Yaramazadam (Arşiv Ana sayfa) => Biyografi- Biography

Konu: Seden Gürel Biyografi

Sayfa: [ 1 ]

boxcigar 26.07.2007 23:22:30
Seden, Seden'i anlatıyor...
12 Eylül 1965 yılında Ankara'daGülhane hastanesinde 8 aylıkken annemin özel doğumevinde doğum yapmaprojesini mahvederek doğuvermişim gece 02:00 sularında bilemeden tariheyazılacak bir günde doğduğumu... Sedat, Semra ve Sedef' ten oluşanfamilyaya biraz Seden Kızıltunç' tan esinlenilerek ama anlamıbilinmediği için bu da S' eden geliyor denerek eden adını almışım...Ebe azimle beni erkek sanıp göbeğimi Ali diye kesmiş olsa dababaannemin adı olan Nadire' de göbek adım olarak konmuş... Kısacası 24yılını Nadire Seden Kutlubay olarak geçirdiğim yaşamım başlayıvermişbir çığlıkla... Bu çığlık seslimiydi sessizmiydi bilmiyorum ama yine 35yıl boyunca "müteyakkız" namı diğer "uyanık" olarak benimsediğim adımınesas anlamının "sessizliğin çığlığı" olduğunu öğrenince merak ederoldum ilk çığlığımı... Bu arada adımızın (adı Seden olanlardanbahsediyorum) bilmediğim bir tanımını bilen varsa lütfen iletsin ona dauyum sağlarım sanırım ama işin doğrusu ben bu sessizliğin çığlığı işinipek sevdim vazgeçesim de yok...
Asker çocuğu olarak dünyaya gelmiş olmam nedeniyle babam emekliolana kadar İstanbul - Ankara - Gölcük arasında mekik dokuduk biraz,aslında ablam 4.sınıfa kadar her yıl başka bir okulda okumaşanssızlığını benden daha fazla yaşadı zira ben daha ilkokul 1.sınıftayken babam emekli oldu ve biz son karargahımız olan İstanbul'ayerleştik. sonuçta ben ki okul değiştirerek şanslı kullar arasınayazdırdım adımı... Ama keşke biraz daha Ankara'da kalsaydık ve canımdedem (dedelerimi tanıyamamış olduğum için halamın can yoldaşı, hayatarkadaşı ve allah daha çoook uzun ömürler versin sevgili eşine dedederim) bir sene daha evlerinin önünden geçerken sadece bizim için sıcakyatağından kalkıp camı açıp attığı şekerlerden (bir gün bilesektirmedi) biraz daha atsaydı...
Neyse sonuçta İstanbul'a geldik ve ben ikinci sınıfa Bahariyeİlkokulu'nda başladım, beşinci sınıfa kadar da bu okulda okuyup oradanmezun olmayı başardım ama taşınmaya alışmışız bi kere, bu nedenle deperiyodik aralarla şehir içinde aynı sokakta bile olsa taşınmayısürdürdük. Eh insanın eşi de öğretmen çocuğu olunca, evlendikten sonrada bu alışkanlığımızı sürdürerek 3 yılda bir ev değiştirdik bu aradabizi bir önce yaşadığımız mekanda bulamayanlar boşandığımızı ya daevimizi ayırdığımızı söyleyip durdular olsun elalemin ağzı torba değildolayısıyla büzmek imkansız koyverin gitsin...
O kadar kısa bir şekilde günümüze geleceğimi sanıyosanız da acaipaldanıyosunuz zira sanat hayatımın başlangıcına dönersem 3 yaşındahalamın gecelik ve sabahlıklarını giyip kendimi "ve şimdihuzurlarınızda Çolpaaaan İlhaaaan" diye sundurarak aile meclisinesöylediğim şarkılara geri dönmem gerekir, korkmayın bunu dayapmiiiicam. Ama Bahariye ilkokulunda okurken önce koroya katılıp sonrada ilk solom olan "Yine Bir Gülnihal" adlı şarkıyla okulu, velileri vedeee tüm öğretmenleri ağlattığımı söylemeden de duramıyacağım birgerçek... O zamanlarda şarkının sözlerini tam anlıyamadığım için nasılo kadar içli söylemeyi başarmış olduğumu da hala anlıyabilmiş değilimama olsun. ( aslında pek de güzel anlıyorum müzik evrenseldir ve bugünbeni hiç bilmediğim dildeki bir şarkı, kimi zaman ağlatır kimi zaman dagüldürür ) Neyse hakikaten oldukça başarılı bir öğrenci olarak ilkokulubitirdim... Ahaaaa hatırlayıverdim bunu da yazıcam... hadi bakalım... Odönemlerde TRT' nin açmış olduğu bir yarışma vardı adını gerçektenhatırlayamıyorum ama yeni ya da genç yetenekler gibi bir şeydi.Radyoevine gidip kaydınızı yaptırıyordunuz ve sizi sınavaçağırıyorlardı bu sınavda başarılı olursanız ( yaaaani yetenekligörülürseniz ) tekrar çağırılıyordunuz ve ses kaydınız yapılıyorduardından da aynı adlı programda şarkılarınızı milyonlara iletme şansınasahip oluyordunuz siyah beyaz camda... Annemle babama bu yarışmayakatılma isteğimi ilettiğimde inanamadılar utangaç kızlarının buisteğine ama saygı duydular ve vazgeçmeyeceğinden eminsen diyerekkaydımı yaptırdılar. (aslında son dakika korkup kaçacağımdan eminlerdidiye düşünüyorum) Sınav günü geldi çattı... Vazgeçmedim... SemiramisPekkan'ın "Nerdeysen" ve Rana Alagöz'ün "Aşkın Gözü Kör mü Acaba" adlışarkılarını seslendirdim ve başarılı oldum sınavda, ardından kayıtlaryapıldı ama program yayından kaldırıldı ve ben "Küçük Seden"olamadım... Kader... Olsun zaten işin açıkçası ben oraya kadar olankısmı istiyodum geri kalan kısmından hakikaten kaçabilirdim : Neyseciddi hayat yolunda ablamın ardından Maarif Koleji'ni (mezun olurkenKadıköy Anadolu Lisesi idi adı arada sanırım bir kaç isim dahadeğiştirdi 7 yıl büyük bir keyifle okuduğum okulum..: ) kazanmamgerektiği aksi takdirde Kadıköy Kız Lisesine gideceğim tebliğ edildiailem tarafından... Neeee ? Karma okul dururken tek kız okulumu ?...bırrrrr.... Tabi ki tebligata uyduk ve 48. olarak (aman tanrımbaşarısızlık ablam 25. olmuştu) kazandık okulu... Ne iyi etmişim ve neiyi etmişler... Keyifle bin kez daha dönüp o yedi seneyi okurum sevgiliokulumda ama aynı arkadaşlarımı aynı öğretmenlerimi de isterim...Özellikle ufkumu açan bana müziği öğreten, daha da sevdiren, yaşatanöğretmenlerim Fikret Evcil ve Turgut Ertaş'ı... Hala onlardanöğreneceğim çok şey var çünkü... yedi yıl yetmedi... Hazırlık A daİngilizce yi öğrenmek için sınıfça debelenirken ben yine müziğin içinedalıverip okul korosuna atıverdim kapağı...29-Ekim ve 10-
 
 
Kasım' larla başladı yeni sergüzeşt... Bu kez solom "İstiklalSavaşımın En Büyük Kahramanı" diye başlıyordu ve ben söylerkenağlıyordum çünkü ne söylediğimi çok iyi biliyordum... Notalarla haşırneşir olduk, köklü bir koro eğitimi almaya başladık, klasik müzikleiçiçe yoğrulduk... Yaşımız itibarı ile 2 sesli olan koromuz bizbüyüdükçe güçlendi 4 sesli oldu, Niksar'ın Fidanlarından, Yunus EmreOratoryosuna, Muammer Sun'dan Bach'a uzanan yolculuğu hep birliktegerçekleştirdik... Müzik dersleri yetmedi, öğle teneffüslerindebuluştuk, o da yetmedi
Cumartesi Pazar günleri okulumuzda buluşup çalıştık üfffdemeden... Hem müziği içimize sindirdik, hem Türkiye LiselerarasıÇoksesli Korolar birincisi olduk, Atatürk Kültür Merkezin de her yılçok güzel eserleri seslendirme şansını elde ettik, bilgilendik,yüreklendik, mutlu olduk... Umarım öğretmenlerimizi de mutlu ettik...Tabiiii ben enerji dolu bir yaratık olduğum için bu çalışma banayetmedi ve Milliyet Gazete'sinin düzenlediği "Liselerarası MüzikYarışması" na da okulumuzun kız solisti olarak katıldım... Herkes güzelgüzel bilindik şarkılar söylerken ben okulumuzun orkestrasını oluşturanve hepsi benden 3 yaş büyük olan aaaabilerim Mithat, Erhan, Göksel,Önder ve Fatih'in ( hepsi bugün kocaman birer işadamı ve benimcandostlarım ) seçimi olan Jesus Christ Superstar Rock Opera'dan "TheTemple" adlı şarkıyı çığlık çığlığa söylemek durumunda kaldım... Veeeyineee iyiki de kalmışım, bu kez hayatıma müzikaller ve yeni hayallergirdi zira... çok önemli bir adamla daha tanıştım... Okul orkestramızıçalıştırmayı kabul eden ve bizimle birlikte her anını geçiren çoook çokönemli bir adam... ozamanlar harika çocuk bugün harika adam... AydınEsen... Üç yıl üst üste kız solist dalında okuluma birincilikkazandırdım... Yaşasııııın ! : Bu arada sporcu da olma azmi içerisindevoleybol oynama girişimlerinde de bulundum 4 yıl kadar debelendim, zirapek yetenekli değildim, herhalde beni sevdiler ve katlandılar AltınyurtKlubünde, ben olmuyo bırakıyorum diyene kadar atmadılar beni takımdansağolsunlar... Antremanlar da, hafta sonları spor salonları da çokkeyifliydi... Dersler, müzik, spor başka bişeye vakit kalmıyodu zatenişin açıkçası...Yine aynı zamanlarda Aydın Esen'le birlikte ilkEurovision'a katılma girişimini de gerçekleştiriyorduk. "Dostluk" adlışarkı finale kalmayı başardı ama finalde şarkıyı Kayahan seslendirdi...Olsun ben bu arada ilk stüdyo deneyimimi yaşadım hem de İstanbulGelişim Stüdyolarında Garo Mafyan ve Selçuk Başar' ın denetiminde,yaşım 14'kene...( böyle bir kelime olmadığını kesinlikle biliyorum,hoşuma gitti ama etkilenip kullanmayın, yanlış yapmış olursunuz.) ŞerifYüzbaşıoğlu ile tanıştım, okulumu bitirdikten sonra yurtdışı müzikfestivallerine katılmayı planladık maaalesef gerçekleştiremedik...Büyük ustayı kaybettik... Ve ben böylesine büyük bir ustadan bir şeyleröğrenme şansına sahip olamadım...
Veeee 1983 yılı geldi çattı... Mezun oldum liseden yine iyi biröğrenci olarak, üniversite sınavlarında da başarılı olup İ.T.Ü MimarlıkFakültesi Mimarlık Bölümünü kazandım... Ne olacak şimdi ?... Mimar olmayolunda ilerliyoruz, bitti mi müzik?Ney? Galiba...9999 Hayııııııır !Benimle aynı dönemde Boğaziçi Üniversitesine giren ve müzikle de içiçeolan arkadaşlarımdan bir haber geldi çok zaman geçmeden... MüzikKlubünde pop caz besteler yapan ve bu besteleri garip bir ustalıklaseslendiren bir grup vardı veeeee konserleri vardı... İlk konserlerineizleyici olarak gittim, e tabi hayaller kurmaya başladım ben de onlarlaşarkı söylesem diye... O da ne ? Bir hafta sonra tanışmak istedilerbenimle... Müzik yarışmalarından tanırlarmış beni OOOOOOLEEEEEEY! Yinegittim Boğaziçi Üniversitesine tanıştık, her şey süpeeeeeer....Üsteliktanıştığım gençlerden biri de Aykut Gürel...: Bak sen şu işe...Provalar, gidiş gelişler, keyifli günler, ama hayal gerçekleşmedi...Zira sinir ve ukala ve kendini beğenmiş Aykut'la kavga ettik ben şarkısöylemiyorum dedim... O da solist mi yok dedi...


Sayfa: [ 1 ]