isminiz@yaramazadam.com
Sign up
Check e-mail
Çocuklarıyla Cephedeydiler..!
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:
  Yaramazadam > Eğitim Ogretim ve Kültür Servisi > Tarih > Çocuklarıyla Cephedeydiler..!
 




Şu an bu konuyu görüntüleyenler
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Çocuklarıyla Cephedeydiler..!  (Okunma Sayısı 75 defa)
Temmuz 16, 2008, 12:38:41 am
no_fear_06
:::...gOrGiAs...:::
Global Moderator
Süper Üye
*****

REP +1000/-1

Mesaj Sayısı: 1 582
Nerden: AnKaRaNıN yÜkSeK KeSiMlErİ
düŞmAn kElİmEsİnİN AnLmInI DoStLaRıMdAn öGrEnDiM


Üyelik Bilgileri WWW Offline
« :»







GAZETECİ Arif Oruç, 1919 sonbaharında Kuvayı Milliye cephelerini gezmiş, izlenimleri Tasvir-i Efkar Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Ateş hattına cephane, su, yiyecek taşırken şehit olan kadınlarıduymuştur. Demirci Mehmet Efe'nin emrinde üç kadın savaşçı olduğunuöğrenince efeyi ziyaret eder, karargáhının bahçesinde üç kadın savaşçıile görüşür.

ÇOCUĞUYLA CEPHEDEYDİ

Üçü de Aydınlı. Zeybek kıyafetindeler. Tüfekleri kucaklarında.Yaptıklarını, yazarın ısrarı ile utanarak, kızararak, çekinerekanlatırlar.

İlki Ayşe Kadın, Mehmet Çavuş diye anılıyor, bir zeybek takımınınkomutanı. Yedi yaşındaki çocuğunu yanına alıp savaşa katılmış. ÖnceAydın savaşında bulunmuş, elli sekiz saat durmadan savaşmış. Menderesboyundaki bütün savaşlarda yer almış. Umurlu'da yaralanınca bir ayhastanede yatmış, yeni çıkmış. Cepheye gitmek için emir bekliyor.


YUNAN GELDİ, SAVAŞTIK

İkincisi, Emire Aliye Ayşe. Aydın'a bir saat uzaklıktaki İmamköy'den.Uğursuz Yunan işgalinden önceki huzur günlerini anlatıyor. Babasıylayaşıyormuş. Keçileri, kuzuları, inekleri, öküzleri, hatta bir develeribile varmış. Çifte çubuğa gider gelirlermiş. Dere boyununçağlayanlarını özlemle anıyor.

‘Sonra ne oldu?'

‘Yunan geldi, Aydın kan ve ateş içinde kaldı. Boynumdaki altını koparıpsattım, tüfek ve kurşun aldım. Ben de köyün büyükleri gibi ateşeatıldım. Vatan için dövüştük işte. Şimdi izindeyim.'


DAYANAMADIM, ASKER OLDUM

Üçüncüsü 17 yaşında bir genç kız: Şerife Ali. Yüzü sıtmadan sarı,derin, kara gözlü bir savaşçı. Çiftlik Köyü'ndenmiş. Yunan yaklaşıncaköyü boşaltıp göçmüşler.

‘Aydın'daki kötülükleri duyunca, dayanamadım, ben de asker oldum.'

Ne övünürler, ne yakınırlar. Konuşma bitince, askerce selam verip ayrılırlar. (Yücel Özkaya, M.M'de Ege Çevresi)

Zaferi erkeklerimiz ve kadınlarımız elbirliği ile kazanmış. Türkiye Cumhuriyeti'ni birlikte kurmuşlardır.

Atatürk Diyorki

Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım,milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar emekverdim, diyemez. (1923)

Ya cepheye gönderin ya da intihar ederim

DENİZ Harp Okulu son sınıf öğrencisi Zeki Enveri (Bayat), MilliMücadele'ye katılmak için beyaz üniformasının üzerine sivil bir elbisegeçirir, 1920 yılında binbir zorlukla İnebolu'ya kaçar, oradanAnkara'ya gelir.

Milli donanma ve deniz örgütü daha kuruluş aşamasındadır. ZekiEnveri'ye Genelkurmay'ın deniz biriminde yazıcılık görevi verilir. Gençdenizci hemen bir dilekçe yazar ‘Anadolu'ya savaşmak için kaçtığını,cephede bir göreve verilmesini, eğer üç gün içinde dileği yerinegetirilmezse, intihar edeceğini' bildirir.

Amirleri anlarlar ki bu çılgın Türk'ü Ankara'da tutmak mümkün değildir. Cepheye gönderirler.

KARAKIŞTA YAZLIKLA

Zeki Bayat, Birinci İnönü Savaşı'na takım komutanı olarak katılır, yenibir üniforma sağlamak mümkün olmadığı için karakışta yazlık beyazüniformasıyla savaşır.

Cesaret, özveri ve üstün başarıları dolayısıyla İstiklal Madalyası ileödüllendirilir. Daha sonra gemilerde görevlendirilir, 1944 yılındaamiralliğe terfi eder. (İstiklal Harbi'nde Bahriyemiz, Dz.K. Yayımı)

Tabancayı aldı mermiyi terbiyesizin alnına çaktı


1919 Ekim ayı sonunda İngilizler, aralarındaki paylaşma anlaşmasıgereği, Maraş'ı Fransızlara devrederler. Fransızlar 30 Ekim günüMaraş'a girerler. Ermenilerin büyük bölümü İngilizlerle birliktedönmüştür, kalanlar da Fransızların işgalinden sonra dönerler. (Hani şuöldürüldü denilen Ermeniler!..)

Maraş'ın Ermeni mahalleleri Fransız ve Ermeni bayraklarıyla donanır.Ermeniler, Fransız birliğini (bin Fransız, beş yüz Cezayirli, Fransızüniformalı dört yüz Ermeni) bando, çiçekler, alkışlar, ‘YaşasınFransızlar, Ermeniler; kahrolsun Türkler!' avazeleriyle karşılarlar.

SARKINTILIK ETTİLER

Ağlamayan Türk kalmaz. Çoğu evlere çekilir.

O gün şehre yayılan Fransız üniformalı Ermeniler, rastladıklarıTürkleri tahkir eder, karşılık verenleri döverler. Türklerin toparlanıpdirenişe geçeceği ve Maraş'ı Fransızlara dar edeceği hiçbirinin aklınagelmiyordu.

Ertesi günü Fransız üniformalı Ermeni askerleri Uzunoluk çarşısındangeçerken hamamın önündeki küçük meydandan yola inen yüzü peçeli birkaçTürk kadınını gördüler. Kadınlara sataşmaya heves ettiler. Birikadınlardan birinin peçesini çekip yırttı. Kadınlar çığlık çığlığakaçışmaya başladılar.

SİLAHSIZ TÜRKÜ VURDULAR

Civardaki kahvede toplanmış olan erkekler koştular. Ermenileriuyardılar. Ermenilerin tepkisi küfretmek ve silaha sarılmak oldu. Ateşederek biri ağır iki Türk'ü yaraladılar. Türkler silahsızdı. Donupkaldılar. O civarda küçük bir dükkánı olan İmam adlı kendi halinde birMaraşlı vardı. Sütçülük yapmaktaydı. Dükkánının önüne çıkmış olayıizliyordu. Ermenilerin gittikçe azıttığını görünce, umulmayan bir şeyyaptı, dükkándan tabancasını aldı, peçeyi yırtan ve bir Türk'ü ağıryaralayan katili alnından vurdu.

Kalabalığa karıştı.

Fransızlar ve Ermeniler Sütçü İmam'ı çok aradılar. Sütçü İmamgündüzleri köy ve bağ evlerinde, geceleri komşularının evlerindegeçirmekteydi. Yakalayamadılar.

Kahramanmaraş'ın ilk kahramanı Sütçü İmam'dır.

Onu binlerce kahraman izleyecektir. (Adil Bağdatlılar, Uzunoluk)

Fransızları alkışlayan Adana valisi

MİLLİ Mücadele döneminde yalnız yurdunu canından çok seven güzelçılgınlar yok, çirkin, yılgın, hain insanlarımız da var. Ara sırabunlara da değineceğim. Bunları da bilmeliyiz ki, atalarımızınyurtseverliğinin kadrini daha iyi bilelim. O kara günleri bir dahayaşamamak için bu çirkinlikleri, yılgınlıkları ve hainlikleri deunutmayalım.

İşte birinci örnek: Mersin'den Urfa'ya kadar bütün Güney Anadolu veÇukurova halkı, işgalci Fransızlara ve Ermeni lejyonuna karşı direnişegeçince, İstanbul Hükümeti'nin Adana Valisi Abdurrahman Bey şu demeciverir:

‘Ayaklanmak için sebep yok. Fransızlar bizim iyiliğimizi istiyorlar.' (5 Kasım 1920)

Bu sırada Antep'i kuşatan Fransız birlikleri teslim olması için Antep'iher gün saatlerce bombalıyor, şehri, savunanların yani sivilerkeklerin, kadınların, yaşlıların ve çocukların başlarına yıkmayaçalışıyorlardı.


Turgut ÖZAKMAN
Logged
Sponsor Baglantilar


Temmuz 16, 2008, 03:55:04 pm
yaramazadam
Administrator
Süper Üye
*****

REP +1/-0

Mesaj Sayısı: 700
Nerden:

Üyelik Bilgileri Offline
« Yanıtla #1 :»

Kahkaha eşsiz
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Start | Sayfa 0 | Sayfa 1 | Sayfa 2 | Sayfa 3 | Sayfa 4 | Sayfa 5 | Sayfa 6 | Sayfa 7 | Sayfa 8 | Sayfa 9 | Sayfa 10
Yaramazadam | Powered by SMF 1.1.3.
© 2005, Simple Machines LLC. All Rights Reserved.
| Sitemap Arşiv2 Program Arşiv Program Arşiv Sağlık Sağlık Rehberi


Yaramazadam Çöl Atesi v3 by rallyproco