|
boxcigar
|
 |
« : Temmuz 26, 2007, 08:46:24 ÖS » |
|
1966 yılında İstanbul'da doğdu. Babasının ölümünden sonra ailesiiçin zor dönemler başladı. Maddi problemler onu hem okuyup hemçalışmaya yöneltti. Limon satarak ailenin geçimine yardım ettiğidönemler oldu. Yaşadığı zorluklara rağmen daima başarılı bir öğrenci oldu. İstanbulTeknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi'nden mezun oldu. Müzikonun için, hayatın vazgeçilmezlerindendi. Bu nedenle İstanbul TeknikÜniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı'na başladı. Şimdi buokulda akademik kariyerini yapıyor. Amacı profesörlüğe kadar yükselmekve ileriki yıllarda hocalık yapmak. 18 yıldan bu yana kontrabas çalıyor. Ve sanatta öğrenmenin hiçbitmeyeceğini savunuyor. Bir enstrüman üzerinde 18 yıl çalışılsa dahala öğrencek çok şey olduğunun bilincinde. Çelik, yaşamında daima ilkeli olmaktan yana. Öğrenim hayatından,müzik kariyerine kadar her alanda ilkeli ve özenli tavırlarıylatanınıyor. Daima bir plan ve program çerçevesinde hareket ediyor. Neyapacağını yıllar öncesinden bilen insanlardan. Onun en sevdiği ve benimsediği söz; "İşin aynan olurken, sen o işinta kendisi olmalısın." Yapılan röportajları da kendi özel kamerasıylakaydediyor. Bu kayıtlar onun için hem anı, hem de hakkında yanlış birşeyler yazılırsa kanıt niteliği taşıyor. 1991 yılı Çelik için bir dönüm yılı . Bu yıl İzel-Çelik-Ercan olarakkurdukları grup, "Özledim" adını taşıyan başarılı bir albüm çalışmasıgerçekleştirdi. Fakat grup çalışması Çelik'i tatmin etmiyordu. Solo birçalışma yapmaya karar verdi. Bu karar doğrultusunda, 1994 yılında ilksolo albümü, "Ateşteyim"i çıkardı. Albümün en hit şarkısı "Meyhaneci"oldu. "Ateşteyim" albümü, solo kariyerinin ilk basamağında Çelik'izirveye çıkardı. 1995 yılına gelindiğinde, Çelik'in çalışmalarında, 91-95 yıllarıyaşadığı duygusal fırtınaların, boşanmanın etkilerinin duygusaltınıları hissedildi. 1995 yılında çıkan ikinci albümü, "Benimle Kal"Çelik'in en duygusal albümü olarak kabul ediliyor. Bu albümde yer alan "Hercai" bu gün klasik parçalardan biri halinegeldi. Ve Çelik'e, 1995 yılında Kral TV Video Müzik Ödülleri'nde "Enİyi Beste" dalında ödül kazandırdı. Yine aynı albümde yer alan birbaşka parça "Sevemem"de sanatçıya Makedonya'dan bir ödül getirdi. Çelik, ilke olarak her albümünde, hayranı olduğu Atatürk'e dair biresere yer veriyor. Bu ilkenin, ilk adımını da, "Benimle Kal" albümünde,yer verdiği "Atam" isimli parçayla attı. O Atatürk ilkelerine en bağlısanatçılarımızdan biri. Atatürk'e duyguğu hayranlık ve saygı veCumhuriyete olan bağlılığı onu Askeri Okullarda ve Türk SilahlıKuvvetleri konserlerinde en istenen isim haline getirdi. Hatta DenizKuvvetleri özel izin çıkartarak, onun klip çekimi için bir tatbikatakatılmasına izin verdi. "Unutamam" Albümü ise Çelik'in müzik kariyerinde olgunluk dönemininizlerini taşıyor. Albümün stüdyo çalışmalarının bir bölümü, Kahire veLondra'da gerçekleştirildi. Çelik albümlerinde alt yapılardakimüzikaliteye çok önem veriyor. Albümlerinde, senfoni orkestrasına bazıbestelerini çaldıran Çelik, son albümünde de, kendi alanında en yetkinisimlerle çalışmayı hedeflediğini söylüyor. Albümde, Erkin Koray, OzanDoğulu gibi isimlerin yanı sıra, dünyaca ünlü iki müzik adamı ManuKatche ve Hossam Ramzy imzalarına da rastlanıyor. Çelik, "Unutamam" albümünde kendi adına bir ilki de gerçekleştirerek, ilk kez, cover bir parçaya albümünde yer verdi. "Nothing Hill"filminin müziği, "Aint No Sunshine", Çelik'in yazdığı sözler veyorumuyla albümde yer alıyor. Çelik üretken bir sanatçı. Ama prensip olarak beste ve sözlerini,başka sanatçılara vermiyor. Bu prensibi, sadece çok yakın arkadaşı İzeliçin bozdu. Çelik'in eseri olan, "Kızımız Olacaktı", İzel'in müzikalkariyerinde önemli bir parça oldu. Çelik, çapkınlığıyla da tanınıyor. Çapkınlık serüvenleri, okulyıllarında başlıyor. Kadıköy- Beşiktaş vapurunda kız arkadaşının elinitutmak için kış günleri açık havada yolculuk yaptığı günlerin tadınıhala unutmuş değil. Çelik, uzun yıllar Salacak'ta oturmuş. İstanbuldenilince aklına ilk gelen Salacak ve deniz kokusu oluyor. Hala kendiniiyi hissetmek istediğinde Salacak'a giderek denizle konuşuyor. Onun ensevdiği sporların başında ise, su sporları yer alıyor. Çelik, büyük bir özenle baktığı uzun saçlarını kestirdiğindehissettiklerini şöyle açıklıyor; "Meğer ben yıllarca büyük birağırlıkla dolaşmışım. Saçlarımı kestirdikden sonra doping hapıalmışçasına enerjiyle doldum." Çelik'e çiçek yollamak istiyorsanız, mis kokulu fulyalaradayanamadığını bilmenizde yarar var. Onun hobileri, sinema, tiyatro,konserler, Çin yemekleri ve mangal partileri. Hayatta, hata yapmaktankorkmuyor. Hatta bazen bilerek ve isteyerek hata yaptığı söylüyor.Böylesine yaptığı hatalardan büyük keyif alıyormuş. Yaşamda yapılanhataların, sanatçının üretkenliğini beslediği inancını taşıyor. İnsanınyaratılış amacının aşk, özünün ise sevgi olduğuna inanıyor. O, onusonsuz aşka götüren bir yolda ilerlediğine inanıyor. Bugün yaşadığıduygusallıkların onu günün birinde yaşayacağı sonsuz aşka götüreceğinidüşünüyor. Aşk konusunda ise şöyle diyor;" Bazen insan aşk yaşadığınızannediyor. Delicesine bir tutkuyla bağlanıyor. Ama kısa bir süre sonrabu duygular tükeniyor. Duygular bittiğinde, "Yaşadıklarım, söylediğimsevgi sözcükleri yalan mıydı, riyakarca mıydı?" diye düşünüyor. Banagöre yaşanan her aşk gerçektir. Siz aşkı yaşarken sözlediğiniz hersözcüğü hissetmiş ve deneyimlemişsinizdir. Nasıl insanların büyümeevreleri varsa, aşkı tanımanın da evreleri var. İnsan bu evrelerinsonunda gerçek aşka ulaşıyor." Çelik, sanatın tanrıdan gelen bir emir olduğuna inanıyor. Bu konudada şöyle diyor, "Üretimlerin tanrısal olduğu bilincine ulaşmış olmak,diğer tüm marjinal arayışları örtecek, o insanı aşkla bütünleştirecek ,belki de o insanı aşkın ta kendisi yapacaktır. Çelik'in geleceğe dair hedefleri arasında, bir gazetede köşe yazarı olmak, bir kitap yazmak ve bir okul yaptırmak yer alıyor. Ama o, en büyük hedefinin; yaşadığı müddetçe, "insana dair güzelolan her şeyi" notalarla anlatabilmek ve skandallarıyla değil,başarılarıyla anılan bir sanatçı olmak olduğunu söylüyor.
|