isminiz@yaramazadam.com
Sign up
Check e-mail
Dündar Taşer
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:
  Yaramazadam > Yaramazadam YASAM-MUZIK-MEDYA > Biyografi- Biography > Dündar Taşer
 




Şu an bu konuyu görüntüleyenler
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Dündar Taşer  (Okunma Sayısı 65 defa)
Temmuz 14, 2008, 05:17:37 pm
no_fear_06
:::...gOrGiAs...:::
Global Moderator
Süper Üye
*****

REP +1000/-1

Mesaj Sayısı: 1 582
Nerden: AnKaRaNıN yÜkSeK KeSiMlErİ
düŞmAn kElİmEsİnİN AnLmInI DoStLaRıMdAn öGrEnDiM


Üyelik Bilgileri WWW Offline
« :»







Büyük Türk milliyetçisi, dava adamı ve gönül eri Dündar TAŞER 1925yılında Gaziantep'te doğdu. Köklü ve gelenekli bir aileye mensuptur.Aile ve aile çevresinde köklü ve derin bir Türk terbiyesi almış.Çocukluk ve okul yıllarını burada geçirmiştir. Ailesinin desteği vekendi isteği ile kara harbokuluna girmiş, bu okulun tank sınıfındanteğmen olarak mezun olup ordu saflarına katılmıştır. Bilahare kurmaysubay imtihanını başarı ile vererek kurmay olmuştur. Ordu saflarındabaşarı ile hizmet vererek kurmay tank binbaşılığına kadar yükselmiştir.



Türk-İslam Ülküsü'nün örnek bîr şahsiyeti, yılmaz bir savaşçısıydı.Milletinin derin ve saf kültürü ile mücehhez, insan sevgisiyle dopdolu,asil davranışlarıyla, efendiliği ve engin kültürüyle, bilge bir davaadamıydı.





İslam'a, Türklüğe, Türk'ün teşkilatçılığına ve büyük devlet kurmahassasiyetine hayran, keskin görüşlü, kıvrak zekalı büyük bir Türkmilliyetçisiydi. Geniş tarih bilgisi, milletine olan inanç ve güveniylemeselelere fevkalade isabetli teşhisler koymuş, çözümü yine milletindebulmuştu. Müstesna şahsiyetiyle davasını yaşayan yılmaz bir mücadeleadamı olarak, Ülkücü Hareket'in şerefli mazisi ve mücadele geleneğindeönde gelen isimlerden biri olarak hak ettiği yeri almıştır.





İlk gençlik yıllarından beri milliyetçi ruha ve aksiyona sahiptir. 3Mayıs 1944 Olayları'nda Türk milliyetçilerine karşı düzenlenen "HaçlıSeferi'nde" Atsız ve arkadaşlarının tabutluklarda, hücrelerdeişkencelerden geçirilip, zindanlara atıldığı tek parti döneminin faşistdiktatörlüğünde baskılara ve zulümlere kargı çıktığı için HarpOkulu'nda okuyan bir çok genç Türkçü gibi, soruşturmaya maruz kalankişilerden biri olmuştur.





Taşer ismini, kamuoyu ilk defa 27 Mayıs Hareketi'yle birlikte duydu.Hiç beyanat vermediği, kendini tanıtıcı faaliyet göstermediği içinbaklanda bilinenler çok azdır. Onun hayat çizgisini takip edenlerağırbaşlı, mütevazi, zamanında konuşan ve davanın en çok kendisineihtiyacı olan mevkilerinde yer alan sabırlı, metin ve cesur üslubuyla,Bozkurtlar'ın Bögü Alp'ini hatırlar. Taşer'in Ömrü "Taş yerindeağırdır" sözünün tefsiri gibidir.





27 Mayıs Darbesi'nden vefatına kadar fikir birliği, kader birliğiyaptığı Alparslan Türkeş'le birlikte olmuştur. Bu darbeye katılmasınınsebebi ise, ülkenin içinde bulunduğu bunalım ve kaçınılmaz bir şekildegeliyorum sinyalleri veren askeri bir darbede ülke yönetimini CHPyanlısı İnönü taraftarı güçlere ve zihniyete yönetimi bırakmamaktı.Türkeş'le beraber ihtilal komitesinin içinde yer alarak CHP yanlısıgüçlerin iktidar oyunlarını bir süre bozdular. Fakat daha sonra ihtilalkomitesi içerisinde yer alan MBK üyeleri arasında komitacı oyunlarbaşlayacaktı.













Sürgüne Gidiş

Komite içerisindeki 13 Kasım Darbesi'yle, sürgüne gönderilen 14 kişinin içerisindeydi.





13 Kasım hadisesi onu çok üzdü. Bu hadiseyi hayatı boyunca hoş görmedi. Sürgün yıllarını Fas'ta geçirdi.



Taşer, iki yıl süren sürgün hayatından sonra yurda dönüşlerin serbestbırakılmasıyla, 1963 yılında, çok sevdiği vatanına ve toprağınakavuşacaktı. Onun gerçek değeri,yurda döndükten sonra yer alacağısiyasi hayatta çok çabuk farkedilecekti.





1965 yılında Alparslan Türkeş, Muzaffer Özdağ, Ahmet Er, Numan Esin,Rıfat Baykal gibi darbede yer alan, birlikte sürgüne gittikleriarkadaşlarıyla, CKMP'de siyasi hayata girdi. CKMP'nin 30-31 Temmuz 1965tarihlerinde yapılan kurultayında, partinin GİK üyeliğine seçildi. 1967Kurultayı'ndan sonra Genel Bask Yardımcılığı görevine getirildi.Partide Türkeş'ten sonra gelen ikinci isimdi. CKMP'nin yeni dönemindefikri ve siyasi gelişiminde çok büyük hizmeti emeği vardır. Gecesinigündüzüne katarak, partinin Anadolu'da kök salması da. MilliyetçiHareket Bayrağı'nın bir uçtan bir uca dalgalanmasında daima öndekoşanlardandı.





Taşer 1965'de Gaziantep'den milletvekili adayı , 2 Haziran 1968seçimlerinde senatör adayı 1969 Genel Seçimleri'nde İstanbul'danmilletvekili adayı oldu. İstanbul'daki adaylığında seçimi çok az birfarkla kaybetti. AP iktidarının milli bakiye seçim sisteminikaldırarak, yerine daha avantajlı çıkacağını düşündüğü nispi seçimsistemini getirmesiyle, birçok MHP'li gibi milletvekili olamadı. Taşersiyaseti bir gaye olarak değil, milletine ülkesine hizmet yolunda biraraç olarak görürdü. Siyasette dürüstlüğü, erdemliliği şiar edinmişgerçek bir dava adamıydı. Politik hayatta Taşer, fazileti, inancı vefedakarlığı, sevgiyi, tevazu ve ülkücülüğü temsil etmiştir. Siyasiarenadaki dostları da muarızları da onun engin tarih, kültür, siyasetbilgisine ve zekasına hayrandılar. Onun yapmış olduğu tespitler vedeğerlendirmeler bütün kesimler tarafından dikkate alınırdı.





1970'ler Türkiye'sine baktığımızda onun yapmış olduğu tahlillerin vetespitlerin ne kadar doğru olduğunu bugün bile görüyoruz. Meseleleriele alırken kendine mahsus, sağlam ve rahat bir üsluba sahipti.Milliyetçi Hareket'in sözcülüğünü yapan Milli Hareket ve daha sonrayayına başlayacak olan Devlet Gazetesinde yazmış olduğu başyazılar veparti sözcüsü olarak beyan ettiği ülke ve dünya meseleleriyle ilgiligörüşler, hareketin ideolojik çizgisine de yön verirdi.









Taşer ve Ülkücü Gençlik



1965'li yıllardan itibaren Avrupa'da esen sol rüzgarlar ve sosyalizmmodası Türkiye'yi de etkiledi. 1961 Anayasası'nda sağlamış olduğusiyasi haklarla birlikte çok sayıdaki komünist ve sol gruplar,illegaliteden legaliteye dönerek su yüzüne çıkacaklardı. İhtilalci solhareketlerin fikri ve siyasi açıdan faaliyetlerini yoğun bir şekildesürdürüp kitleselleşme çalışmalarıyla, milleti ve devleti tehdit edecekyıkıcı ve bölücü çalışmalarının ayyuka çıktığı bir dönemde, TürkMilleti'nin millî refleksi olan Türk Milliyetçileri sessiz kalamazdı.



Taşer, Alparslan Türkeş'in de bulunduğu CKMP'nin bir toplantısındaülkede yaşanan durumla ilgili; "Mutlak mana da millî, manevî, İslamîdeğerlere bağlı gençliği ülkü ve fikirler etrafında toplayacakaksiyoner bir hareketi oluşturmak zorundayız." diyordu. Taşer kollarısıvayarak, kendini parti çalışmalarından çok gençlik çalışmalarınaayırdı. Üniversitelerde ve Anadolu'da, Ülkücü Hareket ismiyle siyasikimliğe kavuşacak olan ülkücü gençlik teşekküllerinin kurulmaçalışmalarında öncülük ve önderlik etti. Gençlerle sadece bir aradaoturarak dernekçilik yapmadı. Türkiye'nin istikbali ve geleceği olarakgördüğü milliyetçi, ülkücü gençliğin faaliyetlerinde bir ışık gibiduruyor, yön gösteriyordu. Ortaya çıkan problemler veya zorluklarkarşısında ise, meselelerin nasıl çözüme kavuşacağını, bir taktisyengibi öğretiyordu.





İçtimai yapıdaki bozukluğun sebeplerini ve kaynaklarını iyi bilirdi.Milliyetçi Hareket'in geleceğini ve Türkiye'nin kurtuluşunu Ülkücügençliğin yetişmesiyle mümkün olacağına inanırdı. Gençliğin üzerinetitrerdi. Türk Milleti'nin bekasının teminatı olan Ülkücü gençliğindüşmanların bütün oyunlarını bozacak kudretteki ruh sağlamlığında veteşkilatlanma gücünde onun damgası vardır. Gençliğin yetişmesinde,şahsiyetini bulmasına önem vermesi sebebiyle, yöneticisi olduğupartiden bağımsız olarak bir araya gelmelerini arzu etmiş, dolayısıylazaman içinde gücü, cesareti, şecaati milletçe takdir edilen, gençliküzerindeki muesseriyetini geniş çevrelere göstermesini başarmıştır.





1967-1968 yılları arasında kurulmaya başlayan Genç Ülkücüler ve ÜlküOcakları'nın kurdurulmasında ve eğitiminde önemli görevler ifaetmiştir. Milliyetçi Hareket ve milliyetçi gençliği parçalanmışlıktan,bölünmüşlükten kurtararak, onun birleşik millî bir güç halinegelmesinde oynadığı rol MHP hareken içinde önemli yer tutmaktadır.





İlk gençlik hareketlerinin başladığı yıllar içerisinde, onun en önemliözelliklerinden biri, gençliği millî, manevî değerlerle yetiştirecek,onları her türlü anarşist, materyalist düşüncelerden koruyacak birteşkilatın nasıl kurulacağını bir tarihçi, sosyolog ve psikolog gibidüşünmesiydi.





Kendini bir siyasi parti yöneticisinden çok, mefkure insanı olarakgörüyordu. Gençliğin siyasi kadroların programlan etrafında değil,fikirler ve ülküler etrafında toplanması gerektiğini düşünüyordu. Buyüzden gençlik çalışmalarını parti çalışmalarından hep ayrı tutmuştur.





Dündar Taşer bir ülkücünün yaşama ve hareket şevkini net çizgilerleortaya koyarken, millî şuur sahibi münevverlerimize de en güzelörneklerden biri olmuştur. Memleketin içinde bulunduğu şartların birvarolma kavgası olduğunu biliyor ve ülkenin, Akif in "Asım'm nesli"dediği dinine, milliyetine, kültürüne ve tarihine sahip vatanperverülkücü kadrolarla kurtulacağına inanıyordu.





Taşer, temellerini oluşmasına katkıda bulunduğu, öncülük ettiği GençÜlkücüler'in ve Ülkü Ocakları'nın düzenlemiş olduğu sohbetlerde en çokaranılan ve değişmez isimlerindendi. Onun aydınlattığı sohbetlerdeÜlkücü gençler geleceği ümitle bakarlardı. Bazen gece yarıları başlayıpsabahlara kadar devam eden konuşmalar uzadıkça uzar ama hiç kimsesohbetlerin bitmesini istemezdi. Onun sıcaklığı, içtenliği bütün gençÜlkücülerin yüreğini ısıtırdı. Hele Osmanlı'yla başlayıp cumhuriyetledevam eden konulara girildi mi, sanki tarihin derinliklerinden gelenbir insan konuşuyor gibi, pür dikkat dinlerlerdi. O sanki yaşayan birOsmanlı'ydı.





Kökü mazide olan âtinin tâ kendisiydi ve hali heyecanla yaşardı. Sonderece gerçekçiydi. Günün hadiselerini en umulmadık yanlarından kavrargerek teşhis gücü, gerekse değerlendirilişteki üstünlüğüyle zevkledinlenirdi.



Türk tarihini çok iyi bilişi ve parlak zekasının hadiseleri millî tarihşuuruyla yorumlayışı, mükemmel bir kafa yapısına sahip oluşununişaretiydi. Ülkücü gençlerle olan sohbetlerinde tarihi gelişmelerimizibir sarkacın hareketine benzetirdi. Türk tarihinde sarkacın sonnoktasına gelindiğini ve artık zaruri olarak kabarıp taşma, büyümeistikametinde gelişeceğini söylerdi. Anadolu'ya bu halimizle sıkışıpkaldık, artık daha fazla küçülmemiz mümkün değildir. Sarkaç genişlemeistikametinde hareket etmeye mecburdur. Bu hem maddî hem de manevîgelişmelerimize şamil bir ifadeydi. Sürekli bir şekilde Ülkücü gençlerehitaben "Biz kaybedilmiş medeniyetin çocuklarıyız o kaybedilmişmedeniyeti yeniden kuracak olan sizlersiniz" diyerek onlara ufuk açardı.





1967 yılından itibaren vefatına kadar her yıl Osmanlı Devleti'ninkurulduğu yer olan Söğüt'te düzenlenen Ertuğrul Gazi Törenleri'nepartinin ve gençlik kollarının da katılmasında önemli etkisi olmuştur.Düzenlenen törenlere katılımlarda Ülkücü gençliğin kalabalık birşekilde yerini almasına, toplantılarda hazır bulunmasına özengösterirdi. Söğüt'te düzenlenen bu ziyaretlerle gençliğin tarih vemilliyetçilik şuuruna, tarih sahnesinde büyük rol oynamış ecdadımızOsmanlı'nın daha iyi anlaşılması noktasında Ülkücü gençliğin misyonununöneminin altını çizer, hedefler gösterirdi. Kafasındaki güçlü, millîbir devletin adı, tarihteki Osmanlı'ydı. Yeni bir Türk-İslam medeniyetikurmanın yolunun Osmanlı'yı kavramaktan geçtiğine inanıyordu.





Fena Fi'd-Devlet, (Devlette fani olmuş, onda erimiş) bu sıfatarkadaşları tarafından onun için kullanılıyordu. Devlet mi mühim, yoksahürriyet mi? Devlet olmadan hürriyeti ve meşrutiyeti ne yapacaksınızinancındaydı.





Resmi ideolojinin zihinlere nakşettiği, hala tartışmaları sürenKurtuluş Savaşı tezine karşı çıkarak; "Ne geri kalmış milletlerinbirisi, ne de kurtuluş savaşı yapan kavimlerin birincisiyiz.İstiklalini son elli yıl içinde bizden almış on-dokuz ülkeninefendisiydik. Yüzelliyıldır her türlü uygulanan şekil kavgalarını terkzamanı gelmiştir. Millî şuur, milliyetçi hareket 'doğurmuştur. Buhareket Şeyh Edebali gibi gönül pirleri, Çandarlı Hoca gibi ilimülkücülerini beklemektedir" diyordu.





Taşer, bizim tarihimizde ki 'Veli" ve "Alp" tiplerini her ikisinin deözelliklerini üzerinde taşıyordu. Gençler ve tabii yaşlılar onukendilerine bu kadar yakın bulurken, efsane devirlerden bugüne kalmışbir kahraman gibi onu bütün benliklerine bağlarken, bu vasıflarıntesiri altındaydılar.





Türk siyasi hayatına damgasını vuran, Türkiye'nin en güçlü sivilhareketi olan Ülkücü Hareketin gerçek manada kurucularından veöncülerinden olan Taşer, gençliğe üç önemli temel esası öğretmeyeçalışmıştır.





1. İslam ahlâk ve fazileti

2. Türklük ve tarih şuuru

3. İla'y-ı Kelimetullah için Nizam-ı Alem





İşte, bütün hayati boyunca yapmış olduğu konuşmalar, yazmış olduğumakaleler ve o meşhur sohbetlerinde her şeyin özeti, bu esaslardayatmaktaydı.







Şehit Süleyman Özmen'in Cenazesinde

Gözyaşlarını Tutamadığı An





Dündar Taşer, ülkücü gençliğin sadece sohbetlerine katıldığı fikirdanıştıkları bir siyaset adamının ötesinde onların en zor günlerinde,çatışmalı yıllarda komünizme karşı vermiş oldukları kavgalarında,başları sıkıştığında, darda kaldıklarında o hep genç ülkücülerlebirlikteydi.





Taşer, üniversitelerden hapishanelere, hastane kapılarından mezarlıkla,uzanan ülkücü mücadelede, onların arkadaşı, ağabeyi, güvendikleri birdağ idi. 1969-70 yılların başlarında Kızıl terörün okullardan sokaklarakadar yansıyan saldırıları karşısında büyük bir azim ve kararlılıklamücadele eden Ülkücü Hareket mensuplarının vermiş olduğu o büyükmücadelede ilk Şehitlerden olan, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesiöğrencisi Süleyman Özmen'in Maltepe Camii'nde düzenlenen cenazetöreninde yaptığı duygusal konuşma herkesi derinden etkilemişti. Hattatören esnasında yanında bulunduğu Galip Erdem'e söylediği "Ne kadarüzülürsem üzüleyim ağlamak adetim değildir. Hatta annemin ölümünde bileağlamadım ama bu çocuğun gidişi ağlattı beni." Diyecek kadaretkilenmişti. Binlerce ülkücüye hitaben şu sözleri söylüyordu. "Süleyman , bu vatan , bu millet , hepimiz için ölmüştür. Süleyman birsemboldür bir şehittir. Şehitler kudsisidir. Süleyman hayatınınbaşındaydı. Ne kapitalist ne de burjuvaydı. Hepimiz için öldü. Süleymansizlersiniz. Süleyman yaşayacaktır. Çünkü Şehitler Ölmez."



MHP Genel Başkan Yardımcısı Dündar Taşer , 13 Haziran 1972 gecesi birtrafik kazası sonucunda ebedi aleme göç etti. Geri manevra yapan ekmekkamyonunun arkasından çarpmasıyla ağır bir şekilde yaralanan Taşer ,kaldırıldığı Numune Hastane'sinde bütün çabalara rağmenkurtarılamamıştı. Acı haber kısa zamanda tüm Türkiye'ye ulaştı.



Cenazesi 15 Haziran 1972 Perşembe günü Hacı Bayram Camii'nde kaldırıldı.



Ruhu Şad ; Mekanı Cennet Olsun .. !
Logged
Sponsor Baglantilar


Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Start | Sayfa 0 | Sayfa 1 | Sayfa 2 | Sayfa 3 | Sayfa 4 | Sayfa 5 | Sayfa 6 | Sayfa 7 | Sayfa 8 | Sayfa 9 | Sayfa 10
Yaramazadam | Powered by SMF 1.1.3.
© 2005, Simple Machines LLC. All Rights Reserved.
| Sitemap Arşiv2 Program Arşiv Program Arşiv Sağlık Sağlık Rehberi


Yaramazadam Çöl Atesi v3 by rallyproco