Doç. Dr. Osman AKANDERE
Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi
ÖZETMillî Mücadele Dönemi’ne bakıldığı zaman Kuvâ-yı Milliyeciler, yalnızİtilaf Devletleri ile değil, Damat Ferit Paşa Hükümetleri ve MillîMücadele’ye muhalif basın ile de mücadele etmişlerdir. Nitekim gerekSultan Vahdettin gerekse de Damat Ferit Paşa Hükümetleri Anadolu’dadüşmanla mücadele eden Kuvâ-yı Milliye’nin önüne geçebilmek için azamîderecede gayret sarf etmişlerdir.
Kuvâ-yı Milliye Hareketi’ni, İttihatçılık, Bolşeviklik, asilik, dinsizlik vb.şekillerde suçlayarak halkın bu harekete katılmasının önüne geçmek vebu suretle halk desteğinden mahrum olacak Kuvâ-yı Milliye Hareketi’nikolayca tenkil edebilmek istemişlerdir. Fakat Kuvâ-yı Milliye aleyhindeyapılan bu propagandalar Anadolu’da kısmî kargaşaya sebebiyet verdiysede nihaî olarak amacına ulaşamamıştır
GİRİŞMondros Mütarekesi’nin imzalanmasının ardından İtilaf Devletlerimütareke hükümlerine dayanarak Anadolu’yu işgale başlamışlardı1. Buişgallerde İtilaf Devletlerinin şüphesiz en büyük dayanağı“güvenliklerini tehdit eden herhangi bir stratejik noktayı ele geçirmekhakkına” sahip olduklarını belirten, mütarekenin yedinci maddesi idi2.Nitekim Yunanlıların 15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir’i işgal etmesineİstanbul Hükümeti’nin sessiz kalması Anadolu halkını derinden üzmüş vehalk kendi başının çaresine bakmaya, kurtuluş yolları aramayakoyulmuştur3. Nihayetinde 27–28 Mayıs’ta oluşturulan Ödemiş Kuvâ-yıMilliyesi ilk direniş hareketini göstermiş ve bundan sonra da Kuvâ-yıMilliye birlikleri artarak devam edip vatanın kurtulması adına mücadelevermiştir. Kuvâ-yı Milliye birliklerinin çoğalıp vatanın her köşesindeişgal kuvvetlerine karşı ciddî manada direnişe geçmesi İtilafDevletleri ve İstanbul Hükümetlerini tedirgin etmiştir. İtilafDevletleri, Kuvâ-yı Milliye’nin gelişmesi karşısında İstanbulHükümeti’ni direnişin önüne geçmesi hususunda sıkıştırmış, İstanbulHükümeti de hem kendi siyaseti hem de İtilaf Devletlerinin ısrarlarımucibince Kuvâ-yı Milliye’nin önüne geçmek için muhtelif çalışmalardabulunmuştur. Mesela, Dâhiliye Nazırı Adil Bey tarafından Trabzon ValisiGalip Bey’e 23 Temmuz 1919 tarihinde gönderilen, “Hükümet-iSeniyye’nin, vatanın kurtuluşunun mütareke hükümlerinin tamamenuygulanmasıyla mümkün olacağına inandığı…”4 yönündeki telgraf, İstanbulHükümeti’nin Mütareke Dönemi’ndeki siyasetini göstermesi bakımındanmühimdir. Yani İstanbul Hükümeti, işgallere silahla karşı koymanın birfayda vermeyeceğine, memleketin sulh ve selametinin ancak ve ancak“gerçekçi bir siyaset” takip etmekle sağlanabileceğine içtenlikleinanmaktadır. Bu cümlemizi teyit eder bir diğer telgraf da yineDâhiliye Nazırı Adil Bey tarafından 26 Temmuz’da vilayetlere gönderilentelgraftır. Bu telgrafta, “…müşkülât-ı mevcûdeyi tezyîd edecek hertürlü harekâtın selâmet-i vatanı tehlikeye ilgâ edeceği derkârolduğundan bazı mahallerde vukû’ı kemâl-i teessüfle haber alınantahrikâta karşı îcâp edenlerin ikâzı ve muktezâ-yı hâl ve mahalle görelâzım gelen tedâbirin cihet-i mülkiye ve askeriyece müttehiden ittihâzıehemmü elzemdir”5 denilmektedir. Damat Ferit Paşa Hükümetleritarafından halkı Kuvâ-yı Milliye aleyhine kışkırtmak için Kuvâ-yıMilliyecilere yöneltilen ithamları şöyle sıralayabiliriz:
Kuvâ-yı Milliye mensuplarını İttihatçılık, Bolşeviklik, sahte milliyetperverlik, fitne ve fesat ehli olmak, şakilik, dinsizlik vb.
şekildeitham etmek, halkın Kuvâyı Milliye’ye düşman kesilmesini sağlamak içinyakalandıkları yerde öldürülmelerine cevaz veren “Fetvâ-yı Şerife”yiçıkarmak ve Kuvâ-yı Milliye’ye itimat edilmemesini sağlamak içinbeyannameler yayınlamak. Bu çalışmamızda; Damat Ferit PaşaHükümetleri döneminde Kuvâ-yı Milliye’ye yöneltilen ithamlarınmahiyetini ve sonuçlarını inceleyeceğiz.
İTTİHATÇILIKDamat Ferit Paşa Hükümeti’nin Kuvâ-yı Milliyecileri suçlayıcı ve halknazarındaki itibarlarını zedeleyici faaliyetlerinden ilki, onları“İttihatçılık”la itham etmiş olmasıdır. Çünkü İttihatçılar, devletigereksiz yere Birinci Cihan Harbi’ne sokmak ve milletin istikbaliyleoynamakla suçlanıyorlardı6. Zaten 1/2 Kasım 1918 tarihinde İttihat veTerakki ileri gelenlerinin bir Alman denizaltısıyla gizliceİstanbul’dan ayrılmaları “İttihatçılık” karşıtı propagandalara hızkazandırmıştı7. Bu propagandalar neticesinde de “İttihatçı”yakıştırması Mütareke Dönemi’nin en ağır ithamı haline gelmişti8. Tambu noktada; Kuvâ-yı Milliye’nin lider kadrosunu oluşturanşahsiyetlerden -başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere-bir kısmınınevveliyatında İttihatçılarla bağlantısının olması, Damat Ferit PaşaHükümeti tarafından büyük bir fırsat olarak telâkki edilmiş veittihatçılık yakıştırması ile halkın Kuvâ-yı Milliyecilere düşmanolması sağlanmaya çalışılmış ve bu yönde büyük gayret sarf edilmiştir.Mütareke Dönemi’nde gerek Sultan Vahdettin gerekse de Damat FeritPaşa’nın bizzat kendisi ve hükümetinin üyeleri işgallere karşı herfırsatta direnişi
tavsiye eden ve bizzat direnişe geçen Kuvâ-yı Milliye Hareketi’niİttihat ve Terakki’nin bir uzantısı olarak görmüşlerdir. Devletin başıolarak Sultan Vahdettin Kuvâ-yı Milliye’ye “her vesile ile izhar-ıhusumet eder ve Anadolu hareket-i milliyesine de bu gözle bakardı”9.
Vahdettin’egöre Kuvâ-yı Milliye hareketini oluşturanlar ve yönetenler, devletilüzumsuz yere Harb-i Umumî’ye sokup halkı perişan eden İttihat veTerakki yöneticilerinin yardakçıları değil bilakis “aynı tarikinsalikleri”ydiler10. Nitekim Sultan Vahdettin’deki Kuvâ-yı MilliyeHareketi’ne olan düşmanlığı Takvim-i Vekayi’de yayınlananbeyannamelerinden de rahatlıkla görebilmekteyiz. Damat Ferit Paşa 30Temmuz 1919’da İngiliz Yüksek Komiserliği memurlarından Hohler’e“Komiteler gene dokuz başlı yılan kafalarını kaldırıyorlar ve kabinesiüyeleri ondan (Mustafa Kemal’den) çekilmek için emir alıyorlar”11demiştir. Yine, Sivas Kongresi’nin toplandığı günlerde Tan Gazetesimuhabirinin Damat Ferit Paşa’ya, Mustafa Kemal ve hareketinin mahiyetihakkında yönelttiği suale, Paşa, Harekât-ı Milliye’nin askerîmahiyetinin olmadığını, millî bir esasa da dayanmayıp “bir samanalevinden ve İttihat ve Terakki teşvikatından ibaret olduğu”12 cevabınıvermiştir. Bu beyanatlar Damat Ferit Paşa’nın Kuvâ-yı Milliyehakkındaki düşüncelerini ve dolayısıyla Hükümet’in Kuvâ-yı Milliye’yinasıl algıladığını ortaya koyması bakımından büyük önemi haizdir. DamatFerit Paşa Hükümeti tarafından Takvim-i Vekayi’de yayınlanan birbeyannamede de “Memleketimizde akl-ı selîm ve vicdan-ı nezih ashabındanziyade İstanbul’da hafiyyen ve Anadolu’da müsellehan Kuvâ-yı Milliyenamıyla icrâ-yı faaliyet eden İttihat Komitesi’nin şemâtet ve tesvîlâtısaha-i siyasette daima bir zemîn-i iğfâl ve ihtiyâl bulmakta olduğucihetle suret-i hakda görünen erbab-ı fesad, efkar-ı umumiye-imilliyemize şu zaman-ı buhrânda icra-yı tesirden hâli kalmıyor”13denilmekte ve bu beyannamede İttihat ve Terakki’nin dolayısıyla MillîMücadele’nin faaliyetlerinin önüne geçilmesi gerektiğivurgulanmaktadır. 22 Mayıs tarihli İstanbul Polis Genel Müdürlüğü’ndenve Genel Müdür Hasan Tahsin imzasıyla Adliye Nezareti’ne gönderilen biryazıda da, Devlet’e harplerde feci bir yenilgi yaşatanların şimdiDevlet’in siyasi hayatını mahveden barış şartlarının galip devletlernezdinde kaldırılmasına, eğer bu mümkün olmazsa elden geldiği nispettehafifletilmesine çalışacakları yerde tam tersine zulüm ve isyanlarınagünden güne hız verdiklerinden, milletin ve devletin selameti için çabaharcayan Hükümet’in de icraatlarının önüne geçtiklerinden bahsedilmekteve bozulan sükûnun ve asayişin tekrar yerine gelmesinin bu fesatehlinin yargılanıp cezalandırılmasıyla mümkün olacağının altıçizilmektedir14.Yine Damat Ferit Paşa Hükümeti’nin Kuvâ-yı Milliye’yinasıl algıladığı hakkında bilgi vermesi bakımından Cemal Karabekir’inhatıratında, Damat Ferit Paşa Hükümeti’nde Evkaf Nazırlığı yapmış olanElmalılı Hamdi (Yazır)’ye atfedilen sözler ayrıca değer kazanmaktadır.Nitekim Cemal Karabekir, eski arkadaşı Elmalılı Hamdi’ye Kuvâ-yıMilliye cephesindeki hal ve vaziyeti anlatınca, Hamdi Bey, “AzizimCemal bu İttihatçı dolabıdır. Yine mevki sahibi olmak istiyorlar.Memleket halkı harplerden bıkmış usanmış, artık istirahat ve sükûnetistiyorlar, ne bahasına olursa olsun bunu istiyorlar. Halkın önünedüşen zabitan Ordu dağıldıktan sonra açığa çıkıp aç kalmaktankorkuyorlar. Bunun için kendilerine iş bulmak, memleketin kendilerinemuhtaç olduğunu göstermek ve bu suretle geçinmek istiyorlar. Hükümetorduyu tamamıyla dağıtmalıdır. Memleketi, dâhili asayişi temin içinyalnız Jandarma ve Polis kuvvetleri ile idare etmelidir. Biz bukanaatteyiz. Bundan başka da selamet çaresi yoktur”15 diye cevapvermiştir. Elmalılı Hamdi Bey’in vermiş olduğu cevap MütarekeDönemi’ndeki Osmanlı Devleti’nin takip ettiği siyasetle aynıdoğrultudadır. Nitekim
Sultan Vahdettin, 15 Temmuz 1919’da TheMorning Post Gazetesi muhabirine verdiği demeçte, “Milletimiz harbegirmekle büyük hata etti… Fakat memleketi harbe sürüklemeye hiçkatılmamış olan binlerce halkı cezalandırmak da elbette hatalıdır.Sevgili Babam Sultan Abdülmecid İngiltere’nin büyük dostu ve bumemleket ile Fransa’nın müttefiki idi. Ben daima İngiltere’ye hayranlıkbesledim ve daima İngiltere’ye dost bir siyasetin destekleyicisi oldum:Biz İngiliz milleti ile hükümetinin insaf ve insanlık duyguları ileadaleti temin için bize yardım edeceklerini ümit etmekteyiz…”16demiştir. Bu demeç Vahdettin’in, Devlet’in kurtuluşunun ancak ve ancakİngiltere ve diğer büyük devletlerle dostça ilişkiler içerisindeolmakla sağlanabileceğine inandığını göstermektedir. Mustafa Kemal Paşaönderliğindeki hareketin Damat Ferit Paşa Hükümeti tarafından kuşku ileizlenmeye başladığı bir dönemde Dâhiliye Nazırı olan Ali Kemal Bey, 26Haziran 1919 tarihinde bütün vilayetlere gönderdiği beyannamesinde;bazı yerlerde ordu müfettişlerinin emriyle asker ve iane toplandığını,merkezden böyle bir emrin olmadığını ve bunu yapanların şiddetlecezalandırılacaklarını bildiriyor ve Kuvâ-yı Milliye hareketini de eskiidareyi (İttihat ve Terakki) tekrar geri getirmek için oluşturulan biryapı olarak tasvir ediyordu17.Damat Ferit Paşa Hükümeti’ndeŞeyhülislamlık görevini ifa eden Mustafa Sabri de Anadolu’daki Kuvâ-yıMilliye hareketini Osmanlı Devleti’ne kaldırılmış olan bir isyanbayrağı olarak görmekte ve Kuvâ-yı Milliyecileri İttihatçılıkla ithametmektedir. Anadolu’daki Millî Mücadele’yi “Kuvâ-yı Milliye namıaltında İttihat ve Terakki şekaveti..”18 olarak tanımlamaktadır.Mustafa Sabri, 21 Mayıs 1920’de Sultan Ahmet Camii’nde verdiği hutbedede Kuvâ-yı Milliye’yi İttihat ve Terakki namına hareket eden bir yapıolarak insanlara arz etmekte, Anadolu’da İttihat ve Terakki aleyhinebir bir kıyamların baş gösterdiğinden bahsetmekte ve halkın zihnindevar olabilecek Kuvâ-yı Milliye’ye olan meylin önüne geçmeyeçalışmaktadır19. Yine Hafız İsmail’in de Ayasofya Camii’nde Cuma günüverdiği vaazında İngiliz taraftarlığı yapması ve Loyd George’nin “BizTürklerle değil, İttihatçılarla harp ediyoruz” dediğini nakletmesi veKuvâ-yı Milliye’nin tenkilinin devletin bekasının bir gereği olduğunusavunan açıklamalarda bulunması20, Hükümet’in Kuvâ-yı Milliye’yiİttihatçılıkla suçlamasında tesiri mutlak olan “Camii”, “Cuma Hutbesi”ve “din adamı”ndan nasıl faydalandığını göstermesi bakımından daönemlidir. Zaten ileride detaylıca üzerinde durulacağı üzere DamatFerit Paşa Hükümeti’nde Şeyhülislamlık görevi yapan Dürrizade AbdullahEfendi’nin Kuvâ-yı Milliye’yi “din ü devlete” isyan eden asilerdenmüteşekkil olan bir yapı olarak arz eden ve Kuvâ-yı Milliyecilerin yokedilmelerinin farz olduğunu belirten fetvası bir önceki cümlemizi teyiteder bir mahiyet taşımaktadır. Mustafa Sabri’nin Alemdar Gazetesi’ndeyayınlanan bir diğer makalesinde de, Mustafa Kemal Paşa saltanatıkaldırarak kendi iktidarını kurmak isteyen bir kişi olarakgösterilmekte ve bu makalede de Millî Mücadele İttihat ve TerakkiKomitesi’nin bir faaliyeti olarak değerlendirilmektedir21. 20 Eylül1919 tarihinde Mehmet Vahdettin’in İzmir’in Yunanlılar tarafından işgaledilmesi üzerine halkın tedirgin olmamasını ve Yunanlara karşı silahlakarşı konulmamasını öğütleyen beyannamesinin22 ardından Hürriyet veİtilaf Fırkası Sadaret’e sunduğu arizada; İzmir’in işgalinin halktauyandırdığı heyecanın hedefinden saptırılmak istendiği ve bu suretlebazı kimselerin kendilerine çıkar elde etmek istedikleri, Hükümet’intakip ettiği doğru siyasetin bunlar eliyle berbat edilme riski taşıdığıve bunu yapanların hayatlarının ihtilal ve şaibelerle dolu olduğubelirtilmekte ve vatanın zararını kendi zararı telakki eden Hürriyet veİtilaf Fırkası’nın böyle bir duruma rıza göstermeyeceğivurgulanmaktadır23. Ayrıca, Hürriyet ve İtilaf Fırkası, Ali Rıza PaşaKabinesi’ne verdiği İkinci ve Üçüncü Muhtırada, Kuvâ-yı Milliye adıaltında çıkarılan fitne ve fesadın İttihat ve Terakki teşvikatındanibaret olduğunu ve hüviyet ve mahiyetleri pek maruf olan buşahsiyetlerin meydana getirdikleri bu isyanın hedeflerinden birisininde Hürriyet ve İtilaf Fırkası olduğunu iddia etmektedirler24. Tealiİslam Cemiyeti de yayınladığı Birinci Beyannamesinde Anadolu halkına;bir zamanlar ne kadar mesut bir hayat sürdüklerini fakat İttihat veTerakki’nin ülkeye musallat olmasıyla birlikte halkın huzurununbozulduğunu, Harb-i Umumî’den yenik ayrılıp Mütareke’nin imzasıylabirlikte İttihatçıların birer birer kaçtıklarını ve tekrar yönetimi elegeçirmek için gizliden gizliye çalıştıkları ifade edilmektedir.Anadolu’da Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğindeki hareket İttihatçılıklanitelendirildikten sonra memleketin binlerce evladı Enver, Talat, Cemalve Mustafa Kemaller yüzünden telef olurken memleketin bu şakilerinvücudunun ortadan kaldırılması adına bir hareketi göze alamadığındanbahsedilmektedir. Ayrıca beyannamede büyük devletlerin, “EğerAnadolu’da Kuvâ-yı Milliye isyanını devam ettirir ve bastıramazsanızİstanbul’u da elinizden alacağız”25 diyerek İstanbul Hükümeti üzerindebaskı oluşturduğu da altı çizilen bir başka hususu oluşturmaktadır.Teali İslam Cemiyeti tarafından Kuvâyı Milliye Hareketi, Hükümet ileMillet arasına sokulan ve devlete haricî düşmanların yapamayacağıfenalıkları yapan bir hareket olarak görülmektedir26. Damat Ferit PaşaHükümeti’nin Kuvâ-yı Milliye’yi “İttihatçılık”la itham etmesineİstanbul basınından bazı gazetelerde büyük destek vermiş ve“İttihatçılık” suçlaması adı altında büyük bir karalama kampanyasınıniçerisine girilmiştir27. Meselâ 6 Ekim 1919 tarihli AlemdarGazetesi’nde Refii Cevad imzalı “Harekât-ı Milliye ve İttihat veTerakki” adlı makalede “Bu günlerde İttihatçıların yüzünden neşelersaçılıyor. Kendilerini Harekât-ı Milliye ile alâkadar göstererekböbürleniyorlar. Bunda da bi’t-tabi’ bir maksad-ı mahsusaları var.Hâlbuki Harekât-ı Milliye’ye iştirak edenlerin yemin suretlerindenanlaşılıyor ki bu adamlar hiçbir fırkaya bahusus İttihat ve Terakki’yetemayül etmiyorlar. Bunun da derece-i sıhhatini bilmiyoruz. FakatHarekât-ı Milliye bu şeklini iktisap eyledi ise, bunu hiç şüphesizİttihat ve Terakki’ye temayül eylememesine atf etmek icap eder…”28denilip İttihatçılar ciddî şekilde eleştirilmekte ve Harekât-ı Milliyede İttihatçı tezgâhına gelinmemesi noktasında uyarılmaktadır. RefiiCevad bir diğer makalesinde de, “Harekât-ı Milliye’de İttihatçı dolabıgörmek istemeyiz”29 demekte ve yine İttihatçılara çatmaktadır. Birmakalesinde de, İttihatçıların veremden daha tehlikeli olduğu veveremden evvel İttihat ve Terakki çetesinin önüne geçilmesi gerektiğiüzerinde durmakta ve “…memlekette bir veremle mücadele heyeti yerineİttihat ve Terakki ile mücadele heyeti teşekkül etse ve her şeydenevvel bu derd-i müdhişin önüne geçmiş olsa elbette daha iyi olur”30demektedir. Bir yazısında da, “Bu toprak yaşayacaktır, yaşamayalayıktır” fakat “İttihat ve Terakki eli ona şifa vermez, veremez. Çünkünalbanttan dişçi, demirciden saatçi olamaz”31 demektedir. Refii Cevad’agöre “Mustafa Kemal Paşa İttihatçı değildir. Fakat Harekât-ı Milliye’yesokulan şahsiyetlerin ekseriyet-i azîmesi ittihatçıdır”32. Yine RefiiCevad, Harekât-ı Milliye içerisindeki İttihatçıların halka yaptıklarızulümden Mustafa Kemal Paşa’nın malumatı olmadığını zannettiklerini,Mustafa Kemal Paşa gibi makul bir adamın deliler arasında olmasınındelilerin ekmeğine yağ sürdüğünü ve Mustafa Kemal Paşa’yı delilerinarasına yakışmayacak bir zihniyette gördüklerini ifade etmektedir33.Refii Cevad, daha sonra ilerleyen günlerde üslubunu değiştirecek veHarekât-ı Milliye’yi direkt olarak İttihat ve Terakki’nin teşvikatındanibaret sayacaktır. Nitekim “Mustafa Kemal Paşa’nın Nutku” isimlimakalesinde, “Mustafa Kemal Paşa, ilk defa Teşkilat-ı Milliye’yetaraftar olduğu zaman biz bundan memleketin istifade edebileceğini ümidediyorduk. Ve Teşkilat-ı Milliye’nin, sırf millî bir teşkilat olacağınızannediyorduk. Tamamen aksi çıktı. Yavaş yavaş gördük ki Teşkilat-ıMilliye’de at oynatanlar hep İttihatçılar oldu. Vaktiyle işkencecilik,sopacılık edenler Teşkilat-ı Milliye’de birer kahraman kesildiler…”34demekte ve bu ve bundan sonraki yazılarında da Kuvâ-yı Milliye’yitamamen İttihatçıların direktifleri ile hareket eden bir teşkilatolarak itham etmektedir.Muhalif basına göre Millî Mücadele Hareketi,“İttihat ve Terakki’yi başka erkânıyla mevki’-i iktidara getirmek içinbir dolap idi. Bir dolap ki bu millet, bu memleket için yeniden birçokmusibetlere badi olabilirdi. Fakat hiçbir hayra vesileolamazdı”35.İttihat ve Terakki, Kuvâ-yı Milliye kisvesine bürünmüş birhareket olarak görülmekte ve “…bu kisvenin altından Talat ile Enver’inşahsiyeti çıkarsa buna hayret etmeyiniz”36 denilmektedir. Hatta öncedenMustafa Kemal Paşa’nın şahsına karşı makalelerinde hüsnü zanbeslediğini gördüğümüz Refii Cevad, daha sonra İttihatçılıkları ileünlü kişilerin Kuvâ-yı Milliye’nin içerisinde olması ve önemlimevkilerde bulunmaları gibi sebeplerden, Mustafa Kemal Paşa’yadolayısıyla Kuvâ-yı Milliye’ye bakışını değiştirmiş, Mustafa Kemal Paşave Kuvâ-yı Milliye ileri gelenlerine ağır hakaretlerde bulunmuştur37.25 Şubat 1920 tarihli bir diğer makalesinde, “Bu güne gelinceye kadarmemleket düşmanları olan İttihat ve Terakkiye, vatanımızı mahvedenAlmanlara, nihayet zavallı Anadolu’nun kurrâ ve kasabâtını haracabağlayan yeni İttihatçılara müzaheret eden ve meşrutiyet düşmanı,tabiilik düşmanı, padişah düşmanı olan bu adamlar ile beraber yürümeninartık kabil olamayacağı tamamen tahakkuk etmiştir”38 demektedir.Kuvâ-yı Milliye vücut bulduğu demlerde halkın körü körüne bu hareketetaraftar olduğunu ve İttihat ve Terakki yadigârlarının da tecrübeli birtilki gibi efkâr-ı umumiyeyi, arzu ettikleri yöne kolayca çektikleriniiddia etmektedir39. Ona göre; Harekât-ı Milliye “ne Harekât-ı Milliyene de Harekât-ı Diniye idi. Doğrudan doğruya mevki’-i iktidarda bulunanİttihatçıların bir dolabı idi”40 ve dolayısıyla Kuvâ-yı Milliye, bütünzehrini İttihat ve Terakki’den almaktaydı. Bu yüzden bu hareketin adıKuvâ-yı Milliye olamazdı. Olsa olsa ancak Kuvâ-yı İttihadiyeolabilirdi41. Muhalif basında Millî Mücadele’nin başlamasında önemlibir yeri olan İzmir’in işgal edilmesi dikkatlere sunulmakta ve İzmir’ikurtaracak olanların Sivas’ta, Ankara’da, Trabzon’da, toplanmak yerineAydın, Nazilli ve Akhisar gibi yerlerde toplanmaları gerektiğivurgulanmakta, Kuvâ-yı Milliye İttihatçı bir hareket olaraknitelendirilmektedir42. Mustafa Kemal Paşa da, Padişahın ve hükümetinonayını almadan ve siyasetine kulak vermeden, işgalle birlikte derhalkurulan Reddi İlhak heyetleri ile hakikatte ise İttihat ve Terakki ileyazışmalara geçerek, ordular ve müdafaalar hazırlamağa girişmek ve busuretle ülkenin büyük devletlerin hışmına uğramasında etkin roloynamakla itham ediliyordu43. Yine, Kuvâ-yı Milliye’nin bir “kurugürültü”den ibaret olduğu belirtildikten sonra, gerek İzmir felaketi vegerekse Anadolu’nun sükûnu için bu kuvvetlerden bir hayır umsaydık,Kuvâ-yı Milliye’ye derhal iltihak etmeyi bir vazife-i vataniye bilirdikdenilmektedir44. İstanbul basınının mühim simalarından Refik Halit(Karay) Bey de İttihatçılarla ilgili bir makalesinde, “Talatlardan yakasilktim, s o y s u z attan ben küheylan beklemem, Enverlere lanetolsun, madrabazdan kahramanlık istemem;Cemallerden gözüm yıldı,sehpaları, celatları özlemem. Benim ismim mesnet için merdivendirsanmayın, açılacak kasalara maymuncukluk edemem, her teklife a p t a lgibi tuzu benden diyemem. Türediler ko, aksınlar üzerimden sel gibi: Neşehrimde yerleşsinler, ne bahçemde ziftlensinler, ne içimdeköklensinler… Her tarafta veba çıksın, tufan aksın, yangın geçsin,razıyım; İttihadı istemem; bu tavafta delilimi bezirgândan beklemem. EyAllah’ım, sen büyüksün! Bunca dolu ovalarda ayrık otu bitmesin.Sivas’ımın bağlarına Floksera girmesin, melek huylu insanlarıma ibliseli değmesin, kuzularım kurt ardında yamaçlarda gezmesin…”45 diyerekİttihatçılar hususunda tavrını net olarak ortaya koymuştur. Refik Halitbir makalesinde de, “İttihat sürüsünden yeni çobanbaşı, millet paşasımı sizi seçip ayırdı”46 demekte ve burada direkt olarak Mustafa KemalPaşa’yı hedef almaktadır. Mustafa Kemal Paşa ve Kuvâ-yı Milliyeciler,şöhret, hırs ve menfaat peşinde koşan, memleketin ve onun zavallıhalkının geleceğini hiç düşünmeyip ateşe atan, çeteler kurmak suretiylehalkın var olan huzurunu bozup, damatlar asan ve Padişahlar sürennüfuzlu kimselerin kalıntıları olarak görülmektedir47. Ali Kemal birmakalesinde, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının kısmen kendi şecaatlerikısmen de İttihat ve Terakki sayesinde Harb-i Umumî’de büyük birkahraman mertebesine yükseldiklerini, harp bitince hükümetten uzakkaldıkları için sıkıntıdan sıkıntıya tutuldukları ve nihayet İzmir’inişgali ile birlikte Anadolu’yu altüst etmek, hükümeti devirmek vememleketin idaresini ele geçirmek için derhal faaliyete geçtiklerini,ikbal ve mevki hırsı için Anadolu’yu kana buladıklarını iddiaetmektedir48. Millî Mücadele tamamen bir İttihat ve Terakki tertibatıolarak lanse edilip “Bu gün Anadolu’yu kaplayan Harekât-ı Milliye vememleketi istila eden İttihatçı faaliyeti işte bana bu otuhatırlatıyor, şimdiye kadar otu daima nazik bir elle tutup koparmağakalktık, hem ellerimizi daladı, hem de daha kuvvetle fışkırıp hertarafı kapladı; bir türlü kazmanın ucunu köküne daldırmak müyesserolamadı”49 denilmekte ve “İttihat ve Terakki ısırganını kökündenkoparmak, kazmayı ta içine daldırma”50nın ve yok edilmesiningerekliliği vurgulanmaktadır.
Basında bir diğer makalede de, Anadolu’daki mezalimin önüne geçilmez veKuvâ-yı Milliye haydutları ortadan kaldırılmazsa, Kuvâ-yı Milliyekisvesi içinde Enverlere bedel Mustafa Kemallerin İttihat veTerakki’nin o Ortaçağ göçebe vahşiliğiyle memleketi kana buladığı gibimemleketin Mustafa Kemaller eliyle kana bulanacağı, bunun önünegeçilmesinin gerekliliği vurgulanmaktadır51. Osmanlı Devleti’ninkurtuluşunun temini için tek çıkar yolun Mütareke
hükümlerinin uygulanması ve İngiltere ile beraber yürümek olduğunainanan gerek Damat Ferit Paşa Hükümeti gerekse de Damat Ferit PaşaHükümeti’ni destekleyen gazeteler, inandıkları yolda başarılı birsiyaset takip edememelerinin nedenini, ülkeyi on yıldır yöneten vehalkı perişan eden İttihat ve Terakki’nin hala ülkenin yarını ileuğraşmasına ve bütün çabalara rağmen İttihat ve Terakki’nin önünegeçilemeyişine bağlamaktadırlar52. “İttihatçılık” suçlamalarında ilginçbir nokta ise İtilaf Devletleri de Kuvâ-yı Milliye hareketiniittihatçıların bir uzantısı olarak görmektedirler. Mesela İngilizler,Millî Mücadele hareketini “İttihatçı” bir hareket kabul edip, MustafaKemal Paşa’yı da “İttihatçı fikirlerini” benimseyen biri olarakgörmekte ve İttihatçıların da Paşa ile işbirliği içerisinde olduklarınainanıyorlardı53. İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiseri AmiralCalthorpe, “…millî hareketin yayılması haydutluğa taze şiddetvermiştir, bir Haçlılar Seferi için toplanan kuvvetler tahsisan Türkbağımsızlığının savunulması içindir… Mustafa Kemal Paşa ve onunlabirleşenler… nüfuzlarını mahallî memurlara zorla kabulettirmektedirler… hareket kendiliğinden olma değil… ama İttihat veTerakki Komitesi’nin liderlerinin teşvikiyle, hâlâ mevcut teşkilatın dayardımı ile bir lazıme gibi meydana gelmiş görünmektedir”54 diyerekmillî hareketi İttihat ve Terakki taraftarlarının eseri olarakbelirtmektedir. General Milne 2 Ağustos 1919’da, Mustafa Kemal Paşa’yaDamat Ferit Paşa Hükümeti’nce bir şey yapılamayıp tevkifedilemediğinden yakınmış ve Amiral Calthorpe da İttihatçı olarakgördüğü Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarına karşı şiddetle hareketedilmesini Damat Ferit Paşa’dan istemiştir55. Amiral De Robeck, LordCurzon’a gönderdiği bir raporda “İttihatçıların evladı olan MustafaKemal ile müzakere ümitsizdir”56 demektedir. Belçika’nın İstanbultemsilciliğini yapan S. Marghetitch’in, Dışişleri Bakanı Paul Hyman’agönderdiği 20 Kasım 1919 tarihli raporunda da; Mustafa Kemal Paşa veRauf Bey gibi ileri gelen İttihatçıların gayretleri ile “millîçeteler”in oluşturulduğundan, bazı güçlüklerin İttihat ve Terakkisayesinde üstesinden gelindiğinden ve İttihat ve Terakki ile millîçetelerin tek bir teşkilat olarak gösterilmesi ile oldukça tesirli biridare tesis edildiğinden ve Türk halkının sadece millî güçlertarafından temsil edilebileceğine inandırıldığından bahsedilmektedir57.Yine Le Temps Gazetesi’nin İstanbul muhabiri, gazetesine gönderdiğimektubunda “Selanik’te doğan Mustafa Kemal, Talat ve Enver’in en eskiarkadaşlarındandır ve politika arkadaşları ön plana geçerken kendisişimdiye kadar sivrilememiş, ihtiras sahibi biridir… Enver’in hasmıolduğu söyleniyorsa da İttihatçıdır ve onun ismi altında İttihat veTerakki Partisi ülkenin idaresini ele geçirmeye çalışmaktadır”58demekte ve Fransız kamuoyuna Mustafa Kemal ve hareketini İttihat veTerakki Cemiyeti’nin iktidarı ele geçirmek maksadıyla çırpınışlarıolarak tanıtmaktadır. Görüldüğü gibi Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları,Damat Ferit Paşa Hükümetleri, Damat Ferit Paşa Hükümetleri yaranı basınve İtilaf Devletleri tarafından kati surette tasfiye edilmesi gereken“İttihatçı kalıntıları” olarak görülmektedir. Hatta bu mücadeleninİttihatçıların bir tertibi olduğunu düşünmektedirler. Damat Ferit PaşaHükümetleri’nin Millî Mücadele’yi “İttihatçılık”la itham etmesinidetaylıca irdeledikten sonra Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının“İttihatçı” olup olmadıkları hususunda kısa bir bilgi vermek yerindeolacaktır. Şüphesiz bilinen bir gerçekliktir ki gerek Mustafa KemalPaşa olsun ve gerekse ve 16 No’lu Dipnot.; Mataine Gazetesi’nin 27Aralık 1919 tarihli nüshasında da Mustafa Kemal Paşa’nın başını çektiğihareketin fikrî ve ruhunun Enver Paşa’ya ait olduğu belirtilmektedir.Bkz, Osman Demirbaş, İttihat ve Terakki Cemiyeti ve Millî Mücadele,Yayınlanmamış Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, Atatürk İlkeleri veİlkılâp Tarihi Enstitüsü, İst–1999, s. 128.
Kuvâ-yı Milliye’nin bazı lider kadrosu olsun daha önceden İttihat veTerakki Cemiyeti’nin içerisinde bulunmuşlardı. Fakat sırf bunadayanarak Millî Mücadele’yi bir “İttihatçı dolabı” olarak nitelendirmekhem mesnetsiz hem de gayr-ı ilmî bir yaklaşım olmaktan öteyegitmeyecektir.
Millî Mücadele Hareketi, İttihatçı bir hareket değildir fakatİstanbul’da, Enver ve Talat Paşaların direktifleri ile kurulan veİttihatçı bir yeraltı örgütü olan Karakol Cemiyeti tarafından İttihatçıbir hareket haline getirilmeye çalışılmıştır. Karakol Cemiyeti’ninAnadolu’ya silah sevkıyatı gibi hususlarda önemli hizmetleri olmuştu.Fakat daha sonra Millî Mücadele Hareketi’ni bir İttihatçı hareketinedönüştürmeye çalışmış ve bu suretle de Mustafa Kemal Paşa’nınliderliğini tehdit etmiştir59. Mustafa Kemal Paşa’nın 27/28 Eylül 1919gecesi Kerim Paşa ile yaptığı telgraf görüşmesinde de “İttihatçılık”yakıştırması mevzubahis edilmiş ve Paşa, “Asil ve temiz MillîMücadele’mizin, İttihatçıların son çırpınışları ve kanlı hareketleriolduğunu ve onların parasıyla yürütüldüğünü resmen ve açıktan açığabütün dünyaya ve yabancı gazetecilere söyleyen bu –Damat Ferit, AdilBey ve Süleyman Şefik kastediliyor gafillerdir” 60 diyerek İstanbulHükümeti’ni şiddetli bir şekilde eleştirmiştir. Kaldı ki İstanbulHükümeti’nin yapmış olduğu “İttihatçılık” propagandası epey taraftartoplamış olmalı ki Sivas Kongresi’nde Millî Mücadele’nin İttihat veTerakki Cemiyeti ile kati surette bağlantısı olmadığı ısrarlavurgulanmış ve Kongre’ye katılanlar tarafından “saadet ve selâmetivatan ve milletten başka hiçbir maksadı şahsî takip etmeyeceğime,İttihat ve Terakki cemiyetinin ihyasına çalışmayacağıma, mevcut frukusiyasiyeden hiçbirinin emeli ve siyasiyesine hâdim olmıyacağıma vallahibillâhi…” diye yemin etme gerekliliği duyulmuştur61. Yine, YenigünGazetesi hususî muhabirinin Mustafa Kemal Paşa’ya “Teşkilât-ıMilliye’nin İttihatçı tahrikâtı olduğuna dair bir rivayet var. Buhusustaki mütalâa-i devletleri ne merkezdedir?” sualine, Paşa,“…Binaenaleyh esas maksadımız vatan ve milleti kurtarmak olduğuna görekarşımızda iki muhasım zümre bulunması pek tabiî idi. Bunların birimenâfi-i şahsiyesine menâfi-i umumiyeyi feda eden hükümet-i sabıka,ikincisi de inkırazımızı bekleyen bir takım dâhili düşmanlarımızdır.Bunlar cihan nazarında Harekât-ı Milliye’yi kirletmek ve kendilerinikurtarmak için zaman icabı kuvvetli bir silaha malikti. Bu silah iseİttihatçı iftirası idi. Fakat gerek fiiliyat-ı milliyemiz ve gereksehükümetin tebeddülünde gösterdiğimiz bitaraflık cihan efkâr-ıumumiyesinde ihtirasat-ı sefileden ne kadar münezzeh olduğumuzu ispatetti. Bize İttihatçı diyenler unutuyorlar ki Harekât-ı Milliye bütünmillet tarafından icra edilmektedir. Eğer işin içinde İttihatçılıkolmak lazım gelse bütün millet İttihatçılıkla itham edilmiş olur. Fazlaolarak gerek şimdiye kadar neşrettiğimiz beyannamelerle ve gerekseumumî kongrede kabul edilen yemin suretiyle, hiçbir fırkaya mensupolmadığımızı ve İttihatçılıkla alakamız bulunmadığını kâinata ilanettik. Hatta zat-ı şahane bile son beyanname-i hümayunlarındateşkilat-ı milleyenin münhasıran esbab-ı milliyeden mütevellitolduğunu, ilan buyurmuşlardı. Fakat Ferit Paşa Hükümeti yalnız milletedeğil, (Tan) gazetesi muhabirine de Anadolu harekâtının İttihatçıtahrikâtından mütevellit olduğunu söyledi. Artık böyle bir iddiayanasıl ehemmiyet verilebilir?”62 cevabını vermiş ve İttihatçılıkhususundaki düşüncelerini net bir biçimde ifade etmiştir. Fakat MillîMücadele’yi İttihat ve Terakki’nin yeniden canlandırılmasından başkabir şey olarak göremeyen Padişah ve Hükümet taraftarı kesim tarafındanbu yemin ve beyanatlar da kabul görmemiş ve Kuvâ-yı Milliye“İttihatçılıkla” suçlanmaya devam edilmiştir63. Zaten Padişah veHükümet’in Kuvâ-yı Milliye’yi İttihatçılıkla itham etmesindeki temelmaksat; halkın Kuvâ-yı Milliye’ye olan güveninin önüne geçmek vehalktaki Padişaha ve Hükümet’e karşı olan güvensizliği kırıp kendiiktidarlarını güçlü tutmaktır. Bunu sağlayabilmek için de dönemin engözde ithamı olan “İttihatçılık”tan faydalanılmıştır.Nihayetinde,insanların fikrî bakımdan değişebilecekleri “sosyal bir olgu” olarakkarşımızda dururken, Sivas Kongresi’nde, İttihat ve Terakki Cemiyetilehine bir siyaset takip etmeyeceğine, yalnız ve yalnız vatanınselameti için mücadele vereceğine dair yemin eden ve İttihat veTerakki’nin yeniden dirilmesi adına bir siyaset takip ettiğinigöremediğimiz bir kadroyu “İttihatçılık”la suçlamak doğrusu pek akılkârı olarak gözükmemektedir.
DİPNOT1 İşgal edilen yerlerden birkaçı Nutuk’ta şöyle ifade edilmektedir:“Adana ili Fransızlar; Urfa,Maraş, Antep İngilizler tarafından işgaledilmiş. Antalya ve Konya’da İtalyan askerî birlikleri, Merzifon veSamsun’da İngiliz askerleri bulunuyor. Her tarafta yabancı subay vememurlar ile özel ajanlar faaliyette. …15 Mayıs 1919’da, İtilafDevletlerinin uygun bulması ile Yunan ordusu da İzmir’e çıkartılıyor”.Bkz, M. Kemal Atatürk, Nutuk (1919–1927), Yay. Haz: Zeynep Korkmaz,Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ank–2005, s. 1.
2 Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, Cilt: IX, İkinci Basım, T.T.K. Basımevi, Ank–1999, s. 560
3 İzmir’in işgaline Anadolu halkının göstermiş olduğu ve devamında tümyurda teşmil olunan direniş neticesinde Mehmet Vahdettin tarafındanyayınlanan beyannamede, “Bu hâl esef-i iştimâl İzmir işgali ile ânıta’kîb eden vekâyi-i fecîanın ve Anadolu vilâyât-ı şarkıyesimukadderatı hakkında işâe edilen rivâyâtın efkâr-ı ahâlide hâsıleylediği te’sîrât neticesi olup vukûât ve şâyiât-ı mezkûredenbi’l-cümle efrâd-ı ahâlimizle beraber kalbimizde husûle gelen te’sîrâtpek amîk ve hukûk-u devlet ve milletin sıyânet-i emrinde sarf-ımâ-hâsıl-ı gayret etmek cümlemiz için pek tabii ise de şu ân-ı mühimdehükûmet ve millete terettüb eden vazîfe-i teşebbüsât ma’kûle-i siyasiyeve ittihad-ı ârâ-yı umûmiye ile muhafaza-i hukûka çalışmaktanibaretdir…” denilmekte ve ülkenin içinde bulunduğu durum açısındanmakul bir siyaset takip edilmesi gerektiği dikkatlere sunulmaktadır.Bkz,Takvim-i Vekayi, 21 Eylül 1335/1919, Nr: 3651.; Alemdar, 21 Eylül1335/1919, Nr: 179–1579.
4 Ş. Can Erdem, Sadrazam Damat Ferit Paşa, yayınlanmamış Doktora Tezi,Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İst–2002, s.123. ; İstanbul basınının mühim simalarından Refik Halit de,Mütareke’den sonra ülkenin kurtuluş yolunun derhal İngiltere ileberaber yürümek için siyasi teşebbüste bulunmak olduğunu dilegetirmekte ve bunun yapılamadığından yakınmaktadır. Bkz, Alemdar, RefikHalit, “Yeni Muhtıra Münasebetiyle”, 9 Kanun-ı Sani 1336/1920, Nr:389–2689.
5 Alemdar, 27 Temmuz 1335/1919, Nr: 124–1524. (Bkz, EK-I).
6 Mesela Ali Kemal, “Kimi Aldatıyorlar” adlı makalesinde İttihatçılarınHarbi Umumî’ye giriş noktasındaki tavırlarını şöyle dile getirmektedir:“…Bu millet anlamadı, öğrenmedi mi ki uçak hin-i hacette her fırıldağagelir, hatta ecnebi parmağıyla da düşer, kalkar, yanar, tutuşur, uçağın
kahramanları Enver, Talat, Cemal değil midir ki daha Harb-i Umumî zuhureder etmez Almanya ile hafî bir muahede akd eylediler ve milleti,ikbalini, istikbalini düşünmeden, taşınmadan ecnebî bir devletinihtirasına kurban ettiler…” bkz, Peyam, Ali Kemal, “Kimi Aldatıyorlar”,28 Eylül 1335/1919, Nr: 297–55. ; İstanbul matbuatı yazarlarından birkısmı, Balkan Savaşı ile Birinci Cihan Harbi yıllarındaki olaylardanİttihatçıları sorumlu tutmuşlardır. Bkz. Reşat Öztürk,İstanbulBasınında Edebiyatçıların Millî Mücadele’ye Bakışı, YayınlanmamışDoktora Tezi, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü,Ank–1992, s. 104–105.
7 Bünyamin Kocaoğlu, Mütarekede İttihatçılık, İttihat ve TerakkiFırkası’nın Dağılması (1918–1920), Temel Yayınları, İst–2006, s. 70–71.
8 Yahya Kemal Beyatlı, Siyasî ve Edebî Portreler, Baha Matbaası,İst–1976, s. 87. ; Bu propagandalar neticesinde “İttihatçılık öyle birhale geldi ki artık İttihatçının babası evladından, kardeşibiraderinden, karısı kocasından utanmağa başladı”. Bkz, Alemdar, RefiiCevad, “Turancılar ve Türkler Amma Hakikî Türkler…”, 20 Eylül1335/1919, Nr: 178–1578.
9 Halis Karaaslan, Millî Mücadele Dönemi’nde İç İsyanların ÇıkışındaDini Faaliyet ve Propagandanın Rolü, Yayınlanmamış Doktora Tezi, DokuzEylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir–1997, s. 202.
10 Karaaslan, …Dini Faaliyet ve Propagandanın Rolü, s. 202.
11 Gotthard Jaeschke, Kurtuluş Savaşı İle İlgili İngiliz belgeleri, Çev: Cemal Köprülü, T.T.K. Basımevi, Ank–1991, s. 169.
12 Alemdar, 5 Eylül 1335/1919, Nr: 164–1564. (Bkz, EK-II). ; Vakit, 5Eylül 1335/1919, Nr:664. ; Damat Ferit Paşa’nın bu demeci 17 Sebtembre1919 tarihli “Le Temps” gazetesinde de çıkmıştır. Burada, “Hareketinaskerî hiçbir bünyesi yoktur ve millete dayanmamaktadır. Bunlar savaştarütbe almış ve herhangi bir iş peşinde Anadolu’ya sığınmış subaylardırve bir hareket yaratabilmek için çaba göstermektedirler. Hareket birsaman ateşidir, alevleri şimdiden sönmüştür… Bu hareket için Anadolu’daçok para sarf ediliyor; savaşta İttihat ve Terakki’nin parmağı vardır…Hareket tamamen ittihatçıdır…” denilmektedir. Bkz, Yahya Akyüz, TürkKurtuluş Savaşı ve Fransız Kamuoyu 1919–1922, T.T.K. Basımevi,Ank–1975, s. 51. ; Ayrıca bkz, Celal Bayar, Ben de Yazdım, Cilt: 7,Sabah Kitapçılık, İst–1997, s. 78–79.
13 Takvim-i Vekayi, 4 Ağustos 1336/1920, Nr: 3921. (Bkz, EK-III).
14 Midhat Sertoğlu, “Millî Mücadele’ye Yardım Ettikleri İçinCezalandırılmak İstenenlere Dair Yayınlanmamış Belgeler”, Hayat TarihMecmuası, Sayı: 2, Yıl: 14, Şubat–1978, s. 47.
15 Cemal Karabekir, Maçka Silâhhanesi Hatıraları, İstiklal Harbi Kahramanları, Nehir Yayınları, İst–1991, s. 37–38.
16 Jaeschke, …İngiliz Belgeleri, s. 5–6.
17 Ali Fuat Cebesoy, Millî Mücadele Hatıraları, Temel yayınları, İst–2000, s. 98–101.
18 Mustafa Sabri Alemdar’da yayınlanan bu makalesinde ayrıca Kuvâ-yıMilliye’nin işgallere karşı direnişe geçmesini, “nedir bu yedi düveledeğil, yirmi yedi düvele meydan okuyan maskaralıklar” diyerekeleştirmekte ve Kuvâ-yı Milliye’yi kabadayılıkla suçlamaktadır. Bkz,Alemdar, Mustafa Sabri, “Hurâfattan Hakikate”, 21 Mart 1336/1920, Nr:459–9759.
19 Alemdar, 22 Mayıs 1336/1920, Nr: 519–2819.
20 Alemdar, 27 Mart 1336/1920, Nr: 465–2765.
21 Alemdar, Mustafa Sabri, “Makam-ı Hilafet ve Ankara Meclisi”, 10 Şubat 1337/1921, Nr: 870– 3070.
22 Takvim-i Vekayi, 21 Eylül 1335/1919, Nr: 3651. ; Alemdar, 21 Eylül 1335/1919, Nr: 179–1579.
23 Alemdar, 23 Eylül 1335/1919, Nr: 181–1581. (Bkz, EK-IV).
24 İkinci Muhtıra için, bkz, Alemdar, 26 Teşrin-i Evvel 1335/1919, Nr:314–2615. ; Üçüncü Muhtıra için, bkz, Alemdar, 29 Teşrin-i Evvel1335/1919, Nr: 317–2618.
25 Tarık Zafer Tunaya, Türkiye’de Siyasal Partiler (Mütareke Dönemi),Cilt: 2, İletişim Yayınları, İkinci Basım, İst–2003, s. 386–390.
26 Teali İslam Cemiyeti’nin İkinci Beyannamesi için, bkz, Tunaya, Türkiye’de Siyasal Partiler, Cilt: 2, s. 391–394.
27 Şüphesiz burada zikredilmesi gereken başlıca gazeteler, Alemdar, Peyam, Sabah, Türkçe İstanbul ve Peyam-ı Sabah’tır.
28 Ayrıca bu makalede, “Harekât-ı Milliye’nin Harekât-ı Milliyeolması(nın) İttihat ve Terakki’ye karşı alacağı vaziyetle” belliolacağı vurgulanmaktadır. Bkz, Alemdar, Refii Cevad, “Harekât-ıMilliye-İttihat ve Terakki”, 6 Teşrin-i Evvel 1335/1919, Nr: 295–2595.; Refii Cevad’ın İttihatçılara düşmanlığı o derece idi ki, birmakalesinde, “Bizler için, Osmanlılar için, Türkler için, Şark için,Garb için velhasıl bütün dünya için bir tek bî-aman düşman vardır:İttihat ve Terakki! Başka düşman bilmiyoruz” diyecek boyutlaravarıyordu. Bkz, Alemdar, Refii evad, “Yeni
Çevirme Hareketi”, 25 Kanun-ı Evvel 1335/1919, Nr: 374–2674. ; 2Ağustos 1335 tarihli Mustafa Kemal ve Rauf Bey adlı makalede “Biraralık bir şayia daha çıktı. Mustafa Kemal Paşa Azerbaycan’da bulunanEnver’le teşrik-i mesai eylemiş. Bizim teşehhüt miktarı gördüğümüzKemal Paşa ciddî bir askere benziyordu. …Evvelce de işitmiş idik kiHarbi Umumî esnasında Mustafa Kemal Paşa kasabaca yaptırmak istediğiharekât yüzünden Enver’le de geçinememiş, onunla da arası açılmış. Onunmemlekete ettiği fenalığı, dünyada bir çocuk bile takdir eder”. Bkz,Alemdar, Refii Cevad, “Mustafa Kemal Paşa, Rauf Bey”, 2 Ağustos1335/1919, Nr: 130–1530.
29 Alemdar, Refii Cevad, “Ha Şöyle Biraz Yola Gelin”, 1Teşrin-i Sani1335/1919, Nr: 320–2621. ; Bir diğer makalede ise, “Teşkilât-ıMilliye’de gayr-ı meşrû’ bir şeyin mevcut olmadığı hususunda teminât”verildiğinden bahsetmekte, kendisinin telkinlerinin yankısı sonucuböyle bir gelişmenin olduğu üzerinde durmakta ve böyle bir tavıralınmasının gerekliliği üzerinde daha önceden defaatle durduğundanbahsetmektedir. Yine “bil’farz Harekât-ı Milliye namına falan veyafalan şahsiyetlerin şu ve şu fenalığı yapdıklarını yazdık” diyerekyukarıdaki cümlemizi teyit etmektedir. Bkz, Alemdar, Refii Cevad,“Akılsız Dostlar”, 9 Teşrin-i Sani 1335/1919, Nr: 329–2629. ; RefiiCevad bir diğer makalesinde de, Kuvâ-yı Milliye’nin dürüstşahsiyetlerin öne düşerek gerçekleştirdiği bir hareket olduğunainandığını fakat bazı İttihatçıların, hareketi, millî olmaktan çıkarıpyeniden İttihat ve Terakki’nin dirilmesi için bir vasıta olarakgördüğünü ve bazı İttihatçılığı ile tanınmış gazetelerin de Harekât-ıMilliye’yi desteklemesinin halkta Harekât-ı Milliye’ye karşı olumsuzintiba uyandırdığını belirtmekte ve kendisini İttihat ve Terakki’yemuhalif fakat Harekât-ı Milliye’ye taraftar bir şahsiyet olarakniteledikten sonra İttihat ve Terakki oyununa gelinmemesi noktasındaMustafa Kemal Paşa’yı uyarmaktadır. Bkz, Alemdar, Refii Cevad,“Manastır, Selanik, Sivas, Ankara…” 28 Teşrin-i Evvel 1335/1919, Nr:316–2617.
30 Alemdar, Refii Cevad, “Veremden Evvel Çete İle mücadele”, 11 Ağustos 1335/1919, Nr: 139–1539.
31 Alemdar, Refii Cevad, “Amerika Mandater Olacaksa…”, 18 Ağustos 1335/1919, Nr: 146– 1546.
32 Bu makalede İttihatçılığın şekli üzerinde de durulmakta ve“İttihatçılık denilen şeyin temessül etmiş bir şekli yoktur.İttihatçılar hareketleriyle kendilerini belli ederler. Meselâ öperkenhart! diye ısırırlar. Okşarken çimdiklerler. Hapis ederler, işkenceederler. Sonra asarlar. Yakarlar.Öldürürler.
Sokakta saklanarak dan diye vururlar. Soyarlar, kanını emerler,parasını alırlar. İlââhiri…” denilmektedir. Bkz, Alemdar, Refii Cevad,“Yine Sivas Telgrafı”, 27 Teşrin-i Evvel 1335/1919,Nr: 315–2616.
33 Alemdar, Refii Cevad, “Deliler”, 26 Teşrin-i Evvel1335/1919, Nr: 314–2615.
34 Makalede Mustafa Kemal Paşa ile ilgili devamla, “Mustafa Kemal Paşa,gayesini, hedefini tayin etmeden evvel, şöyle muhitine bir gözgezdirseydi prensip esasları üzerinde muarız bulunduğu Ferit PaşaHükümeti’nden evvel tehcircilerle, taktilcilerle; kısaca söyleyelimİttihatçılarla omuz omuza, yan yana durduğunu görürdü” denilmektedir.Bkz. Alemdar, Refii Cevad, “Mustafa Kemal Paşa’nın Nutku”, 12 Kanun-ıSani 1336/1920, Nr: 392–2692.
35 Peyam, Ali Kemal, “Kuvâ-yı Milliye Ne İdi? Ne Yaptı?”, 24 Kanun-ıEvvel 1335/1919, Nr:344–142. ; Yahya Kemal, Ali Kemal hakkında şunlarısöylemektedir: “Yazılarını takip ediyordum. O günlerin en zehirliithamı İttihatçı ithamı idi; ortalığı fazla itham edebilmek için“İttihatçı” sıfatını herkese yapıştırıyordu. Bir satırında da “TürkMilleti İttihatçıdır!” diyordu”. Bkz, Beyatlı,Siyasî ve EdebîPortreler, s. 86–87. ; Nitekim Ali Kemal’in İttihatçılara olan kinihiçbir zaman
azalmamış aksine her geçen gün biraz daha kuvvetlenmiştir. MillîMücadele hareketini de İttihatçıların uzantısı olarak gördüğü için birtürlü kabullenememiştir. Osman Özsoy,
Gazetecinin İnfazı, Timaş Yayınları, İst–1997, s. 141. ; Refii Cevadimzalı bir makalede de şöyle denilmektedir: “’Peyam-ı Sabah’çı (AliKemal Bey) ile Kuvâ-yı Milliye arasında şiddetli bir açıklık olmaklazımdı. Çünkü Peyamcı, olanca kuvvetiyle Kuvâ-yı Milliye aleyhineyürüyordu.” Bkz,Alemdar, Refii Cevad, “Akılsız Dostlar”, 9 Teşrin-iSani 1335/1919, Nr: 329–2629.
36 Alemdar, Refii Cevad, “Talat ve Enver Paşa Hazeratı”, 30 Teşrin-iSani 1336/1920), bkz, Tunaya, Türkiye’de Siyasal Partiler, Cilt: 2, s.293.
37 “Ocak, Mustafa Kemal Paşası, Rauf Beyi, bilmem hangi ağası ile yinebu millet-i mazlumeye musallat olmuştu. Yine cellâtları; kasabalarıharaca kesiyor ve yine Anadolu’nun son kalan birkaç damla kanı busülükler emiyorlardı”. Bkz, Alemdar, Refii Cevad, “Kuvâ-yı Gayr-ıMilliye Suya Düşdükten Sonra”, 2 Mayıs 1336/1920, Nr: 496–2806.
38 İntihabat neticesinde İttihatçı kökenli Kuvâ-yı Milliyecilerinmeclise girişi üzerine yazılan bu makalede yukarıda da bahsedildiğigibi İttihatçılar eleştirildikten sonra “Kuru kuruya İrade-i Milliyedemekle milletin iradesi murad edilmez” denilmektedir. Bkz, Alemdar,Refii Cevad, “Bu da Ne Demek?”, 25 Şubat 1336/1920, Nr: 435–2735. ;Refii Cevad, Kuvâ-yı Milliye mensuplarına
yönelttiği eleştirilerin şiddetini her geçen gün biraz dahaarttırmıştır. “Yaşasın(!) Kuvâ-yı Milliye” başlıklı makalesinde, “Bumillet Kuvâ-yı Milliye’nin faaliyet-i milliye namıyla yediği herzenintarihini takvimden koparıp saklamalı ve her İttihatçının suratınatükürdükten sonra o takvimden
kopardığı yaprağı onun alnına yapıştırmalıdır” demektedir. Bkz,Alemdar, Refii Cevad, “Yaşasın(!) Kuvâ-yı Milliye”, 17 Mart 1336/1920,Nr: 455–2755.
39 “Milletin sinesinden çıkan Kuvâ-yı Milliye hangi hukuk-ı milliyeyimüdafaa edecekti? Gayesi ne idi? Nasıl ellerde idi? O gaye, hakiki birhedef, hakiki bir gaye mi idi? Bu düşünülmedi. Kuvâ-yı Milliye oldukçataraftar peyda etti. Bu körü körüne taraftarlığın milleti nasıl çıkmazbir köprüye sapladığını da gördük”. Alemdar, Refii Cevad, “İctihadTebdilinde Kolaylık…”, 3 Nisan 1336/1920, Nr: 472–2772. ; Ali Kemal birmakalesinde “Yansın o gönül ateşe bu hale ki yanmaz / Kör olsun ogözler ki bu dem kanâ boyanmaz” dedikten sonra İttihatçıların saltanatıon iki senedir ellerinde bulundurduklarını ve devleti acı olaylardanolaylara sürüklediklerini iddia etmektedir. Bkz, Peyam-ı Sabah, AliKemal, “Lanet! Lanet! Lanet!”, 15 Mayıs 1336/1920, Nr: 527–10957.
40 Alemdar, Refii Cevad, “Ne İstiyorlar?”, 27 Eylül 1335/1919, Nr: 185–1585.
41 Alemdar, Refii Cevad, “Hal ve Mevki”, 4 Mart 1336/1920, Nr:443–2743. ; Millî Mücadele’ye muhalif bir yazar olan Ömer Kazım’ın 1921yılında Paris’te basılan “L’Aventure Kémaliste” adlı eserinde “MustafaKemal ve arkadaşları “İttihatçı olmakla suçlandıktan sonra, kurduğuhükümetin (Ankara Hükümeti) de bir İttihat ve Terakki Hükümeti olduğunuve tıpkı 1914’de olduğu gibi Alman emperyalizminin hizmetinde olduğunu,hatta bu hükümetin fazladan Bolşeviklerle de işbirliği yaptığı içinAnadolu halkına Batı Medeniyetinin kapılarını kapattığını ve zavallıTürk Milleti’ne çok büyük kötülük ettiği” iddia edilmektedir. Bkz,Durmuş Yılmaz, “Bir Millî Mücadele Muhalifi, “Ömer Kazım ve İkiKitabı”, Selçuk Üniversitesi Ata Dergisi, Sayı: 4, Konya–1993, s. 142.
42 Alemdar, Oğuz Tekin, “Harekât-ı Milliye ve İttihatçılar”, 8 Teşrin-i Sani 1335/1919, Nr: 327–2628.
43 Peyam-ı Sabah, Ali Kemal, “Her Hakikati Bilmeliyiz”, 21 Mayıs1336/1920, Nr: 533–10963. ; Yine Ali Kemal, “Zavallı Anadolu” adlımakalesinde Kuvâ-yı Milliye’ye katılanlar hakkında “…denize düşen,İttihat ve Terakki, Kuvâ-yı Milliye yılanına sarıldı” demektedir. Bkz,Peyam-ı Sabah, Ali Kemal, “Zavallı Anadolu”, 18 Nisan 1336/1920, Nr:500–10930.
44 Peyam, Ali Kemal, Vahdet-i Milliye Lazımdır ve mümkündür, Fakat…”,23 Kanun-ı Evvel 1335/1920, Nr: 383–141. Ali Kemal, Mustafa KemalPaşa’nın başkanlığındaki Kuvâ-yı Milliye hareketinin güya İzmir’inYunanistan’a verildiği ve Şarkî Anadolu’nun da Ermenilere vaat edildiğiiçin direnişe geçtiğini iddia ettiklerini fakat İzmir’i kurtarmak içinhiçbir gayret sarf etmediklerini iddia etmektedir. Dahası giriştiklerifaaliyetin büyük devletleri aleyhimize harekete geçirmekten başka birişe yaramadığını söylemektedir. Bkz, Peyam, Ali Kemal, “KimiAldatıyorlar?”, 28 Eylül 1335/1919, Nr: 297–55.
45 Alemdar, Kirpi (Refik Halit), “Anadolu Diyor ki”, 8 Teşrin-i Sani1335/1919, Nr: 327–2628. ; Yine Refik Halit, “İttihatçı Diyor ki” adlımakalesinde İttihatçıların ağzıyla “- Ben ittihatçı
değilim… —Ne kimseden utanırız, ne Allah’tan korkarız. On senedir böyleyaptık” demekte ve İttihatçılarla alay etmektedir. Bkz, Alemdar, Kirpi(Refik Halit), “İttihatçı Diyor ki”, 30 Teşrin-i Sani 1335/1919, Nr:349–2649. İttihatçılıkla ilgili bir diğer makalesinde de, “…Envergitmiş sanılıyor fakat kâin yerinde duruyor. Talat güya kaçtı. Fakatsanki başucumuzda bekliyor. Cemal meydanda yok. Fakat farzet kikoynumuzda saklı. …Lenin’in yerine Grinin Cemal’in yerine
Kemal. Avrupa ettiğini bulsun” denilmektedir. Bkz, Alemdar, Aydede(Refik Halit), “Lenin Yerine Grinin”, 3 Kanun-ı Sani 1336/1920,383–2683.
46 Alemdar, Aydede (Refik Halit), “Topuna Hoş Amedi”, 2 Şubat1336/1920, Nr: 412–2712. ;Meclis-i Mebusan seçimlerinde Kuvâ-yıMilliyecilerden de birçok kimse mebus seçilmişti. Mustafa Kemal Paşa daErzurum mebusu seçilmiş fakat İstanbul’a gitmemişti. Bu durum döneminbasını tarafından ciddî şekilde eleştirilmiştir. Mebus seçilenkimselerin birçoğunun da önceden İttihat ve Terakki ile ilişkilerininolması basın tarafından büyük hoşnutsuzlukla karşılanmıştır. NitekimRefik Halit, “Hata Ettik Hata!” adlı makalesinde seçimleri veseçilenleri alaylı bir dille eleştirmekte ve “Haşa, kusur ettik,aleyhinizde bulunduk, afv ediniz… kim demiş ki intihabınızda cebrvardır? Tıpkı Harb-i Umumi’ye girdiğimiz gibi bu intihabata da bilebile, isteye isteye, seve seve girdik;kim demiş ki içinizde dağa adamkaldıran vardır, yalandır!... Kim demiş ki harpte para kazanmışsınız,tezvirdir! Kim demiş ki İttihat ve Terakki’ye müntesipsiniz, kezb-isarihtir. Kim demiş ki Talat’la istişare edersiniz, mahz-ı fesaddır!”demektedir. Bkz, Alemdar, Aydede (Refik Halit), “Hata Ettik Hata!”, 3Şubat 1336/1920, Nr: 413–2713.
47 Alemdar, Refik Halit, “Bunlar Onlar Değil mi?”, 16 Kanun-ı Sani1336/1920, Nr: 397–2697. ; Peyam-ı Sabah, Ali Kemal, “Mustafa Kemal’inMaskaralıkları”, 7 Mayıs 1336/1920, Nr: 519–10949. Ali Kemal, MustafaKemal Paşa’yı eleştiren bir diğer makalesinde, “Mustafa Kemal’inhırsından, ihtirasından, zevkinden başka düşünce bilmez Selanikyadigârı olduğunu öğrenmeyen kalmadı. Cephelerde hizmetler arttıkçaPera Palas gibi sefahathanelerde zevklerini, debdebelerini arttıran bugibi kahramanları Harb-i Umumî’de mebhut, medhuş izledik durduk. Buderece kendini düşünen, nesebinden uzak bir adamın Anadolu Türkü ile nemünasebeti olabilir” demektedir. Bkz, Peyam-ı Sabah, Ali Kemal,“Sergerdelerin Milliyetleri”, 13 Nisan 1336/1920, Nr: 495–10925.
48 Bu makalede ayrıca, Talat Paşa’nın, Enver Paşa ile aralarındakisiyasi rekabetten dolayı Mustafa Kemal Paşa’yı kullandığı iddiaedilmektedir. Peyam, Ali Kemal, “Harekât-ı Milliye’nin İç Yüzü”, 14Teşrin-i Sani 1335/1920.
49 Alemdar, Refik Halit, “Isırgan Otu”, 2 Nisan 1336/1920, Nr: 471–2771.
50 “İttihat ve Terakki ısırganının yapraklarını koparmak değil kökünükazımak lazımdır”. Bkz, Alemdar, Refik Halit, “Isırgan Otu”, 2 Nisan1336/1920, Nr: 471–2771.
51 Peyam-ı Sabah, Ali Kemal, “Sözle Müdafaa”, 26 Mayıs 1336/1920, Nr: 538–10968.
52 Refik Halit, gelen hükümetlerden hiçbirisinin İttihatçılara, sizinbu memleketin mukadderatıyla oynamaya hakkınız yok diyemediğini veİttihatçıların üzerine yeterince gidilmediğini
söylemektedir. Bkz, Alemdar, Refik Halit, “Yeni Muhtıra Münasebetiyle”, 9 Kanun-ı Sani 1336/1920, Nr: 389–2689.
53 Tevfik Bıyıklıoğlu, Atatürk Anadolu’da (1919–1921), Cilt: 1, Kent Basımevi, İkinci Basım, İst– 1981, s. 37.
54 Ayrıca Calthorpe’un 27. 7. 1919 tarihli raporunda: “Bunlar filvakiİttihat ve Terakki’yi tamamen ve canlı bir şekilde diriltmişlerdir”denilmektedir. Bkz, Jaeschke, …İngiliz Belgeleri, s. 168–169
55 Bıyıklıoğlu, Atatürk Anadolu’da, Cilt: 1, s. 39. ; Calthorpe birraporunda, “Sivas ve Konya vilayetlerinde eşkiyalardan silahlımukavemet kuvvetleri teşkiline başlanıldığı, müttefiklerinmenfaatlerine aykırı hareketlerde bulunmak gayesiyle ciddî bir faaliyetmevcut olduğu alınan raporlardan anlaşılmıştır. Bu hareket İttihat veTerakki ajanları tarafından idare edilmektedir. Halka ve ilgililereOsmanlı Hükümeti’nde ayrı olarak çalışması ilan ve tavsiyeolunmaktadır. Bütün bunların başlıca teşvikçileri Sivas’ta MustafaKemal, Konya’da Cemal Paşa’lardır” denilmektedir.
Bkz, Bayar, Ben de Yazdım, Cilt: 7, s. 73–75.
56 Gotthard Jaeschke, Türk Kurtuluş Savaşı Kronolojisi –Mondros’tanMudanya’ya Kadar (30 Ekim 1918–11 Ekim 1922), TTK Basımevi, Ank–1989,s. 64. ; Zeki Sarıhan, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, Cilt: 2, TTK Basımevi,Ank–1994, s. 113.
57 Zeynep Kerman, Belçika Temsilciliği Vesikalarına Göre Millî Mücadele, Dergâh Yayınları, İst–1982, s. 13.
58 Akyüz, …Fransız Kamuoyu, s. 52.
59 E.Semih Yalçın,-Salim Koca, Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya Geçişi, Berikan Yayınevi, Ank–2005, s. 61–73.
60 Atatürk, Nutuk, s. 123.
61 M. Müfit Kansu, Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber, Cilt:1, TTK Basımevi, Ank–1986, s. 219. ; Ayrıca Mustafa Kemal Paşa’nınİttihat Terakki ile ilişkileri ve “İttihatçı” olmadığı hakkındatafsilat için, bkz, Fethi Tevetoğlu, “Atatürk-İttihat ve Terakki”,Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Cilt: V, Sayı: 15, Temmuz–1989, s.612–623. ; Ayrıca Bkz, Yalçın Koca, Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’yaGeçişi, s. 21–80. ; Yine millî hareketi İttihatçıların faaliyetlerindenuzak tutma teşebbüsleri hakkında tafsilat için, bkz, Emine Kısıklı,“Millî Mücadele Başlangıcında, Mustafa Kemal Paşa’nın Millî Hareketi,İttihat ve Terakki Faaliyetlerinde Uzak Tutma Teşebbüsleri”, AnkaraÜniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, Yıl:3, Sayı: 5, Ank–1990, s. 109–127.
62 Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri I-III, Cilt: 3, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ank–1997, s. 3.
63 Muhaliflerden Mevlanzâde Rıfat, “Mustafa Kemal Paşa, Anadolu’dahazırlamaya başladığı kıyamın ilk devrelerinde İttihat ve Terakki’ninzulüm ve yolsuzluklarından, cinayet ve
şenaatlerinden usanmış olan halka: Bu hareketin devlet ve milletifelaketten felakete sürükleyen İttihat ve Terakki zümresiyle alakasıolmadığını, milletin hayat ve memat mücadelesi olan bu kıyamda, İttihatve Terakki’nin yeri bulunmadığını. Muhtelif yerler ve zamanlarda bağırabağıra
söylemişti” demekte ve “Ne yapalım ki, Paşa’nın fiilleri daimasözlerini tekzip etmiştir” diyerek Millî Mücadele’nin inkâr etmelerinerağmen İttihat ve Terakki teşvikatından ibaret olduğunu söylemektedir.Bkz, Mevlanzade Rıfat, İttihat Terakki İktidarı ve Türkiye İnkılâbınınİç Yüzü, Yedi İklim Yayınları, İst–1993, s. 253.
BOLŞEVİKLİK
Damat Ferit Paşa Hükümeti’nin, “Anadolu Hareketi”ni suçlayıcıfaaliyetlerinden bir diğeri de onları “Bolşeviklik”le itham etmekolmuştur. Damat Ferit Paşa ve Hükümeti, Kuvâ-yı Milliye’yi sadece“İttihatçılıkla” suçlanmanın yeterli olmayacağını erken fark etmiş vebu dönemde var olan Bolşevik-Anadolu Hareketi yakınlaşmasını büyük birfırsat addederek Millî Mücadele Hareketi’ni İttihatçılığın yanındaBolşeviklikle itham etmiştir. Yani, Millî Mücadele Hareketi’nin, dahagüçlü bir mücadele için “ortak düşman” olan İtilaf Devletleri’ne karşıBolşeviklerle ilişki içerisinde olması ve onların desteğini kazanmayaçalışması hem Damat Ferit Paşa Hükümeti hem de Millî Mücadele’yemuhalif basın tarafından Kuvâ-yı Milliye’nin Bolşevik olduğu şeklindeyorumlanmıştır. Daha doğru bir ifade ile gerek Damat Ferit PaşaHükümeti gerekse muhalif basın, Millî Mücadele Hareketi’ninBolşeviklerle olan ilişkilerini bir “Bolşevik olma” olarak algılamakzorundaydılar. Çünkü Kuvâ-yı Milliyeciler, Damat Ferit Paşa Hükümeti’nitanımıyorlardı. Dolayısıyla Damat Ferit Paşa, kendi iktidarını güçlütutabilmek için Kuvâ-yı Milliye’nin önüne geçmek zorundaydı. Bu noktadaKuvâ-yı Milliyecilerin Bolşeviklerle olan ilişkileri Paşa’ya ve Kuvâ-yıMilliyecilerden rahatsız olanlara yeni bir fırsat verdi. Mesela DamatFerit Paşa 19 Eylül 1919’de Trabzon Valisi Galip Bey’e çektiğitelgrafta, memlekete takım takım Bolşeviklerin girdiğini, Bolşevizmusulünün yayılması için çalıştıklarını ve bunların önüne geçmek için negibi tedbirler alındığını Galip Bey’den sormuştur64. En nihayetindeDamat Ferit Paşa Hükümeti, Kuvâ-yı Milliye’nin önüne geçmek için hervasıtadan yararlanmaya azamî ölçüde gayret göstermiş ve “hedef kitleye”yani halka kendi “seçilmiş doğrularını” benimsetmeye çalışmıştır65.Yayınlanan beyannamelere bakıldığı zaman bu durum açıkça ortayaçıkmaktadır. Nitekim Damat Ferit Paşa Hükümeti’nin 4 Ağustos 1920tarihli Takvim-i Vekayi’de yayınlanan beyannamesinde, “…Usat,Bolşeviklerden istimdad ediyorlar. Millet-i Osmaniye’ye bundan büyükhürmetsizlik olamaz. Mahaza hasâil-i ber-güzîde ve fezâil-iahlakiyesiyle dünyanın en büyük bir devletini tesîs ve asırlarca idâmeetmiş olan afîf ve edîb ve halûk ve necîb ve şeriat-ı garra-yıMuhammediye’ye hürmetkâr Türk kavmi, inkâr-ı hâk ve hakîkat, iştirak-ıemvâl ve zevcât, katl- nüfûs ve gasb-ı emvâl esasına istinâd eden veinsaniyetten ziyâde behîmiyyete mütekarib bulunan bir meslek-i dalâldenve Bolşevikler gibi Allah’ın ve insanların düşmanlarından istimdâdetmez, bi’l-nisbe asgarî beladan azamî belaya ilticâ etmek gibigafilane ve mecnunâne bir harekete rıza göstermez”66 denilmektedir.Hükümet bu beyannamede; Kuvâ-yı Milliye Hareketi’nin her ne sebebemüstenit olursa olsun Bolşeviklerle temas halinde olmasının Millet-iOsmaniye’nin vicdanını sızlattığını dile getirmekte ve nihayetindeKuvâ-yı Milliye Hareketi’ni Bolşeviklerin Anadolu’daki uzantısı olarakgöstererek milletin bu teşkilata gösterdiği ve göstereceği ilgininönüne geçmek istemektedir.Görüldüğü gibi; Kuvâ-yı Milliye HareketiBolşeviklikle itham edilirken beraberinde, destekleyici unsur olmasıbakımından dinî değerlerde ustaca kullanılmaktadır. Bu cümlemizi teyitedecek bir diğer beyanname de, Bolu Mutasarrıfı Osman Kadri tarafındanyazılıp dağıtılan 19 Mayıs 1920 tarihli beyannamedir. Bu beyanname “Eypadişaha, dine, devlete beşyüz seneden beri sadakati ile dünyayıhayrette bırakmış olan hakiki Müslümanlar”67 cümlesi ile başlamakta vedevamında Kuvâ-yı Milliye Hareketi Bolşeviklikle itham edilip,“Bolşeviklik namı altında dörtyüz senelik din ve devlet düşmanımız olanMoskoflardan çıkmış şeriata aykırı, ve kanuna uymayan bir işe kapılanbir takım eşkıya vatanı kurtaracağız diye Anadolu’nun siz saf venamuslu halkını aldatarak padişahına, Müslümanların Halifesine isyanbayrağı çekmişlerdir”68 denilmektedir. Ayrıca, beyannamedeBolşevikliğin ne demek olduğu hususu da unutulmamakta ve bu hususta da“Bolşeviklik, paranın, malın,emlak ve arazinin ayak takımı yersizyurtsuz bir takım haydutlar tarafından yağma edilerek bu haylaz,tembel, cani herifler arasında taksim edilmesi, hiç kimsenin nikâhlıkarısı olmayıp her kopuğun her kadını istediği gibi kullanması,çocuklar iki yaşına kadar analarının kucağında kaldıktan sonra alınıpumumhanelerde beslenerek anasız ve babasız yetiştirilmesidir ki, ne birbabanın çocuğunu, ne bir evladın ana ve babasını tanımamak demektir”69denilmektedir. Beyannamede Bolşeviklik yukarıdaki şekildetanımlandıktan sonra Bolşevikliğin İslam Dini ile uyuşmayacağı veAnadolu’nun Müslüman halkının gözünde hiçbir değerinin olmayacağı dabelirtilmektedir. Bu beyannamede, üzerinde durulan bir diğer husus iseİttihatçı ve Bolşevik olarak nitelendirilen Kuvâ-yı Milliyemensuplarının; haydutluk ve soygunculukla rahat yaşamaya alıştıkları vebunların, milletin huzurunu düşünecek kimseler değil bilakis vurgundevrinin devam etmesinden başka amaçları olmayan kişiler olaraktanıtılmasıdır70. Böylesi propagandaların düzenli bir şekildeyapılabilmesi ve halkın zihninde Kuvâ-yı Milliye’ye yönelik soruişaretlerinin oluşturulması için İngiltere’nin de desteği ile 1921yılında Anti Bolşevizm ve Anti Kemalizm Cemiyeti teşkil edilmiş ve bucemiyetler belirtilen gaye uğrunda çalışmalar yürütmüşlerdir71. Döneminmatbuatını incelediğimizde “Bolşeviklik” mevzuunun da, MillîMücadele’ye muhalif basın tarafından, halkı bu mücadeleye karşısoğutmak maksadıyla ustaca kullanıldığını görmekteyiz. Alemdar GazetesiBaşmuharriri Refii Cevad bir makalesinde, “…İttihat ve Terakki’nintarz-ı idaresi memleketi mahvetmekle neticelenmiştir. Memleket bu halegeldikten sonra artık o felaketli idareye idare demek için mecnunolmalı. İttihatçılık bahusus İttihatçılığın Anadolu’daki şimdikişekliBolşevikliğin kıpkızıl bir şeklidir”72 demekte ve Kuvâ-yı MilliyeHareketi’ni bu suretle en ağır şekilde itham etmiş olmaktadır. RefiiCevad aynı makalenin devamında ise, “âlem-i insaniyet bu yenicanavarların kafasını ezmek için sarf-ı mesaî ediyor”73 diyerek hemhalkın Kuvâ-yı Milliye Hareketi’nden uzak durmasını öğütlemiş olmaktahem de akl-ı selîm olan herkesin bunların yok edilmeleri için çabaharcadığını dile getirmekte ve dolayısıyla da Kuvâ-yı Milliye’nin yokedilmesinin insan olmanın bir gereği olduğunu belirtmiş olmaktadır.Alemdar Gazetesi’nde çıkan Hafız İsmail imzalı bir diğer makalede de,“… Dün nasıl Alman istibdad-ı askerisini almakla bu gün müzmahil olduisek şimdi de Rus Bolşevikliğine can atmakla yarın sahife-i âlemdentamamıyla silinmek istiyoruz. Revâtıb-ı ictimaiyemiz içinde bizi enziyade tutan din-î Hilafet iken Bolşeviklikle her şeyden evvel bunlarıayaklar altına almak mecnunâne, akurâne çiğnemek emelindeyiz.Karşımızda, başımızda kimler bulunduğundan ise haberimiz yok”74denilmektedir. Ayrıca hilafetin Türklerde, İstanbul’un da hilafetmerkezi olarak kalmasının sağlanmasının en birinci ve en mukaddes gayeolduğu dile getirilmekte ve bunun temini için de İngiltere, Fransa veİtalya’nın yardımlarına muhtaç olunduğu vurgulanmaktadır75. Bu cümleyiteyit eder bir başka makalede de, “Bolşeviklik çukuruna yuvarlananAnkara’nın arkasından ayrılmalıyız. Büyük devletlerle özellikleİngiltere ile uzlaşmalıyız”76 denilmektedir. Mahir Said imzalı makaleyebaktığımızda, burada da İtilaf Devletleri’nin birkaç defa bizi Moskofzulmünden kurtardığından bahsedilmekte, Kuvâ-yı Milliye, “bu milletinbu memleketin ezeli düşmanı olan Moskoflarla” birleşmekle suçlanmaktave “Moskoflarla neden birleşildi?” yönü