Duyurular
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Sayfa: [1] 2   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Cilt hastaliklari  (Okunma Sayısı 8976 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« : Temmuz 25, 2007, 04:37:00 ÖS »

Cilt Hastalıkları Aft nedir?


AFT

TARİF:
Aftağız içerisinde sıklıkla yanak ve dudak mukozasında, dil üzerinde,yumuşak damakta, farenkste, diş eti üzerinde görülen solgunsarı-kırmızı hale ile çevrili oldukça ağrılı ülserleşmiş lezyonlardır.Toplumun %18-20 az ya da çok aft sorunu ile karşı karşıyadır.Bayanlarda daha sıklıkla rastlanır. Aft genellikle tek olarak seyretsede aynı anda birkaç bölgede birden görülebilmektedir.

Aftın oluşnedenini belirlemek için çeşitli araştırma yapılmıştır. Ancak aftınoluşumunu hızlandırıcı ve seyrini kötüleştirici birçok faktör faktörsaptanmasına karşın oluş nedeni tam olarak belirlenememiştir.

Bu nedenle aft oluşumunu hızlandıran ve iyileşmesini geciktiren faktörlerden bahsetmek mümkündür.

Aft oluşumunda hangi faktörler önemlidir?

STRES
Günümüzdemigren, yüksek tansiyon ve gastrit gibi birçok hastalığın nedenleriarasında kabul edilen stres aft oluşmasının en önemli nedenlerindenbirisidir.
Hanımlarda premenstural gerginlik(adet öncesi dönem) de aft oluşumunu hızlandıran faktörlerdendir.
YİYECEKLER
Turunçgiller,sirke, turşu, patates cipsi, tuzlu ve baharatlı çerezler gibi ağızmukozasını tahriş edebilen yiyecekler aft oluşumunu hızlandıran önemlifaktörler arasında sayılmaktadır.Bunların yanı sıra bazı bünyeler içinalerjik olabilen kara buğday, çavdar, arpa, çikolata, fındık, kabukludeniz hayvanları, soya, domates, bazı patlıcan, elma, incir, peynirgibi yiyecekle.de aft oluşumunu hızlandırırlar.
TRAVMA
Yanak dildudak ısırma, sert yiyeceklerin tahrişi ve yumuşak olmayan dişfırçalama işlemleri ve iyi adapte olmayan protezlerin neden olduğuvuruklar aft için uygun zeminin oluşmasına yardımcı olurlar.
DİŞ MACUNU
Dişmacunlarının temizleme özelliğini artırmak için köpük yapıcı olarakyapılarına katılan "sodyum lauryl sulhate" ( SLS ) mukoza hücrelerininyıkımını artıran tahriş edici bir kimyasaldır. SLS bu özelliği ile aftoluşumu üzerine direkt etkili olan bir maddedir.
Özellikle aftsorunu olan kişilerin kullanabilmesi için günümüzde daha az oranda(%1.25) SLS içeren diş macunları üretilmektedir. (Tom's of MaineNatural Toothpaste , Oral-B Sensitive Fluoride Toothpaste.)
SİSTEMİK HASTALIKLAR
BehçetHastalığı: Genital ülser, konjuktivit, retinit, lokositoz gibi, birçoksistemik belirtiler yanında ağız içerisinde oluşan tekrarlayıcıaftlarla kendini gösteren bir hastalıktır.
Birçok malign ve otoümmin hastalıklarla birlikte de tekrarlayıcı aftlar görülebilmektedir.
DİĞER NEDENLER
B12vitamini ve demir noksanlığı,sigara içme, tütün çiğnemenin gibialışkanlıkların de aft oluşumuna katkıda bulunan önemli faktörlerolduğu bilinmektedir.


Tedavi
Aftlar herhangi bir tedaviuygulanmasa da genellikle 7-10 gün sonra kendiliğinden iyileşmektedir.Aft sorunu ile karşı karşıya olanların aşağıda sıralanan işlemlerdenbirini yada birkaçını uyguladıklarında daha rahat bir periyotgeçirmeleri mümkündür:


Ağrıyı azaltmak ve iyileşme periyodunu kısaltmak için:
Sıcak, asidik ve tahriş edici gıdalardan kaçınılmalır.
"2% hydrogen peroxide" solusyonuna batırılan pamuk yada gazlı bez ile aft bölgesi temizlenebilir.
Su ile karbonat karışımından hazırlanan ince yapılı bir krem aft üzerine sürülebilir.
Yarım bardak suya yarım kaşık tuz ilavesi ile elde edilen solusyonla günde üç kez gargara yapılabilir,
Yemeklerden önce aft bölgesine "xylocaine" solusyonu ya da ağız için hazırlanmış anestezik kremler uygulanabilir.
Aft üzerine uygulanacak "orabase", "Gly-oxide", "Cankaid","Ambesol" gibi ağız içi kremler uygulanabilir.
"sucralfate" tableti ılık suda eritip gargara yapılabilir.
Özellikleaftı başlangıç aşamasında "tetrasiklin" tableti suda eriterek eldeedilen solusyon ile gargara yapmak aftın fazla büyümesini engeller veağrıyı azaltır.
Gene aftın başlangıç safhasında bölgeye bir topikalsteroid "%0.1 lik triamcinalone" uygulanması ya da steroidli birgargara "betamethasone syrup" ile gargara yapmak aftın fazla büyümesiniengeller ve ağrıyı azaltır.
"Chlorhexadine" gargaralar iyileşme periyodunu kısaltır.
"Tetrasiklin"şurup la hazırlanan 12,500 unite "nystatin", 1.25 mg "diphenhydramine",ve 0.25 mg/m "hydrocortisone" karışımı 'shotgun' solusyonu olarakkullanılabilir.
« Son Düzenleme: Temmuz 25, 2007, 04:39:20 ÖS Gönderen: boxcigar » Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #1 : Temmuz 25, 2007, 04:37:28 ÖS »

Akne Vulgaris Sivilce


TEMEL BİLGİLER


TANIMLAMA :
Akne( Sivilce) derideki yağ bezlerinin,erkeklik hormonu (Androjen)tarafından uyarılması ile oluşan,içi cerahat dolu veya siyah noktalarihtiva eden,nadiren nedbe dokusu ile iz bırakarak iyileşen bir derihastalığıdır.

Görülme sıkılığı:
Adolesanların yaklaşık 100 %'ü az ya da çok derecede etkilenir ancak, sadece% 15'i doktora başvurur.
Cinsiyet:
Erkek= Kadın (erkeklerde daha ağır seyretme eğilimi vardır.)

BELİRTİ VE BULGULAR
• Kapalı komedonlar (beyaz noktalar)
• Açık komedonlar (siyah noktalar)
• Kızarıklık ve ödemin eşlik ettiği ya da etmediği püstüller (kistler)
• Nedbe dokuları
• Lezyonlar, alın, yanak ve burun üzerinde ortaya çıkar ancak sırt ve göğüs ortasına kadar yayılabilir.

NEDENLERİ
Erkeklikhormonu yağ bezlerinin ucunun siyah noktalarla tıkanmasına yol açankeratin döngüsünü uyarırlar. Yağ bezlerinin ürettiği peynirsi madde(sebum) tıkaçın ardında birikmeye başlar.Bakteri varlığında, birikenmuhteva iltihaplanarak sivilce oluşur.

RİSK FAKTÖRLERİ
• Ergenlik çağına giriş.
• Erkek
• Bazı ilaçlar( Doğum kontrol hapları,iodidler, bromidler, lityum, fenitoinler, kortizon)
• Temizleyici kremler, nemlendiriciler, yağlı fondötenleri içeren birtakım yağlı kozmetikler.
• Deri yüzeyinin herhangi bir şekilde kapatılması.
• Sıcak , nemli iklimler


TEDAVİ

GENEL ÖNLEMLER
• Siyah noktalarla tıkanmış alanların boşaltılması
•Temizleme- yumuşak bir sabunla günde birkaç defa hafifçe yıkamakyüzeyel yağlanmayı kontrol edecektir. Daha sık yıkanması deriyi tahrişeder.
• Yağsız güneş koruyucuları- bazı tedavi olmayan vakalardaultraviole ışınları ile bir miktar iyileşme sağlanmakla birlikte,tedavide kuilanıjan ilaçlar Ultraviole ile ters etkileşim gösterir.Uzun dönem Ultraviole ye maruz kalmak kalıcı deri hasarına neden olur.

DİYET
• İyi beslenmeye yönelik öneriler
•Akneyi (Sivilceleri) iyileşlirebilen özel bir diyet tarii edilmemiştir.Çikolata ve yağlı yiyecekler akneyi(Sivilceleri) artırmazlar.

HASTANIN EĞİTİLMESİ
•Hastanın aknenin kesin bir tedavisinin olmadığını, tedavilerin sadecehastalığı ve lezyonları kontrol altına almak için yapıldığını bilmesiönemlidir.
• Tüm tedavi şekillerinde etkinin ortaya çıkması en az 4 hafta sürer.
•Topikal ajanlar yüzün kızarmasına ve kurumasına sebep olurlar, buyüzden bir çok kişinin bu ilaçların kullanımına devam etme konusundateşvik edilmesi gerekir.

TERCİH EDİLEN İLAÇLAR
• Özellikle haifi derecedeki sivilcelerde deriye uygulanan krem ve losyonlar en iyisidir.
• Benzoyl peroxide % 5 kuru cilde gece yatarken sürülür.
•Retinoik asid % 0,025 oranlarındaki konsantrasyonlardan başlayarak geceyatarken kuru cilde sürülür. Jel formu da (Retinojel % 0,025, % 0.05)0vardır ve oldukça kurutucudur. Başlangıç aşamasında lezyonlarınartmasına neden olur.
• Kislik lezyonlara eritromisin yada Klindamisin % 2 solüsyon uygulanması
• Tetrasıklin 250 mg günde dört defa 7-10 gün kullanılması ve dozun en düşük etkin doza kadar azaltılması.

BEKLENEN GELİŞME VE PROGNOZ
Zaman içinde yavaş yavaş iyileşme meydana gelmesi

GEBELİK:
• Akne lezyonlarında remisyon ya da artışa sebep olabilir.

DİĞER NOTLAR
• Akne (Sivilce), genellikle hasta için, doktora ifade ettiğinden daha ciddi bir sorundur
• Akne (Sivilce) zamanla geriler.

KAYNAKLAR
• Fıtzpatrick, T.B., et al.: Color atlas and Synopsis of Clinical Dermatology New York, Mc Graw-HIII. 1983
•Fitzpatrick, TB, et.al (Eds.).: Dermatology in General Medicine . 3 rded. New York, McGraw- Hill. 1987. Pochi, P.E, Quan, M: Acne vulgarisAmer "Fam Phys Monograph, Spring, 1992
Yazarı Dr. D. Andres
« Son Düzenleme: Temmuz 25, 2007, 04:39:59 ÖS Gönderen: boxcigar » Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #2 : Temmuz 25, 2007, 04:38:38 ÖS »

Aktinik keratoz kanserleşebilen cilt kalınlaşmaları

AktinikKeratozlar halk arasında çok bilinmememekle birlikte bizdermotologların özellikle yaşlı popülasyonda çokça rastladığı birsorundur.

Genellikle 40-50 yaşları sonrası güneşe maruz kalanyüz, boyun, saçsız kafa alanları, el sırtlarında kızarık zımpara kağıdıgörünümlü, üzerindeki skuam kaldırıldığında çabuk kanayan lezyonlardır.Güneş hasarının olduğu alanlarda yerleşimi fazladır. Meslek icabı dışalanlarda çalışan, gemici, çiftçi, yol işçilerinde çok daha sık olarakrastlanmaktadır. Açık renk tenli, açık renk gözlü, açık ya da kızılsaçlı olan kişilerde (yani güneş hasarına yatkın) sıklığı fazladır.

Türkiye'de istatistiksel çalışmalar yeterli olmadığı ve az sayıda çalışmabulunduğu için aktinik keratozla ilgili verileri USA kaynaklarınadayanarak vermeye çalışırsak hastalığın sıklığı ve önemi daha iyianlaşılacaktır.

Amerika'da her yıl 900.000 - 1.200.000 yeni derikanseri olgusuna rastlanmaktadır. Deri kanserlerinin çoğunluğu BCC(Bazal Hücreli Kanser) denilen türdendir. Sonuç olarak heryıl 200.000yeni SCC(Skuamöz Hücreli Kanser)vakası görülmektedir.

Özellikle 1300 ile 2300 arasında kişi melanoma dışı deri kanserlerinden (özellikle metastaz yapmış SCC)hayatını yitirmektedir.

Burakamlar aktinik keratozları tekrar gündeme getirmektedir. Çünküepidemiyolojik ve moleküler düzeydeki çalışmalar aktinik keratozlarınSCC'nin erken evresi olduğunu göstermektedir.

Aktinikkerotozlar, yatkınlığı olan kişilerde uzun süre güneşe maruz kalmaklaoluşan yaygın bir sorundur. Amerika'da yapılan bir çalışmadadermatoloji kliniğine başvuru yakınmaları arasında 3.sırayı aldığıgösterilmiştir.

Başka bir çalışmada ise 1990-1994 yıllarıarasında dermatoloji kliniklerine başvuran 127 milyon hastanın 14.6milyonu (%11.5) aktiniz keratoz teşhisi almış ve tedavi görmüşhastalardan oluşmaktadır. Deri kanserleri ise dermatoloji poliklinikziyaretlerinde %7.6 lık oranla 4. sırayı almaktadır(1.sıradaakne=sivilce, 2.sırada=ekzama, 3.sırada=aktinik keratoz).

Tümaktinik keratozlar SCC oluşumuna yol açmazlar, fakat hangilerinin SCColuşturacağıda bilinmemektedir. Aktinik keratozların %0.1 - %10'u SCColuşumuna neden olmaktadır.

Güneşte çabuk yanan, bronzlaşmayan,çil oluşumuna yatkın olan kişiler aktinik keratoz geliştirmeyemüsaittirler. Kişilerin bu yatkınlıklarının yanı sıra toplam güneştekalma süreleri de çok önemli bir faktördür. Yaşlanma ile birlikteaktinik keratozların sayısında da artış olmaktadır. Cinsiyet açısındandeğerlendirildiğinde erkeklerde daha fazla görüldüğü anlaşılmaktadır.Bir çalışmada 16-49 yaşları arasındaki kişilerde erkeklerin %27'sindebayanlarınsa %13'ünde aktinik keratoza rastlanmıştır. Yaş ilerledikçeerkek ve kadın oranı birbirine yaklaşmaktadır. Aktinik keratozlarıngörüldüğü bölgeler güneş enerjisine en fazla maruz kalan alanlardır. Ensık %80 oranıyla üst dudakta, baş ve boyun bölgesinde yerleşimgöstermektedirler.

Aktinik keratozların dermatolojipolikliniklerinde sık rastlandığı ve halkımız tarafından pekbilinmediği görülmektedir. Bu lezyonlar deri kanserlerinin bir çeşidiolan SCC'nin erken evresi olarak kabul edilmektedir. Tüm aktinikkeratozlar üzerinde SCC gelişmemektedir. Fakat hangilerinin üzerindeSCC gelişeceği önceden bilinmediği için aktinik keratozlarıntedavilerinin mutlaka yapılması ayrıca aktinik keratoz geliştirme riskiolan kişilerin kendilerini güneş ışınlarına karşı korumalarıönerilmektedir.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #3 : Temmuz 25, 2007, 04:41:23 ÖS »

Allerji tüm yönleriyle


Allerji nedir?

Çevremizdeyaygın olarak bulunan allerjenlere bazı kişiler diğerlerinden dahafazla duyarlı olup (atopik kişiler) onlara karşı allerjik olmayannormal kişilerden (atopik olmayan) çok daha abartılı bir reaksiyonverirler. Bu duruma allerji denilmektedir.

Allerjik tabiatta olmak bir hastalık mıdır?
Hayır.Toplumda yaşayan bireylerin yaklaşık %30’u allerjik tabiattadır. Bukişiler duyarlı oldukları bazı allerjenlere karşı özel E tipiantikorlar aracılığıyla abartılı bir reaksiyon oluşturabilmeyeteneğindedirler. Bu tip antikorlara bağlı olarak bazen değişikallerjik hastalıklar ortaya çıkabilir. Ancak tek başına allerjikbünyeye sahip olmak, yani atopik olmak bir hastalık olmayıp allerjikhastalıklara bir çeşit aday olma, yatkın olma durumudur.

Allerjik bünyeye sahip olmak neye bağlıdır?
Bu tamamen ailesel geçişli (irsi) bir durumdur.

Genetik geçiş dışında çevresel faktörlerin bir etkisi yok mudur?
Atopikolma veya olmama durumu tamamen genetik olarak belirlenmektedir. Ancakatopik kişilerde allerjik hastalıkların gelişip gelişmemesi çevreselallerjenlerle karşılaşma yoğunluğuna bağlı olarak değişmektedir. Dahadünyaya gelmeden gebelik döneminde veya hayatın erken döneminde,emzirme periyodunda annenin sigara içmesi, allerjik gıdaları tüketmesi,ortamın allerjen yoğunluğunun fazla olması gibi faktörler atopikkişilerde allerjik hastalıkların görülme sıklığını artırır.

Allerjik hastalıklar psikolojik nedenlerle görülebilir mi?

Allerjikhastalıklar psikolojik veya psikosomatik hastalıklardan farklıdır.Ancak allerjik hastalıkların gelişiminde, yakınmaların ortayaçıkmasında ve hastalığın kontrolünde psikolojik durumun da katkısıolabilir. Ayrıca psikolojik hastalıklarla ayrımı gerekebilir.

Allerjik hastalıklar nelerdir?

Astım,allerjik burun nezlesi ve sinüzit, allerjik göz nezlesi, burunpolipleri, allerjik orta kulak iltihabı, ürtiker ve egzema gibiallerjik deri hastalıkları, gıdalara bağlı allerjik reaksiyonlar,çeşitli ilaç ve kimyasallar ile arı ve böcek sokmalarına bağlı allerjikreaksiyonlar allerjik hastalıkların arasında öncelikli olarak sayılmasıgerekenlerdir.

Allerjik bünyeli bir kişide bu hastalıkların hepsi de bulunur mu?
Vücudunallerjenlere olan reaksiyonu belirli organlara özel dağılım gösterir.Bazı kişilerde bu sayılan hastalıkların bir kaçı beraber bulunabilirsede bu şart değildir.

Allerji teşhisi nasıl konur?

Allerjikhastalıklarla uyumlu yakınmaları olan kişilerde ailede benzer hastalığıolanların varlığı, şikayetlerin süreğen ve tekrarlayıcı olması,mevsimlere göre değişmesi, diğer allerjik hastalıkların eşlik etmesigibi hastanın öyküsünde tipik özellikler allerjik bir hastalığı telkineder. Kanda özel E tipi antikorların araştırılması, allerjik cilttestleri ve hastalığın tipine göre değişen diğer tetkiklerle kesinteşhis konulabilir.

Teşhis için can yakıcı, zor tetkikler, endoskopik işlemler ve biyopsiler gerekli midir?
Hayır. Allerjik hastalıkların tanısında genellikle bu tür invaziv işlemlere gerek duyulmaz.

Yöremizde bu tür hastalıkların teşhis ve takibi mümkün müdür?

Tabii.Fakültemizde allerjik hastalıkların teşhis, takip ve tedavisi içingerekli olan her türlü laboratuvar inceleme yapılabilmektedir. Uzakyerlere gidip gelmeğe gerek yoktur.

Erken teşhisin önemi var mı?

Kuşkusuz.Hem hastanın yaşamının normale döndürülmesi, hastalıktan dolayıkayıplarının giderilmesi; hem de tehlikeli krizlerin ve aynı zamandahastalığın ilerlemesinin önlenmesi için erken tanı konarak tedaviyebaşlanması çok yerinde olur.

Allerjik hastalıkların belirtileri nelerdir?

Hastalığıntipine, ağırlığına ve hastanın yaşına, cinsiyetine göre belirtilerdeğişir. Allerjik sinüzit, burun ve göz nezlesinde: Yılın belirliaylarında veya tüm yıl boyunca devam eden hapşırma, burunda kaşıntı,burun akıntısı, burun tıkanıklığı vardır. Geniz akıntısı, boğazdagıcıklanma, gözlerde yaşarma, kızarıklık ve kaşıntı, kulakta dolgunlukhışırtı, kaşıntı, baş ve kulak ağrısı, koku alma bozukluğu tat almama,sesin değişmesi olabilmektedir. Anjiyonörotik ödem ve anafilakside:Tablonun ağırlığına bağlı olarak değişen derecelerde yüzde, dudakta,dilde, boğazda aniden şişme, tıkanma, ciltte solukluk, kızarıklık,kaşıntı ve kabarıklıklar, döküntüler, nefes darlığı, hırıltılı solunum,tansiyon düşmesi, ateş, terleme, çarpıntı, kalpte ritim bozukluğu,morarma, kusma, karın ağrısı, ishal, havale geçirme, solunum durması veölüm olabilir. Astımda: Nefes darlığı, öksürük, hırıltılı solunum,göğüste tıkanıklık olabilir. Bu yakınmaların aniden ve krizler şeklindeortaya çıkması bir müddet sonra kendiliğinden veya tedaviyle düzelmesi,tekrarlaması, gece uykudan uyandıracak şekilde olması çok tipiktir.Cilt Allerjilerinde: Ciltte kaşıntı, kurdeşen denilen kabarıklıklar,kırmızı renkli döküntüler, sulanma, kabuklanma, deride kalınlaşma vederide renk değişikliği görülebilir. Mide barsak kanalı allerjilerinde:Bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı, iştahsızlık, kilo kaybı, gelişmegeriliği, kansızlığa bağlı halsizlik, solukluk, göz kapakları vebacaklarda şişlikler gibi yakınmalar olabilir.

Bu şikayetler allerjik hastalıklar dışında başka nedenlerle oluşamaz mı?

Evetoluşabilir. Bunların hiçbirisi allerjik hastalıklara özgü değildir.Yakınmaların süreğen ve tekrarlayıcı vasıfta olması, mevsimlerle ilişkigöstermesi, ailede benzer yakınmaları olan başka kişilerin olması veyaaltta açıklanan allerjenlerden birisiyle temas sonrası bu yakınmalarınortaya çıkması allerjik bir hastalığın varlığını gösteren işaretlerdir.

Allerjik hastalıklar tehlikeli midir?

Sıkgörülmeleri, süreklilik göstermeleri, kişinin performansını yakındanetkileyerek normal yaşamını kısıtlamaları, iş gücü kaybı ve okuldevamsızlığına yol açmaları ve anafilaksi, anjiyonörotik ödem gibibazen ölümcül olabilen formlarının da bulunması nedeniyle allerjikhastalıklar çok önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır.

Allerjik hastalarda kriz olur mu?
Evet.Allerjik hastalıkların bazılarında aniden kriz şeklinde ağır bir tablogelişebilir. Üstelik bu durum tekrarlayıcıdır. Astımda, penisilinallerjisinde, arı-böcek sokmasında, anjiyonörotik ödemde tehlikeli,ölümcül krizler olabilir.

Anafilaksi nedir?

Allerjiyebağlı olarak ani ortaya çıkan ve acilen tedavi edilmezse ölümcül olansistemik, tehlikeli bir hastalıktır. Arı sokması, penisin gibi birilacın damardan verilmesi gibi allerjenlerle temas sonrası olaydakikalar içinde başlar. Tablonun ağırlığına bağlı olarak değişenderecelerde yüzde, dudakta, dilde, boğazda aniden şişme, tıkanma,ciltte solukluk, kızarıklık, kaşıntı ve kabarıklıklar, döküntüler,nefes darlığı, hırıltılı solunum, tansiyon düşmesi, ateş, terleme,çarpıntı, kalpte ritim bozukluğu, morarma, kusma, karın ağrısı, ishal,havale geçirme, solunum durması ve ölüm olabilir.

Böyle bir durumda ne yapılmalıdır?

Maalesefbu durumda hasta ve yakınlarının yapacağı fazla bir şey yoktur. Ancakgerekli ilaçların bulunduğu bir ortamda bir hekim bu duruma müdahaleedebilir. Hasta derhal sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Allerjikbünyesi olduğu bilinen kişilerin hastane dışında enjeksiyonyaptırmaması, ilaçlı filim vb tetkikler yapılırken durumunu belirtmesi,kendisine dokunan besin ve ilaçları kullanmaması, arı sokmaması içintedbirler alınması gerekmektedir.

İlaç allerjisi hakkında bilgi verir misiniz?

Birçok ilacın tedavi edici etkisi yanında istenmeyen bazı etkileri devardır. Bu yan etkilerden bazıları ise allerjik reaksiyonlara bağlıdır.Kullanılan ilaca; kullanan kişinin yaşına, cinsiyetine, genetiközelliklerine ve diğer hastalıklarına; daha önce aynı ilacın kullanılıpkullanılmadığına; ilacın veriliş yoluna bağlı olarak bu türreaksiyonların görülme olasılığı değişmektedir. Hemen her ilaçallerjiye neden olabilirse de bazı ilaçların kullanımı sırasında bunadaha sık rastlanmaktadır. İlaca bağlı allerjik olaylar ciltte görülenkurdeşen, egzamadan kan hücrelerinin sayı ve fonksiyon bozukluklarına,anafilaksi, ateş, serum hastalığı gibi sistemik tablolardan ani nefesdarlığı, sarılık, zatürree göğüste, karında su toplanması gibi belirliorgan lokalizasyonu gösteren patolojilere kadar çok farklı görünümleresahiptir. İlaç alımıyla olayların başlaması arasında geçen süre bir kaçdakikadan bir iki haftaya kadar değişmektedir. Bir ilaç kullanırkenortaya çıkan yeni bir sağlık sorunu ilaçla ilişkili veya ilişkisizolduğuna karar verilemese bile o ilacı reçete eden hekimebildirilmelidir. Eğer hasta herhangi bir ilaca karşı geçirilmiş birallerji öyküsüne sahipse başka ilaçları kullanması gerektiğinde de bunuhekimine bildirmelidir. Çünkü bazı ilaçlar arasında çapraz reaksiyonlarolabilmektedir. Penisilin allerjisi, çeşitli röntgen filimlerininçekilmesi sırasında kullanılan boyar maddelere karşı ortaya çıkanreaksiyonlar ve astımlılarda aspirine karşı duyarlılık ilaç allerjileriarasında özellikle belirtilmesi gereken durumlardır.

Çocuklara uygulanan aşılar allerji yapar mı?

Aşılarınhazırlanması sırasında yumurta proteinleri ve bazı jel maddeler aşıyakarışmaktadır. Bunlara bağlı allerji görülebilir. Yumurta yediğindeanafilaksi tipinde şiddetli allerjik reaksyonu olan kişilere yumurtakaynaklı bu aşılar yapılmamalıdır. Ancak, yumurta yiyince deridöküntüsü gibi hafif allerjik reaksiyonu olanlar aşıdan alıkonmamalıdır. Karar verilemediği durumlarda deri testleri yapılabilir.

Gıdalara bağlı allerjik rahatsızlıklardan biraz bahseder misiniz?

Toplumdayaşayan kişilerin %15-20 'si bazı gıdalara karşı allerjisi olduğunusöylerken yapılan araştırmalarda bu oranın %1-2 'den fazla olmadığıgösterilmiştir. Besin allerjilerine çocuklarda daha sık rastlanır. Yaşilerledikçe bu durum çoğunlukla ortadan kalkmaktadır. Gıdalar allerjikolaylar dışında da besin zehirlenmeleri, besin entoleransı gibi önemlisorunlara yol açabilirler ve bunların allerjik olaylardan ayrımı zorolabilir. En sıklıkla allerjiye yol açan besinler inek sütü, tavukyumurtası, soya fasülyesi, ceviz, fındık, balık ile buğday ve diğertahıllardır. Allerjiye neden olan besinin alınmasından sonrakidakikalar veya saatler içerisinde allerjinin yerleştiği lokalizasyonabağlı olarak değişik şikayetler görülmeğe başlar. Dudaklarda, dilde,boğazda şişme, yanma, kaşıntı, yüzde kızarıklık seste kabalıkgörülebilir. Kramp şeklinde karın ağrıları, bulantı, kusma ve ishalgörülebilir. Bebeklerde gelişme geriliği dikkati çeker. Hapşırmaburunda kaşıntı, akıntı, tıkanıklık, göz yaşarması, gözlerde kaşıntıolabilir. Astım tablosu gelişebilir. Bunların besinlere bağlı olupolmadığı ve hangisine bağlı olduğu testlerle anlaşıldıktan sonra obesin hastanın diyetinden çıkarılır. Bir süre bu gıdayı almayan kişidezamanla duyarlılık kaybolabilmektedir.

Gıda katkı maddeleri zararlı mıdır?

Modernyaşamın getirdiği zorunluluklar eskiden evlerde doğal ve taze olarakhazırlanan gıdaların yerini fabrikasyon olarak hazırlanan ve uzun süremarketlerde bozulmadan saklanması gereken gıdaların almasına nedenolmuştur. Gıdalara hazırlanması sırasında renklendirici, koku verici vebozulmalarını önleyici bazı kimyasal maddeler ilave edilmektedir. Doğalbeslenmede yeri olmayan bu kimyasallar hem astımlı, allerjik nezlelibazı kişilerde sorunlara yol açmakta hem de allerji dışında kalp-damarhastalıklarına ve kanserlere neden olabilmektedirler.

Lateks allerjisi ne demektir?

Lateks%99 oranında Brezilyada yetişen tropikal kauçuk ağacının özsuyundanüretilir. Kauçuk içeren ürünler allerjik reaksiyonlara nedenolabilmektedir. Bilhassa hekimlerin bizar olduğu bu durumda cerrahidekullanılan lateksten mamül eldivenler, bu eldivenlerin giyilipçıkarılması sırasında ortama yayılan toz, elastik yapışkan bantlar,çeşitli sonda ve kateterler, lastik ayakkabılar, plastik halı arkaları,spor malzemeleri, yolda aşınan oto lâstiklerinden ortama dağılankısımlar ya cilt ile temas veya solunum yoluyla vücuda girmekte vetakiben kurdeşen, burun nezlesi, göz nezlesi, nefes darlığı, dildeboğazda şişme gibi değişik reaksiyonlar ortaya çıkmaktadır.

Temas egzaması ne demektir?

Cildinherhangi bir madde ile genellikle uzun süreli ve tekrarlayan temaslarısonrası ciltte allerjik tabiatlı bir hastalığın gelişmesidir. Bunaneden olan maddeler arasında öncelikle sabun ve deterjanlar, lastikeldivenler, kemer, kolye vb aksesuarlar, gömlek, kaşkol gibi giysilersayılabilir. Temas edilen cilt alanında kızarıklık, kabarıklıklar,kalınlaşma, çatlaklar, soyulma, kaşıntı, sulanma ve kabuklanmalargörülebilir.

Böcek ve arı allerjileri hakkında bilgi verir misiniz?
Hamamböcekleri, kalorifer böcekleri, tahtakurusu, sivrisinek, at sineği vepire gibi haşerelerin ısırmasıyla, tükrük ve dışkılarının solunum veyacilt yoluyla vücuda girmesine, yabani veya bal arılarının sokmalarısırasında zerk ettiği zehirlerine karşı bazı kişilerde allerjikreaksiyonlar gelişebilmektedir. Böcek allerjenleri allerjik burunnezlesi ve astıma neden olabilmekte; arı sokmalarını takiben ise 10-15dakika içinde sokma yerinde sınırlı veya tüm vücutta hafif veya ağırbir reaksiyon gelişebilmektedir. Bu olay tehlikeli olabilir. Arıyakarşı allerjisi olanların yanlarında arı soktuğu taktirde acil müdahaleiçin iğne, sprey, hap türü ilaçları devamlı taşımaları ve bunları kendikendilerine kullanmayı öğrenmeleri gereklidir. Özel aşı ile tedavi deetkili olmaktadır.

Allerji yapan maddeler (allerjenler) nelerdir? Allerjenler nerede bulunur?
Evtozu, küf mantarları, kedi, köpek, kuş tüyleri, çeşitli ağaç, ot veçayır polenleri, böcek ve haşereler, bazı parazitler, bazı gıdalar,penisilin gibi bazı ilaçlar, güneş, rüzgar, soğuk, kirli hava ileçeşitli kimyasal maddeler gibi çok fazla sayıda madde allerjeniközellik taşır. Havada, kullandığımız gıda, ilaç ve giyim eşyalarımızda,çevremizdeki eşyada çok sayıda allerjen bulunmaktadır.

Ülkemiz ve yöremizde allerjenlerin durumu

Yapılançalışmalarda Ülkemizin 9 000’i aşkın doğal bitki türünden oluşan zenginbir florası vardır. İklim ve coğrafi değişkenlere bağlı olarakbölgelerimize göre bitki örtüsü farklıdır. Karadeniz ve Marmarabölgesinde Avrupa ve Sibirya florası, Batı ve Güney Anadolu'da Akdenizflorası, İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da ise İran-Turan florasıözellikleri hakimdir. Karadeniz Bölgemizde ılıman iklim, yüksek nem vezengin bitki örtüsü havayla taşınan aeroallerjenler için son dereceelverişli koşullar sağlamaktadır.

Allerjenlere karşı reaksiyon ne zaman ortaya çıkar?

Çevremizdeçok sayıda bulunan allerjenler solunum yolu, sindirim kanalı, cilt vemukozalar ile enjeksiyonlar sırasında damar yoluyla vücuda girebilir vesadece hassas kişilerde duyarlılaşma periyodunu takiben önemlisorunlara yol açar.

Allerjinin mevsimlerle ilgisi var mıdır?

Evet.Bazı allerjenlerin yoğunluğu belirli mevsimlerde artmaktadır. Diğerbazıları ise her mevsimde sabit olarak bulunurlar. Polenler mevsimselallerjinin en sık rastlanan nedenleridir. Ancak iklime bağlı olarakhava sıcaklığının ve nispî nem oranının değişmesine paralel ev tozuakarları, küf mantarları gibi diğer havayla taşınan allerjenlerinyoğunluğu da değişmektedir. Nisan-Mayıs, atmosfer havasında polenyükünün en fazla arttığı aylardır. Bu mevsimde allerjik yapılıkişilerde astım, saman nezlesi, göz nezlesi gibi allerjik hastalıklarabağlı yakınmalar ortaya çıkabilir veya artar.

Bahar nezlesi, mevsimsel astım ne anlama gelir?

Bazıallerjik kişilerde yılın diğer zamanlarında hiçbir önemli sorunyaşanmazken sadece belirli bir iki ayda her yıl tekrarlayan yakınmalargörülebilir. Bunlar çoğu zaman polene bağlı yakınmalardır. Kişileregöre değişmekle birlikte en sık bahar veya güz aylarında rastlanır.

Allerji ile meslek arasında bir ilişki var mıdır?

Evet.Allerjik hastalık bazen bir meslek hastalığı şeklindedir. İşyeriortamında bulunan bir allerjenle temasa bağlı olarak ortaya çıkar.Yakınmaların işe girdikten sonra başlaması, işyerinden uzakta olunduğuzamanlarda (tatil ve seyahatlerde) gerilemesi, aynı işyerinde birdençok kişide benzer yakınmaların görülmesi meslek hastalığınıdüşündürmelidir.

Hangi mesleklerde allerjik hastalıklar daha sık görülür?
Çiftçiler,hayvancılıkla uğraşanlar (sığır, kuş, kümes hayvanı besleyenler,veterinerler, deri, yün işinde çalışanlar ..), biyolojik ajanlarlaçalışanlar (laborantlar, besin, deterjan sanayiinde çalışanlar,kimyagerler ..), tozlu işlerde çalışanlar (keresteciler, marangozlar,fırıncılar, değirmenciler ..), kimyasallar ile teması olanlar(boyacılar, kimyagerler, plastik endüstrisi işçileri ..), lastikeldiven kullananlar (sağlık personeli, temizlik işinde çalışanlar ..)ve daha bir çok iş kolunda allerjik hastalıklara sık rastlanmaktadır.

Teknoloji ile allerji arasında bir ilişki var mıdır?

Allerjikhastalıkların sıklığı teknolojinin gelişimine paralel olarakartmaktadır. Kişilerin kapalı ve dar alanlarda topluca yaşamaları, açıksahada çalışmaktan büroda çalışmaya dönüş, halı döşemeler, ev içindekedi, köpek, kuş vb hayvanların beslenmesindeki artış, sigaraalışkanlığının yayılması, katkı maddesi içeren hazır gıdalarıntüketilmesi, yaşamımıza giren ilaç ve kimyasal maddelerin giderekfazlalaşması, hava kirliği gibi nedenlerle allerjik hastalıklarendüstrileşmiş yörelerde ve kırsal kesime göre kentlerde daha sıkgörülmektedir.

Allerji tedavi edilebilir mi?
Tedaviile allerjik bünye değiştirilemez. Ancak, allerjik hastalıklar kontrolaltına alınabilir ve hastanın yakınmaları giderilip, normal yaşamınadönmesi sağlanabilir. Hastalığa bağlı olarak yaşanımı kısıtlanmasıönlenebilir.

Allerjik hastalıklardan tam şifa mümkün değil midir?

Mümkündür.Bazen bir süre devam eden hastalık tablosu tedavi ile veya spontanolarak tamamen ve bir daha geri dönmemek üzere düzelebilir. Ancakyakınmalar çoğu kez devam etme ve tekrarlama eğilimindedir.

Allerjik hastalıkların tedavisi nasıldır?
Tedavikişiye göre değişir. Öncelikle allerjiye neden olan madde veya maddelerbelirlenmeli, hastalığın tipi, ağırlığı, komplikasyonları saptanıpuygun tedavi şekli kararlaştırılıp başlanmalı, hasta yakın izlemedetutulup alınan cevaba göre tedavi değiştirilmelidir. Öncelikle korunmaesastır.

Komşumun ilaçlarını kullanabilir miyim?

Bunuasla yapmayın. Hastalık aynı olsa bile hiçbir hastanın tedavisidiğerinin aynısı değildir. Tedavi edilmesi gereken hastalık değil,hastadır. Ve her hasta başka bir kişidir.

Allerjenlerden nasıl korunabiliriz?

Allerjiyeneden olan madde her kişide aynı değildir. Kişilerin duyarlı olduğuallerjen ayrı ayrıdır. Öykü ve testlerle spesifik allerjensaptandığında hasta mümkünse bundan uzak tutulmalıdır. Örneğin bu birilaç ise bu ilacı kullanmamalıdır. Gıda ise bu gıdayı almamalıdır.İşyeriyle ilgili bir madde ise iş değişikliği gerekebilir ya da işyerindeki allerjen yoğunluğunu azaltacak önlemler yararlı olabilir.Ancak havada bulunan allerjenlerden kaçınmak oldukça güçtür. Polenallerjisinde kıra, ağaçlık, çiçeklik alana girmek veya rüzgarlapolenlerin taşındığı alanda bulunmak yakınmaları başlatabilir. Evtozundaki allerjenleri azaltacak önlemler yararlı olabilir. Evde dipbucak emiş gücü yüksek vakumlu cihazlarla sık sık tozların alınması,toz kaldırmayacak şekilde temizlik yapılması (yaş bezle toz alınması,çırpma, silkeleme şeklinde temizlik yapılmaması ..), haftada bir en az60 derece sıcaklıkta su ile çarşaf, kılıf ve örtülerin yıkanması, halıdöşemeler yerine vinlex vb türü suni döşemelerin kullanılması, allerjenbarındırmayan çarşaf ve kılıfların kullanılması allerji hastalarındaönerilen tedbirlerdir. Küf mantarlarının üremesinin önlenmesi, ev içinemin azaltılması yararlı olabilir. Allerjenleri temizlediği söylenencihaz veya deterjanların, hava filtrelerinin bilimsel olarak etkinliğikanıtlanmış değildir. Kedi, köpek, kuş gibi hayvanların ev içindebarındırılmaması, hamam böceği, kalorifer böceği gibi haşerelerlemücadele edilmesi gerekmektedir. Yün battaniye, yorgan, kazak, hırkayerine sentetik kumaş ve dokumaların kullanılması önerilmektedir.Sigara içilmemesi, pasif olarak sigara dumanına maruz kalmaktansakınılması, ev içinde veya atmosferde hava kirliliğinin önlenmesi içingerekli tedbirlerin alınması dikkat edilmesi gereken diğer hususlardır.Kimyasal katkılar içeren fabrikasyon gıdalardan uzak durulması,deterjan, boya ve çeşitli temizlik malzemelerinin kullanımında ortamayayılan keskin koku ve dumandan kaçınılması gerekmektedir. Ancak buönerilerin uygulanması hiç de kolay değildir ve kişinin yaşamını çıksınırlayabilir.

Bu tedbirleri alınca allerjik hastalığım geçer mi?
Kuşkusuzbu önlemler çok işe yarar, hastalığınızın kontrolü kolaylaşır,şikayetleriniz azalır, tedavinizin etkinliği artar. Ancak bunlarıyapınca hastalık ortadan kalkacak diye bir garanti söz konusu değildir.Bu önlemleri almakla birlikte veya allerjenlerden kaçınılamıyor iseonların zararlı etkilerini önleyen veya düzelten ilaçlarla tedavigerekebilir.

Allerji tedavisi ne kadar devam eder?

Tedaviçoğu kez devamlıdır. Ancak bu ömür boyu ilaç kullanılacak anlamınagelmez. İlaçlar kullanıldığı gibi, zaman zaman ilaçlar kesilip ilaçsızkontrol ve korunma önlemleri ile izlenebilir. Sorunlar ortayaçıktığında tekrar tedavi gerekebilir. Mevsimsel allerjilerde sadecesorunların yaşandığı aylarda bir kaç aylık tedavi yeterli olur.

Allerji tedavisinde hangi tür ilaçlar kullanılır?

Busorunun tek bir cevabı yoktur. Hastalığın yerleştiği organa, tipine,ağırlığına ve hastanın özelliğine göre farklı bir çok ilaçkullanılabilir. Bazen aynı hastada farklı zamanlarda değişik ilaçlarıkullanmak gerekebilir.

Allerji tedavisinde kullanılan ilaçların zararlı etkileri var mıdır?

Herilacın istenmeyen bazı yan etkileri olabilir. Bir hastaya bir ilacıverirken kar-zarar hesabı yapılıp beklenen yarar daha ağırlıklı isebaşlanır. Gereksiz yere hiçbir ilaç kullanılmamalıdır. Mümkün olan endüşük dozda ve en kısa sürede kesilecek şekilde ilaçlarkullanılmalıdır. Bunlara dikkat edilirse önemli bir sorun olmaz. Hekimkontrolü olmadan, kendi başına ilaç kullanmak, ve başlanan tedaviyikontrolsüz sürdürmek doğru değildir ve yan etkilerin görülme riskiniartırır.

Bu yan etkiler arasında en önemlileri nelerdir?

Allerjitedavisinde kullanılan ve antihistaminikler olarak adlandırılan birgrup ilacın bazıları uyku, dalgınlık, dikkat azalmasına neden olabilir.Buna bağlı olarak kişi araba veya makine kullanıyorsa kazalara nedenolabilirler. Aktif çalışan kişilerde bu tür yan etkileri olan ilaçlartercih edilmemeli veya kullanılması gerekiyorsa kişi öncedenuyarılmalı, bu tür tehlikeli işlerden uzak tutulmalıdır. Yine bu türilaçlar bazen iştah artışına yol açıp kilo alımına sebebiyetverebilirler. Kortizon türü ilaçlar da allerji tedavisindekullanılmaktadır. Bunlara bağlı olarak da önemli yan etkilergelişebilir.

Aşı tedavisine dikkat!

Halk arasındaaşı tedavisi olarak bilinen immünoterapi sanıldığı gibi allerjikhastalıkların tedavisinde temel tedavi biçimi değildir. Sadece böceksokmaları ve bazen de allerjik nezlede etkili olabilen bir tedavibiçimidir. Çoğu astım hastası için bu tedavi biçimi doğru bir yaklaşımolarak kabul edilmez. Bir çok gelişmiş ülkede astım tedavisindekullanılmamaktadır. Aynı zamanda, ölümcül olabilen riskler taşır.Üstelik etkinliği de ispatlanmış değildir. Etki mekanizması dabilinmez. Gerekli bir çok koşula uyan çok az sayıda hastaya asıltedaviler uygulandıktan sonra, bütün riskler göz önüne alınarak, buişin uzmanı olan kişi denetiminde ve acil durumda yaşama geridöndürmeye yönelik müdahalenin yapılabileceği her türlü donanım veekipmana sahip bir ünitede denenebilir. Fakat maalesef yanlış lanseedildiğinden ve suiistimale açık olduğundan gereğinden sık olarakuygulanmaktadır. Yıllarca bir ümit uğruna aşı olmaya devam edenhastalar vardır.

Allerjik bir anne ve/veya babanın çocuklarının allerjik olmaması için neler yapılabilir?

Anneveya babadan birisi allerjik ise çocukta allerjik hastalığa rastlanmaolasılığı %40 dolaylarında iken hem anne hem de babanın allerjik olduğudurumda çocukta bu oran %70’e çıkmaktadır. Allerjik bünyeliebeveynlerin almaları gereken tedbirler şunlardır: gebelikte ve doğumutakiben ev içinde sigara içilmemesi, gebelik ve emzirme dönemindeanneye yumurta ve inek sütü gibi allerjenik gıdalardan arındırılmış birdiyet uygulanması, bebeğin mutlaka anne sütünü emmesi ve yukarıdakorunma ile ilgili kısımda anlatılan tedbirlerin doğumdan itibarendikkatlice uygulanıp çevresel allerjenlerle temasın azaltılması yararlıolacaktır.

Arı poleni, bıldırcın yumurtası, hatme çiçeği vb gibi doğal ilaçların tedavideki yeri nedir?

Builaçların etkili olduklarını gösteren bilimsel çalışmalar maalesefyapılmamıştır. Bu nedenle bu konuda olumlu yada olumsuz bir şeysöylemek mümkün değildir
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #4 : Temmuz 25, 2007, 04:42:12 ÖS »

ATOPİK DERMATİT-2-

Prof. Dr. Cengizhan Erdem
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

1. Atopik dermatit nedir, nasıl bir hastalıktır?

Atopikdermatit, bebeklik ve çocukluk döneminde oluşan, ancak yetişkinlerde degörülebilen, yinelemelerle karakterize, kronik, kaşıntılı bir derihastalığıdır. Çocukluk döneminde başlayan atopik dermatit, hastaların%90’ından fazlasında, ergenlik dönemi sonrasında da devam eder.Sıklıkla kişisel ve ailesel atopik dermatit, alerjik nezle ya da astımhastalığı öyküsü ile birlikte bulunur.

2. Semptomları nelerdir?

Atopikdermatitin klinik görünümü ve belirtilerin dağılımı hastanın yaşına vehastalığın şiddetine göre değişiklik gösterir. Akut belirtilerkızarıklık ve kaşıntı şeklindedir. Akut atopik dermatit sıklıklabebeklerde görülür ve yüzü, saçlı deriyi ve kol ve bacakların dışyüzeylerini etkiler. Büyük çocuklar ve yetişkinlerde, deride kalınlaşmave deri çizgilerinde belirginleşme ile karakterize, kronik atopikdermatit ile karşılaşılır. Belirtiler boyun, göz kapakları, dirsek önüve diz arkası gibi bölgelerde yoğunlaşır. Hastalığın her döneminde derikuruluğu mevcuttur. Atopik dermatitli hastalarda virus, bakteri vemantar hastalıkları daha sık gelişir. Kaşıntı olmaksızın atopikdermatit tanısı konamaz. Atopik dermatitli hastalarda kaşıntı gün boyuaralıklı seyrederken, genellikle akşamları ve geceleri dahaşiddetlenir. Bu durum hastaların uyku düzenlerinin bozulmasına nedenolabilir.

3. Atopik dermatitin ortaya çıkma sebepleri nelerdir?


Atopikdermatitin oluşmasında genetik, immünolojik ve çevresel etkenler roloynamaktadır. Hastaların %80’inde ev tozu allerjenleri, polenler, küfmantarları gibi hava yolu ile alınan allerjenlere ve gıdasalallerjenlere karşı antikorlar bulunur. Bakterilerin de atopikdermatitin gelişimine katkıda bulundukları düşünülmektedir.

4. Atopik dermatitin tedavi yöntemlerinden söz eder misiniz? Kesin tedavisi mevcut mu? Yeni gelişmeler var mı?

Atopikdermatitin tedavisinde farklı güçte değişik yerel kortikosteroidpreparatları yaklaşık yarım yüzyıldan beri derideki kızarıklığın,ödemin ve kaşıntının tedavisinde kullanılmaktadır. Bu grup ilaçlarınderide incelme, deri enfeksiyonları, deri çatlamaları, kılcal damargenişlemeleri, deri içi kanamaları gibi yan etkileri vardır ve genişyüzeylere sürüldüklerinde deriden emilip kana geçerek sistemik yanetkiler oluşturabilirler. O nedenle kortikosteroid kremlerinin genişderi yüzeylerinde, göz çevresinde ve boyun, yüz, koltuk altı vekasıklar gibi derinin ince olduğu bölgelerde doktor kontrolündedikkatlice kullanılması gerekir. Deride infeksiyon varsa yerelkortikosteroidler uygulanmamalı, kullanım için hekimin direktiflerinedikkatle uyulmalı ve hekimin önerisinden daha uzun sürekullanılmamalıdırlar.

Atopik dermatit tedavisinde tıbbın heralanında olduğu gibi yenilikler ve yeni tedavi olanakları ortayaçıkmaktadır. Örneğin steroid (kortizon) içermeyen bu nedenle deyukarıda sözü geçen yan etkileri bulunmayan yeni ilaçlargeliştirilmiştir. Bu preparatların deriden emilimi çok az olduğundanözellikle bebeklerde ve erişkinlerde hassas bölgeler ve geniş alanlardabile güvenli bir şekilde kullanılabilmektedir.

5. Hastalığın ilerlemesini önlemek için hastalar günlük yaşamlarında nelere dikkat etmelidir? Ne gibi önerileriniz olabilir?


Duştanhemen sonra, krem ya da merhem şeklindeki nemlendiricileruygulanmalıdır. Banyoda ılık su tercih edilmeli sabun kullanımısınırlanmalı ya da daha iyisi sabun içermeyen temizleyicilerkullanılmalıdır. Kurulama hafifçe bastırılarak yapılmalı, havlu ilekuvvetle ovarak kurulama işleminden kaçınılmalıdır.

Çocukların tırnakları kısa ve temiz olmalıdır.

Atopikdermatitin alevlenmesine yol açan, sabun ve deterjanlar, kimyasalçözücüler, beyazlatıcılar, boyalar, yün ve sentetik kumaşlar, alkoliçeren deri bakım ürünleri, kozmetikler ve parfümler gibi irritanlarlatemastan kaçınılmalıdır.

Soğuk havalarda deriyi en fazla koruyacak şekilde giyinilmeli, Yazın ince ve pamuklu giysiler tercih edilmelidir.

Yataklarda,halk arasında ev tozu böcekleri olarak bilinen akarları geçirmeyenkılıflar kullanılmalı, koltuk kanepe gibi özel kılıfla kaplanmayanyerlerde uyumaktan kaçınılmalı, çarşaflar her hafta 65o C’deyıkanmalıdır. 6-12 ayda bir halı, koltuk ve kanepeler için akarlarıöldüren temizlik ürünleri kullanılmalıdır. Evde hayvan, çiçek, bitkibulundurulmamalı, kuştüyü yastık, yorgan ve yünlü giysilerkullanılmamalıdır
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #5 : Temmuz 25, 2007, 04:43:16 ÖS »

ATOPİK DERMATİT: EGZAMA

A. ATOPİK DERMATİT ( EGZEMA ) NEDİR ?

Kronik, tekrarlayan, pembe renkli, yüzeyi pütürlü olan kaşıntılı döküntülerdir. Aktif lezyonlar tüm vücütta
yaygın veya bir bölgede sınırlı olabilir. Bunlar pembe renkli, sulantılı, kaşıntılı lezyonlar şeklinde olabilir.
Aşırı kaşınma sonucu enfekte olabilirler. Lezyonların sürekli olarak nüks ettiği veya iyileşmediği
dönemlerde cilt kalınlaşması, çizgilenmesi, soyulmalar ve renk koyulaşması olabilir. Hastalığın
başlangıç yaşına göre lezyonların vücüttaki dağılımı farklılık gösterir.

1. İnfantil ( bebeklik dönemi ) Atopik Dermatit:

2 ay-2 yaş arası çocuklarda görülür. Lezyonlar özellikle yüzde ( sıklıkla yanaklarda ), saçlı deride,
boyunda, sırtta, diz ve dirsek bölgelerinde oluşur. Bu dönemde başlayan hastalık 3 yaşında
iyileşebilir veya ileri çocukluk yaşlarında da devam edebilir.

2. Çocukluk Çağı Atopik Dermatiti:
2-12 yaşlar arasında görülür. Cilt lezyonları sıklıkla dirsek önü, diz arkası, boyun, el bileği ve ayak
bileğinde görülür. Lezyoların olduğu cilt bölgelerinde kuruluk, çizgilenme, sulanma ve kaşıntı vardır.

3. Erişkin Dönemi Atopik Dermatiti:
Çocukluk çağı atopik dermatitinin devam etmesi veya ilk kez 12-20 yaşlar arasında başlayan cilt
hastalığı şeklinde ortaya çıkabilir. Cilt lezyonları sıklıkla dirsek önü ve diz arkasında bulunur. Bazen
ellerde de olabilir. Genellikle ciltte çizgilenme, kalınlaşma ve rengin kahverengileşmesine neden olur.
Bazen göz çevresi ve ağız çevresinde kuruluk ve cildin dökülmesi eşlik edebilir. Genellikle kronik
seyirlidir.
Atopik Dermatite Eşlik Edebilen Bulgular:
· El ve ayak tabanı çizgilerinin belirginleşmesi
· Göz altında koyu gölgeler
· Yanak, sırt, kol ve bacakta sınırları belirgin soluk renkli bölgeler
· Atopik dermatiti olan bebekler ileriki yıllarda astım veya allerjik rinit olabilirler

Atopik Dermatit ( Egzema ) Nasıl Tedavi Edilir?
1.Koruyucu Önlemler:

Bu hastaların ciltleri aşırı kurudur. Cilt kuruluğu belirtilerin alevlenmesine neden olur. Bu nedenle
cildin sürekli olarak nemlendirilmesi son derece önemlidir. Ayrıca bu kişiler normal sabun
kullanmamalıdır. Kremli sabunların kullanılması önerilir. Terleme şikayetleri arttırdığından, özellikle
sıcak havalarda dikkat edilmesi önerilir. Tetkiklerde belirtilere sebep olan herhangi bir allerjen (
inek sütü, yumurta, ev tozu akarı gibi ) saptanırsa, bu allejenden kaçınmak için doktorun önerdiği
önlemler mutlaka alınmalıdır.

2.İlaç Tedavisi:

1.Kaşıntı önleyiciler ( antihistaminikler-şurup, tablet )

Bu hastaların en önemli şikayeti kaşıntıdır. Bu şikayetlerin ortadan kalkması için doktorunuzun
önerdiği ilacı şikayetlerin alevlendiği dönemlerde kullanmak gerekir.

2.Lokal Kortikosteroidler ( merhem, krem )

Cilt lezyonlarının aktif olduğu dönemlerde lezyon üzerine haricen ince bir tabaka halinde doktorunuzun
önerdiği kullanma süresi dikkate alınarak uygulanır. Bu ilaçlar doktorun önerdiği nemlendirici ile cilt
nemlendirildikten sonra uygulanmalıdır.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #6 : Temmuz 25, 2007, 04:46:34 ÖS »

Hiperhidrozis = Aşırı Terleme Bozukluğu

Terleme: egzersiz esnasında, sıcak veya soğuk havalarda vücut sıcaklığını ayarlamak için gerekli fizyolojik bir mekanizmadır. Bunların dışında stres ve heyecan nedeniyle terlemede artma olabilir.

İnsan vücudunda bulunan iki sinir sisteminden biri olan somatik (istemli) sinir sistemi bize ağrı, ısı ve dokunma gibi duyuları hissetmemizi ve vücudun farklı bölümlerinin hareketlerini sağlayan kaslarımızı kontrol etmemizi sağlar.
Otonom (istemsiz) sinir sistemi ise solunum hızı, kalp atışı ve vücut ısısının ayarlanmasında önemli olan ter üretimi gibi bedensel fonksiyonların şuur dışı kontrol edilmesini sağlar. Otonom sinir sistemi sempatik ve parasempatik sistem adı verilen iki bölümden oluşur.

Sempatik sinir sistemi vücudun her yerinde ter salgılanmasını kontrol eden sistemdir. Bu sistemin bazen hiçbir nedene bağlı olmadan kendiliğinden çok yüksek seviyede çalışması belirli bölgelerde aşırı terlemeye neden olur.

Günlük hayatı etkileyen aşırı terleme durumuna hiperhidrozis adı verilmektedir.

Nedenleri

Hiperhidrozis insanların %1’inde görülen bir rahatsızlıktır.
Birkaç özel durum dışında aşırı terlemenin nedeni bilinmemektedir.
Aşırı terleme genellikle adolesan (ergenlik) döneminde başlar ve hayat boyu sürer.

Geçici bir durum değildir, ancak aralıklı veya devamlı olabilir.
Sinirlenme ve kaygı terlemeyi artırır.
Hipertiroidi, psikiyatrik hastalıklar, menapoz ve şişmanlık, diyabet, böbreküstü bezi hastalıkları ve vücutta oluşan enfeksiyonlar kendini aşırı terleme ile gösterebilir.
TEDAVİ ZAMANLAMASI

Aşırı terleme normalde sağlığa zarar vermeyen bir rahatsızlıktır.

Ancak kişilerin sosyal yaşantısını, öğrenimini, iş hayatını, psikolojik durumunu etkiliyorsa tedavi edilmelidir.

Nasıl hareket etmeliyim?

Aşırı terleme olan kişiler öncelikle Pratisyen Hekime başvurmalıdır.
Pratisyen hekim aşırı terlemeye neden olabilecek sistemik hastalık düşünürse ilgili uzmana yönlendirmeli ve öncelikle bu hastalık tedavi edilmelidir.
Anksiyete bozukluğu gibi psikiyatrik rahatsızlık varsa bu durum düzeltilmelidir.


Aşırı terlemeye neden olabilecek bir hastalık yoksa hasta Dermatoloji Uzmanına yönlendirilmelidir. Dermatoloji uzmanı hafif ve orta derecede şikayeti olan hastalara öncelikle terlemeyi önleyen pomad ve spreyler önerebilir.

Bu tedaviden yarar görmeyen ve ileri derecede şikayeti olan hastalarda diğer tedavi yöntemleri uygulanmalıdır.

TEDAVİ YÖNTEMİ SEÇİMİ

Primer (bir nedene bağlı olmayan) aşırı terlemede uygulanan temel tedaviler:

İlaç tedavileri

Terleme önleyici pomad ve losyonlar

İyontoforez

Botox enjeksiyonu

Cerrahi tedavi (sempatektomi)'dir.


İlaç Tedavileri


Terlemeyi etkileyen birçok ilaç mevcuttur.
Psikotrop (sedatif) ve antikolinerjik (atropin) gibi ilaçlar bir süreliğine faydalı olabilirler. Ancak bunların sedasyon, ağız kuruluğu, görme bulanıklığı, üriner problemler ve hatta kalp krizi riskini artırma gibi yan etkileri bulunduğundan genellikle önerilmezler.
Özellikle strese bağlı aşırı terlemelerde sedatifler (sakinleştirici ilaçlar) ve sinir sistemini etkileyen ilaç tedavileri kullanılabilir.
Psikoterapi genellikle bu durumda fazla yardımcı değildir.

Terleme Önleyiciler

Terleme önleyici merhemler ve spreyler ilk önerilen basit tedavi şeklidir.
En sık kullanılan Aluminum chloride’li ajanlardır.
Özellikle koltuk altı terlemelerinde ilk seçilen ilaçlardan biridir.

El ve ayak terlemelerinde hafif ve orta şiddetteki olgularda kullanılabilir.
Sıkıştırma etkisi ile ter kanalının ağzını fiziksel olarak tıkar ve ter bezlerinden ter atılımını önler. Tedavide ilaç gece kuru deriye uygulanır ve 6-8 saat kadar burada kalır.
Ertesi sabah tamamen yıkanarak temizlenir. Önce hergün, durum düzeldikçe daha seyrek uygulanır.Tedavinin tekrarlanması gerekir. Uygulamadan sonra kapama ile etki artırılabilir. Erken dönemde hastaların yarısında cilt irritasyonu gelişebilir.

Cilt irritasyonu yapması ve cevabın gecikmesi nedeniyle uzun süreli tedaviler bıktırıcıdır.

Terleme önleyici pomad ve losyon uygulama uyarıları !
Uygulama öncesinde:
Kullanımdan hemen önce banyo yapmayın.
Zedelenmiş ya da irritasyonlu deride kullanmayın.
Uygulama esnasında:
Gözler ya da mukoza ile temas ettirmeyin.
Uygulama sonrasında:
Koltuk altları 12-24 saat kadar tıraş etmeyin.
Tüy dökücü kullanılmayın.
Giysilerle temas ettirmeyin.

İYONOFOREZ TEDAVİSİ

Aşırı el ve ayak terlemesinde kullanılır.

Eller ve/veya ayaklar içinde elektrolit solüsyonu veya metal plaka bulunan küvete konulur. Solüsyon veya plakadan insanı rahatsız etmeyen düşük şiddette elektrik akımı verilir.


Etki şekli elektrik akımının oluşturduğu iyonlarının ter kanallarını (basit olarak su musluğunu) belirli bir süre kapatılması olarak tanımlanabilir.

Her seansın uygulama süresi 20-30 dakika kadardır.
Başlangıçta 3 günde bir, sonra haftada bir tedavi yapılır.
Durumun şiddetine bağlı olarak tedavi gerekebilir.
4-7 haftalık bir tedaviden sonra terlemetamamen kesilebilir.
Terleme tam olarak kesilemezse banyo içine ilaç (Glycopyromium Bromide) eklendiğinde iyi sonuçlar alınabilir.Tedavi sonrası terleme olmayan dönem 2-12 hafta kadar devam eder.
Bu nedenle tedavinin tekrarı gerekir.Zaman alıcı ve toplamda pahalı bir yöntemdir.Uygulama ağrısız olup hafif iğne batması şeklinde duyum alınabilir.Emniyetli bir tedavi yöntemidir. Cihaz satın alındığı takdirde evde uygulanabilir.Gebelikte, kalp pili ve metal ortopedik implant olanlarda uygulanmaz.

BOTULİNUM TOKSİN TEDAVİSİ (BOTOX)

Özellikle koltuk altı terlemelerinde kullanılır. El ve ayak terlemelerinde de uygulanabilir.Botox düşük dozlarda enjekte edilerek yüz veya boyunda kırışıklıkları önlemek için lokal kasların felç edilmesi için kozmetik amaçla veya kas spazmlarını çözmek için kullanılan bir maddedir.Benzer etki nedeniyle terlemeye neden olan sempatik sinirleri felç ederek ter bezlerinden ter üretimini önlemek için kullanılmaktadır.Uygulamada Botox olarak bilinen Botulinum Toksin’i terleme olan bölgede deri içine enjekte edilir ve sinir uçlarında 6-12 hafta süre ile geçici blok yapar.Etkisi geçici (1-6 ay) olduğundan tedavinin tekrarı gerekir.Ayaktan uygulanabilir.Uygulama yaklaşık 30 dakika kadar sürer.Lokal anestezik krem uygulandıktan sonra bölgeye enjeksiyonlar yapılır.
Tedavinin etkisi birkaç saat veya gün sonra ortaya çıkar.İlk uygulamadan sonra ikinci seans 2-3 hafta sonra yapılır ve tedaviye 6 ay aralıklarla devam edilir.Oldukça pahalı bir yöntemdir.
Tedaviden sonra enjeksiyon yerinde birkaç gün devam eden ağrılar olabilir.Bazen yapılan enjeksiyon kaslara giden sinirleri de etkileyebilir ve kolda geçici güç kaybına neden olabilir.Botox’un bu ilaca karşı allerjisi olanlarda, gebelerde ve kas problemi olanlarda kullanılması uygun değildir. Antibiyotikler veya kas gevşetici ilaçlarla birlikte kullanılmamalıdır.

CERRAHİ TEDAVİ


Endoskopik Torakal SempatektomiÖzellikle el ve koltuk altı terlemelerinde uygulanmaktadır.
Kalıcı çözüm sağlar.Cerrahi tedavinin esası aşırı çalışarak fazla terlemeye neden olan sempatik sinirlerin kesilmesi veya çıkarılmasıdır. Bazen sempatik zincir ve dalları klips ile sıkıştırılabilir veya koter ile yakılabilir.Bu sinirlerin terleme dışında fonksiyonu olmadığı için; ameliyatın felç oluşturma, his kaybı, refleks azalması gibi etkileri olmaz.Koltuk altından açılan 1 cm kadar küçük 1-2 delikten sokulan kamera ve küçük aletlerle işlem gerçekleştirilmektedir.
Diz artroskopisi veya laparoskopi gibi bir yöntemdir.
Hastaya genel anestezi verilir.
İşlem süresi bir saatin altındadır.
Ameliyatın etkisi hemen ortaya çıkar.
Hasta uyandığında elleri kuru ve sıcaktır.
Operasyon sonrası hasta 12-24 saat kadar hastanede kalınır.
Ameliyat sonrası çok az rahatsızlık verir.
Deri kıvrımları içinde kaybolacak kadar çok küçük bir iz bırakır.
İyileşme bir veya birkaç gün gibi kısa bir sürede olur.
Hastaların çoğu 1 haftada normal çalışma düzenlerine dönerler.
Ağır kalp-akciğer hastalığı olan, plevral hastalık veya akciğer ameliyatı geçiren, tedavi edilemeyen tiroid hastalığı olanlar cerrahi tedavi için uygun değildir.
Etkili, kalıcı, emniyetli ve çok az rahatsızlık veren bir tedavi yöntemidir.
Vücudun başka bölgelerinde (sırt, kalça) terlemenin artması (%20-50) en sık görülen yan etkidir. Ancak hastaların çok azında (%2) önemli olur. Nadir görülen diğer bir yan etki de yemek esnasında terleme olmasıdır.
Komplikasyonlar %1 civarında, çok az görülür.
Nadiren veya her cerrahi işlemde görülebilen anestezik maddelere ve ilaçlara karşı allerjik reaksiyonlar, kanama, enfeksiyon ve komşu organ yaralanması oluşabilir.
Bazen göğüs boşluğunda hava kalması (pnömotoraks) gelişebilir. Ancak çoğunda kendiliğinden kaybolur ve pek problem yaratmaz.
Horner sendromu denilen (göz kapağında düşme, göz bebeğinde küçülme ve yüzde terleme azalması) komplikasyon; çok nadiren kalıcı olsada birkaç ay içinde normale dönebilir.
Bu yöntemle: el terlemesinde: %98, koltuk altı terlemesinde: %80 üzerinde, ayak terlemesi için yapılmasa da ayak terlemesinde: %25 civarında başarılı sonuç alınmaktadır
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #7 : Temmuz 25, 2007, 04:47:15 ÖS »

BEHÇET HASTALIĞI

Genel Bilgiler

İlk kez1937 yılında bir Türk doktoru olan Hulusi Behçet tarafındantanımlanmıştır. Tıp Dünyasında bir Türk doktoru tarafından tanımlanannadir hastalıklardan birisidir.
Behçet hastalığının en tipik özelliği, ağızda tekrarlayan aft adı verilen yaralar olmasıdır.

Ağız yaraları
Ağızyaralarına hemen hemen her hastada rastlanır ancak % 1 - 3 gibi az birkısım hastada ağızda yara şeklinde bir belirti görülmeksizin hastalığındiğer belirtileri görülebilir. Genellikle ağızdaki yaralar hastalığınilk belirtileridir ve diğer belirtiler ortaya çıkmadan yıllarca aftyakınması bulunan hastalar az değildir. Behçetteki ağız yaraları,tekrarlayıcı basit aftlardan ayırd edilemez ise de çok sayıda olmalarıve daha sık nüks etmeleri gibi farklılıklar vardır. Behçette aftlargenellikle ayda bir veya birkaç kez tekrarlar ve bir kaç gün içersindeiyileşirler.

Cinsel Bölge Yaraları
Behçet hastalığının diğerbir belirtisi de genital bölgede tekrarlayan yaralardır. bu yaralarküçük, deriden kabarık kırmızılık veya sivilce halinde başlar ve bunu,çabucak zımba ile delinmiş görünümde ve yavaş iyileşen yaranıngelişmesi izler. Bu yaralar hemen her zaman yerlerinde iz bırakarakiyileşirler. Genital bölge yaraları aftlara göre sayıca daha az ve dahauzun sürede iyileşirler.

Deri Belirtileri
Behçet hastalığında, koltuk altları ve kasıklar gibi büyük kıvrım yerlerinde de benzer yaralara zaman zaman rastlanabilir.
1. Kırmızı ve ağrılı yumrular şeklinde oluşumlar.
2. Sivilce benzeri belirtiler.
3. Deri damarlarının hastalanmasıyla ilgili belirtiler.


Göz Belirtileri
Enönemli organ tutulmalarından biri olan gözdeki iltihaplanma hastalarınyarısında tespit edilir. Gözde kanlanma ve bulanık görme şeklindekendini gösterir. Erkeklerde ve genç kisilerde göz belirtileri daha sıkve daha ağır seyrederken, kadınlarda ve yaşlılarda daha seyrek ve dahahafiftir seyreder. Göz belirtileri bazan körlüğe kadar gidebilir.

Bubelirtilerin dışında Behçet hastalarının hemen hemen yarısında eklemağrısı ve eklemlerde şişme gibi şikayetler, beyin hastalıkları, böbrekiltihabı, damar tıkanma ve genişlemeleri de görülebilir.
Behcethastalığı daha çok 20-30 yaşlarda ve erkeklerde görülür. Türkler,Araplar, Yahudiler, Ermeniler ve Japonlarda daha sık görülür. Behçethastalığının en karakteristik özelliklerinden birisi ataklar halindeseyretmesidir. Yaşla birlikte hastalığın aktivitesi azalır. Behçethastalığının nedeni bilinmemektedir. Tedavi hastalığın etkilediğiorgana göre değişir. Tedavi kesinlikle doktor kontrolünde yapılmalıdır.Genetik biliminde sağlanacak gelişmeler Behçet hastalığının tedavisindeyeni ufuklara yol açacaktır. Behçet hastalığının en tipik özelliğininağızda tekrarlayan yaralar olduğu unutulmamalı ve bu yakınmaları olanhastaların mutlaka Behçet hastalığı yönünden araştırılması gereklidir.

Behçet, aslında bir hastalık değil tıbbi adı ile "sendrom" dur, ancak anlaşılır olması nedeni ile "hastalık" olarak yazılmıştır.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #8 : Temmuz 25, 2007, 04:47:58 ÖS »

Bel soğukluğu Gonore

Neisseria gonorrhoeae (gonokok) adıverilen bakterinin yol açtığı bir enfeksiyondur. Cinsel yolla bulaşanhastalıkların en sık görülenidir.

A.B.D.'de her 30 saniyede birkadının bel soğukluğuna yakalandığı ileri sürülmektedir. Bu kişiler 3-5gün süren kuluçka dönemi süresince ileri derecede bulaştırıcıolmaktadırlar. Gonoreli bir erkek ile ilişki kuran her kadın enfekteolmaz. Sadece %60-90 kadında enfeksiyon gelişir. Kadından erkeğebulaşma ise daha zordur.

Gonoreli bir kadınla ilişkide bulunan erkeklerin %20-40'ı enfekte olur.

Kadınlarda en çok rahim ağzında yerleşir.

Dokularınyapısı nedeni ile vajina dokusunda gonore bakterisi yerleşemez. Rahimağzı (serviks) dışında sırasıyla ürethtra ve vajinanın hemen girişindeher ki yanda yer alan bartholin bezlerini tutar. Kadınların %80'indenfazlası asemptomatik kalır yani hiçbir belirti olmaz. Bu kuluçkadöneminin değişken olabileceğinin belirtisidir. Gonoreye neden olandiplokoklar


Bel soğukluğuna neden olan gonokoklar

Belirtileri
Belsoğukluğunun en sık yarattığı yakınma vajinal akıntıdır. Bu akıntısarı-yeşil renkli ve kötü kokuludur. Sümüğümsü bir yapısı vardır.Beraberinde nadiren kaşıntı da olabilir. Bu tabloya idrar yaparkenyanma da eşlik edebilir. Akıntıdan sonra en sık görülen yakınma isekasık ağrısıdır.Genelde her iki tarafta da ağrı olur. Öğleden sonra veakşam çıkan ateş görülebilir. Bartholin bezi tutulmuş ise vajinagirişinde oldukça ağrılı bir şişlik yani bartholin absesi olabilir.Mikroorganizma kan dolaşımına geçer ise eklemlerde de enfeksiyona nedenolabilir.Eklem ağrıları ve şişlikleri görülür. Tek bir eklemdebelirtiler olmaz. Ağrılar gezici tiptedir. Bir eklem düzelir belirtilerbir diğerinde başlar. Buna gezici eklem ağrıları adı verilir. Nadirengonokoka bağlı boğaz enfeksiyonları gelişebilir. Doğum esnasındaanneden bebeğe geçerek yenidoğanın gözlerinde konjuktivite yol açabilir.

Gonoreninen önemli komplikasyonu pelvik iltihabi hastalıktır. Enfeksiyonuntüplere ve yumurtalıklara kadar ilerlemesidir. Kısırlık dahil pekçokkomplikasyon yaratır.

Tanı
Servikal ve vajinal akıntınınincelenmesi ile konur. Vajen kültürü alınmasının en faydalı olduğudurum gonoredir. Kültürde gonokokların üretilmesi tanı içinyeterlidir.Klinik olarak tanı konmuş olsa bile bunun kültür iledoğrulanması gerekir.

Tedavi
Bel soğukluğu tedaviye sonderece duyarlı bir hastalıktır. Antibiyotik tedavisi ile geneldeiyileşme sağlanır. Antibiyotik kullanımından bir hafta sonra kültürlertekrarlanarak enfeksiyonun geçtiği teyid edilmelidir.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #9 : Temmuz 25, 2007, 04:48:24 ÖS »

BİTLENME: PEDİKÜLOZİS

Saç Biti Nedir?

Saçbitleri insan saçında yaşayan ve üreyen çok küçük , kanatsız, günde 2-8kez kan emerek beslenen gri böceklerdir. Sirke denilen yumurtalarıgörmek bitin kendisini görmekten daha kolaydır ve genellikle enseyeyakın, kulakların arkasında ve başın arkasında saç tellerine tutunmuşhalde bulunurlar. Sirkeler kir veya kepek gibi yıkanaraktemizlenemezler. Önce etkili bir ürün ile öldürülmeli, sonra bu amaçiçin yapılmış ürünün kutusundan çıkacak olan özel bir tarak ile saçtantemizlenmelidir.

Saç biti insan vücudu dışında yalnızca 48 saatyaşayabilir ve evcil hayvanlar üzerinde yaşayamaz. Sirkeler ise insanvücudu dışında kumaş ve battaniye üzerinde 10-15 gün canlı kalabilirler.


Nasıl Bulaşır?

Bitlenmeninyaygın olarak düşünüldüğü gibi pislikle bir ilgisi yoktur; aslında bittemiz, sağlıklı saçı, kirli saça tercih eder. Yetişkin ya da çocuk,herkes bitlenebilir. En yaygın belirtisi, başın ve ensenin şiddetlekaşınmasıdır. Saç biti son derece bulaşıcıdır. Tarak, fırça, eşarp,yastık, şapka ve tüylü oyuncaklar gibi paylaşılan kişisel eşyalar ileyayılırlar. Tekrarlanan salgın riskini azaltmak için bu eşyalarıpaylaşmaktan kaçınılmalıdır.



Bitlendiğimizi Nasıl Anlarız?

Bitlenmeyigösteren ilk ipucu sık sık kafa derisinin kaşınmasıdır. Biti tespitetmek ve yayılmasını engellemek amacıyla, ensenin arka kısmındaki vekulak arkasındaki saçlar dikkatle incelenmelidir. Bitler ışıktankaçtıkları için, yalnızca saç kılına yapışmış küçük beyazımsı, ovalyumurtaları (sirkeleri) görebilirsiniz.



İdeal Bir Bitlenme Tedavisi Nasıl Olmalıdır?


Tek uygulama ile kısa sürede etki göstermeli.
Güzelkokulu, saçları dolaştırmayan, taramayı zorlaştırmayan, etrafabulaşmayan, boyalı ve permalı saçlarda problem yaratmayan özellikleresahip olmalı.
Kalıcı etkisiyle bitlerin saça tekrar yerleşmesini engellemeli.
Sadece bitleri değil,sirkeleri de yok etmeli.
Kullanıcı tarafından iyi tolere edilmeli, yan etkileri olmamalı.
Kullanıcıya toksik etkisi olmamalı
Bugünekadar pek çok yolu kullanarak insanoğlu bitle mücadele etmeyeçalışmıştır. Kötü kokulu gaz ve kimi zehirli maddeler içeren ilaçlarbunlardan bazılarıdır. Daha çok çocuklarda rastlandığı için tedavininçocuklar için güvenli, yüksek oranda etkili, sadece bitleri değilyumurtalarını da öldüren bir bit ilacı ile yapılması gerekir.

Oysagünümüzde artık bu alanda kullanılan madde ve ilaçlarda büyükgelişmeler kaydedilmiş, hatta koruyucu etkili permetrin etken maddesiiçeren ilaçlar geliştirilmiştir. Saç biti tedavisinin bitleri olduğukadar yumurtaları da öldürmesi ve tekrar bulaşmayı önlemesi gerekir.Piyasada birkaç bit öldürücü ilaç vardır ve değişik şekillerdebulunmaktadır; şampuan, saç kremi gibi. Fakat bunların hepsi bittedavisinde istenen etkiyi göstermez!!!

Bitlenme tedavisinde kullanılan çeşitli maddeler şunlardır:

Gamma Benzen Hekzaklorid

Böceğin sinir sistemini felç ederek etki gösterir. Ülkemizde yasaklanmıştır.

Benzil Benzoat

Deri ve mukozayı tahriş ettiği için bit tedavisinde pek tercih edilmez.

Fenotrin (Sumitrin)

Işıkta stabilitesini koruyamaz. Uygulamadan sonra güneş ışığı altında etkinliğini yitirir. Bu nedenle kalıcı etkisi yoktur.

Piretroidler 1. Jenerasyon

Krizantemçiçeğinin böcek öldürücü etkisi Farslar zamanında fark edilmiştir. EskiYugoslavya toprakları üzerinde olan Dalmaçya'daki bir halk hikayesinegöre, yaşlı bir kadın beyaz papatyalara benzeyen bir çiçeği toplar.Çiçek solduğunda bir köşeye atar, daha sonra dönüp baktığında solmuşçiçeklerin çevresinde ölü böcekleri fark eder ve krizantem ailesindenolan bu çiçek çeşidinin böcekler üzerinde öldürücü etkisi bu şekildefark edilir. 1800'lü yıllardan başlayarak kuru çiçekler böcek öldürücüolarak ABD'ye ihraç edilir. 1900'lü yıllarda piretroid olarakadlandırılan bu madde bit tedavisinde kullanılmıştır, ancak ışıktabozulması sorun oluşturmuştur.

Permetrin 2. Jenerasyon 1973'deışığa dayanıklı piretroid olan permetrin İngiltere'de geliştirilmiştir.Permetrin aynı zamanda bit tedavisinde en az iki haftadan altı haftayakadar koruyucu etkiye de sahiptir. Günümüzde permetrin koruyucuözelliği, kullanım kolaylığı, yan etkilerinin az olması ve güvenilirolması nedeniyle en çok tercih edilen ilaçlardandır.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #10 : Temmuz 25, 2007, 04:48:45 ÖS »

BÖCEK SOKMALARI : ISIRMALARI

Böcek sokmaları özellikleyaz ve sonbahar başlarında tarlada çalışan, tatil ve piknik yapaninsanlar için keyif kaçırıcı bazen de yaşamı tehdit edici bir sorunolmaktadır. Ülkemizde de en önemli böcek sokmaları yaban arısı, eşekarısı ve bal arısı ile ortaya çıkmaktadır.

Böcek sokmalarındansonra yerel reaksiyon, sistemik reaksiyon ve sistemik toksik reaksiyonoluşabilmektedir. Seyrek olarak böcek sokmasından 1 ya da 2 hafta sonraserum hastalığı ya da anafilaksi ortaya çıkabilir

Böceksokmasından sonra ortaya çıkan reaksiyon kişiden kişiye ve böcektenböceğe değişiklik gösterir. Isırıklar tek tek ya da bir böcek, biralanda birden çok ısırık yaptığı için gruplar halindedir. Bebeklergenellikle reaksiyon göstermezler, küçük çocuklar gecikmiş aşırıduyarlılık reaksiyonu, büyük çocuklar hem gecikmiş, hem hızlı aşırıduyarlılık reaksiyonu gösterirler. Olağan reaksiyon ağrı, şişme vesokulan bölgede etrafında oluşan renk değişikliğidir.

Bölgenin su ve sabunla yıkanması en basit ve etkili tedavidir, buz uygulanması şişliği ve ağrıyı azaltabilir.

Genişyerel reaksiyon; sokulan bölgenin çevresindeki geniş bir alanın daetkilenmesi durumudur (örneğin dizden sokulan bir kimsede tüm bacağınşişmesi). Bu durumda tedavi normal reaksiyondaki gibidir. Ancakyakınmaları azaltmak için ağızdan bazı ilaçlar vermek gerekebilir. Builaçlara bir doktorun karar vermesi uygun olur.

Bal arısısoktuktan sonra deri içinde kalan iğneyi çıkartma çabaları daha çok,venomun deri içine sokulması ile sonuçlanmaktadır.

Karınca ilesokulmadan 30-60 dakika sonra yerel kaşıntı ve küçük su toplamışkabarcık (vezikül) ortaya çıkmaktadır. Bunu 8-24 saat sonra püstüloluşumu izler. Karınca sokmasından sonra ikincil enfeksiyonlara engelolmak için bol su ve sabunla yıkanmalı, içi su dolu kabarcıksıkılmamalıdır. Topikal steroidli merhemler ve ağızdan H1antihistaminikler kaşıntıyı azaltmak için kullanılabilir.

Böcek sokması sonrası olan alerjik belirtiler nelerdir?


Böceksokması olan bölgeden uzakta şişme, kızartı, ürtiker, kaşıntı, kolikşeklinde karın ağrısı, kusma, ishal, göğüste sıkışma hissi, nefesalmada zorluk, hırıltılı solunum, at sesi (larinks ödemi bulgusu),dilde şişme olabilir. Bu bulgular, ciddi alerjik reaksiyon veanafilaksi bulgularıdır ve birkaç dakika içinde ortaya çıkar. Nabzınalınamaması ve kan basıncının düşmesi, bilinç bulanıklığı ve kalpdurması yaşamı tehdit eden bulgulardır.

Anafilaksi gelişen her böcek sokması acil tedavisi yapıldıktan sonra alerjiste gönderilmelidir.

Böcek sokmalarından nasıl kaçınabiliriz?

Otların üzerinde açık ayakkabı ve çıplak ayakla yürünmemeli.

Pikniğe, çocuk bahçesine giderken parlak renkli, kol ve bacağı açıkta bırakan giyecekler giyilmemeli.

Yakındauçuşan arı görüldüğünde panik yaratıp, kaçması için saldırıyageçilmemeli (yaban arıları kendilerine saldırıldığında sokmaktadırlar),bir yüzeye yapışmışsa nazikçe kaldırılmalıdır.

Ağzı açık kalmış tatlı içecekler yeniden içilmemelidir.

Çöp tenekelerin ağzı sıkıca kapalı tutulmalıdır.

Ev dışında yenilen yiyeceklerin paketleri sıkıca kapatılmalı, uzun süre ağzı açık bırakılmamalıdır.

Pikniğe, parka giderken tatlı ve bitki kokulu parfümler sıkılmamalıdır.

Evlerin ve arabaların camları kapalı olmalıdır.

Böcek sokmalarında anafilaksi geliştiğinde tedavi nasıl olmalıdır?

Böcek sokmasına bağlı anafilakside tedavi:

ABC (Airway= havayolu açıklığı,
Breathing= solunum,
Circulation=dolaşım) sağlanması
Bacakların yükseğe kaldırılması,
Sokulan bölgenin üst kısmına turnike uygulanması,
Oksijen desteği sağlanması,
Ayrıca, hastaya uygulanacak ilaçlara bir doktorun karar vermesi gerekir.
Hastalaranafilaksiye yönelik gerekli tedavileri yapıldıktan sonra en az 48 saatgözlem altında tutulmalıdır. Daha önce anafilaksi geçiren bir kişininyanında her zaman hazır şırınga edilebilir adrenalin bulunmalıdır. Bupreparatlar ülkemizde yoktur. Daha önce anaflaksi geçirmiş hastalariçin Türk Eczacılar Birliği ya da firmalar aracılığı ile bu preparatlarsağlanabilmektedir.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #11 : Temmuz 25, 2007, 04:49:10 ÖS »

Cilt kırışıklıkları kırışması ve önlenmesi

Kırışıkgiderme konusunda Kozmetik dünyasında en çok konuşulan yardımcı Avitamini ve türevleridir. Çok geniş olarak konuşulmasada da C vitamini,selenyum, dengeli beslenme, spor ve su cilt sağlığı ve kırışıklıklarıngiderilmesi veya oluşumunun engellenmesinde önemlidir. Yapılan bazıçalışmalar kollagen yapımı üzerine etkileri nedeni ile C vitaminini degündeme getirmiştir. Bazı çalışmalar C Vitamininin, vücüdumuzdaki bağdoku denen, koruyucu doku katmanının korunmasında anahtar rölüoynadığını göstermiştir. Kollagen de bu dokunun bir elemanıdır.Kollajen sentezi için gereken sinyali C vitaminin oluşturduğudüşünülmektedir.
Günlük hayatımızda besinlerimiz ile C Vitaminialmaktayız. Bu vitamin suda eriyebilen vitaminler gurubundandır. Asityapıdadır, kimyasal ismi Askorbik asittir. Yani sindirim kanalındankana, vücudun emme mekanizmasının izin verdiği ölçüde geçer, ve vücudunher noktasına taşınır. Hücreler ihtiyaçları kadar C vitaminini kandanalırlar ve fazla alınmış miktar ise vücuttan idrar yolu ile atılır.Sıklıkla yediğimiz, taze sebze ve meyvalar C vitamini için iyi birkaynaktır.
Günlük erişkin bir kişi için önerilen C vitamini dozu 300- 500 mg. dır. Sigara kullanan kişilerin ihtiyacı daha yüksektir. Fazlamiktarda C vitamini alınması halinde idrar yolu ile atılır bir zararıyoktur. Ancak çok yüksek dozda alınan C vitamini, atılımı sırasındaidrarda, kum veya taş oluşumuna neden olabilir.
Erişkinler içinönerilen minimum C vitamini dozunun, vücutta C vitamini eksikliğioluşmaması için gereken doz olduğunu vurgulayan uzmanlar, bu dozlarınkırışıklar üzerine bir etki sağlamayacağını söylemektedirler.
Özellikle güneş ışınlarının taşıdığı ultrviyole ışınlarının cilt üzerindeki olumsuz etkileri düşünüldüğünde,
Hücre içi metabolizma bozulur,Daha az kan taşınır,
Ter ve yağ bezlerinin fonksiyonları bozulur ,
Kollagen yapımı azalır, var olan kollagen lifleri kalınlaşır,
Damarlarınduvarlarındaki kollagen liflerde özelliklerini kaybettiklerinden(özellikle göz çevresi ve damarların daha yüzeyde olduğu bölgelerde)damar duvarlarından dışarı kan serumu çıkmakta ve süngersi yapıdakibölgelerde, torbalaşmalara neden olmaktadır. Bu konular daha detaylıolarak cilt kırışıkları bölümünde incelenmiştir.

Genç ciltlerdedaha çok kan akımı ve damarsal oluşumlar varken, yaşlılıkta azalan kanakımı ve daha çok ultraviyoleye tabii kalmış yıpranmış, daha çokserbest radikallerin (hücre için, sağlam moleküllerden elektronçalarak, onların yapısını bozarak, normal moleküllere zarar verenzararlı bir gurup madde) oluştuğu ciltte, daha çok C vitamin gereklidir.

Cilde,yüksek dozda C vitamini içeren kremlerin uygulanması ile bazı olumlugelişmeler gösterilmiştir. Özellikle sunblock (tam UV kesenkozmetikler) ile birlikte C vitamini uygulamasının, serbestradikallerin oluşumu azalmakta ve kırışıkların oluşumlarınınbaşlamasında engel olduğu düşünülmektedir. Bu tip ürünlerin, güneşeçıkmadan en az 20 - 30 dakika önce uygulanması gerekmektedir.

Cilttekırışıklıkların oluşumuna engel olan bir diğer mekanizmada Evitaminidir. Anti oksidan özelliği ile serbest radikalleri ortadankaldırır. Bu tip ürünlerin güneşe çıkmadan değil de, güneşe maruzkaldıktan sonra uygulanması önerilmektedir. Vitamin E'nin kendisinin deultraviyole karşısında, serbest radikaller oluşturduğu bilinmektedir.Güneşlenmeden 8 saat sonra uygulanan E vitamini yağının, cilttekizarardan cildi koruduğu ve şişme oluşumunu engellediği söylenmektedir.Ağız yolu ile alınan E vitamininin, cilt kırışıklıkları üzerine olanetkisi yeni çalışılan bir konudur ancak, bu tip uygulamanın cildin dahasağlıklı olmasına ve ultraviyole zararlarından korunmada etkili olduğubildirilmiştir.

Vitamin E gibi etki gösteren bir başka mineraldeselenyumdur. Toprakta bulunan bu mineral besinlerimiz yolu ilealınırlar. Topraktaki selenyum içeriği doğrultusunda bazı bölgelerdealım eksikliği olur. Cilt sağlığı için günlük önerilen minimum miktar50 - 200 mikrogramdır. En çok kullanılan selenyum tuzul-selenomethionin'dir. Bu mineralin kullanılmasında mutlaka hekiminizedanışmalısınız. 100 mikrogramın üzerindeki yüksek dozlarda toksik (zarar verici) olabilmektedir. Sadece gereğinde kullanılmalıdır.Özellikle soğan, sarmısak gibi yemeklerimizde sıklıkla kullanılansebzeler yüksek miktarlarda selenyum içerir. En çok Ton balığındavardır. Ondaki miktar bile 3 konserve kutu balıkta 100 mikrogram kadaryer alır. Bazı araştırıcılar iyi sonuçlar aldığını bildirmektedir.

Ciltkırışıklıkları konusunda içki ve sigaranında çok etkisi vardır. Sigaraiçerdiği maddeler nedeni ile damarların büzülmesine ve kan akımınınazalmasına neden olur. Ciltte tahrişlere ve kurumalara neden olurlar.

Vücudasu alımı da çok önemli bir faktördür, ciltte bulunan hücrelerin suiçeriklerin tam olması, yağ ve ter bezlerinin normal fonksiyonları içinsu çok önemlidir. Doğal olarak cildi nemlendirir. Bir kişinin günde 5lt. ye yakın miktarda sıvı alması gerekir. Bol bol su içilmesi, tümsağlık problemlerinde önerilen bir unsur olduğu gibi cildin her türlüsorununuda da çok önemlidir ve etkindir. Dolaşım sisteminin, sağlıklıçalışması cildin de beslenmesi konusunda çok önemlidir. Dolaşımınartması ve düzenli olması, hücrelere daha düzenli besin ve oksijentaşınması demektir. Daha sağlıklı bir vücut için sporda çok önemli birfaktördür. Spor, dolaşım sisteminin sağlıklı fonksiyon görmesini sağlar.

Denegelibir beslenme, güneşten korunma, spor yapmak ve bol bol su içmek, ciltsağlığı için yapılması gereken en temel davranışlardır.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #12 : Temmuz 25, 2007, 04:49:37 ÖS »

Cilt yapısı ve yara iyileşmesi

Cilt insan vücudunukaplayan en geniş organ olup organizmanın çevreye karşı dış duvarıdır;dolayısıyla bazı fonksiyonları yerine getirmekle yükümlüdür.

Mekanik,kimyasal ve biyolojik etkilere karşı koruma sağlar. Su dengesini vevücut sıcaklığını düzenler. Dokunma, basınç, sıcaklık ve acı gibiduyuları ileten bir duyu organıdır. Kızardıklarında veyasarardıklarında açık tenli kimselerin cildinde duyguları gözükür. Ciltaynı zamanda bağışıklık süreçleriyle de ilgilidir ve metabolikfonksiyonlara (D2 vitamini ve kolesterol sentezi) sahiptir.

Cildinicra ettiği fonksiyonların çeşitliliği karmaşık yapısına yansımıştır.Cilt, her biri farklı bir doku yapısına sahip üç tabakadan oluşur.





Biraraya gelerek cildi oluşturan üç tabaka dıştan içe doğru epidermis,dermis (corium) ve sub kutistir. Her tabaka bundan sonraki bölümdeayrıntılı olarak açıklanmaktadır.

Yaralar kavramıyla ikifizyolojik yara iyileştirme yolu da açıklanmaktadır. Epidermis cildinen dıştaki tabakasıdır. Birkaç keratinosit tabakadan oluşur. Kalınlığıvücudun bölümüne, yaşa ve cinsiyete bağlı olarak değişir. Epidermishücreleri dört tabakaya ayrılabilir. İçten dışa doğru bunlar stratumbasale epidermidis (tek tabakalı), stratum spinosum epidermidis,stratum granulosum epidermidis (tek katlı veya çok katlı) ve stratumcorneum epidermidis.

Keratinositler epidermisin stratum basaledeteşekkül eder. Süreç sırasında yapılarını değiştirerek üst tabakalarayayılırlar. Stratum spinosumda diken hücreleri, Stratum granulosumdagranüler hücre ve stratum corneum da horny hücreler şeklindebulunurlar. Bir keratinositin bütün tabakaları kat ederek cansız birhorny hücre olarak yüzeye düşmesine kadar geçen süre turnover olarakadlandırılır ve genellikle dört hafta kadar sürer.

Epidermistemevcut diğer hücreler arasında melanositler (pigment üreten hücreler),Meckel hücreleri, Langerhans hücreleri lenfositler bulunur. Dermistenfarklı olarak epidermiste damar bulunmaz. Beslenme, altta bulunandermisten difüzyon yoluyla olur.

Dermis, cilde elastikliğiniveren lifli ve iyice damarlaşmış bir dokudur. İki dokudan oluşmuştur,stratum papillare ve stratum reticulare.

İnce yüzey tabakasıolan stratum papillare ince elastik lifler içerir ve bağ dokukabarcıklarıyla epidermise bağlanır. Bu kabarcıklar yoğun bir kılcaldamar ağıyla çevrelenmiş olup, epidermise kan gitmesini sağlarlar.Stratum papillare aynı zamanda histositler, fibroblastlar, memehücreleri ve bağışıklık hücreleri, serbest sinir uçları ile dokunma vebasınç algılayıcıları gibi hareketli bağ doku hücreleri bakımından dazengindir.

Cildin Anatomisi

Epidermisin yapısı

stratum corneum
stratum granulosum
stratum spinosum
stratum basale
Fonksiyonu

vücudu dış çevreden korur
Ana hücre tipleri

keratinositler
ömrü: yaklaşık dört hafta
Dermisin yapısı
Damarlı ve lifli doku iki tabakadan oluşur:

stratum papillare
stratum reticulare
Fonksiyonu

epidermisi difüzyonla besler
cilde elastikliğini verir
sıcaklığı ve kan basıncını düzenler.
Bağlantıları

ter bezleri
kıllar
yağ bezleri
Alttakigeniş stratum reticulare esas olarak vücut yüzeyine paralel uzanankalın kollajen lif demetleri ve elastik liflerden ibaret bir ağ yapısıoluşturur. Ter bezleri, kıl bezcikleri ve yağ bezleri gibi epiteluzantılarının kökleri buradadır. Subcutise bitişik olan dermis anafonksiyonları vücut sıcaklığı ile kan basıncını düzenlemek olan küçükilâ orta boy damarların oluşturduğu bir ağ yapısını içerir. Subcutisdermisin altında bulunur ve iki tabakayı ayıran belli bir sınır yoktur.

Subcutis yapısı

yağ doku
bağ doku
Fonksiyonu

taşıyıcı ve bağlayıcı tabaka
ısı ayarlama
mekanik tampon
Subcutis dermisin altında bulunur ve iki tabakayı ayıran belli bir sınır yoktur. Subcutis fasyanın başladığı yerde biter.

Subcutis,içinden kan damarları, sinirler ve lenf damarlarının geçtiği bağ dokuperdelerinin birbirine bağladığı yağ doku lobüllerinden oluşur.Subcutis cildi matrixle irtibatlandıran taşıyıcı ve bağlayıcı birtabakadır. Enerji deposu ve mekanik tampon görevi yapar ve vücudusıcaklık dalgalanmalarından korur. Subcutis yapısı cinsiyete, vücudunhangi bölümünde bulunduğuna, yaşa, besleme durumuna ve diğer bazıfaktörlere göre farklılık gösterir.

Yara, normal fonksiyonlarınıkesintiye uğratacak tarzda bir dokunun yaralanması veya tahripolmasıdır. Organizmanın doğal tepkisi yaraları mümkün olduğunca kısasürede kapatmak ve yapıların normal sürekliliğini geri getirmektir. Busüreç yara iyileşmesi olarak adlandırılır. Yara iyileşmesi tümdokularda aynı biyolojik ve biyokimyasal prensipleri takip eder. Yaraiyileşmesi, yaranın şiddet ve durumuna bağlı olarak birincil ve ikincilolmak üzere iki tipte olabilir. Birincil yara iyileşmesi yaraiyileşmesinin optimum çeşididir. Birincil yara iyileşmesinin meydanagelebilmesi için yaranın kenarları düzgün ve aynı hizada bulunmalı,yara temiz ve iyi pansuman yapılmış olmalıdır. Birincil yaraiyileşmesi, hissedilir hiçbir yangı olmadan yaranın dört - altı gündesüratli ve karmaşıklaşmamış kapanmasıyla sonuçlanır. Çok az kabukbağlama meydana gelir ve yapı ile fonksiyon büyük oranda eski halinedöner.

Doku kaybı, hizası bozuk yara kenarları, enfeksiyon veyakan beslemesinde yetersizlik varsa, ikincil yara iyileşmesi meydanagelir. İkincil yara iyileşmesi bir haftadan uzun süren ve genellikleiki - üç haftayı geçmeyen gecikmeli bir iyileşme süreciyle tanınır.

İkincil yara iyileşmesi değişmez olarak fonksiyon görmeyen büyük bir kabuğun teşekkülüyle sonuçlanır.

Yara iyileşmesi tipleri

Tanım

fonksiyon kaybı eşliğinde doku yırtılması veya tahribi
Yara iyileşmesi tipleri

birincil ve ikincil yara iyileşmesi
Birincil yara iyileşmesi

optimum iyileşme
dört ile altı günde iyileşme
karmaşıklaşma yok
kabuk bağlama çok az veya hiç yok, fonksiyon kaybı hiç yok
İkincil yara iyileşmesi

karmaşıklaşma dolayısıyla geç iyileşme
kayda değer kabuk bağlama
iki ilâ üç haftada iyileşme

Tedavi Yolları

Yaratemizleme geç iyileşen yara yönetiminde yaygın olarak uygulanır. Bazıenzimsel, mikrop kırıcı, fiziki ve cerrahi temizleme tekniklerikullanılabilir. Bunlar gelecek bölümde açıklanmaktadır.

Bir yaratemizlenirken hijyenik çalışma şartlarının muhafazası, pansumankarışıklıklarının önlenmesi ve yaranın kurumasının durdurulmasıönemlidir.

Enzim preperatları yara temizliğinin temeldayanaklarından biridir. Enzimler, exudatif fazda nekrotik malzemeyi vekabuğu seçici olarak parçalayarak fizyolojik yara temizliğine takviyedebulunurlar. Bu da yeni dokunun (granülasyon ve epitelleşme)üretilmesini hızlandırır. Enzimle temizlemenin önemli avantajlarındanbiri sağlıklı doku el değmeden kalırken nekrotik dokunun ayrılmasıdır.

Doğalkollajen en önemli insan bağ dokusu proteinidir ve öyle olunca cildinönemli bir yapısal elemanıdır. İnsan kollajeni, doku tipine göre farklıbiçimde düzenlenmiş paralel tropokollajen moleküllerden ibaret örgüyebenzer fibrillerden meydana gelir.

Kollajenin temel bileşeniolan tropokollajen helixel olarak birbirlerine sarılmış polipeptitzincirlerinin üçlü helixinden yapılmıştır.

Her polipeptit esasolarak amino asitler, glisin, hidroksiprolin ve prolinden meydanagelir. Bu bileşenler glisinle başlayan üçlü spiral oluşturur.

Kollajenazkollajeni parçalayabilen tek enzimdir. Yara iyileşmesinin exudatifsafhasında, yer değiştiren fibroblastlar, keratinositler, makrofajlarve granülositler tarafından yaranın içine endojen kollajenazlarsalınır. Kollajenaz kollajen liflerini daha sonra proteazlar tarafındandaha da parçalanabilen dörtte bir ve dörtte üçlük parçalara ayırır.Böylece ortaya çıkan çok küçük kollajen parçalanma ürünleri granülositve makrofajların yer değiştirmesi için kemotatik çekici olarak hareketederler. Granülosit ve makrofajlar nekrotik malzemeyi fagositoza tâbitutarak yara temizleme sürecine devam ederler. Makrofajlar aynı zamandagranülasyonu hızlandıran (proliferatif faz) kollajenazlar ve biyolojikbakımdan aktif maddeler de salgılar. Yeni granülasyon dokusu teşkiledildiğinde, yeni dokuda fazla hücre çoğalmasını önlemek için, kollajenaktifliği azaltılır. Geç iyileşen yaralarda, bir endojen kollajenazek-sikliği vardır. Bu da, kollajen lifleriyle yaranın taba-nınabağlanan nekrotik dokunun yeterince parçalanamaması demektir.

Endojenkollajenaz aktifliğini artırıp iyileşmeyi hızlandırdığından, yaralarıgeç iyileşen hastalarda bakteriyel kollajenaz preperatlarınınkullanılması özellikle tavsiye edilmektedir.

Geç iyileşen bütünyaralara bakteriler koloni kurar. Ancak, bu tedavi gerektiren birenfeksiyonun varlığını göstermez. Bu nedenle, antibiyotikler ancakmilimetreküp başına 105'ten çok koloni teşkil eden birim kültürügelişmişse ve bitişik dokunun süzmesi nedeniyle kızarıklık ve acı,yaradan su ve püy sızıntısı veya ateş gibi sistemsel belirtiler varsakullanılmalıdır.

Yara enfeksiyonuna neden olan en yaygın patojenlerden bazıları Escherichia coli, Pseudomonas aeruginosa ve streptococ'dur.

Antibiyotiklersistemik veya lokal olarak kullanılabilir. Antibiotiklerin lokalkullanımı bazı nedenlerden dolayı problemlere yol açabilir. Onlarınkullanılması patojenlerin daha dirençli olmasına yol açabilir veyadokunma alerjilerini ortaya çıkarabilir. Buna ek olarak, yaraiyileşmesi sürecine zarar vermeden yeterli ilaç seviyelerinin eldeedilmesi zordur. Lokal tedavinin bir avantajıysa, ilacın kan dolaşımıiçine asgari emilmesi nedeniyle neredeyse sistemik yan etkisininbulunmayışıdır.

Hassasiyet riski yüzünden, lokal tedavi için antibiyotikler yerine antiseptikler kullanılabilir.

Bununlabirlikte, antiseptik kullanılırken etki yelpazelerinin sınırlı olduğu,hassasiyete yol açabildikleri-antibiyotiklerden az olsabile-uygulandıklarında acıya yol açabilecekleri ve yara iyileşmesisürecine büyük zarar verebileceklerinin unutulmaması önemlidir.

Nekrotikdokunun ayrılıp yaranın temizlenmesini sağlamak için fizikseltedbirlere başvurulabilir. Bu tedbirlerden bir tanesi, ıslak sargıuygulanmasıdır. Kullanılacak en iyi çözüm, yaradaki elektrolitdengesini altüst etmediğinden yara iyileşmesi sürecine zarar vermeyenRingerle yıkanmasıdır. Koloni teşkil eden birimlerin sayısını azaltmaküzere denenip test edilen tedbirler arasında H2O2 ile yıkama ve UV-Cışığıyla ışınıma maruz bırakma bulunmaktadır.

Cerrahi temizlemegeç iyileşen yaralar halinde bir başka alternatiftir. Cerrahi yoldan,yabancı cisim dokusu, nekrozlar, kabuk ve kötü pansuman yapılmış dokuetkin biçimde çıkarılıp yaranın kenarları kolayca temizlenebilir.Enfeksiyona uğrayan bölgeler kesilip çıkarılabilir ve salgılarınuzaklaştırılması için çıkışlar bırakılabilir. Bununla birliktecerrahiyle, taze granülasyon dokusunu zedeleme riskinden bahsetmesekbile, yüksek enfeksiyon, kanama ve acı riskiyle ilişkilidir. Bunedenle, cerrahi temizleme ancak doğru eğitim verilmiş personeltarafından yapılmalıdır.

Enzim tedavisi

Enzim tedavisinin fonksiyonu

yara temizliğinin takviyesi
granülasyon ve epitelleşmenin hızlandırılması
Kollajenin fonksiyonu ve yapısı

en önemli fizyolojik doku proteini
üçlü polipeptit zinciri bir topokollajen molekülü oluşturur.
üçlü tropokollajen molekülleri fibril oluşturur
fibriller birbirine bağlanarak kollajeni teşkil eder.
Enzim tedavisi

Polipeptit zincirlerinin bileşimi

prolin
glisin
hidroksiprolin
Endojen kollajenazın fonksiyonu

kollajeni parçalar
granülosit ve makrofajları çekerek yarayı temizler
makrofajlar vasıtasıyla biyolojik bakımdan aktif maddeler salgılayarak granülasyon dokusu üretimini hızlandırır
Bakteriyel kollajenazın fonksiyonu

geç iyileşen yaralarda endojen kollajenaz aktifliğini artırır
Antibiyotikle tedavi

Antibiyotiklerin kullanımı

enfeksiyona dair klinik belirtiler varsa
milimetreküp başına 105'ten çok koloni teşkil eden birim kültürü gelişmişse
Antiseptiklerin kullanımı

lokal antibiyotiklerin yerine
Fizik tedavi/cerrahi

Fizik ve cerrahi tedavinin fonksiyonu

yara temizleme
nekrotik malzemenin daha etkin biçimde çıkarılması
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #13 : Temmuz 25, 2007, 04:49:59 ÖS »

DERİ: CİLT KANSERLERİ


Deri kanseri sıklığında sonyıllarda artış olmuştur. Bunda en önemli rolü ultraviyole oynar. Işın,ısı, travmaya maruz kalmak; arsenik, katran, kurum, madeniyağlar,parafin ile uzun süreli temaslar deri kanseri sıklığınıarttırır.Karsinojen maddelerle çalışan endüstri işçilerinde bu tipkanserler gelişir.İyileşmeyen yaralar,cilt hastalıkları,eski yanıksahalarında da kanser gelişme riski vardır.Açık tenli, sarışın vekızıllarda cilt kanseri sıklığı koyu tenlilere oranla çok daha fazlagörülür. Cilt kanserlerine öncülük eden çeşitli lezyonlar daolabilir.Bunların erken tespit edilip tedavisinin yapılması ciltkanseri sıklığını azaltır. Çeşitli bölgelerdeki iyileşmeyen yaralaröncü lezyonlardan olabilir.Vücutta eskiden beri var olan benlerdebüyüme, küçülme, kanama, kaşıntı, kabuklanma gibi şikayetler hekimebaşvurulmasını gerektirir. Yaşla birlikte deri kanseri sıklığı artar.

Deri kanserlerinin en sık görülen üç tipi vardır:
1. Bazal hücreli kanser
2. Epidermoid kanser
3. Malign melanom

Bazalhücreli kanser % 85 baş boyun bölgesinde görülür.Genelde yüzeydenhafifçe kabarık, üstü kabuklu, pullu, parlak, üzerinde küçükdamarcıklar bulunan olmak üzere çeşitli görünümlerde olurlar.Ciltkanserlerinin en yavaş ilerleyeni ve başka uzak organlara en azyayılanıdır. Genelde erken tanı konur, çok nadiren tekrarlar vetedavisinde başta cerrahi olmak üzere kriyoterapi, küretaj, radyasyon,laser, topikal 5 -FU kullanılır.

Epidermoid kanser 2. en yaygıngörülen cilt kanseridir. Cildin en üst tabakasındaki atipik epidermalkeratinositlerden gelişir. Nadiren normal ciltte meydana gelebilmeklebirlikte, genellikle güneşten hasar görmüş ciltte yada aktinik keratozgibi öncü lezyonlardan gelişir. Virüsler, eski yanıkalanları,iyileşmeyen yaralar , çeşitli cilt hastalıkları zemininde degelişir. Çeşitli sekillerde olabilirler. İleri dönemlerde genelde kötükokuludurlar.Oldukça hızlı büyür, derin ve uzak dokulara doğru hızlıilerler. Tedavileri öncelikle cerrahidir. Kanserin bulunduğu dönemegöre ek tedavi prosedürleri uygulanır.

Malign melanom deriyerengini veren pigmenti üreten, melanosit adı verilen hücredengelişir.En öldürücü cilt kanseri tipidir.Güneşe maruz kalan bölgelerdeözellikle sık görülür.(Kadınlarda bacaklar, erkeklerde gövdede… )Çeşitli renklerde (kırmızı, beyaz, mavi veya karışık renkli) , düzensizsınırlı (köşeli, çentikli vs.) ve düzensiz yüzeyli olabilirler.Hastalar lezyonlardaki kaşıntı, kanama, ülserasyon, boyut ve rengindekideğişikliklerden dolayı hekime başvururlar. Eskiden vücutta var olanbenlerden gelişebileceği gibi sonradan oluşan benlerin zemininden dahaçok gelişirler. Erken tanı son derece önemlidir.Cerrahi tedaviye ekolarak çeşitli ilaçlar da kullanılır.

Deri kanserleri gözlegörülebilen bölgelerde ortaya çıktığından genellikle erken devrede tanıkonabilmekte ve tedavide başarı oranı bu nedenle yüksek olmaktadır.Yüzünüzde, ellerinizde ya da vücudunuzda bir aydan daha uzun süreiyileşmeyen kapanmayan yara, fark ederseniz zaman geçirmedendoktorunuza başvurunuz. Şüpheli yaralardan ufak bir parça alınarakyapılacak olan patolojik inceleme ile yaranın kanser olup olmadığıbelirlenecektir. Ayrıca bu yolla ne tip bir yara ise buna göre uyguntedaviye karar verilecektir.

Dudak, yüzün alt bölümü veya kulakkepçesi derisinde iyileşmeyen bir yara fark ederseniz şüphelenmenizgerekir. Deri kanserleri arasında klinik olarak en az zararlı olanı"bazal hücreli" olan tiptir. Genellikle seneler sürebilen yavaş birgelişim gösterir. Krater şeklinde ortası çukur bir yara etrafa doğruyavaş yavaş genişler. Daha hızlı olarak aylar içinde gelişen derikanseri ise "yassı hücreli" tiptir. Klinik olarak daha kötü huylu olupyine zamanında ve çok yayılmadan teşhis konduğunda tamamen tedavisimümkündür. Daha da kötü prognoza sahip olan kanser olan "Malignmelanom" hastalığında, deride daha önce mevcut olan veya sonradan çıkanbir leke (ben) koyu siyah veya koyu mor renk değişikliğine neden olur;bazen de ortadaki bir lekenin etrafında daha küçük lekeler görülür.Bunun dışında leke üzerinde kanama veya renk değişmesi olabilir.

Başveya boyun derisinde özellikle büyüklüğü artan siyah veya koyu morrenkli bir leke fark ederseniz muayene olmanız gerekir. Önceden mevcutolan bir nevüste (ben) huy değişimi, renk değişimi, çapında hızlıartış, üzerinde kanama, kabuklanma, tüylenme veya tüylerin dökülmesi,etrafında uydu yeni lezyonların oluşması durumunda mutlaka doktorabaşvurunuz. Deri kanserleri genellikle güneş ışınlarının vücuda dikaçıyla geldiği bölgelerde ve güneş ışınına uzun süre ve sürekli maruzkalanlarda daha çok görülür ve bu etki yıllar içinde birikim gösterirve olasılık giderek artar (bazal hücreli ve yassı hücreli tipler).Malign melanoma ise çoğunlukla güneşten uzak kapalı odada uzun süreliçalışıp daha sonra birden örneğin yaz tatilinde kısa süreli fakat çokşiddetli güneş ışınına maruz kalanlarda görülebilir.

Atmosferdekiozon tabakasının günümüzde kullanılan bazı maddelerin oluşturduğu çevrekirliliğine bağlı olarak tahrip olması sonucunda güneş ışınlarınınzararlı etkisi giderek artmaktadır. Bu nedenle güneş ışınlarındankorunmak, özellikle bu etkinin çok arttığı saatlerde güneşe çıkmamak(saat 10-16 arası) ya da güneş ışınından koruyucu kremler kullanılması,geniş gölgelikli şapkalar giyilmesi önerilmektedir. Deri yüzeyindeoluşabilecek yaraların erken devrede tedavisi çok daha kolay ve başarıoranı daha yüksektir.

Deri kanserlerinin sık görüldüğü bir bölgede alt dudaktır. Özellikle erkeklerde daha sık görülmekte ve zamankaybedildiğinde yara genişlemekte tüm dudağı tutabilmekte, hattaburadan boyun bezelerine (lenf bezi) ve diğer organlara (akciğer,kemik) yayılabilmektedir. Yine erken devrede tanı konduğunda tamamentedavisi mümkündür.

Deri kanserlerinde birinci tedavi seçeneğicerrahi tedavi yani kanserli kısmın yeteri kadar dışından çıkarılmasıve oluşan doku eksikliğinin hastanın başka bölgesinden aktarılan kendidokuları ile onarılmasıdır. Kanser cerrahisinde birinci amaç tümkanserli kısımların çıkarılmasıdır. Eğer cerrahi olarak çıkarılabilmesimümkün olmayacak kadar genişlemiş ya da kontrol edilemeyecek şekildediğer bölgelere ya da organlara yayılım olmuşsa radyoterapi (ışıntedavisi) ve kemoterapi (ilaç tedavisi) gibi diğer yöntemlerebaşvurulur.
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
boxcigar
Administrator
Süper Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3 075



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #14 : Temmuz 25, 2007, 04:50:21 ÖS »

Egzema/Dermatit

Tedavi gerektiren cilt lezyonlarındanyarısından fazlası bu grupta bulunur. Egzema ve dermatit terimleribirbiri yerine kullanılabilse de bazı doktorlar olayın nedenibiliniyorsa dermatit, bilinmiyorsa egzema deyimini kullanırlar. Egzemaderinin iltihabı (enflamasyonu) anlamına gelir. Genelliklekaşıntılıdır, belirgin derecede enflamasyon ve vesikül oluşumugörülebilir. Bu görüntü, egzema kelimesinin türediği ''kaynamak''anlamındaki Yunanca sözcüğe son derece uygundur.


Başlıca Nedenleri

Temasa Bağlı veya Dış Kaynaklı
İritan Kontakt Dermatit
Ençok rastlanan egzema türüdür. Ev kadınlarında, çamaşır ve bulaşıklauğraşanlarda, sabunun , deterjanların ve diğer kimyasal maddelerinaşırı kullanımıyla ortaya çıkar.Allerjik Kontakt Dermatit
Bitkiler,meyve ve sebzeler, kozmetikler gibi irritan olsun , olmasın bazımaddelere karşı allerjik yolla oluşan egzemadır. Buna sebep olan maddekesin olarak bilinmiyorsa, test uygulanarak kesin karara varılabilinir.

İç Kaynaklı Atopik Egzema

Genelliklesaman nezlesi, astım gibi allerjik hastalıklar bulunan kişilerde ortayaçıkar. Başlıca diz ve dirseklerin yüzlerini, yüzü ve boynu tutar.Gövdeye de yerleşebilir.


Seboreik Egzema

Saçlı deride aşırı kepeklenme, kaşıntı ve yağlanma , yer yer sulantı ve pullanmayla seyreden bir hastalıktır.


Liken Simpleks (Nörodermatitis)

Asabikimselerde ense,sırt, bilekler veya herhangi bir bölgede, net sınırlı,zeminden kabarık, kuru, kaşıntılı ve kırmızı-kahverengi alanlardanoluşan plaklar şeklinde görülür.


El-Ayak veya Avuç İçi Egzeması

Çoksık görülür. Bunun nedeni ellerde mekanik ve kimyasal travmalarla karşıkarşıya kalınması, ayaklarda ise ayakkabı içerisindeki nemli ve sıcakortamdır. Simetrik, şiddetli kaşıntılı ve iltihaplı bir tablo çizer.

Egzema Nasıl Tedavi Edilir?

Kuruderi kaşınmaya yatkındır, bu nedenle sabunun en az miktarda kullanımıönerilir. Steroidli merhemler ve kremler kaşıntıyı ve enflamasyonuönlerler. Egzema enfekte olmuşsa (bakteriyel ya da fungal) antibiyotikve antifungal kullanımı gerekebilir
Kayıtlı

SuSkUnLuGuM aSaLeTiMdEnDiR, hEr SöZe VeRiLeCeK bİr CeVaBıM vAr...LaKiN öNcE lAfA bAkArIm LaFmI dİyE sOnRa SöLeYeNe BaKaRıM ADAM MI dıye!!!!
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.9 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC | Ve Theme Design By Cadosoas