Yaramazadam (Arşiv Ana sayfa) => Biyografi- Biography

Konu: Sultan Mehmed Vahdeddin

Sayfa: [ 1 ]

no_fear_06 11.07.2008 14:22:52
Sultan Mehmed Vahdeddin (1861 - 1926)




Babası : Sultan Abdülmecid
Annesi : Gülistu Kadın Efendi
Doğumu : 02 Şubat 1861
Ölümü : 15 Mayıs 1926
Saltanatı : 04 Temmuz 1918 - 01 Kasım 1922

HAYATI
Sultan Mehmed Vahdeddin otuz altıncı ve son Osmanlı padişahıdır. BabasıSultan Abdülmecid, annesi Gülistu Kadın Efendi'dir. 2 Şubat 1861tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Abdülmecid, Sultan MehmedVahdeddin doğduğu yıl, annesi Gülistu Kadın Efendi de, o henüz çokküçükken vefat etmişlerdi. Çocuk denecek yaşlarda hem öksüz, hem yetimkalan Sultan Mehmed Vahdeddin, babası Sultan Abdülmecid'inkadınlarından Şayeste Kadın tarafından büyütüldü.


Sultan Abdülaziz'in saltanatı sırasında henüz bir çocuk olduğu içinserbest yetişti. Eğitim ve öğrenimi ile ağabeyi Sultan İkinciAbdülhamid henüz padişah değilken bile yakından ilgilendi. Sultanİkinci Abdülhamid, saltanat yıllarında da bu tutumunu değiştirmedi, onahep değer verdi ve onu korudu. Bu yüzden ağabeyinin saltanat yıllarındarahat bir hayat yaşadı.


Sultan Mehmed Vahdeddin, çok okurdu, okuduğunu iyi anlardı. Özelliklefıkha ait eserler ilgisini çekmişti. Kitabeti ve imlâsı düzgündü. Zekîbir insandı, fikirlerini kâğıt üstüne aktarmakta zorluk çekmezdi. Çoknazik bir insan olan Sultan Mehmed Vahdeddin, Viyana seyahati sırasındahem yanındakileri hem de yabancıları nezaketine hayran bırakmıştı. Azkonuşur, daha çok dinlemeyi sever ve birisini dinlerken pür dikkatkesilirdi.


Sultan Mehmed Reşad, padişah olduğu zaman, yaş bakımından Sultan MehmedVahdeddin'den daha büyük olan Sultan Abdülaziz'in oğlu Yusuf İzzeddinveliaht idi.
Yusuf İzzeddin'in ölümü üzerine veliahtlığa Sultan Mehmed Vahdeddin getirildi.


Veliaht olarak bulunduğu yıllarda, Birinci Dünya Savaşı çıktı. Savaşsırasında Osmanlı Devleti'nin veliahtı olarak Almanya'ya resmî bir geziyaptı. Bu seyahatinde yanında Mustafa Kemal de bulundu. Sultan MehmedReşad'ın ölümü üzerine, Sultan Altıncı Mehmed Vahdeddin sanı ilepadişah oldu.


MONDROS MÜTAREKESİ
30 Ekim 1918 tarihinde, Limni adasının Mondros Limanı'nda BahriyeNazırı Hüseyin Rauf Orbay'ın Başkanlığı'nı yaptığı Osmanlı Heyeti ileİngiliz Amiral Calthorp'un Başkanı olduğu İtilâf Devletleri Heyetiarasında imzalanan Mondros Mütarekesi ile silahlı çatışma sonaermiştir. I. Dünya Savaşını bitiren bu antlaşma aslında çok ağırşartlar taşıyordu. Mondros Mütarekesi aslında Osmanlı Devleti'ninyıkılışını öngörmekte; İtilâf Devletleri'ne Osmanlı Devleti'ninherhangi bir bölgesine, güvenliklerini tehdit edecek bir durum nedeniile işgal hakkını tanımakta idi.


Mustafa Kemal bu mütareke ile ilgili olarak şunları söylüyordu; OsmanlıHükümeti bu mütareke ile kendini kayıtsız şartsız düşmana teslim etmeğemuvafakat etmiştir. Yalnız muvafakat etmiş değil, düşmanların memleketiistilâsı için onlara muaveneti (yardımı) de vaad eylemiştir. BuMütareke olduğu gibi tatbik edildiği takdirde memleketin baştan sonakadar işgal ve istilâya maruz olacağı şüphesizdir.


Mondros Ateşkes Antlaşması ile İtilâf Devletleri, barış antlaşmasınınimzalanmasını beklemeden, Türk topraklarının taksimine giriştiler.Ateşkes Antlaşmasının 7. maddesi gereğince, bütün bir memleketin işgaliiçin İtilâf Devletleri'ne imkân veriyordu.


Mondros Ateşkes Antlaşması'nın başlıca hükümleri şunlardır:


1- Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının açılması, Karadeniz'e serbestçegeçişin temini ve Çanakkale ve Karadeniz istihkâmlarının İtilâfDevletleri tarafından işgali sağlanacaktır.


2- Osmanlı sularındaki bütün torpil tarlaları ile torpido ve kovanmevzilerinin yerleri gösterilecek ve bunları taramak ve kaldırmak içinyardım edilecektir.


3- Karadeniz'deki torpiller hakkında bilgi verilecektir.


4- İtilâf Devletlerinin bütün esirleri ile Ermeni esirleri kayıtsız şartsız İstanbul'da teslim olunacaktır.


5- Hudutların korunması ve iç asayişin temini dışında, Osmanlı ordusu derhal terhis edilecektir.


6- Osmanlı harp gemileri teslim olup, gösterilecek Osmanlı limanlarında gözaltında bulundurulacaktır.


7- İtilâf Devletleri, güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortayaçıkması halinde herhangi bir stratejik yeri işgal etme hakkına sahipolacaktır.


8- Osmanlı demiryollarından İtilâf Devletleri istifade edecekler veOsmanlı ticaret gemileri onların hizmetinde bulundurulacaktır.


9- İtilâf Devletleri, Osmanlı tersane ve limanlarındaki vasıtalardan istifade sağlayacaktır.


10-Toros Tünelleri, İtilâf Devletleri tarafından işgal olunacaktır.


11- İran içlerinde ve Kafkasya'da bulunan Osmanlı kuvvetleri, işgal ettikleri yerlerden geri çekilecekler.


12- Hükümet haberleşmesi dışında, telsiz, telgraf ve kabloların denetimi, İtilâf Devletlerine geçecektir.


13- Askerî, ticarî ve denizle ilgili madde ve malzemelerin tahribi önlenecektir.


14- İtilâf Devletleri kömür, mazot ve yağ maddelerini Türkiye'den teminedeceklerdir (Bu maddelerden hiç biri ihraç olunmayacaktır).


15- Bütün demiryolları, İtilâf Devletlerin zabıtası tarafından kontrol altına alınacaktır.


16- Hicaz, Asir, Yemen, Suriye ve Irak'taki kuvvetler en yakın İtilâf Devletlerinin kumandanlarına teslim olunacaktır.


17- Trablus ve Bingazi'deki Osmanlı subayları en yakın İtalyan garnizonuna teslim olacaktır.


18- Trablus ve Bingazi'de Osmanlı işgali altında bulunan limanlar İtalyanlara teslim olunacaktır.


19- Asker ve sivil Alman ve Avusturya uyruğundan olanlar bir ay zarfında Osmanlı topraklarını terk edeceklerdir.


20- Gerek askerî teçhizatın teslimine, gerek Osmanlı Ordusununterhisine ve gerekse nakil vasıtalarının İtilâf Devletlerine tesliminedair verilecek herhangi bir emir, derhal yerine getirilecektir.


21- İtilâf Devletleri adına bir üye, iaşe nezaretinde çalışacak budevletlerin ihtiyaçlarını temin edecek ve isteyeceği her bilgikendisine verilecektir.


22- Osmanlı harp esirleri, İtilâf Devletlerinin nezdinde kalacaktır.


23- Osmanlı Hükümeti, merkezî devletlerle bütün ilişkilerini kesecektir.


24- Altı vilâyet adı verilen yerlerde bir kargaşa olursa, vilâyetlerinherhangi bir kısmının işgali hakkını İtilâf Devletleri haizbulunacaktır.


25- Müttefiklerle Osmanlı Devleti arasındaki savaş, 1918 yılı Ekim ayının 31 günü mahallî saat ile öğle zamanı sona erecektir.


SEVR ANTLAŞMASI
Ana hatları 24 Nisan 1920'de San Remo Kanferansı'nda kararlaştırılanSevr Antlaşması, 11 Mayıs 1920'de incelenmek üzere Osmanlı Hükümeti'neverilmişti.


Antlaşması'nın kabulünü kolaylaştırmak ve Sevr hükümlerini uygulamaküzere, İtilâf Devletleri'nin teşvik ve desteği ile Yunan ordusu da 23Haziran 1920'de Anadolu'da ve Trakya'da saldırıya geçti. Bursa'nın,Balıkesir'in, Uşak'ın ve Nazilli'nin ardarda işgali ile Sevr'inuygulanmasını sağlamak ve Antlaşma maddelerinde herhangi birdeğişikliğe meydan vermemek bu saldırıda esas amaç olmuştu.


Sultan Vahdeddin'in başkanlığında toplanan Şûra-yı Saltanat 22 Temmuz1920'de "zayıf bir mevcudiyeti, mahva tercih edilmeğe değer" görerekAntlaşma'nın onanmasına karar vermiştir. Tevfik Paşa'nın, Türktopraklarını parçalayan, millî şeref ve haysiyetle bağdaşmayan buantlaşmayı imzalamaması üzerine Damad Ferit Paşa tarafındangörevlendirilen Reşat Halis Bey, Hâdi Paşa ve Rıza Tevfik (Bölükbaşı)Bey Sevr Antlaşmasını 10 Ağustos 1920'de imzaladılar.


Sevr Antlaşması'na göre, Osmanlı Devleti parçalanıyor, Türk Milleti de yasama hakkından yoksun bırakılıyordu.


Rumeli sınırımız aşağı-yukarı İstanbul vilâyeti olarak tayinolunuyordu. Batı Anadolu ( İzmir ve havalisi) Yunanlılara veriliyordu.Güney sınırı ise, Mardin, Urfa, Gaziantep, Amanos dağları veOsmaniye'nin kuzeyinden geçmekte ve bu sınırın güneyini Fransa'yabırakmakta idi. Doğuda Bayazıt, Van, Muş, Bitlis ve Erzincan'ı içinealan bir Ermenistan, Irak ve Suriye arasında bir Kürdistan kurulacaktı.Bunun dışında, Türkiye'ye bırakılan topraklar nüfus mıntıkalarınaayrılmakta; İtalyanlar Antalya ve Konya, Fransızlar Adana, Sivas veMalatya bölgesi üzerinde, İngilizler de Irak'ın kuzey kısmında nüfuzbölgeleri tesis ediyorlardı. İstanbul'da ise hükümet ve padişahoturacak fakat, İstanbul milletlerarası bir şehir olacak, Boğazlar'daordusu, donanması, bütçesi ve organize kuruluşları ile bir komisyonbulunacaktı. Türklere bırakılan bölge, hakimiyet hakkı en ağır şekildesınırlanmış, Ankara ve Kastamonu vilâyetleri ve dolayları idi. Sevr'egöre, memleket dahilinde bulunan azınlıklar Türklerden daha fazlahaklara sahip oluyor, vergi vermeyerek, askeri hizmet yapmayarakimtiyazlı (ayrıcalıklı) bir durumda bulunuyordu. Türk tabiyetindençıkanlar birçok yükümlülüklerden kurtuluyorlar, yeniden hiç kimseninTürk tabiyetine de girmesine müsade edilmiyordu.


Devletin askerî kuvveti, her bakımdan sınırlanarak azamî miktar 50.700kişi olacak; tank, ağır top, uçak bulunmayacaktı. Askerlik de gönüllüolacak, donanma ise 7 gambot ve 6 torpidodan ibaret olup, donanmadadenizaltı da bulunmayacaktı. Diğer taraftan mâlî ve iktisadî hükümler,Osmanlı Hükümeti ile Meclisin yetkilerini hiçe saydıracak şekildesınırlayıcı ve külfet teşkil eder mahiyette olup, Osmanlı Devleti'niİtilâf Devletlerinin müşterek sömürgesi haline getiriyordu. İngiliz,Fransız ve İtalyan devletlerinin temsilcilerinden kurulu Mâli Komisyon,Osmanlı Devleti'nin gelir ve giderlerini düzenlemekte ve devletinyetkilerini devletlik sıfatı ile bağdaştırılmayacak şekilde bağlamaktaidi.


Sevr Antlaşması'nın Osmanlı Hükümeti'nce imzalanması, Anadolu'dakimillî mücadele azmini kuvvetlendirmiş, halkın İstanbul Hükümeti'ndenümitlerini kesmesine neden olmuştur.


Büyük Millet Meclisi 19 Ağustos 1920 tarihli toplantısında, SevrAntlaşması'nı imzalayan ve bunu onaylayan Şûra-yı Saltanat'tabulunanları vatana hıyanetle itham ederek vatansız sayılmaları kararınıaldı. Aynı zamanda Büyük Millet Meclisi Hükümeti bu antlaşma ilekendini hiç bir surette bağlı görmediğini de ilân etti.

KURTULUŞ SAVAŞI
Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşına Almanya'nın yanında katılmıştı.Ağır ve yorucu savaşlardan çıkmış Osmanlı kuvvetleri savaş sırasındakahramanca çarpışmalarına rağmen, düşman kuvvetlerinin tüm yurdu işgaletmelerine karşı koyamamışlardı. Bu sıralarda imzalanan Mondros ve SevrAntlaşmaları, Osmanlı Devleti'ni tamamen yok etmeye ve Türk yurdunuparçalamaya yönelik hazırlanmıştı.


Sultan Mehmed Vahdeddin Osmanlı Mebusan Meclisi'nin toplanmasına kararverdi. Toplanan meclis düşman devletlerin görüşleri dışında bir kararalarak Misak-ı Millî'yi kabul etti. Bunun üzerine İngilizler İstanbul'uresmen işgal edip Osmanlı Mebusan Meclisi'ni dağıttılar.


19 Mayıs 1919 yılında Samsun'a çıkarak Millî Mücadele hareketinibaşlatan Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları Anadolu'daki direnişhareketini örgütlediler. Kongreler, Kuva-yı Milliye direnişlerigerçekleştirildi. Nihayet 23 Nisan 1920'de TBMM'nin Ankara'daaçılmasına karar verildi.


Türk milleti, canını ve malını hiçe sayarak girdiği KurtuluşSavaşı'ndan muzaffer çıkmış, düşmanlar vatan topraklarından atılmıştı.Başkomutan Mustafa Kemal Paşa idaresinde büyük bir zafer kazanılmıştı.Yeni meclis saltanatın kaldırılması ve Osmanlı hanedanının Türktopraklarından çıkarılmasını istemişti.

İSTANBUL'DAN AYRILIŞI
Hayatını tehlikede gören Sultan Mehmed Vahdeddin, İstanbul'daki işgalkuvvetleri komutanına baş vurarak İngiliz devletine sığınmak istediğinibildirdi. 17 Kasım 1922 sabahı İsranbul'dan Malaya isimli bir İngilizzırhlısı ile ayrıldı.


Saraydan ayrılışından sonra Vahdeddin önce Malta'ya, daha sonra Hicaz'a gitti.


Mekke'de bir süre kaldıktan sonra İtalya'nın San Remo şehrine giderek vefatına kadar orada kaldı.


ÖLÜMÜ
Sultan Mehmed Vahdeddin, San Remo'da kalp yetmezliğinden dolayı 15Mayıs 1926 günü 65 yaşında vefat etti. Vatan topraklarına gömülmek enbüyük arzusuydu. Ancak bunun mümkün olmayacağını bildiği için enazından halkı müslüman olan bir ülkenin topraklarına gömülmekistemişti. Şam'daki Selâhaddin Eyyubi Türbesi'ni seçmişti ve bu sonarzusuydu.


Cenazesi alacaklıların haciz koymaları yüzünden bir süre ortada kaldı.Ancak devrin Suriye Devlet Başkanı Ahmed Nami Bey, olayı duyunca çoküzüldü ve bütün borçlarını ödeyerek, cenazesini Suriye'ye getirtti.Ancak toprağa verilmeyi çok arzuladığı Selâhaddin Eyyubi Türbesidoluydu. Ahmed Nami Bey, Sultan Mehmed Vahdeddin'in cenazesinin SultanSelim Camii'nin bahçesine gömülmesini sağladı


Sayfa: [ 1 ]