|
||
![]() Hani bir yarışma vardı, 100 kişiye çeşitli sorular soruluyordu dayarışmacılar popüler cevapları tahmin etmeye çalışıyordu. İşte biz de100 kişiye sorsak, alemin en tanınan korku-gerilim üstadı kimdir desek,en az 90 kişi Stephen King cevabını vermez miydi sizce? Elbette en çoktanınan kişi en başarılı olandır diye bir tez sunacak değiliz, üstelikKing, entelektüel olduğunu söyleyenler tarafından pek ciddiye alınanbir yazar da değildir. Kitaplarının bazılarını başkalarına yazdırdığıbile söylenir. Yine de biz bunları 'meyve veren ağaç taşlanır'atasözüyle yorumlamak taraftarıyız. Ne de olsa adam 41 tane romanın,pek çok kısa hikayenin, senaryonun, hatta bir de çocuk kitabınınyazarı. Hayal gücü fazla çalışıyorsa hem de cinlere, perilere,canavarlara, ürkütücü olaylara; bu bir suç mu yani? 1947 yılında Portland'da doğan Stephen Edwin King, ailenin üvey çocuğuolan ağabeyi ve annesiyle birlikte yaşamış uzun süre. MaineÜniversitesi'nde okurken, okul gazetesinde kendine bir sütun edinmiş.Öğrenci komitesinde de görev yapıyormuş. 1970 yılında okulu bitirmiş veertesi yıl Tabitha Spruce ile evlenmiş. Bu arada bazı hikayeleriyayımlanmaya ve ilgi çekmeye başlamış. Bir süre sonra öğretmenliğebaşlayan King, kalan zamanlarında yazmaya devam ediyormuş. 1973 yılındailk romanı 'Carrie' yayımlanmak üzere kabul edilmiş. Öyle ki, bir süresonra öğretmenliği bırakarak kendini bütünüyle yazmaya vermek durumundakalmış. Annesinin sağlığı bozulunca, onun yakınına taşınmışlar ve Kingikinci romanı 'Salem's Lot'u göl kıyısında kiraladıkları evde yazmış.Filmlerde de yazarlar hep göl kıyısında yaşarlar, yalan değilmiş demekki... 1974 yılında nihayet ünlü romanı 'Carrie' basılmış. Annesinin ölmesiüzerinde yine tası tarağı toplayıp bu sefer Colorado'ya taşınmışlar veorada da 'The Shining' doğmuş. Taşınmaya pek meraklı olan aile yineyerinde duramayıp Maine'e geri dönmüş. Bu sefer yine bir göl kıyısındabir ev satın almışlar ve orada da 'The Stand'i tamamlamış. Taşınmakepey yaramış anlayacağınız adamımıza. Bu arada ilk yazdığı kitaplarınhepsinin film haline getirildiğini de fark etmişsinizdir sanırız. Gerçi'The Stand' televizyon dizisi idi ama… Üç çocuklu King ailesi, oradan oraya taşınmaya devam etmiş. Bu aradaStephen King, öğretmenliğe geri dönerek Maine Üniversitesi'nde yaratıcıyazım dersi vermeye de başlamış. 1980 yılında Florida'da bir ev alarakkışları orada geçirmeye başlamışlar. Çocuklar büyüyünce üç de torunlarıolmuş. Yani Stephen King bir büyükbaba aynı zamanda. Onlara da korkuhikayeleri anlatıyor mu onu hiç bilemiyoruz. Bu arada film sektörüne el atma zamanı geldiğini düşünen King, filmadaptasyonları yazmaya başlamış. 1985 yılında da kısa hikayesiTrucks'tan filme aktarılan 'Maximum Overdrive'ı hem yazmış hem deyönetmiş. Yalnız yaptığı işten pek memnun olmadığını, neden başka filmyönetmediğini soranlara verdiği cevaptan anlıyoruz: "MaximumOverdrive'ı seyredin, anlarsınız"...Yazarlığın yaptığı ve yapacağı eniyi iş olduğunu söyleyen King, aynı zamanda Richard Bachman adıyla daeserler yayımlamış. Kitaplarının çok satılmasının ismine bağlı olduğunuiddia edenlere bir cevap olarak bunu yaptığı söyleniyor. Fazla üretkenbir yazar olduğu için, bazen bir senede birden fazla kitap yazdığıoluyormuş, bu da negatif eleştiri alabilir endişesiyle bu ismikullandığını açıklıyor. Kendisine bu iş için isim ararken masasınınüzerinde Richard Stark'ın (ki bu isim de Donald E. Westlake isimliyazarın diğer adı oluyor) bir kitabı duruyormuş. Aynı anda dinlediğimüzik de Bachman Turner Overdrive'ın "You Ain't Seen Nothin' Yet"şarkısıymış; o da iki ismi bir araya getirip Richard Bachmankarakterini yaratmış. Kalın çerçeveli gözlüğü olmadan dolaşmayan yazarın giderek kör olduğunadair söylentiler var. Zaman zaman görme kaybına sebep olan genetik birrahatsızlığı olduğunu söylüyor, ancak bunun körlüğe yol açacak bir şeyolmadığını da belirtiyor. Adama nazar mı değiyor nedir, 1999 yılındaevinin önünde yürüyüşe çıktığında bir minibüs çarpmıştı kendisine,2003'te de ağır zatürree teşhisiyle hastaneye kaldırıldı. Neyse şimdisağ salim ayakta kendisi. Gerilim edebiyatına bunca başarılı eser kazandıran yazarın haliyle pekçok ödülü de var. Prestijli Bram Stoker Ödülü'nü pek çok kez kazanmış;Misery, Four Past Midnight, Lunch at the Gotham Café, The Green Mile,Bag of Bones ve On Writing ile. Korku Yazarları Birliği, 2003 yılındaonu ömür boyu başarı ödülü ile kutsamış. Bütün ödüllerini saymayakalksak bitmeyecek. Yazar aynı zamanda filmlerde görünmeyi de seviyor. Örneğin meşhurHayvan Mezarlığı (Pet Sematary)'nda cenaze müdürü olarak rol almış.Mini dizi The Stand'de Teddy Weizak, Thinner'da eczacı, MaximumOverdrive'da ATM makinesinden para çeken adam, yine mini dizi RoseRed'de pizza teslimatçısı gibi ufak rollerde seyirci karşısına çıkmış.Ülkemizde de yayımlanan ve kendi hikayesinden televizyona uyarlananKingdom Hospital'da Johnny B. Goode olarak görünmüş. Frasier ve TheSimpsons'ın birer bölümüne de sesiyle konuk olmuş. Efsanevi X Filesdizisinin bir bölümünü de kendisi yazmış. Umarız şu an siz de bizimgibi kendi kendinize "aaa onu şurada hatırlıyorum", "ah evet doğru ya"diyerek mutlu oluyorsunuzdur. Neden mutlu oluyorsak artık? Bu arada, Hayvan Mezarlığı'nın tekrar filme alınacağı da son haberlerarasında. 1989 yılında vizyona giren ve senaryosunu King'in yazdığıürkütücü öykü, Dave Kajganich tarafından senaryo haline getirilecek.King'in son olarak filme alınan romanı Secret Window idi hatırlarsanız.Filmde favori aktörlerimizden Johnny Depp oynamıştı. Ondan önce deMorgan Freeman'ın başrolünü oynadığı The Dreamcatcher, Düş Kapanıadıyla bir Stephen King hikayesi vizyonda kendine yer bulmuştu. Enakılda kalan diğer King uyarlamaları ise, pek normal olmayan JackNicholson'un en psikopat halini görebileceğiniz The Shining, KathyBates'in sadist ve aklından epey zoru olan bir kadını canlandırdığıMisery, Tim Robbins'in başrolünü oynadığı unutulmaz The ShawshankRedemption (Esaretin Bedeli), Tom Hanks'in bir gardiyanı canlandırdığıThe Green Mile (Yeşil Yol) ve elbette kuduz bir köpeğin bir arabayahapsolan aileye ve tabii ki izleyicilere (özellikle izleyicilere hatta)yaşattığı ızdırabın anlatıldığı Cujo olarak sayılabilir. SissySpacek'in kitapla aynı isimli kızı canlandırdığı korku klasiğiCarrie'yi (Günah Tohumu) unutursak ayıp etmiş oluruz tabii. Filmealınmak üzere proje halinde olan eserleri ise The Talisman (Tılsım),Bag of Bones ve Girl Who Loved Tom Gordon. Kendisi, Guinnesstarafından, yaşarken eserleri en çok filme alınan yazar olarak tanınmışdurumda zaten. Kısa hikayelerinden uyarlanan uyduruk televizyonfilmlerine filan hiç girmediğimizin farkındasınızdır herhalde. Tüm bunların yanında hayırsever bir kişiliğe de sahip; eşiyle birlikteöğrencilere burs sağlıyorlar ve bazı hayır işlerine de katkıdabulunuyorlar. Yine de ürkütücü bir adam olarak tanınmak istemese şulafı etmezdi sanırız: "İnsanlar neden iğrenç şeylerden bahsettiğimisorup duruyorlar. Ne yapayım, hala küçük bir oğlan çocuğunun kalbinesahibim... Masamın üstündeki bir kavanozda!" Iyy, esprili bir insanmışaynı zamanda... |
||