Yaramazadam (Arşiv Ana sayfa) => Tarih

Konu: Sultan IV. Murad

Sayfa: [ 1 ]

boxcigar 24.07.2007 20:29:24
I. Ahmed’in Mah-peyker (Kösem) Sultân adlı hanımından 28Cemaziyülevvel 1021 (27 Temmuz 1612) tarihinde İstanbul’da dünyayagelmiş oğludur. 1032/1623 tarihinde Veliahd Şehzâde Murad, DördüncüMurad ünvanıyla 11 yaşını 1 ay 15 gün geçe tahta çıkmıştır. Bunun enönemli sebebi, Sultân Mustafa’nın şuurdan mahrum bulunması ve Devletinde Erzurum Valisi Abaza Mehmed Paşa’nın isyanı ve benzeri olaylarsebebiyle müthiş bir zaafa maruz kalmış olmasıydı. Tecrübeli devletadamı Sadrazam Kemankeş Ali Paşa, Şeyhülislâm Yahya Efendi veKazaskerlerle de meşveret ederek, çocuk yaşta olmasına rağmen SultânAhmed’in en büyük ve erşed şehzâdesi Murad’ın Padişah olmasını zarurigörmüşlerdi. Mecnûnun yani akıl hastasının imâmeti yani Halife olmasıcaiz görülmediğinden Padişah’ın hal‘i gerektiğini ve oğlunadokunulmayıp Saray’daki odasında göz hapsine alınacağını Vâlidesineilettiler ve 9 Eylül 1623 sabahı Sultân Murad’ı halife ve hükümdâr ilanettiler.

Sultân Murad, Ebâ Eyyub’ül-Ensârî türbesinde, asrın maneviyat reislerinden Aziz Mahmûd Hüdâyî’nin eliyle kılıç kuşanmıştır.

IV. Murad’ın saltanat devresini iki ana bölüme ayırmak icab etmektedir:
Birinci Safha: IV. Murad’ın ismen Padişah olduğu, ancak devleti annesiKösem Sultân ile Sadrazamlarının ve Şeyhülislâm ve benzeri devletadamlarının yönettiği devredir (1032/1623-1041/1632). Bu devre, 8 küsursene devam etti.
Sultân Murad işbaşına geldiğinde, Yeniçeriler çok fazla şımarmışlardı.Padişahın huzuruna kadar giren yeniçeri ağaları ve ocak çorbacıları,Padişahın adamlarını katletmeye kadar işi vardırmışlardı. Memleketterüşvet ve yolsuzluk aşırı derecelere ulaşmıştı. Dış ve iç hazinelerbomboş olduğundan ocaklara cülûs bahşişi bile verilememekteydi. HattaEnderun’daki altın ve gümüş eşya Darphâneye gönderilerek cülûs bahşişiverilmeye çalışılmıştı.

Devletin itibarı ve siyasi durumu da iyi değildi. Erzurum Valisi AbazaMehmed Paşa isyan etmiş ve eline geçirdiği yeniçerileri katletmeyebaşlamıştı. Sultân Osman’ın kanını isterim diyerek Genç Osman olayınıbahane edip Devlete kan kusturmaktaydı. Diğer tarafdan fırsatı ganimetbilen İran da Bağdad’da isyan çıkartmış ve hatta Bağdad’ı elegeçirmişti. Kısaca içeride celâlî denilen zorbalar ve dışarıda daİranlılar Osmanlı Devleti’ni sarsmaktaydı.

Böyle bir durumda IV. Murad’ın tahta geçmesine vesile olan SadrazamKemankeş Ali Paşa da gururlanmış ve suiistimallere başlamıştır. Bunufark eden ve hakkı söylemekten çekinmeyen Şeyhülislâm Yahya Efendi,1032/1623 Ramazan Bayramında vâki olan ziyâretinde Sadrazamın rüşvet vezorbalıklara göz yumduğunu Padişah’a iş‘âr edince, durumu öğrenenSadrazam hemen onun da aleyhine geçmiş ve dürüst Şeyhülislâm’ı birkısım yalan ve iftiralarla görevinden aldırarak yerine biraz da sâkintabî’atlı olan Es’ad Efendi’yi tayin ettirmiştir. Bu da devlet içinbüyük bir problemdir.

Böylesine sıkıntılarla Padişah olan IV. Murad, bizzat hükmedemiyordu.Hâkim devlet ricâli ve annesi idi. Şeyhülislâm Yahya Efendi’yi görevdenaldıran ve suiistimallere adı karışan Kemankeş Ali Paşa’nın Padişah’tanBağdad’ın düşmesini yalan söyleyerek saklaması, bardağı taşıran sondamla oldu. Verilen idam kararıyla hayatına son verilen Sadrazamınyerine tecrübeli devlet adamı ve Kubbealtı veziri Çerkes Mehmed Paşagetirildi. Abaza Mehmed Paşa’yı takip için Doğu Anadolu’ya kadargelmişti; ancak yolda vefât etti ve yerine Diyarbekir BeylerbeyisiHâfız Ahmed Paşa tayin edildi. Kösem Sultân’ın büyük kızı Ayşe Sultânile evlenip Damad sıfatını da alan Hâfız Ahmed Paşa, Abaza MehmedPaşa’nın affedilip Erzurum Valiliğinde ibkası üzerine, Bağdad’da BekirSubaşı’nın çıkardığı isyanı bastırmak üzere Bağdad tarafına serdar-ıekrem ve sadrazam olarak hareket etti. İyi bir komutan olmadığındanmuvaffak olamadı ve 1626 yılında azledildi. İran Şahı Şah Abbas Bağdadisyânını körüklüyor ve hatta gönderdiği askerlerle onlarıdestekliyordu. Bağdad Valiliği Bekir Subaşı’ya verilerek meselehalledilmek istendi.

Yerine Damad Halil Paşa ikinci defa sadrazam oldu ve yeniden patlakveren Abaza isyânını bastırmak üzere Erzurum’a gönderildi. Ancak bu dabaşarılı olamadı ve 1628 yılında görevden alındı. Bunun yerinemuhteris, otoriter ve becerikli bir komutan olan Dâmâd Hüsrev PaşaSadrazamlığa getirdi. Önünde Abaza isyanını bastırmak meselesi vardı.Büyük bir mahâretle bu problemi, 1628 yılının 9. ayında çözdü veAbaza’nın askerleri terhis olundu ve kendisi de İstanbul’a getirildi.Sultân Murad, ağabeyi Osman’ın kanı için mücadele eden bu komutanıBosna Beylerbeyi yaparak taltif etti. Mesele de halledilmiş oldu.
Ancak bu sırada İran Şahı Bağdad’da ikinci isyanı çıkarmış ve Bağdadüzerine yürüyerek burayı işgal etmişti. Bu İran’la savaş yapılacakdemekti. Yeniçeriye dayanan ve emniyet ve âsayişi temin ediyorumdiyerek epeyce zulümler icra eden Hüsrev Paşa, bizzat Bağdad üzerineyürüdü. Ancak Bağdad’ı alamadı ve 1631 yılının onuncu ayında bugörevden azledildi. Yerine de yine Dâmâd Hâfız Ahmed Paşa getirildi.
Hâfız Ahmed Paşa’nın işi zordu. Zira hem Tokat’taki ma’zul sadrazam veonun işbirlikçisi olan Damad Receb Paşa ile uğraşmak zorundaydı ve hemde İran Devletine karşı olan savaşı yönetecekti. Gerçekten ikincisinesıra gelmeden hayatı sona erdi. Zira IV. Murad’ın zorba başı dediğiDamad Receb Paşa yeniçeriyi ve kapıkulu sipahilerini isyana teşviketti. Maalesef bütün bu isyan tahriklerinde Nâibe-i Saltanat KösemSultân’ın da müdahalesi vardı ve isyancıları destekliyordu. Bütünarzuları kukla bir padişahla devleti idare etmekti. 19 Receb isyanıdiye bilinen bu isyan neticesinde Hâfız Ahmed Paşa, Padişah’ın gözüönünde isyancılar tarafından öldürüldü ve Zorbacı başı Receb Paşa 1632yılının bu zorlu günlerinde Sadrazamlığa getirildi.

Sultân Murad, zorbacı başı Receb Paşa’nın entrikalarının ardında mâzulSadrazam Hüsrev Paşa’nın bulunduğunu biliyordu. Ayrıca isyan edenzorbalar, sadece Ahmed Paşa’nın öldürülmesiyle yetinmiyorlardı. Es’adEfendi’den sonra yeniden Şeyhülislâm olan Yahya Efendi’nin de bugörevden alınmasını istiyorlardı. Nitekim alındı ve yerine Ahi-zâdeHüseyin Efendi Şeyhülislâmlığa getirildi. İsteklerinin sonu gelmiyordu.Sultân Murad evvela, Murtaza Paşa’yı tavzif ederek Tokat’taki HüsrevPaşa’nın ele geçirilmesini istedi; teslim olmadı ve sonra da öldürülüphalka cesedi teşhir edildi. Bunun üzerine Receb Paşa yeniden kapıkuluaskerlerini tahrik ederek 20 Şaban ihtilali diye bilinen ikinci isyanıçıkarttı. Veliahd Şehzâde Bâyezid Padişah yapılmak istendi; ancakmuvaffak olunamadı. IV. Sultân Murad, ipleri ele almaya başlamıştı vehemen devleti tehlikeye sokan Recep Paşa’yı 18 Mayıs 1632 tarihindeidam ettirdi. Bunun üzerine Sultânahmed Meydanına toplanan isyancıaskerler yeniden anarşi çıkarmak istediler. Ancak Sultân Murad zekidavrandı ve açık bir divan yaparak âlimler, devlet ricâli ve askerlerinhuzurunda, halkın da duyabileceği şekilde tarihî bir nutkunu îrâdeyledi. Anarşinin devletin temellerine girdiğini, ordunun savaşamazhale geldiğini, askerin siyâset ile uğraşmaktan işini yapamadığını,devleti bir avuç zorba ve hırsıza yedirmeyeceğini, şerî’ata, kendisineve kanuna itaat etmeyen kim olursa olsun hakkından geleceğini bildirdi.Padişah, “Allah’a, O’nun Peygamberine ve sizden olan ülü’l-emre itaatediniz” mealindeki âyeti okudu ve tefsir etti. Arkasından “Habeşli birköle dahi olsa başınızdaki âmirlere itaat ediniz” manasını taşıyanhadisi zikredip şerh etti. Ve şununla bağladı: “Sizin sadakatiniz şuvakit doğrudur ki, aranızda tefrikaya mahal vermeyesiniz. Aranızdakimüfsidleri barındırmayasınız. Allah’ın emrine ve Resûlüllah’ın hadisineaykırı hareket edenleri desteklemeyesiniz. Ben ki, halifeyim, banaitaat etmeyip celâliler ve haricîler mesabesindeki eşkıyalarıdesteklerseniz, memleketin hali ne olur?”.

Bu fevkalade ikna edici konuşmayı dinleyen halk ve devlet ricali,Padişah lehine çok büyük tezâhürât yaptılar ve IV. Murad’ın asılsaltanat yılları başlamış oldu.

İkinci Safha: IV. Murad’ın ikinci ve asıl saltanat safhasıdır ki, RecebPaşa’nın katledilip zorbaların tasfiye edildiği 1041/1632 yılındanbaşlar ve vefâtına yani 1640 yılına kadar devam eder. Son sekiz yılSultân Murad’ın asıl saltanat yıllarıdır.

IV. Murad 21 yaşına gelmiş ve çocukluk devresini bitirerek devletiidare edecek tecrübeye sahip olmuştu. Devletin idaresini ele alıralmaz, Tabanı Yassı Mehmed Paşa’yı sadrazamlığa getirdi. Evvela devlettoprakları üzerindeki emniyet ve âsâyişi temin etmeye başladı; sonra daDevleti tehdit eden başta İran olmak üzere dış tehlikelere yöneldi.Şimdi bunları da çok kısa olarak özetleyelim:

1) IV. Murad’ın ilk yaptığı icraat, Ağabeyi Genç Osman’ın ölümüne yolaçan ve memlekette huzuru bozan zorbacıların elebaşılarını teker tekertemizlemek oldu. Gerçekten Saka Mehmed, Gürcü Rıdvan, Cadı Osman vebenzeri eşkıya reisleri hemen idam edildi. Bunlardan Beyşehri,Seydişehri ve çevresini kasıp kavuran Deli İlâhî, İstanbul’agetirilerek katl olundu. Balıkesir çevresinde Solakoğlu diye bilinenİlyas Paşa, Küçük Ahmed Paşa’nın gayretleriyle ele geçirildi ve ortadankaldırıldı. Yine Lübnan ve Suriye taraflarında zulüm rüzgarları estirenDürzi lider Maanoğlu Fahreddin ve oğlu Mes’ud da İstanbul’a celbolunduktan sonra 1635 yılında idam edildiler.

2) İstanbul’da 1043/1633 yılında çıkan ve İstanbul’un yaklaşık beştebirini yakıp yıkan büyük yangın üzerine, bunu da bahane eden IV. Murad,zamanın Şeyhülislâmı Ahi-zâde Hüseyin Efendi’den de fetvâ alarak, tütünekmeyi ve tütün içmeyi yasaklamıştır. Ancak Şeyhülislâmdan aldığıfetvâyla bununla kalmamış ve çıkarılan yasağa uymayanları, devleteisyan etmiş kabul edip katl etmeye başlamıştır. Solak-zâde, tütünyüzünden katle şer‘î cevaz veren Şeyhülislâm sonradan idam edilince,kendisi hakkında “Cezây-ı sezâsını buldu” ifadesini kullanmıştır. IV.Murad, tütün yasağı ile yetinmemiş ve o devirde zorbaların, işsizlerinve de eşkıyanın toplantı yerleri haline gelen kahvehâneleri de hemkapatmış ve hem de yasağa rağmen içki içip sarhoş olanları gereklicezalarla cezalandırmıştır. Her iki hadiseyi de, memlekette kaybolanhuzuru yeniden tesis etmek gayesiyle ve de eşkıyanın gözünü korkutmakiçin yaptığı ifade edilen Sultân Murad, bazı tarihçilere göre, bütünOsmanlı arazilerinde yaklaşık 20.000 eşkıyayı ortadan kaldırmıştır.Elbette ki bütün tasfiyeler sırasında bazı mazlumlar da zulme maruzkalmış olabilir.

3) Sultân Murad’ın eski Osmanlı Padişahlarından farklı olarak yaptığıbir icraat da, o zamana kadar “Görevden azl olunur ve nefy olunabilir;ancak katl olunmaz” diye bilinen kuralı çiğneyerek, ulemâ sınıfındanbazı insanları da idam ettirmesidir. 1043/1633 yılında İzmit, İznik veBursa taraflarına doğru düzenlediği teftiş seyahatinde, rüşvetiddiaları ve yolsuzluk ithamları yüzünden İznik Kadısını idamettirmiştir. Bu durumu, teessüfle Vâlide Sultân’a bir tezkire ileduyuran ve tezkiresinde “Kendülerini bedduadan sakınırız. Umulur ki,siz kendilere nasihat buyurub âlimler zümresinin hayır duasınıaldırasınız; ecdadının hürmet gösterdiği bu zümreye Padişah da hürmetgöstere” ifadelerini kullanan Şeyhülislâm Ahi-zâde Hüseyin Efendi,Vâlide Sulân tarafından hemen menfi ithamlarla Padişah’a ihbaredilmiştir. Maalesef Sultân Murad, Şeyhülislâmı Padişaha isyanhazırlığı suçundan idam ettirmiştir. Bu Şeyhülislâm, kardeş katline dekarşı çıkan ve bunu bizzat Sultân Murad’a hatırlatan cesur bir ilimadamıdır.

4) Osmanlı Devleti’nin iç ahvâlindeki bu karışıklıktan istifade edenİran Şah’ı, yeniden Bağdad’a saldırmış ve Bağdad’ı ele geçirmiştir.Padişah, sadrazamları tarafından yapılan harekâtlar netice vermeyince,bizzat kendisi İran üzerine iki ayrı sefer düzenlemiştir. Birinci İranSeferi, Revan Seferi diye meşhurdur. 1635 yılında yapılan bu seferneticesinde, Revan (Erivan) alınarak Tebriz taraflarına da akınyapılmıştır. On ay sürmüştür. İkinci İran seferi ise, Bağdad Seferidiye bilinmektedir. İranlıların Revan’ı yeniden ele geçirmeleri üzerine1638 yılında Padişah Bağdad’a yürümüştür. Uzun süren bir muhasaradansonra 1639 yılında Bağdad yeniden Osmanlı Ülkesine katılmıştır. Busavaşta Osmanlı Sadrazamı Tayyar Mehmed Paşa şehid olmuştur. Daha sonraKemankeş Kara Mustafa Paşa’nın başkanlığında yürütülen sulhmüzâkereleri neticesinde İranlılarla Kasr-ı Şirin Andlaşması yapılmışve savaşlara son verilmiştir. Bu antlaşma ile Erivan ve Azerbaycanİran’da; Bağdad ve havalisi ise Osmanlı Devleti’nde kalmıştır. Artık,IV. Murad, Fâtih-i Bağdad ünvanını kazanmıştır.

Sultân Murad, büyük bir karşılama ile İstanbul’a döndü. Ancak nikrishastalığına müptelâ idi. Nihâyet tedâviler netice vermeyince, RamazanBayramının 2. günü yatağa düşen Sultân, 8.2.1640 tarihinde vefâteyledi. Cenaze merâsiminde gazalarda bindiği üç atının eğerleri terstakılarak cenazenin önünde yürütülmesi, İslâmiyet’te yok ise de, İslâmakesin aykırı bir âdet de değildir .


Sayfa: [ 1 ]