Duyurular
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Dokuma ve Kumaş  (Okunma Sayısı 520 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« : Kasım 09, 2007, 07:29:13 ÖS »

Mekanik icat, ihtiyacın ürünüdür. İnsanın en önemli ihtiyacı da, önceyemek, sonra giyimdir. Bu nedenle de elbise yapımı her çağda insanuğraşılarının belli başlılarından biri olmuştur.

Bu alanda ilk kullanılan madde, ketendi. Keten kumaş, uzun süre'rakipsiz', 'kral kumaş' sayıldı. Büyükannelerimizin sandıklarındabulunan elbiseleri hatırlamaya çalışmak, bunu kanıtlamaya yeter. Yün deonun kadar eskidir, denilebilir. Bununla birlikte merinos yünüyle imaledilenler ancak XVII. yüzyılda Fransa'da, sonra İngiltere'de yayıldı.Bu sıralarda pamuklu kumaşlar biliniyor, pamuk da Kuzey Amerika'daXVII. yüzyıldan beri ekiliyordu. Hatta zencilerin köle oluşlarınınnedenini doğrudan pamuk plantasyonlarına bağlamak gerekir. Çünkü buduruma yol açan etken. Güney Devletlerindeki pamuk ve şekerkamışıplantasyonlarında el emeğine duyulan şiddetli ihtiyaçtı.

Keten, yün ve pamuğa ipeği de eklemeliyiz. Yalnız ipek, herkesinkullanabileceği bir madde değildi; hayat düzeni ne kadar yükselirseyükselsin, ancak lüks maddesi olarak önem kazandı. İpek üretiminin enbüyük merkezi, Lyon idi. Ancak Edit de Nantes'ın geri alınmasındansonra Protestanların çoğu başka ülkelere, özellikle İsviçre veİngiltere'ye göç ettiklerinden, atölyelerini de oralara taşıdılar.

XVII. yüzyılda Fransa'da dokuma sanayii önde gidiyordu. Yeni kurulanmodern bir orduya yüz binlerce üniforma yapımı dokuma sanayinin hızlagelişmesine yol açmıştı. 1685�te 1.500 işçi çalıştıran Van RobaisFabrikaları, 1720'de evde çalışan binlerce işçinin yanı sıra 1.8UO işçiçalıştırmaya başladı, İngiltere'de dokuma sanayinin önemi daha büyüktü.Yün işi ülkenin başlıca kazanç kaynağı olmuştu. (O kadar ki, LordlarKamarasının başkanı yün bir çuvalın üzerinde otururdu.)

Toplumsal ve ekonomik önemine rağmen kumaş imalâtının ortaçağdan o günekadar büyük bir değişiklik geçirmemiş olması gerçekten anlaşılır gibideğil... İplik çokluk evlerde öreke ya da çıkrıkla eğirilirdi; hattabu, yaşlı kızların geleneksel uğraşısıydı. iplik elde edildikten sonrada antik tezgâhlarda dokurlardı. Cilâlı Taş Çağı'ndan bu yanagerçekleştirilen tek yenilik, Leonardo da Vinci'nin icadı (1490),mekiğin kullanılmasıydı. Atkı ipliği, mekiğin içine yerleştirilmiş birçubuğun üstüne sarılmaktaydı. Zincir iplikleri birbirlerindenuzaklaştıklarında, dokumacı açılan kanala bir uçtan mekiği sürer, ötekiuçtan çekerdi. Zincir iplikleri yine birbirlerinden uzaklaşır, dokumacıçıkrığı yeniden atar, böylece sürüp giderdi.

Bu 'ömür törpüsü' işte, işçiler enikonu ustalık kazanmış olacaklar ki,bir işçi yılda yedi top kumaş imal edebiliyor, Van Robais Fabrikası birpartide 1200 top kumaş dokuyabiliyordu. Böylesine bir ustalık, kişiselyeteneklere dayandığından verim son derece düşüktü. Bu nedenle,kaliteden çok miktara önem veren İngilizler, üretimi hızlandırmanınyollarını aramaya koyuldular.

Bu yolu, 1733'te John Kay buldu (1704-1764). icat ettiği bir aygıtsayesinde kordonla hareket ettirilen mekik bir yuvanın içine giriyordu.Böylece mekik yalnız daha çabuk gidip gelmekle kalmıyor, (hızındanötürü "uçan mekik" deniyordu.) dokumacının bir elinin de serbestkalmasını sağlıyordu.

"Uçan mekiğin" icadı hemen kaygı verici bir sorun yarattı: Kumaşlardaha hızla dokunduğundan iplik kıtlığı başgösterdi. Bu defa da iplikbükme işi ağır gidiyordu, öreke ve çıkrığın yerine artık makinekullanmak zorunlu olmuştu. John Wyatt'ın öncülüğünü yaptığı böyle birmakine, 1738'de Alman Ludwig Paul tarafından geliştirildi. Wyatt icatetmenin zevkiyle yetinen alçak gönüllü bir insandı, yaptığı makine ilgigörmedi ama, 1767'de James Hargreaves buna bazı değişiklikler getirerekbir kişinin tek başına 120 iplik birden bükmesine elverişli bir makineyaptı ve buna kızı "Jenny"nin adını verdi. İşsiz kalmaktan korkanişçiler 'Jenny'ye karşı çıkınca iflâs eden Hargreaves, fabrikasınıkapatmak zorunda kaldı.

Bir başka mucitin, dokuma tarakları fabrikatörü Thomas Highs'in dedurumu bundan daha parlak olmadı, icat ettiği dokuma makinesi,"wateroframe" (1768) elle değil de hidrolik çarkla işlemesi bakımındangerçek bir ilerleme kaydettiği halde başarı kazanamadı; ama hiç değilseküçük bir iplik imalcisi olan Samuel Crompton'un (1753-1827) dikkatiniçekti. Crompton, Highs'in makinesinin bazı öğelerini Jenny'ninkiylebirleştirdi; böylece "Mııle Jenny" adiyle tanınan 'melez' bir makineortaya çıktı (1774). Hayli alay ve kıskançtık konusu olmakla birlikte,aslında muslin dokumaya bile elverişli, ince ve sağlam ipliklereğiriyordu.

"Mule Jenny"nin yararlan öylesine ortadaydı ki, iplik imalatçılarıbenimsemek zorunda kaldılar. Ama kazancını başkası cebe indirdi...

Richard Arkwright (1732-1792) adlı açıkgöz bir iş adamı gittikçe artankumaş talebi karşısında, öncekileri aşan mükemmellikte bir tezgâh imaletmeyi kafasına koydu. Böylece hem "Mule Jenny," hem de "Waterframe"inözelliklerini birleştiren bir tezgâh çıktı ortaya. Arkwright hemen işegirişerek fabrikalar kurdu ve seri imalâta başladı. Sonunda kraldansoyluluk unvanı alacak kadar zengin oldu. XVIII. yüzyılın sonlarındahalk, ona ulus çapında yüce zanaatçılardan biri gözüyle bakıyordu.

Arkwright öldüğünde, dokuma sanayii ters yönde yeni bir devrimgeçirmekteydi. Bu defa da dokumacılar, fabrikalardan taşan ipliğitüketemeyecek kadar ağır çalışıyorlardı. İplikçiliğin hızınıizleyebilmek için dokuma tezgâhlarının makineleşmesi zorunlu halegelmişti. Uçan mekik bile şimdi kaplumbağa kadar yavaş geliyordu. Buiş, içli şiirlerin yazarı, Edmond Cartwright adlı bir papazı(1743-1823) iyice sarmıştı. Sonunda bir çözüm yolu bulmadı da değil: Eltezgâhının dört hareketini birleştirdi; Watt'ın sanayide yeni yenikullanılmaya başlanan buharlı makinesiyle hareketini sağladı (1785).Cartwright yetenekli, iyi niyetli bir insandı. Bu nedenle olacak,Arkwright�ın tersine iflâs etti ve sonunda Parlamentonun ulusal armağanolarak 1809'da sunduğu parayı kabul etmek zorunda kaldı.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.9 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC | Ve Theme Design By Cadosoas