isminiz@yaramazadam.com
Sign up
Check e-mail
Atatürk ve Tdk
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:
  Yaramazadam > Eğitim Ogretim ve Kültür Servisi > Edebiyat > Edebiyat tarihi > Atatürk ve Tdk
 




Şu an bu konuyu görüntüleyenler
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Atatürk ve Tdk  (Okunma Sayısı 203 defa)
Temmuz 27, 2007, 11:07:38 pm
no_fear_06
:::...gOrGiAs...:::
Global Moderator
Süper Üye
*****

REP +1000/-1

Mesaj Sayısı: 1 582
Nerden: AnKaRaNıN yÜkSeK KeSiMlErİ
düŞmAn kElİmEsİnİN AnLmInI DoStLaRıMdAn öGrEnDiM


Üyelik Bilgileri WWW Offline
« :»







Atatürk    ve TDK   
 TDK’nin kurucu ve koruyucu (hami) başkanı   Yüce Atatürk, 12 Temmuz 1932 tarihinden itibaren ölünceye dek TDK ile   yakından ilgilenmiş; çalışmalarını takip etmiş, bazen Genel Merkez Kurulu ve   Terim Kolu toplantılarına başkanlık etmiş, bazen de bazı yönetici ve   üyelerle sofrasında uzun uzadıya Kurum çalışmalarını ele almış, yönlendirici   uyarılarda, tavsiyelerde bulunmuştur. Bu yazımızda, Atatürk’ün hayatında   TDK’nin nasıl yer aldığını, tarih sırasına göre kısaca açıklamaya   çalışacağız:
 
      11 Temmuz 1932: I. Türk Tarihi Kurultayı’nda seçilen Türk Tarihi   Tetkik Cemiyeti (Türk Tarih Kurumu) Merkez Heyeti üyelerinden Âfet (İnan),   Yusuf (Akçura), Sâmih Rifat (Horozcu), Sadri Maksudî (Arsal), Hâmit Zübeyr (Koşay)   ve Macar Prof. Zayti Ferenç, Cumhurbaşkanı ve Türk Tarihi Tetkik Cemiyetinin   de kurucu ve koruyucu (hami) başkanı Gazi Mustafa Kemal tarafından Çankaya   Köşkü’ne davet edilirler. Prof. Clemens Holzmeister’in planını çizdiği yeni   köşke henüz taşınılmıştır. Ruşen Eşref (Ünaydın) Bey de köşke davetlidir. 
 
      Türk tarihiyle ilgili konular görüşüldükten sonra Gazi, şu soruyu   sorar:
 
      “-Dil işlerini düşünme zamanı da gelmiştir. Ne dersiniz?” 
 
      Düşüncesinin sevinçle karşılanması üzerine:
 
      “-Öyle ise Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti gibi bir de ona kardeş   bir dil cemiyeti kuralım. Adı, Türk Dili Tetkik Cemiyeti olsun” der.
 
      O akşam, Gazi’nin önerisiyle Sâmih Rifat Bey Başkan, Ruşen Eşref   Bey Umumi Kâtip (genel yazman) olurlar. Ruşen Eşref Bey'in önerisi üzerine   de Yakup Kadri (Karaosmanoğlu) ve Celâl Sahir (Erozan) Beyler de kurucu   üyeliklere uygun görülürler. Ertesi gün, kuruluş izninin alınması   kararlaştırılır.
 
      12 Temmuz 1932: Türk Dili Tetkik Cemiyeti (TDTC)’nin İçişleri   Bakanlığından kuruluş izni alındı. İzinnamenin ekindeki Türk Tarihi Tetkik   Cemiyeti tüzüğünün benzeri ilk tüzük de yürürlüğe girdi.
 
      18 Ağustos 1932: Gazi Mustafa Kemal, TDTC’nin kuruluş amacı ve   yapması gereken çalışmalar konusunda gazeteci Yunus Nadi (Abalıoğlu) ile   Yalova’da görüştüler. Yunus Nadi Bey, o sırada hazırlıkları sürdürülen I.   Türk Dili Kurultayı’nı düzenleyen TDTC Teşebbüs Heyeti üyesiydi. Gazi’nin   düşüncelerine çok değer verdiği bir yazardı. Kurul (heyet) toplantılarına   düzenli olarak katılamadığından, daha sonra yerine başka bir üye alındı.   TDTC kurulalı henüz bir ay geçmişti. Cumhuriyet gazetesinin 21   Ağustos 1932 tarihli baskısında yer alan ve Söylev ve Demeçler   kitabına girmemiş “Gazi Hz. ile Bir Hasbıhâl” başlıklı makalede yayımlanmış   bu sohbette şunlar konuşulmuştur:
 
      “Büyük Reis ve Rehber, birkaç gün evvel kendilerini Yalova’daki   son ziyaretimizde maksadın Türk milletine kendi mazisinde mevcut ve kendi   mazisinden mevrus (miras) ve bu itibar ile bittabi daha mütekâmil (gelişmiş)   şekiller ile istikbaline de şamil kendi kültürünü ortaya çıkararak göstermek   olduğunu izah ettikten sonra Türk Dili Cemiyetinin bu yoldaki mesaisinden   ortaya cidden hayret olunacak neticeler, yani hakikatler çıkması muhakkak   bulunduğunu bütün bir emniyet ve kuvvetle beyan buyurdular ve:
 
      “-İsterseniz”, dediler, “evvela mevzuubahsimiz olan kültür   kelimesini ele alalım.” 
 
      Şöylece bir tesadüf bu kelime bile bizi tenvire (aydınlatmaya)   kifayet etti. 
 

      Bunları söyleyerek büyük reis bize yanlarındaki bir kitabı   uzatarak:
 
      “-Evvela”, dediler, “bu kitabın ismini, müellifini (yazarını)   ve basma tarihini okuyunuz.”
 
      Okuduk:
 
      -Lûgat-i Çağatay. Müellifi Şeyh Süleyman Efendi Buharî.   İstanbul 1298
 

      Sonra da:
 
      “-Şimdi”, dediler, “bu kitapta kilturmak kelimesini bulunuz!” 
 
      Bulduk.
 

      “-Kelimenin karşısındaki mana izahlarını okuyunuz.” dediler. 
 
      Şöylece okuduk:
 
      -Getürmek, ihzar, isal. İrat ve peyda etmek. Sevk ve ikame   etmek. Takarrür.
 
      Bundan sonra Gazi Hz. şunları söylediler:
 
      -“Türkçe fiillerinde mek ve mak lahikalarının (eklerinin)   kaldırılmasıyla geri kalan maddenin asıl kelime olduğunu bilirsiniz.   Kilturmak fiilinin asıl maddesi kilturdur demek. Fransızca, İngilizce,   Almanca gibi belli başlı Garp dillerinde pek az telaffuz farkıyla kullanılan   kültür kelimesi ile bu kiltur kelimemiz arasında telaffuz itibarıyla olduğu   gibi mana itibariyle de mevcut olan kuvvetli tetabuka (uygunluğa) dikkat   etmemek mümkün müdür? Malûmdur ki garp dillerinde kültürün manası hem   maddidir, hem manevi. Türkçede de aynı. Nihayet Çağatayî Türkî de yapılacak   işe takarrür edecek son şeklini vermeye kiltur diyor. Frenk tarlayı ekmeye   kültür dediği gibi ulum ve fünunda tekemmül muhassalasına da kültür diyor.   Şeyh Süleyman Efendi Buharî’nin bu kiltur kelimesini Garp lisanlarından   almamış olduğuna şüphe yok. Öyle bir şey hatıra dahi gelemez. Bu zatın Türk   dilleri şubelerinden Çağataycanın kelimelerini toplamış ve onların   manalarını yazmış olduğu meydandadır. Pek ufak bir telaffuz farkıyla kelime   bütün manaları itibarıyla Asya’da ve Avrupa’da aynıdır. Acaba onun asıl   menşei Asya mıdır, Avrupa mıdır? Burasını tetkike çok zaman ve imkânımız   vardır. Fakat şimdiden söylenebilir ki kelime esasen Asyalıdır. Avrupa’nın   hâlen çok müterakki (ileri) olduğunda şüphe olmayan kültürü dahi aslen   Türk’tür demek olur...
 
      Filhakika biz kültür kelimesini Garp medeniyetinde gördükten   sonra onu Arapça bir kelime ile ifade etmek için hars kelimesini almışız.   Hars ve haraset, kültürün aslına ve iştikaklarına maddi ve manevi   manalarıyla tetabuk eden (uygun düşen) bir kelimedir. Garp dillerindeki   kültür kelimesine menşe olarak Latince kültüra (cultura) ve kültive (cultiver)   mukabili olarak da kültivare (cultivare) kelimelerini buluyoruz ki aynı ile   hars ve haraset demektir. Fakat şimdi asıl Türk dilinde kiltur kelimesini   buluyoruz, bunun da aynen kültür demek olduğunu görüyoruz.”
 
      Gazi Hz.nin bu yolda verdikleri izahlara ve tafsillere   (açıklamalara) nazaran yukarıya kaydetmiş olduğumuz bu kültür ve kiltur   tetabuku şöylece ilk misallerden biridir. İlk tetkiklerin umumi bir göz   gezdirişten ibaret olan ilk araştırmaları ortaya şimdiden böyle yüzlerce   misal koymuştur. Bu tetkikler ise yoktan bir şey icat etmek veya yakıştırmak   için yapılmıyor. Evvela Türk’ün tarihi tespit olunmuştur. Bu tarih, tarihe   hâkim olan bir hayattır. Ondan sonradır ki şimdi bu hakikatin diğer evsaf ve   eşkâli üzerinde çalışmaya geçilmiştir. Vereceği müspet neticeler evvelinden   bilinerek diyebiliriz ki Türk’ün kültürü uyanmıştır, ayaklanıyor.   (Yunus Nadi) 
 
      27 Ağustos 1932: Gazi Mustafa Kemal, TDTC’yi kurarak Dil Devrimi   çalışmalarına başlaması dolayısıyla kendisini kutlayan Sivas Millî Türk   Talebe Birliği Araştırma Heyetinin telgrafını cevaplandırdılar:
 
       Millî Türk Talebe Araştırma Heyetine:
 
      "Dilimiz çok zengindir,   güzeldir. Bunu ortaya çıkaracaklar, sizin gibi duygusu derin, yorulmaz Türk   gençleridir. Türkçemizi günün en ileri bilgi dili yapmak, değerli   araştırmanızdan beklenir. Sizlere uğurlar dilerim.”
 
      2 Eylül 1932: Gazi Mustafa Kemal, Dolmabahçe Sarayı’nda TDTC   Başkanı Sâmih Rifat (Horozcu), Umumi Kâtip (Genel Yazman) Ruşen Eşref (Ünaydın)   ve TDTC Teşebbüs Heyetinden gazeteci Yunus Nadi (Abalıoğlu) ile görüştüler.   O günlerde Sâmih Rifat Bey çok hastaydı. Gazi’nin emriyle Sarayda TDK’ye bir   büro tahsis edilmiş, bir odaya da Sâmih Rifat Bey yatırılmıştı. Doktor   gözetiminde, hasta yatağından Kurultay hazırlıklarını yürütmekteydi. Basına   herhangi bir açıklama yapılmamış olmakla beraber, söz konusu görüşmede   Kurultay hazırlıkları üzerinde durulduğu kesindir.
 
      5 Eylül 1932: Gazi’nin emriyle ünlü şair Yahya Kemal (Beyatlı)   Paris Büyük Elçiliğine çekilen bir telgrafla I. Türk Dili Kurultayı’na davet   edildi. Telgraf Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Y. Hikmet (Bayur) imzasıyla   çekilmiştir.
 
      10 Eylül 1932: Atatürk’ün Nöbet Defteri; Gazi, I. Türk Dili   Kurultayı Düzenleme Kurulu (TDTC Teşebbüs Heyeti) üyelerinden Ruşen Eşref (Ünaydın),   Ragıp Hulûsi (Özdem), Ahmet İhsan (Tokgöz), Ruşenî (Barkın), İhsan (Sungu)   ve Ahmet Cevat (Emre) ile Dolmabahçe Sarayı’nda görüştüler. Bu görüşmelerin   toplu veya tek tek yapıldığı hakkında elimizde bir belge yok. Ancak, her ne   şekilde olursa olsun Kurultay hazırlıkları ve sunulacak tezler üzerinde   durulduğunu kesinlikle söyleyebiliriz. Kurultay’ın 26 Eylül 1932 tarihinde   Dolmabahçe Sarayı’nda toplanacağı gerçeğinden yola çıkarak bu kanıya ulaşmış   bulunuyoruz. Hastalığı sebebiyle Başkan Sâmih Rifat, yatağından   kaldırılmamış olmalıdır.
 
      15 Eylül 1932: Gazi, Dolmabahçe Sarayı’nda I. Türk Dili Kurultayı   Düzenleme Kurulundan Ruşen Eşref (Ünaydın), Ahmet İhsan (Tokgöz), Ahmet   Cevat (Emre), Prof. Ragıp Hulûsi (Özdem), Ruşenî (Barkın), Celâl Sahir (Erozan),   Reşat Nuri (Güntekin), Hasan Âli (Yücel) ve Prof. Dr. Saim Ali (Dilemre)   Bey'le görüştüler. Bu görüşmeler sırasında da I. Türk Dili Kurultayı   hazırlıklarının gözden geçirildiğine şüphe yoktur. Kurucu ve Koruyucu   Başkan, Kurultay’da sunulacak tezleri önceden okuyup bilgi sahibi   olmaktaydı. Başkan Sâmih Rifat’ın yatağından kaldırılıp hırpalanmamasına   dikkat edilmiştir görüşündeyiz.
 
      20/21 Eylül 1932: Atatürk’ün İstanbul’daki hayatını, çalışmalarını   gün gün inceleyen Niyazi Ahmet Banoğlu’na göre, Gazi bu günlerde de   Dolmabahçe Sarayı’nda I. Türk Dili Kurultayı’nı düzenleyen TDTC Teşebbüs   Heyeti üyeleriyle toplantılar yapmış, Kurultay’da sunulacak tezleri   incelemiştir. Her ne kadar, Atatürk’ün günlük çalışmalarının not edildiği   Nöbet Defteri’nde bu konuda bir bilgi bulunmamaktaysa da, Gazi’nin dil   konusuna verdiği önem dolayısıyla verilen bilginin doğru olduğuna   inanıyoruz.
 
      21 Eylül 1932: Gazi’nin emri üzerine Cumhurbaşkanlığı Genel   Sekreterliğince Sofya’da yaşayan Ermeni Dil Bilgini Agop Martayan’a (Ata’nın   isteği üzerine TDK’de görev alarak 1936-1978 yılları arasında çalıştı.   Soyadı, Ata tarafından “Dilaçar” olarak verildi.) I. Türk Dili Kurultayı’na   yetişmek üzere vize verilmesi hakkında Dahiliye (İçişleri) Vekili (Bakanı)   Şükrü Kaya’ya bir telgraf yazıldı ve Agop Martayan Kurultay’a katıldı.
 
      22 Eylül 1932: Gazi, Dolmabahçe Sarayı’nda I. Türk Dili   Kurultayı’nı düzenleyen TDTC Teşebbüs Heyeti üyelerinden Ruşen Eşref (Ünaydın),   Ragıp Hulûsi (Özdem), Ruşenî (Barkın), Ahmet İhsan (Tokgöz), Hasan Âli   (Yücel), Celâl Sahir (Erozan), İhsan (Sungu), Ahmet Cevat (Emre), Reşat Nuri   (Güntekin) ve Prof. Dr. Saim Ali (Dilemre) Beylerle görüştüler. Bu   görüşmelerde Kurultay hazırlıklarının gözden geçirildiği kesindir.
 
      24 Eylül 1932: I. Türk Dili Kurultayı’nı düzenleyen kurul üyeleri   ve bazı dil bilginleri, Gazi’nin başkanlığında saat 15.00’te Dolmabahçe   Sarayı’nda toplandılar. Saat 15.00’te başlayıp gece yarısına değin süren   toplantıda iki gün sonra başlayacak olan Kurultay’da sunulacak tezler gözden   geçirildi. Başkan Sâmih Rifat Bey yine yataktaydı. Son gücünü açılış gününe   saklıyordu. Toplantıya Ruşen Eşref (Ünaydın), Ragıp Hulûsi (Özdem), Ruşenî   (Barkın), Ahmet İhsan (Tokgöz), Hasan Âli (Yücel), Celâl Sahir (Erozan),   İhsan (Sungu), Ahmet Cevat (Emre), Reşat Nuri (Güntekin), Dr. Saim Ali (Dilemre)   ve Sofya’dan Gazi’nin isteği üzerine gelen Ermeni dil bilgini Agop Martayan   (Dilaçar) katıldılar.
 
      26 Eylül 1932: Cumhurbaşkanı, Kurucu ve Koruyucu Başkan Gazi   Mustafa Kemal, 13.30-19.00 saatleri arasında, Dolmabahçe Sarayı’nda   çalışmalarına başlayan I. Türk Dili Kurultayı’nın açış toplantısında hazır   bulundular. Kurultay açış konuşmalarını ve oturumda sunulan Sâmih Rifat   Bey'in “Türkçenin Ari ve Sami Lisanlarla Mukayesesi” başlıklı   konferansını dinlediler.
 
      27 Eylül 1932: Gazi Mustafa Kemal, konuğu ABD Genelkurmay Başkanı   Gen. Mc Arthur’la birlikte saat 14.00-18.00 arasında I. Türk Dili Kurultayı   çalışmalarını izlediler. Ahmet Cevat (Emre), Prof. Dr. Saim Ali (Dilemre) ve   Agop Martayan (Dilaçar)’ın tezlerini ve tartışmalarını dinlediler. Ayrıca,   Ruşen Eşref (Ünaydın) ve Celâl Sahir (Erozan) Bey'le bir süre görüştüler. 
 
      28 Eylül 1932: Gazi Mustafa Kemal, saat 14.00’ten itibaren Kurultay   toplantı salonunu teşrif ederek; Mehmet Saffet, Hakkı Nezihi, Artin Cebeli   ve Prof. Yusuf Ziya (Özer) Beylerin tezlerini dinlediler. Ayrıca TDTC   yöneticilerden Ruşen Eşref (Ünaydın) ve Celâl Sahir (Erozan) Beylerle   görüştüler.
      29 Eylül 1932: Gazi, öğleden sonra (14.00-18.00) Dolmabahçe   Sarayı’ndaki Kurultay toplantı salonunda Prof. Ragıp Hulûsi (Özdem), Sâmih   Rifat (Horozcu) ve Hasan Âli (Yücel) Beylerin tezlerini dinlediler.
 
      1 Ekim 1932: Öğleden sonra 14.00’te Kurultay toplantı salonunu   teşrif ederek; Köse Raif Paşaoğlu Fuat, Abdullah Battal (Taymas), Bedros   Zeki (Usman) Beylerin tezlerini ve tartışmalarını dinlediler. Ayrıca, TDTC   yöneticilerinden Kurultay düzenleyicilerinden Ruşen Eşref (Ünaydın), Ruşenî   (Barkın), Hasan Âli (Yücel), Ali Canip (Yöntem), Celâl Sahir (Erozan), Ahmet   Cevat (Emre) Beylerle de bir süre görüştüler.
 
      2 Ekim 1932: Gazi, Niyazi Ahmet Banoğlu’nun yazdığına göre bugün de   Dolmabahçe Sarayı’nda Kurultay çalışmalarına katıldılar. Dil tartışmalarını   dinlediler. O gün, Hüseyin Cahit (Yalçın) ve Faik Âli (Ozansoy) Beyler   tezlerini sunmuşlardır. Hüseyin Cahit Beyin tezi tartışma yaratmıştır. Hasan   Âli (Yücel), Ali Canip (Yöntem), Fazıl Ahmet (Aykaç), Dr. M. Şükrü (Akkaya),   Sâmih Rifat (Horozcu), Sadri Etem (Ertem) ve Namdar Rahmi (Karatay) söz   alarak bu tez üzerinde görüşlerini açıklamışlardır.
 
      3 Ekim 1932: Gazi, öğleden sonra (14.00-18.00) Kurultay toplantı   salonunu teşrif ederek Halit Ziya (Uşaklıgil), Ahmet Cevat (Emre), Ali Canip   (Yöntem), Reşat Nuri (Güntekin) Beylerin tezlerini dinlediler. Ayrıca;   Kurultay’ı düzenleyenlerden Ahmet İhsan (Tokgöz), Ali Canip (Yöntem), Ahmet   Cevat (Emre), Prof. Dr. Saim Ali (Dilemre), İhsan (Sungu) ve Ruşenî (Barkın)   Beylerle bir süre görüştüler.
 
      4 Ekim 1932: Öğleden sonra (14.00-19.00) Kurultay çalışmalarını   takip ederek; Prof. Dr. Saim Ali (Dilemre), İhsan (Sungu), Ruşenî (Barkın),   Ahmet İhsan (Tokgöz), Fuat (Köprülü), Besim (Atalay) Beylerle, Mediha   Muzaffer Hanımın tezlerini dinlediler. Toplantıdan sonra Celâl Sahir (Erozan),   Ruşenî (Barkın), Ahmet İhsan (Tokgöz), Falih Rıfkı (Atay), Prof. Yusuf Ziya   (Özer), Besim (Atalay) Beylerle görüştüler. Gazi’nin, Kurultay’ın günlük   çalışmalarının ardından Kurultay düzenleyicilerinin bazılarıyla yaptığı   görüşmelerde o günkü çalışmaları değerlendirdiği görüşündeyiz.
 
      5 Ekim 1932: Gazi Mustafa Kemal, öğleden sonra (14.00-16.00)   Kurultay’ın son oturumunda hazır bulundular. Tüzük değişikliği ve program   çalışmalarını izlediler. Seçimlerden önce salondan ayrıldılar. Kurultay   kapandıktan sonra Boğaziçi’nde tekneyle bir gezinti yapıp 20.00’de   Dolmabahçe Sarayı’na döndükten sonra Kurultay’da TDTC Umumî (Genel) Merkez   Heyetine (Kuruluna) seçilen Başkan Sâmih Rifat (Horozcu), Genel Yazman   (Umumi Kâtip) Ruşen Eşref (Ünaydın), Sayman (Muhasip) Besim (Atalay), Celâl   Sahir (Erozan), Ahmet Cevat (Emre), Prof. Ragıp Hulûsi (Özdem), Hâmit Zübeyr   (Koşay), Hasan Âli (Yücel) ve İbrahim Necmi (Dilmen) Beylerle Maarif Vekili   Dr. Reşit Galip (Baydur) Beyi, ayrıca Kurultay düzenleme kurulundan Ali   Canip (Yöntem) ve Ruşenî (Barkın) Beyleri kabul ettiler. Bu kabulde,   Gazi’nin Merkez Heyeti üyelerini tebrik ettiği, başarılar dilediğini tahmin   etmek güç olmasa gerek. Ayrıca, Kurultay’ın değerlendirilmesinin yapıldığını   da bu tahmine ekleyebiliriz. Gazi, aynı gün, Kurultay’ın tamamlanması   dolayısıyla Başbakan İsmet (İnönü) Bey'e bir telgraf göndererek; “Kurultay’ın   değerli çalışmasından, yüksek duygular ortaya koymasından ne kadar   sevindiğini” bildirmişlerdir. Telgrafta ayrıca Kurultay’ın kapanışında   İsmet Bey'in adı geçince çok alkışlandığı da belirtilmiştir.
 
      6 Kasım 1932: Gazi, Çankaya Köşkü’nde, TDTC Fahri Başkanı ve Maarif   Vekili Dr. Reşit Galip (Baydur), TDTC Genel Merkez Heyeti Üyesi ve Kol   Başkanlarından Ruşen Eşref (Ünaydın), Ahmet Cevat (Emre), Hâmit Zübeyr (Koşay),   Prof. Ragıp Hulûsi (Özdem), İ. Necmi (Dilmen), Celâl Sahir (Erozan), Naim   Hâzım (Onat) ve Besim (Atalay) Beyleri kabul edip görüştüler, muhtemelen   yemek yediler. Falih Rıfkı Atay da o gün Köşk’teydi. Ata’nın sofrası bir   akademik tartışma alanıydı. Bu yemekte Türkçe ve yapılması gerekenler   konusunun konuşulduğundan hiç şüphemiz yok.
 
      4 Aralık 1932: TDTC’nin ağır hasta olan Başkanı Sâmih Rifat   (Horozcu) Bey'in 3 Aralık 1932 günü İstanbul’da vefat etmesi üzerine Kurucu   ve Koruyucu Başkan Gazi Mustafa Kemal, TDTC Başkanlığına bir başsağlığı   mektubu gönderdiler.
 
      21 Aralık 1932: Gazi, SSCB Ankara Büyükelçiliği tarafından   kendisine armağan edilen dille ilgili 23 kitabı, Cumhurbaşkanlığı Genel   Sekreterliğinin bir yazısıyla TDTC’ye gönderdiler.
 
      4 Ocak 1933: Gazi, saat 17.00’de TDTC’nin Ankara Vakıf Apartmanı   sırasındaki Anadolu Kulübünden devralınan binasına gelip Genel Merkez Kurulu   (Umumi Merkez Heyeti) toplantısına başkanlık ettiler. Bu toplantıya; Millî   Eğitim (Maarif) Bakanı Dr. Reşit Galip (Baydur)’in yanı sıra Ruşen Eşref (Ünaydın),   Besim (Atalay), İ. Necmi (Dilmen), Celâl Sahir (Erozan), Ahmet Cevat (Emre),   Prof. Ragıp Hulûsi (Özdem), Hâmit Zübeyr (Koşay), Hasan Âli (Yücel) Beyler   ve Türk Tarihi Tetkik Cemiyetinden Âfet (İnan) Hanım katıldılar. Toplantıda   alınan kararların en önemlisi, tüzüğe göre fahriî başkan konumundaki Millî   Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip’in başkanlığı gelecek kurultaya kadar asaleten   yürütmesi oldu. Millî Eğitim Bakanlarının TDK Başkanlığını yürütmesi   uygulaması öylesine benimsendi ki, tüzük değişikliği yapılarak 1936 (III.   Kurultay)'dan itibaren 1951 yılı olağanüstü kurultayına değin devam etti. 
 
      7 Mart 1933: TDTC Genel Merkez Kurulu, Kurum binasında Gazi Mustafa   Kemal’in başkanlığında toplandı. Toplantıda Arapça ve Farsça kelimelere   karşılık bulunması için bir dil anketi açılmasına karar verildi. 8 Mart   gününe de sarkan toplantıya TDTC Başkanı ve Millî Eğitim Bakanı Dr. Reşit   Galip (Baydur), Ruşen Eşref (Ünaydın), İ. Necmi (Dilmen), Besim (Atalay),   Celâl Sahir (Erozan), Ahmet Cevat (Emre), Prof. Ragıp Hulûsi (Özdem), Hâmit   Zübeyr (Koşay), Hasan Âli (Yücel)’in yanı sıra CHP Genel Sekreteri Recep   (Peker) ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Yusuf Hikmet (Bayur) Beyler de   katıldılar. Alınan karar uyarınca dil anketi açılıp birçok Arapça ve Farsça   kelimeye Türkçe karşılık bulundu.
 
      23 Mart 1933: Gazi, TDTC Başkanı ve Millî Eğitim Bakanı Dr. Reşit   Galip (Baydur) ve Genel Merkez Kurulundan Besim (Atalay), Ahmet Cevat   (Emre), Prof. Ragıp Hulûsi (Özdem), Hasan Âli (Yücel), Naim Hâzım (Onat) ve   Hâmit Zübeyr (Koşay) Beyleri Çankaya Köşkü’nde kabul edip görüştüler. Bu   görüşmede TDTC’nin çalışmaları ve dil anketi uygulamasının konuşulduğu   muhakkaktır. O gün ayrıca, S. Maksudî (Arsal), Hasan Cemil (Çambel), ve   Yusuf (Akçura) ile de bir süre görüşmüşlerdir.
 
      2 Nisan 1933: Çankaya Köşkü’nde gece Gazi Mustafa Kemal’in   başkanlığında TDTC Genel Merkez Kurulu ve bazı üyeler toplandılar.   Toplantıya; TDTC Başkanı ve Millî Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip (Baydur),   Genel Yazman Ruşen Eşref (Ünaydın), Sayman Besim (Atalay), Prof. Ragıp   Hulûsi (Özdem), Ahmet Cevat (Emre), Celâl Sahir (Erozan), İ. Necmi (Dilmen),   Hâmit Zübeyr (Koşay), Naim Hâzım (Onat), Prof. Yusuf Ziya (Özer), Yusuf (Akçura)   ve Sadri Maksudî (Arsal) katıldılar. Bu toplantıda dil anketi çalışmaları   üzerinde durulduğunu tahmin ediyoruz.
 
      27 Temmuz 1933: Genel Yazman Ruşen Eşref (Ünaydın) Bey'in   başkanlığında toplanan TDTC Genel Merkez Kurulunun dil anketi değerlendirme   toplantısına bir ara Gazi de gelmiş, çalışmaları incelemiş, memnuniyetini   bildirerek üyeleri teşvik etmişlerdir.
 
      17 Ağustos 1933: Yalova’dan İstanbul’a dönen Gazi Mustafa Kemal,   Dolmabahçe Sarayı’na gelen TDTC Genel Merkez Kurulu üyeleriyle bir toplantı   yaptılar. Bu toplantıyla ilgili Anadolu Ajansının haberi şöyledir:
 
      “Türk Dili Tetkik Cemiyeti Umumi Merkez Heyeti, bugün Umumi   Kâtip (Genel Yazman) Ruşen Eşref (Ünaydın) Bey'in reisliği altında   Dolmabahçe Sarayı’nda toplanarak iki celse (oturum) yapmıştır.
 
      Cemiyetin hami (koruyucu) reisi Gazi Mustafa Kemal, Cemiyetin   müzakere etmekte olduğu odayı, yanlarında Muallim Âfet (İnan) Hanım, Meclis   Reisi Kâzım (Özalp) Paşa, Hikmet (Bayur, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri)   olduğu hâlde lütfen teşrif ederek uzun zaman toplantıya riyaset (başkanlık)   ettiler.
 
      Bu toplantıda dil anketine gelen cevaplar üzerinde çalışıldığına   şüphe yoktur. Çünkü, aynı konudaki toplantılar, 23 ve 24 Ağustos 1933   günleri de sürdürülmüştür.
 
      23 Ağustos 1933: TDTC Genel Merkez Kurulu, Genel Yazman Ruşen Eşref   (Ünaydın) Bey'in başkanlığında Dolmabahçe Sarayı’nda toplanarak dil anketi   çerçevesinde Arapça ve Farsça kelimelere bulunan Türkçe karşılıklar üzerinde   çalışmıştır. Gazi’nin bu konuya verdiği önem ve çalışmaları yakından   izlemesi dolayısıyla bu toplantının ve devamının Dolmabahçe Sarayı’nda   yapıldığı açıktır. Toplantılar; 24, 26 ve 31 Ağustos 1933 günlerinde de   sürdürülmüştür. Sarayda, TDTC’nin bir çalışma odası bulunmaktaydı.   Toplantıyla ilgili bilgi Anadolu Ajansı kanalıyla kamuoyuna verilmiştir.
 
      12 Ağustos 1934: TDTC Genel Merkez Kurulu ve II. Kurultay Merkez   Bürosu üyeleri Dolmabahçe Sarayı’nda biri sabah, diğeri öğleden sonra iki   toplantı yaptılar. Gazi Mustafa Kemal, öğleden sonraki toplantıya başkanlık   ettiler. Toplantıda, 18 Ağustos 1934 tarihinde sarayda toplanacak olan II.   Türk Dili Kurultayı’nın hazırlıklarını gözden geçirdiler. Toplantıya TBMM   Başkanı Kâzım F. (Özalp), Genel Yazman İbrahim Necmi (Dilmen), Sayman Besim   (Atalay), Naim Hâzım (Onat), Hasan Âli (Yücel), Ahmet Cevat (Emre), Ali   Canip (Yöntem) ve Prof. Dr. Saim Ali (Dilemre) katıldılar.
 
      18 Ağustos 1934: Kurucu ve Koruyucu Başkan Gazi Mustafa Kemal,   Dolmabahçe Sarayı’nda toplanan II. Türk Dili Kurultayı’nı 14.00’te teşrif   edip 18.00’e değin çalışmaları izlediler. Millî Eğitim Bakanı Abidin (Özmen)   Bey'in açış konuşmasını, Genel Yazman İ. Necmi (Dilmen) Bey'in iki yıllık   çalışma raporunu dinleyip, yeni program taslağının müzakerelerini takip   ettiler. Ahmet Cevat (Emre) Bey'in tezinin birinci bölümünü dinlediler.
 
      19 Ağustos 1934: Gazi, öğleden sonra 14.00’te II. Kurultay toplantı   salonunu teşrif ederek akşama değin yapılan konuşmaları dinlediler. Ahmet   Cevat (Emre), Prof. Dr. Saim Ali (Dilemre), Doç. Ahmet (Caferoğlu) Beylerin   tezlerini ilgiyle takip ettiler. Doç. Ahmet (Caferoğlu) “Rus Dilinde İlk   Türk Dili Yadigârları” başlıklı tezini sunarken konu dışına çıkan sözler   söyleyince Gazi, salonu terk ettiler. Bunun üzerine Kurultay Başkanı TBMM   Başkanı Kâzım F. (Özalp), konuşmacının sözünü keserek kendisini kürsüden   indirdi.
 
      20 Ağustos 1934: Gazi, 14.00-18.00 saatleri arasında II. Türk Dili   Kurultayı’nda hazır bulunup sunulan tezleri dinlediler. Bugün, Naim Hâzım   (Onat), Yusuf Ziya (Özer) Beyler tezlerini sundular.
 
      21 Ağustos 1934: Gazi, 14.00-18.00 saatleri arasında II. Kurultay   çalışmalarını izlediler. Prof. Dr. Reşit Rahmeti (Arat), Tahsin Ömer, Dr.   Şevket Aziz (Kansu), Prof. Meşçeninov ve Prof. Dr. W. Friedrich Carl Giese   ve Agop Martayan (Dilaçar)’ın tezlerini dinlemişlerdir.
 
      22 Ağustos 1934: Gazi, 14.00-18.00 saatleri arasında II.   Kurultay’da yapılan konuşmaları dinlediler. Bugün; Hakkı Nezihi, Prof. Salih   Murat (Uzdilek), Prof. Aleksandr N. Samoiloviç, Harp Akademisi Komutanı Korg.   Ali Fuat (Erden) tezlerini sundular.
 
      23 Ağustos 1934: Gazi, saat 14.00’te II. Kurultay’ın toplandığı   salonu teşrif ettiler. Saat 15.30’da Kurultay sona erinceye değin   çalışmaları izlediler. Komisyonların sunulan tezler hakkındaki raporlarını   dinlediler.
 
      26 Eylül 1934: Gazi Mustafa Kemal, yanında Başbakan İsmet (İnönü)   Bey olduğu hâlde saat 17.30’da Ankara Halkevi’ni teşrif edip locasından   TDTC’ce düzenlenen II. Dil Bayramı toplantısını izleyip saat 19.30’da   Çankaya Köşkü’ne döndüler. Aynı gün; TDTC Başkanı ve Millî Eğitim Bakanı   Abidin (Özmen) ve TDTC üyelerinden Besim (Atalay), Naim Hâzım (Onat) ve   Velet Çelebi (İzbudak) Beylerle görüştüler.
 
      31 Ocak 1935: Atatürk, akşamüstü TDTC yönetici ve üyelerinden bir   grupla Dolmabahçe Sarayı’nda bir toplantı yaptılar. Basına yansımayan bu   toplantıya kimlerin katıldığı ve hangi konuların görüşüldüğü bilinmiyor.   Ancak, TDTC çalışmalarıyla o günlerin güncel konusu Arapça ve Farsça   kelimelere Türkçe karşılıklar bulunması üzerinde durulduğu söylenebilir.
 
      15 Nisan 1935: Atatürk, 14 Nisan gecesinden başlayarak uyumaksızın   Çankaya Köşkü’nde dil bilginleriyle birlikte Türkçeyle ilgili incelemeler   yaptılar. Bu çalışmaya TDTC Genel Merkez Yönetici ve Kol Başkanlarından   İbrahim Necmi Dilmen (Genel Yazman) Naim Hâzım Onat, Ahmet Cevat Emre, Hasan   Âli Yücel, İsmail Müştak Mayakon ve Üye Reşat Nuri Güntekin katıldılar.
 
      12 Temmuz 1935: Atatürk, TDTC’nin kuruluşunun 3. yıl dönümü   dolayısıyla Genel Yazman İ. Necmi Dilmen’in saygı ve teşekkürlerini bildiren   telgrafını cevaplandırdılar. Çektikleri telgrafın başında “Türk Dili   Araştırma Kurumu Genel Sekreterliğine”, hitabı bulunmaktadır. Telgrafta; “Kurumun   üç yıl içinde büyük işler yaptığı, Kurum çalışanlarının bununla övünmeleri   gerektiği” belirtilerek başarılar dilenmektedir.
 
      26 Eylül 1935: Atatürk, 3. Dil Bayramı dolayısıyla TDTC’nin çektiği   telgrafı cevaplandırdılar. “TDK’nin verimli çalışmasını sevinçle andığını   belirterek Dil Bayramı'nı kutladığını” bildirdiler. Tamim Telgraf ve   Beyannameler, kitabında telgraf tarihi yanlış olarak 21 Eylül   yazılmıştır. III. Kurultay'dan önce TDK adı kullanılmaya başlamıştır.
 
      1 Kasım 1935: Atatürk, TBMM yasama yılını açış konuşmasında Türk   Tarihi ve Türk Dili Tetkik Cemiyetlerinin çalışmalarından; “Türk tarih ve   dil çalışmaları büyük inanla beklenilen ışıklı verimlerini şimdiden   göstermektedir” diye söz etmişlerdir.
 
      25 Kasım 1935: Atatürk, Cenevre'de bulunan Afet İnan'a yazdığı   mektuba, Çankaya'daki sofrasında "dil dersleri" sırasında çekilmiş bir   fotoğrafı, 25.XI.1935 tarihini atarak imzalayıp göndermişlerdir.
 
      12 Ocak 1936: Atatürk, saat 17.00’de Çankaya Köşkü’nde DTCF öğretim   üyeleriyle TTK ve TDTC üyelerine bir çay verdiler. Aynı gün, ayrıca TDTC   Başkanı ve Kültür (Millî Eğitim) Bakanı Saffet Arıkan, TDTC Genel Yazmanı İ.   Necmi Dilmen’le dilci ve edebiyatçılardan Prof. Fuat Köprülü, Prof. Yusuf   Ziya Özer, İhsan Sungu, Abdülkadir İnan ve İsmail Müştak Mayakon’u da kabul   edip görüştüler.
 
      22 Ağustos 1936: Atatürk, Dolmabahçe Sarayı'nda Türk Tarih   Kurumunun III. Türk Dil Kurultayı dolayısıyla verdiği çayda, dil   bilginlerine şu sözü söylemişlerdir: "Dünya dil âlimlerinin Türk âlimleriyle   beraber çalışmaları, dil ilminin şimdiye kadar halledemediği birçok   güçlüklerin hallini kolaylaştıracaktır."
 
      24 Ağustos 1936: Atatürk, Dolmabahçe Sarayı’nda toplanan III. Türk   Dili Kurultayı’nın açılış törenini şereflendirdiler. Açılış oturumunda bir   konuşma yapan Türk Tarih Kurumu Asbaşkanı Âfet (İnan), Atatürk’ten naklen   şunları söyledi: “Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumunun kendinden   ayrılmaz eşidir. Bu iki kurum, birlikte yükselmesi, birbirini tamamlaması   icabeden iki aydın abidedir.” Atatürk, açış konuşmalarını, TDK çalışma   raporunu ve Prof. Yusuf Ziya Özer’in tezini dinlediler. Kurultay’ın o günkü   çalışması 17.30’da sona erdi. III. Kurultay’da ağırlıklı olarak Güneş Dil   Teorisi ele alındı.
 
      25 Ağustos 1936: Atatürk, saat 14.00-18.00 arasında III. Türk Dili   Kurultayı’nın çalışmalarını izlediler. İbrahim Necmi Dilmen ve Vecihe   Kılıçoğlu (Hatipoğlu)’nun tezlerini dinlediler. Aynı gün TDTC Başkanı ve   Kültür (Millî Eğitim) Bakanı Saffet Arıkan’ı da kabul edip bir süre   görüştüler. Bu kabulde Kurultay çalışmaları üzerinde de durulduğunu   söyleyebiliriz.
 
      26 Ağustos 1936: Atatürk, saat 14.00-18.00 arasında III. Türk Dili   Kurultayı’na zaman ayırarak Hasan Reşit Tankut ve Sabahat Türkân’ın   tezlerini dinlediler.
 
      27 Ağustos 1936: Atatürk, saat 14.00-18.00 arasında III. Kurultay   çalışmalarını izlediler. Naim Hâzım Onat, Ahmet Cevat Emre, Prof. Abdülkadir   İnan ve İsmail Müştak Mayakon’un tezlerini dinlediler. O gün, ayrıca TDTC   Başkanı ve Kültür (Millî Eğitim) Bakanı Saffet Arıkan, Prof. Dr. Saim Ali   Dilemre, Hasan Reşit Tankut, Ahmet Cevat Emre ve İ. Müştak Mayakon’la da   görüştüler. Bu görüşmelerde Kurultay’da ileri sürülen görüşlerin   değerlendirildiğinden şüphe yoktur.
 
      28 Ağustos 1936: Atatürk, bugün de saat 14.00-18.00 arasında III.   Kurultay çalışmalarını izlediler. Agop Dilaçar, Dr. Mehmet Ali Ağakay ve İ.   Hâmi Danişment’in tezlerini dinlediler.
 
      29 Ağustos 1936: Atatürk, saat 14.00-18.00 arasında III. Kurultay   çalışmalarını izlediler. Yabancı dil bilginlerinin (Prof. Anagnastopulos,   Prof. J. Deny, Prof. Dr. W. F. C. Giese, Dr. Miatef, Prof. Dr. M. Hilaire   Barenton, Prof. Sir Denisson Ross, Prof. Bartalini, Prof. Okubo, Prof. Dr.   A. Zajaczkowski, Prof. A. N. Samoiloviç ve Dr. Herman F. Kvergic)   konuşmalarını dinlediler. Aynı gün, dil bilginlerinden Prof. Fuat Köprülü,   Ahmet Cevat Emre, Abdülkadir İnan, Ruşen Eşref Ünaydın, Prof. Yusuf Ziya   Özer’le bir süre görüştüler.
 
      5 Eylül 1936: Atatürk, öğleden sonra Dolmabahçe Sarayı’nda TDK   yöneticilerinden İbrahim Necmi Dilmen, Hasan Reşit Tankut, Ahmet Cevat Emre   ve Dr. Mehmet Ali Ağakay’la bir süre çalıştılar. Bu toplantıda Atatürk’ün   TDK’de görevlendirdiği ve soyadını bizzat verdiği Agop Dilaçar (Martayan) ve   Avusturyalı dilci Dr. Herman Kvergic de bulundu. Toplantıda, Kurultay’ın   değerlendirildiği, yeni dönemde yapılacak çalışmalar üzerinde durulduğundan   şüphe yoktur.
 
      13 Eylül 1936: Atatürk, saat 16.30’da Florya Deniz Köşkü’nden   Dolmabahçe Sarayı’na gelerek TDK’nin toplantısına başkanlık ettiler. Bu   toplantı, III. Kurultay’da seçilen yeni Genel Merkez Kurulu üyeleriyle   yapılmış olmalıdır. Basına herhangi bir bilgi yansımamıştır. Kurucu ve   Koruyucu Başkan, aynı gün TDK Genel Yazmanı İ. Necmi Dilmen ve dil   bilginlerinden Dr. Mehmet Ali Ağakay ve Agop Dilaçar’la da görüşmüşlerdir. 
 
      28 Eylül 1936: Atatürk, 4. Dil Bayramı dolayısıyla halktan ve   çeşitli kuruluşlardan gelen telgraflara Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği   vasıtasıyla ve Anadolu Ajansı kanalıyla teşekkür etmişlerdir.
 
      29 Eylül 1936: Atatürk, 4. Dil Bayramı dolayısıyla TDK Genel   Yazmanı İ. Necmi Dilmen’in telgrafını cevaplandırmış; teşekkür ederek   TDK’nin Dil Bayramı’nı kutlamış ve çalışmalarında başarılar dilemişlerdir. 
 
      19 Ekim 1936: Atatürk, öğleden sonra 15.50’de TDK’nin Ankara Ulus   semtindeki binasına gelmiş, bir saat kadar yöneticilerle görüşmüşlerdir.   Ata’nın yanında Bilecik Milletvekili Salih Bozok da bulunmaktaydı. Genel   Yazman İbrahim Necmi Dilmen, üyelerden Hasan Reşit Tankut, Uzman Abdülkadir   İnan ve Avusturyalı dil bilgini Dr. Herman F. Kvergic tarafından   karşılanmışlardır. Gazetelere göre bu görüşmeden sonra Köşk’e, Nöbet   Defteri’ne göre de Orman Çiftliği’ne gitmişlerdir. O gün, ayrıca TDK   yönetici ve üyelerinden İbrahim Necmi Dilmen (Genel Yazman), Ahmet Cevat   Emre, Hasan Reşit Tankut ve İsmail Müştak Mayakon’u Çankaya Köşkü’nde kabul   ederek görüşmüşlerdir.
 
      1 Kasım 1936: Atatürk, TBMM yeni yasama yılını açış konuşmasında   Türk Tarih ve Dil Kurumlarının çalışmalarından övgüyle söz etmiş, “bu   kurumların az zaman içinde ulusal akademiler hâlini almasını” temenni   ettiğini söylemişlerdir.
 
      1936-1937 kış ayları: Atatürk, bir geometri kitabı yazarak geometri   terimlerine Türkçe karşılıklar bulmuşlardır. Bu terimler, okul kitaplarına   girmiştir.
 
      12 Mart 1937: Atatürk, saat 16.30’da TDK’nin Ankara Ulus semtindeki   binasına gelerek saat 23.00’e değin Terim Kolu üyeleriyle çalıştılar. Daha   sonra bazı Terim Kolu üyeleriyle birlikte Çankaya Köşkü’ne dönüp yemekte de   tartışmalarını sürdürdüler. Atatürk’ün Nöbet Defteri’ne göre; o gece   Köşk’e gelenler Hasan Reşit Tankut, Dr. Mehmet Ali Ağakay, Naim Hâzım Onat,   Abdülkadir İnan ve İsmail Müştak Mayakon’du.
 
      31 Mart 1937:  Atatürk, Çankaya Köşkü'nde sinüs ve kosinüs   terimlerinin gelişimini söğüt çubuklarıyla TDK yöneticilerine açıklamışlar,   bu açıklamanın bir anı olmak üzere bronz levha dökümü yapılmıştır. Bu bronz   levha, TDK Kitaplığında sergilenmektedir.
 
      27 Eylül 1937: Atatürk, 5. Dil Bayramı dolayısıyla TDK Genel   Yazmanı İbrahim Necmi Dilmen’in kendisine çektiği tebrik ve şükran   telgrafını cevaplandırarak; “TDK’nin hakkındaki duygularından çok   mütehassis olduğunu belirterek kurumun değerli çalışmalarında başarılarının   devamını” dilemişlerdir. Telgraf tarihi, Atatürk’ün Tamim   Telgraf ve Beyannameleri’nde 29 Eylül olarak gözükmekteyse de Türk   Dili Bülteni’nin 23-26. sayfalarındaki özgün yayımında 27 Eylül’dür.
 
      1 Kasım 1937: Atatürk, TBMM yeni yasama yılını açış konuşmasında,   Türk Tarih ve Dil Kurumlarının çalışmalarını övmüş; “bu kurumların   değerli ve önemli birer bilim kurumu durumuna geldiğini” söylemişlerdir. 
 
      13 Temmuz 1938: Atatürk, TDK'nin altıncı kuruluş yıl dönümü   dolayısıyla TDK Genel Sekreteri İbrahim Necmi Dilmen'in telgrafını   cevaplandırmışlardır.
 
      5 Eylül 1938: Atatürk, durumunun ağırlaşması üzerine vasiyetini   yazmışlardır. Vasiyetinin 6. maddesinde Türkiye İş Bankasındaki hisselerinin   gelirinden her yıl Türk Tarih ve Dil Kurumlarına eşit miktarlarda pay tahsis   etmişlerdir. Vasiyet, 6 Eylül 1938 günü İstanbul 6. Noterine teslim edilmiş,   Atatürk’ün vefatı üzerine 28 Kasım 1938 günü açılmıştır.
 
      26 Eylül 1938: Atatürk, 6. Dil Bayramı dolayısıyla TDK Genel   Sekreteri İbrahim Necmi Dilmen'in radyoda yaptığı konuşmayı dinleyerek   takdirlerini İstanbul Radyosu kanalıyla bildirmişlerdir.
 
      27 Eylül 1938: Atatürk, 6. Dil Bayramı dolayısıyla TDK Genel   Yazmanı İbrahim Dilmen’in çektiği telgrafı cevaplandırmış; “kendisine   karşı gösterilen temiz duygulardan çok mütehassis olduğunu belirterek   Kurumun verimli çalışmalarında sürekli başarılar dilemişlerdir.
 
      Aynı gün Dil Bayramı dolayısıyla yurdun her tarafından kendisine   gönderilen kutlama telgraflarına, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinin   hazırladığı teşekkür cevabı Anadolu Ajansı aracılığıyla kamuoyuna   duyurulmuştur.
 
      1 Kasım 1938: Atatürk, Başbakan Mahmut Celâl Bayar’a okutturduğu   TBMM yeni yasama yılını açış konuşmasında Türk Tarih ve Dil Kurumlarının   çalışmalarından övgüyle söz etmişlerdir.
Logged
Sponsor Baglantilar


Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Start | Sayfa 0 | Sayfa 1 | Sayfa 2 | Sayfa 3 | Sayfa 4 | Sayfa 5 | Sayfa 6 | Sayfa 7 | Sayfa 8 | Sayfa 9 | Sayfa 10
Yaramazadam | Powered by SMF 1.1.3.
© 2005, Simple Machines LLC. All Rights Reserved.
| Sitemap Arşiv2 Program Arşiv Program Arşiv Sağlık Sağlık Rehberi


Yaramazadam Çöl Atesi v3 by rallyproco