Duyurular
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Copernicus (Kopernik)  (Okunma Sayısı 443 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« : Temmuz 28, 2007, 08:26:22 ÖS »

(1473 - 1543) Düşünce tarihinde etkisi yönünden Copernicus devrimiyleboy ölçüşebilecek pek az dönüşüm vardır. Son dörtyüz yılda tanıkolduğumuz bilimsel gelişmenin astronomide yer alan bu devrimlebaşladığı söylenebilir.

Dinsel bağnazlıkla özgür düşünce hemen her dönemde çatışma içindeolmuştur. Ortaçağ düşünce geleneğini kıran ilk bilimsel atılımınastronomide ortaya çıkması bir bakıma doğaldı. Birkez, astronomide hiçbir alanda olmayan bir bilgi birikimi vardı. Babillilerin gökselnesnelerin devinimlerine ilişkin gözlemlerini, kuramsal düzeyde işleyeneski Yunanlıların astronomide büyük ilerleme kaydettikleribilinmektedir.

17. yüzyıla gelinceye dek egemenliğini sürdüren Ptolemy (Batlamyus)sistemi bu birikimin ürünüdür. Sonra, Rönesans'la birlikte, astronomideivedi çözüm gerektiren pratik sorunlar ağırlık kazanmıştı. Busorunlardan biri denizde boylam hesaplanmasına ilişkindi. Bu ise,öncelikle, güneşin izler göründüğü yolun doğru belirlenmesinigerektiriyordu.

Çözümü aranan bir diğer sorun takvime ilişkindi. M. Ö. 46'daoluşturulan yürürlükteki takvim yetersizdi. Örneğin, o takvime göre,bir yıl 365 günden oluşuyordu (Oysa, şimdi bildiğimiz gibi yılın süresibundan 11 dakika 14 saniye daha kısadır).

Ne var ki, bu türden nedenler, doğruluğu söz götürmez sayılan Ptolemyteorisinde köklü bir değişiklik için yeterli olamazdı. Astronomlarçoğunluk kimi düzeltmelerle yer-merkezli sistemin korunabileceğiinanandaydılar. Nitekim, klasik dönemden beri kimi bilginlerce önerilengüneş-merkezli sistem onların gözünde saçma olmaktan ileri bir anlamtaşımıyordu.

Yerleşik sistem nerdeyse bağnaz bir inanca dönüşmüştü. Öyle ki, ortaçağsonlarına doğru Oresme ve daha sonra Cusalı Nicolas gibi bilginlerinyönelttikleri ciddi eleştiriler hiç bir etki uyandırmadan kalır. Yeniarayışların başladığı Rönesans'ta bile sistemin sarsılması kolay olmaz.

Copernicus'un daha öğrencilik yıllarında Ptolemy teorisine karşı içinedüştüğü kuşku ve doyumsuzlukta kendisini önceleyen eleştiricilerin,özellikle hocası Novara'nın etkisi büyük olmuştur. Bolognaüniversitesinde astronomi profesörü olan Novara, kilisenin o sıraiçinde olduğu görecel hoşgörüden de yararlanarak, Ptolemy sisteminesert eleştiriler yöneltmekteydi.

Biraz önce de değindiğimiz gibi, Ptolemy sisteminin göksel olgularıaçıklamaya yönelik salt bir teori olmaktan ileri bir niteliği, dinselya da ideolojik bir bağışıklığı vardı. Sistem ortaçağ skolastikfelsefesiyle bütünleşmiş, nerdeyse resmi bir kimlik kazanmıştı.Eleştirilerin, ne denli yerinde ve tutarlı olursa olsun, önemli biretki yaratması beklenemezdi.

Sistemin sarsılması Rönesans'ın getirdiği yeni anlayışı, farklı kültürortamını bekler. Rönesans sanatta parlak bir atılım olduğu kadar,sonunda din, bilim, politika ve ekonomide de geleneksel katı tutumlarıkıran, dünyaya yeni bir bakış açısı getiren uzun süreli bir dönüşümdür.Copernicus'un şansı, üstün zekâ ve güçlü öğrenme tutkusunun yanı sıra,her alanda yeni arayışların başladığı öyle bir dönemde dünyaya gelmişolmasıdır.

Copernicus kimdi ve ne yaptı? Yalnız bilimde değil, insanlığın dünyagörüşünde de büyük bir devrime yol açan çalışmasının kapsam ve niteliğineydi?

Nicolaus Copernicus Polonya'nın Torun kentinde üst-yaşam düzeyinde birailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. On yaşında iken babasını yitirdi;bir bilgin-papaz olan amcasının koruyuculuğu altında büyüdü; aldığıeğitim daha çok teolojiye yönelikti. Ancak, Copernicus'un ilgi alanıbelli bir konuyla sınırlanamayacak kadar genişti. Ülkesinde Cracowüniversitesini bitirdikten sonra İtalya'ya gider; Bologna, Padua veFerrara gibi dönemin seçkin üniversitelerinde astronomi, matematik,hukuk ve tıp dallarında altı yıl süren öğretim görür.

Bir süre Roma'da matematik profesörlüğü yaptıktan sonra ülkesine döner,kilisede üst-düzey bir görev üstlenir. Ayrıca, çeşitli devlethizmetlerini sürdüren Copernicus bir ara ülkesini dış ilişkilerdediplomat olarak da temsil eder. Ne ki, onun asıl ilgi alanı astronomiidi. Aralıksız otuz yıl süren bir çalışmanın ürünü baş yapıtı GökselKürelerin Dönüşleri Üzerine arkadaşlarının ısrarı üzerine yayıma girer.Kitabının ilk nüshası Copernicus'a yaşamının son günlerinde hastayatağında ulaşır.

Sorumuza dönelim: Copernicus devrimi nedir, niçin önemlidir?

Copernicus işe koyulduğunda ortaçağ dünya görüşüne karşı çıkma gibi birniyeti yoktu. Aldığı eğitim temelde o görüşe dayanıyordu. Onun yapmakistediği çeşitli yönlerden yetersiz bulduğu Ptolemy astronomisinimatematiksel olarak daha basit, kendi içinde uyumlu ve açıklama gücüdaha yüksek bir sisteme dönüştürmekti.

Ptolemy teorisine göre, gökyüzü yıldızların "çakılı" olduğu dönen birküreydi; dünya bu kürenin merkezinde sabit bir konuma sahipti;çevresinde ay, güneş ve gezegenleri taşıyan iç içe bir dizi kristalküre vardı. "Tanrısal bir düzen" diye imgelenen bu sistem, ayrıcainsana evrenin merkezinde olma onur ve gururunu sağlamaktaydı.

Ne var ki, salt bilimsel açıdan bakıldığında sistem gereksiz yerekarmaşık olduktan başka tutarsızdı. Sistemde birbirini tutmayan birtakım varsayımlar, ayaküstü gereksinmelere göre oluşturulan açıklamalarvardı. Benzetme yerindeyse, baş, gövde, el ve ayak gibi her parçasıbaşka bir yerden derlenmiş bir heykelin acayip görüntüsünüsergiliyordu.

Copernicus astronomiyi basitleştirme ve tutarlı kılma girişiminde, köküklasik çağa uzanan bir hipoteze başvurur (M. Ö. 3. yüzyılda Aristarcusadında bir bilgin, şimdi "güneş sistemi" dediğimiz sistemin merkezindedünyanın değil, güneşin yer aldığını ileri sürmüş, ancak bağnazçevrelerin tepkisiyle susturulmuştu).

Doğrusu, yalnız yerleşik öğretiye değil sağduyuya da ters düşen buhipotezin bilim tarihindeki devrimsel sonucunu Copernicus'un öngördüğükolayca söylenemez. Büyük olasılıkla, Aristarcus hipotezi onun gözündegöksel sisteme geometrik uyum sağlayan bir basitleştirme aracıydı.Nitekim, kitabın önsözünde önerilen yeni sistemin bilimsel doğruluğudeğil, salt matematiksel geçerliği vurgulanıyordu.

Gerçekten, Copernicus teorisinin, dünyanın sistemdeki yeni konumudışında köklü bir değişiklik içerdiği kolayca söylenemez. Bir kezsayılarını azaltmakla birlikte göksel kürelere ilişkin varsayımdanvazgeçilmemiştir. Sonra, gezegenlerin devinimlerinde düzgün çemberselyörüngeler izlediği görüşü korunmuştur. Üstelik yeni teori de gözlemselverilerle uyum bakımından kimi güçlüklerle karşı karşıyaydı. Belki debiraz da bu nedenle 16. yüzyılın sonlarına gelinceye dek teori beklenenilgiyi görmez; Ptolemy sistemi yürürlükte kalır.

Bilindiği gibi, Copernicus teorisi iki temel varsayım içermektedir: (1)Gezegenleri taşıyan göksel küreler dünyanın değil, güneşin çevresindedönmektedir; (2) Dünya merkezde sabit değil, kendi ekseni çevresindegünlük, güneşin çevresinde yıllık dönüşler içindedir. Copernicus'u buvarsayımlara en başta gözlemsel verilerin yönelttiği kuşku götürmez.Bunun çarpıcı bir kanıtım şu sözlerinde bulmaktayız:

Kanımca, ileri sürdüğüm ilkeler soruna büyük bir basitlikgetirmektedir. Ptolemy sisteminde olduğu gibi dünyayı merkezde sabitvarsayma çok sayıda küre varsayımına yol açmış, bu da sorunu içindençıkılmaz karışıklığa sokmuştur. Önerdiğim sistem ise, gereksiz ya daboş varsayımlara gitmeksizin, bir çok gözlem verisini tek nedenleaçıklamaya elveren, gerçeği her yanıyla yansıtan bir sistemdir.

Bu ussal yaklaşım Copernicus'un çok iyi bilinen cephesi. Onun çoğu kezgözden kaçan bir başka cephesi daha var! Aşağıdaki alıntıdaCopernicus'un evreni "ilkel" diyebileceğimiz büyülü bir dille betimlemeyoluna gittiğini görmekteyiz:

Evrenin ortasında güneş taht kurmuştur. Bu görkemli tapınakta,çevresindeki herşeyi bir anda aydınlatan "güneş" dediğimiz nur kütlesiiçin daha saygın bir konum düşünülebilir miydi? Güneşi evrenin Lambası,Bilge yöneticisi diye övenler olmuştur: Hermes Trismegutus'un gözünde Oışıldayan Tanrı, Sophocles'in Elektra'sı için herşeyi gören yücevarlıktır. Güneş gerçekten tahtına kurulmuş Sultan gibi, çevresindedolaşan gezegenleri çocukları gibi yönetir.

Copernicus'un bu duygusal yanıyla bir tür gizemcilik olan, teologlarında paylaştığı bir felsefenin (Yeni-Platonculuk) etkisinde olduğusöylenebilir. Ama öylede olsa kilisenin resmi öğretiye ters düşen birgörüşü hoş karşılaması beklenemezdi. Ne ki, Bruno ve Galileo'yagelinceye dek Katolik kilisesi belirgin bir tepki göstermez. Oysaprotestan liderler daha baştan Copernicus'u kınama yoluna gitmişlerdi."Bu budala" diyordu Luther, "astronomi bilimini altüst etmesevdasındadır. Oysa kutsal kitap arzın değil, güneşin döndüğünü bizebildirmiştir.... Bir yeni yetme astrologa halk kulak versin, olacak işmi?"

Copernicus mistik eğilimlerine karşın bir astrolog değil, gerçek birastronomdu. Tarih onu 17. yüzyıl bilimsel devrimine yol açan araştırmatutkusu ve atılımcı kişiliğiyle bize tanıtmaktadır.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.9 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC | Ve Theme Design By Cadosoas