en sık görülen nedeni androgenetik alopesi lerdir.Saçlarda incelmeyle başlayan hastalık erkeklerde daha şiddetliseyreder. Zemininde ırsi bir yatkınlığın olduğu düşünülmektedir.Tedavisinde bazı hormonal ilaçlar kullanılır. Halk arasında yanlışolarak saçkıran adıyla bilinen önemli bir skarsız alopesi nedeni dealopesi areata dır. Bu hastalığın en sık görülen şeklinde saçlı derideodaklar halinde saç dökülmeleri vardır. Vücudun savunma sistemlerindekiyetersizlik sonucunda bazı enfeksiyon odaklarının tetiklemesiyle ortayaçıktığı düşünülmektedir. Kendiliğinden de düzelebilen hastalığınşiddetli şekillerinde kortizonlu ilaçlar ve ışık (PUVA) tedavisikullanılabilir. Bu hastalıklar haricinde Telogen effuvium denilen aktifdönemdeki saçların bir anda ve çok sayıda dinlenme dönemine geçmesi ilegelişen bir tablo vardır. Burada yaygın bir saç dökülmesi olur. Saçlar3-4 ay içinde incelir ve seyrekleşir. Yenidoğan döneminde ve doğumsonrasında fizyolojik olarak görülebilir. Bundan başka siddetlienfeksiyon hastalıkları, ağır seyirli müzmin hastalıklar, büyük cerrahigirişimler, tiroid bezinin az çalışması, sara hastalığı için kullanılanilaçlar, hormonlar ve ağır metaller böylesi bir tabloya neden olabilir.Tedavisinde bu tabloya yol açan etmenlerin ortadan kaldırılmasıesastır. Bunlardan başka demir, protein, çinko eksiklikleri, radyasyontedavisi, frengi hastalığı ve mantar hastalıkları skarsız saçdökülmelerine yol açabilmektedir. Özellikle kadınlarda saçların arkadatopuz yapılması veya güneş gözlüklerinin sürekli olarak bir saçtutacağı gibi kafada tutulmasının da gerginlik tipi alopesiye nedenolabileceği unutulmamalıdır.

Skarlı alopesilerde ise saç kökütahrip olduğundan skarsız alopesilerdeki gibi saçların yeniden gelmeolasılığı söz konusu değildir. Şiddetli yaygın kimyasal veya termalyanıklar, deri kanserleri, ışın tedavileri, bazı şiddetli mantarenfeksiyonları ile bazı ciddi dermatolojik hastalıklar sonucundagörülebilirler.

Sonuç olarak ne söylenebilir?

Saçdökülmesi hangi nedene bağlı olursa olsun eğer bir kişi böyle birdurumdan yakınıyor ise hiç paniğe kapılmadan bir Deri Hastalıkları(Dermatoloji=Cildiye) uzmanına başvurmalıdır. Bazen çözümün çok basitolabileceği unutulmamalıdır.




SAÇ DÖKÜLMESİ:ALOPESİ

TANIM:

Saçdökülmesine tıp dilinde alopesi adı verilir. Saçların insan yaşamı içinyaşamsal önemi yoktur ancak çok önemli psikolojik işlevleri bulunur.Özellikle kadınlarda büyük stres yaratabilir.Her bir saçın yaşamdöngüsü vardır. Bunlar yaklaşık olarak üç yıl ya da daha fazla sürenaktif dönem, hemen bunu izleyen ve birkaç gün süren geçiş dönemi veardından da üç ay kadar devam eden dinlenme dönemidir. Saçlar gündeyaklaşık olarak 1/3 mm uzar. Normal şartlarda, her gün yaklaşık olarakkafamızdaki saçlardan 50-100 arasında saç telini kaybederiz. Anormalsaç dökülmesi durumlarında ise bu sayı artar ve taraklarınızda, banyove lavabo giderlerinde ve elbiselerinizde aşırı miktarda saçbiriktiğini görürsünüz.

NEDENLER:
Saç dökülmelerinedbesiz (skarsız) veya nedbeli (skarlı) olabilir.Skarsız olanalopesilerin en sık görülen nedeni androgenetik(Erkeklik hormonunabağlı) alopesi lerdir. Saçlarda incelmeyle başlayan hastalık erkeklerdedaha şiddetli seyreder. Zemininde ırsi bir yatkınlığın olduğudüşünülmektedir. Tedavisinde bazı hormonal ilaçlar kullanılır. Halkarasında yanlış olarak saçkıran adıyla bilinen önemli bir skarsızalopesi nedeni de alopesi areata dır. Bu hastalığın en sık görülenşeklinde saçlı deride odaklar halinde saç dökülmeleri vardır. Vücudunsavunma sistemlerindeki yetersizlik sonucunda bazı enfeksiyonodaklarının tetiklemesiyle ortaya çıktığı düşünülmektedir.Kendiliğinden de düzelebilen hastalığın şiddetli şekillerindekortizonlu ilaçlar ve ışık (PUVA) tedavisi kullanılabilir. Buhastalıklar haricinde Telogen effuvium denilen aktif dönemdeki saçlarınbir anda ve çok sayıda dinlenme dönemine geçmesi ile gelişen bir tablovardır. Burada yaygın bir saç dökülmesi olur. Saçlar 3-4 ay içindeincelir ve seyrekleşir. Yenidoğan döneminde ve doğum sonrasındafizyolojik olarak görülebilir. Bundan başka siddetli enfeksiyonhastalıkları, ağır seyirli müzmin hastalıklar, büyük cerrahigirişimler, tiroid bezinin az çalışması, sara hastalığı için kullanılanilaçlar, hormonlar ve ağır metaller böylesi bir tabloya neden olabilir.Tedavisinde bu tabloya yol açan etmenlerin ortadan kaldırılmasıesastır. Bunlardan başka demir, protein, çinko eksiklikleri, radyasyontedavisi, frengi hastalığı ve mantar hastalıkları skarsız saçdökülmelerine yol açabilmektedir. Özellikle kadınlarda saçların arkadatopuz yapılması veya güneş gözlüklerinin sürekli olarak bir saçtutacağı gibi kafada tutulmasının da gerginlik tipi alopesiye nedenolabileceği unutulmamalıdır.
Skarlı alopesilerde ise saç kökü tahripolduğundan skarsız alopesilerdeki gibi saçların yeniden gelme olasılığısöz konusu değildir. Şiddetli yaygın kimyasal veya termal yanıklar,deri kanserleri, ışın tedavileri, bazı şiddetli mantar enfeksiyonlarıile bazı ciddi dermatolojik hastalıklar sonucunda görülebilirler.

TANI:
a) Hastalığın süresi, başlangıç yaşı, rekürrensler ve yayılım
b) belirtiler( Hastalığın aktivasyondan önce veya saç büyümesi ile eş zamanlı yanma, kaşıntı, karıncalanma )
c) Stress ile şiddetlenme
d) Genetik yatkınlık
c)Fizik muayenedeki yaygın bulgular aşağıdakileri içermelidir:
(1) Oval veya yuvarlak sınırlı, saç kaybı
(2) Kısa, gittikçe sivrilen saçlar etkilenen bölgelerde bulunabilir ( ÜNLEM işareti saçlar )
(3) Tek veya çok sayıda alanlar saçlı deri ve yüzde görülür. Fakat kıllı bölgelerde de görülebilir.
(4) Tüm saçların kaybı ( A. Totalis ) veya tüm vücut kıllarının kaybı ( A. Universalis ) şeklinde olabilir.
(5) Skatris bulunmaz.
(6) Klinik olarak belirgin inflamasyon nadir olmasına rağmen görülebilir.

TEDAVİ:
Başarılıtedavi hastalığın başlangıç yaşına ve yaygınlığına bağlıdır. Erkençocuklukta başladı ise prognoz kötüdür. Eğer hastada tedaviye cevap 2-6ayda alınamazsa başka bir tedavi denenebilir.

1. Cerrahi Olmayan Tedaviler:
Kortikosteroidler,Puva,Topikal Minoksidil, Saç Protezleri,Psikolojik Destek, Skuarik AsitDibütilester, Diphenylcyclopropenone, Cyclosporin,İsoprinosine..Mantara bağlı alopeside 6-12 hafta boyunca ilaç kullanmakve bazen şampuan (selenyum sülfit veya ketokonazol içeren) ile tedaviyidesteklemek gerekebilir.Lokal minoksidil (tansiyon düşürücü bir ilaç)veya oral finasteride (sadece erkeker için) kullanılabilir.

2. Cerrahi
Seçilmişvakalarda kısmi saç replasman cerrahisi, Seçilmiş vakalarda kozmetiktatuaj, Yine saç ekimi denilen yöntemleri ve saçsız bölgenin ameliyatlaalındığı yöntemleri kullananlar vardır.

Mantara bağlı alopeside6-12 hafta boyunca ilaç kullanmak ve bazen şampuan (selenyum sülfitveya ketokonazol içeren) ile tedaviyi desteklemek gerekebilir.

Erkektipi ve kadın tipi saç dökülmesi gelişen bir çok kadın ve erkek geneldemutludur ve tedaviye gereksinim duymazlar. Tıbbi tedavi isteyenler içinise lokal minoksidil (tansiyon düşürücü bir ilaç) veya oral finasteride(sadece erkeker için) kullanılabilir. Yine saç ekimi denilen yöntemlerive saçsız bölgenin ameliyatla alındığı yöntemleri kullananlar var.

ÖNLEME:
Bazıtür saç dökülmeleri, stesi azaltarak, iyi ve dengeli beslenerek, saçbakım teknikleri konusunda daha bilinçli davranarak ve saç dökülmesinenden olan ilaç kullanımından (mümkünse) kaçınarak engellenebilir.Mantar enfeksiyonlarına bağlı saç dökülmesi; saçları temiz tutarak veşapka, tarak gibi malzemeleri baçkaları ile paylaşmayarakengellenebilir. Erkek tipi alopesi de bazen bazı ilaçların kullanımıile engellenebilir.

SONUÇ VE TAVSİYELER:
Saç dökülmesihangi nedene bağlı olursa olsun eğer bir kişi böyle bir durumdanyakınıyor ise hiç paniğe kapılmadan bir Deri Hastalıkları(Dermatoloji=Cildiye) uzmanına başvurmalıdır. Bazen çözümün çok basitolabileceği unutulmamalıdır.

KAYNAKLAR:
• Bergfeld, WF Redmond, GP.: Andogeneic alopecia. Dermatologic Clinics, 5:491,1987
• Mitchell, A.V. Kruli, EA. (ends); Dermatologic Clinics, 5 (3): 483-603,1987
• Olsen, E.A.: Primary Çare, 16 (3) : 768-787,1989
• Bruke, K.E.: Pastgrad Med. 85 (6): 52-77.
1989




 
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #23 : Temmuz 26, 2007, 01:19:15 ÖÖ »

SEDEF HASTALARI İÇİN BİLGİLER

Sedef, süreklilik gösterenbir hastalıktır. Tedavi edilmezse ömür boyu sürer, ancak dönem dönemiyileşmeler gözlenir. Bazı ailelerde birden fazla kişide bu hastalığarastlanabilir.

Yeni doğan bebekten, yetmiş yaşına kadar heryaşta görülebilir. Çocuklardaki hastalık ile erişkinlerde veyaşlılardaki hastalık, farklı özellikler gösterebilir. Çocuklarda yenibaşlamış olduğu için küçük çaplı ve kırmızı renkli, üzeri kepeklibelirtiler görülür. Erişkinlerde her tür belirti görülmekle birlikte,genellikle çocuklardakilere benzeyen daha büyük çapta belirtilervardır. Yaşlılarda ise, hastalık uzun süreden beri devam ettiği içindaha büyük çapta, çocuklardakine oranla daha soluk renkte ve üzerindekepekten çok deri kalınlaşması halinde belirtiler görülür. Ancakhastalığın alevlendiği dönemlerde, yaşlılarda bile kırmızı ve kepeklibelirtiler ortaya çıkar.

Hastalığın alevlenme dönemlerindemikrobik bir karakter taşıdığı düşünülmektedir. Ancak sedef, kesinliklebulaşıcı bir hastalık değildir. Burada mikrobun tümünden ziyade bazıparçalarının etkili olduğu sanılmaktadır. Hastaların bir kısmındayüksek sonuç veren ASO testi, bu grup hastalarda mikrobik kökenigösterir. Çoğunluğunu çocukların oluşturduğu bu hastalarantibiyotiklere de iyi yanıt verirler. İleri yaşlarda ise bazenhastalığın bir grup tansiyon ilacına bağlı olarak geliştiği veyaşiddetlendiği saptanır. Bu durumda tansiyon ilacının değiştirilmesigerekmektedir.

Kepeklenmeden çok deri kalınlaşması gösterenhastalarda hücre çoğalması artmıştır. Bu nedenle, kanser ilacı olarakbilinen ilaçlar kullanılabilir. Ancak sedef hastalığının kanserle hiçbir ilgisi yoktur.

Küçük çaplı belirtiler vücudun her tarafındadağınık halde bulunurken, daha büyük çapta olanlar diz, dirsek, avuçiçi, ayak tabanı, kuyruk sokumu bölgelerine yerleşirler. Saç derisi vetırnaklar da tutulabilir.

Hastalığın çok şiddetli tipleri devardır. Bazı hastalarda tüm vücut derisi kırmızı ve kepekli olabilir.Sedefin cerahat birikintisi gösteren bir başka tipi daha vardır.Cerahat birikintileri yalnızca avuç içi ve ayak tabanında olabildiğigibi, tüm vücudu da kaplayabilir. Tüm vücutta yaygın olanında ateşyükselir. Bunlardan başka eklem ağrıları ve şişliği gösteren bir sedeftipi daha vardır.

Sedef hastalığında diyetin yeri yoktur. Ancakbazı özel balık yağları hastalara yararlı olabilir. Güneşin azıyararlı, çoğu zararlıdır. Yapay güneş ışığı veren özel lambalar, dozuayarlanmak şartıyla tedavide kullanılmaktadır. Stresin bazen hastalığıkötüleştirdiği bilinir. Ancak, sedef esas olarak bir"deri"hastalığıdır, yalnızca psikiyatrik ilaçlarla tedavi edilemez




Siğiller (Verruka)



Tıp dilinde Verruka olarakadlandırılan siğiller, iyi huylu, kendiliğinden gerileyebilen deri vemukoza lezyonlarıdır. Etkeni Human Papilloma Virus (HPV) adı verilenbir virüs türüdür.


Siğiller en çok 10-20 yaşlar arasındagörülür. Bu yaşlar arasındaki bireylerin yaklaşık %10'unda siğilerastlanmaktadır. Siğilllerin bulaşıcı özelliği kanıtlanmıştır.Bulaşmada travmanında rolü vardır. Siğil genellikle basınca uğrayanveya kaşınan yerlerde ortaya çıkar. Virusler sağlam deriden kolaylıklageçemezler.

Siğiller biçimlerine göre beşe ayrılır:
1. Verruca vulgaris
2. Verruca plantaris
3. Verruca planus
4. Verruca filiformis
5. Verruca anogenitalis

Verrucavulgaris: Tip 2 ve 4 HPV ile enfekte olma sonucu gelişir. Derirenginde, hafifçe kırmızı veya pigmente olabilir. Yüzeyi kabadır vehafifçe kabuklanma gösterir. En çok çocuklarda rastlanır, çok sayıdaolur. Erişkinlerde genellikle en fazla 3-4 tanedir. Herhangi bir yereyerleşebilirse de, en çok el ve parmaklarda lokalize olur. Aşırımanikür ve tırnak yeme sonucu yineleyen travmalar siğil gelişiminikolaylaştırır.

Verruka plantaris: Bu tip genellikle ayaktabanının basınca uğrayan yerlerinde lokalize olur. Coğu kez bir ayaktayerleşmiş ve çok sayıdadır. En çok banyo zemini ve malzemeleri ile spormalzemelerinden bulaşır. Üzerine basılması ağrıya sebep olur. Bu grubunnasırlardan ayrılması zor olabilir. Ancak yüzeyi bir bistüri ilekazınırsa, siğillerde kann veya noktalar halinde kann pigmentindenoluşan siyah noktalar yada noktalar halinde kanamalar görülür.Nasirlarda buna rastlanmaz. Siğiller yandan basmakla, nasırlar üzerinebasmakla ağrılıdır.


Verruka planus: Bu tip siğiller1-3 mm çapında , deriden hafifçe kabarık, üzeri düz, normal derirenginde veya gri renktedir. En çok yüz, el sırtları ve alt bacaktalokalize olur.

Verruka filiformis: Genellikle erkeklerdegörülür. Bir sap ve bunun ucunda iplik gibi uzantilar vardir. Yüz,saçli deri, göz kapakları, burun delikleri, gibi bölgeler özellikletutulur.

Verruka anogenitalis (Condylomata accuminata): Bu tip,'veneryal' (cinsel yolla bulaşan ) bir hastalık olarak kabul edilir.Tek bir cinsel temas ile infeksiyonun bulaşma şansı %50'dir. Pembe birlezyon olarak başlar, geliştikçe büyür ve karnıbahar manzarasını alır.Gelişmiş lezyon, pembe ile koyu kahverengi arasında herhangi bir renkteolabilir. Lezyonların yüzeylerindeki yarıklarda cerahatin birikmesisonucu, kötü bir koku ortaya çıkar. Herhangi bir basınca uğramayanlar,karnıbahar görünümünü alır. Kıvrım yerlerinde lokalize olup ikitaraftan basınca uğrayanlar, bu basinç sonucu horoz ibiğine benzer birbiçim alır.

Tedavi çeşitlerinin bolluğu, siğiller için ideal birtedavi yönteminin bulunmadığını gösterir. Spontan olarak iyileşenolgular da vardır.
 


Sifiliz Frengi

1500'lü yıllardan 1900'lü yılların başınakadar batı dünyasını kasup kavuran ve dolaşım sistemi ile sinirsiteminde kalıcı hrabiyetlere sebep olan frengi 2. Dünya savaşındansonra keşfedilen güçlü antibiyotikler sayesinde büyük ölçüde öneminiyitirmişken, AIDS hastalığının yaygınlaşması ve frengi ile HIVenfeksiyonu arasında yakın ilişki olması nedeni ile yeniden ilgi odağıhaline gelmiştir.

Özellikle Kuzey Amerikada görülme sıklığıgiderek artmaktadır. Hastalık Troponema Pallidum adı verilen birbakteri tarafından yapılır. Yapılan onca araştırmaya rağmen hala dahabu mikroorganizmayı üretebilecek bir kültür ortamı bulunamamıştır.

Görülmesıklığı konusunda çok değişken raporlar vardır. Sosyoekonomik düzeyidüşük topluluklarda daha sıık görülür. A.B.D.'de 100.000'de 16.8 ile100 arasında görüldüğü bildirilmektedir. Vakaların büyük çoğunluğu15-30 yaş arasında, birden fazla partneri olan kişilerdir.

Bulaş yolları AIDS ile aynıdır.

Ensık heteroseksüel ya da homoseksüel cinsel ilişki ile bulaşır. Birdiğer bulaşma yolu ise enfekte kan ve kan ürünleri ile temasdır. Birdenfazla kişinin kullandığı iğneler, uyuşturucu bağımlılarında hastalığınkolayca yayılmasına olanak sağlar. Plasentadan kolaylıkla geçtiği içinhasta bir gebe mikrobu karnındaki bebeğe bulaştırabilir.

Klinik
Hastalık evreler halinde ilerler ve her evrede değişik bulgular verir.
Primer sifiliz:Hastalık etkeni ile temastan sonra genital bölgede ağrısız bir ülserbelirir. Bu lezyona şankr adı verilir. Yine kasık bölgesindeki lenfdüğümlerinde büyüme olur ancak bu lezyonlarda da ağrı görülmez. Ciddişiakyet yaratmadığı için hastaların çoğu bu belirtileri önemsemez.Lezyonlar tedavi edilmediği taktirde 6-8 haftada kendiliğindengerileyerek kaybolur.
Sekonder sifiliz: İlk lezyonungörülmesinden 6 hafta- 6 ay sonra mikroorganizmaların kan yolu ileyayılması sonucu eklemlerde enfeksiyon başlar. Ciltte döküntüler olurve bu döküntüler 4-12 hafta içinde kaybolur. %1 civarında vakadakaraciğer iltihabı, böbrek hastalıkları, menenjitgörülebilir.Hastalarda ateş ve boğaz ağrısı olabilir.Genital bölgecivarında nemli, düz condyloma lata adı verilen ve yüksekbulaştırıcılığa sahip lezyonlar ortaya çıkar. Kısmi saç dökülmesinadiren görülebilir. Ağız, boğaz ve vajinada ülserler ortaya çıkabilir.
Latent (sessiz) sifiliz:Tedavi edilmediği taktirde sekonder sifilizin belirtileri dekendiliğinden kaybolur ve sessiz enfeksiyon halini alır. Bu durumdahastalık sadece yapılan kan testlerinde saptanabilir. Bu süre zarfındamikroorganizmalar yavaş yavaş çoğalmaya devam etmektedir. Latentenfeksiyonun ilk yılı içinde hastaların %25'inde belirtiler zaman zamanalevlenebilir. Zamen geçtikçe kişinin hastalığı bulaştırıcılığı giderekazalır.
Tersiyer sifiliz: İlk enfeksiyondan yaklaşık 10 yılsonra ortaya çıkar. Hiçbir dönemde tedavi edilmeyen vakaların %35'indetersiyer sifiliz ortaya çıkar.Bu 10 yıllık süre AIDS varlığında dahakısa olabilir. Terisyer bulgular 3 kategoride saptanır:

Kardiyovasküler lezyonlar %10 vakada görülür. Aorta'da balonlaşma, kalp kapakçıklarında yetmezlik vb. gibi bulgular olur.
Nörolojik lezyonlar Göz, beyin zarları gibi sinir sistemi organlarında hasarlar olur
Diğer sistemik lezyonlar Dişler, dişetleri, kas iskelet sistemi, ve iç organlarda lezyonlar görülür.
Tanı
Sifilizetkeni olan mikroorganizma kültürlerde üretilemediği için tanıda enyararlı yöntem kan testidir. Kanda yapılan serolojik testleri ileantijen ve antikorlar aranır. Taze lezyonlardan alınan örneklerin özelfloresanlı mikroskoplar altında incelenmesi ile T.Pallidum görülebilir.Beyin-omurilik sıvısından örnek alınarak serolojik testler yapılabilir.

Tedavi
Hangi evrede olursa olsun sifilizin tedavisinde antibiyotikler kullanılır ve takipte antijen titreleri ölçülür.




SİVİLCE: AKNE VULGARİS

TEMEL BİLGİLER

TANIMLAMA :
Akne( Sivilce) derideki yağ bezlerinin,erkeklik hormonu (Androjen)tarafından uyarılması ile oluşan,içi cerahat dolu veya siyah noktalarihtiva eden,nadiren nedbe dokusu ile iz bırakarak iyileşen bir derihastalığıdır.

Görülme sıkılığı:
Adolesanların yaklaşık 100 %'ü az ya da çok derecede etkilenir ancak, sadece% 15'i doktora başvurur.
Cinsiyet:
Erkek= Kadın (erkeklerde daha ağır seyretme eğilimi vardır.)

BELİRTİ VE BULGULAR
• Kapalı komedonlar (beyaz noktalar)
• Açık komedonlar (siyah noktalar)
• Kızarıklık ve ödemin eşlik ettiği ya da etmediği püstüller (kistler)
• Nedbe dokuları
• Lezyonlar, alın, yanak ve burun üzerinde ortaya çıkar ancak sırt ve göğüs ortasına kadar yayılabilir.

NEDENLERİ
Erkeklikhormonu yağ bezlerinin ucunun siyah noktalarla tıkanmasına yol açankeratin döngüsünü uyarırlar. Yağ bezlerinin ürettiği peynirsi madde(sebum) tıkaçın ardında birikmeye başlar.Bakteri varlığında, birikenmuhteva iltihaplanarak sivilce oluşur.

RİSK FAKTÖRLERİ
• Ergenlik çağına giriş.
• Erkek
• Bazı ilaçlar( Doğum kontrol hapları,iodidler, bromidler, lityum, fenitoinler, kortizon)
• Temizleyici kremler, nemlendiriciler, yağlı fondötenleri içeren birtakım yağlı kozmetikler.
• Deri yüzeyinin herhangi bir şekilde kapatılması.
• Sıcak , nemli iklimler


TEDAVİ

GENEL ÖNLEMLER
• Siyah noktalarla tıkanmış alanların boşaltılması
•Temizleme- yumuşak bir sabunla günde birkaç defa hafifçe yıkamakyüzeyel yağlanmayı kontrol edecektir. Daha sık yıkanması deriyi tahrişeder.
• Yağsız güneş koruyucuları- bazı tedavi olmayan vakalardaultraviole ışınları ile bir miktar iyileşme sağlanmakla birlikte,tedavide kuilanıjan ilaçlar Ultraviole ile ters etkileşim gösterir.Uzun dönem Ultraviole ye maruz kalmak kalıcı deri hasarına neden olur.

DİYET
• İyi beslenmeye yönelik öneriler
•Akneyi (Sivilceleri) iyileşlirebilen özel bir diyet tarii edilmemiştir.Çikolata ve yağlı yiyecekler akneyi(Sivilceleri) artırmazlar.

HASTANIN EĞİTİLMESİ
•Hastanın aknenin kesin bir tedavisinin olmadığını, tedavilerin sadecehastalığı ve lezyonları kontrol altına almak için yapıldığını bilmesiönemlidir.
• Tüm tedavi şekillerinde etkinin ortaya çıkması en az 4 hafta sürer.
•Topikal ajanlar yüzün kızarmasına ve kurumasına sebep olurlar, buyüzden bir çok kişinin bu ilaçların kullanımına devam etme konusundateşvik edilmesi gerekir.

TERCİH EDİLEN İLAÇLAR
• Özellikle haifi derecedeki sivilcelerde deriye uygulanan krem ve losyonlar en iyisidir.
• Benzoyl peroxide % 5 kuru cilde gece yatarken sürülür.
•Retinoik asid % 0,025 oranlarındaki konsantrasyonlardan başlayarak geceyatarken kuru cilde sürülür. Jel formu da (Retinojel % 0,025, % 0.05)0vardır ve oldukça kurutucudur. Başlangıç aşamasında lezyonlarınartmasına neden olur.
• Kislik lezyonlara eritromisin yada Klindamisin % 2 solüsyon uygulanması
• Tetrasıklin 250 mg günde dört defa 7-10 gün kullanılması ve dozun en düşük etkin doza kadar azaltılması.

BEKLENEN GELİŞME VE PROGNOZ
Zaman içinde yavaş yavaş iyileşme meydana gelmesi

GEBELİK:
• Akne lezyonlarında remisyon ya da artışa sebep olabilir.
• Akne (Sivilce), genellikle hasta için, doktora ifade ettiğinden daha ciddi bir sorundur
• Akne (Sivilce) zamanla geriler.

KAYNAKLAR
• Fıtzpatrick, T.B., et al.: Color atlas and Synopsis of Clinical Dermatology New York, Mc Graw-HIII. 1983
•Fitzpatrick, TB, et.al (Eds.).: Dermatology in General Medicine . 3 rded. New York, McGraw- Hill. 1987. Pochi, P.E, Quan, M: Acne vulgarisAmer "Fam Phys Monograph, Spring, 1992






Tırnak sorunları
Şikayet

El veya ayak tırnaklarınızrenk değiştirdi, kırılıyor, kalınlaştı, uçları çatlıyor ya da oyuk oyukoldu. Ayak tırnaklarınızın etrafında ağrı, şişme ve kızarıklık daolabilir.

Nedenleri

Onikomikoz (mantarenfeksiyonu) : Tırnağınız kalınlaştı ve sarardı; tırnak ucuna doğruküçük bir ayrımla bir birikinti oldu. Tedavi edilmezse, tırnağınızıntümü bölünür, şekli bozulur veya düşebilir. Mantar sadeceyaralanırsanız veya başka bir deri hastalığınız varsa tırnaklarıetkiler. Ayak tırnakları enfeksiyonu yaralanma olmadan da oluşabilir.Kendi kendine tedavi edebilirsiniz veya doktora gitmelisiniz. Eltırnaklarının iyileşmesi 6 aya, ayak tırnaklarının iyileşmesi 1 – 2 yılsürebilir.

Tırnak kırılması : Tırnaklarınızda çatlaklar var veuçları kırılıyor. Bu acı vermez, iyileşebilir, ama hiçbir zaman geçmez.Tırnak kırılması kalıtımsal olabilir ve bazen yaralanmayla görülür.Kendi kendine tedavi yeterlidir.

Kendiniz Ne Yapabilirsiniz?

Ayak tırnağı batıyorsa, ayağınızı 2 çorba kaşığı tuz katılmış ılık suda 15 – 20 dakika kadar tutun.

Tırnakladeri ayrıldıktan sonra tırnakla deri arasına tırnak büyüyünceye ve deriiyileşinceye kadar birkaç gün küçük bir pamuk ya da gazlı bez koyun.(Dikkat: Şeker hastasıysanız, dolaşım sistemi sorunlarınız varsa veyailtihaplanma oluşmuşsa, bu yöntemi uygulamayın.)

El tırnağıbatıyorsa, tırnağınızı dümdüz kesin ve köşelerini yuvarlatmayın.Pamuklu çubukla günde iki kere köşesinden kaldırın ve bu bölgeyi temiztutun.

Tırnağı kan oturması: Kağıt atacının ucunu açıp ocaktaısıtın. Elinizi yakmamak için öteki ucunu tutamaçla tutun. Sıcak ucubastırmadan hafifçe tırnağınıza değdirin; kanın dışarıya akması içinacıtmayan bir delik oluşacaktır. Basıncı hafifletmek için bu işlemitekrar edebilirsiniz.

Mantar enfeksiyonu: Yıkandıktansonra el ve ayaklarınızı iyice kurulayın. Saç kurutma makinesini en azsıcaklığa getirerek tırnağı kurutun. Mümkün olduğu kadar çıplak ayaklagezin; sentetik çorap ve ayakkabından uzak durun. Bulaşık yıkarken,temizlik yaparken veya elinizi suya veya kimyasallara sokacağınız zamanpamuklu lateks veya lastik eldiven kullanın. Reçetesiz satılan ilaçlarçoğu kez işe yaramaz.

Tırnak kırılması: Renksiz ojesürün. Ojeyi çok sık çıkartmayın. Temizlik yaparken pamuklu lateks veyalastik eldiven giyin. Tırnaklarınızın etrafındaki deriye krem sürün.

Dolamasöz konusuysa, iltihabı azaltmak içn günde iki defa (5 – 10 dakika)sıcak su banyosu yapın; sonra mantar enfeksiyonuna karşı antibakteriyelbir ilaç ya da %1’lik gentiyan violet sürün.

Önleme

Tırnaklarınızıtemiz tutun. Her hafta düzenli dümdüz kesin. (Aşırı kısa kesmeyin;parmaklarınızın bitimi kadar olmalılar.) Tırnaklarınızı ve tırnakderinizi yemeyin, koparmayın ve yırtmayın.

Sık asetonkullanırsanız tırnaklarınızı kurutursunuz. Tırnak güçlendiricilerinden,takma tırnaklardan ve tırnak derisi alma aletinden kaçının.

Bunlartırnakların rengini değiştirir, tırnakları kırar, etraflarındaki doğalkorumayı yok eder ve tırnaklarınızın altında kötü reaksiyonlara yolaçar.

Öteki Nedenler Ayak tırnağının batması Dolama El veya ayak tırnağı yaralanması Sedef hastalığı


UYUZ :GALE

Küçücük bir canlı 2.500 yıldır insan cildinezarar vermektedir.Fark edilmesi oldukça zordur ve deride şiddetli birkaşıntıya sebep olur.Her yıl dünyada 300 milyondan fazla uyuz vakasınınmeydana geldiği bilinmektedir. Hastalık herhangi bir nesilde veya çağdakişisel hijyene rağmen ortaya çıkabilir.

UYUZ NASIL İLERLER?

Uyuzinsan gözüyle görülemeyen mikroskobik bir canlının sebep olduğu birhastalıktır.Küçük, yuvarlak vücutlu ve 8 bacaklı olup deride yuva yaparve alerjik bir reaksiyona sebep olur.Bunun sonucunda çok acı veren,şiddetli bir kaşıntı olur ve hasta bütün gece uyuyamaz.Uyuz herhangibir kişiden başkasına( bir çocuk, bir arkadaş, bir aile ferdi olabilir)yakın temastan dolayı geçebilir.Uyuz, daha çok gelir seviyesi düşükailelerde, ihmal edilen çocuklarda veya bağışıklığı zayıf olankişilerde rastlanır.

Isı ve kokunun cezbettiği canlı;yuvayapmak, yumurtalarını bırakmak ve dışkısını atmak için üst deriiçerisinde tüneller açar.Kurtçuk yumurtadan çıkar ve derinin yüzeyinedoğru hareket eder.Yetişkin canlılara dönüşmek için deri yüzeyindekiepidermis tabakası içinde yaşar.Vücuda yayılmadan bir ay geçebilir,kişi bu süre içinde sadece kaşıntı hissedebilir.

UYUZU NASIL TANIRIZ?

Uyuzunen erken ve en yaygın belirtisi özellikle geceleri ortaya çıkankaşıntıdır.Erken ortaya çıkan uyuzda küçük kırmızı kabarcıklar vesivilceler görülür.Daha ilerlemiş vakalarda deri kabuklu ve pulluolabilir.Uyuz çoğunlukla vücudun kıvrım ve çatlaklarındabaşlar,özellikle parmaklar arasında, dirsek ve bileklerde, kalça vekemer hizasında, kadınlarda meme başında, erkeklerde cinsel organdagörülebilir.Bileziklerin, yüzüklerin altındaki deride saklanırlar veyatırnakların altında görülebilirler.Çocuklarda daha çok genel birkaşıntı vardır.Avuç içi,taban ve saç derisini tutmaksızın bütün vücudayayılabilir.Kişi bütün gece kaşıntıdan dolayı uykusunu kaybettiği içinyorgun ve sinirli olabilir.Uyuzla birlikte bakteriyel enfeksiyon dagörülebilir.Çocuklarda, uyuz çoğu zaman özellikle enfeksiyonlarlaberaber olabilir.Bakteriyel enfeksiyonlar öncelikle tedaviedilmelidir.Uyuz tedavisi bilahare yapılır.Eğer uyuz tamamen tedaviedilmezse belirli bir süre sonra tekrar ortaya çıkar.

KABUKLANMA VE NORVEÇ UYUZU

Kabuklanmışuyuz; yakınmaların daha yoğun ve döküntülerin yaygın olduğu bir kliniktablodur.Eller ve ayaklar da dahil vücudun geniş bölgelerindegörülebilir.Bu kabuklarda binlerce uyuz paraziti ve onların yumurtalarısaklanır, bu da yapılan tedaviyi zorlaştırır.Çünkü direkt deriyeuygulanan medikasyonlar kalınlaşan deriye etkimeyebilir.Uyuzun buçeşidi AİDS ve kanser gibi bağışıklık sistemi zayıf hastalarda en çokmeydana gelen tipidir.Bu durum oldukça bulaşıcıdır.

KESİN TANI

Uyuzçoğu zaman dermatologlar tarafından teşhis edilir.Tüm vücudun sıkı birincelenmesi gerekir.Eğer dermatolog teşhis koyamıyorsa, basit veağrısız bir test yapabilir.Test; şüphe duyulan yer üzerine sterilmineral yağdan bir damla damlatılması suretiyle yapılır.Gerilmiş üstderiden bistüri ile küçük bir parça alınır.Bu parça mikroskoblaincelenir.Teşhis;uyuz mikroplarının ve yumurtalarının bulunması ilekonulmuş olur.Lüzümu halinde deri biopsisi ile de tanı konulabilir.

EN ÇOK TEHLİKEDE OLANLAR KİMLERDİR?

Uyuzetkeni zengin veya fakir, genç veya yaşlı herkese bulaşabilir.Uyuz, ençok birbiriyle yakın fiziksel temasta bulunanlarda, özellikleçocuklarda, emziren annelerde ve yaşlı insanlarda görülür.
Çalışanailelerin 2 yaşın altındaki çocuklarında risk fazladır.Onları annelerve daha büyük kardeşler ve sonrada yakın temasta bulundukları diğeraile fertleri izler.Bununla birlikte askerler ve erkek mahkumlar, yaşamşartlarından dolayı hastalıktan çabuk etkilenirler.Huzur ve bakımevinde kalan yaşlı kişiler de uyuza kolayca yakalanabilirler.Çünkü;

1-Bağışıklık sistemleri zayıftır.,
2-Elbise değiştirmeleri , banyo yapmaları , giysilerini ve kendilerini temizlemeleri zordur.
3-Yaşlılarda farklı hastalıkların da bulunmasından dolayı ayırıcı tanı güç olabilir.

TEDAVİ

Uyuzdan;reçeteyleyazılan %5’lik permethrin kremiyle uygulanan tedavi sonucu kolay veçabuk bir şekilde kurtulunabilir.Bu krem yatarken tüm vücut derisinesürülür ve ertesi günün sabahı yıkanır.Kremin serin yerde muhafazaedilmesi, kuru cilde sürülmesi ve ciltte 8-14 saat kalması tavsiyeedilir.Tedaviden sonra yeni belirtiler ortaya çıkarsa bir hafta aradansonra ikinci bir tedavi daha önerilebilir.
Bir başka tedavi ise%1’lik lindane'dir.Lindane; bebeklerde, küçük çocuklarda, hamile veemziren kadınlarda, felçli kişilerde ve diğer nörolojik hastalıklarıolan kişilerde kullanılmamalıdır.
Grup veya aile içindeki her bireykaşıntı olsun veya olmasın tedavi edilmelidir.Risk altında bulunantoplumun hepsi, bir uyuz salgınını engellemek açısından tedaviedilebilir.
Bir ailede bulunan bütün bireyler eş zamanlı olaraktedavi edilmelidir.Toplu olarak ortaya çıkan uyuz vakaları sıkdenetlemelerle kontrol altına alınabilir.En etkili yol ise bütünhastaları ve personeli aynı anda tedavi etmektir.

UYUZ OLDUĞUNUZDA NE YAPABİLİRSİNİZ?

Tedaviyebaşlamak için en kısa sürede bir dermatoloğa görünün.Unutmayın;parazitlerden ne kadar rahatsız olursanız olun, uyuz sizinkişisel temizliğinizin bir yansıması değildir.
* Elbiselerinizi, yatak örtülerini ve havluları sıcak suda yıkayın ve makineyle kurutup kızgın ütüden geçirin.
* Bütün evi elektrikli süpürgeyle temizleyin ve torbasını güvenli bir yere atın.

NE YAPMAMALIYIZ?

* Kesinlikle evde yapılan ilaçları denemeyin.Çamaşır deterjanı kullanmayın.
* Kortizonlu merhemler ve dermatologlar tarafından önerilmeyen kremleri asla kullanmayın.



Ürtiker kurdeşen

Toplumda sık görülen rahatsızlıklardanbiri olan kurdeşen bazı durumlarda gerçekten hem hasta hem de hekimiçin sorun yaratan hastalıkların başında gelebilir. Tıp dilinde“ürtiker” diye anılan kurdeşen iki formda olabilir. Bunlardan ilkişikayetlerin 6 haftadan kısa sürdüğü akut ürtiker; diğeri iseşikayetlerin 6 haftayı geçtiği kronik ürtikerdir. Her iki durumda dahastalığın bulguları birbirine benzese de hastalığın oluşum nedenleriaçısından belirgin farklar vardır.

Hastalığın bulguları arasındakaşıntılı, deriden kabarık, kızarık 0,5cm ila çok büyük ölçülerdederide plaklar bulunur. Bu plakların bazıları birleşme eğilimindedir.Plakların sınırlarını net olarak çizmek herzaman mümkün olmaz.Lezyonlar genellikle birkaç saat içerisinde solar, yerine başkaalanlarda yenileri çıkabilir.

Ayrıca bazı ürtiker vakalarına“anjioödem” dediğimiz tablo da eşlik edebilir. Anjioödem genelde gözkapaklarında (genellikle tek taraflı), dudakta, yüzün diğerkısımlarında, kol ve bacaklarda, parmaklarda, genital bölgelerdeoluşabilir. Bunlarda da özellikle şişlik ön plandadır. Her ikihastalıkta da deriden kabarık olan durumu ortaya çıkaran şey deriiçinde ödem olmasıdır. Anjioödemde derinin alt tabakaları da olayaiştirak ettiği için şişlik çok ön plandadır. Şişliğe kaşıntıdan ziyadeyanma hissi eşlik edebilir.

Daha önce de bahsedildiği gibi 6haftadan kısa süreli kurdeşen akut ürtiker olarak anılır. Bu hastalıktaneden genellikle allerjidir. Bu allerji de genellikle ağız yolu ilealınan allerjenlerle oluşur. Yani gıdalar ve ilaçlar akut ürtikerdekien önemli sebeplerdir. Bunun dışında çok nadir de olsa solunum yolu ilealınan bazı allerjenler (örneğin ev tozu akarları) de akut ürtikeryapabilir. Kronik ürtikerin altında ise allerji pek bulunmaz. Buhastaların ancak %3-5’ inde allerji rol oynayabilirler. Bu allerjenlerde genel olarak ağız yolu ile alınan allerjenlerdir (gıdalar...). Bunundışında bu hastalığın çok değişik sebepleri olabilir. Bunlar içerisindeotoimmun hastalıklar (otoimmün tiroidit, sistemik lupus eritematozusvb.), kronik enfeksiyonlar (tuberküloz, bruselloz vb.), fokalenfeksiyonlar (sinüzit, diş ve dişeti enfeksiyonları vb.), Helikobacterpylori enfeksiyonları, bazen hepatitler, bazen bazı kanser türlerivardır. Bu nedenle bir çok araştırma yapmak gereklidir. Tüm ayrıntılıaraştırmalara rağmen %60-65 vakada hiçbir neden bulunamayabilir. Buhastalar da idiyopatik (sebebi bilinmeyen) kronik ürtiker olarakadlandırılır.

Hastalarda iyi bir hastalık öyküsü sonrası,allerji testlerini içeren araştırmalar yanında diğer bahsi geçenhastalıkların araştırmaları yapılmalıdır.

Altta yatan hastalığıntedavisi sonucunda genel olarak ürtiker kendiliğinden geçer ve tekraretmez. Ancak sebebi bilinmeyen ürtiker hastalarında antiallerjikilaçlardan faydalanılır. Bu hastalarda kalsik olarak sabahları sedatifolmayan antiallerjikler, akşamları sedatif antiallerjikler ve H2reseptör blokerleri birlikte kullanılır. H2 reseptör blokerleri asılitibari ile mide asiditesini azaltmak için kullanılan ilaçlardır. Ancakderideki histamin reseptörlerinin % 20 kadarı H2 tipinde olduğu için butür ilaçlar bu hastalarda faydalı olmaktadır. Bunun dışında bunlaracevap vermeyen hastalarda kortizon dahi kullanılabilir.

Bunlar dışında ayrıca değişik kurdeşen türleri de vardır. Aşağıdaki tabloda bu ürtiker tiplerini görmektesiniz:

Fiziksel ürtiker
Aquajenik ürtiker (su ile temas sonucu oluşan)
Kolinerjik ürtiker (terleme, aşırı efor sonucu oluşan)
Soğuk ürtikeri (soğuk havada oluşan)
Dermografizm (ciltte çizik ile veya kaşınma ile oluşan ürtiker)
Gecikmiş basınç ürtikeri
Solar ürtiker (güneş ışınları ile oluşan)
Vibratuvar ürtiker (vibrasyon yapan aletlerle oluşan)
Herediter ürtiker (ailenin diğer fertlerinde de görülen tip)
Ürtikeryal vaskülit (ürtiker plaklarının 24 saatten uzun sebat ettiği damar iltihabı ile giden tip)
Diğerleri.


Vitiligo

Vitiligo deride renk kaybına uğramış beyazplaklarla seyreden kronik, genelde ilerleyici kozmetik problemoluşturan bir deri hastalığıdır.Vitiligo alanlarında deri beyazgörünürken çevresindeki bölgeler normal renktedir ve bu bölgelerdecilde rengini veren melanositlerdeki hasar nedeniyle tüyler vekıllardada beyazlık görülür.Renk kaybı olan bölgeler çeşitlibüyüklüklerde ve değişik sınır yapıları içerebilirler.Kimi zaman birnokta kadar küçükken,kimi zaman el ayası kadar büyük ve hatta tümderiyi etkilemiş olabilir.En sık etkilenen bölgeler ise yüz, dudak,boyun, göğüs, penis, diz, dirsek ve el sırtlarıdır. Beyaz bölgelerultraviyole ışınına karşı hassas olurlar.Güneş yanıklarından,darbelerden sonra yeni vitiligo bölgeleri gelişebilir.Vitiligo birçokhastalıklarla (diabet, anemi, kanser, tiroit bezi hastalıkları.......)beraber görülebilir.Görülme sıklığı toplumda %1-2 arasındadır.Vücuddagörülen her beyaz leke vitiligo anlamına gelmez ayrımın yapılması uzmandoktor muayenesini ve wood lambası diye adlandırılan özel bir ışıkmuayenesini gerektirir.Kuruluğa bağlı lekeler, mantar lekeleri, egzemabölgeleri vitiligo ile karışabilir. Bu hastalık, otoimmun kökenli olupvücuddaki renk yapan hücrelere karşı vücudun yıkıcı hücrelerinin aktiveolmasıyla başlar.Ailede bulunması, kişide görülme ihtimaliniartırabilir ve özellikle vücudun bağışıklık sisteminin zayıfladığıstres, ameliyat, hastalık dönemlerinde vitiligonun başlaması ve artmasıdaha olasıdır. Vitiligo bazen çıktığı bölgelerde sınırlı kalırken bazenise yayılmaya ve hatta yeni bölgelerde gelişmeye yönelir.
Tedavi:

Bukronik hastalık mutlak olarak doktor tarafından takip gerektirir.Öncelikle hastanın yanlışları yapmayarak hastalığın artışına katkıdabulunmaması amaçlanır. Güneşe çıkış saatleri hastaların kontrol altınaalınır.15 faktör üstü bir koruyucu hastaya önerilir.Güneşte aşırıkalmanın doğuracağı sonuçlar hakkında kişiler bilgilendirilir. Lokalolarak uygun birtakım kremler kısıtlı bölgede vitiligosu olanhastalarda başlanabilir ve %40-50 etki sağlanabilir. Deriye uygulananpunch greftle ise bir bölgeden alınan sağlıklı derinin beyaz plaklaraekimi prensibine dayanıp, her zaman başarılı sonuçlar vermemektedir.Vitiligonun en etkili tedavisi dünyada ve ülkemizde ancak birkaçhastanede uygulayabildiğimiz PUVA IŞINI tedavisidir.UVA (320-400nm)dalga boyundaki ışınlar kısa tedavi aralıklarıyla özel kabinlerde cildeverilir.Haftada 2-3 seanslık düzenli uygulamalarla oldukça başarılısonuçlar elde edilmektedir.Bu tedavi sırasında cilt üzerinde öncekırmızılık daha sonra kahverengi lekelenmeler ile başlayan rengin geridönüşü görülmektedir.%70 hastada olumlu sonuca yani rengin geriye dönüpbeyazlıkların kaybolduğu görülmektedir. Özellikle yüz ve boyun gibiestetik bölgelerdeki olumlu yanıtlar daha hızlı ve umut vericidir


Zona

Zoster kelimesi yıllar boyu vücudu saran döküntüleritarif etmek için kullanılmıştır. Hastalığı tarif etmek için birçok,renkli terim kullanılmıştır; Norveçliler 'cehennemden güller kemeri',Danimarkalılar 'cehennem ateşi' olarak isimlendirmişlerdir. Çok ağrılıbir hastalık olduğu için bu isimler son derece uygundur.


Başlıca Nedenleri

Zonaile suçiçeğinde etkenin aynı virüs (varicella zoster) olmasına karşın,iki hastalık hastalık birbirinden farklıdır. Zona genellikle orta yaşınüstündeki insanlarda görülür. Suçiçeği geçirildikten sonra konak sinirhücrelerinde bekleyen virüsün yeniden aktive olması ile ortayaçıkmaktadır.


Belirtileri Nelerdir?

En çokhissedilen belirti ağrıdır. Ağrı genelde kuşak şeklinde belirli bir hatüzerinde kendini gösterir. İlk belirti genellikle deride bir ya da dahafazla dermatoma uyan bölgede çok şiddetli ağrı veya uyuşma hissininduyulmasıdır. Bu ağrı yedi gün devam eder. Ağrı geçtikten sonra dahayoğun bir biçimde geri dönebilir; arka planda sürekli bir rahatsızlıkvardır ve buna bıçak saplanması tarzında daha kısa süreli ama dahaşiddetli ağrılar eşlik edebilir.
Nasıl Tedavi Edilir?

Zonaviral bir hastalıktır ve tedavisi antiviral ilaçların sistemikuygulanması ile yapılmalıdır. Tedavi ne kadar erken uygulanırsa o kadaretkili olacaktır. Bu nedenle teşhisin çabuk konulması şarttır.Valasiklovir eğer erken kullanılırsa (döküntülerin ortaya çıkmasınıtakiben ilk 72 saat içinde), ağrı süresini ve şiddetini, döküntüsüresini ve komplikasyon risklerini azaltır ve iyileşme sürecinihızlandırır.




Zührevi hastalıklar



Zührevi hastalıklar yani cinsel yolla bulaşan hastalıklar çeşitlidir.

1-BEL SOĞUKLUĞU (GONORE)
Gonoreisimli mikropun meydana getirdiği cinsel yolla bulaşan birhastalıktır.Nadiren olsada cinsel yolla bulaşmaz.Mikroplu havlu,mendilgibi eşyaların kullanılması ile de bulaşabilir.Mikrop alındıktan sonra3-7 gün arasında belirti verir.Bazen belirtiisi 12 saat ile 3 ay kadarda değişebilir.Tedavi edilmezse 3-7 hafta sonra müzminleşir.
Penistensarı kahverengi çok defada yeşile çalan bir akıntı olur.Miktarı çokolmazsa bile her idrar yapıştan sonra ve sabahları kilota bulaşan birakıntıdır.İdrar çıkış yeri kızarır şişer.İdrar şikayetleri olur.
Teşhis,akıntının özel metotlar ile alınıp mikroskop altında belsoğukluğu mikrobunun görülmesi ile konur.
Tedaviedilmeyen vakalarda apse sonucu idrar yolunun daralması meydanagelir.hastalık daha ilerliyecek olursa testise yayılır.Buradaki tohumhücrelerinin gelişmesini önliyerek kısırlığa neden olur.
Korunma:Herşeyden önce hijen kurallarına uyulmalı.Cinsel temas sırasında kondom(prezervatif) kullanılmaldır.Şüpheli ilişkilerde bulunulmamalıdır.
Tedavi.Birdoktor kontrolünde uygun antibiyotik ve gerekli ilaçların kullanılmasıile tedavi olunur.Bu ilaçlar hastalığın şiddetine göre ağızdan alınanhaplar veya kalçadan vurulan iğnelerdir.
Kadınlarda çok defa akıntı olmaz.%20 oranında idrar yanması vardır.tedavisi biraz daha yoğun çaba gerektirir.
Belsoğukluğumikrobunun kan yoluna geçmesi ile eklam şişmeleri,kalp kası iltihaplarıolabilir.Nadiren beyin zarı iltihabı ve Karaciğer iltihabı yapar.

2-BELSOĞUKLUĞU OLMAYAN AKINTI:
Buakıntıda bel soğukluğu mikrobu bulunmaz.Mikroplar çok defadeğişiktir.Cinsel yolla geçer.Genç erkeklerde görülür.Bazenbelsoğukluğundan daha ciddidir.Belirtiler 7-24 gün sonra çıkar.Akıntıolmayabilir.İdrarda yanma ve idrar yolları kaşıntısı vardır.

3-TRİKOMONİASİS:
Trikomonaisimli mikroptan ileri gelir.Çok defa kadın vajeninde bulunur.Mutatcinsel temas ile bulaşır.Eşler arasında bir birlerine bulaştırma çoksıktır.Akıntıda mikrobun görülmesi ile teşhis konur.
Ekeklerde bazen belirti vermiyebilir.Prostata ve testise yayılacak olursa kısırlık meydana getirme riski olur

4-GENİTAL UÇUK:
Kadınve erkeklerde sıklıkla görülür.Herpes simplex virusunun meydanagetirdiği bir cilt hastalığıdır.Daha ziyade ağız ve dudak çevresindegörülür. %5 oranında da genital organlarda bulunur ve cinsel ilişki ilegeçer.
2-10 gün süreden sonra torbalarda ve kadında dış genitalorganlarda kırmızı zemin üzerinde içi sıvı dolu bir çok keseciklerdenoluşur. Kasıklarda beze yapar. Tedavide viruslara etkili melhemkullanılması ile yapılır.

5-YUMUŞAK ŞANKIR:
Gene bircilt hastalığıdır. Sebebi mikrobiktir. 1-7 gün bekleme süresinden sonrabelirti verir. Penis başında gözükür. Önceleri bir kızartı halindebaşlar. 24 saat içinde kabarır ve yaradan akıntı başlar. Sonunda birderin yaraya dönüşür. Yaralar birleşerek daha geniş bir hal alır.Kasıklarda beze olur. Tedavi uygun antibiyotik kullanımı ve hijenedikkat etmektir.

6-AIDS (Edinsel bağışıklık yetmezliği)
İlkdefa 1981 yılında görülmüştür. HIV isimli virusten ileri gelmektedir.Seksüel ilişki ile kirli enjektör kullanımı ve kan nakillerinden geçer.Anneden cenine, kadından erkeğe ve erkekten erkeğe geçer.
Virusvücuda geçtikten sonra bağışıklık sistemini bozar. Organizma kendisinikoruyamaz hale elir. Yorgunluk, kilo kaybı ateş ve ishal bulunur.Kasıklarda koltuk altlarında yaygın bezeler olur. Bacaklarda çeşitlibüyüklüklerde mor renkli çürükler meydana gelir. Hastalığın teşhisi enyaygın olarak kullanılan ELİSA testi ile konur. %95 positif sonuçverir. Maalesef bugün için belirili bir tedavisi yoktur.

7-FRENGİ:
Mikrobikbulaşıcı bir hastalıktır. Cinsel ilişki ile deri yolu ile geçer. 2-4hafta sonra peniste ağrısız bir yara gözükür. Önceleri bir sivilceşeklinde başlar daha sonra akıntı olur. Penis boyunca ve torbalarayayılır. Bu yara 1-2 haftada zımba ile delinmiş bir şekil alır. Derin,sert kenarlı olan bu yara tedavi edilmezse kendiliğinden iyileşir. Bufrenginin birinci devresidir.
2 ci devre bu yaradan itibaren 6 haftasonra ortaya çıkar. Daha yaygın kızarıklıklar vardır. Döküntüler olur.Bu devrede 4 yıl sürebilir.
3 cü devrede yer yer bölgesel tümörler oluşur. Bu tümörler yaygındır. Genital organlarda bulunduğu gibi eklemlerde de bulunur.
Tedavide uygun antibiyotiğin kullanımı ile olur. Günümüzde erken tedevi ile ve frenginin 2-3 cü dönemleri artık olma mamaktadır.

8- İnsan papilloma Virüsü:
Cinsel organlar ve çevresinde siğil benzeri oluşumlara neden olan bu virüs kadınlarda rahim girişi kanserlerine neden olabilir

9- Chlamydial Enfeksiyonlar:
çok sık raslanılır. kadınlarda ve erklerde görülür. Akıntı ve idrar sırasında yanma olur. Bazan hiç bir belirti vermez



 
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
Sayfa: 1 [2]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.9 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC | Ve Theme Design By Cadosoas