Duyurular
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Çocuk-Sağlığı  (Okunma Sayısı 3219 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« : Ağustos 09, 2007, 01:51:02 ÖÖ »

Epilepsi Nedir?

Doktorunuz çocuğunuzda mevcut nöbet ya da nöbetlerin �epilepsi� nöbetiolduğunu söylerse ilk sorunuz epilepsinin ne anlama geldiği olacaktır.Bu sözcük halk arasında �sara� adıyla tanınır. Epilepsinin ne olduğunuanlayabilmek için beyni bir bilgisayar gibi düşünmekte yarar vardır.Beyin hücreleri de bilgisayar parçaları gibi birbirleri ilebağlantılıdır ve haberleşmek için küçük elektriksel uyaranlarkullanırlar. Bazen beyinde normal olmayan bir elektriksel aktiviteoluşur ve bu olay çocuğun nöbet geçirmesine neden olur.

Bu olay belirli aralarla tekrarlanırsa o kişi de epilepsi var demektir.O halde nöbet, beynin kuvvetli ve hızlı bir elektrik akımı ilekaplanması sonucu oluşan kısa ve geçici bir durumdur, ruh ya da akılhastalığı değildir ve bazı nadir durumlar dışında zeka geriliğine yolaçmaz.

Epilepsiye yol açabilen nedenler
Çoğunlukla epilepsinin bir açıklamasının bulunamaz. Çocuklarda epilepsiye en sık yol açan nedenlerişöyle özetleyebiliriz.

Doğuştan gelen hastalıklar: Kromozom hastalıkları, yapım maddeleri ileilgili değişiklikler içeren metabolik hastalıklar, bazı enzimeksiklikleri gibi doğuştan gelen nedenler.
Gebelikte bebeğin beyin gelişimini etkileyen mikrobik hastalıklar, annenin ilaç ve alkol alımı.
Doğum sırasında meydana gelebilecek beyin zedelenmesi, kanaması ve beynin oksijensiz kalması.
Doğum sonrası menenjit, beyin iltihabı.
Kazalara bağlı beyin zedelenmesi.
Beyin tümörleri.
Uzun süren ateşli havaleler.

Bazen nöbetler, olaydan yıllar sonra ortaya çıkabilir. Bir çok vakadada nöbetlerin nedenlerini en modern araştırma yöntemleri ile dahibulabilmek mümkün olmayabilir.

Epilepsi çocuğunuza sizden mi geçmiştir?
Bir çocuğunuz daha olursa onda da epilepsi gelişme ihtimali var mıdır?Her iki soruya da verilebilecek cevap büyük oranda hayır olacaktır.Ancak hem anne hem de babanın ailesinde epilepsi olduğuna dair bulgu,ya da tek bir tarafta epilepsi hikayesi ile birlikte anne-babaakrabalığı varsa ve özel bazı epilepsi türlerine sahiplerse kalıtımınrolü olduğu söylenebilir. Bu konuda her hastanın kendi içindedeğerlendirilmesi gerekmektedir. Bu yüzden bu konuda daha fazla bilgialmak için doktorunuzla görüşmeniz tavsiye edilir.

Epilepsi nöbetleri nasıldır?
Elektriksel bozukluk eğer beynin sadece bir kısmını etkilerse �parsiyelnöbet� dediğimiz nöbet tipi oluşur. Parsiyel nöbetlerin en sık görülentürü şuur kaybı ile birlikte olan �kompleks parsiyel� nöbetlerdir. Kişisersemlemiş ve şaşkın bir haldedir, gözlerinin önünde beneklergörebilir, kulakları çınlayabilir, mide bulantısı olabilir,elbiselerini çekiştirebilir, ellerini kollarını anlamsızca oynatır veyaptıklarının farkında değildir. Genellikle nöbet geçtikten sonra daolanları hatırlamaz.

Başka bir parsiyel nöbette belli bir kas grubunu (örn: bir kolu veyayüz yarısını) kontrol eden beyin bölgesinin etkilenmesi ile olur. Nöbetesnasında sadece o kas grubu etkilenir ve kontrol edilemeyen hareketleryapmaya başlar, bu olaydan başka hiçbir kas grubu etkilenmez ve şuurkaybolmaz (basit parsiyel, fokal motor nöbetler).

Bütün beyin etkilendiğinde ise sonuç jeneralize nöbettir. Jeneralizenöbetin bir çeşidi jeneralize tonik-klonik nöbettir (grand-mal).Grand-mal nöbet geçiren bir kimse aniden şuurunu kaybeder ve yeredüşer, kasları kasılır sonrada bütün vücudu sarsılmaya başlar, ağzındanköpük gelebilir, dilini ısırabilir, idrar ve kakasını kaçırabilir,dudaklarında, yüzünde, ellerinde morarma olabilir. 1-5 dakika sonraçırpınma hareketi durur, arkadan bazen uyuklama veya yorgunluk dönemibaşlar, bundan sonra kalkıp daha önce yaptığı işine devam eder.

Başka bir jeneralize nöbet tipi dalma (absans, petit-mal) nöbeti olarakbilinenidir. Bu nöbet o kadar kısadır ki, hissedilmeden geçebilir.Absans nöbeti geçirenler hayal kuruyormuşcasına çevrelerine birkaçsaniye anlamsız gözlerle baktıktan sonra yaptıkları işlerine devamederler. El kol hareketi yoktur, kişi kısa bir zaman için şuurunuyitirmiştir. Tedavisiz kalırsa bir gün içinde defalarcatekrarlayabilir. Bu tip nöbetler çok kısa süreli olduğundan ailetarafından pek önemsenmeyebilir veya farkedilmeyebilir.

Nöbetlerin peşpeşe gelmeleri haline �status epileptikus� denir. Hayatitehlikesi olan bu durumda hastanın acilen hastaneye kaldırılmasıgerekir.

Her epilepsi nöbetinde şuur kaybı olmayabilir. Bazı nöbetler de sadeceuykuda görülebilir. Burada anlatılanlar en sık görülen nöbettipleridir. Epilepsinin başka tipleri de vardır.

Hastalığın teşhisi
En ideali hastanın nöbetini doktorun görmesidir. Ancak çoğunlukla bumümkün olamaz, bu nedenle doktorunuz önce nöbeti gören kişiler veanne-babadan nöbetin başlangıcı, sıklığı ve özellikleri hakkındaayrıntılı bilgi alır. Ayrıca gebelik, doğum, çocuğun gelişimi ve diğeraile bireylerinde nöbet olup olmadığı konusunda bilgi isteyecektir.Ayrıntılı bir nörolojik muayeneden sonra bazı laboratuvar tetkiklerineihtiyaç doğabilir. Bunların başında elektroensefalografi (EEG) gelir.Bunun yanısıra beyin tomografisi (CT), manyetik rezonans (MRI), uzunsüreli EEG-video monitorizasyon ve çeşitli biyokimyasal ve metaboliktetkikler (kanda, idrarda ve beyin-omurilik sıvısında) gerekliolabilir. Bu tetkiklerin hiçbirisinin hasta açısından önemli birtehlikesi yoktur. Aksine bu nöbetlerin nedenini bulmak, epileptikolmayan diğer bazı nöbetlerden ayırdedebilmek için gereklidir.

Doktorunuz epilepsi teşhisini kesin bazı deliller olmadan koymaz. Uzunsüreli en az 4-5 yıllık, belki de ömür boyu sürecek ciddi ve zahmetlibir tedaviyi gerektirdiğinden teşhisi koyarken çok dikkatlidavranmalıdır. Bu aşamada doktor aile işbirliğinin çok büyük önemivardır.

Nöbet anında yapılması ve yapılmaması gerekenlere ilişkin bazı basit kurallar
Büyük bayılma şeklinde nöbet geçirmekte olan çocuğunuza yapılacak şey onu olabilecek zararlardan korumak ile sınırlıdır.
Sakin olun, çocuğun yanından ayrılmayın, yardım gerekiyorsa bir başkasını bu işle görevlendirin.
Çocuğu yere yatırın, etrafındaki sivri maddeleri ortadan kaldırın.
Çocuğu yan döndürüp tükrüğünün dışarı akması ve daha rahat nefes alıp vermesi için başını hafif yana arkaya eğin.
Elbiselerini gevşetin, şayet takıyorsa gözlüklerini çıkartın, hastanındilini ısırmasını engellemek amacıyla elle veya bir cisimle çeneyiaçmaya çalışmayın, ağzına hiçbir şey koymayın. Ancak ağızdaki yiyecekmaddelerinin çıkartılması yararlı olur.
Üzerine su dökmeyin, zorla nefes aldırmaya çalışmayın, çocuğusallayarak ya da yüzüne vurarak, bazı maddeler koklatarak uyandırmayaçalışmayın.
Nöbet esnasında ilaç vermeye çalışmayın, doktorunuzun önerileri dışındakendi kendinize nöbetin geçmesine yönelik hiçbir şey yapmayın.
Unutmayın ki nöbet sonrasında çocuk yorgun, ne yaptığını bilmezhaldedir, bu aşamada elinizden geldiğince sakin bir şekilde teskinederek bu durumun düzelmesini bekleyin, güven verici olun.
Nöbetler hakkında verebileceğiniz tüm bilgiler hem çocuğunuza, hem dedoktorunuza yardımcı olacağından dikkatli bir gözlem daha sonradoktorunuzun sorularını cevaplamada çok işe yarayacaktır.
Akıllıca gözlemek akılsızca müdahele etmekten daha yararlı olacaktır.
Nöbet 10 dakikadan uzun sürerse ya da kısa bir süre sonra tekrarlarsadoktorunuza haber verip tavsiyelerine uyun ya da en yakın sağlıkmerkezine başvurun.
Unutulmamalıdır ki tehlikeli görünümüne rağmen epilepsi nöbeti öldürücü değildir.

Epilepsi tedavi edilmeli mi?
Epilepsi, mutlaka doktora başvurulmasını ve doktorun gerekli gördüğüsürece kontrol altında kalınmasını gerektiren bir hastalıktır. Buepilepsinin ömür boyu devam edeceği şeklinde algılanmamalıdır.Epilepsinin bazı türleri hasta belli yaşlara geldiğinde kendiliğindentamamen düzelebilirler ve bunlarda ilaç tedavisine gerek duyulmabilir,ancak bu kararı doktor vermelidir. Ülkemizde maalesef epilepsihastalığı doktor olmayan kişiler tarafından tedavi edilmeyeçalışılmaktadır.
Nöbetlerin tekrarlaması ve status epileptikus hali, beyinde oksijensizkalmaya bağlı bazı etkilere yol açabilir ve her nöbet bir sonra kininortaya çıkmasını kolaylaştırabilir. Tedavisiz kalan küçük nöbettürlerinin bir süre sonra büyük nöbetlere dönüşmesi olasıdır ve nöbetgeçirme anında hastanın maruz kalabileceği tehlikeler vardır. Bunlar,merdivenden düşme, kişi sokakta ise trafik kazası, suda boğulma,vb.dir. Yukarıda sayılan tüm bu nedenlerle epilepsi mutlaka müdahaleedilmesi gereken bir durumdur.
Epilepsinin en önemli tedavi şekli ilaç tedavisidir. Epilepsidekullanılan ilaçlar beyin hücrelerinin aşırı uyarılma durumunubaskılayarak nöbetlerin oluşunu engeller. Epilepsi ilaçları hergün,önerilen dozda ve saatlerde çok düzgün bir şekilde kullanılmalıdır.Anne-babaların sık yaptıkları yanlışlıklar; *örneğin sabah dozuunutulduğunda akşam her iki dozun birlikte verilmesi veya *dozların çokdakik verilebilmesi amacıyla çocuğun uyku düzeninin bozulması gibidir.Bu uygulamalar hastaya yarar sağlamaz. İlacın veriliş saatlerindeyapılacak 30-60 dakikalık oynamaların zararı yoktur.
Doktorunuz çocuğun yaşını, kilosunu, nöbet tipini göz önüne alarakilaçları seçmiştir. İlaçları düzenli ve doktorunuzun tarif ettiği gibikullanmanız çok önemlidir. Kullanılan bu ilaçların hastalığı tamamiylegeçirmediğini, ancak nöbet gelmemesini sağladığını ya da sayısınıazalttığını bilmelisiniz. Bu nedenle aylardır nöbet olmuyor diye ilaçmiktarını azaltmamalı ya da çocuğunuza vermekten vazgeçmemelisiniz.İlacın ne zaman kesileceğini ya da değiştirileceğini ancak doktorunuzbilir. Bazen kullanılan tek bir ilaç nöbeti kontrol altınaalamayabilir. O zaman doktorunuz ikinci, bazen de üçüncü ilaç ilaveedecektir. Çocuğunuzun geçirdiği nöbetlerle ve aldığı ilaçlarla ilgilikayıt tutarak doktorunuza yardımcı olabilirsiniz.

Epilepsi tedavisinin düzgün bir biçimde sürdürülmesi halinde denöbetler devam edebilir. Tıbbın dev adımlarla ilerlediği dünyamızdahiçbir hekim epilepsili bir çocuğun anne-babasına tedavi ile nöbetlerin%100 kaybolacağını garanti edemez. Nitekim dünya istatistiklerinebakılacak olursa uygun tedavi şartlarında hastaların %60�ındanöbetlerin tümüyle ortadan kalktığı, %20�sinde tüm tedavi seçeneklerinerağmen nöbetlerin devam ettiği görülmektedir. Anne babanın hiç aklındançıkarmamaları gereken bir nokta, epilepsi çağdaş tıbbi tedaviyöntemleriyle yeterince kontrol altına alınamıyorsa orta çağınbüyücülük yöntemleriyle hiç durdurulamaz.

Halen ilaçla tedaviye cevap vermeyen belli epilepsi türlerinde ülkemizde cerrahi tedavi olanakları geliştirilmektedir.

Epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkileri var mıdır?
Evet, hastalıkların tedavisinde kullanılan tüm ilaçların olduğu gibiepilepsi tedavisinde kullanılan ilaçların da (özellikle uygunkullanılmadıkları zaman) hastada bazı yan etkileri olabilir.Unutulmamalıdır ki doktorunuz çocuğunuzun tedavi şemasını düzenlerkenuygun gördüğü ilaçların yan etkilerini en az düzeye indirecek şekildebelirler.

Bazı epilepsi ilaçları tedavinin başlangıcında uyku hali, sersemlik,dengesizlik, ciltte döküntüler gibi yan etkilere neden olabilir.Doktorunuz bu tür yan etkilerin görülmememesi için ilaçları küçükdozlarda kullanmaya başlayarak zaman içinde doz artırmayı tercihedecektir. Bazen de tedavinin ilerleyen yıllarında iştah artışı,şişmanlama, saç dökülmesi, diş etlerinde kabarma, aşırı hareketlilik,kıllanma vb. gibi yan etkiler görülebilir. Doktorunuz, kullanılanilacın çocuğunuzda yarattığı yan etkileri ve onun epileptik nöbetlerüzerindeki etkisini yakından ve bilinçli olarak izleyen kişi olduğundanuygun aralıklarla muayene ve gerekli laboratuvar tetkikleri ileçocuğunuzu koruyacak önlemleri alacaktır. Bu durum "komşu çocuğuna iyigelen ilacın" sizin çocuğunuz için kullanılmaması gerekliliğini anlatanen önemli sebeplerden biridir.

Epilepsi tamamen geçer mi?
Bu soruya kesin bir cevap vermek imkansızdır. Çoğu vakada bu durumergenlik çağına gelindiğinde geçebilir. Diğer vakalarda ise nöbetlermaalesef hayat boyu sürer. Her bir birey için gelecekteki durumuşimdiden tahmin etmek mümkün değildir. Eğer çocuğunuzda nöbetler arkaarkaya 2-4 yıl görülmezse, doktorunuz yapacağı genel bir durumdeğerlendirilmesinden sonra vereceği kararla ilacı 6-8 ay gibi uzun birsürede kesebilir. Böylece olayın tekrarlanıp tekrarlanmayacağıbeklenebilir. Nöbetler tekrarlamayabilir, ancak tekrarladıklarıtakdirde yeniden ilaç tedavisine geçilecektir.

Epilepsi çocuğun hayatını etkiler mi?
Epilepsi kesinlikle utanılacak bir hastalık olmadığından çocuğunuzlaçok sık görüşen ya da birlikte vakit geçiren insanların durumubilmelerinde hiç bir sakınca yoktur. Önemli olan çocuğunuzun epileptikolması dışında hiçbir farkın bulunmadığının bilinmesidir. Çocuğunuzunsorumluluğunu sizlerle birlikte paylaşan öğretmeni, okul hemşiresi,servis sürücüsü, antrenörü vb. gibi büyüklerin ve çok yakın bazıarkadaşlarının da epilepsi konusunda hiç olmazsa genel bir bilgiyesahip olmaları gerekir. Ne olup bittiğini bilmeyen kişiler böyle birnöbeti seyretmekle korkabilir ve çocuğunuza yardım edemeyebilirler.

Öncelikle vurgulanması gereken nokta epilepsinin ruh ve akıl hastalığıile hiçbir ilgisi olmadığıdır. Epilepsili çocukların çoğu normal zekayasahiptir. Bazıları okulda ortalamanın üzerine bile çıkarlar.Epilepsinin ağır beyin hasarı ile birlikte olduğu bazı durumlarda (%20)zihinsel gelişme bozulabilir.
Epilepsinin çocuğunuzun hayatını bazı konularda etkileyeceğini kabuletmelisiniz. Pilot olamaz, yükseklerde çalışamaz ama üniversite dahilolmak üzere istediği okula gidebilir. Doktor, avukat, iş adamı,profesyonel sporcu, balerin, fizikçi olmaması için hiçbir neden yoktur.Epileptik insanlar evlenebilir, çocuk sahibi olabilir ve normal birhayat yaşayabilir. Gerçekten çocuğunuzun yapamayacağı çok az şey vardır.

Dünyanın tarihi gidişini değiştiren nice ünlü insan epileptikti.Örneğin Julius Sezar, Büyük İskender, Napoleon Bonaparte gibigenerallerin bu tür kişilerden olduğuna inanırmıydınız? Bu kişiler odönemde günümüzün tıbbi bilgilerine sahip olunmamasına rağmen pek çokiş başarmışlardır. Ayrıca Dostoyevski, Gustave Flaubert ve Dante gibibüyük yazarlar, adına ödüller verilen Alfred Nobel, Tchaikovsky, VanGogh, Buddha ve St. Paul de epileptikti.

Dikkat edilmesi gereken hususlar var mı?
Epilepsili çocuğunuzun da herkes gibi dengeli beslenmeye gereksinimivardır. Hastalığından dolayı fazladan vitamin ve mineraller almasınagerek yoktur. Kolalı ve alkollü içecekler, çikolata, boyalışekerlemeler, çay, kahve aşırı miktarda alınmamalıdır. Işığa duyarlıepilepsi türlerinde çocukların çok yakın mesafeden karanlık odadatelevizyon seyretmesi, bilgisayar oyunları ile uzun süreli oynamasıengellenmelidir. Diğer epilepsi türlerinde böyle bir kısıtlamaya gerekyoktur. Ayrıca aşırı uykusuzluk, ateşli hastalıklar, güneş altında uzunsüre kalmak, uzun süren açlık ve kafaya gelebilecek darbeler gibi bazıdurumlar nöbetin ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir. Bunlardankaçınılmalıdır.

Spor yapabilir mi?
Çocuğunuzun pozitif tarafının belirgin olmasına gayret ediniz. Herinsanın bir kuvvetli tarafı vardır. Çocuğunuzun o tarafınıgeliştirirseniz kendine güveni artar. Sporda, müzikte, resim çizmede vebenzer konularda yeteneği varsa, özendirilmelidir. Hastalığı bahaneederek, çocuğunuzun yapabileceği sporları ve işleri ihmal etmesinemüsade etmeyiniz. Düzenli fizik faaliyet herkes için yararlıdır.Gerçekten de epilepsili hastalar spor faaliyetlerine katıldıkları zamankendilerini daha iyi hissettiklerini ve daha az sayıda nöbetgeçirdiklerini söylemektedir. Spor faaliyetlerine katılmakla sağlananfaydanın, yine aynı nedenle ortaya çıkabilecek tehlikelerden kat katüstün olduğu açıktır.

Tehlike herkesin hayatında şu veya bu zamanda mevcuttur. Bu tehlikeepilepsi hastasında zaman zaman sıradan bir hastanınkinden daha fazlaolabilir ama, hastanın normal hayattaki faaliyetlere katılmasıylasağlanacak fayda bu tehlikenin göze alınmasına yol açacak kadarfazladır. Özellikle çocuklarda olmak üzere hastanın diğer insanlarlakarşılıklı ilişkiler kurması ve onların yaptıklarını yapması, onundiğerlerine ihtiyacı olmayan, üretken bir büyük olması yolunda atılacakçok önemli bir adımdır. Nöbetleri kontrol altındaki çocuklar gerekli,mantıklı önlemler alındığı takdirde spor yapabilirler. Aletlijimnastik, ağır fiziksel efora yol açan aktiviteler ve sık kafadarbelerine açık olan sporlar epilepsisi olan çocuklarda tercihedilmemelidir. Bisiklete trafiğin yoğun olmadığı alanlarda, mutlakakask takarak binmelidir. Yüzme ve sörf türü sporlar ancak çocuğundurumunu bilen bir erişkinin gözetiminde yapılmalıdır. Tenis ve futbol,tramplen atlamadan daha güvenli sporlardır.


Araba kullanabilir mi?
Epilepsililerin trafik kazası yapma ihtimali az da olsa diğer normalsürücülerden fazladır. Ancak bu risk diabet gibi kronik hastalığıolanlardan daha fazla değildir. Amerika�da yapılan bir çalışmaya göreepilepsili sürücülerin sebep olduğu trafik kazalarının %27 sininnöbetlerden ileri geldiği, geri kalan kazaların ise alkol ve uyuşturucukullanımına bağlı olduğu belirlenmiştir. Çocuğunuzun nöbetleri en az 2yıldır (bu süre ülkelere göre değişmektedir) kontrol altında isedoktorunuzdan alacağınız izin ile (18 yaşını bitirmişse ve ehliyetivarsa) araba kullanmasında sakınca yoktur.

Anne-babalara özel not
Çocuğunuzun durumunu değerlendirmede gerçekçi olmaya gayret ediniz.Çocuğunuza karşı anlayışlı olunuz. Çocuğun kendisini epileptik değil deepilepsisi olan (diabeti, hipertansiyonu, tüberkülozu olan vb.) birkişi olarak görmesini sağlayınız.

Genellikle pek çok epilepsili çocuğu davranış ve kişilik açısındandiğer çocuklardan ayırt etmek mümkün değildir. Epilepsi nöbetlerigenellikle dış faktörlerden etkilenmezler ve ansızın ortaya çıkarlar.Çocuğun üzülmesi, isteğinin yerine getirilmemesi, iştahsızlık, çokterleme veya terli halde su içme gibi durumlar nöbetlerin oluşmasındarol oynamazlar. Bu nedenle anne-babanın kendilerini suçlamalarına veaşırı koruyucu ve kollayıcı davranmalarına gerek yoktur. Bu tutumçocuktaki girişimciliği önler ve aşırı korunan bir çocuk toplum içindeanne-babası gibi koruyucular bulamayacağı için geçimsiz bir erişkinolmaya adaydır. Aşırı koruma epileptik çocuk için olduğu kadar,kardeşleri tarafından kıskanılmasına yol açacağından aile içi sorunlarda yaratacaktır. Epileptik çocuğunuza ilginiz, diğer çocuklarınıza olanilginizden az veya çok olmamalıdır. Ona özel muamele yapmayın.Sevginizi, disiplin anlayışınızı, dikkat ve ihtimamınızı eşitbölüştürün. Birine bir sorumluluk verdiğiniz zaman, diğerlerine de onabenzer bir sorumluluk verin. Şüphesiz bu sorumluluklar yaşlarına veyeteneklerine uygun olmalıdır. Epilepsisi olan çocuğunuza gereğindenfazla ilgi göstermeye gerek yoktur. Ailenin tüm fertleri bu durumuolgunlukla ve tebessümle karşılamalıdır. Çünkü koşulacak mesafe uzundur.

Çocuğunuz için her şeyin mükemmel olmasını isteyen sizler için epilepsitanısı önceleri bu rüyanızı yıkan kabus gibidir. Çoğu anne-baba gibisiz de kendi kendinize �Neden benim çocuğumun epilepsisi var?� diyesoruyor, bazen kızgınlık, bazen korku, bazen de suçlulukduyuyorsunuzdur. Bunları hissetmeniz gayet doğaldır. Hisleriniziyenmeye çalışmanız çocuğunuza yardım etmenizi kolaylaştıracak veailenin beraberce olgunlaşmasını ve yakınlaşmasını sağlayacaktır. Annebaba hislerini kendi aralarında açıkca konuşmalı ve gerekirsedoktorundan yardım istemelidir.

Çocuğunuza karşı karşıya kaldığı sorunu anlatırken yaşını dikkate alın.Çocuğunuz nöbetlere yol açan bir hastalığı olduğunu bilmelidir. Olayınnedenlerini anlayabileceği kadar anlatın. Üç-dört yaşlarındaki çocuklarbile beynin vücudumuzun merkezi olduğunu ve değişik organlarımızayapılmasını istediği şeyler hakkında emirler gönderdiğinianlayabilirler. Ancak bazen beynin gönderdiği acayip emre vücudumuzuymak istemese bile itaat etmek zorundadır. İşte kasılmaların nedenibudur. Ancak çocuğunuzun yaşı ne olursa olsun sorunun hem bugün hem deyarın geçmeyeceğini öğrendiği zaman hissedeceği olumsuz duygulara karşıonu rahatlatmak zorundasınız. Size "Neden ben?" diye soracaktır. Sizinolayı kabullenmedeki beceriniz, gerek kendi gerekse çocuğunuzunhislerini kontrol edebilmeniz, çocuğunuzun söz konusu duruma karşıreaksiyonunu çok etkiler. Bu aşamada kendisi gibi krizleri olan birçocukla buluşturmanın kendisine güvenini artırması açısından büyükyararı olacaktır. Bir kez daha vurgulayalım: kızmak, suçluluk hissetmekveya gelecekten korkmak gayet doğaldır. Her sorununuzu doktorunuzlagörüşünüz.

Epilepsi bir derttir, ancak dünyanın sonu demek değildir. Sizçocuğunuzdaki epilepsiyi yok saymaz, bundan ürkmez, bu durumumutluluğunuzu alt üst eden bir felaket olarak görmezseniz çocuğunuzunruhsal ve fiziksel sağlığı açısından gerekli temel koşullarıoluşturabilirsiniz. Ancak bu koşullarda doktorunuz bilgi ve becerisinibaşarılı olarak uygulayabilir. Tıbbi durumunuzu konuşacağınız tek kişidoktorunuz olmalıdır. Her şeyi tek başınıza çözmeye çalışmak sizin içinzor olacaktır. Böyle davranmak zorunda değilsiniz. Çevrenizdedostlarınız var. Ayrıca unutmayınız ki her çocuk gelecekte, toplumiçinde kendi yerini alacaktır. Ona sorunu ile barışık yaşamayıöğretebilirseniz, topluma mutlu ve başarılı bir insan kazandırmışolursunuz.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #1 : Ağustos 09, 2007, 01:52:05 ÖÖ »

   Çocuklarda   Diş   Çıkarma


   DİŞLER NE ZAMAN ÇIKAR?

Ortalamaolarak ilk diş 7. ay ortalarında belirir.Ancak bazan ilk diş üçüncüayda erkenden ortaya çıkarken, bazan da on ikinci ay, hatta sonrasınasarkabilir. Dişlerin çıkışı genellikle kalıtsal düzene uyar, yani sizinveya eşinizin dişleri erkenden çıkmışsa bebeğinizde de aynı şekildeolması olasıdır. Alttaki şekilde süt dişlerinin ortalama çıkışzamanlarını görebilirsiniz :

[/FONT][/COLOR] [/COLOR][/FONT]
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #2 : Ağustos 09, 2007, 01:52:34 ÖÖ »

ÇOCUKLARDA VİTAMİN EKSİKLİKLERİ
A,D,E,Kvitaminleri yağda ; diğer vitaminler suda çözünürler. Vitamin eksikliğiortaya çıkmadan önce bazı belirtiler verir.Bu belirtilerin iyideğerlendirilerek eksikliğin yerine konması için vitamin takviyesiyapılmalıdır.
VİTAMİNİKiloalamama, boyun uzamaması, gözün parlaklığını yitirerek aşırı kuruması,gözyaşının yetersiz salgılanması, kuru ve pullanmış deri, halk arasındatavuk karası diye adlandırılan gece körlüğü( serum düzeyi 20µg/dlaltında olursa) görülür. Tedavisinde A vitamini günde 25000 Ü bir-iki hafta verilir. Protein bakımından zengin beslenme önerilir.
VİTAMİN D: RAŞİTİZMKemiklerdekalsiyum ve fosfor dengesini düzenler. Huzursuzluk, baş terlemesi,kaşıntı, uyku bozuklukları, ileriki aşamalarda kas güçsüzlüğü(Özellikle karında kurbağ karnı) ,kafatasında yumuşama, asimetri,büyümüş bıngıldak, kafatası büyüklüğü ve geciken bıngıldak kapanması ,dişlerin geç çıkması, diş çürümeleri, diş minesi bozuklukları,kaburgalarda kemik - kıkırdak bileşiminde raşitik tesbih taneleri,güvercin göğüsü, harrison oluğu, uzun kemiklerin bükülmesi, kemiklerdeçabuk kırılmalar sırt kemiğinde eğrilikler, kalça kemiğindedeformiteler görülebilir.En büyük sebebi yetersiz alınım ve azgüneşlenmedir. Korunmakiçin 1 yaşına kadar günde 400-800 Ü Vitamin-D, 2 yaşın sonuna kadargünde 0,25 mg flor, 3 yaşın sonuna kadar günde 0,5 mg flor verilir.Eğeriçme suyunda flor 0,3 mg/lt den fazla ise ek olarak flor verilmez.(Dişminesinde leke yapma tehlikesi)
E VİTAMİNİMetabolikhızın çok arttığı okul ve ergenlik çağında zararlı maddeleritemizleyici etkisi vardır.Eksikliğinde hemolitik anemi, ödemler(vücutta sıvı toplanmasına bağlı şişlikler) görülebilir.VİTAMİN KNomaldurumlarda barsaklardaki bakteriler tarafından yapılır. Pıhtılaşmafaktörlerinin sentezi için gereklidir. Eksikliğinde kanamalarda artış(dişeti, yaralar, burun, mide- barsak sistemi kanamaları vs.)VİTAMİN B1: THİAMİNBüyümedöneminde sinir sisteminin gelişimi ve hızlı metabolizma için B1vitaminine ihtiyaç vardır. Özellikle gelişmiş ülkelerde besinlerinaşırı kaynatılması içindeki B1 vitamininin büyük ölçüde yitirilmesineneden olur. Eksikliğinde kusma, iştahsızlık, huzursuzluk, nefes almadazorluk, kalp çarpıntısı, morarma, kalp yetmezliği, merkezi sinirsistemi bozuklukları, emziren annede sütteki thiamin eksikliğine bağlıolarak bebekte görülen kalp yetmezliği, ses kaybı, görme refleksieksikliği ile karakterize infantil beriberi hastalığı görülebilir.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #3 : Ağustos 09, 2007, 01:54:12 ÖÖ »

Kızamık, "Rubeola"

Kızamığın etkeni bir virus olup Miksovirüs grubundandır. Hastalık kış ve ilk bahar aylarındagörülür. Kızamık aşısının yaygın olarak uygulanmadığı toplumlarda 2 - 3yıl aralıklarla salgına yol açabilir. Hastalık mikrobu, kızamıklı hastaların ağız - burun boşluklarında (nazofarenkste) taşınır. Hastalığın ilk belirtisinin görülmesinden itibaren 7 gün süre ile bulaşıcıdır. Kızamık mikrobu vücuda girdikten sonra üreyip, hastalık belirtilerinin ortaya çıkması için geçen zaman yaklaşık 10 - 12 gündür. Hastalık kendini ateş, konjuktivit, kuru ve inatçı öksürük, burun akıntısı ve ağız içinde lekeler ( Koplik lekeleri ), fotofobi( ışığa bakamama ) ile kendini gösterir. Koplik lekeleri etrafı pembe -kırmızı bir halka ile çevrili, 1 mm. çapında mavimtrak - beyaznoktalardır ve alt azı dişleri hizasından başlayıp hızla ağız içimukozasına yayılırlar. Koplik lekeleri, vücut döküntülerinden 2 günönce belirir ve döküntünün 3. günü tamamen kaybolur.
Döküntü Dönemi
Kızamık döküntüleri tıbbi teriminoloji olarak makulopapülerdir. Yani, deriden hafif kabarık, kırmızı renkte, 1 cm den küçük çaplarda döküntülerdir.Döküntüler, saçlı deri çizgisinde, alın ve enseden başlar ve yüze,boyuna, kollara ve gövdeye yayılır. Döküntülerin en belirgin olduğudönemde ateş en yüksektir. 3 gün sonra döküntüler, esmerimsi bir leke bırakarak ve deride pullanma yaparak solarlar.
Kızamığın Komplikasyonları
Kızamığın en önemli komplikasyonlarının başında akciğer iltihapları gelir, bunlarda bronşiolit ve bronkopnomonidir. Kızamığın ayrıca, orta kulak iltihabı, larenjit, ansefalit ( beyin iltihabı ) ve boyun bölgesindeki lenf bezlerinde büyüme - iltihaplanma gibi ciddi komplikasyonları vardır.
Korunma
En etkin korunma yöntemi 9 ve 15 aylıkken yapılan kızamık aşılaması ve 12 yaşında rapeldir. Ancak temastan sonra 1 - 2 gün içinde aşı, ya da bulaşmanın ilk 6 gününde gamma globulin tatbiki de koruyucu önlemler arasındadır.

Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #4 : Ağustos 09, 2007, 01:56:44 ÖÖ »

PİŞİK
Annelerin en çok yakındıkları rahatsızlıklardan biridir pişik. Bebeğin poposunda ve çevresinde görülen deri tahrişidir. Kirlenmiş alt bezinin uzun süre değiştirilmeden bırakıldığı durumlarda idrar ve dışkının ayrışması ve ortaya çıkan amonyağın cildi yakıp tahriş etmesiyle oluşur. Peki pişiğe karşı neler yapmalı?

    *
    Pişik kremi kullanın.
    *
    Bebeğin altını sık sık değiştirin.
    *
    Bebeğin poposunu sık sık havalandırın.
    *
    Bebek bezlerini çok iyi durulayın.

KONAK
Bebeğin başında görülen kabuklaşmış deri parçalarıdır. Bebeği rahatsız etmez. Ancak kızaran yerlerden sıvı sızıyorsa doktora gitmelisiniz. Kabukları yumuşatmak için bebek yağı ile ovun. Yağı 12-24 saat kafasında bırakın. Sonra tarayarak kabukları kabartın. Saçlarını yıkayın . Kabuklar suyla akıp gidecektir.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #5 : Ağustos 09, 2007, 01:57:27 ÖÖ »

Okul Çocukluğu Dönemi

6yaşından cinsel olgunlaşma belirtilerinin başladığı ergenlik döneminekadar çocuğun gelişmesindeki başlıca özellikler, gittikçe anne babayaolan yakın ilginin azalması; öğrenme, yarışma, ödev, sorumluluk ve başarma duygularının yerleşmesidir.

İlkokula yeni başlayan çocuklarda kısa veya uzun süreli uyum sorunları çok yaygındır. Sınıfaannesiyle birlikte girmek, sınıfta durmamak, sıraya oturmamak, altınııslatmak, altını kirletmek, ağlamak, derste gezinmek, birşeyler yemek gibi belirtilerle kendini gösteren uyum güçlükleri birkaç gün ya da birkaç haftayı bulabilir. Bazı çocuklarda okul fobisigörülebilir. Bu aşırı okul korkusu aslında okuldan korkma değil, anneyeaşırı bağımlı olan çocuğun, okula gitmekle annesinden ayrılmasısırasında ortaya çıkan anneden ayrılma korkusudur.

Okulauyum sorunlarının çözümü için okula yeni başlayan çocukta okuma yazmaöğrenmekten önce evdeki olumlu ilişkinin okulda da sürdürülmesi, birtür anne baba modeli olan öğretmenin çocuğa duygusal doyumusağlayacak şekilde davranması ve bizzat kendi davranışlarıyla da çocukiçin iyi bir örnek oluşturması gereklidir.

Sevgilianne ve babalar, aynı yaştaki çocukların tartı ve boy değerleri tıpatıpaynı olamayacağı gibi, aynı nörolojik ve ruhsal gelişim özelliklerinisergilemezler. Bu nedenle yaşa uygun beceriler değerlendirilirken, herbir çocuğun istenen tüm hareketleri yapması beklenmez. Ancak normaldensapmalar varsa, doktorunuza başvurarak nörolojik ve psikolojikdurumunun değerlendirilmesini sağlamanız çok yararlı olur.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #6 : Ağustos 09, 2007, 01:58:19 ÖÖ »

Çocuklarda İshal ve Beslenme

İshal,emilim ve sekresyonun azalması ile dışkı miktarının, sayısınınbozularak yumuşak, sıvı bir görünüm alması ve günde üçten fazla sıvıdışkılama olarak tanımlanmaktadır. Özellikle küçük bebeklerdebeslenmelerine göre dışkılamaları da değişmektedir, yenidoğanda günde3-6 kez, ilk yaşın sonuna kadar günde 2-3 kez olmaktadır.
Bebekölüm oranının en yüksek olduğu ülkemizde ölüm nedenlerinin başındaishal gelmektedir. Nedenlerine baktığımızda yetersiz beslenme, ekbesinlere çok erken veya geç başlanması, aşırı beslenme, enfeksiyonlar,besin zehirlenmeleri, antibiyotik kullanımı ve metabolik hastalıklargelmektedir.
İshali olan çocuğa bol su ve sıvı besinler verilmelidir.
Çocuğun ishal sırasında uygun besinlerle beslenmesi belirtileri de azaltacaktır.
Aşırı kusma veya bilinç kaybı yoksa çocuk muhakkak beslenmelidir.
ÇocuğaORS..oral rehidratasyon sıvısı.. verilmelidir. Her dışkılamadan sonra 2yaşından küçük ise 50-100ml, 2 yaşından büyük ise 200ml.
DünyaSağlık Örgütüne göre ORS karışımının yanı sıra evde hazırlanacak tuz veşeker karışımı solüsyonda tedavide kullanılabilir. 1 lt. kaynatılmış veılıtılmış su içerisine 1 çay kaşığı yemeklik karbonat, 1 çay kaşığı tuzve 8 tatlı kaşığı şeker ilave edilerek hazırlanabilir.
ORS’nin yanı sıra çocuğa kaynamış su, açık çay, tuzlu ayran, meyve suyu, yoğurtlu pirinç çorbası verilebilir.
Bebekanne sütü alıyorsa anne sütünün enfeksiyonlara karşı koruyucuetkisinden dolayı emzirilmelidir. Bebek inek sütü ile besleniyorsa, sütilk 2 gün yarı yarıya sulandırılarak verilmelidir.
Bebekek besinlere başlamışsa pirinç lapası, patates püresi, potasyumdanzengin meyve suları, ayran, yağsız et, acısız tarhana çorbasıverilebilir.
Şekerve şekerli yiyecekler osmolariteyi artıracağından ve barsaklardapatojen..hastalık yapan.. bakterilerin çoğalmasına neden olacağındanverilmemelidir.
Pirinç içeriğindeki su tutucu özelliği olan glisinden dolayı dışkı sayısını azaltacaktır.
İshalsüresince çocuğa çiğ sebze ve meyve, besin değeri olmayan çok suluçorbalar..şehriye gibi.., kepekli tahıllar, kepekli ekmek, acılıyiyecekler, yağ içeriği yüksek besinler verilmemelidir.
Besinler 3-4 saatte bir, zorlanmadan ve iyi pişmiş olarak verilmelidir.
İshalden korunmak için;
İçmesuyuna dikkat edilmelidir, su kaynatılmalı ve ılıtıldıktan sonraverilmelidir. Sebze ve meyveler bol su ile yıkanmalıdır. Yemeklerdışarıda bekletilmemeli muhakkak buzdolabında saklanmalıdır. Yiyeceklerhazırlanmadan önce, tuvaletten sonra, bebeğin bezi değiştirildiktensonra muhakkak eller sabunla yıkanmalıdır. Hijyen kurallarına dikkatedilmeli ve ailecek uyulmalıdır.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #7 : Ağustos 09, 2007, 01:59:23 ÖÖ »

Alerjik Egzama (Dermatit)

Önemli Noktalar
•Çocuğun cildini sabunla yıkamaktan kaçınınız
•Banyo köpüğü kullanmaktan ve çocuğun saçını şampuanla yıkamaktan kaçınınız
•Banyosunda az miktarda parfümsüz normal banyo yağı kullanınız
•Cildin kuruması halinde, çocuğa her iki günde bir banyo yaptırınız
•Uzun süreli sıcak su banyosu yaptırmayınız ve cildi, havluyu hafifçe
dokundurarak kurulayınız
•Özellikle hemen banyonun ardından, çocuğun cildine düzenli olarak nemlendirici krem sürünüz (sorbolene ya da aqueous kremi)
•Emici özelliği fazla olan bezler kullanınız ve bezleri düzenli olarak değiştiriniz
•Bebeklere normal aşı programlarının uygulanması gerekir
•Egzemalı çocuklara özel diyet uygulamanın fazla bir yararı olmaz

Alerjik egzama nedir?
Alerjik egzama (çoğunlukla bebek egzaması ya da yalnızca egzama olarakadlandırılır), kuru, kırmızı ve genellikle çok kaşıntılı olan pul puldöküntüyle belirgin bir deri iltihabıdır. Pigmentli deride daha mor yada kahverengi ve kalınlaşmış deri baskın özellikler olabilir. Egzamalıyerlerden akıntı sızabilir ve bu yerler kabuk bağlayabilir. Küçükbebeklerde 2 ile 4 aylık olduktan sonra ortaya çıkma olasılığı vardır.Egzama birçok çocukta büyüdükçe iyileşme göstermektedir.
Egzamanın nedeni bilinmemesine karşın, hastalığa yaygın olarak alerjik(atopik) astım ve saman nezlesi eşlik etmektedir. Diğer ailebireylerinde alerjik egzama, astım ve saman nezlesi olması durumunda,çocukta egzama görülme olasılığı daha fazladır.

Egzama vücutta nerelerde oluşur?
Alerjik egzama bebek küçükken başlar. İlk önce genellikle iltihaplı vekuru kabartılar halinde yanaklarda oluşur. Deri kırmızı, pigmentli deriise, açık mor, kahverengi ve hatta beyaz bile olabilir. Egzama dahasonra alın ve baş derisine yayılabilir.
Çocuk büyüdükçe egzama vücutta, kollarda dirsek içlerinde ve bacaklardadiz arkasında görülür. Ayrıca, el ve ayak bileklerinin etrafında daoluşur.
Çocukluğun ileri dönemlerinde yüzde daha seyrek görülür ancak, kulak arkasında ve gözlerin etrafında döküntü oluşabilir.

Nedeni nedir?
Yukarıda sözü edildiği gibi, egzama ile diğer alerjik hastalıklararasında bir bağlantı bulunmaktadır. Ancak, birçok vakada egzamayaneden olan herhangi bir maddeye karşı alerjik bir durum söz konusudeğildir.

Aşağıdakileri dekapsayan bazı faktörler hastalığı ağırlaştırabilir:
• sabun, deterjan ve şampuan gibi cildi tahriş eden ya da kurutan maddelerle temas
• cildin kurumasına neden olan soğuk hava
• bakteri kökenli ikincil enfeksiyon
• stres

Birçok kişi, herhangi bir yiyeceğin egzamayı artırıp artırmadığınımerak etmektedir. Ancak, çocukların çoğunda, belirli bir yiyeceğinhastalığa yol açtığını söylemek çok zordur.
Nasıl önlenir ve tedavi edilir?
Kaçınılması gerekenler
• Döküntüyü daha kötü ve kaşıntılı hale getireceğinden, ovma ve kaşıma
• Cildi kuruttuğu için sabun, deterjan ve parfümlü ürünler kullanma
• Cildi kuruttuğu için, egzamalı yerleri su ile çok fazla yıkama
• Cildi daha fazla tahriş ettiği ve kuruttuğu için, uzun süre sıcak su banyosu veya sıcak duş yapma
• Aşırı sıcak ya da soğuk
• Çocuğun terlemesine ve kaşıntıya neden olduğundan yorgan kullanma
• Yün gibi vücuda batan giysiler giyme
• Battaniye, halı ve koyun postlarındaki yünle doğrudan tema

Yapılması gerekenler
•Cildi temizlemek için sabun yerine banyo yağı kullanınız
•Nemlendirici kremleri, özellikle banyodan sonra düzenli olarak kullanınız
•Banyo ya da duştan sonra, cildi, havluyu hafifçe dokundurarak kurulayınız ve ovmayınız
• Kışın sıcak odada üzerini çıkarınız
• Yazın yatak odasının serin olmasını sağlayınız
• Bol pamuklu giysiler giydiriniz (ya da pamuklu/sentetik karışık giysiler)
• Giysilerdeki etiketleri çıkarınız
• Emici özelliği fazla olan bezler kullanınız ve bunları düzenli olarak değiştiriniz

Egzamanın ağır olması durumunda, doktor cilde sürmeniz için kortizonlukrem verebilir. Genellikle, egzama aktif hale geldiğinde hafifkortizonlu krem ya da merhemler kullanılmakta, hafiflediğinde ise, buürünler bırakılmaktadır.

Egzama kontrol altına alınsa bile, nemlendirici kullanma sürdürülür.Egzamanın enfekte olması halinde, doktorun antibiyotik vermesigerekebilir.

Kaşıntının giderilmesinde, özellikle gece meydana gelmesi veuykusuzluğa neden olması durumunda, antihistamin şurupların yararıolabilir. Egzamanın tedavisinde diyetin rolü henüz açıklığa kavuşmamışolup, birçok çocukta özel diyet uygulama başarısızlıkla sonuçlanmıştır.Diyet konusunda bilgi edinmenin herhangi bir zararı olmamasına karşın,bu konuda bilgi, egzama ve küçük çocukların beslenme ihtiyaçlarıkonusunda uzman olan bir kişiden alınmalıdır
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #8 : Ağustos 09, 2007, 02:00:48 ÖÖ »

 
KUSMA
Bebeğinizinbeslendikten sonra az miktarda kusması normaldir. Anne sütüyle beslenenbebeklerde kusma daha az görülür. Biberonla beslenen bebeklerde kusmaile birlikte ishalde varsa bunun nedeni mide ve bağırsak iltihabıolabilir. bu çok ciddi bir hastalıktır. peki bu durumda ne yapabiliriz.biberonla beslemeye 24 saat ara verin. bebeğe sık sık kaynatılıpıltılmış su ve glikoz eriyiği (3 çay kaşığı şeker ve 200 ml su) verin.
Eğerbebeğiniz 8 saat içerisinde her beslemeden sonra kusmuşsa , dili veağzı kuruysa , gözleri çukurlaşmışsa ,bıngıldağı içeri çökmüşse, altısaat boyunca altını hiç ıslatmamışsa mutlaka doktora gidin.
Eğerbiberonla besliyorsanız kullandığınız tüm gereçleri sterilize edin.Artan mamaları atın .Mamayı hazırladıktan sonra musluk suyuyla soğutupbuzdolabına koyun : ılık bekletmeyin.
FIŞKIRIK KUSMA
Bazenbebekler şiddetli ve fışkırtır gibi kusarlar. Bebek bu şekilde kusmayabaşlarsa en kısa zamanda doktora götürün. Bunun en önemli sebebibebeğin emerken hava yutmasıdır. Ancak her öğünden sonra kusuyorsa veaç kalıyorsa nedeni pilor stenozu olabilir. Bu hastalıkta mideninonikiparmak bağırsağına boşalan bölümü tıkalı olduğu için fışkırır gibikusmalar olur. Pilor stenozu kalıtsaldır ve ameliyat edilebilir.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #9 : Ağustos 09, 2007, 02:01:23 ÖÖ »

Çocuklarda Uyku Sorunları

Çocuklarda uykuya dalma zorlukları
İkinci ile altıncı yaşlar arasında aşırı hareketli olan çocuk uykuyadalma konusunda direnebilir. Ayrıca ilk kaygılı rüyalar da bu zorluğuarttırır. Bu dönemde yatmaya direnen çocuk çeşitli bahaneler bulur.Korktuğunu, yalnız yatamadığını söyleyerek anne baba ile yatmakisteyebilir, odasında gece bir ışık yakılmasını ister, bir oyuncak yada yastık gibi uykuya geçişi kolaylaştıracak bir eşyaya sarılabilir,ilk bir yılda gördüğümüz davranışlardan olan parmak emme ilerahatlamaya çalışabilir ya da aileden birinin anlatacağı masalabağlanır. Dış ortamdaki koşulların uygunsuzluğu (gürültü, anne baba ilebirlikte yatma, uyku saatinin düzensizliği), uygun olmayan dış baskılar(aşırı baskıcı anne babasına karşı otonomisini korumaya çalışan çocuk)ve sıkıntılı ya da çatışmalı bir ev ortamı bu geçiş dönemini bozar.
Çocukrüyalardan ya hoşlanır ya da çoğu zaman bildirildiği gibi korku ilegüçlü tepkiler sergileyebilir. Rahatsız edici rüyalar çocuk 3, 6 ve 10yaşında iken en yoğundur. İki yaşındaki çocuğun rüyaları kovalanmak yada ısırılmak ile ilgili olabilmekte, dört yaşında ise bazı hayvanrüyaları ile iyi ya da kötü insanlarla karşılaşılan rüyalarbaşlamaktadır. Beş ya da altı yaşlarında öldürme ya da yaralanma ileuçma, arabada olma ve belirgin hayaletlerin olduğu rüyalar vardır.Çocuklukta saldırgan rüyalar oldukça ender görülür, onun yerine çocuğunbağımlılığını yansıtan tehlikede olduğu şeklinde rüyalar görülür. Beşyaşına doğru çocuk o zamana kadar gerçek yaşantılar olduğuna inandığırüyaların gerçek olmadığını fark etmeye başlar. Yedi yaşına gelinceyekadar çocuklar rüyaların kendileri tarafından yaratıldığını bilirler.Üç ile altıncı yaşlar arasındaki çocukların, anne babaları ilebağlantılarını sürdürebilmek, odalarını daha gerçekçi ve daha azkorkutucu bir şekilde görebilmek için yatak odalarının kapısını ya daışığını açmak istemeleri doğaldır. Zaman zaman çocuklar rüyalardankaçmak için yatmağa gitmeyi reddedebilirler. Uykuya dalma güçlüklerigenellikle rüya görmelerle bağlantılıdır. Uyku dünyasında iken gerçekdünyadan kopmamak için güvenliği sağlayan koruyucu yöntemlerinoluşturulduğu alışkanlıklar geliştirilir.
Bebeklikve çocukluk dönemlerinde uyuma ve uyku ile ilgili sorunların başındayatağa gidip uyuma konusunda direnme gelmektedir. Çocuk ağlar,yatırıldıktan sonra kalkar, anne baba ile uzun çekişmeler yaşar. Budirenme kimi çocukta yatma korkusuna dönebilmektedir. Çocuk odasınınışığını açmakta, kapıyı aralık tutma, anne baba arasında ya da koltuktauyumaktadır. Uyumadan yatağına geçmez. Sıklıkla sıkıntılı rüyalarsonrasında ortaya çıkar. Çocukların uyku için yatağa gitmeden öncegeliştirdikleri kendilerine özel yatma törenleri olabilmektedir. Butörenler 3-6 yaşları arasında sıktır. Yastık, oyuncak gibi bir eşyaolmalıdır. Ayrıca bir bardak su, şeker, aynı masalın anlatılmasınıister. Bunlar her zaman aynı şekilde olmalıdır. İlişkinin kesilecekolması kaygısıyla ortaya çıkan sıkıntının giderilmesine yönelikbelirtilerdir.
Bebekve çocuklarda sorun yaratan ya da tedavi gerektiren uykusuzluk çoknadirdir. İleri yaş çocuğu ve ergende gözlenir. Bu çocukların ya dagençlerin uyku saatlerinin 21:00- 22:00 yerine saat 01:00-02:00 olacakşekilde kaydığı, bu nedenle sabah daha geç kalktıkları görülmektedir.Nedenleri arasında gencin kendi yaşamını kontrol etme çabası, TVseyretme, radyo dinleme ve geç zamanlara kadar okuma gibi erkençocukluk alışkanlıklarının yani yatma törenlerini sürdürmelerinedeniyle ortaya çıkabilmektedir.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #10 : Ağustos 09, 2007, 02:02:10 ÖÖ »

Gece terörü (night terror)
Gece çocuk yatağında ağlar, gözleri dalgın bir şekilde bakar, korkmuşbir yüz ifadesi vardır. Çevresini tanımaz, solgundur, terler,çarpıntısı vardır. Bu durum bir kaç dakika sürer. Çocuk tekrar uyur.Çocuk sabah uyandığında, gece olanlarla ilgili hiç bir şey hatırlamaz.Uykusunun rüyasız uyku döneminde ortaya çıkmaktadır. Genellikle 5-6yaşlarına doğru azalarak kaybolur. Seyrek olarak kaybolmaz ve tedavigerektirir.

Sıkıntılı düşler
Çocukların % 30'unda olur. İkinci yaştan sonra görülür. Çocuk uyanır,ağlar, bağırır, yardım ister. Sıklıkla sabah hatırlanır. Sıkıntılıdüşler genellikle uyku başında görülür, güzel rüyalar ise genelliklesabaha karşıdır. Özellikle çocuğun yaşantısında yoğun sıkıntılı birolay varsa sıradan bir durumdur, ayrıca ruhsal aygıtın yapılanmasınınbir göstergesidir. 4-5 yaşından sonra şiddeti giderek azalır. Çocukuyanır, endişelidir. Anne babasının yatağına gider ve uyumaya devameder.


Uyurgezerlik
Erkeklerde daha sıktır. 7-12 yaşlar arasında görülür. Ailedeuyurgezerlik olanlarda daha sıktır. Gecenin ilk yarısında çocukyataktan kalkar. Bazen karmaşık, her zaman aynı şekilde tekrarlanan biretkinlik içine girer. 10-30 dakika sonra tekrar yatar, uykusuna devameder. Sabah hiçbir şey hatırlamaz. En basit şeklinde gözler açılır veyataktan kalkmaya çalışır. Altı ile on iki yaşları arasındakiçocukların altıda birinde en az bir kez olurken, bunların ancak %3-5'inde uyurgezerlik gelişir. Rüyasız uyku döneminde görülür.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #11 : Ağustos 09, 2007, 02:03:03 ÖÖ »

Alerjik Nezle

Alerjiknezle, hapşırma, burunda tıkanıklık, kızarıklık, kaşıntı ve akıntı ileseyreden ve toplumda sık görülen bir hastalıktır. Alerjik nezlemevsimsel bir seyir izleyebilir ya da belirtiler yıl boyunca hiçazalmadan devam edebilir.

Mevsimsel seyir izleyen tip daha sıktır, ilkbahar ve sonbaharda çeşitlipolenlerin ortaya çıkması ile belirtilerde artış gözlenir. Yıl boyuncasüren alerjik nezleye ise sebep olarak ev tozu gibi sürekli ortamdabulunabilen alerjenler gösterilmektedir.

Alerjik nezlenin tedavisi için temel amaç alerjiye neden olan uyaranınortamdan uzaklaştırılmasıdır. Polenlerden korunmak için bahar aylarındapencereleri kapalı tutmak ve hava filtresi kullanmak düşünülebilir.Sabah erken saatlerde, kuru ve sıcak havalarda dışarıya çıkmamakpolenlerden kaçınmak için çözüm olabilir. Tatil zamanlarını baharaylarının dışında planlamak da faydalı bir önlem olabilir. Evcilhayvanların tüy, salya, dışkı ve idrarları ile temas etmemeye özengöstermek gerekir. Ev ve işyerinde küf oluşmaması için gerekli önlemleralınmalıdır. Akarlar ev tozu üzerinde yaşarlar ve dışkıları ile alerjiknezleye neden olurlar. Akarları ortamdan uzaklaştırmak için düzenliolarak elektrik süpürgesi ile temizlik yapmak ve yatak takımları ileperdeleri sıcak suyla yıkamak yerinde olacaktır.




Alerjik nezle tedavisi için kullanılan birkaç çeşit ilaç vardır;

Antihistaminikler

Sıkçabaşvurulan ilaçlardır. Histaminin etkisini engelleyerek alerjik nezlebelirtilerini önlemeye yönelik bir yaklaşımdır. Fakat histamin salınımıalerjik nezleye yol açan mekanizmalardan sadece bir tanesidir.Antihistaminikler muhtemelen burun akıntısını iyileştirecektir ancaktıkanıklık konusunda fazla bir şey yapamayacaktır. Antihistaminikleryan etki olarak en sık sersemlik hissine yol açarlar.


Dekonjestan

İlaçlar burundaki damarları daraltarak rahatlama sağlamayı hedefler. Builaçlar bazı kişilerde sıkıntı hissi ve uykusuzluğa neden olabilir.Dekonjestan ilaçlar fazla kullanılırsa alerjik nezle belirtilerini dahada kötüleştirebilirler; Örneğin burun tıkanıklığı daha da artabilir.


Buruna Uygulanan Anti-Enflamatuar İlaçlar

Bugünalerjik tedavi için etkin tedavi imkanı sunan ilaçlar olarakgörülmektedir. Alerjik nezle belirtilerinin temelinde yatan ana nedenburundaki enflamasyon olduğu için, bu anti enflamatuar etki burundakikaşıntı, akıntı, tıkanıklık ve hapşırmanın gerilemesini sağlar. Ağızdanalınarak bütün vücuda dağılmış olan antihistaminik ve dekonjestanilaçlardan farklı olarak Flutikazon propiyonat, sersemlik hissine yolaçmaz. Tedavide ilacı sadece ihtiyaç duyulan bölgeye yani burunauygulamak mümkün olur.


Kime Başvurmak Gerekir?

Alerjik nezle konusunda hangi tedaviyi almak gerektiğine başvurulanKulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı hekim karar verebilecektir.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #12 : Ağustos 09, 2007, 02:04:17 ÖÖ »

HİPERAKTİF ÇOCUKLAR

Annebabaların ve çevrenin afacan, yaramaz,yerinde duramayan, haşarı, eleavuca sığmaz,kıpır kıpır diye niteledikleri çocukların bir bölümüaslında hiperaktif çocuklardır.Dikkat eksikliği ve hiperaktivitebozukluğu, erkek çocuklarda kızlara oranla 3-6 kat daha fazlagörülüyor.Bu çocuklarda sürekli hareketlilik ile beraber dikkateksikliği ve sinirli olma durumu sıktır.

Dikkat eksikliği belirtileri başka nedenler yok ise :

Dikkatleriniuzun süre toparlayamazlar , başladıkları işlerin sonunu getirmektegüçlük çekerler , dikkat gerektiren günlük işlerden kaçınırlar,eşyalarını sık sık kaybederler , günlük işlerde unutkanlıkları vardır,işlerini düzensiz ve dağınık yaparlar , genelde bir işten diğerine çoksık geçiş yaparlar, karşısındakini dinlememe sık sık konu değiştirmegörülür, dikkatleri ilgisiz uyaranlarla sık sık dağılır, çalışmalarıplansızdır , emirleri anlamakta güçlük çekerler, yaptıkları işlerdedikkatsizce hatalar yaparlar.

Hiperaktivite belirtileri başka nedenler yok ise :

Yerindeduramama hali vardır, devamlı kıpır kıpır haldedirler, kendiyaşıtlarına göre belirgin farklılık ile sürekli hareket halindedirler,Her şeye karışma , mobilyaların üzerinde gezme , ev içinde koşuşturma ,bir iş yaparken sık sık ayağa kalkma gezinme halindedirler, konuşmanınsonu gelmeden araya girerler, başkaları onların sözünü kesememektenyakınır,elleri ayakları kıpır kıpırdır, ellerinde sürekli bir şeylerleoynarlar, olası sonuçlarını düşünmeden tehlikeli işlere girme görülür,sakinlik isteyen grup içi etkinliklere katılmakta zorlanırlar,etraftaki insanlar tarafından sık sık hareketlilik konusundauyarılırlar.

Hiperaktivite ve dikkat eksikliği olan çocuklarda:

Okulçağından önce ve okul çağında hareketlilik ve dikkat eksikliği belirginolarak göze çarpar. Bu dikkat eksikliği ve hiperaktivite özelliklerisadece bir ortamda değil birkaç ortamda kendini belli eder . Hiperaktifçocukların , özellikle okul döneminde göreceli bir başarısızlık ve sıksık öğretmeninden uyarı alma görülür. Derse konsantre olamadığı vedikkat eksikliği olduğu için , çoğu zaman zeka normal hatta normalinüstünde olmasına rağmen derslerde başarısızlık görülür.

Tedavikonusunda ilaç tedavisi ön plandadır. Türkiyede mevcut ilaçlar iledikkat eksikliği ve hiperaktivite semptomları büyük oranda kontrolaltına alınabilmektedir. Gerekirse ilaç tedavisinin yanı sıra ek olarakpedagojik eğitim ile dikkat süresini artırma ve davranışçı yaklaşımlarvardır. İlaç tedavisinin ne kadar devam edeceğine klinik görünüm vebelirtilerin devam etmesine göre karar verilir.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.9 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC | Ve Theme Design By Cadosoas