Duyurular
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Çocuk-Hastalıkları  (Okunma Sayısı 9035 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« : Ağustos 09, 2007, 01:46:36 ÖÖ »

Çocuk Hastalıkları
A...Z 'ye
Çocuk Hastalıkları> Çocuk, Akdeniz Anemisi - Talasemi, Alerji, Apandisit, Astım, Ateş,Boğmaca, Bronşit, Çocuk felci, Egzama, Ergenlik, Havale (Nöbet), İdrarkaçırma, Kabakulak, Kızamık, Lösemi, Nezle, Öksürük, Zatürre, Pnömoni

-A-Ç-

Ağız  Enfeksiyonları:
Ağızda oluşan enfeksiyon pamukçuk diye adlandırılan mantardır. Buhastalık vücuttaki mantarı kontrol altında tutan bazı bakterilerinaşırı çoğalarak ağızda enfeksiyon oluşturmasıyla meydana gelir. Ağızdaacı veren tahrişe neden olacağı için çocuğunuza kolay yenilebilir vesıcak olmayan yiyecekler vermeye çalışın. Pamukçuk beyaz renklidir veağız içi ve çevresinde oluşur. Tedavisi için doktorunuza danışmanızyararlı olur.
Ağlama:
Ağlama, en çok aileyi rahatsız eden ve çeşitli nedenleri olan biryakınmadır. Ağlamayan bebek yoktur. Her sağlıklı bebek ağlar. Bebeğinbeslenmesi tamamlanmış, temizliği yapılmış, gazı çıkarılmışsa halaağlıyor olması her zaman bir hastalığın olduğunu göstermez. Vücut ısısıda normalse, bir enfeksiyon hastalığı oranı düşüktür. Bazı bebeklerde“gaz sancısı” veya “colicum infentum” denilen karın ağrısı 3 – 4 ayakadar sürebilir. Eğer bebek idrarını ve dışkısını düzgün yapıyor vekusmuyorsa, basit ağlamalar bütün bebeklerde korku nedeni olmamalı,ancak bunlara rağmen sürekli ağlıyorsa hekime danışmakta yarargörülmektedir.

Akut  Romatizmal Ateş:
A grubu beta streptokok mikrobu ile enfeksiyon (boğaz ağrısı, ateş)geçiren çocuklarda, hastalıktan bir süre sonra ateş, eklemlerde şişlik,kızarıklık, ağrı, sıcaklık ile beliren ve gezici karakterdeki bir eklemhastalığıdır. Bazen deride döküntüler, maksatlı hareketleri yapmadagüçlük gibi belirtiler de eşlik edebilir. Eğer olaydan kalp deetkilenmiş ise, değişik oranda semptomlar ortaya çıkabilir. Bir üstsolunum yolu enfeksiyonunu izleyen dönemde bu tip gezici eklembulgularının ortaya çıkması önemlidir ve doktora danışılmalıdır.

Allerji:
Günümüzün önemli hastalıklar grubunu oluşturur. Oldukça geniş biryelpazeyi içerirler. Solunum yolu, mide – bağırsak sistemi, deri gibi.Alerjen dediğimiz dış etkenler solunum yollarını etkilediklerinde samannezlesi, hapşırık, gözlerde sulanma, kaşınma veya bazen astım gibinefes darlığı, öksürük nöbetleri ile seyreden hastalıklara nedenolabilir. İnek sütü ile beslenmelerde kusma – ishallerin oluşu, midebağırsak sistemini etkileyen alerjik mekanizma ile oluşur. Çocuktasolukluk, iştahsızlık, büyümede gecikme gibi bulgular fark edildiğindedoktora başvurulduğunda yapılan bir kan tablosu değerlendirmesi ilenedene yönelik bir tedavi oldukça kolaydır.

     Altıncı  Hastalık:
Egzantem subitum da denilen altıncı hastalık, hemen bütün bebeklerin veçocukların geçirmesi mümkün olan, sekim seyirli döküntülü bir virüshastalığıdır. 3 – 4 gün yüz, boyun ve gövdede topluiğne başı gibikırmızı döküntülerle seyreder. Kol ve bacakları genellikle tutmaz.Döküntü ateş düştükten sonra belirir. Daha çok süt çocuğu ve oyunçocuğu döneminde görülür. 2 – 3 günde döküntüler kaybolur.

Anlama:
Genel kanı bebeklerin, hatta çocukların çevresindeki olayları veyayapılan uyarıları anlamadığı şeklindedir. Oysaki bebek çok küçükkendahi annesinin yumuşak sesle söylediği ninniden başlayarak, 6. Aydaverilen küçük komutları, annesinin işe gitmesi ile fark ettiğiyoksunluğu anlama özelliğine ve bunu kendine göre bazı mesajlarla ifadeedebilme yeteneğine sahiptir. Bu nedenle bebeğin yanında “yoğurtsevmez”, “sebze yemiyor” gibi konuşmalardan çekinmeli ve ona olumsuzsıfatlar yakıştırmamalıyız.

Apandisit:
Appendiksin ağzında bir daralma ya da kapanma oluşursa, ucundakiçıkıntı iltihaplanır. İltihaplanmış appendiks zamanında ameliyatedilmezse, iltihap karın boşluğuna kadar ulaşabilir. Böyle bir durumhayati tehlike demektir. Özellikle küçük çocuklarda apandisithastalığının anlaşılması kolay değildir. Dört yaşın altındakiçocuklarda pek sık görülmese de şiddetli karın ağrılarında apandisittenşüphelenilmelidir. Şiddetli ve giderek artan karın ağrıları alarmdemektir. Böyle bir durumda hemen doktora başvurulmalıdır.

    Arpacık:

Gözkapağı bezinin iltihaplanmasıyla oluşur. Çoğu zaman arpacık alt gözkapağının kenarındadır. Pek sık rastlanmasa da göz kapağının içkısmında oluşan arpacıklar tehlikelidir. Bu tür arpacıklar gözboşluğunda iltihaplanmaya neden olabilir. Arpacık olan göz ağrır vekenarında kızarıklık oluşur. Arpacığın ailenin diğer fertlerinebulaşmaması için, çocuğun tedaviden önce ve sonra ellerini yıkaması vekendisine ait bir havluyu kullanması sağlanmalıdır.

     Astım:
Hekimler tarafından alerjik astım ve alerjik olmayan astım olarak ikiyeayrılır. Çocuklar genellikle bunların karışımı olan türdenşikayetçidirler. Alerjik astımda bronş mukozası çiçek tozu, evlerdekitozda bulunan akarlara ya da hayvan tüylerine karşı tepki gösteriri.Alerjik olmayan astım ise enfeksiyonlar, soğuk, kuru hava, egzos,yorgunluk yada ruhsal sorunlardan dolayı ortaya çıkabilir. Astımkalıtsaldır. Astım hastası çocuklarda saman nezlesi ve egzama gibibelirtiler genellikle bir arada görülür. Astım normalde şiddetliöksürük ve zorlukla çıkan uzun süreli hırıltılı nefes verme gibibelirtilerle kendini gösterir. Bronşlar balgamla doludur. Bronşlarınkendilerini kasmalarından dolayı çocuğun balgamdan öksürerek kurtulmasımümkün değildir. Gerçek bir astım krizi ürkütücüdür. Çocuk zorluklasoluk alır, nefes almaya çabalar, oksijen yetersizliğinden dolayıdudakları morarabilir. Burada önemli olan krizi engellemektir. Bu daçocuğun üzerindeki ailevi problemleri azaltarak ve krize nedenolabilecek sebeplerden kaçınarak gerçekleşebilir. Bir kriz anındaçocuğa gerekli ilaçlar verilmeli ve doktora ya da hastaneyegötürülmelidir.

     Aşılar:
Bebek doğduğunda onu bulaşıcı ve tehlikeli hastalıklara karşı koruyacakaşılara başlanır. Aşı zayıflatılmış veya öldürülmüş hastalık üretenmikrobun zararsız halidir. Çok özel durumlar hariç, geçirmekte olduğubasit gribal enfeksiyonlar ve 38 C’nin altında ateşle seyredenhastalıklar aşı programının aksamasına neden olmaz. Yapılan aşınıncinsine göre ateş yükselmesi, aşı yapılan yerde şişlik ve vücuttadöküntü olabilir.
YAŞ -AŞI
    DOĞUM:Hepatit B
 1. Ay: Hepatit B
 2. Ay ifteri, BCG BoğmacaTetanoz, Menenjit Çocuk felci  (Polio)
 4. Ay ifteri  BoğmacaTetanoz, Menenjit Çocuk felci (Polio)
 6.Ay :Hepatit  BDifteri, BoğmacaTetanoz, Çocuk felciMenenjit
 9. Ay :Kızamık,  KızamıkçıkKabakulak
 18.Ay ifteriTetanozÇocuk felci (Polio)Boğmaca
 4-6 Yaş :Tetanoz, BCG PPD
 11- 12 Yaş :TetanozDifteri, MMR

Aşının zararı var mı?Aşıuygulandıktan sonra çok nadir olarak vücutta ve aşı yerinde bir takımyan etkiler oluşabilir. Bu yan etkiler çok nadir olmakla birliktegenellikle çok yüksek ateş, aşı yerinde ağrı ve kızarıklık şeklindedir.Bu yan etkiler genelde kısa süreli olup doktor tedavisi gerektirmezlerve annelerin basit önlemler almasıyla kolaylıkla ortadankaldırılabilir. Aşı uygulaması sonrasında çok nadir olmakla birlikteaşı bileşiminde bulunan maddelere karşı oluşan alerjik ve sistemikreaksiyonlar görülebilmektedir. Ancak bu reaksiyonlar, hastalığınoluşması ile ortaya çıkabilecek ağır sonuçların yanında mukayeseedilemeyecek derecede önemsiz kalmakta ve çok daha hafif olmaktadır.

Aşı ile korunabilir çocukluk çağı hastalıkları
Difteri, boğmaca, tetanoz
Çocuk felci   
Hemofilus Influenza Tip B (HİB)
Kızamık, Kızamıkçık,  Kabakulak   
Hepatit B   
Hepatit A 
Su Çiçeği   
Pnömoni (Zatürre)   
Grip
Verem   

Aşı yapılmaması gereken durumlarDünyasağlık teşkilatının yayınladığı bilgilere göre çocuğa aşı yapılmasısırasında gözden geçirilmesi gereken durumlar şöyle...
- Lösemi, lenfoma gibi kötü huylu hastalığı olan ve diğer kanserli çocuklar,
- Aktif verem hastaları,
- Ağır derecede zatürree, böbrek yetmezliği, metabolizma hastalıkları gibi  hastane tedavisi gerektirecek durumda olanlar,
- Kortizon tedavisi görenler,
- Işın (radyoterapi) tedavisi görenler.
Yukarıda belirtilen hastalığı olan kişilere aşı uygulanıp uygulanmamasıve hangi aşıların uygulanması gerektiği konusunda kararın hastayıizleyen hekim tarafından verilmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtilenhastalıklar dışında hastalığı olan ya da sağlam olan tüm bebek veçocukların aşı takvimine uygun olarak mevsim ayıt edilmeden gerekli tümaşıları yapılmalıdır.

Ateş:
Alışkın olmayan genç anne – babanın fark etmekte geç kalabileceği vebebek için son derece önemli olan bir semptomdur. Yeni doğan dönemindeateşin yükselmesi kadar düşmesi de enfeksiyon açısından büyük önemtaşır. Ateş koltuk altı kasık, rektumdan veya kulaktan ölçülebilir.Rehtal yoldan termometre ile algının 38 derecenin üzerinde, deridenölçülen ısı da 37.5 dereceden yüksek olması ateş anlamınadır. Ateşiyüksek olan bir bebek veya çocuk titremelerle üşüyor gibi davransabile, üzeri mutlaka soyulmalı ve eklem yerlerinin iç yüzüne boyuna,kasıklarına ılık su ile kompres yapılmalıdır. Ateşi düşüren ilaçlarabaşlanıp, ateşi düşmüyor ise doktora danışılmalıdır.

     Bademcik  İltihabı:
Boğazda aşırı ağrı ve bademciklerde enfeksiyon oluşur. Mikrop kapanbademcikler kızarır, büyür ve üzerinde beyaz renkte noktalar oluşur.Ateş yükselir ve bezelerde şişmeler meydana gelir. Çocuğunuza soğuk vesulu içecekler verin. Doktorunuz enfeksiyonun antibiyotikle tedavisiniuygun görebilir ya da bu enfeksiyon sık oluşuyorsa ve çocuğun genelsağlığını etkiliyorsa bademciklerin alınmasını uygun görebilir.

     Baş Ağrıları:
Her beş çocuktan biri, düzensiz aralıklarla baş ağrısı çeker. Başağrıları, tek bir hastalık olarak ya da başka bir hastalığın belirtisiolarak ortaya çıkabilir. Baş ağrılarının sebepleri çok çeşitlidir. Birçok enfeksiyon hastalıklarında örneğin göz, diş, boyun, burun ya dakulak gibi baş ağrıları görülür. Baş ağrılarının diğer sebepleri ise,boyun omurgasındaki hasarlar, kafadaki iltihaplanmalar ya da tümörler,yüksek tansiyon, beyin sıvısının akışkanlık sorunu ve de ruhsalsorunlardır. Baş ağrısının özel bir türü ise, migrendir. Dikkatli birgözlemle baş ağrısının nedeni ve onu arttıran faktörler bulunabilir.Çocuk doktoruna teşhisi kolaylaştırmak için, baş ağrılarının başlamaşartlarını gözlemlemek gerekir, yani : Ağrılar ani ve şiddetli mi,yoksa hafif başlayıp şiddetleniyor mu? Ağrı tek mi çift taraflı mıdır?Günün belli saatlerinde mi yoksa belirli hava şartlarında mı başağrıyor? Belli yemeklerden sonra baş ağrıyor mu? Çocuğun baş ağrısındanbaşka şikayetleri ya da ateşi var mıdır? Baş ağrısı ne kadar sürüyor?Çocuk baş ağrısından kısa bir süre önce başını bir yere vurdu mu? Başağrıları; kusma, boyun tutukluğu, 38 dereceden yüksek ateş ile birlikteortaya çıkarsa, çocuk derhal doktora götürülmelidir. Sebebianlaşılamayan baş ağrılarından çoğu kez karartılmış bir odada istirahatya da temiz havada bir yürüyüş iyi gelecektir.

Beslenme:
Yaş gruplarına göre kalori alımı değişkenlik göstermekle birlikte,sağlıklı bir beslenmede enerjinin % 50 – 60’ ı karbonhidratta, % 15’ iyağdan, % 20 – 25 kadarı proteinden alınmalıdır. Yeni doğan bebek 4 – 6aylık oluncaya dek ideal besin olan anne sütü, daha sonra sebzeçorbaları, meyve püreleri gibi katı besinlerin eklenmesi ile beslenerekgerekli mineral ve vitaminlerin alımı sağlanır.
Beslenmede dikkat edilmesi gereken, alerji yapabilecek besinlerin(domates, çilek, bamya, muz, portakal, mandalina, kivi, üzüm, yumurta,balık gibi) diyete teker teker eklenerek başlanması ve bebek biryaşından sonra denenmesidir. Unutulmamalıdır ki, çikolata, şeker,şekerleme gibi besinler iştah kesici olmakla birlikte aynı zamandaalerji yapabilen zararlı ve çocukların diş sağlığını da olumsuzetkileyen gıdalardır.
Okul çocuklarının fast-food denilen karbonhidrat ağırlıklı besinlerlebeslenmeleri, meyve, sebze ve salatadan yoksun kalmaları doğru birbeslenme türü değildir. Özellikle okul çağı çocuklarının dengelibeslenmeye alıştırılmaları ailelerin vereceği eğitime bağlıdır.
Bazı oyun çocukları süte dayalı bir diyeti benimserler veya gece uykudasüt içme alışkanlığını edinip, gündüz normal beslenmeyi reddederler.Burada yapılan hata, süt alımını 600 cc’ de sınırlamayıp, gecebeslenmesine de izin verilmesidir. Sütün fazla miktarda alınması demiremiliminin azalmasına, dolayısıyla demir eksikliği yani kansızlığaneden olabilecektir.
Çocuklara 4 ana öğün: Kahvaltı, öğle yemeği, ikindi kahvaltısı, akşamyemeği şeklinde bir beslenme şemasının 6. Aydan itibaren başlayarakalışkanlık haline getirilmesi sonraki yaşamındaki beslenmealışkanlığını da yerleştirmiş olacaktır.
Sağlıklı beslenme açısından çocuklarda kızartmalar, salam – sosis,konserveler gibi şarküteri ürünlerinden, çikolata, pasta, şekerlemetürü pastane besinlerinden hem iştah kesici olması, hem de katkımaddelerini içermeleri nedeni ile kaçınılmalıdır.

    Beşinci  Hastalık:

Kelebek hastalığı da denilen, selim seyirli viral bir hastalıktır.Hafif ateş ile birlikte yüzde, yanaklarda, gövdede, kol ve bacaklardatoplu iğne başından daha büyük kırmızı döküntüler oluşur. Yüzdekigörünüm; burun, yanaklar kanatlarına benzetilerek “kelebek hastalığı”denmesine neden olmuştur. Gebelerde düşüğe yol açacağından dikkatedilmesi gerekir.

     Boğaz Ağrısı:
Soğuk algınlığı ya da grip ile birlikte başlayabilir. Çocukta yutkunmagüçlüğü ve kulak ağrısı yapabilir. Ayrıca boğazda kızarıklık, bezelerdeşişme ve ateşte hafif yükselme gözlenir. Çocuğunuza kolaycayutkunabilmesi için soğuk ve sulu yiyececekler vermeniz doğru olur.Boğaz ağrıları bakteriye bağlı ise doktorunuz antibiyotik tedavisiniuygun görebilir.

     Boğmaca:
Üst üste gelen öksürük atakları, boğulur gibi seyreden krizlerlekarakterize, bazen haftalar süren öksürük nedeni ise, çocuğu rahatsızeden bir bakteriyel hastalıktır. Başlangıç döneminde nezle, ateş veöksürük görülür. Tedavi edilmediğinde komplikasyonlarla seyredebilir.Bebeğin aşılama programında boğmaca aşısı yapılmakta ve böylece buhastalıktan korunma sağlamaktadır.
Ciddi ve tehlikeli bir hastalıktır. Çok bulaşıcıdır ve aşılanmamışçocuklarda çok ağır geçebilir. Şiddetli öksürüğe sebep olur. Eğerçocuğunuzun boğmaca hastalığına yakalandığını düşünüyorsanız en kısasürede doktorunuza danışmalısınız. Bu hastalık yaklaşık 10 haftasürebilir; fakat ilk 3 haftası ciddi ve tehlikelidir.
Belirtileri
1.haftada öksürük, boğazda yanma ve acıma,hafif ateş gözlenir.
2.haftada öksürük nöbetleri ve kusma ayrıca solunum güçlüğü görülür.Öksürükten sonra kusmaya sık rastlanır. Nöbetler arasında hasta iyidir.Şiddetli öksürüklerden sonra bebeklerde solunum sıkıntısı görülebilir.
3.haftadan itibaren düzelmeye başlayan hastalık soğuk alınırsa tekrarkötüleşebilir. Bu yüzden bu süre içerisinde dikkat etmek gerekir.İyileşme döneminde nöbetlerin sıklığı yavaş yavaş azalır, buna karşılıköksürük 100 gün kadar sürer.

     Bronşiolit
Bronşiolit solunum yollarının en küçük dalları olan bronşiollerinenfeksiyonudur. Bu dallar havayı büyük bronşlardan akciğerlerdekimikroskopik hava keselerine taşırlar. Bu hava keseleri oksijeni kanaverir. Bronşiolit genellikle altı yaşın altında görülür ve her ikicinsi de etkiler.
Belirti ve bulgular:
Ani başlayan solunum zorluğu genellikle soğuk algınlığını ve öksürüğü  izleyerek ortaya çıkar ve şunlar görülür,
·Hırlama
·Hızlı soluk alıp-verme
·Soluk alıp verme sırasında göğüs ve karında görülen  çekilmeler
·Ateş
·Tırnak ve dudaklarda morarma. (şiddetli vakalarda)
Sebepler:
Viral veya bakteriyel enfeksiyon. Bazı çocuklar her soğuk algınlığınınarkasından bunu yaşarlar. Bronşiolit bulaşıcıdır ve salgın yapabilir.
Risk Faktörleri:
·
Vücut direncini düşüren enfeksiyonlar, özellikle solunum  yolu enfeksiyonları
·Ailede alerji öyküsü
 Komplikasyonların veya tekrarlamaların önlenmesi:
·Çocuğun odasında soğuk buhar veren bir alet kullanılabilir.
·Soğuk algınlığını önlemek için çocuğa kalabalık gruplardan  ve hastalardan uzak tutmak.
Hastalığın gidişatı ve sonuç:
Genellikle bir haftada iyileşir. Bazı çalışmalar iki yaşın altında ikiya da daha fazla bronşiolit geçiren çocuklarda alerji ve astımgörülebileceğini göstermiştir.
Tedavi:
Ev Bakımı; Çocuğun odasındaki hava, tercihen soğuk buhar verenaletlerle nemlendirilmelidir. Böyle bir nemlendiricinin olmadığıdurumlarda duş yardımıyla ortam hazırlanabilir. Çocuk günde birkaç kezve gece yatarken yirmişer dakika bu ortamda tutulur. Eğer gece hırıltıve öksürükle uyanırsa bu işlem tekrarlanır.
İlaç:
Doktorunuz bakteriyel enfeksiyon düşünüyorsa antibiyotik verebilir veya  duruma göre bronşları genişleten ilaçlar önerebilir.
Aktivite:
Bulgular gerileyene dek 48 saatlik istirahat sağlanmalıdır. Daha sonra normal  aktivitelere yavaş yavaş geçilir.
Diyet:
Çocuğa sık sık sıvı verilmelidir. Süt, solunum yolu salgılarını  koyulaştırabileceği için edilmemelidir.
Yuvaya, Okula gidiş:
bulgular gerilediğinde, iştah açılmaya başladığında çocuk rahat hissediyorsa  gidebilir.
Doktorunuzu Ne Zaman Aramalısınız?
·
Bulgular 24 saat içinde gerilemezse
·Ateş makattan 38,5°C’yi aştığında
·Balgamlı öksürük
·Deri, tırnak ve dudaklarda morarma olduğunda
·Çocukta çevreye ilgisizlik ve uyuşukluk ortaya çıkmışsa,
Derhal doktorunuzu arayınız.

Bronşit:
Akciğerlerde oluşan bir enfeksiyondur. Soğuk algınlığının ya da gribinarkasından oluşabilir. Hırıltılı solunum ateş yükselmesi burun akıntısıöksürük ile birlikte gelen balgam belirtileridir. Balgam çıkarmasınayardımcı olun ve yatarken başını yükseltmek için ek bir yastıkkullanın. Çocuğunuz iki gün içinde düzelmiyorsa doktorunuza danışın.

Burun  Tıkanıklığı:
Kuru havanın yarattığı, özellikle bebeklerde sorun yaratan birsemptomdur. Kaloriferlerin üzerine nemli havlu koymak, yetersiz kalırsaburuna serum fizyolojik damlatmakla çocukların rahat soluk alıp vermesisağlanmalıdır.

Cilt Bakımı:
Özellikle yeni doğan bebeklerin derileri çok hassastır. Bebeklerin hergün yıkanmaları ve ardından zeytinyağı ile bütün vücutlarınınyağlanması iyi bir bakım sağlar. PH’ sı nötr olan sabun veya şampuanlaryıkama için uygundur. Başın haftada iki kez sabunlanması yeterlidir.Her bez değişiminde bebeğin altının mutlaka yıkanması, veya ıslakpamukla temizlenmesi bebeği pişikten korur. Pudra kullanımı hemmikropların barınması için besin yeri oluşturacağından, hem de kaza ilebebek tarafından oynanması halinde solunum borusuna kaçarak zatürreeyeneden olacağından önerilmez.

Colicum  Infantum:
Ağlama, ayakları karına doğru çekme rahatlama ve bu tablonun tekrarı,özellikle yaşam saatlerinde oluşu, bebekte “gaz sancıları” denilentanıyı düşündürür. Nedeni belli olmayan bu dönem yaklaşık 3 – 4 aysürebilir. Çeşitli ilaçlar önerilmesine karşın, etkin bir tedaviyöntemi yoktur. Bebeğin bu dönemde sakinleştirilmesi, karnına ılıkhavlu konması rahatlatıcı olabilir.

Çapak:
Hemen her yeni doğanda göz kapaklarında çapaklar görülebilir, builtihabi bir akıntı halini almadıkça önemli değildir. Antibiyotiklidamla veya pomatlar normal florayı bozabileceğinden, yalnızca kaynamış– ılınmış su ile gazlı bezle temizlenmesi yeterlidir.

Çocuk Felci:
Polio virüsünün sinir sistemini etkileyerek değişik oranda yaptığıfelçlerle seyreden bir hastalıktır. Aşılama ile önlenebilirhastalıklardandır.
 Aşılanmamış bireylerde ateş, gözlerde kızarıklık, nezle gibi belirtilerle  başlayıp, daha sonra felç dönemi gelişir.
 Dünyadan mikrobun temizlenebilmesi için bütün çocukların aşılanması  hedeflenmektedir.

Çocuk  Horlaması:

 İnsanlar genelde horlamanın yetişkinlerde olduğunu düşünselerde horlama  ile çocuklarda da karşılaşılmaktadır.
Çocukları horlayan aileler geceleri bundan oldukça rahatsız oluyorolabilirler. Horlayan bir çocuğa sahipseniz, nasıl horladığına ve nasıldavranışlar sergilediğine dikkat edin. Horlama açık ağızdan girenhavanın, yumuşak damak, bademciklerin çevresindeki alan ve dilinarkasında titreşime yol açmasından kaynaklanır. Çocuklarda horlamayanadir olarak rastlanmaktadır ve çocukların büyük kısmı horlamaz. Birkısmı ara sıra horlarken diğer bir kısmı da devamlı horlar (Habituelyada kronik horlama). Elbette ki çocuğunuzun horlamasının bir nedenivardır. Bu herhangi bir solunum rahatsızlığından, ren uykusundan hattanormal uyumasından ve çocuğunuzun yatış şekillerinden kaynaklanıyorolabilir. Çocuğunuzun bu tip sorunları varsa horlaması bir süre sonrageçecektir.
Çocuğunuzun horlaması bir alışkanlık haline de gelmiş olabilir. Aynızamanda kronik bir sorun da olabilir, bademciklerinin büyümesi,adenoidlerin (geniz eti) havayolunun tıkanmasına sebep olması bununnedenidir. Çocuğunuz böyle bir durumla karşı karşıya ise hapşırma,burun tıkanıklığı, genizden konuşma, ağızdan soluk alma ve burun akmasıgibi sorunları da yaşaması beklenir. Uzmanların görüşlerine göreçocuklarının soluk alma zorluğu çektiğini,gürültülü soluk ya da ağızdansoluk aldığını ve fiziksel aktivitelere karşı zayıf olduğunu görenailelerin doktora başvurması gerekmektedir. Bu sorunun kaynağıbademcikler ya da adenoidler ise ameliyatla bunlar alınır. En sıkkullanılan yöntem budur. Bu sorunun kesin kaynağı bademcikler veadenoidler de olmayabilir ama yine de kontrolden geçmelidir.
Çocuğunuzun horlamasının nedeni bademcik ve adenoid büyümesi değildekronikse ailenin çocuğuna olan gözlemlerini yoğunlaştırması gerekir. Buvakalarda sorun kendini pek göstermeyebilir ama ciddi durumlarla dakarşılaşabilinir. Horlamanın nedeni uykuda tıkanmayı sağlayan uykuapnesi olabilir bu durumla birlikte uykuda bozukluklar da görülür. Uykuapnesi soluk almanın kısa bir süre durması, hava yolu hareketininyetersiz olmasıdır.
Çocuğunuzun beslenme güçlüğü çekmesi, ağızdan soluk alma, gündüzuyuklamaları ve altını ıslatma bu sorunun belirtileri olabilir. Bu konuhakkındaki en doğru yorumu doktorunuz yapacaktır.

Çocukta  Tansiyon:
Çocukta tansiyon nasıl ölçülür?Çocuklarınkan basıncı, tedirginlikleri (beyaz gömlek yüksek tansiyonu)giderilerek, basit sfigmomanometre veya otomatik cihazlarlaölçülebilir. Çocuk oturur veya sırt üstü yatar konumda olur, daha küçükçocuklar da anne-babalarının kucaklarında iken ölçüm yapılabilir. Ölçmeişlemi sağ koldan yapılırsa, olağan değerleri içeren tablolardakiölçümlere daha fazla uyum sağlanmış olur. Ölçme sırasında manşonboyutuna dikkat etmek gerekmektedir. Manşon kolun çevresini tamamensarmalı, her yönden eşit basınç uygulamalıdır. Şişirilen manşon kolunuzunluğunun en az 2/3’ ünü örtmeli ve kol çevresinin %75’ i kadarolmalıdır. Kısa ve dar manşonlarla kan basıncı gerçek değerinden yüksekçıkmaktadır.

Ölçüm sırasında manşunun kola oranı kadar, çocuklarda tansiyona nasıl  bakılması gerektiği de çok önemlidir.
Çocukta hipertansiyonun nedenleriHipertansiyonunnedenleri çocuğun yaşına göre değişmektedir. Sıklık sırasına göreyenidoğanlarda böbrek atardamarı tıkanıklığı, böbrek toplardamarıtıkanıklığı, doğuştan böbrek anomalileri; ilk yıl ve 1-6 yaş arasındaaort damarındaki yapısal anomaliler ve böbrek hastalıklarıhipertansiyondan sorumlu olmaktadır. 6-12 Yaş arasında renalparankimal, renovasküler hastalıklardan sonra esansiyel hipertansiyonsıklık sırasına göre nedenler arasına girmektedir. 12-18 Yaşlarıarasında ise hipertansiyon nedenleri erişkinlerinkilerden farklıdeğildir.
Tedavi
İlaç ve diyet
Çocukta ve ergendehipertansiyon tedavisinde amaç, kan basıncını 95 persantilin altınaindirmek ve süregen hipertansiyonun uzun süreli etkilerini önlemektir.İlaçsız ve ilaçlı olarak iki grupta toplanabilir. İlaçsız tedavi,şişmanlığın giderilmesi, tuz alımının kısıtlanması ve fizik egzersizyapma alışkanlığının kazanılması , potasyum ve kalsiyumdan zenginbesinlerle beslenme şeklinde sıralanabilir. İlaçsız tedavi 90persantilin üstünde kan basıcına sahip çocuklarda ilk uygulanacaktedavi tipidir. Sekonder hipertansiyonlu olguların çoğunda ilaç iletedavi gerekmektedir. Bunlarda tedavi öncelikle sebebe yönelikolmalıdır. Tuz kısıtlamasından faydalanan çocuk ve ergenlere diyet veidrar söktürücü tedavi önerilebilir. Böbrek hastalıklarındankaynaklanan hipertansiyon olgularında ACE inhibitörleri, kalsiyum kanalblokerleri tek olarak veya değişen kombinasyonlar halindekullanılmaktadır.
Spor zararsız
Hipertansiyonu bulunan çocuk ve ergenlerin spor yapmaları tamamenkısıtlanmamalıdır. Kontrollu olarak yarışmalara katılmalarına izinverilmelidir. Hipertansiyonlu çocuklar egzersizle yaşamayı öğrenmeli vebenimsemelidir.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #1 : Ağustos 09, 2007, 01:47:49 ÖÖ »

D - K

Difteri:

 Yüksek ateş, boğaz ağrısı ve boğazda kaldırmakla kanamaya neden olan  zarlarla karakterize bir bakteriyel hastalıktır.
Yaşamı tehdit eden, kalp kasını etkileyerek veya solunum yolunutıkayarak ölüme sebep olabilen komplikasyonlarla seyreden ağır birhastalıktır. Hastaneye yatarak tedavi gerektirir. Çocukluk dönemindemutlaka yapılması gereken aşılar arasındadır.

Diş Sağlığı:
 Süt dişlerin ve kalıcı dişlerin çıkma yaşları
Süt Dişleri
Alt orta   kesiciler
5-10 ay
Üst orta ve yan   kesiciler
8-12 ay
Alt yan kesiciler
12-14 ay
Alt-üst 1.   premolerler
12-14 ay
Alt ve üst köpek   dişleri
16-22 ay
Alt ve üst 2.   premolerler
24-30 ay
Kalıcı Dişler
1. molerler
5-7 yaş
Orta kesiciler
6-1/2-8 yaş
Yan kesiciler
7-9 yaş
1. promelerler
9-11 yaş
2. promelerler
10-12 yaş
Köpek dişleri
10-12 yaş
2. molerler
11-13 yaş
3. molerler
16-21 yaş (veya   daha geç)
Diş bakımına diş çürümelerini önlemek ve dişlerin zamanında çıkmasınayardımcı olmak için bebek en az altı aylıkken başlanmalıdır. Düzenlifırçalamayla diş ve dişetlerinin sağlıklı kalmasına yardımcı olunur.
Bir yaşına kadar dişlerin temiz bir bez ile silinmesi ve bebeğe suiçirilmesi, 1-3 yaş arası dişlerin ıslak fırçayla fıçalanması, 3-6 yaşarasında macun ile fırçalanması ve 6 yaş sonrasında ise fırçalamaylabirlikte diş ipi kullanılmasıyla diş bakımı sağlanabilir. Dişlerinizifırçalarken fırçanın kuru olması dikkat edilecek hususlardandır.Karbonhidratlı besin maddeleri ve asitli içecekler diş çürümelerinesebep olur. Bu sebepten her yemekten sonra çocuğunuzun en azındanağzını çalkalamasını ve günde iki kez dişlerini fırçalamasınıalışkanlık haline getirmesine yardımcı olun.

Diyabet:
Çocukluk yaşlarında da görülen diyabet çok su içme, çok idrar çıkarma,kilo alamama gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Şüpheli olgulardamutlaka doktor kontrolü yapılarak, tedavi edilmelidir.
  •      Diyabetli Anne  Bebeği:
Diyabetliolan anneler gebelikleri boyunca kan şekerlerini kontrol altında tutmakdurumundadır. Bu annelerin bebekleri iri doğarlar ve doğumdan hemensonra bebeklerin kan şekerleri düşme eğiliminde olduğundan izlenmelerigerekir.
Gebelikte diyabetin kontrolü bebekte gelişecek solunumgüçlüğü, kalp anormallikleri gibi bazı sorunların gelişmesini önler.

    Doğumsal Kalça  Çıkığı:

Kızbebeklerde erkeklere oranla daha sık görülen, genellikle tek taraflıdoğumsal bir anomalidir. Doğumu izleyen ilk muayeneden itibaren hermuayenede doktor tarafından yapılan kalça kontrolünde tanı konabileceğigibi, kalça ultrasonografisi de yapılabilir. Grafi çekilmesine gerekyoktur. Şüpheli olgularda çift bezin kullanılması bacakları belirlipozisyonda tutacağından bir tedavi yöntemi olarak kullanılır.
    Doğuştan  Hastalıklar:
  • Doğuştan   Omurilik Bozukluğu:
Omuriliğinde doğuştan bozukluk olan bebeklere eskiden tedaviuygulanmıyordu fakat günümüzde bu durum değişikliğe uğradı verehabilitasyon teknikleri uygulanmaya başladı. Bebeklik dönemindenyetişkinliğe kadar rehabilitasyonun sürdürülmesi gerektiğisavunulmaktadır. Bir çok bebekte bu hastalığa rastlandığını düşünürsekbu konuda daha fazla araştırma yapmak gereklidir ve tedavi çeşitleriartırılmalıdır. Bu hastalığa sahip olan bebekler hastanelerinrehabilitasyon ve fizik tedavi bölümlerinde tedavi görmelidirler. Butür bebeklere sahip olan ebeveynlerde uzman doktorlardan fazlasıylabilgi almalı vu bu şekilde hareket etmelidirler.
Bebek uterustagelişmeye başladığında omuriliklerden bir kısmının veya sadece birininoluşamaması sürecinde ortaya doğuştan omurilik bozukluğu çıkar.Omuriliğin belli bir bölgesinde değilde olası her yerinde omurilikbozukluğu ortaya çıkabiliyor. Bu durum sinir sistemlerinde zarara nedenoluyor ve bir takım felçler ortaya çıkabiliyor. Omurilikte oluşanbozukluğun bölgesi felç oluşumunun da etkisini belirliyor. Bu hastalığasahip olan çocukların zeka düzeylerinin oldukça iyi olduğu dasaptanmıştır. Fakat bazı durumlarda beyin su toplayarak bebeklerinzihinlerine zarar verebilir. Yapılan araştırmalarda bu çocuklara iyiuygulama yapılması halinde bununda düzeldiği belirlenmiştir.
Bebekte omurilik bozukluğu tanısı bebek anne rahminde oluşmayabaşladığı andan itibaren bir ay sonra koyulabiliyor. Bir aydansonrasında hastalık kendisini rahatlıkla gösterebiliyor, ultrasanograficihazlarıyla dikkatli bakıldığında fark edilebiliyor. Bebeğinoluşumuyla başlayan omurilik bozukluğunun bebek anne rahminde büyümedenfark edilmesi halide kürtaj yapılması bir seçenek olarakgösterilebiliyor. Anne bunu kabul etmediği taktirde anne gebeliksüresince doktor kontrolünde olur ve doğum sezeryanla yaptırılır. Birçok gebelikte bebekte omurilik bozukluğu olduğu saptanamamış ve bebeğinbu şekilde gerekli koşulların olmadığı yerlerde doğumu sağlanmıştır. Buolaya engel olmak için hekimlerin ultrason sırasında bebeğin yapısınaçok dikkat etmeleri gerekli ve oluşan bir sorunu erkenden teşhisetmeleri gerekmektedir. Bebeğin anne rahminde bu şekilde eksikgelişmesinin bazı nedenleri olabilmektedir. Özellikle gebelik süresincegerekli folik asitin alınmaması bu sorunun doğmasına neden olurken,yetersiz gıda alımı ve eşlerin aynı aileden olmaları halinde debebeklerde bu oluşumla karşılanıyor. Gebelik sırasında doktorgözetiminde alınmayan bazı ilaçlarda neden olurken, valproik adlıilacın bebekte omurilik bozukluğu olmasında etkisinin fazlalığı dabiliniyor.
Gebelik sırasında ilaç kullanmamaya çalışılmalıdır, bu mecburi birdurum olduğunda ise kesinlikle bünyesinde valporik asit bulunduranilaçlar kullanılmamalıdır.
Gebe kadınlar mutlak suretle folik asit almalıdırlar. Folik asitbebeğin beyninin ve sinir sistemlerinin gelişiminde oldukça etkigöstermektedir. Bu nedenle doktorunuzdan ne kadar folik asit almanızgerektiğini öğrenmelisiniz.
Gebelik sürecinde mutlaka sürekli kontrol edilmelidir ve özelliklebebeğin oluşmaya başladığı ilk dönemlerinde bebekte bir sorun olupalmadığı araştırılmalıdır. Doğumdan sonra bebeğin yaşamının ne kadarsüreceği doktor kontrolünde ne süreyle durduğuyla ilgilidir.

             Teratojen:

Doğumun ardından bebeklerin bir kısmında sebebi bilinen bazen debilinmeyen sakatlıklar bulunur. Bu oluşumlar bebeğin doğumunun hemenardından ortaya çıktığı gibi bazen çocuk büyüdükten sonra da ortayaçıkabilir. Bebeğin vücudunda bulunan fiziksel sakatlıklar doğduğu andaanlaşılabilirken, zihinsel hastalıklar ancak çocuk büyüdükten sonrabelli olur. Bu duruma bebeklerde oldukça az rastlanmaktadır. Özelliklezamanından önce doğan bebeklerde değişik sakatlıklarla karşılaşmakmümkündür. Doğumdan önce yaşamını yitiren bebeklerde de farklısakatlıklar görülmektedir. Fiziksel ya da zihinsel olarak sakatlıklarınolduğu bebeklerin çoğu bu nedenle doğumdan sonraki oniki ay içindeyaşamlarını yitirebilirler.
Gebe olanlarda sürekli seyreden bazı rahatsızlıklar da bebeğin sakatdoğmasının nedenleri arasındadır. Özellikle sara ya da şeker hastasıolan kadınların bebeklerinin sakat olma olasılığı daha fazladır. Gebekadının vücuduna bir takım mikropların girmesiyle bebek bundanetkilenebilir ve bu da sakat doğmasına neden olabilir. Özelliklesitomegalovirüs ile toksoplazma, sifiliz, rubella bebeklerin sakatdoğmasına neden olabilir. Gebe kadınların radyasyonlu ortamlardabulunması, uyuşturucu, alkol ve ilaç bağımlılığı da sakat bebekdoğumlarında etken rol oynar.
Zihinsel ya da fiziksel olarak sakat doğan bebeklerin bu şekildedoğmalarının nedeni genetik olabilir. Genlerin herhangi birininyapısında sorunların olmasından dolayı da sakatlıklara rastlanılabilir.Ayrıca kromozomların yapısındaki birtakım sorunlar sakatlıklara yolaçar. Bu gibi durumlarda çoğunlukla bebeğin sakatlığının açık nedenitespit edilemeyebilir. Sebebi belli olmayan sakatlıklar bu oluşumlariçerisinde bulunmaktadır.

             Epilepsi:

İnsan beyninde meydana gelen elektriksel aktivitenin olağan dışı birhal almasıdır. Beyinde, görevlerinin başında elektriksel akımlarıtaşımak olan nöronlar bulunmaktadır. Bunlardan beyinde oldukça fazlasayılarda vardır ve hepsi oldukça iyi bir düzen içersinde olmaklabirlikte, fazla kontrol alanları da bulunmaktadır. Fiziksel hareketler,algılama ve hafıza kontrol alanları içerisindedir. Bu bölgelerdemeydana gelebilecek olan kısa süreli ya da uzun süreli kopukluklarinsanda kriz oluşumuna neden olmaktadır. Krizler sırasında kişidekasılmalar, halsizlik ve hafıza kaybı meydana gelebilir.
Kriz sırasında kişiye hiç bir fiziksel müdahale yapılmamalıdır. Sadeceonun zarar görmesine engel olmak amacıyla çevresini koruma altına almakgerekmektedir. Kriz sırasında bilinci yerinde olmadığından kişi kendinikaybeder yüksek sesle bağırarak, çırpınabilir. Kasılma sonucududaklarını ve ağzını, dilini ısırabilir aynı zamanda ağzından köpüklüsuların geldiği de görülür.
Krizlerde oldukça ciddi sorunlar yaşanabilmektedir. Özellikle nefesalıp vermekte zorlanma sonucunda bazı hastaların hayatını yitirdiğigörülmektedir. Bu zorlanma sırasında göz bebeklerinde büyüme, şiddetliter dökme ve ten renginin koyu bir hal aldığı gözlenir. Sara’ya bağlıölüm oranları oldukça azdır. Ölüm nedenleri sıklıkla kriz sırasındameydana gelen çırpınmalardan oluşur.
Kriz sırasında kişiyi yalnız bırakmak uygun değildir. Kriz sona erenekadar yanında beklenmelidir. Kriz süresince oldukça zor anlar yaşayankişinin kriz sona erdikten sonra rahatlatılması gerekmektedir.
Bütün bu oluşumlar uzun süreli krizler için geçerlidir. Oldukça kısasüren nöbetlerde bulunmaktadır. Bunlar küçük yaşlardaki çocuklardagörülür ve şiddetli olmaz. Hafif, kısa süreli ama sık tekrarlayankrizlerdir. Bu nöbetler kendini vücudun belli bölümlerinde titreme,kirpiklerde kriz süresince oynama, gözlerde kayma ve baş dönmesi olarakgösterir. Bu krizlerin ardından kişi hiç bir şey olmamış gibi hayatınadevam eder.
Yaygın bir halk sağlığı olan epilepsinin tedavisinde de cerrahi, iyiseçilmiş hastalarda başarılı sonuçlar veriyor. Hastalığın önceliklitedavisi ilaç tedavisi olarak kabul ediliyor. Hastalar nörolojiuzmanları tarafından izleniyor. Ancak tedaviye rağmen bu hastalarınyüzde 30'u ilaca direnç gösteriyor.
Hastalara ameliyat için bir takım tetkikler uygulanır. BT, MR gibitetkikler ve EEG, uyku EEG'si, video EEG'si çekilerek uygun adaylarseçildiğinde 3 tip farklı ameliyat yöntemi uygulanabilir.
1- Rezektif cerrahi: Ameliyat öncesinde hastanın nöbet   geçirmesine yol açtığı saptanan beyin alanının beyne zarar vermeden   çıkarılmasıdır.
2-Diskonneksiyon: Buyöntemin uygulandığı hastaların beyninde krize yol açan birden fazlaelektrik odağı vardır. Hepsinin çıkarılması mümkün olmadığı içinanormal elektrik boşalımının yayıldığı yollar kesilir.
3- Vagal sinir stimülasyonu: Diğeriki yöntemden yararlanamayan hastalara uygulanır. Vagal sinirstimülatörü adı verilen bir pil vücuda yerleştirilir. Bu pilden çıkankablolar vagus sinirine bağlanır. Pil bilgisayarla ayarlanır ve beyinedüzenli sinyaller gönderilir. Hastanın beyninde anormal elektrikboşalması olacağı zaman gönderilen sinyaller krizi engeller.

            Doğumsal   Kusurlar:

  • Kepce kulak:
Kepçe kulak: Kulak kıvrımlarının yetersiz olmasına bağlı yelken   biçiminde öne doğru açılanmasıdır.
Birçok toplumda farklı yorum ve alay konusu yapılarak çocuğunpsikolojik gelişiminin etkilenmesine yol açar. Değişik toplumlardafarklı yorumlara konu olmuştur. Örneğin Japonya’da bubebekler için“şanlılık, iyi bir gelecek ve refah kehaneti” olarak kabul edilirken,uzun yıllar Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde bir antisosyallik işaretiolarak değerlendirilip özellikle cinayet eğilimli kişiliği belirlediğidüşünülmüştür. Bu nedenle de çok çeşit sıfatlarla anılmasına nedenolmuştur. Bunlardan bazıları; yarasa kulak, fincan kulak, yelken kulak,kepçe kulak, vs.
Kulak kepçesinin anne rahmindeki gelişimi hamileliğin 4-8 haftalarıarasında gerçekleşir. Bu haftalar arasında gelişmeyi durduracakherhangi bir faktör, çeşitli derecelerde kulak kepçesi kusurlarınaneden olur. Nedenler arasında kromozom kusurlarına bağlı genetik geçiş,annenin hamileliğinde geçirmiş olduğu kızamıkçık veya hamileliktekullanılan ilaçlar sayılabilmektedir.
Kulak kepçesi kusurları, sarkık kulak (lopear), fincan şeklinde (cupear), çıkıntılı kulak (kepçe kulak) ve kulak kepçesinin çok küçük veyahiç olmamasıdır (anotia-microtia).
  Yaklaşık 20 kişiden 1’inde kulak kepçesi kusuru bulunmaktadır.
Operasyon için en önemli neden kulak kusuruna bağlı olarak gelişenpsikolojik etkinin giderilmesidir. Kız çocukları bu kusuru bir dereceyekadar saçları ile gizleyebilirlerse de erkeklerde ve okul çağıçocuklarında bu hemen hemen imkansızdır. Okul öncesi genellikle gözefazlaca batmayan ve dolayısıyla psikolojik önemli bir etkisi olmayan bukusur, okul çağında değişen çevre ve ilgi nedeniyle ön plana çıkar vearkadaşları arasında ruhsal problemler yaratabilir. Bu nedenle düzeltmeyaşı olarak okul öncesi 5-6 yaşları en uygun yaş olarak belirlenmiştir.
Ameliyat, hastanın yaşına göre genel veya bölgesel anestezi ileyapılır. Bir saatlik bir operasyon olup, hastanede yatmayı gerektirmez.Sargı ve dikişler 1 hafta içinde alınır. Düzeltme işlemi kulak arkasıkatlantısından yapıldığı için herhangi görünür bir iz bırakmaz.
  • Doğumsal göz   kapağı düşüklüğü:
Pitozis, göz kaslarındaki bir bozukluk sonucu üst göz kapağınınsırkmasıdır. Doğuştan gelen pitozis sıklıkla kalıtsaldır. Göz kapağınıyukarı kaldıran kas yoktur, ya da gelişim bozukluğu vardır.
  Sonradan oluşan pitozis, yaralanma ya da kaldırıcı kasın hareketlerini   denetleyen sinirdeki bozukluklardan kaynakların.
  Göz kapağının düşük olmasında kriter, üst kapağın göz bebeği üst   sınırından 2 mm   veya daha fazla aşağıda olmasıdır.
Pitozis’te normal üst göz kapağı katlantısı görülmez. Çocuk, gözkapakları göz bebeğini kapattığı için bunu kaşını ve kafasını yukarıkaldırarak dengelemeye çalışır. Ancak ne var ki, yorgunluk ve dalgınlıkanlarında kapak düşüküğü belirginleşir ve denetimi güçleşir. Teşhiskonulduğunda hemen erken dönemde tedavisi gerekir.
Hastanın yaşına göre genel veya bölgesel anestezi uygulanır. Hafifdüşüklüklerde kaldırıcı kasın boyu kısaltılarak, daha ağır düşükkapaklarda alın kasına süspansiyon işlemi uygulanır. 1 saatlik biroperasyon olup, hasta aynı gün evine dönebilir. Dikişler 3-4 gün sonraalınır.
  • Doğumsal Boyun   Eğriliği: Tortikolis
Nadir olarak rastlanır. Kızlarda daha sıktır. Kulak arkası kemikçıkıntısından göğüs kafesi kemiğine uzanan boyun kasının kısalmasınabağlıdır. Tek taraflı kas kısaldığı için boyunda bir tarafa eğrilikoluşur. Bu tür rahatsızlığı olan çocuğa bakar bakmaz duruş bozukluğuhemen dikkat çeker. Baş yan yattığı için o taraf kulak omuza yaklaşmış,yüzü ise karşı tarafa doğru dönmüştür. Bu belirtiler kas kısalmasınınşiddetine göre değişik derecelerdedir. Hastanı başı elle kavranıp bubozuk durum düzeltilmek istenirse bunun mümkün olmadığı görülür.
İstirahat halinde boyunda köprücük kemiğinin üstünde sert iki kordonunmevcudiyeti gözle görülebildiği gibi, elle de hissedilebilir.
Başın bu şekilde anormal pozisyonu zamanla boyun omurgalarında kalıcıeğrilmelere neden olur. Yine bu kötü pozisyon nedeni ile hasta tarafomuz yükselmiş, sağlam taraf omuz düşmüş ve düzleşmiş bir haldedir.Ayrıca yüz bölgesinde de asimetrik değişiklikler ortaay çıkar.Rahatsızlığın bulunduğu taraftaki yüzün yarısında gelişmeyavaşladığından düzleşme olur ve küçük kalır.
Tortikolis’in sebepleri arasında birçok teori eleri sürülmüştür. Nedenolarak, anne rahmindeki bebeğin başının bir tarafa doğru kasılması ileveya doğum sırasında kas içinde travmaya bağlı bir kanama sonucuoluştuğu ileri sürülmektedir. Diğer bir neden ise kalıtsal olarakkromozomlarla geçiştir.



Doğumsal Kalp  Hastalıklarında Başarılı Uygulamalar


Her yıl 12 bin doğumsal kalp hastası bebek doğuyor. Günümüzdegirişimsel kardiyolojik yöntemler ve ameliyatlarla artık en ağırdoğumsal kalp hastalıkları bile başarıyla tedavi edilebiliyor. Doğumsalkalp hastalığının oluşumunda akraba evliliği, radyasyon, hamileliğinerken dönemlerinde geçirilen enfeksiyonlar, kromozom anomalileri,annenin diyabet hastası olması ve hamilelik sırasında alkol kullanımıgibi faktörlerin etkili olduğu belirtiliyor.

1000 bebekten 8'i kalp hastası
İstatistikleregöre her 1000 bebekten 8'i kalp hastalıklarıyla dünyaya geliyor. Heryıl doğan 12 bin bebeğin kalbindeki anormallikler çok ağır da olsaameliyatla düzeltilebiliyor. Kalpte delik, kapaklarda darlık, kapak veodacıkların tam gelişmemesi gibi doğumsal kalp hastalıklarının yüzde90'ının nedeni tam olarak belli değil. Ancak akraba evliliği,radyasyon, hamileliğin erken dönemlerinde geçirilen enfeksiyonlar,kromozom anomalileri, annenin diyabet hastası olması ve hamileliksırasında alkol kullanımı gibi faktörlerin bebeğin kalp sağlığıüzerinde etkili olduğu düşünülüyor.

Erken müdahale önemli
Acıbadem Hastanesi Kadıköy Kalp Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr.Tayyar Sarıoğlu, çocuklardaki kalp hastalıklarının tedavisinde erkenmüdahalenin büyük önem taşıdığını, gelişen cerrahi yöntemler, anesteziteknikleri ve yoğun bakım hizmetleri sayesinde artık 1 günlük, 2 kiloağırlığındaki bebeklerin bile başarıyla ameliyat edilebildiğinibelirtiyor:
“Doğumsal kalp hastalığı, kalbin ve kalpten çıkan veya kalbe gelen kandamarlarının anne karnındaki gelişim bozukluğuna bağlı olarak oluşur.Günümüzde bu tür problemlerin başarı ile tedavi edilebilme oranı yüksekolup, bu çocukların ileride sağlıklı birer erişkin olarak hayatlarınısürdürme şansları giderek artmaktadır. Teşhis yöntemleri ve kalpcerrahisinde sağlanan gelişmelerin sonucunda önceleri umutsuz olaraknitelenen hastalıklar bile artık iyileştirilebilmektedir.

Nedeni bilinmiyor
Doğumsal kalp hastalığı nadir görülen hastalıklardandır ve çoğundahastalığın nedeni bilinmemektedir. Çocuğun kalp anomalisi iledoğmasında ailenin bir kabahatinin olduğunu düşünmesi yersizdir. Bazıviral hastalıklar nadiren kalp kusuruna neden olabilir. Örneğinhamilelik döneminde geçirilen kızamıkçık hastalığı anne karnındakibebeğin kalp gelişimini engelleyebilir ve bazı gelişim kusurlarına daneden olabilir. Bazı vakalarda doğumsal kalp hastalığının gelişimindenkalıtım sorumlu tutulabilmektedir. Aynı ailede birden fazla çocuktadoğumsal kalp hastalığına çok ender olarak rastlanılmaktadır. Downsendromu gibi bazı hastalıklarda kalp dahil birçok organda çeşitlianormaliler görülebilir.Hamilelik döneminde kullanılan bazı ilaçlar,alkol, uyuşturucu, röntgen ışınına maruz kalma, akraba evliliği,annenin diabetik olması bebekte kalp kusuru oluşma riskini artırabilir.”

Tanı konulması
Çocuk kalp hastalıklarıyla pediyatrik kardiyoloji uzmanlarıilgileniyor. Pediatrik kardiyoloji uzmanının ilk olarak hasta öyküsünüalıp fizik muayeneden sonra gerekli testleri yaptıracağını belirtenAcıbadem Hastanesi Bakırköy Çocuk Kardiyolojisi uzmanı Prof. Dr. AyşeSarıoğlu, testler hakkında şu bilgileri verdi.
  • Ekokardiyografi: Muayenedensonra röntgen tetkiki, elektrokardiyografi (EKG), ekokardiyografi veyabazı kan testleri istenebilir. EKG çocuğa acı vermeyen bir tetkiktir.Çünkü EKG cihazı çocuğa herhangi bir elektrik akımı vermez sadeceçocuğunuzun kalbinde oluşan zayıf elektrik akımlarını algılayıp EKGkağıdına zikzak şeklinde bir kayıt alır. Kalbin kaydedilen bu atımıelektrokardiyografi(EKG) olarak adlandırılır. Ekokardiyografi tetkikide iğne kullanılmaksızın yapılan bir incelemedir. Bu tetkikte göğüsündışında ses dalgaları kullanılarak kalbin hareketli imajlarıgözlenmektedir. Bu esnada doppler tekniği ile ses dalgalarındanyararlanılarak kalp ve damarlardaki kan akımı ölçülmektedir. Kardiyologbu iki tekniği kullanarak kalbin yapısı ve işlevi hakkında bilgiedinmektedir. Bu tetkik ile kalp anomalilerinin çok büyük bir bölümüteşhisi edilebilir.
  • Fetal ekokardiyografi: Hamileliğin16. haftasından itibaren uygulanabilen, bebeğe ve anneye zararıolmayan, anne karnındaki bebeğin kalbinin ve kalpten çıkan damarlarınınyapısını ve fonksiyonlarını incelemeye yarayan bir tetkiktir. Bu tetkiksayesinde doğum öncesi bebeğinizde kalp anomalisi olup olmadığıbelirlenebilir
Göğüs röntgeni: Pediyatrik kardiyolog çocuğunkalp ve akciğerinin büyüklüğü ve şekli hakkında bilgi sahibiolmaktadır. Göğüs filmi ile alanın radyasyon oldukça düşüktür veherhangi bir yan etkisi bulunmamaktadır
  • Kalp kateterizasyonu ve anjiyokardiyografi: Çokgelişmiş bir röntgen cihazı yardımı ile yapılan ileri bir tetkiktir.Genellikle kasık bölgesinden atar veya toplar damarlar içerisineyerleştirilip, kalbe kadar ilerletilen ince bir tüp ( kateter) vasıtasıile gerçekleştirilir. Anjiyo esnasında kateterden damarlara ve kalbinodacıklarına x-ışınları ile görülebilen özel bir boya verilir. Boyanınverilmesinden sonra röntgen filmi kaydedilir. Kalp kusurunu teşhisetmek için yapılan bu tetkike anjiyokardiyografi denir
  • Kardiyak elektrofizyoloji: Çocuklardagörülen kalp ritmindeki bozukluklar bazen doğumsal nedenli, bazen isekalp ameliyatlarından sonra ortaya çıkmaktadır. Kalp ritmindekibozuklukların nedeni ve tipi kalp kateterizasyonu benzeri özel birtetkik ile belirlenebilmektedir. Kardiyak elektrofizyoloji adı verilenbu çalışma sırasında gerekirse ritm düzensizliğine neden olan odağın veanormal ileti yollarının ablasyon (radyofrekans dalgaları ile yakma )denilen bir yöntem ile tedavisi yapılabilmektedir.
KardiyakMR Bazı vakalarda tüm bu tetkikler yapılmasına rağmen kalp hastalığıtam olarak teşhis edilemeyebilir. Bu çocuklarda sorunun tam olarak neolduğunu tespit etmek için MR (manyetik rezonans) veya MR anjiyografigibi bazı ileri incelemelerin yapılması gerekli olabilir. Bu tetkiklerözellikle kalpten çıkan ve kalbe dönen büyük damarlar ve akciğer damaryapısı hakkında çok iyi bilgi vermektedir.
  • Tedavi yöntemleri
Kalpanomalisi bulunan çocukların bazılarında ilaçlarla tedavi yeterli.Ayrıca ameliyat olacak çocuğun operasyon öncesi ve sonrasında tıbbitedaviye ihtiyacı olabiliyor. İlaç tedavileriyle kalbin çalışmasınayardımcı olunuyor.


Doğumsal Kalp Yetersizliği: Birçokkalp anomalisinde karşılaşılan bir durumdur. Kalp pompası yeterincekuvvetli çalışamadığından dolayı akciğerlerde ve diğer organlarda sıvıbirikmeye başlar ve ödeme (şişliğe) neden olur. Doğumsal kalpyetersizliği bulunan çocuklar çabuk yorulurlar, hızlı ve sıkıntılı birsolunumları vardır. Diüretik olarak adlandırılan idrar söktürücüilaçlar biriken fazla sıvının atılmasına yardımcı olurken beraberindeaz tuzlu bir diyetin uygulanması gerekli olabilir. . Digoksin ve diğerbazı ilaçlar kalbin kasılmasını kuvvetlendirilebilir. Konjestif kalpyetersizliği olan bebeklerin beslenmeleri sıklıkla sorunlu olmaktadır.

Kalp Ritm Problemleri: Çocuğunyaşına bağlı olmak üzere kalp dakikada 60-150 kez atmaktadır. Bazenkalp atışı çok hızlı (taşikardi) olabilir. Bu durum her zaman doğumsalkalp hastalığına bağlı olarak gelişmeyebilir. Kalp atış hızını normalseviyeye düşürmek için ilaç kullanmak gerekli olabilir. Çocuğun kalpatışı çok yavaş (bradikardi) olabilir. Bu durum kalbin kanı pompalamafonksiyonunda azalmaya neden olabilir. Bradikardi genellikle doğumsalolarak ortaya çıkmaktadır fakat nadiren ameliyattan sonra da ortayaçıkabilir. Bazı çocuklarda kalbe uyarı vererek kalbin normal hızdaçalışmasını sağlayan bir cihaz (kalp pili - pacemaker) takılmasınagereksinim olabilir. Doğumsal kalp hastalığına bağlı olarak kalpatışında düzensizlikler (aritmi) olabilir. Bu durum ameliyattan sonrada ortaya çıkabilir ve düzensiz kalp ritminin tipine bağlı olaraktedavi edilmesi gerekebilir.
  • Kateterizasyonla Yapılan Tedaviler: Bazıkalp anomalilerinde kirli ve temiz kanın karışması bebeğin yaşamasıiçin gerekli oluyor. Bu durumda özellikle yenidoğan bebeklerde ucundabalon olan kateterle kalbe girilir ve kalbin üst odacıkları arasındadelik açılıyor. Dar olan bazı kalp kapakları da kateterizasyonesnasında balonla açılarak ameliyatsız tedavi ediliyor.
.
Ameliyatla tedavi
Doğumsal kalp hastalığı gerekli incelemeler sonucu tespit edildiktensonra ameliyata karar veriliyor. Ameliyata karar veren ekipte çocukkalp hastalıkları uzmanları ve kalp damar cerrahları yer alıyor.Doktorlar tetkikleri beraberce değerlendirerek çocuğun ameliyattanfayda görüp görmeyeceğine karar veriyorlar. Prof. Dr. Tayyar Sarıoğlu,“Çocuğunuz genellikle ameliyattan kısa bir zaman önce hastaneyeyatırılır. Hastanede kalma süresi ortalama 5 ila 10 gündür. Bu sürebazı koşullarda uzayabilmektedir. Hastanede kaldığınız sürece özellikleküçük çocuklar için sevdikleri oyuncaklar ve çocuklara özel olarakhazırlanmış giysiler temin edilecektir. Çocuğun mümkün olduğu kadarkendini ev ortamında hissetmesi sağlanmaya çalışılmaktadır. Kalpameliyatları bu alanda uzmanlaşmış doktorlar, teknisyenler vehemşirelerden oluşan bir ekip tarafından yürütülmektedir. Cerrahameliyata konsantre olurken diğerleri hastanın kan dolaşımı, solunum vediğer hayati fonksiyonlarını sağlayan cihazlarla ilgilenmektedir. "diye konuştu.

Ameliyatta kullanılan cihaz ve teknikler
  • Kalp-akciğer makinası: Açıkkalp ameliyatlarında kalp-akciğer makinası kullanılmaktadır. Bu cihazakciğerler ve kalbi devre dışı bırakarak kanın oksijenlenmesini vevücuda kan pompalanmasını sağlar. Böylece kalbin güvenle açılıp tamiredilmesi mümkün olabilir. Bu yöntemle cerrah kalbin içerisini ve kalpkusurunu rahatlıkla görür ve düzeltir. Ameliyat sonunda pompadançıkılarak kalp ve akciğerler normal pompalama ve oksijenlendirmegörevlerine geri dönerler. Bazı operasyonlar kalp-akciğer pompasıkullanılmadan yapılabilir ve bu ameliyatlara da “kapalı kalp ameliyatıdenir. Bazı açık kalp ameliyatlarında hipotermi olarak adlandırılan birteknikle ameliyat yapılması gerekebilir.
  • Hipotermi: Buteknikte çocuğun vücut ısısı düşürülerek kan akımı yavaşlatılır hattadurdurulur ve güven içerisinde kalbin tamiri yapılır.
  • Yoğun Bakım Dönemi : Ameliyattansonra çocuk yoğun bakım ünitesine alınır. Burada özel eğitimli doktor,hemşire ve teknisyenler 24 saat hizmet vermektedirler. Çocuğunuz yoğunbakımda tüm hayati fonksiyonlar bakımından bilgisayarlı elektronikcihazlarla takip edilmektedir. Yoğun bakımdaki cihazlar ve çocuğatakılı olan tüplerden dolayı endişe etmeyin. Bunların hepsi gerekli verutin olarak kullanılan ekipmanlardır. İhtiyaç kalmadığı zaman yavaşyavaş bu ekipmanların hepsi çocuğunuzdan çekilir.
Uzun sürelitakip ve kontrol: Çocuğun tedavisinde düzenli kontrol muayenelerininyapılması son derece önemlidir. Doğumsal kalp hastalığı tanısıkonulmasından ve kalp ameliyatından sonra günler, haftalar, aylarlaifade edilen kontrol randevuları verilmekte, sonra verilen burandevuların sıklığı giderek azalmaktadır. Çocuğun sorununa bağlıolarak düzenli muayene ve incelemeler gerekli olabilmektedir.
Gerekli incelemeler· kan testleri
 · elektrokardiyografi (EKG)
 · 24 saat EKG takibinin yapıldığı holter tetkiki
 · göğüs filmi
 · Ekokardiyografi
 · egzersiz testi
 · Bazı çocukların takibinde anjiyo (kalp kateterizasyonu) gerekli   olmaktadır.
 · diş eti veya ağızda kanamaya neden olabilecek dişlerle ilgili   girişimler
 · bazı mide-barsak, üreme ve idrar yolu ameliyatları ve girişimler
  • Fiziksel aktivite ve spor
Doğumsalkalp hastalığı olan çocukların çoğu fiziksel olarak tamamen aktif biryaşam sürebiliyor. Bu çocukların günlük aktivitelerine herhangi birkısıtlama getirmeye gerek olmadığını belirten Prof. Dr. Tayyar Sarıoğluve Prof. Dr. Ayşe Sarıoğlu, şu bilgileri verdi.
"Ancak ebeveynlerçocuklarının fiziksel aktivitelerine gereksiz olarak bazı kısıtlamalargetirebilirler. Bu durum akranlarıyla birarada bulunmasını engelleyerekçocuğunuzun fizik kondisyon ve yaşam kalitesinde düşmeye neden olur. Bunedenlerle pediyatrik kardiyologlar çocuğunuzun fiziksel olarak aktifbir yaşam sürmesini teşvik ederler. Bu sayede çocuğunuzun kalp veakciğer kondisyonu artar ve daha kaliteli bir yaşam sürer.“
  • Doğumsal kalp hastalıklı anne adayı
Kalbindehafif bir kusur bulunup başarılı bir ameliyat geçiren hastaların çoğudoğal bir gebelik dönemi sonrası normal doğum yapabiliyor. Bazıdoğumsal kalp hastalıklarında (ağır kalp hastalığı veya morarma ileseyreden hastalıklar) hamilelik, sağlık açısından tehlikeli olabiliyorve doğum kontrol yöntemlerinin kullanılması gerekiyor. Prof. Dr. TayyarSarıoğlu ve Prof. Dr. Ayşe Sarıoğlu, doğumsal kalp hastalıklı anneadaylarına şunları önerdi; "Doğum kontrolünün nasıl sağlanacağıhususunda, her hasta ayrı olarak değerlendirilmelidir. Bazı hastalardoğum kontrol hapı yerine diğer yöntemleri kullanmayı tercihetmektedir. Kardiyoloğunuz hangi doğum kontrol yöntemini seçeceğinizhususunda size tavsiyede bulunabilir. Genel olarak toplumda doğumsalkalp hastalığı olan çocuk doğurma ihtimali yaklaşık olarak 100 doğumda1 olarak gerçekleşmektedir. Bu oran kardeşlerde ve kardeş çocuklarında(kız veya erkek) doğumsal kalp hastalığı bulunması, anne veya babanındoğumsal kalp hastası olması durumunda biraz daha yüksektir. Kalpproblemi ile doğan çocukların yarısında problem annedeki kalphastalığına benzemektedir. Doğumsal kalp hastalıkları bebek annekarnında iken ekokardiyografi ile teşhis edilebilmektedir. Anne adayıhamilelik döneminde iyi beslemelidir ve sigara veya alkolkullanmamalıdır. Yine bu dönemde sadece doktorunun onayladığı ilaçlarıkullanmalıdır.“


     Egzema:Süt çocuğu döneminde bez bağlanan bölgede, nemli iken hemen bezinsarılması veya bezlerin kaşıntı yapması ile sıkça görülen bir sorundur.Daha büyük çocuklarda deterjan, oyun, giysilerle teması gibi etkenlerlegörülebilir. Uygun tedavi doktor tarafından önerilmelidir.

     Fıtık:
Kasıkta veya göbekte görülebilir. Kasıkta genellikle tek taraflıdır.Erkeklerde kızlara oranla kasık fıtığı daha sıktır ve bazen inmemiştestis de buna eşlik edebilir. Bu tür bebeklerin mutlak doktorkontrolünde olması gereklidir. Fıtığın karın duvarındaki delikten içeriitilmemesi ve bebekte kusmaların olması, fıtığın boğulduğuna işareteden tehlikeli bir durumdur.
 Göbek fıtıkları daha selim seyretmekte, karın duvarı kasları bebek  büyüdükçe güçlendiğinde normale dönmektedir.

     Gastroenterit:
  • Tanım:Sindirimyolunun enfeksiyonu veya irritasyonudur. Bazı durumlarda bulaşıcıdır.Mide, incebarsaklar ve kalınbarsaklar etkilenir. Her yaşta çocuğuetkileyebilir.
  • Bulgu ve Belirtiler:Kusma, ishal, huzursuzluk,  iştahsızlık, ateş.
  • Sebepler:Virüs, bakteriyel enfeksiyonlar, barsak  parazitleri.
  • Risk Faktörleri:Yetersiz beslenme, çocuğun direncini  düşüren hastalıklar, kalabalık ve sağlık açısından uygunsuz ortamlarda  yaşama.
  • Komplikasyoları ve Tekrarları Önlemek:Çocuk  beslenmesinden ve bakımından once eller ılık su ve sabunla yıkanmalıdır.
  • Tıbbi Testler:Belirtilerhakkında kendi gözlemleriniz önemlidir. Doktorunuzun alacağı tıbbi öyküve fizik muayene labaratuvarda yapılacak kan ve dışkı testleri.
  • Komplikaasyonlar:Birgünde 10 ya da üzeri sayıda bol sulu dışkılama su kaybına nedenolabilir. Çocuğun durgunlaşması, gözlerin çökmesi, ağız kkuruluğu,bıngıldakta çökme, derinin buruşması, idrar yapmanın azalması su kaybıişaretleridir.
  • Sonuç:Genelde 48 saat içindeşikayetler azalır. Eğer ishal veya kusma çok şiddetli deavm dederseciddi sıvı kaybına neden olabilir.

Tedavi
  • Ev Bakımı: Gündebir veya iki kez makattan ateşi ölçün. Çocukta sıvı kaybı belirtilerinigözleyin. Çocuğunuzun bakımından sonra veya yiyecek hazırlanmadan onceellerinizi yıkayın.
  • İlaçlar:Doktorunuza danışmadan hiçbir ilaç kullanmayın.
  • Aktivite:İyileşenekadar çocuğunuzun aktivitelerini kısıtlayın. Kusmanın durmasını izleyenyirmidört saatten sonra çocuk normal aktivitesini genellikle yenidenkazanacaktır.
  • Diyet:
•Sıvı alımı çok önemlidir, fakat bağırsakların da dinlenmeye ihtiyacı vardır.
•Biberonla veya anne sütü ile beslenen bebeklerde doktorunuz ile bebeğin  diyetini konuşun.
•Daha büyük çocuklarda su, meyva suları, ayran bitkisel çaylar verin.
•Doktorunuz size eczanelerden temin edebileceğiniz toz halindehazırlanmış tuz ve şeker karışımını önerebilir. Bu karışım tarife göresulandırılarak kullanılabilir.
•Bir yaşın altında her yirmi dakikada bir çocuğunuz istedikçe bir kezbu karışımdan diğer kezde sade suyu yaklaşık 15 ml. kadar verin. Biryaşın üzerinde 30 dakikada bir vermeyi deneyebilirsiniz. Bu arada ineksütü vermeyin ve katı gıda için zorlamayın.
•İshal sayısı azaldığında şu gıdalardan herhangi biri verilebilir; elmapüresi, muz, ekmek, havuç püresi, haşlanmış patates, yağsız et, pirinç,makarna, şeftali.
•Katı gıda verilmesini izleyen iki saat içinde ishal tekrarlanmıyorsayirmidört saat daha bu gıdalara devam edin. Daha sonra normal diyetekademeli bir şekilde geçin.
Okula, Yuvaya Dönüş:Şikayetler tam olarak geçtikten sonra dönülebilir. Bazı gastroenteritler  diğer çocuklara kolayca bulaşabilir.
Doktorunuzu Ne Zaman Aramalısınız?
•Rektal derecede 39.4C’I aşarsa.
•Komplikasyonlar kısmında değinilen sıvı kaybı belirtileri ortaya çıkarsa.
•Çocuğun şikayetlerinde 48 saatte bir düzelme görülmezse.
•Çocuğunuz iki ayın altında ise.

     Göbek Bakımı:
Doğumda kordon kesilip, bakım bir antiseptikle yapılmaktadır. Evkoşullarında, göbeği temiz ve kuru tutmak gerekir, alkol ile veya birantiseptikle bakım yapmak yeterlidir. Kordon yaklaşık 5 – 7. Günlerdekuruyarak düşer. Göbekten kanama, kötü kokulu sıvı gelmesi hallerindeveya kordon düştükten sonra sızıntı olmasında mutlaka doktoradanışılmalıdır.

     Göz  Hastalıkları:
  • Çocuklarda   Şaşılık:Göz kaymalarının pek çok nedeni ve şekli vardır. Gözlerin içe dönmesineesotropi, dışa dönmesine ekzotropi denir. Bi ışık kaynağının kornea’danyansıması ile (Hirschberg testi uygulanarak) şaşılık olup olmadığıkontrol edilebilir. Pek çok bebekte geniş ve basık burunları yüzündenyalancı içe dönme görülür. Ayrıca altı aya kadar küçük dışa dönme veiki aya kadar küçük içe dönme de normal olabilir. Bunlar dışındaşaşılık kendiliğinden geçmez. Doğuştan içe dönmelerde ameliyat altı aycivarında yapılmalıdır (hatta daha erken müdahale tartışılmaktadır).Tümör, makula ve göz sinri lezyonları da şaşılık olarak ortayaçıkabilir. Gözlükle düzelen şaşılıklarda da gözlüğün ilk bir iki ayiçinde verilmesi lazımdır. Bu yüzden şaşı olduğu düşünülen çocuklarınkısa sürede muayene edilmeleri gerekir. Çocuklarda tedaviden amaç,ambliopiye mani olmak ve beynin her iki gözü birlikte kullanmasınısağlamaktır. Ayrıca şaşılığa neden olan bir hastalık varsa onu daortaya çıkarmaktır, ileri yaşlarda da çocukluk tipi şaşılık tedaviedilebilir.
Bu müdahale hem kozmetik hem de fonksiyonaldüzelme sağlayabilir.Erişkin tipi şaşılık ise felç, kaza, tiroidoftalmopatisi gibi nedenlerle oluşur. Erişkinlerde çift görme önemlibir problem teşkil eder. Şaşılık tedavisinde gözlük, göz kasıcerrahisi, prizme ve botulinum enjeksiyonu gibi teknikler kullanılır.Şaşılık ameliyatları gözün dışında yer alan kaslara uygulanır. Bukasların geriletilmesi, kısaltılması, yerinin değiştirilmesi gibiçeşitli teknikler mevcuttur. Komplikasyon olma ihtimali çok küçüktür.Ancak belli oranlarda (% 10-20) şaşılığın tam olarak düzelmesimümkündür. Bu durumda kinci bir müdahale yapılabilir. Zira cerrahigözleri ne kadar düzeltse de onları yerinde tutan beyindir.
  •         Çocuklarda   Ambliopi:Halk arasında göz tembelliği olarak bilinir. Aslında şaşılık, kataraktgibi nedenlerle görüntünün net bir şekilde oluşmaması sonucu, beynin ogözden gelenbağlantıları azaltmasıdır. Sıklığı % 3 civarındadır.Ambliopiyi oluşturan nedenin ortadan kaldırılması, mesela şayılık ya dakatarakt ameliyatı ambliopiyi düzeltmez. Tedavi için beynin tercihettiği gözün örtülmesi (patching) ensık kullanılan yöntemdir. Atropinegöz damlası da bazen denenebilir. Göz egzersizlerinin faydası ispatedilememiştir.
Tedaviye ne kadar küçük yaşta başlanırsa okadar çabuk cevap alınır. Ambliopi tercihen üç dört yaşına kadar teşhisedilmelidir çünkü altı yaşından sonra tedavisi güçleşir. On yaşındansonra ambliopinin tedavisi mümkün değildir. Patching’e genellikle tamgün başlanmalı ve alınan cevaba göre bu süre azaltılmalıdır. Takiplerinsıklığı yaşa bağlıdır. Tedavi bşarılı olduktan sonra günde 3-4 saatkoruyucu (maintanence) patching yapılması lazımdır
  •         Çocuklarda   Katarakt:Göz lensinin saydamlığını kaybetmesidir. Ailevi olarak sıkrastlanıldığı gibi bazı sendromların parçası olarak, metabolikhastalıklar yüzenden ya da radyoterapi, steroid kullanımı, kaza gibidış etkenlerle de oluşabilir. Vakaların % 30’unda belirli bir sebepbulunamaz. Direkt oftalmoskopla kırmızı röflenin takibi kataraktınerken safhada yakalanmasını sağlar. Görmeyi önemli ölçüde azaltankataraktlar ameliyat edilmelidir. Yeni doğan bebeklerde total kataraktteşhis edildiğinde hiç beklemeden ameliyat edilmelidir. Bebeklerdekatarakt ameliyatından sonra kontakt lens ya da gözlük kullanılmasıgerekir. Göz içi lensler yeni teknikle iki yaşından büyük çocuklardabaşarıyla uygulanmaktadır. Uygun vakalarda göz içi lens sonradan datakılabilir. Ambliopinin tedavisi de cerrahi teknik kadar önemlidirlYara iyileşmesinin fazla olamsı, arka kapsülün sıklıkla kesifleşmesi,ameliyattan yıllar sonra glokom gelişmesi ihtimali çocukların ameliyatsonrası sıklı bir şekilde takibini gerektirir. Yeterli çaba veteknoloji sayesinde iyi düzeyde görme sağlanır.
  •         Çocuklarda   Nazolakrimal Kanal Tıkanıklığı:Pek çok bebekte nazolakrimal kanalın alt ucu doğumda kapalıdır.Genellikle kendiliğinden açılır. Kanal açılmazsa o gözün yaşardığıdikkat çeker. Ayrıca tanıda konjnital glokom, entropiyon gibi göz yaşısalgısını artıran faktörleri düşünmek lazımdır. Tedavide önceliklemasaj denenmelidir.
Nazolakrimal keseye yukarıdan aşağı doğrugünde 3-4 defa masaj, her defasında 3-4 kez uygulamalıdır.Antibiyotikli göz damlaları ancak enfeksiyon varsa kullanılır. Butedaviye cevap alınamazsa kanal sonda geçirilerek açılır (probing).Sekiz aydan küçük bebeklere muayenehanede probing yapılabilir.Vakaların % 90-95’i bir seferde açılır. Ancak bir yaşından sonra buyöntemin başarı şansı azalır. Probing’e cevap vermeyen vakalardasilikon tüplerle genel anestezi altında intübasyon yapaılır.
  •         Görme   Bozuklukları:Bebekler yaklaşık 2 aylıkken görmeye başlarlar, 5 – 6 aylardagösterilen bir oyuncağı izleyebilirler. Şaşılık bazı bebeklerderastlanabilen bir sorundur. Ailede görme bozuklukları varsa, gözmuayenesi yaptırılmalıdır.
  •         Çocuklarda   Glokom:Konjenital glokom göz içi sıvısının dışarı çıkarken geçtiği kanallarıniyi gelişmemesi yüzünden göz içi basıncının artmasıdır. Bu basınç gözsinirini tahrip ederek görmeye azaltır. Çocuklarda gözü dış tabakasınıoluşturan sklera esnek olduğu için göz büyür ve daha güzel gözükebilir.Daha sonra gözün ön tabakası olan kornea bu sıvı ile şişer. Fotofobi vegöz yaşarması gibi semptomlar ortaya çıkar. Kornea’nın saydamlığınıkaybetmesi geç bir bulgudur. Konjenital glokomun tedavisi cerrahidir.Çocuklarda kullanılan teknikler erişkinlerden farklıdır. Öncelikletrabekülün yarılarak fonksiyon kazanmasına yönelik girişimlerebaşvurulur.
Havale:
Bebek ve çocuklarda, ateşli veya ateşsiz, istemsiz hareketler ve şuurkaybı ile seyreden bir tablodur. Ateşli havale sağlıklı çocukların % 3– 5 kadarında görülebilir, acilen ateşin düşürülmesi, oksijen verilmesive doktora götürülmesi gerekir.
Havale geçiren çocukta acil tedaviyi izleyerek nedene yönelikaraştırmalar yapılmalı, tekrarlayan havalelerin çocukta ileridenörolojik hasar yaratma olasılığı göz önünde bulundurularak tedavilerive izlemleri ihmal edilmemelidir.
  • Ateşli Havale :
Çocuklarınbir kısmı ateşlendiğinde vücudu sertleşir, kolları ve bacakları istekdışı hareket eder, kasılır ve gözleri geriye döner, bu durum havaleolarak adlandırılır. Bu konunun uzmanları burda fazla telaşlanacak birsorun olmadığını savunurken aileler bunun tam tersi davranışlarsergileyebilir. Araştırmalara göre havale çocuklarda çok az da olsasarılık riskini çoğaltabilmekte fakat çocukların beyninde bir hasarayol açmamakta. Havale oluşmasındaki nedenin bir bölümünün çocuğunbeyninin tam olarak gelişememesinden kaynaklandığı ve beyin gelişmesinitamamladığında bu sorununda ortadan kalkacağı ayrıca diğer bir nedeninde kalıtsal olabileceği hekimler tarafından belirtilmektedir.
Çocuklar bir kez havale geçirdiklerinde bir daha geçirme riskleri hiçgeçirmeyenlere oranla daha fazladır bununla birlikte bir kez havalegeçiren çocukların bir kez daha havale geçirmesi çok sık görülmez. Ateşnöbetine giren çocukların bir çoğunda ateşlenmeyi getiren başka birproblem olduğu görülmektedir. Bu tip ateşlenmelerde nöbetler uzun sürer.
Ateşli havale genelde bir hastalığın başlangıcında ortaya çıkar veateşi önlemek için alınan önlemler havalenin ortaya çıkmasına etkigöstermez.
  Havale sırasında dikkat edilmesi gereken durumlar;
  •Çocuğunuzun fiziksel davranışlarını rahat uygulayabileceği bir yerde   olmasını sağlayın.
 •Çocuğunuzu yatırdığınız zaman başının vücudundan biraz daha yüksekte   olmasını sağlayın.
 •Nöbetlerinin süresine dikkat edin.
 •Kısa süreli nöbetlerde çocuğunuz şuurunu kaybedebilir ama bu çok kısa bir   süre sonra düzelir.
 •Üzerinde onun rahat olmasını sağlayacak giysiler olmasını sağlayın.
•Nöbet sırasında ona herhangi bir yiyecek vermeyin, daha öncedenağzında bir gıda varsa da bunu nazikçe çıkarmasını sağlayın.
•Çocuğunuzun ateş nöbeti sona erdikten sonra uyumak isterse buna izınverin ama onu yan çevirerek yatırın ve yastık kullanmasını sağlayın.
•Islak bir bez ile çocuğunuzun vücudunu silin ama nöbet halindeykenasla su dolu bir kaba sokmayın. Çocuğunuz suyun içinde iken suyutabilir ve başka bir sorun ile karşılaşabilirsiniz.
 •Çocuğunuza bir ateş düşürücü fitil vermeniz uygun olabilir. Hap vermeniz   halinde bunu yutamayabilir.
 •Çocuğunuzun geçirdiği nöbet kısa süreli ise nöbetin ardından hekiminizle   temas kurun ve görüşlerine uyun.
•Nöbetlerin süresi uzamaya başladığı zaman çocuğunuzun soluk alıpalmadığına da dikkat edin ve derhal ilk yardım çağırın.

     Hemofili:
Ailesinde hemofili hastalığı olan kişilerin, çocuk sahibi olmakistediklerinde doğum öncesi tanı yöntemlerine başvurmaları gerekiyor.Eğer bebeğin hemofili olduğu saptanırsa koruyucu faktör kullanılarakoluşacak sakatlıklar önlenebiliyor.Her 10 bin erkekten birinde görülendoğuştan bir kanama hastalığı olan hemofili genetik olarak geçiyor. Buyüzden hemofili görülen ailelerin çocuk sahibi olmak istediklerindedoğum öncesi tanı yöntemlerine başvurmaları öneriliyor. Bu yöntemlerledoğacak bebekte hemofili olup olmadığı önceden belirlenebiliyor.
Acıbadem Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü SorumluKonsültanı Prof. Dr. A. Murat Tuncer, doğumdan itibaren hastalarıncilt, eklem gibi değişik bölgelerinde kanamaya ve sakatlığa neden olanhemofili hastalığı hakkında ailelerin bilgi sahibi olmasının son dereceönemli olduğunu belirtiyor. Prof. Dr. Murat Tuncer, “Ailelere düşen enönemli olay bu konuda bilgi sahibi olup aile bireylerinde bu tipbulgular varsa doğum öncesinden tanı konabilmesinin sağlanmasıdır. Eğerhemofilili bir çocuk sahibi iseler kanama olmadan koruyucu faktörkullanımı söz konusudur. Böylelikle sakatlıkların önüne geçilmişolacaktır" diyor.
  • Genetik olarak geçiyorHemofilidoğuştan bir kanama hastalığı. Yani aile bireylerinden çocuğataşınıyor. Doğumdan itibaren hemofilili hasta cilt, eklem gibi değişikbölgelerine kanıyor. Kanamanın şeklinin yaşa bağlı olarak değiştiğinedikkat çeken Prof. Dr. Murat Tuncer şöyle devam ediyor:
"Örneğinyürümeye başlayan çocuğun çarptığı bacak ve kollarında morluklargelişir. Diş çıkaran bir hemofilili çocukta durmayan kanamalaroluşabilir. Sünnet olan bir çocuk ölümcül kanamalarla karşılaşabilir.Daha ergen yaşta bir kız çocuğunda (kızlarda görülebilen farklı birşeklinde) ciddi adet kanamaları görülebilir. Kanama plazmada normaldebulunan kanamayı durdurmaya yarayan protein yapısındaki bazıFaktörlerin yapılamamasından kaynaklanmaktadır."
  • Hemofili tipleri Hemofilinindeğişik tipleri bulunuyor. En sık karşılaşılan hemofili Hemofili Adenilen ve Faktör VIII eksikliği ile seyreden hemofilidir. Faktör IXeksikliği ise Hemofili B olarak adlandırılıyor.
Bunların X kromozomuna bağlı olarak geçen hastalıklar olduğuna işaret eden  Prof. Dr. Murat Tuncer şöyle konuşuyor:
"X kromozomundaki pıhtılaşma yapan faktörlerin üretimi ile ilgili genbölgelerindeki hata hastalığa yol açmaktadır. Kadınlarda iki Xkromozomu olması nedeni ile kadınlarda eğer hastalık tek X kromozomundaise bu hale taşıyıcılık denir ki taşıyıcı kadın kendi hasta olmadığıhalde erkek çocuğuna hastalığı taşır. Ancak hemofili bir baba ilehemofili taşıyıcısı olan bir kadının evlenmesi durumunda kız çocuklarınyüzde 50 si taşıyıcı yüzde 50 si ise her iki X kromozomunda dahastalığı taşıyacağı için gerçekten hasta olur ki bu kız çocukları çokağır kanama ile çok erken yaşta hatta doğmadan kaybedilmektedirler. Kızçocuklarında görülebilen ve hemofili ile karıştırılan bir diğer kanamabozukluğu von Willebrand hastalığı olup bu hastalıkta Faktör VIII ileilgili von Willebrand faktör eksikliği vardır. Bu hastalık yine genetikgeçişlidir.Ancak genetik geçişi farklı olduğu için kızlarda dataşıyıcılık değil hastalık söz konusudur. Kanama özellikleri hemofiliile aynıdır. Tedavi prensipleri de oldukça benzerdir."
  • Hemofili tedavisi
Hemofilitedavisinde eksik olan faktör verilerek gerçekleştiriliyor. Gerekliolan faktör damar içi yolla hastaya veriliyor. Böylece hastada faktördüzeyi artıyor ve pıhtılaşma gerçekleşiyor. Son yılların en gözdetedavisinin gen tedavisi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Murat Tuncer"Gen tedavisi henüz yeni uygulanıyor" diyor.

     Hıçkırık:
Bebeklerde diyaframa iyi gelişmediğinden ufak uyarılar onun titreşimineve sonucunda da hıçkırığa neden olur. Hıçkırık bir hastalık değildir,bebeğin pozisyonunun değiştirilmesi veya yutkunmasının sağlanmasıyeterli bir önlem olacaktır.


İdrar Yolu  Enfeksiyonları:
Büyük çocuklarda zor ve ağrılı idrar yapma, miktarında azalma veya geceişemeleri gibi bulgular ile idrar yolu enfeksiyonu düşünülürse de sütçocuklarında bu tanı kolay konamaz. Süt çocuklarında iştahsızlık, tartıakımında duraklama, bezin kuru kalması, ateş şüpheli bulgulardandır.
Tanıyı doğrulamak için idrar kültürü yapılarak gerekli antibiyotiktedavisi, gerekirse ultrasonografi veya diğer radyolojik tetkiklerinyapılması gerekir. Kız çocuklarında idrar yolu enfeksiyonu daha sıktır,önlemek için bebeğin altını önden arkaya doğru temizlemelidir.
İdrar yolu enfeksiyonlarında yineleme olasılığı yüksek olduğundan,uygun aralıklarla idrar kültürleri alınarak bebeğin veya çocuğunizlenmesi uygundur.

İshal:
Yeni doğanda, anne sütü ile beslendiğinde her beslenmeden sonra altınsarısı renginde, hafif sulu dışkı çıkması normaldir. Ancak daha büyükçocuklarda çok sayıda, günde 8 – 10 kez, sulu, yeşil ve bazen kötükokulu dışkı yapılması ishal olarak tanımlanır. Özellikle sütçocuklarında sıvı kaybı olacağından, ishalde az ve sık beslenme,kaybedilen sıvının yerine konması hedeflenir. İshali olan çocuk açbırakılmamalı, uygun diyet ile beslenmelidir. Dilde kuruluk,bıngıldakta çökme, bebekte sıvı kaybının belirtileridir ve doktorabaşvuru gerektirir. Ateş ve ishal varlığında ateş düşürücü fitillerinuygulaması ishali daha da arttıracağından kullanılmamalıdır. Anne sütüile beslenen bebeklerde anne sütü asla kesilmez, aksine tedavi ediciözelliği vardır.
İshale çok çeşitli etkenler yol açabilen bakteriler, virüsler, gıdazehirlenmesi, parazitler gibi, ateş, ishal, kusma, dışkıda kangörülmesi araştırmaları gerektirir ve doktora danışılmalıdır.

Kabakulak:
Bütün yaş gruplarını etkileyen, kulağın altında, çene kemiğinin hemenyanını kaplayan ağrılı ve ateş ile beliren bir virüs hastalığıdır.Bazen karın ağrıları ve kusma da eşlik eder, ateş ve kusmanınşiddetlenmesi hastanın beslenmesini engelleyebilir. Hatta hastaneyeyatırılması bile gerekebilir. Çocukların hastalığı geçirip, aktifolarak bağışık hale gelmeleri arzu edilir, zira ileri yaşlardagörüldüğünde, erkeklerde testislerin iltihaplanması olasılığı yüksektirve kısırlık nedeni olabilir. Aşı ile korunulabilir
 Kabakulak Bulaşıcıdır


Kabakulak bulaşıcı bir hastalıktır ve tükürük bezlerinin şişmesineneden olur. Taşıyıcılık şişmenin bir gün öncesinden 3 gün sonrasına deksürer. Bu hastalık genellikle 2 hafta sürer ve geçirildikten sonrayaşam boyu bağışıklık bırakır. Hasta kişi ile temasdan 12-25 gün sonrabelirtiler ortaya çıkabilir. Bu gibi belirtilerde doktorunuzabaşvurmanız hastalığın tanısının konması açısından gereklidir. Fakathastalık için özel bir tedavi şekli yoktur; yalnız hastalığın yanetkileri tedavi edilebilir.
  • Belirtileri
Ateş,baş ağrısı, kas ağrısı ve kulak önündeki tükürük bezlerinin 3 ile 7 günsonra şişmesi görülür. Çiğneme ve yutkunma sırasında ağrılarhissedilir. Ayrıca yüzde de şişme görülür. Bu şişme 1. haftanın sonunadoğru azalır. Çocuk 2. haftanın sonuna doğru taşıyıcı olmaz.

Kabızlık:
Süt çocuklarında dışkılama sayısı beslenme şekline ve aileviözelliklere göre değişkenlik gösterir. Anne sütü ile beslenen bebeklergenellikle 6 – 8 kez, altın sarısı, gevşekçe kaka yaparken, bazen de 5-6 günde bir sert kaka yaparlar. Hazır mamalar ile beslenen bebeklerinkaka sayısı daha azdır, kıvamı koyudur, rengi koyudur. Bu bebekler debazen 5 – 6 günde bir dışkılama alışkanlığındadır. Bebeklere dışarıdanuyarılarla, fitil uygulaması ile dışkı yaptırılması önerilmez, bubebekleri tembelliğe yönlendirir.
Daha büyük çocuklarda, tuvalet alışkanlığının verilmemiş olması,tuvaletten korkma, anusta çatlakların varlığı, diyette yeşil sebzelerinve lifli besinlerin azlığı kabızlık nedeni olabilir.
Bazı hastalıklarda da bu basit nedenler dışında kabızlık olabilir.(bağırsak daralması gibi) inatçı kabızlıklarda doktora danışılmalıdır.

Kızamık:
Ateş, nezle, gözlerde kızarıklık, çapak gibi belirtilerle başlayan,ardından sıra ile yüz, vücut ve kol – bacaklarda kırmızı, birbiri ilebirleşme eğiliminde döküntülerle seyreden bir viral hastalıktır.
 Zatürree, kulak iltihabı gibi komplikasyonlar sıktır ve dikkatli tedaviyi  gerektirir.
 Aşı ile önlenebilir bir hastalıktır, düzgün aşılar yapılan çocuklarda  görülme olasılığı düşüktür.

Kızamıkçık:
Kızamığa benzeyen döküntüleri olan, ancak selim seyreden, kulak arkasıve boyunda lenf bezlerinde büyüme ve ağrı olan, bir virüs hastalığıdır.Gebeler için bebekte konjeniral anomali (kalpte dnomoli, gaz bozukluğu,zeka geriliği) yapma olasılığı yüksektir. Bu nedenle gebe kalmadan önceannenin hastalığı geçirmiş olması veya aşılanması tercih edilir.
Genelde hafif geçirilen bir hastalıktır. Kuluçka evresi genelde 16-18gündür ve ilkbaharda görülür. Çocuğunuzun ıstırahat etmesi gereklidirfakat yatakta olması gerekmeyebilir. Çocuğunuzun ateşini süreklikontrol edin. Eğer ateşi yüksekse düşürmeye çalışın ve bol bol sıvıalmasını sağlayın. Kızamıkçık aşısı hastalığı önler. 15-18 aylıkbebeklere, tüm puberte öncesi çocuklara, bağışıklığı olmayan ve 3 ayiçinde gebe kalmayı düşünmeyen tüm gebelik sonrası kadınlara aşılamayapılmalıdır. Hamilelere aşı uygulanmamalıdır.
  • Belirtileri
Hafifsoğuk algınlığı gibi başlayan ve boğaz ağrısı ayrıca kulak arkasındakibezelerde şişmeyle devam eden bir hastalıktır. Takip eden günlerde ateşyükselmesi ve renkli lekeli döküntüler görülür. Beşinci günden itibarençocuğun genel durumunda bir iyileşme başlar.
Bu gibi belirtilerdedoktorunuza başvurmanız hastalığın tanısının konması açısındangereklidir. Fakat hastalık için özel bir tedavi şekli yoktur. [/FONT]
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #2 : Ağustos 09, 2007, 01:49:23 ÖÖ »

K-Z

Kızıl:
Agrubu Beta hemalitik streptokoklar boğazda yerleşip tonsilit (bademcikiltihabı) ile birlikte ciltte yaygın kırmızı döküntülere nedenolmaktadır. Mutlaka tedavi edilmesi gereklidir, tedavi edilmeyenolgularda tehlikeli komplikasyonlar gelişebilir. Birkaç kezgeçirilebilir.
Konak:
Sütçocuklarında, saçlı deride, bazen kaşlar üzerinde sarı, yağlımsı birtabaka belirir. Seborik dermotit-konak adı verilen bu tabaka, saçlıderinin yıkandıktan sonra fırçalanması, yeterli olmazsa uygunpomatların kullanımı ile kısa sürede tedavi edilir. Tekrarlayıcıolabilir.
Konjuntivit:
Özellikleyeni doğan bebeklerde çapaktan öte, gözlerde iltihaplı akıntı +kızarıklık ile seyreder, bulaşıcıdır. Gözlerin kaynamış ılınmış su ilegazlı bezle temizlenip, antibiyotikli damla veya pomatlarınkullanılmasını gerektirir. Tekrarlayıcı olduğunda göz kanallarınıntıkanması düşünülebilir, göz pınarına masaj yapılması ve doktoradanışılması uygundur.
Krup:
Birçeşit gırtlak enfeksiyonudur. Krup nöbet şeklinde ve genelde geceleriolur, ortalama 2 ya da 3 saat kadar sürer. Krup sırasında solunumdagüçlük ve akciğerlerden ses gelmesi gözlenir.
Bu durumda çocuğunuzun solunumunu kolaylaştırmak için odasına kaynayan su  koyarak nemlendirin ve doktorunuzu arayın.

Kulak  Sorunları:
Kulakenfeksiyonları zamanında ve iyi tedavi edilmezse ileride daha büyükproblemlere sebep olabilir. Kulağın anatomisinin içinde dış kulak ortakulak, iç kulak, kulak zarı ve işitme siniri yer alır. Ayrıca östakiborusu boğazın arkasında kulağa açılır.
DışKulak İltihabı: Dış kulağın derisinde klorlu suda çok kalmakla ya dadış kulak derisinin yabancı bir cisim tarafından çizilmesiyle dış kulakiltihabı meydana gelir.
Belirtileri
Kulak içi kaşıntısı ve kanalda kızarıklık olabilir. Ayrıca kulaktanakıntı gelebilir. Bu gibi belirtilerde doktorunuzu arayın. Dikkatedilmesi gereken bir durumda çocuğu yıkarken kulağına sukaçırılmamasına dikkat edilmesidir.

Orta Kulak İltihabı: Orta kulak iltihabını geçiren hastaların büyükçoğunluğunu çocuklar oluşturmakta erişkinlerde daha az görülmektedir.Özellikle kulak ağrısının oluşmasındaki en büyük faktörüoluşturmaktadır. Orta kulaktan bir bölüm üst solunum yollarıylabirleşmektedir ve bu nedenle de üst solunum yollarında bir rahatsızlıkolması durumunda orta kulakta da sorun oluşabilmektedir. Orta kulakiltihabı yaşayan çocuklara tedavi amaçlı antibiyotikler verilmekte vehastalık bu şekilde tedavi edilmeye çalışılmaktadır. Kulak zarınınzarar görmesi, duyma duyusunun kaybolması, sinir felci ya da menenjitgibi hastalıklar kulak kenarındaki kemikte oluşan iltihabıniyileşmemesi durumunda ortaya çıkabilmektedir. Bu hastalığayetişkinlerde oldukça az rastlanmaktadır. Bu nedenle risk faktörüçocuklardır.
Kulağa yabancı bir madde girmesi nedeniyle orta kulaktan kulağa salgıiletilmektedir. Bu salgıda boğaza inmektedir. Orta kulaktan boğazasalgının inmesini sağlayan kanal bir üst solunum enfeksiyonu nedeniylekapandığında salgı boğaza akamamaktadır. Bu durumda da orta kulaktailtihap oluşur. Bu nedenle gripal enfeksiyonla birlikte orta kulakiltihabına rastlamak mümkündür. Kulak kenarındaki kemiğin büyümesi,orta kulaktan kulağa salgının akmasını sağlayan kanalın şişmesi alerjikdurumlarda ortaya çıkabilir. Ayrıca kulak kenarındaki kemikte iltihabınoluşmasının bir nedenide bakteriler olabilir.
Tedavi amaçlı kulak zarı temizlikleri, antibiyogram ve kültüryapılabilir. Ancak antibiyogram ve kültür tedavisi kulaktan bir akıntıgelmesi halinde yapılmaktadır. Tedaviye başlarken öncelikle yapılmasıgereken kulak kenarındaki kemiğin iltihaplanmasına engel olmaktır.Şiddetli ağrı ve ateşlerde ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçlaralınabilir. Ciddi durumlarda, örneğin kulak zarının delinmesi halindepansuman yapılabilir. Kulak zarı delindiğinde kulaktan bir sıvıgeldiğide görülür. Antibiyotik alınmasını gerektiren durumda iltihabaneden olan bakterilerdir. İlaç tedavisiyle orta kulaktaki salgınınboğaza akmasını sağlayan kanalın şişkinliği de biraz giderilebilir.
Belirtileri
Çocuklarda,
• Yüksek ateş olması
• Burun akması
• Uyku halinde ağlama
• Elini sürekli kulağında tutma
• Yeme problemleri
• Uyuma problemleri ve beraberinde gelen huzursuzluk
 Erişkinlerde,
• Mide bulantıları ve kusma
• Titremeyle birlikte ateş yükselmesi
• İşitme güçlüğü
• Sürekli devam eden kulak ağrıları
• Kulağın şişmiş olduğunu hissetme
• Burunda kanama olma
Yukarıdaki belirtilerin görülmesi durumunda orta kulak iltihabı oluşmuşolabilir. Siz ya da çocuğunuz kulağınızdaki ağrıyla birlikte duymaktazorlukta çekiyorsanız, ayrıca yüksek ateş de oluşuyorsa doktorabaşvurmalısınız. Kulak kenarındaki kemiğin iltihaplanması ve tedaviedilmemesi halinde önemli derecede işitme problemleriyle karşı karşıyagelinebilir.

Çocuğunuzun İşitme Kaybı Olup Olmadığını Belirleyin: Eğer çocuğunuzunişitme kaybı olduğuna inanıyorsanız bu doğru olabilir. Aşağıdakisorular bunu belirlemenizde size yardımcı olacaktır. Lütfen hepsinidikkatli bir şekilde okuyun, size, ailenize ve çocuğunuza uyanfaktörleri belirleyin.
İşitme kaybının belirtileri:
Gebelik sırasında

·
Anne kızıl, soğuk algınlığı veya viral bir enfeksiyon  geçirmiş,
·Anne alkollü içecekler kullanmış,
·Ailede bir ya da birden fazla kişiden hayatın erken  dönemlerinde ortaya çıkan kalıcı işitme kaybının olması.
Yeni doğan (doğumdan ilk 28’inci güne kadar)
·1500 gramın altında doğum tartısı,
·Yüzde normal olmayan görünüm,
·Doğuştan sarılığının olması ve kan değişimi uygulanması,
·Beş günden fazla çocuk yoğun bakım ünitesinde kaldı mı?
·Damardan verilen bir antibiyotik aldı mı?
·Menenjit oldu mu?
Bebek (9 günlükten 2 yaşına kadar)
·
Damardan verilen bir antibiyotik aldı mı?
·Menenjit geçirdi mi?
·Nöroljik bozuklukları oldu mu?
·Kulağından kan geldiği veya gelmediği ağır bir kafatası  kırığı geçirdi mi?
·Kulağından sıvı gelen, üç aydan fazla süren ve tekrar eden  kulak enfeksiyonları geçirdi mi?
Çevreye olan yanıt (konuşma ve dil gelişimi)
Yeni doğan (doğumdan 6 aylığa kadar)

·
Beklenmedik yüksek bir sese karşı hareket ederek,  ağlayarak vey aherhangi bir şekilde yanıt verdi mi?
·Gürültüde uyanıyor mu?
·Sesleri serbeste olarak taklit eder mi?
·Sadece ses ile teskin edilebiliyor mu?
·Kafasını sizin sesinizin geldiği yöne çeviriyor mu?
Genç bebek (6-12 aylık)
·
Sorulduğu zaman tanıdık bir kimseyi veya nesneyi  gösteremez.
·Saçma sapan sesleri hiç çıkarmadı.
·12 aylıkken el salla veya ellerini çırp gibi basit  ifadeleri anlamıyor.
Bebeğin (18 aylık-2 yaş)
·Yumuşak bir sesin geldiği yöne ilk çağırışta bakmaz,
·Çevredeki seslere karşı tepki göstermez,
·Ilk çağrıya cevap vermez,
·Sese cevap vermez veya sesin nereden geldiğiniz bulamaz,
·Tanıdık kişiler veya nesneler için basit kelimeler kullanmaya  başlamaz,
·Kendi yaşlarının kullandığı sesleri veya dili kullanmaz,
·Televizyonu anormal sesle dinlemez,
·Anlamada ve kelime kullanmada sürekli bir gelişim  göstermez.
 Tüm bu durumlarda dikkatli olunuz! Siz ne yapmalısınız?
Eğer yukarıda belirtilenlerden birini veya daha fazlasını çocuğunuzdabuldunuzsa, normalden daha fazla olarak işitme kaybı gözükme şansıvardır.
Eğer çocuğnuzda bunlardan biri varsa muhakkak bir kulak muayenesini veişitme testi yaptırmalısınız. Bu her yaşta yahıbalir. Doğumdan hemensonra bile mümkündür.
Eğer bunların hiçbirini bulamamanıza rağmen hala şüpheleniyorsanız ozaman bir odyologa işitme testi ve bir konuşma uzmanına da konuşmayı vedil gelişimini inceletebilirsiniz. Eğer işitme kaybı yoksa testyaptırmakla bir şey kaybedilmeyecektir. Ancak eğer çocuğunuzun işitmekaybı varsa teşhisin gecikmesi konuşma ve dil gelişimini etkileyecektir.
Bu broşür sadece çocuklarıyla ilgilenenler için hazırlanmışıtr. Hiçbirzaman kulak muayenesinin veya işitme testinin yerini tutamaz.Yukarıdakilerden hiçbir olmadan da çocuklarda işitme kaybı olabilir.
Siz ve aileniz genelde ilk olarak bunu fark edersiniz. Eğer herhangibir an çocuğunuzun işitmesinden şüphe ederseniz bunu doktorunuzlatartışın.
 Bebeğinizin işitmesi her yaşta profesyonel olarak ölçülebilir.
İşitme testleri yeni doğanlara da test yapma imkanı sağlamaktadır. Bazıbebeklerin işitme kaybına uğrama şansları diğerlerinden daha fazladır.Eğer çocuğunuzda yukarıdakilerden herhangi birini veya daha fazlasınıbulursanız muhakkak bir işitme testi yaptırmalısınız.
Bütün çocuklar okula başlamadan önce işitme testinden geçirilmelidir.Bu aile veya çocuk tarafından fark edilmeyen küçük kayıpları ortayakoyar. Bir kulakta meydana gelen işitme kaybı da bu yolla tespitedilebilir. Böyle bir kayıp aşikar olmamasına rağmen konuşma ve dilgelişimini etkiler.
İşitme kaybı kulak kiri veya kulakta sıvı varsa da oluşabilir. Bu tipçocuklar tıbbi veya cerrahi tedaviden sonra işitmelerini kazanırlar.
Geçici işitme kayıplarının aksine bazı çocuklarda sinirlerdekiproblemden dolayı kalıcı işitme kayıpları oluşur. Bu çocukların büyükçoğunluğunda kullanılabilir işitme vardır. Çok azı tamamen sağırdır.Erken teşhis, erken işitme yardımı ve özel eğitime erken başlanmasıçocuğun var olan işitmesinden maksimum olarak yararlanmasını sağlar.
Doç. Dr. Dilaver ÖZTURAN

Bebeğiniz Sizi Duyuyor mu?: Akraba evlilikleri doğum öncesinde ve doğumsonrasında yaşanan sorunlar çocuklarda işitme kaybına neden oluyor.Acıbadem Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. AliDemir, “Aileler doğumsal işitme bozukluğunu bebeklerini iyi izleyerekyakalayabilirler,” diyor.
Türkiye’de akraba evliliklerinin ve enfeksiyon hastalıklarının görülmesıklığının yüksek olduğu, bunun da doğumsal işitme kayıplarınıartırdığı belirtiliyor.
Op. Dr. Ali Demir, yenidoğanlardaki doğumsal işitme kaybının ABD veİngiltere’de yapılan araştırmalara göre binde 2-4 olduğunu belirtiyor.Türkiye’deki oranın bundan daha fazla olduğunun tahmin edildiğinisöyleyen Op. Dr. Ali Demir, nedenlerin doğumsal ve edinsel olarak ikiyeayrıldığını vurguluyor.
Doğumsal işitme kaybına neden olan çok sayıda genetik hastalık var.Genetik hastalıklar dışında annenin gebelik sırasında geçirdiği,kızamıkçık, toksoplazma, herpes simpleks gibi enfeksiyonlar, gebelikteototoksik ilaç ve alkol kullanımının önemli rol oynadığına dikkat çekenOp. Dr. Ali Demir, şöyle konuşuyor:
“Doğum sırasında ve hemen sonrasındaki sorunlar işitme kaybına nedenolabiliyor. (Örneğin erken doğum, düşük doğum tartısı). Çocuğungeçirdiği menenjit, kabakulak, kızıl, kızamık ve kulak iltihapları gibienfeksiyon hastalıkları, edinsel işitme kaybının önde gelennedenleridir.”
İşitme kaybı nasıl anlaşılır?
0-1 yaş arası bebeklerde işitme işlevinin aile tarafındandeğerlendirilebileceğini belirten Op. Dr. Ali Demir, şu bilgiyi veriyor:
Doğumdan hemen sonraki dönem: Bebeğiniz, el çırpması, kapı çarpmasıgibi seslerle irkilmeli ve bu seslere yanıt olarak gözlerini kırpmalıveya açmalıdır.
1 aylıkken: Bebeğiniz,elektrik süpürgesi sesi gibi ani ve uzayan sesleri fark etmeli ve busesler başladığında bir an durup dinlemelidir.
4 aylıkken: Sizigörmediğinde bile sesinize tepki göstermelidir. Bu tepki sakinleşme yada gülümseme şeklinde olabilir. Arkasına yaklaşıp yandan onunlakonuştuğunuzda başını veya gözlerini size doğru çevirebilir.
7 aylıkken: Başkaşeylerle çok meşgul değilse, odanın öbür ucundan gelen sesinize veyaher iki yanından gelen çok alçak sesli uyaranlara doğru hemendönmelidir.
9 aylıkken: Günlük olağan sesleri dikkatledinlenmeli, görüş alanı dışındaki alçak sesleri araştırmalıdır. Yükseksesle mırıldanmaktan, hecelemekten hoşlanmalıdır.
1 yaşında: İsmineve anne, baba, dede, mama gibi tanıdık isimlere az çok yanıt verebilir.“Hayır”, “cıs”, “bay bay” gibi sözcüklere eşlik eden jesti görmese biletepki gösterebilir.”
Bir yaşından sonra da ailenin gözlemininsürmesi büyük önem taşıyor. Konuşma 3-4 yaşına kadar gecikebilirse debu tür konuşması geciken çocukların kulak burun boğaz muayenesinden vetam bir odyolojik incelemeden geçirilmesi gerekiyor. Op. Dr. Demir,daha ileri yaşlarda televizyon sesinin fazla açılmasının ve okulbaşarısızlığı gibi gözlemlerin aileleri uyarması gerektiğinihatırlatıyor.
Tedaviye ne zaman başlanmalı?
Çocukların konuşabilmesi için işitiyor olması gerekiyor. Doğumdan sonrakulağın tam olarak geliştiğini belirten Op. Dr. Demir, “İşitmeninbeyindeki bağlantı yolları ve merkezleri 2-3 yaşına kadar tamamlanır.Bu nedenle tedaviye ne kadar erken başlanırsa sonuç da o ölçüde iyiolur” diye konuşuyor.
Teşhisi nasıl yapılıyor?
İşitme bozukluğu ile ilgili olarak kulak burun boğaz muayenesi veodyolojik testlerle teşhis konulabiliyor. Yenidoğan döneminde en uygunyöntemin otoakustik emisyon testi olduğunu söyleyen Op. Dr. Demir, “Heryeni doğanın bu yöntemle taranması gerekiyor. Bunların yanısıraelektrokokleografi, ABR; saf ses odyometri ve impedans odyometri deteşhiste kullanılır. Çocuğun yaşı ve işitme kaybının türüne göre butestlerin biri veya birkaçı birarada uygulanır” diye ekliyor.
Tedavisinden hangi yol izleniyor?
İşitme kaybının derecesine göre tedavide izlenen yol değişiyor. İçkulak tipi işitme kayıplarında, çocuk kaybın derecesine göre işitmecihazı veya koklear implant (biyonik kulak) uygulaması yapılıp yoğunbir işitme ve konuşma eğitimine tabi tutuluyor.

Bebeğim  Normal Duyuyor mu?: Çocuğunuzun işitme kaybı olup olmadığını  belirleyin
Eğer çocuğunuzun işitme kaybı olduğuna inanıyorsanız, bu doğruolabilir. Aşağıdaki sorular bunu belirlemenizde size yardımcıolacaktır. Lütfen hepsini dikkatli bir şekilde okuyun. Size, ailenizeve çocuğunuza uyan faktörleri belirleyin.
İşitme kaybının belirtileri
Gebelik sırasında
· Anne, kızıl, soğuk algınlığı veya viral bir  enfeksiyon geçirmişse,
· Anne, alkollü içecekler kullanmışsa,
· Ailede bir ya da birden fazla kişide hayatın erken  dönemlerinde ortaya çıkan kalıcı işitme kaybı varsa.
 Yeni doğan
(Doğumdan ilk 28’inci güne kadar)
· 1500 gramın altında doğum tartısı,
· Yüzde, normal olmayan görüntü,
· Doğuştan sarılığın olması ve kan değişimi  uygulanması,
· Beş günden fazla çocuk yoğun bakım ünitesinde  kalması.
· Damardan verilen bir antibiyotik almış olması.
· Menenjit geçirmiş olması.
 Bebek (9 günlükten 2 yaşına kadar)
· Damardan verilen bir antibiyotik almış olması.
· Menenjit geçirmiş olması.
· Kulağından kan gelsin veya gelmesin ağır bir kafatası  kırığı geçirmiş olması.
· Kulağından sıvı gelen, üç aydan fazla süren, tekrar  eden kulak enfeksiyonları geçirmiş olması.
· Nörolojik bozuklukları olması.
Çevreye olan yanıt (Konuşma ve Dil Gelişimi)Yenidoğan (Doğumdan 6 aylığına kadar)
· Beklenmedik yüksek bir sese karşı hareket ederek,  ağlayarak veya herhangi bir şekilde yanıt verdi mi?
· Gürültüde uyanıyor mu?
· Sesleri serbest olarak taklit eder mi?
· Sadece ses ile teskin edilebiliyor mu?
· Kafasını sizin sesinizin geldiği yöne çeviriyor mu?
 Genç Bebek (6-12 aylık)
· Sorulduğu zaman tanıdık bir kimseyi veya nesneyi  gösteremez.
· Saçmasapan sesleri hiç çıkarmadı.
· 12 aylıkken el salla veya ellerini çırp gibi basit  ifadeleri anlamıyor.
 Bebeğim (13 aylık-2 yaş)
· Yumuşak bir sesin geldiği yöne ilk çağırışta bakmaz.
· Çevredeki seslere karşı tepki göstermez.
· İlk çağrıya cevap vermez.
· Sese cevap vermez veya sesin nereden geldiğini  bulamaz.
· Tanıdık kişiler veya nesneler için basit kelimeler  kullanmaya başlamaz.
· Kendi yaşıtlarının kullandığı sesleri veya dili  kullanmaz.
· Televizyonu normal sesle dinlemez.
· Anlamada ve kelime kullanmada sürekli bir gelişim  göstermez.
Tüm bu durumlarda dikkatli olunuz.

Kulak  İltihabı (OTİT): Özelliklesüt çocuklarında ortakulak ile nezoforinks arasındaki öztaki borunundüz olmasından kaynaklanan, yatarak beslenme şeklinin de olumsuz etkenolduğu ortakulak iltihapları sıkça görülür.
Çift taraflı daolabilir. Bakteriler veya virüsler gelişiminden sorumludur. Ortakulakiltihabı, süt çocuğunda ateş, kusma, ağlama gibi belirtilerle büyükçocukta ise ek olarak, kulak ağrısı ile birlikte seyreder.
 Otoskop adı verilen aygıt ile kulağa bakıldıktan sonra tanı konup, uygun  ilaç tedavisi yapılmalıdır.
 Kulağın üzerinde baı yapıldığında bebeğin ağlaması kulak iltihabı  varlığını göstermez.
 Dış kulak yolu iltihapları daha çok büyük çocuklarda görülür.

Kusma:
Anne sütü ile beslenen bebeklerde bazen gaz çıkarmalar sırasında küçükkusmalar olur. Bebeğin tartı akımı normal ise, sorun yoktur. Ama, bazende kusma bir hastalığın belirtisi olabilir, apandisitte, ishaller,idrar yolu enfeksiyonu, menenjit, travmalar, kulak iltihabı, tonsillit,sarılık (hepatit) gibi hastalıklar ve bazı metabolizma hastalıklarıkusma ile seyreder. Süt çocuklarında tartışlasında duraklama vefışkırır tarzda, gittikçe ilerleyen sıklıkta kusmalarda pilav stenozudenilen, mide çıkıntısında daralma ile seyreden bir hastalık düşünülür,kusma, altta yatan neden belirlenirken tedavi edilmelidir. Ağızkenarından sızıntı tarzında kusan süt çocuklarında telaşa kapılmamalı,ancak safralı kusan, dışkı yapmayan veya gaz çıkarmayan bebekler içindoktora başvurulmalıdır.

Menenjit:
Beyin zarlarının iltihabı, (bakteri, virüs gibi) kusma, yüksek ateş,başağrısı vücutta döküntüler gibi belirtilerle doktora başvuruyugerektirir. Günümüzde uygun antibiyotiklerle çok iyi sonuçlaralınmaktadır.
Süt çocuklarında bıngıldağın kabarık ve hareketli oluşu şüphe çeken birbulgudur. Tedavi ve omurilik sıvısındaki laboratuvar bulguları vetekene göre planlanır. Hastane tedavisi gereklidir. Tedavi edilmeyenolguların seyri iyi değerdir.
Beyinde ve omurilikte bulunan zarların iltihaplanması menenjit olaraktanımlanmaktadır. Hastaların büyük çoğunluğunda, menenjit vücudun diğerbölümlerinde ortaya çıkan enfeksiyonlar nedeni ile kendinigöstermektedir. Virüslerden ortaya çıkan menenjit hastalarda ciddisağlık sorunları yaratmazken bakterilerden ortaya çıkan menenjit dahaciddi sorunların yaşanmasına neden olur.
Menenjit toplu halde yaşanılan ortamlarda bulaşıcı olabilmektedir.Genel olarak henüz ikinci yaşını doldurmamış çocuklarda ortayaçıkmaktadır.
Menenjit bebeklerde en nelirgin şekilde kendini uzun süreli ağlamalarlave bıngıldaklarda şişmeyle göstermektedir. Bebeklik dönemini geçmişolan çocuklarda ise ışığa bakamama, nöbet, zaman zaman bilinç kaybı,başağrısı, sırt, ense ve omuz bölgelerinde gerilme, bazı bölgelerdekırmızı döküntü, ateş, mide bulantısı, kusma ve ayrıca hastanın öneeğik durması halinde sırtta ağrı hissedilmesi şeklinde kendinigösterebilmektedir.
Belirtilen şikayetleri çocuğunuzda gözlemliyorsanız vakit kaybetmedendoktora gitmeniz gerekmektedir. Hastanın belinden alınan su ile hücresayımının yapılmasının ardından, protein, glikoz ve basınç miktarıölçülür. Bu işlemin ardından kan ve idrar tahlilleri yapılır. Kulak veburundan alınan sıvılar ile hastalığa neden olan bakteri tespit edilir.
Hastalık tespit edilen kişiler derhal müşayede altına alınır ve tedavibu şekilde tamamlanır. Menenjit bulaşıcı bir hastalık olduğu için hastayakınları incelenmelidir.


Mongol  Lekeleri:
Özellikle esmer bebeklerde yaklaşık bir yaşlarında kaybolan, lekeler,sırt, bazen de bacaklarda morarma doğumsal lekeler olur. Nedeni bellideğildir, kendiliğinden geçer ve bir hastalık belirtisi değildir.
    Nefrit:
Böbreklerin iltihabı hastalığıdır. Çocukta et çalkantı suyu gibiidrarı, göz kapaklarında ödem görülmesi gibi bulgular nefritidüşündürdüğünden bu tür yakınmalarda mutlaka doktora danışılmalıdır.Nefritler çok çeşitlidir, bazen tansiyon yüksekliği de eşlik eder,ileri araştırmalar yapılması nedene yönelik tedaviye olanak verecektir.
    Omurga  Eğriliği:
Adım adım Skolyoz cerrahisi
Skolyoz, gelişme çağında omurganın yana doğru eğilmesiyle oluşan birsağlık problemi. Okullarda yapılacak taramalarla erkenden saptanmasımümkün olan skolyoz, her 100 kişiden 1 ya da 3’ünde görülebiliyor.İlerlemiş skolyoz vakalarının %80’inin nedeni bilinmiyor. Diğer %20’likgrupta ise ilerleyici kas ve sinir hastalıkları, kemiktekienfeksiyonlar skolyoz oluşumuna neden oluyor. Tedavi edilmediğindeciddi sırt ağrılarına yol açan skolyoz, erişkinlik döneminde kalp veakciğer hastalıklarına neden oluyor. Acıbadem Hastanesi Ortopedi vetravmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Osman Güven skolyozun ameliyatla tedavisihakkında merak edilen soruları yanıtladı:
Skolyozun tedavisinde ameliyatın rolü nedir?
Skolyoz erken teşhis edilirse egzersiz ve korse kullanımı ile bilinçlibir takip yapıldığı takdirde ameliyat gerektiren vaka sayısı %9-20arasındadır. Ancak erken teşhis yapılmaz ve gereken konservatif tedavive yakın takip yapılmazsa ameliyat gerektiren vaka sayısı %40-50’lereulaşır.

Hastalığın seyri açısından kız-erkek farklılığı var mı?
Erken teşhis edilmesi halinde eğriliğin derecesi 6-10 derece arasındaise kız erkek oranı eşittir. Eğrilik 11-20 dereceler arasında ise kızerkek oranı 1,5/1’ dir. Derece arttıkça kız oranı yükselir. 20derecenin üzerinde 5/1 oranında kızlarda daha fazla, ameliyat olanhastalarda ise kızlar erkeklerden 7 kat daha fazladır.
Ne zaman ameliyat kararı alınıyor?
Teşhis yapıldıktan sonra hastalar 3-6 aylık aralarla izlenir. Hızlıilerleme gösteren vakalar sık aralıkla diğer vakalar 6 aylık aralarlaizlenir. Her kontrolde röntgen çekilerek eğriliğin derecesi ölçülür.İlerleme olup olmadığı tespit edilir. İzleme sırasında eğriliğinderecesi hızla artar, 40 dereceye ulaşırsa ve hastanın büyüme indeksi(Risser belirtisi) 1-2 ise ameliyat edilmesi gerekir. Hızlı ilerlemeyendengeli eğriliklerde 40-45 derecelerde izlemeye devam edilebilir. Diğerönemli bir faktör gövde dengesinin bozulmasıdır. Denge bozulmuşsa hızlıilerleme olmasa da 40 derecelerde ameliyat kararı alınabilir. Diğerönemli bir faktör eğriliğin yeridir. Özellikle aşağı bel bölgesiniolumsuz etkileyen eğriliklerde ameliyat gerekebilir. Bunun dışındabüyümesi durmasına rağmen erişkinlerde 50 derecenin üzerinde eğrilik,denge bozukluğu ve ağrı varsa yine ameliyat gerekir.
Ameliyatın riskleri var mı?
Ameliyat kararı, hasta ve ailesi ile birlikte alınır. Karar verildiktensonra ameliyatın, riskleri ve faydaları aileye izah edilir. Büyümeçağında veya genç hastalarda özellikle omurga esnekse tek seanslıarkadan yapılacak olan skolyoz ameliyatının riski oldukça düşüktür.Ancak ameliyatın bu konuda uzmanlaşmış kişilerce yapılması halinde riskdüşüktür. Bugün artık skolyoz ameliyatları bu konularda uzmanlaşmışkişiler dışında yapılmamaktadır.

Ameliyatta nasıl bir teknik kullanılıyor?
Ameliyatın amacı özel geliştirilmiş metal implantlar kullanılarakeğriliğin düzeltilmesi ve bu düzeltilmiş pozisyonda omurga kemiklerininbirbirine kaynamasıdır. Son yıllarda titanyum çubuk ve vidalarkullanmaktayız. Bu kaynama süreci 6 ay 1 senedir. Hastaların çoğunluğuokul çağındadır. Genelde ameliyattan 1 ay sonra çocuğun okula gitmesineizin verilir.

Ameliyat ne kadar sürer, hasta ne zaman iyileşir?
Ameliyat ortalama 3,5-4 saat süren ortopedik cerrahinin en uzunameliyatlarından biridir. Ameliyattan sonra hasta 3. gün ayağakaldırılır, oturma ve ve tuvalete gitmesine izin verilir. 7 veya 8’incigünlerde dikişler alınır. 1 ay süre ile ev içinde harekete izinverilir. Ameliyat sonrası cerrahın kararına göre bazı hastalarda 1-2 aykorse kullanılabilir. Küçük çocuklarda korse kullanmıyoruz. Hasta 1,5ay sonrasında 3. ay, 6.ay, 1 sene ve 2 sene sonunda kontrollereçağrılarak röntgen çekilir. 2 senesi dolan hastalar takipten çıkarılır.6 aydan sonra hasta şiddetli egzersizler dışında normal sosyal yaşamagirmiş olur. Yüzme ameliyat sonrası faydalıdır. 6 hafta sonrasındayüzmeye izin verilir. Sert eğriliklerde ve erişkin hastalardagenellikle birincisi önden ve ikinci basamağı arkadan olmak üzere ikikademeli ve ortalama 8 saat süren bir ameliyat gereklidir. Öndenyapılan ameliyatta omurga gevşetmesi yapılır. İkinci seansta metalçubuklarla düzeltme yapılır. Büyümesi durmamış olan çocuklarda ameliyatyapılacaksa erken yapılması gerekir. Doğuştan olan skolyozlarda ilk 5yaş içindeki bazı düzeltici veya büyümeyi düzenleyici, implantkullanılmayan ameliyatlar yapılır. Bu çocuklarda dışardan alçı tespitiyapılır. Bu yaşlarda iyileşme çok daha hızlıdır.
 Normal vücut görünümü
· Kafa kalçaların orta hizasında
· Omuzlar ve kürek kemikleri simetrik
· Kalça seviyeleri simetrik
· Kollar ve vücut arasında eşit mesafe
· Üst ve alt sırtın her iki tarafı simetrik

Muhtelif skolyoz
· Kafa, kalçaların ortasından bir tarafa doğru  yerleşmiş
· Bir omuz daha yüksek
· Bir kürek kemiği daha yüksekte durarak tümsek  yaratmış
· Bir kalça daha belirgin
· Kollar ve vücut arasındaki mesafede eşitsizlik
· Göğüs kafesi ve/veya alt sırtın bir tarafı asimetrik
Skolyos:
Omurganın üç boyutlu eğimidir. Normal omurga önden veya arkadanbakıldığında düzdür. Yine normal olarak yanlardan bakıldığında omurgagöğüs bölgesinde, arkaya “kifoz” bel bölgesinde öne “lordoz” doğrueğilimlidir. Skolyozda yukarıdan aşağıya bakıldığında tüm vertebralarsırt veya bel bölgesinde bir yöne doğru eğilmişlerdir. Omurganınmerkezinde üstten aşağıya bakıldığında omurgaların bir kısmıbükülmüşlerdir. Bu da “genelde sağ” kaburgaların çıkıntılı olmasısonucunu doğurur. Skolyoz ailenin birden fazla üyesinde aynı vayafarklı kuşaklarda ortaya çıkabilir. “skolyoz, çocuğun veya ailesininyaptığı veya yapamadığı bir şey nedeni ile gelişemez”. ötü vücutpostürü veya ağır çanta taşımak skolyoza neden olmaz. Skolyoz geneldebuluğ çağında ortaya çıkan bir omurga deformitesidir.
Skolyozun en çok görülen bulgularından birisi sağ tarafta belirginleşenkürek kemiği çıkıntısıdır. Bir omuz diğerinden daha yüksek olabilir veçocuk bir tarafa eğilmeye eğilimdir. Kalça kemikleri simetrikolmayabilir ve biri diğerinden daha yüksekmiş gibi görünür. Skolyozubozuk duruş ile karıştırmamak gerekir. Sıklıkla skolyozun ilkbelirtilerinden biri daha önce giyilebilen giysilerin vücuda tamoturmamasıdır. Bu kızlarda eteğin veya giysinin çizgilerin asimetrikolması ile belirginleşir. En çarpcı bulgulardan birisi skolyozlu birçocuğun öne eğilmesi ile ortaya çıkan kaburga çıkıntısının ortayaçıkmasıdır.
Skolyoz araştırma topluluğuna göre her 10 buluğ çağındaki insandan 1tanesi, hehangi bir derecede skloyoza sahiptir. Bunun anlamı sadece ABD‘de 1 milyon skolyozlu çocuk var demektir. Bu çocukların aşağı yukarıdörtte biri (veya %2-%3) tıbbi tedaviye ihtiyaç duyar. Bu tedaviçocuğun yaşı, eğikliğin derecesine göre korse ve egzersizlerle takiptenameliyat olma yoluna gider. Bazı skolyoz vakalarında eğikliğin derecesio kadar hafif olabilir ki, tedavi hiç bir zaman gerekli olmayabilir.Hafif skolyozun erkeklerdeki sıklığı neredeyse kızlardaki kadardır.Ancak ciddi eğriklikler kızlarda erkeklerdekinden 5-8 kat dahafazladır. Tüm dünyada yürütülen çalışmalar oluşumunda gerçekten ırksalveya etnik durumdan bir fark olmadığı ortaya konmuştur.
Şu anda ne skolyoz başlangıcını önleyecek ne de skolyozu cerrahiolmayan yöntemlerle tedavi edilebilecek bir yöntem mevcut değil.Skolyoz tespit edilebildiğinde doktor hastayı değerlendirme ve tedaviiçin ortopedik spinal cerrah göndermelidir. Böylelikle hasta ayaktaçekilen omurga röntgeni ve periodik kontrol muayeneleri şeklinde takibealınır. Eğer skolyoz erken teşhis edilirse büyük eğilimler bileBreyslerle önelenebilir. Ciddi eğilimler cerrahi gerektirebilir.
Yetişkinde, skolyoz hafif ise bu durum değişemeden kalabilir veyayıllar içinde çok yavaş ilerleyerek ciddi problemlere yol açmaz. Bunarağmen bazı kişilerde belirgin değişiklikler oluşabilir. Çok ciddivakalarda solunumda bir problem olabilir. Eğimin büyüklüğü artarak ağrıyapabilir. Ve fonksiyonları engelleyebilir. Osteoporoz (kemiklerinzayıflaması) ilerleyen yaşla beraber hafif bir eğimin belirginleşmesineyol açabilir. Skolyozlu hastalarda osteoporozun tedavi edilmesiözellikle önemlidir. Yetişkinlerdeki skolyoz bluğ çağında tdaviedilmemiş bir eğimin devamı olacağı gibi, yaşla beraber gelişendejenerasyon sonucunda olabilir.
Skolyozun pek çok nedeni vardır. Hastaların %80-85’inde idiopatik tipskolyoz mevcuttur. Idiopatik kelimesinin anlamı belirli bilinen birnedeni olmayışıdır. İdiopatik skolyoz sıklıkla aileseldir. Ve genetikfaktörlere bağlı gibi gözükmektedir. Asıl anlamadığımız, eğimingelişmesini tetikleyen faktörlerdir. Diğer bir deyişle neden bazıeğimler hızla ilerler de bazıları yavaş ilerler. Skolyoz tam anlamıylasağlıklı çocuklarda gelişebileceği gibi beyin felçli, kas hastalıklı,çocuk felçli, çocuklarda da oluşabilir. Doğumsal omurga anormalliklerive bağ dokusu hastalıkları da sebepler arasındadır. Skolyozun nedeninierken teşhis, uygun tedaviye yardımcı olabilir.
Buluğ çağında skolyoz ağrı yapmaz ve tespit edilmesi zordur. Skolyozunfark edilmesinden bir kaç yıl önce başlamış olabilir. Skolyozuntespitindeki en kolay yollardan biri öne eğilme muayenesidir. Çocuğunomurgasını büyüme tamamlanıncaya kadar düzenli olarak kontrol etmelidirçünkü skolyoz buluğ çağ içindeki hehangi bir zaman diliminde ortayaçıkabilir.

Öksürük:
Bazen üst solunum, bazen alt solunum yolu enfeksiyonunun belirtisiöksürük, yabancı cisimlerin soluk borusuna kaçması ile de belirebilir.Öksürük ve ateş varlığında enfeksiyonu düşündürür. Alerjikhastalıklarda öksürük ve nefes darlığı birlikte olabilir.
Öksürüğe balgam da eşlik edebilir, bazen öksürükle birlikte balgamçıkaramadığı için çocuk kusabilir. Uzayan öksürüklerde, ateş veya nefesdarlığı birlikteliğinde doktora başvurulmalıdır.

Pamukçuk:
Özellikle yeni doğanlar ve süt çocuklarında ağızda asit ortamdamantarların üremesiyle gelişir. Karbonatlı su ile ağızdaki tabakanıntemizlenmesi ve uygun ilaç kullanımı ile tedavi edilir.
    Raşitizm:
Diyetten alınan kalsiyum ancak D vitamini aracılığı ile kemiklereyerleşir. Eğer bebek güneşsiz ortamda kalır, annesi de gebeliği boyuncagüneşten az yararlanırsa veya ağız yolu ile beslenmeye ek olarak Dvitamini almaz ise, kemiklerindeki kireçlenmenin az olmasına bağlı birtakım semptomları sergiler. Zira güneş ışınları deride D vitaminininsentezine yardımcı olur, ancak bu yeterli değildir, dışardan daverilmesi gerekir. Raşitizm, büyüyen çocukta kemiklere yeterli mineralçökmesi olmadığı için kemikte eğrilikler, baş kemiklerinde yassılıklar,göğüs kafesi kemiklerinde kıkırdak birleşme yerinde ve el bileklerindesızılar ile seyreder. Bıngıldak kapanması gecikir. Anne bebeğin fazlaterlediğinden yakınır. Bebek büyümeye başladığında yeterli kireçlenmeolmadığından bacaklarda eğrilikler görülür.
Ancak yeterli D vitamini (günde 400 – 800 U) alan ve anne sütü veyayaşına uygun bir diyette beslenen bebeklerde terleme, her zamanraşitizme işaret etmez. Tedavide doktora danışılmadan ilaç verilmesi (Dvitamini ampulleri!) tehlikeli olabilir ve eğer bebeğe bu tür ilaçlardaha önceden verilmişse bunun doktora mutlaka bildirilmesi gerekir.“Süt iğnesi”, “kemik iğnesi” adı altında bilinçsizce kullanılan builaçlar, böbrekler için toksittir ve doktor kontrolünde olmadankullanılmamalıdır.

Sarılık:
Yeni doğan döneminde görülen sarılık ya fizyolojiktir veya kanuyuşmazlığına bağlıdır, kırmız kan hücrelerinin yıkımına bağlı olarakderide sarılık oluşur, yüksek değerlere varır ise, ışık tedavisi veyakan değişimi yapılarak bebeğe zarar verilmesi önlenir, mikrobikdeğildir, bulaşmaz.
Çocukluk çağında görülen sarılıkların etkeni hepatit virüsleridir,hepatitler, A, B, C, D, E, F, G... şeklinde isimlendirilirler. HepatitA (enfeksiyon hepatit) daha çok dışkı, idrar, sular, tuvaletlerdenbulaşır. Kuluçka dönemi kısadır, gribe benzer halsizlik, bulantı,hafifi ateş, gibi belirtilerle başlar, genellikle selim seyreder, sıkgörülür. Aşı ile koruma önerilir. Hepatit B kan, kan virüsleri, yakıntemas ile geçer, klinik belirtileri A hepatit gibidir. Yalnızkronikleşme ve taşıyıcı olma oranı yüksektir. Ülkemizde taşıyıcılık % 4– 10 arasında değişmektedir. Karaciğer kanserine yol açtığından,tehlikelidir ve aşı ile korunulması mümkün olan bir hastalıktır. Diğerhepatitler için henüz aşı yoktur ve onlar A ve B’ ye oranla daha azgörülmektedir.
Annesi hepatit B taşıyıcısı olan yeni doğana bulaşmayı önlemek içindoğumdan hemen sonra hepatit B aşısı ve hiperimmum globiliniyapılmalıdır. Bütün gebelerin hepatit B için taranması önerilmektedir.

SIDS / Ani  Bebek Ölümü:
SIDS olarak adlandırılan bu problem bebeklerde görülmektedir. Hiç birneden olmaksızın ani bir şekilde bebeğin yaşamının sona ermesi olarakbilinir. Bebek ölümlerinde çokca rastlanan SIDS, bebek 12. ayınıdoldurana kadar ortaya çıkabilir. En çok ikinci ve dördüncü aylararasında görülür. Dördüncü ayla onikinci ay arasında SIDS’e daha azrastlanır. Bir çok bebekte bu şekilde nedeni bilinmeyen ölümlerlekarşılaşmak mümkündür. Özellikle erkek bebeklerde olduğu bilinmektedirve kış aylarında daha çok rastlandığı da gözlenmiştir. Bu durumlakarşılaşan bebeklerin büyük kısmınında uyuduğu sırada yaşamınıyitirdiği bilinmektedir.
Erken yaşlarda gebe kalan kadınların bebeklerinde SIDS'le karşılaşmaolasılığı daha fazladır. Ayrıca alkol, ilaç ve sigara bağımlısı olanannelerin bebekleri de risk altındadır. Gebelik döneminde iyibeslenmeyen annelerde ve de ekonomik nedenler yüzünden geçim zorluğuçeken ailelerin bebeklerinde SIDS daha fazladır. Olması gerekenden çokdaha kiloya sahip olan bebekler ile premature bebeklerde SIDS görülmeside beklenebilir.
Bebeklerde SIDS ile karşılaşmamak için uzmanlar tarafından bir takımöneriler verilmektedir. Bu tavsiyelere uyulduğu taktirde bebeklerde kiölüm riskinin azaldığı gözlenmiştir. Oldukça önemli olan bu olayüzerinde fazlasıyla durulmalı ve duyarlı olunmalıdır. Ebeveynlerin buuyarıları dikkate almaları yararlı olacaktır.
 •Gebelik dönemlerinde alınan gıdalara dikkat edilerek, sürekli olarak  hekim kontrolünde olmak gerekir.
•Önemli bir sorun olmadığı taktirde mutlaka bebeği emzirmelidir
•Bebek doğduktan sonra sürekli hekim gözetiminde olmalı veanlaşılamayan bir durum görüldüğünde de derhal hekimle irtibatkurulmalıdır.
•Isı bebek için önemlidir. Bu nedenle bebek odasını sürekli orta derecede bir  ısıda olmasına dikkat edilmelidir.
•Bebek odasında sürekli temiz hava olmasını sağlamak gerekir.
•Bebeğin odasında ya da bebeğin yer aldığı hiçbir yerde sigaraiçilmesine müsade etmeyin. Sigara içilen bölümlerde bebeğinizibulundurmayın.
•Bebeğin yatağının çok yumuşak olmasını izin vermeyin, bunun yerine sert bir  yatak seçin.
•Bebek çarşafını yatağın alt kenarına sıkıştırın ve büzüşmesini engelleyin.
•Bebeğin yatağının sürekli temiz olmasını sağlayın.
•Uyuma esnasında bebeğin yüzünü kapatmayın.
•Bebeğin mutlaka sırt üstü yatması gereklidir, bu şekilde yatan bebeklerde  SIDS olma oranı oldukça azalmıştır.
•Bebeğin yatağında fazlalık hiç bir şey bulundurmayın.
•Bebeği yatağın alt bölümüne değilde, üst bölümüne yatırın.
•Bebek yatağının altına hiç bir şey sermeyin.

Soğuk  Algınlığı ve Ateş:
Normal vücut sıcaklığı 36 ile 37,5 derece arasındadır ve gün içerisindedeğişim gösterebilir. 38 derece ve üstü ateş hastalık işareti olabilir.Fakat çocuk hareketli bir gün geçirmişse vücut ısısında kısa süreli birartış görülebilir. Çocuklarda görülen soğuk algınlığı yetişkinlere göreçok daha ciddiye alınmalıdır ve doktora başvurulmalıdır. Çocuğunuzunyüksek ateşini biraz olsun düşürebileceğini düşünerek üzerini fazlaörtmeyin, bol miktarda sıvı içirin ve ılık duş uygulayın.
Çocuklarda Gribin Belirtileri
 •Hapşırma
•Burunda tıkanma ve akıntı
•Öksürük ve boğazda kırmızılık
•Yüksek ve hafif ateş
•Tüm vücutta ağrı
•Üşüme
•Halsizlik
•Boğaz ağrısı

Suçiçeği:
Ateş, içi sıvı dolu kaşıntılı döküntülerle seyreden bir virüshastalığıdır. Yaraların temiz tutulması sekonder enfeksiyonları önler.Nadiren zatürree, denge kusuru gibi komplikasyonları olabilir. Suçiçeğiaşısı yeni uygulanmaya başlanmıştır, ancak belirli risk grupları içinönerilmekte, bütün çocuklara yapılmamaktadır.
Su Çiçeği Nedir?Varisellaadıyla da bilinen Su Çiçeği hastalığı, çocuklukta hemen hepimizintanıştığı, son derece bulaşıcı ve yaygın olarak görülen viral birenfeksiyondur. Varicella zoster adlı virüsün neden olduğu su çiçeği,temastan 14-16 gün sonra, ateş, başağrısı, karın ağrısı, halsizlik gibigenel belirtilerle ortaya çıkar ve hemen ardından ciltte içi sıvı doludöküntülerle kendini gösterir. Döküntüler, yüz ve gövdede başlar, kolve bacaklara yayılır. Virüs, vücut dışında 1-2 saat canlı kalabilir.İnsandan insana havadan, soluma, öksürme, hapşırma yoluyla, ayrıcadöküntülere doğrudan temas ile kolaylıkla bulaşır.Çocukların toplubulundukları ortamlarda, yuva, kreş, okullarda bulaşma çok hızlı veyaygındır. Su çiçeği geçiren bir çocuğun ev halkına bulaştırma oranı%90'dır. Döküntülerin ortaya çıkışından 2 gün öncesi ve 4-5 günsonrasına kadar hastalık bulaşıcı durumdadır.Su çiçeği döküntülerininşiddeti, ateş ile doğru orantılıdır. 10-20 döküntü görülebildiği gibi,tüm vücudu sarmış 300-500 döküntü de sık görülebilmektedir. Son derecekaşıntılı olan bu döküntüler, hasta çocuğa büyük rahatsızlık,huzursuzluk vermekte ve kaşıması halinde yaşam boyu kalacak veözellikle yüzde estetiği bozacak izlere neden olabilmektedir. Bazendöküntüler ağız ve burun içinde de ortaya çıkabilir ki gözde çıkanlarönemli sorunlar doğurabilir.

Ne Sıklıkla Görülür? Vakalarınyaklaşık %82'si 6 yaşın altında, %10'u 1 yaşın altındadır. %16 ile 3yaşında en üst değere ulaşmaktadır. Türkiye gibi korunmayan birtoplumda yıllık su çiçeği görülme sıklığı doğum sayısına yakındır. Heryıl karşılaşılan vakaların ortalama %95'i 15 yaş altı (1,145,000), %5'i15 yaş üzeri (60,000)' dir. Su çiçeğinin salgın halinde daha sıkgörüldüğü dönem, yıl içinde Ocak-Mart ayları arasıdır.

Tek korunma yolu: AŞILANMA Suçiçeği geçiren bir kişi, yaşam boyu bağışıklık kazanır ve aynıhastalığa bir daha maruz kalmaz. Ancak hastalığın bu denli kolaybulaşabilmesi ve toplumda yaygın görülmesi, komplikasyonlu vakalarınhatta ölümlerin sayısının yüksek çıkmasına neden olmaktadır. Riskegirmeden su çiçeğinden korunmanın tek yolu, aşı olmaktır. Bir yaşındanbüyük ve daha önce su çiçeği geçirmemiş tüm çocuklar bir doz aşı ile suçiçeğinden ve olası komplikasyonlarından korunabilirler. Yine daha öncesu çiçeği geçirmemiş erişkin yaştaki bireyler, çocuklardan daha yüksekriskte bulunmaları nedeniyle zaman geçirmeden aşılanarak korunabilirler.

Aşı ne zaman, kaç doz yapılmalı? 1yaşını dolduran sağlıklı çocuklara su çiçeği aşısı uygulanabilir. 1yaşına kadar olan bebeklerde, anne karnındayken kan yoluyla ve doğumdansonra anne sütü yoluyla aldıkları koruyucu antikorlar bulunur. Etkiliaşı yanıtı için bu antikorların azaldığının kabul edildiği 1 yaşbeklenmelidir. Su çiçeği aşısı, sadece 1 doz olarak uygulanır.Hastalığı hiç geçirmemiş çocuklar, gençler ve hatta erişkinler de aynıaşı ile korunabilirler.
Aşının koruyuculuk süresi nedir? Aşı,bulunduğu 1974 yılından bugüne çok sayıda kişide uygulanmış ve yapılanklinik çalışmalarda aşının koruyucu etkisinin 25 yılı aşkın bu süredahilinde devam ettiği saptanmıştır. İleriye dönük çalışmalar, aşıkoruyuculuğunun yaşam boyu sürebileceğine işaret etmektedir.

Terleme:
Yetersiz D vitamini alımı ile meydana gelen raşitizmde terleme sıktır.,ancak başlıca belirtiler de olmalıdır. Büyük çocuklarda tüberkülozdaterleme görülebilir. Bazen ailevi olarak da terleme görülebilir.

Tetanoz:
Toprak, havalanması az olan yerlerde yaşayan tetanoz basili, batan birçivi ile veya açık yaralardan düşme sonucu toprakla, tozla bulaşmasonucu vücuda girerek kanda bir toksin üretir. Bu toksin sinir ve kassistemini etkileyerek kasılmalara neden olur. Merkezi sinir sistemi vekalp kanının etkenleri ile hasta kaybedilir. Çocukluk çağında mutlakaolunması gereken aşılardan biri tetanozdur. Erişkinlerde ise 5 yıldabir tekrarı gerekmektedir.
Tüberküloz:
 Çocuklarda akciğer tüberkülozunun yanı sıra, lenf bezi tüberkülozu,  menenjit ve miyer tüberküloz (yaygın) sık görülür.
Genellikle aileden yakın temas sonucunda açık yarası olan büyüklerdenbasil alınması ile gelişir. Akciğer tüberkülozunun belirtileri hafifateş, öksürük, iştahsızlık iken, tüberküloz menenjitte belirtiler sinsiolur. Halsizlik, ilgisizlik, bazen havale geçirme gibi.
Detaylı araştırmalar ve uzun süren uygun tedaviyi gerektirdiğindenşüpheli olgularda doktora başvurulmalıdır. Aile bireylerindeki öksürükgenellikle sigara içimi veya hava kirliliğine bağlanarak ihmal edilir,buna dikkat çekilmesi gerekir.
 Çocuktan çocuğa tüberküloz bulaşmaz. BCG aşısı tüberküloza koruma sağlar.

Yalancı  Kuşpalazı:
Ses tellerinin ve bu bölgeye komşu nefes borusu bölgelerinin enfekteolması, iltihaplanması ve şişmesi durumudur. Bu hastalık her yaştagörülebilmekle birlikte, sıklıkla 6 yaştan ufak çocuklarda görülür.Nefes borusu tıkanırsa acil girişimde bulunmak gerekebilir. Böyle birtıkanma, zorlu nefes almaya ve bu hastalığın en tipik özelliği olanhavlama sesine benzer öksürüğe neden olur.
Belirti ve bulgular:
·
Ateş (bazen)
·Sesde boğuklaşma (kısılma)
·Havlar gibi öksürük ve zor nefes alma (özellikle geceleri  artar)
Nedenleri:
Bulaşıcı viral veya bakteriyel enfeksiyonlar.
Risk Faktörü: Çeşitli alerjiler
Olası Komplikasyonlar:
·
Hava yolu tıkanması
·Çok nadiren ciddi tıkanmaya bağlı ölüm.
Tedavi: Evde bakım;
·
Çocuk sakinleştirilmeli. Gerginlik solunum sıkıntısını  artırır.
·Banyodabuhar oluşturulur, banyo havası tümü ile buharla dolduktan sonra banyokapısı açılarak içeri soğuk hava girişi sağlanır. Çocuk 10 dakika buhavayı soluduğu halde solunum sıkıntısı sürerse hastaneye götürülür.
İlaç Tedavisi:
Croup bakteriyel enfeksiyon sonucu gelişti ise doktorunuz antibiyotikverir. Ancak çoğu vakada etken virüsler olduğu için antibiyotiktedavisi sıklıkla gereksizdir.
Aktivite:
Croup atakları sırasında çocuk dinlendirilmeli, soğuk havada dışarıda  oynamasına izin verilmemelidir.
Diyet:
İştah azalabileceği ve öksürüğe bağlı kusmalar olabileceği için sık fakat az  miktarlarda sıvı gıdalar verilmelidir.
Okula veya Anaokuluna dönüş:Ateşin düşmesi, iştahın artması ve günlük aktivitelerin normale  dönmesinden sonra; bu yaklaşık bir hafta zaman alır.
Hangi durumlarda hastaneye acilen gitmeli?
Çocuğunuz soluk almada zorlanıyor ve suyu veya tükürüğünü yutamıyorsa,
Bir dakikada solunum sayısı 80’in üzerinde ise,
Solunum zorlu ise, boyunda ve göğüs kafesinde çekilmeler oluyorsa,
Tırnaklar ve dudaklarda morarma gelişirse,
Evde banyoda soğuk buhar tedavisi ile belirtiler 30-60 dakika içinde  düzelmiyorsa,
En yakın Çocuk Acil Poliklinik Bölümüne başvurulmalıdır.

Yanık:
Ev kazaları sıktır. Sıcak su veya sobadan doğan yanıklarda, yanığınüzerine buz konması ve hemen hastaneye başvurulması önerilir. Dişmacunu, yoğurt gibi maddeler önerilmez.
Zatürre:
Akciğerlerin iltahaplanmasıyla oluşur ve solunum güçlüğüne yol açar.Enfeksiyonların üst solunum yollarından akciğerlere yayılmasınabağlıdır. Genellikle virüslerden kaynaklanır. Çocuğun genel durumukötüdür. Solunumu güç ve hırıltılıdır ayrıca hızlı soluk alıp verir.Eğer çocuğunuzun zatürre olduğunu düşünüyorsanız doktorunuzabaşvurmanız doğru olur.
Zehirlenmeler:
Aile bireylerinin çok dikkat etmesi gereken konulardan biridir.Çocuklar elektrik prizlerinden, kablolardan, kolaylıkla ulaşılabiliryerlerdeki ilaçlar, deterjanlar, boyalar, çamaşır suları, gibimaddelerden uzak tutulmalıdır. Oyuncaklardaki yutulabilir boyuttakiparçacıklar, kaynayan çaydanlıklar çocuklar için tehlike kaynağıdır.
Bazı ilaçların alımından sonra kusturma etkin olurken, yemek borusundayanıklara neden olan deterjan, çamaşır suyu gibi maddelerin alımındakusturma son derece zararlıdır.
 Yine gaz yağı içen çocuklar kusturulduklarında akciğere kaçma tehlikesi  olduğundan, kusturulmamalıdır.
Zehirlenmenin tipine bağlı olarak tedavi yöntemi farklı olacağından, enyakın sağlık merkezine başvurulmalıdır. En doğru hareket, çevredeçocuklara zarar verebilecek maddeleri bulundurmamak ve çocuklarıgözetimden uzak tutmamalıdır.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.9 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC | Ve Theme Design By Cadosoas