Duyurular
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Edebiyatımızda Hiciv ustaları..  (Okunma Sayısı 1344 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
no_fear_06
:::...gOrGiAs...:::
Global Moderator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1 574


düŞmAn kElİmEsİnİN AnLmInI DoStLaRıMdAn öGrEnDiM


Üyelik Bilgileri Site
« : Temmuz 31, 2007, 04:55:56 ÖS »

ÂŞIK FİGANİ
Figani, 1814 yılında doğan Gerede' li Halk Ozanıdır.
Figani, Anadolu' nun yanısıra, Arabistan ve Irak'tadiyar diyar gezmiş, Ozanlık mesleğini buralarda icra etmiş, sözünüesirgemeyen, lafını herkese karşı çekinmeden söyleyebilen yaratılışasahip bir şairimizdir.
Bir gün, Gerede'de Kör Ağa adıyla bilinenhatırısayılır bir kişiye kızmış; çarşıda bulduğu gözleri kör birköpeğin boynuna ip bağlayarak, Ağanın önünden geçerken, köpeğe,elindeki ekmek parçalarını atmış ve; "Kör köpek, Gerede' yi yedindoymadın, Bolu' yu yedin doymadın, bu ekmeği de yesen doymazsın, gözünütoprak doyursun" diyerek ona hakaret etmiştir.
Figani, halka zulmeden kişilere karşı, sokak ortasında:

Fukara kalbine her kim dokuna
Dokuna sinesi Allah okuna


diye bağırarak beddua edebilen bir şairdir.

ZİYA PAŞA

Ziya Paşa, 1829 yıllarındadoğmuştur. Güçlü bir şair olmasının yanısıra, başta saray katipliğiolmak üzere; müfettişlik, mutasarrıflık ve vekillik gibi devletkademelerinde görev yapmış bir devlet adamıdır.
Ancak o, bütün görevlerini, şairliğine feda etmiş;memurluğuna son verilmesi pahasına, devleti eleştirmekten ve yeni biryönetim şekli arayışından vazgeçmemiştir.
Onun bu tutumu, devleti aleyhine çevirmiş, bu sebeple Ziya Paşa, ülkesini bırakıp Avrupa'ya kaçmak zorunda kalmıştır.
Avrupa'da bulunduğu yıllarda, Namık Kemal'inbaşyazarlık yaptığı Hürriyet gazetesinde yazılar yazmış, bu yazılarlafikirlerini aktarma fırsatı bulmuştur.
Yazılarından birinde Osmanlı Sadrazamı Ali Paşa'yaağır bir hakarette bulunan Ziya Paşa, Osmanlı Hükümetinin müracatıyla,Ingiliz Devleti tarafından tutuklanıp, Ingiliz mahkemelerinesevkedilmiştir.
Sadrazam Ali Paşa'nın vefatından sonra, Ziya Paşa,Padişah Sultan Abdülaziz'den affını istemiş, Padişah'ın onu affetmesiüzerine tekrar yurda gelerek memuriyetine devam etmiştir...
Ziya Paşa'nın, toplumdaki aksaklıkları,bozuklukları dile getirdiği uzunca bir şiiri vardır. Şu beyitler, onunbu şiirinden alınmıştır:

Bed asla necâbet mi verir hiç üniforma
Zerduş palan ursan eşek yine eşektir.
(Aslı bozuk olan kişiye, elbisesinin kıymetli olması üstünlük sağlamaz, zira, eşeğe altından palan yaptırsan, o yine eşektir)

Erbab-ı kemâli çekemez nâkıs olanlar, Rencide olur,dîde-i huffaş ziyâdan. (yarasanın gözü ışıktan rahatsız oldugu gibi,marifet sahibi olan bir kimseyi, kendisinde eksiklik olan kişi sevmez)

NAMIK KEMAL
1840yıllarında doğmuş olan Namık Kemal, Ziya Paşa gibi bir devlet memuruolmakla beraber, yönetime karşı başlattıkları mücadelede birliktehareket etmişlerdir.
Namık Kemal, yazdığı Vatan Yahut Silistre isimlieserinden dolayı, yönetimin tepkisini çekmiş, bu sebeple tutuklanmış vedaha sonra sürgün edilmiştir...
38 ay sürgün hayatı yaşayan Namık Kemal, SultanAbdülaziz'in yönetim karşıtları tarafından tahttan indirilip, yerineSultan 5. Murat'ın getirilmesi ve daha sonra onun da tahttan indirilip,Sultan Abdülhamid'in tahta oturtulması üzerine, affedilmiş ve tekrarIstanbul'a dönmüştür.
Fakat Namık Kemal, Kendisini affedip sürgünhayatına son veren Sultan Abdulhamid'i, adeta, tahttan indirmekletehdit etmiş; Sultan Abdülaziz'in ve Sultan 5. Murat'ın tahttanindirilmesi olayını hatırlatarak: "iki defa tekrarlanan bir şey, üçüncüdefa da tekrarlanır" manasına gelen, "eş'şey'ü, lâ yüsennâ illâ vekadyüselles" mısrasını söylemiş ve tekrar sürgün cezasınaçarptırılmıştır...
Namık Kemal'in şu beyti meşhurdur:
Zalimin muîni dünyada, erbab-ı delâlettir
Kö..ktir zevk alan sayyâd-ı bî insafa hizmetten
(zalimin yardımcısı olan kişi alçaktır...Çünkü insafsız bir avcıya hizmet etmekten yalnızca köpekler zevk alır)

ŞAİR EŞREF
1847 yıllarında doğan Şair Eşref, çeşitli yerlerde vali yardımcılığı ve kaymakamlık görevlerinde bulunmuştur.
Kaymakamlık görevinde bulunduğu sırada, siyasi suç işlediği gerekçesiyle, görevinden alınıp Istanbul'a getirilmiştir.
Evinde zararlı evrak bulundurmak suçundandantutuklanıp mahküm edilen Şair Eşref, tahliye edildikten sonra, Mısır'akaçmış, burada değişik dergiler ve kitaplar yayımlamıştır.
Türk Edebiyatı'nın büyük hiciv şairi olarak bilinen Şair Eşref'in en meşhur kıtaları şunlardır:
Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için
Gelmesin, reddeylerim billahi öz kardeşimi,
Gözlerim ebnâ-yı âdemden o kadar yıldı ki,
Istemem ben fatiha, tek çalmasınlar taşımı...
(gözüm insanlardan o kadar yıldı ki, kabrimiziyaret etmek için öz kardeşim dahi gelse kovarım. Ben insanlardanfatiha dahi istemem, yeterki mezar taşımı çalmasınlar)

Millete erbâbı mansıptan biri eşek demiş,
Reddedilmez böyle bir söz, amma ki pek can sıkar...
Olsa da millet eşek, eşek diyen bilmez mi ki:
Sadrazamlarla vâliler de milletten çıkar...

(makam sahibi bir kişi, milleteeşek demiş, bu söz reddedilmez ama, cansıkar...Millet eşek olsa dahi,eşek diyen kişi bilmez mi ki; sadrazamlarla valiler de milletin içindençıkar...)

TEVFİK FİKRET
1867yıllarında Istanbul'da doğan Fikret, devlet memurluğu, öğretmenlik gibigörevlerde bulunmuş, çeşitli gazete ve dergilerde yazarlık vebaşyazarlık yapmıştır...
Sultan 2. Abdülhamid'in uğradığı su-i kastolayında, kendi devletine kasdeden yabancı güçleri alkışlamaktançekinmemiş ve Sultan Abdulhamid'i öldürmek isteyenleri şu şiiriylekutlayıp, Padışah'ın bu olaydan zarar görmemesinden dolayı duyduğuüzüntüyü ifade etmiştir:
Ey şanlı avcı, tuzağı beyhude kurmadın,
Attın...fakat yazık ki, yazıklar ki vurmadın!...

Tevfik Fikret'in en önemli şiiri, Hân-ı Yağma (yağma Sofrası) isimli hiciv şiiridir. Şu bölüm, bu şiirden alınmıştır:

Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın gider ayak,
Yarın, bakarsınız, söner bugün çatırdayan ocak,
Bugün ki mideler kavi, bugün ki çorbalar sıcak,
Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...
Yiyin efendiler yiyin, bu hân-ı pür-nevâ sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin...

RIZA TEVFİK BÖLÜKBAŞI
1869yılında Edirne'de doğan Rıza Tevfik, Ittihat ve Terakki Cemiyetiüyeleri arasında yer alarak, Edirne milletvekili olmuştur. Daha sonra,bu cemiyetle (partiyle) arası açılması üzerine, Hürriyet ve ItilafPartisi'ne geçmiş ve Tevfik Paşa kabinesinde Milli Eğitim Bakanıolmuştur.
Daha önceleri Sultan 2. Abdülhamid'e karşı faaliyetyürütenlerle beraber hareket eden Rıza Tevfik, onun ölümünden sonra,(tabir caizse, dünyanın kaç bucak olduğunu anlamış) ona karşıyaptıklarından dolayı utanç duymuş ve "Sultan Hamid'in RuhundanIstimdat" isimli şiiriyle onun ölüsünden özür dilemiştir...(Bu şiirinbir bölümü için, sayfa (19) ' e bakınız)
Şu kıta, onun hicviyelerinden biridir:

Düşmanın Sitemi yürekler ezer,
Insan bu kahr ile canından bezer,
Gülşende yabancı kö..ler gezer,
Erler meydanında insan kalmamış...

MEHMET AKİF ERSOY
1873 yılında Istanbul'da doğan Mehmet Akif Ersoy, istiklal marşı şairimizdir.
Istiklal mücadelesi sırasıda Anadolu'yu baştan başadolaşarak vaazlar veren Mehmet Akif, böylece halkı işgalcilere karşıbilinçlendirmek ve onları direniş için azimlendirmek maksadıyla gayretsarfetmiştir.
Sırat-ı Mustakim ve Sebilurreşad dergileriniçıkaran Mehmet Akif, 1920 yılında Burdur milletvekili olmuş ve bugörevini 1923'e kadar sürdürmüştür.
Müslümanların hurafelerden arınmaları ve içerisindebulundukları durumdan kurtulmaları için tek çıkar yolun Islam'asarılmak olduğuna inanan Akif, hayatı boyunca Islam için çalışıpmücadele etmiş, Milli Mücadeleden sonra inanç ve ideallerine aykırıgördüğü uygulamalar nedeniyle, çok sevdiği vatanını terk edip yurtdışına çıkmıştır.

Şiirlerinden bazıları:

Kızımın iffeti batmakta rezilin gözüne
Acırım tükrüğe billahi, tükürsem yüzüne...
***
Düşürdün milletin en kahraman evladını ye'se
Ne mel'unsun ki, rahmetler okuttun rûh-i iblise...
***
Tükürün, milleti alçakça vuran darbelere,
Tükürün, onlara alkış dağıtan kahpelere...
Tükürün, ehli salibin o hayasız yüzüne,
Tükürün, onların asla güvenilmez sözüne...

Tükürün maskeli vicdanına asrın, tükürün...
Hele îlanı zamanında şu mel'un harbın,
"Bize efkâr-ı ûmumiyesi lazım garbın,
O da, Allah'ı bırakmakla olur" herzesini,
Halka iman gibi telkin ile, dinin sesini
Susturan abtalın idrakine bol bol tükürün!...
***
Eyvah!..Beş on kafirin imanına kandık,
Bir uykuya daldık ki, cehennemde uyandık...
***
Bir kızarmaz çehre bulmuşsun ya, ey câni, bürün...
Hem bütün dünyayı ifsât et, hem de muslih görün...
***
Irzımızdır çiğnenen, evladımızdır doğranan,
Hey sıkılmaz, ağlamazsan bari gülmekten utan...
***
Ötmeyin nâfile, baykuş gibi karşımda, susun!...
-"Mürtecîsin be imam!.." -"mürtecîyim, hamdolsun..."
***

Kaynak:Geredeli Âşık Figanî - Kültür Bakanlığı Yayınları
Resimli Türk Edebiyat Tarihi - Nihat Sami Banarlı
Türk Şiir Antolojisi - Kitabevi
Safahat - Mehmet Akif Ersoy
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.9 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC | Ve Theme Design By Cadosoas