Fahrettin Altay 
Korgeneral Fahrettin Altay
(1880 – 26 Ekim 1974)
Kurtuluş Savaşıkahramanlarından asker ve politikacı. Başkomutanlık Meydan Savaşı’ndaYunan Ordusu’nu kovalayarak İzmir’e giren ilk Türk süvarilerininkomutanıdır.
1880 yılında Arnavutluk’unİşkodra kentinde doğdu. 1902 yılında Harp Akademisi’ni bitirdi. İlkgörev yeri olan Dersim ve çevresinde 8 yıl görev yaptı. 1913’te,Çatalca Aşiret Süvari Tugayı’nın başında Balkan Savaşı sonrasındaEdirne’ye kadar gelen Bulgar ordusunu püskürttü. I. Dünya Savaşıbittiğinde 3. Kolordu kumandanıydı.
Kurtuluş Savaşı boyunca 12.Kolordu Kumandanı olarak Delibaş isyanının bastırılmasında, 1. ve 2.İnönü Savaşları’nda Sakarya Savaşı’nda görev aldı. 1921’detümgeneralliğe yükseltildi ve Süvari Gurup Komutanı oldu. KurtuluşSavaşı’nın son yıllarında Uşak, Afyon, Alaşehir çevresindekiçarpışmlarda süvarileri büyük hizmet gördü. Kaçan Yunan ordusunukovalayarak İzmir’e giren ilk süvari birlikleri Altay’ınkomutasındaydı. Bu başarılardan sonra korgeneralliğe yükseltildi.
I. dönem TBMM’demilletvekili olarak bulunuyordu ama devamlı cephede görev yapmaktaydı.II. Dönem TBMM’de de yer aldı. Askerlik ve milletvekilliğini birlikteyürütmesi mümkün olmayınca Atatürk’ün isteğine uyarak meclisten ayrıldıve orduda kaldı.
1944’te 1. OrduKomutanlığı’na getirildi. Aynı yıl İran ve Afganistan arasındaki sınıranlaşmazlığında hakemlik yaptı. Hazırladığı rapor anlaşmazlığınçözümlenmesinde yararlı oldu.
1945'te, Yüksek Askeri Şüra üyeliği sırasında yaş haddinden emekliye ayrıldı.
1946-1950 yılları arasındaBurdur milletvekilliği yaptı. Demokrat Parti’nin kuruluşunda roloynadı. 1950’den sonra siyasi hayattan da çekilerek İstanbul'ayerleşti. 26 Ekim 1974’de hayatını kaybetti. Mezarı, Ankara'daki DevletMezarlığı'ndadır
Fevzi Cakmak 
Mareşal Fevzi Çakmak
Mustafa Fevzi Çakmak, MüşirMustafa Fevzi Paşa Mareşal Fevzi Çakmak Paşa (doğum 1876 İstanbul -ölüm 12 Nisan 1950 İstanbul) Mareşal ünvanı almış Türk komutanı.Cumhuriyet döneminin ilk, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 2. GenelkurmayBaşkanı'dır.
Birinci Dünya Savaşı öncesi faaliyetleri
Bir süre Erkan-ı Harbiye(Genelkurmay) 4. Şube'de görev yaptıktan sonra 1899'da MetroviçeTümeni'nin kurmay heyetinde görevlendirildi. Balkanlar'daki Sırp veArnavut çetelere karşı verilen mücadeleye katıldı. Kısa aralıklarlaterfi ederek 1907'de miralaylığa (albay) yükseldi. 1908 yılında İkinciMeşrutiyet ilan edildiğinde 35. Fırka Komutanı ve TaşlıcaMutasarrıfıydı. 1910'da Arnavutluk'ta çıkan ayaklanmayı bastırmaklagörevlendirilen Kosova Kolordusu'nun kurmay başkanlığı'na atandı.1911'de Trablusgarp Savaşı başlayınca Rumeli'nin savunmasıyla görevliGarp (Vardar) ordusunun kurmay başkanlığına getirildi. Balkan Savaşı(1912-1913) sırasında 21. Tümen Komutan Vekilliği, Vardar OrdusuHarekat Şubesi Başkanlığı yaptı. 1913'te 5. Kolordu Komutanlığı'naatandı. Mart 1915'de rütbesi mirlivalığa (tuğgeneral) yükseltildi.Birinci Dünya Savaşı'nda Çanakkale, Kafkas, Suriye ve Filistincephelerinde savaştı. 1918'de ferikliğe (korgeneral) yükseldi.
Çanakkale Cephesi'nde Fevzi Çakmak
Fevzi Paşa'nın, BalkanSavaşları çıktığı dönemde 21. Yakova Nizamiye Fırkası K. Vekilliği'nde; 6 Ağustos 1912'de Kosova Kuvay-ı Umumiye Kurmay Başkanlığ ı'nda;29 Ekim 1912'de de Balkan Harbi Seferberliği'nin başlangıcında VardarOrdusu K. I. Şube Müdürlüğü 'nde görevlendirildiğini daha öncedebelirtmiştik. Sırp Cephesi'nde Vardar Ordusu Harekât Şube Müdürü olarakbulunan Fevzi Paşa'nın başarılı askerî faaliyetlerine rağmen, GarpVilayetleri'nde 10 Mayıs 1913'den itibaren Türk Hakimiyeti sonaermiştir. Fevzi Paşa, Güney Gurubu Komutanlığı'na bağlı V. OrduKomutanı olarak 13 Temmuz'da katıldığı II. Kereviz Dere Muharebesi 'ndeİngiliz ve Fransızlara karşı savaştı. Fevzi Paşa'nın Komutasındaki V.Kolordu Komutanlığına bağlı IV. - VII. Tüm. Komutanlıkları cephede veVI. Tüm. Komutanlığı ise geride bekletilmekteydi. Bu muharebeleresnasında V. Kor. Komutanlığına bağlı, VII. Tüm. Cephesi'ne yapılanİngiliz taarruzları başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Fransızlar ise IV.Tüm. Cephesi'ne taarruz etmiş fakat beklemedeki VI. Türk Tüm.'ninbölgede kullanılması üzerine düşman fazla ilerleme gösterememiştir. 13Temmuz'da cepheye gelen Fevzi Paşa'nın komutasındaki XIII. ve XIV.Tümenler muharebeye katılmamış fakat 21 Temmuz'dan itibaren cepheyegelerek, I. Tüm. hariç yıpranmış ve yorulmuş eski tümenlerideğiştirmişlerdir. Ayrıca II. Ordu Tümenleri'nin bölgeye (KerevizDere-Zığın Dere) gelmeleri üzerine VI. ve VII. Tümenler, Saros Gurubunagönderilmiştir.
Fevzi Paşa, V. KolorduKomutanı olarak 6 Ağustos ve 13 Ağustos 1915 tarihindeki muharebelerekatılmıştır. Düşman Kirte istikametinde yapacağı taarruzlardoğrultusunda Alçıtepe'yi almayı planlıyordu. Fakat Türk direnişikarşısında amacına ulaşamayan düşman çok fazla ilerleyememiştir. 6Ağustos'ta düşmanın taarruz ettiği Arıburnu - Conkbayırı bölgesinegönderilen VIII. ve IV. Tüm. ile yetinmeyen Vehip Paşa, 9 Ağustos'taFevzi Paşa'nın komuta ettiği V. Kor. Komutanlığına bağlı V. ve XIV.Kolorduların son ihtiyatları olan 41. ve 28. Alayları da bu bölgeyegönderdi. Bölgeye gönderilen bu iki alay Conkbayırı'nın düşman elinegeçmemesine ve Albay Mustafa Kemal'in 10 Ağustos tarihinde Conkbayırıtaarruzuna yardımcı oldu. Eylül 1915 - 9 Ocak 1916 Mevzi Muharebeleri'nde rahatsızlığı nedeniyle Anafartalar Kurmaylığı'ndan Alb. MustafaKemal'in 10 Aralık 1915'te ayrılması üzerine bu göreve Fevzi Paşagetirilmiştir. Bu muharebelerde V. Kolordu Komutanı olarak görev alanFevzi Bey'in komutasındaki XIII. Tüm. 21 Ekim 1915'te Keşan'a hareketetti. XIV. Tümen ise 12 Ocak 1916'da bölgeden ayrıldı.
Anafartalar Grup Komutanıolarak Eylül - 20 Aralık 1915 Mevzi Muharebeleri Kuzey Grubu'ndabulunan Fevzi Paşa, Alb. Mustafa Kemal'in rahatsızlığı nedeniylecepheden 16 Aralık 1915'de ayrılması üzerine bu göreve getirildi.Anafartalar Grup Komutanlığına bağlı II. Kor. Kh. ve IV. Tüm. 16 Ekim1915'te cepheden ayrılarak Keşan'a gönderildi. II. Kor. Kh.'nınbölgeden ayrılması üzerine yerine XVI. Kor. Kh. teşkil edildi. Düşmanın18 Aralık'ta başlatıp; 20 Aralık gecesi tamamladığı tahliyeden sonra bubölgedeki birlikler Trakya'ya sevk edildi. Yeni getirilen birliklerdenÇanakkale Grup Komutanlığı teşkil edildi. Fevzi Paşa'nın komutasındakiAnafartalar Grup Komutanlığına bağlı Tümenlerin bölgeden ayrılıştarihleri:
1915 sonrası askeri ve siyasi faaliyetleri
Mondros Mütakeresiimzalandığında sağlık nedenleri ile İstanbul'da bulunuyordu. 24 Aralık1918'den 14 Mayıs 1919'a kadar Erkanıharbiye reisliği yani bugünkükarşılığı Genelkurmay Başkanlığı görevinde bulundu. 1. OrduMüfettişliği, Askeri Şura üyeliği, Ali Rıza Paşa ve Salih Hulusi Paşahükümetlerinde harbiye nazırlığı (Şubat - Nisan 1920) yaptı. Harbiyenazırlığı sırasında Anadolu'daki ulusal harekete silah ve cephanegönderilmesini kolaylaştırıcı bir tutum izledi.
İstanbul'un İtilafDevletleri tarafından resmen işgalinin (16 Mart 1920) ardındanAnadolu'ya geçmeye karar veren Fevzi Paşa, Nisan 1920'de Ankara'yaulaştı. İstasyonda Mustafa Kemal Paşa tarafından törenle karşılandı.Birinci dönem TBMM'ye Kozan milletvekili olarak katıldı. 3 Mayıs1920'de milli müdafaa vekilliğine getirildi. 24 Ocak 1921'de millimüdafaa vekilliği üzerinde kalmak üzere icra vekilleri heyetireisliğini (başbakanlık) de üstlendi. 26 Mayıs 1920'de İstanbulHükümeti tarafından ulusal hareketin önderlerinden biri olarakrütbesinin kaldırılmasına, nişanlarının geri alınmasına ve idamınakarar verildi.
İkinci İnönü Zaferi'ninardından 3 Nisan 1921'de rütbesi TBMM kararıyla birinci ferikliğe(orgeneral) yükseltildi. Sakarya Savaşı'ndan bir süre önce, aynızamanda Garp Cephesi Komutanlığı görevini de yürüttüğü için Ankara'dasürekli bulunamayan İsmet Paşa'nın (İnönü) yerine GenelkurmayBaşkanlığı görevine getirildi. (3 Ağustos 1921)
14 Ocak 1922'de millimüdafaa vekilliği, 9 Temmuz 1922'de icra vekilleri heyeti reisliğigörevlerinden ayrıldı ve Genelkurmay Başkanı olarak Büyük Taaruz'unhazırlıklarıyla ilgilendi. Zaferle sonuçlanan Başkomutanlık MeydanSavaşı'nın (30 Ağustos 1922) ardından 31 Ağustos'ta rütbesi BaşkomutanMustafa Kemal Paşa tarafından meclis adına müşirliğe (mareşal)yükseltildi. Cumhuriyetin ilanından sonra Türkiye Cumhuriyeti'nin ilkGenelkurmay Başkanı oldu
Cumhuriyet Dönemi
Erkân-ı Harbiye-i UmumiyeVekilliği'nin kaldırılmasıyla; Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisliği 'neatanan Mareşal Fevzi Çakmak, 30 Ekim 1924'e kadar askerlik görevindebulundu. 31 Ekim 1920'de askerlik görevini, siyasete tercih ederekİstanbul Milletvekilliği'nden istifa etti. Erkân-ı Harbiye-i UmumiyeReisliği görevini 23 yıl yaptıktan sonra 12 Ocak 1944'de Askerî veMülkî Tekaüt Yasası'na göre Tahdit-i Sin yani yaş haddinden dolayıemekliye ayrıldı. VIII. Dönemde TBMM'de Demokrat Parti listesindenbağımsız aday olarak İstanbul Milletvekili seçildi. 5 Ağustos 1946'daMeclise katılan Fevzi Paşa, partisinden ayrılarak; 19 Temmuz 1948'deMillet Partisi'nin kurucu üyeleri arasında yer aldı.
Ibrahim Ethem Akinci KUVÂ-YI MİLLİYE VE *********
Prof. Dr. Metin AYIŞIĞI
Mondros Mütarekesi’ninuygulanışından itibaren düzenli ordunun kuruluşuna kadar geçen devreyi,Kuvâ-yı Millîye dönemi olarak nitelendirmek gerekir. Çünkü bu dönemdeyapılan mücadele çok zor şarlar altında oluşturulan, millî kuvvetlerleverilmiştir. Kuvâ-yı Millîye adıyla kurulmuş olan bu güçler, düzenliordu kurulması sürecinde zaman kazanma açısından çok önemli bir görevibaşarıyla yerine getirmişlerdir.
Millî Müfrezelerimiz her ansınırı geçip güvenli bir bölgeye geçerek Millî Ordunun saflarınakatılabilecekken işgal bölgesindeki sahipsiz, korumasız köylerinkorumasını üstlenmiştir. Üzerlerine kuvvet çekerek Yunanlıların cephedekullanabileceği askerlerin bir kısmını bölgede tutmayı başarmışlardır.Böylece Türk Ordusu karşısındaki düşman baskısı belli bir ölçüdehafiflediği gibi, düzenli birliklerin güçlenmesine zemin ve zamankazandırmışlardır.
Millî Mücadele ise, çökenbir imparatorluğun enkazları üzerinde, İmparatorluğun arta kalanunsurlarından çağdaş anlamda bir “Millî Devlet” kurma gayesine yönelik,yeniden doğuş hareketi olarak nitelendirilebilir. İşte MillîMücadele’nin önemli bir kısmı gerek stratejik konumu, gerekse sosyalyapısı itibariyle ilginç bir çatışma sahası durumunda bulunan KuzeybatıAnadolu'nun Balıkesir sınırları içerisinde cereyan etmiştir.
Tarihinin hiçbir dönemindehaksızlıklara boyun eğmemiş olan Büyük Türk Milleti ülkesinin işgaledilmesine de seyirci kalmamıştır. Nitekim resmî makamların tümçekimser tutumlarına rağmen, inisiyatif kullanan komuta kademesindekisubaylar emirleri altındaki birlikler ve mahalli kuvvetlerle düşmanilerlemesine silahla karşı koymuşlardı. Yunan işgal ve ilerlemesinireddeden Batı Anadolu insanı, hükümetin sükûnet tavsiye edenkararlarını dinlemeyerek bazı direniş heyetleri oluşturmuşlardır.
Mondros Mütarekesindensonra İstanbul Hükümetinin acizliği karşısında tedirgin olan Türkhalkı, müdafaa-i hukuk cemiyetleri teşkiline başlamıştı. İzmir’deteşekkül eden müdafaa-i hukuk cemiyetinin kongresine Balıkesir dedelegelerini göndermişti. İzmir’de Yunanlıların 15 Mayıs 1919’daİzmir’i işgal ve tecavüzü üzerine Anadolu’nun her tarafındaki“müdafaa-i hukuk” cemiyetlerine bir de “redd’ül ilhak” ünvanı ilaveedildi. Adeta hiç yoktan Millî bir ordu meydana çıktı. Balıkesir’deteşekkül eden büyük kongre, bu ordunun kuzey karargahı olmak üzereBalıkesir’i seçti.
Karesi Sancağı merkeziylebağlı kazalar dahilindeki köylerin hane sayısını bildiren 20 Aralık1916 tarihli icmal pusulasına göre Balat (*********) nahiyesindebirlikte 2406 hane bulunduğu anlaşılmaktadır. Balat Nahiye merkezindeise 897 hane bulunmaktaydı. Köyleriyle birlikte toplam 3724 haneyesahipti. Hane başına en az beş nüfus hesabıyla yaklaşık 18-19 binkişinin yaşadığı söylenebilir.
Yunan ordularının işgalisırasında düşman ordusu *********’in köy ve civarına karargah kurmamış,yalnız gelip geçmişse de halkın Birinci Dünya Savaşından arda kalan biravuç erkeği, dul kadınları ve çocukları gece gündüz evlerinde tarla vebahçelerinde daima korku içinde yaşamaya çalışmışlardır. O tarihteYunan ordusuna katılan yerli çetelerce memleket idare edilmiş, çevreninidaresi, emniyet ve sair her türlü işleri bu cahil eşkıya bozmasıçetelerin elinde kalmıştır.
İstanbul Hükümetinebakılırsa Karesi livası dahilinde 24 çete faaliyet gösteriyordu.Bunlar, Parti Pehlivan, Sarı Mehmed, Hüseyin Çavuş, Bakırlı Mustafa,Arnavud Arslan, Kadı Dağlı Hacı Veli, Bergamalı Arab Osman, KamalıBıyıksızın Ahmed, Geyelerli ?? Ömer Pehlivan çeteleri idi. Bunlararasında olan Demirci Kaymakamı İbrahim Edhem ve Balat (DursuniliKazası) kaymakamı Emin Beylerle daha bazı münevver kimseler, buçetelerin Divân-ı Harb heyetini teşkil ediyordu. Bu çeteler genellikleBigadiç, Sındırgı, Soma, Demirci, Simav, Çorum bölgelerindedolaşıyordu. Kendilerini asayişle alakadar addeden çete reisleritutukladıkları insanları mahkeme edip bu divân-ı harb heyetineveriyorlardı .
********* Kavacıknahiyesinden ve civar köylerinden kuvvetli hayvanları olanlar Kuvâ-yıMilliye'ye öküz arabaları ile Balıkesir'e gelip, depodan erzak vecephane alarak Soma cephelerine taşıdılar. Kavacık köyünden İsmail oğluHalil ve Mehmet oğlu Abdullah ile Şuleler köyünden Ali Osman,Hamzacık'tan İbrahim Ağa, Osmanlar köyünden Ömer ve yöre halkı 10-15araba, *********'den gelen bir komutan aracılığıyla çevreden toplananerzaklarla önce Soma cephesine gitmişler, oradan Bandırma'ya giderekcephane alıp, Soma cephesine taşımışlardır.
Kurtuluş Savaşı başlamadanönce buralara kadar gelen Yunanlılar burada eğlenmeden *********'egeçtiler. O sıralarda türeyen yerli eşkıyalar, yöredeki köyleri yakıpyıkıyorlardı . Seferberlik döneminde ilçemiz çeşitli eşkıyaların vekendilerini Kuvâ-yı Milliyeci diyerek tanıtan çetelerin istilasınauğramıştır.
O zamanlarda çeşitliisimlerde çeteler üremişti. Bunlardan bazıları Yunan'a karşı mücadeleederken, bazıları da köyleri yakıp yıkıyor, altın ve gümüştopluyorlardı. Bir kısmı da Yunan’a hizmet eden bu çetelerle mücadeleediyordu. Nitekim 13 Ekim 1921 günü Balatlı Hasan Çavuş ve BergamalıArab Ali Osman idarelerindeki 190 kişilik bir çete Bigadiç’in Bekirlerköyüne giderek Fabirler (Farlar) ?? köyünden getirttikleri MollaSüleyman’ın kulaklarını kestikten sonra kama ile boğazından yaralayıpöldürmüşlerdi .
Bu dönemde Durabeylerköyünde Hacı Salih 18 defa çetelerin baskınına uğramış, her defasındabu kadar altınım var diyerek onları başından savmıştı. Son kez HacıSalih'e inanmayarak ayaklarını kızgın küle gömmüşler, başına kızgınsacayağı geçirmişler ve akla gelmedik eziyetler yaparak ölümüne sebepolmuşlardır.
Yerli eşkıya çetelerieşkıyalık yaparken bunlara karşı koyan yöre halkı gitgide örgütlenerekKuvâ-yı Milliye kuvvetlerini oluşturuyorlardı. Bu birliklerden Kaymakamİbrahim Ethem Bey ve Parti Pehlivan Kuvvetleri Sındırgı dağlarına güngeçtikçe hâkim olarak Yunanlıları köylere sokmamaya çalışmışlardır.Çevre köylerde eli silah tutanlar, Yunan'a boyun eğmeyenler, eşkiyalığatenezzül etmeyenler, İbrahim Ethem Bey kuvvetlerine iştirak etmiştir.
10-22 Mart 1920tarihlerinde toplanan Beşinci Balıkesir Kongresi Heyet-i Umumiyesi,sadece bölgenin değil, bütün ülkenin sıkıntılarına temas etmekte idi.Ayrıca aşağıda 5. maddede görüleceği üzere, Sivas Kongresi'nin (4-11Eylül 1919) millî birlik ve istiklâlin muhafazası için ortaya koyduğumaksat ve esasları da benimsemiştir. Aralarında ********* nahiyesininde bulunduğu büyük kurul aşağıdaki protesto metnini hazırlamıştır :
1- Hiçbir hak ve sebebedayanmayan zâlim Yunan işgalinin devamına bütün varlığımızla veşiddetle karşı koyulacak ve Yunanlılar herhalde Anadolu'dankovulacaktır.
2- İzmir'e giden KarmaTahkikat Komisyonu’nun Yunan mezâlim ve fecâyi'i ve Yunan işgalininkaldırılması hakkında düzenlemiş olduğu rapor Meclis tarafından medenidünya kamuoyuna arz olunduğu halde Yunan işgal-i vahşiyânesinin devamı,ilân edilen ilkeler ve insanlık esaslarına aykırı olduğundan,Müslümanlar vatanlarının kurtulması için tamamen özgürce hareket etmeyesahip olmak hakkını elde etmişlerdir.
3- Her türlü işgal vemüdâhalenin ve bilhassa Rumluk ve Ermenilik teşkîli gayesine yönelmişharekâtın reddi hususunda birlik olarak müdafaa ve mukavemet esâsıkabul edilmiştir.
4- Memleketimizde yaşayanbütün Müslüman unsurlar, birbirlerine karşılıklı sevgi, saygı ve vefahissi ile dolu olarak ; gelenek-görenek, toplumsal durum ve çevreşartlarına riayetkar öz kardeştirler
5- Heyet-i Umumiye 4 Eylül1919 tarihinde toplanan büyük Sivas Kongresinin Millî birlik vebağımsızlığımızın korunması uğrunda kabul ettiği temel istek vemaksatlara tamamen iştirak eder".
********* yöresiningençlerini Mehmet Bey örgütledi ve Milli Mücadele de şanlı göreve talipoldular. Milli Mücadelede Yunanlılarla yaptığı mücadele ile Devlete,Millete yaptığı unutulmaz hizmetlerinden dolayı Mehmet Konyalı'ya MilliSavunma Bakanlığı istiklal Madalyası vererek ödüllendirdi.
30 Haziran 1920'deBalıkesir'in Yunanlılar tarafından işgalinden birkaç gün sonra********* kazası da bir Yunan birliği tarafından işgal edilmiş vekasabada bir Yunan karakolu kurulmuştur. Akser (Akhisar), Soma, Giresun(Savaştepe), İvrindi, Ayvalık Cephelerinde Yunanlılara karşı göğsünüetten kemikten siper eden binlerce yiğit, cephaneleri tükendiği içingeri çekilmek zorunda kaldılar, ve 3 Ekim 1920 tarihinde *********'deYunanlıların işgaline uğradı.
Kasabada oturan birkaç Rumasıllı aile ile bazı Hürriyet ve İtilaf Partisi yandaşı, bu karakolayakın davranışlarda bulunmuşlarsa da kısa zamanda *********'de kurulangizli bir teşkilat Sındırgı dağlarında Yunan işgaline karşı faaliyetyürüten İbrahim Ethem Bey yönetimi altında birleşmişler. *********'inçevresinin özellikle dağlık olması Milli Müfrezelerin sıkıştıklarızamanlarda sığındıkları ve birçok ihtiyaçlarını karşıladıkları bir yerolmuştur.
Çekilen ve dağılan MilliMüfrezeler silahlarını bırakmadı, köylere çekilenler hemenörgütlenerek, köyleri ve dağları Yunanlılara aşılmaz ve geçilmez yollarhaline getirdiler. Çekilebilen Balıkesirliler ise önce Bursa'yaoranında işgali üzerine İnegöl cephesine Köplüce hattına çekildiler,burada daha sonra gelenlerle birleşerek, Karesi mürettep taburunukurdular. Bu tabur İnönü ve Sakarya savaşlarında pek çok şehitlerverdi. Başlarında da Balıkesir'in kahraman evlatlarından öğretmenEminettin (Çeliköz) Bey bulunuyordu.
Kısa süre içerisindedağlarlardaki düzensizlikler giderilmiş, Demirci Kaymakamı Balıkesir'liİbrahim Ethem Bey önderliğinde Parti Pehlivan ve Halil Efeönderliğindeki güçler dağlar da başı boş dolaşan zaman zamandaeşkıyalığa yönelen kuvvetleri düzene sokmuş, kendilerine bağlamışlardı.
6 Ağustos 1921'deDemirci'nin işgali üzerine dağlara çekilen, Akıncı müfrezeleri 13Ağustos 1921 Cumartesi günü, Yağcı Dağı'nda kesin savaşma kararı alıp,yemin ederler.
Daha sonra Akdağ'a geçilir,mücadele mıntıkaları belirlenir ve Akıncı Müfrezeleri meydanagetirilerek, Kuvâ-yi Milliyeciler, müfreze komutanlıklarına tayinedilirler.
Kaymakam İbrahim EthemBeyin Milli Müfrezeler ile yaptığı Müfreze teşkilatlanmasında *********ve çevresi 6 numaralı müfreze olan Aslan Ağanın müfrezesine verilmiş.Bu müfrezenin komutası, Aslan Ağanın 10. müfreze tayin edilmesiyle ArapAli Osman Efendinin komutasına verilmişti. İbrahim Ethem Beykomutasındaki Akıncı müfrezelerine bağlı 1.Gönüllü müfrezelerininbaşında da Balatlı Hüseyin Çavuş bulunmaktadır.
Bu müfrezeler, Balıkesir,Bigadiç, Sındırgı, Balat (*********), Kirmasti (Kemâl Paşa), Yenice,Kepsut, Simav, Demirci, Gördes, Salihli, Akhisar, Konakpınar, Kula,Eşme, Kırkağaç, Soma ve Gelenbe bölgelerinde görev yapacaklardı .
Düşmanın ileri harekâtıiçin hazırlıkta bulunduğu ve Gördes-Balat-Yenice yörelerine taarruzedileceği anlaşılıyordu. Düşmanın bundan maksadı buralarda toplananakıncı müfrezeleriyle yardım bölüklerini dağıtmak ve askeri sevkiyatınıemniyet altına almaktı . Bu harekât lâzım gelen makamlara bildirildiysede cephe ilerisi olan ve hiç bir zaman harbe, askeri harekâta uygunolmayan Demirci - Gördes - Balat - Yenice bölgelerine karşı bir askeriyardımda bulunulamayacağı, mevziî kuvvetlerden yaralanılması gerektiğibildirildi. olduğundan tabiki Bunun anlamı, millî müfrezelerin kendibaşlarına kalması, kendi kuvvetleriyle müdafaaya mecbur olması demekti.Bu gelişme üzerine bütün karakolların en iyi erleri merkezde toplanarak50 kadar süvari ve bir miktar da piyade hazırlandı. Bunun için herhangibir emir alınmamış olduğundan bütün sorumluğu İbrahim Ethem Bey üzerinealdı.
Balat'ın Meşhur Kükimdere Muharebesi
Demirci kaymakamı İbrahimEthem Bey komutasındaki akıncı birlikleri, bütün gece düşmanın imhasıiçin tertibat almakla meşgul oldu. Zira düşman müfrezesi içinde DursunBeyli Zekeriya kumandasında beş altı tane de Müslüman gâvuru ! vardı.Bunlar Yunanlılardan fazla mezalim yapıyor, bütün köyler bunlardanelaman diyorlardı. Bunun için bütün efradın ağzında Zekeriya vearkadaşları dolaşıyor, hepsi evvelâ bunlara, sonra gâvurlara silâhatalım, diyorlardı.
23 Aralık 1921 Cuma günüşafaktan bir saat önce yukarı Köçek köyünden harekâta başlandı.Birlikler, düşmana bir şey hissettirmemek ve izlerini göstermemek içinüç saat uzaktan, Alaçam dağından dolaşmak suretiyle düşmanın geçmesitahmin olunan Balat'ın Kükimdere civarına geldi. Atlar, Kükimdere'ninyarım saat yukarısındaki tepede bırakılarak seçme, fedaî kırk erle saatüçte sularında pusuya yatıldı.
Düşmanın esas kuvveti ileöncülerinin arası yaklaşık beş yüz metre olarak kabul edildiğindenPehlivan Ağa ile Ethem Bey ve kıdemli erlerden iki kişi on yedisüvariden mürekkep olan düşman süvari öncü kolunu kaçırmamak üzere pusuilerisindeki derenin karşı sırtlarını tuttu. İlk silâhı Halil Efemüfrezesi atacak ve Yusuf Çavuş takımı ile Arap müfrezesi derhaldüşmanın arkasını keseceklerdi. Bu program üzerine herkes vazifesinialmış ve mevziine girmişti. Düşmanın hareket edeceği yerden pusumahalline kadar olan mesafe dört saatti. Bu mesafe dahilinde yüz metremesafe ile ahaliden postalar dizilerek birbirine bağırmak suretiyledüşmanın gideceği yol bildirilecekti. Çünkü, düşmanın Altunlar yolunutakip etmesi ihtimali vardı. Mamafih nereye gitmiş olsa her halde takipedilerek taarruz olunacak ve bu düşmandan intikam alınarak Türklüğüngücü gösterilecekti.
Saat altıda düşmanıngelmekte olduğu bildirildi. Artık hiç bir şüphe kalmamış, düşmanistenildiği surette pusuya sokulmuş demekti. Herkes düşmanın gelmesinisabırsızlıkla bekliyor, ah intikam, intikam diye birbirine fısıldıyorve seviniyorlardı. Nasıl sevinmezler ki, Türkün namusuna taarruz etmekisteyen düşmandan intikam alacaklardı. Öğleden sonra saat yedidedüşmanın öncüsü olan bir süvari müfrezesi göründü. Pusunun ortasındanve Halil Efe'nin karşısından geçerek Ethem Bey’le Pehlivan Ağa'nınolduğu tarafları dürbünle gözlerken Halil Efe'den ateş başladı. Çünkü,düşmanın esas kuvveti ile öncülerinin arası elli metre imiş; bunun içinHalil Efe ateşe mecbur olmuş ve bu anî ateş karşısında neye uğradığınıanlayamayan düşman oraya buraya kaçmağa çalıştıysa da kaçacak bir yerbulamayınca olduğu yerde kalıp mevzi aldı. Öncüleri ise pusu haricindekaldığını zannederek ve hayvanları bırakarak Ethem Bey ve PehlivanAğa’nın bulunduğu taraftan silâh atılmadığı için onlara doğru süratlekaçmağa başladılar.
Onlar kendilerini artıkpusudan kurtulmuş zannediyorlardı. Dereyi geçip ateş menziline girinceşiddetli bir ateş başladı ve iki saatlik bir muharebeden sonradüşmandan on beş kişi imha ve meşhur Zekeriya ile bir Yunan neferi esiredildi. Maktullerin ikisi zabit ve Zekeriya'nın sağ olarak ele geçmesibüyük bir başarı idi. Bir süre sonra çatışmanın devam ettiği HalilEfe'nin bulunduğu tepeye çıkıldı.
Bu suretle gece saat birekadar çarpışma devam etmiş ve düşmanın yetmiş kişi olan müfrezesitamamen yok edilmişti. Bu muharebede erlerin ve müfreze kumandanlarınıngösterdikleri büyük fedakârlık her türlü takdirin üstündedir.
Simav'lı Cafer Bey, Balyahâkiminin oğlu Muallim Tahsin Efendi, Kürt Şaban, Çetmi Hüseyin şehitve Hacı Mustafa ile Simav Jandarma Kumandanı Yusuf Çavuş yaralandılar.Düşmanın o gece muharebe meydanında 39 maktulü sayılabilmiş ve yaralıolanların geri kalanı da ormanlarda bulunarak yalnız dört kişi sağlamkurtulmuştu. Müslüman gâvurlarından Zekeriya esir ve Kör Ali Bey'leHakkı maktul olmuş ve yalnız İbrahim adında birisi kolundan yaralıolduğu halde kaçmıştı.
Bu arada kırkı aşkın silâh,pek çok cephane, bütün levazımatıyla bir otomatik tüfek, on dört at,altmış kaput ve pek çok askeri eşya yanında ve köylerden gasp etmişoldukları almış oldukları eşya ve hayvanların tamamı ve akıncımüfrezelerinin eline geçmişti .
Gece olduğu için şehitlersabah toplanmak üzere orada haliyle bırakılarak gece Tuntunarcık köyünegelindi. Sabahleyin muharebe meydanına gidilerek şehitler toplanmış vedüşmanın bulamaması için yarım saat uzak bir yere götürüldü.Üzerlerinde muntazam elbise, ayaklarında kundura ve çorap ve hatta içdonu olmayan ve yalnız istiklâli millî gayesiyle kışın bütün şiddetinerağmen bu kadar zamandan beri düşmanla boğaz boğaza uğraşan ve nihayetbu muharebede Türklük ve Müslümanlığa yakışır bir surette şehadetmertebesine kavuşan bu fedakâr ve muazzez Mehmetçikler civarlardanyetişen pek çok zevat-ı mutebere huzurunda ve bütün millet vearkadaşlarının göz yaşlarıyla o civardaki ulu çamların diplerinedefnedildi.
Düşmanla İşbirliği Yapanların Akibeti, Zekeriya'nın İdamı
Düşman ile beraber çalışandüşman ölüleri arasında bulunan Balatlı Kör Ali Bey ile Hakkı'nınbaşları kesilerek esir olan Zekeriya'nın boynuna asılarak, köylerdeteşhire başlandı. O gün Bağcılar köyüne gelindiğinde bütün kadın veçocuklar Zekeriya'ya hücum etmiş ve kurtarmak mümkün olmadığı gibimuhafız erler de o arada taş, sopa sadmesine uğramağa başladı. Bununüzerine ibret-i müessire olmak üzere Zekeriya'yı Bigadiç nahiyesininOkçular köyünün başındaki dört yolda 23 Aralık 1921'de asılarak göğsüneşu levhayı takıldı :
“ Ben vatan hainiyim, bu cezaya lâyıkım, ibret alın! ”
Böylece ********* büyük birşerirden kurtulmuş oldu. Bu sırada bazı müfrezelerin uygunsuzdavrandıkları Kaymakam İbrahim Ethem Beyin kesin emrine rağmen********* çevresinde para topladıkları öğrenilince, İbrahim Ethem Beybunları cezalandırmıştı.
Bu olay üzerine düşman beşyüz kadar süvari toplayarak çatışma yerine gelmiş ve fakat hiçdurmayarak geri dönmüştü. Akıncı birlikleri de her ihtimale karşıBağcılardan Kırca'ya ve oradan da tekrar Yukarı Göçük'e gelerek buradabir gece iyice istirahatten sonra Bozbul'a, Alaçam, Akdağ eteklerindeve Görendere, Hacıömer deresi, Kızılcık köyleri civarında pek ziyadekar ve soğuk olduğu halde vakit geçirdiler. Fazla olan iki Belçikatüfeği ile bir kır kısrak Ali Çavuş'a ve otomatik tüfek de Taviş köylüKâzım Ağa'ya emaneten bırakıldı.
Sakarya Zaferi sonucundaçok ağır bir darbe alan Yunan kuvvetleri işgali altındaki yerlerdeintikam alırcasına masum, korumasız halka akla gelmedik mezalimdebulunuyordu. Köyler yakılıp yıkılıyor, kadın ve kızlarımızın namuslarıkirletiliyordu. Balıkesir’in ileri gelen eşrafından pek çok kişihapishanelere atılmış, türlü işkencelere maruz kalmıştı. Karasi Livasıile Demirci - Gördes, Simav, Emet, Tavşanlı, Kirmastı, Gediz, Bigadiç,Balat, Karacabey, Akhisar, Kırkağaç, Bergama, Eşme, Kula, Salihli, Uşakkasabalarında eşraf namına kimse kalmadığı gibi kuradan da üçer beşerkişi toplanmış ve akibetleri hakkında herhangi bir bilgi eldeedilememişti .
Düşmanın işgali altındakiyerlerde yapmış olduğu fecâyi ve mezâlimin burada izahı mümkündeğildir. Bu mezalimin birkaç büyük cilde bile sığması mümkün değildir.Yalnız düşman fecâyi ve mezâlimine küçük bir misal olarak iki üçnahiyede iki ay zarfında 200 kadının ırzına tasallut edilmiş, 50 yiaşkın erkek ve kadın hayvan boğazlar gibi boğazlanarak cesetlerikemikleri yollarda bırakılmıştır.
İşte bu fecâyi Bigadiç,Balat, Çorum nahiyelerinin köylerinde yapılmıştır. Buralarda soyulmadıkbir ev kalmadığı gibi bir kısmı yakılmış ve ele geçen kadınların ırzınataarruz edilmiş ve bir kısmı da ateşle yakılmışlardır. İki nahiyedeyapılan fecaiyi bu olursa diğer yerlerde, köylerde yapılan mezaliminboyutlarını varın siz düşünün.
Irzını, canını muhafazaedebilenler sırf dağlara iltica ve firar edenlerdir. Bütün dağlardüşman mezaliminden firar edenlerle doluydu. Hatta Türklük veMüslümanlığın kutsiyet ve ulviyetini düşmana göstermek ve namusunumuhafaza eylemek için birçok kadınlar ellerinde silâh müfrezelerleçalışmaktadırlar. Şehit Halil Efe'nin ailesi Makbule Hanım eşi gibibirkaç çatışmaya girmiş ve Kocayayla muharebesinde şehadet mertebesineerişmiştir. Düşmanın bu mezalimine rağmen müfrezelerimiz tesadüfettikleri silahsız yerli Rumlara katiyen ilişmemiş ve hatta kendilerineemniyet vesikaları verilmiştir.
Yunan ordusu buralara ancakküçük birlikler halinde ulaşabilmiş, asıl kuvvetini *********merkezinde tutmuştur. Karşılarında çekinecekleri bir kuvvet yok sananYunan ordusu, ansızın Orhaneli üzerinden gelen Eminettin (Çeliköz)Beykomutasındaki Türk Ordusunu buldu. Türk Ordusu buradaki Kuvâ-yı Milliyemüfrezeleri ile birleşerek, düşmanı buralardan sürüp çıkardı .
Bu arada Yunanlılareşraftan bazı kişileri gözdağı vermek veya rehin olarak kullanmak içinalıp götürmüşlerdi, ve bu insanları nereye götürdükleri uzun süreöğrenilememişti, Kaymakam İbrahim Ethem Beyin ordu ile yaptığıhaberleşmeden sonra, bütün köylere görevler verilmiş, kurtuluşyaklaştığında bütün verilen emirler tatbik edilmiş 1 Eylül 1922'de*********'in bütün köylerinin yollarını kesmiş, Karakolları basmış vedağları geçilmez yapmıştı. Bu ********* Müfrezesinin başında BalatlıMustafa Çavuş Yunan işgali sırsında Milli Müfrezelerle Balıkesirarasındaki haberleşmeyi sağlamış, ihtiyaçlarını gidermişti. *********müfrezeleri kendi kendilerini kurtarmıştır.
Dağlarda halkı Yunanzulmünden ve eşkıyalardan koruyan Milli müfrezelerle Balıkesir'debulunan "Ayın Pe" isimli gizli teşkilat arasında kuryelik yapan*********li Ömer Lütfü Büber'in hizmetleri her türlü takdirinüzerindedir. Bu fedakar memleket çocuğu ölümleri göze alarak, herihanete göğüs gererek Milli Müfrezeler için gerekli malzemeyiBalıkesir'den ve *********'den temin ederek unutulmaz hizmetlerbaşarmıştır.
Menemen Ovasında 2 yerindenyaralandığı halde kurtulmayı başaran Arap Ali Osman Efe yaralarınıniyileşmesi ve müfrezenin dinlenmesi için Bigadiç ve *********arasındaki bölgeye çekildi ve bölgeyi uzun süre kontrolü altında tuttu.Zaman hızla geçiyor Yunanlıların Anadolu macerasının sonu geliyordu.Büyük taarruzun beklendiği günlerde, Ali Osman Efe de Kaymakam İbrahimEthem Beyden aldığı emir ile daha önemli görevler için yöreden ayrıldı.
24 Ağustos 1922'de alınanisabetli bir kararla harekete geçen İbrahim Ethem Beyin kuvvetleri,Yunan karakollarını basıyor, telgraf tellerini tahrip ediyor, yolları,köprüleri, demiryollarını uçuruyor, yolları kesiyor, top yekûn birgayretle kasabaları tek tek kurtarıyordu.
Eminettin Bey kuvvetleri,önüne çıkan Yunan karakollarını yok ederek, dağılan Yunan Ordusununkuvvetleri ile çarpışarak *********'e geldi. O zamanki ismiyle Balat'ıdüşman işgalinden kurtardı. Milli Müfrezelerin yaklaştığını duyannahiyedeki Yunan karakolu ve yerli Rumlar birlikte kaçtıklarından,********* de vukuatsız olarak kurtarıldı. 3 Eylül 1920’de işgalcilerdentemizlenen ********* bu günü resmi kurtuluş günü kabul edip, her yılcoşku ile kutlamaktadır.
Ulusal namusun galeyanı ileayaklanmış olan Türk Milleti, bizzat hükümdar tarafından elleri,kolları bağlanarak düşman ayaklarının önüne atılmak istenmiştir. Bugünve yarın tarihin bu noktası geldikçe, Türkiye Cumhuriyeti’nin evlatlarıburalarda derin düşünceye dalacak ve büyük dersler çıkaracaklardır.
Bu aziz vatanıntopraklarını kanlarıyla sulamış, bayrak bayrak kutsallaştırmış şehit vegazilerimizin ölümsüz hatıraları önünde bir kez daha saygı ve minnetleeğiliyoruz. Ayrıca bu muazzam muharebelerde tarih sahnesine çıkarak birgüneş gibi doğan eşsiz kahraman Gâzi Mustafa Kemal Atatürk’ün, bütünkomutan ve silah arkadaşlarının da manevi huzurunda enginsaygılarımızla eğiliyor, onları rahmet ve minnetle anıyoruz.Ismet Inönü

İsmet İnönü
Mustafa İsmet İnönü, asker,siyasetçi ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci Cumhurbaşkanı. 24 Eylül1884'te İzmir'de doğdu, 25 Aralık 1973'te Ankara'da öldü. KurtuluşSavaşı'nın kazanılmasında çok önemli bir rol oynamış, TürkiyeCumhuriyeti'nin bağımsız bir devlet olarak dünya sahnesinde yerinialmasını sağlayan Lozan Antlaşması'nı imzalamış, birçok kez debaşbakanlık görevini yapmıştır.
Öğrenim ve İlk Görevleri
Babası Malatya'ya aslenBitlis'ten gelme Kürümoğulları'ndandır. Annesi Cevriye Hanım DeliormanRazgrad'dandır. Ortaöğretimini Sivas Askeri Rüşdiyesi'nde 1980 yılındatamamlayan İnönü Mühendishane-i Berri-i Hümayun'u 1903 yılında topçuteğmeni olarak birincilikle bitirdi. 1906'da Erkân-ı Harbiye Mektebi'nigene birincilikle bitirerek kurmay yüzbaşı rütbesiyle Edirne'deki 2.Ordu'nun 8. Alay'ında bölük komutanlığına atandı. Bu görevi sırasında,Makedonya'daki örgütlenmesinden etkilenerek İttihat ve TerakkiCemiyeti'ne üye oldu (1907). Ama uzun süre cemiyet içinde herhangi biretkinlik göstermedi; askerliği ön planda tuttu. 1908'de kolağası(önyüzbaşı) oldu ve 31 Mart Olayı (13 Nisan 1909) olarak bilinenayaklanmayı Selanik'ten gelerek bastıran Hareket Ordusu'nda görev aldı.
1910'da YemenAyaklanması'nı bastırmakla görevlendirilen Ahmed İzzet Paşa'nınkarargâhında görevlendirildi. Buradaki hizmetleri nedeniyle kendisinedördüncü dereceden Mecidiye Nişanı ve bir yıl kıdem verildi. 26 Nisan1912'de binbaşılığa yükseltildi ve Yemen Mürettep Kuvvetleri kurmaybaşkanı oldu. Balkan Savaşı çıkınca (1912) İstanbul'a döndü (1913),Çatalca'daki sağ cenah komutanlığı emrine verildi. 1914'te harbiyenazırlığı ve erkân-ı harbiye-i umumiye reisliğine (genelkurmaybaşkanlığı) atanan Enver Paşa'nın başlattığı ordunun yenileştirilmesihareketinde etkin rol oynadı. 29 Kasım 1914'te kaymakam (yarbay), 14Aralık 1915'te miralay (albay) oldu ve Çanakkale'deki 2. Ordu'nunkurmay başkanlığına atandı. I. Dünya Savaşı'nda Doğu Cephesi'ndegörevlendirildi. Bu sırada Mustafa Kemal Paşa da (Atatürk) bu ordunun16. Kolordu komutanlığına atandı. İsmet Bey, 1916'nın yaz aylarında birsüre çarpışmaları yönetti. Ocak 1917'de 2. Ordu komutan vekili MustafaKemal Paşa'nın önerisiyle 4. Kolordu komutanlığına atandı; stratejikbirliklere komutanlık dönemi de bu göreviyle başladı. Mayıs 1917'deSuriye Cephesi'nde 20. Kolordu komutanlığına, 19 Haziran'da da 3.Kolordu komutanlığına atandı. Bir süre sonra İstanbul'a geri çağrıldıve Halep'te 7. Ordu'nun oluşturulmasında görev aldı. Daha sonra buorduda kolordu komutanlığına getirildi ve 7. Ordu'nun komutanlığınıüstlenen Mustafa Kemal Paşa ile gene yakın ilişki içinde oldu.
Mütareke ve Milli Mücadele Dönemleri
Mondros Mütarekesi'nin (30Ekim 1918) imzalanmasından az önce rahatsızlanarak İstanbul'a dönenİsmet Bey, 24 Ekim 1918'de Harbiye Nezareti'nde müsteşarlığa atandı. 29Aralık'ta Paris Barış Konferansı'na (1919) hazırlık için kurulankomisyonda askeri müşavir oldu; 4 Ağustos 1919'da yalnızca sekiz güniçin Askeri Şûra Muamelat-ı Umumiye müdürlüğüne, bir ara da jandarma vepolis örgütünün iyileştirilmesi için kurulan komisyona üye olarakatandı. Bütün bunlar genellikle birkaç günlük görevlerdi.
İsmet Bey, ilk kez 8 Ocak1920'de, yalnızca bazı danışmalarda bulunmak için Ankara'ya gitti vekısa bir süre Mustafa Kemal'le çalıştı. Yeni kurulan Ali Rıza Paşahükümetinde harbiye nazırı olan Fevzi Paşa'nın (Çakmak) çağrısı üzerineşubat sonlarında İstanbul'a gitti. 9 Nisan 1920'de Mustafa Kemal'inçağrısı üzerine Ankara'ya döndü ve İstanbul'la bütün resmî bağlarınıkopardı.
23 Nisan 1920'de açılanTürkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) Edirne milletvekili olarakkatılan İsmet Bey, 3 Mayıs'ta İcra Vekilleri Heyeti'nde erkân-ıharbiye-i umumiye vekili (o dönemde genelkurmay başkanı) oldu. Bugörevi üstlendiğinde albaydı ve kendisinden hem rütbe, hem kıdemce çokileride komutanlar da vardı. İsmet Bey, 6 Haziran'da İstanbul'dadivanı-harp tarafından gıyabında ölüm cezasına çarptırıldı.
10 Kasım 1920'demilletvekilliği ve vekillik görevi saklı kalmak üzere Garp CephesiKuzey Kesimi Komutanlığı'na atandı; 4 Mayıs 1921'de de Garp Cephesikomutanı oldu. Çerkez Ethem ayaklanması'nın ve iç isyanlarınbastırılmasında etkin rol oynadı. Ocak ve Nisan 1921'de I. ve II. İnönüsavaşlarında Yunan ilerlemesini durdurdu. 1921-22 yıllarında SakaryaSavaşı, Büyük Taarruz ve Başkumandanlık Meydan Savaşı'nda etkin roloynadı.

Siyasal Yaşamı
Saip Tuna'nın İsmet İnönü portresi
Milli Mücadele'nin sonunubelirleyen Mudanya Mütarekesi görüşmelerinde (3-11 Ekim 1922) Türktarafını temsil eden İsmet Paşa, 26 Ekim 1922'de hariciye vekili oldu.Lozan görüşmelerinde murahhas heyetin başkanlığını yaptı; yeni devletinbağımsızlığını ve egemenliğini onaylayan, Sevres Antlaşması ve MondrosMütarekesini geçersiz kılan Lozan Antlaşması'nı imzaladı.
İkinci dönem (1923-27)TBMM'de Malatya milletvekili olarak bulunan İsmet Paşa, Fethi Bey'in(Okyar) kurduğu İcra Vekilleri Heyeti'ne gene hariciye vekili olarakgirdi. 23 Ağustos'ta Lozan Antlaşması'nın TBMM'de kabulü,siyasal-diplomatik başarılarının en önemlisi oldu.
29 Ekim 1923'teCumhuriyet'in ilanı ile sonuçlanan süreçte, Mustafa Kemal'le yakınsiyasal işbirliği içindeydi. İlk Cumhuriyet hükümetini kurdu (30 Ekim);aynı zamanda Halk Fırkası (sonradan Cumhuriyet Halk Partisi-CHP) genelbaşkan vekilliğini üstlendi. Böylece hükümet ve parti üzerinde otoritekurma olanağı elde etti. Muhalefet partisi olarak kurulan TerakkiperverCumhuriyet Fırkası (TPCF) karşısında istediği yetkileri elde edemediğiiçin 8 Kasım 1924'te başvekillikten istifa etti; 21 Kasım 1924'te yenihükümeti Fethi Bey kurdu. Doğudaki Şeyh Said Ayaklanması üzerine 3 Mart1925'te İsmet Paşa yeniden hükümeti kurmakla görevlendirildi.Ayaklanmanın bastırılmasında hükümet başkanı olarak önemli rol oynadı.Bu tarihten sonra, yeni devletin ve tek parti yönetiminin oluşumundaMustafa Kemal ile birlikte en önemli siyasal kişilik olarak belirdi.
1934'te Soyadı Kanunuçıktığında Mustafa Kemal Atatürk'ün verdiği İnönü soyadını alan İsmetPaşa, 1924'ten 1937'ye değin başvekillik görevini aralıksız sürdürdü.Bu dönemde ülkedeki bütün önemli siyasal gelişmelere damgasını vurdu.Siyasal muhalefetin etkisizleştirilmesinde, Kemalist reformlarınilanında ve uygulanmasında, iktisat politikasında devletçilik ilkesininkabulünde ve uygulanmasında çok önemli rolü oldu.
İnönü Eylül 1937'deAtatürk'le aralarındaki bazı görüş ayrılıkları yüzünden ve onunisteğiyle başvekillikten ayrıldı. CHP'nin genel başkan vekilliğinden dealındı. Görüş ayrılıkları büyük ölçüde İnönü'nün devletçilikuygulamalarından doğmuştu. Atatürk devletçilik uygulamalarınınİnönü'nün düşündüğü biçimde genişletilmesinden yana değildi ve aynıgörüşü paylaşan iktisat vekili Celal Bayar'ı İnönü'ye karşı siyasal birseçenek olarak görüyordu. İnönü ikinci kez başvekillikten ayrılıncayerine Celal Bayar atandı. İnönü bu dönemde yalnızca TBMM'de Malatyamilletvekili olarak görev yaptı.
Cumhurbaşkanlığı ve Çok Partili Dönem
İsmet İnönü
İsmet İnönü Atatürk'ünölümü üzerine 11 Kasım 1938'de cumhurbaşkanlığına seçildi. Etkinsiyasal yaşamdan çekildikten bir yıl sonra cumhurbaşkanı seçilebilmesi,büyük ölçüde Cumhuriyet'le özdeşleşmiş olmasıyla ilgiliydi.Cumhurbaşkanlığının yanı sıra CHP genel başkanlığına da getirildiğindenyönetim üzerinde geniş otorite sahibi oldu. CHP'nin 26 Aralık 1938'detoplanan I. Olağanüstü Kurultay'ında partinin "değişmez genel başkan"ıseçildi. Ayrıca kendisine "Milli Şef" sıfatı verildi.
Cumhurbaşkanı seçilmesindenhemen sonra başlayan II. Dünya Savaşı (1939-45) döneminde İnönü ülkeyisavaştan uzak tutmaya çalıştı. Savaş yıllarındaki ekonomik ve toplumsalsıkıntılar ise, dönemin unutulmayan mirası olarak kaldı. Gene budönemde Hasan Ali Yücel'in öncülüğündeki Köy Enstitüleri kuruldu vegeliştirildi.
II. Dünya Savaşı'nın hemenardından, gerek uluslararası siyasetteki gelişmeler, gerekse ülkeiçindeki yeni oluşumlar rejimin genel niteliğinde önemli değişikliklerigündeme getirdi. Ismet Inönü çok partili rejimdeki ilk muhalefetpartisi olan Milli Kalkınma Partisini engelleme girişiminde bulundu.Parti başkanının mallarını kamulaştırdı. Dünyada sayılı olan uçakfabrikalarından olan NUD uçak fabrikasının kapısına kilit vurdu.Basında "kuzu partisi" olarak bu partiyi lanse ettirdi. 1945 yılındakurulan Milli Kalkınma Partisinden sonra 1946'da kurulan Demokrat Partiile çetin bir seçim yarışına girdi. Ismet Inönü'nün çok partilirejimdeki ilk muhalefet partisi olan Milli Kalkınma Partisine olantutumu çok partili rejimi ne kadar destekleyip desteklemedigi konusundaşüphe uyandırmaktadır.
14 Mayıs 1950 genelseçimlerinden sonra CHP iktidarı Demokrat Parti'ye (DP) bırakırken,İsmet İnönü de cumhurbaşkanlığından ayrıldı ve ana muhalefet partisigenel başkanı olarak siyasal rolünü sürdürdü. On yıllık muhalefetdöneminde partisinin başında kaldı ve iktidarın zamanla sertleşensiyasal baskılarına karşın, CHP'nin yeniden güçlenmesine katkıdabulundu.
DP, 27 Mayıs 1960hareketiyle iktidardan uzaklaştırıldı. Yeni anayasa kabul edilip, 15Ekim 1961 genel seçimlerinden CHP birinci parti olarak çıkınca, İnönüyeniden hükümeti kurmakla görevlendirildi. Bu dönemde CHP-AP,CHP-YTP-CKMP ve CHP-Bağımsızlar koalisyon hükümetlerine başkanlık etti.Yeni kurulan siyasal sistemin sağlıklı biçimde işlemesi için çabagösterdi. 27 Mayıs hareketinin doğurduğu sorunlarla da uğraşarak 22Şubat ve 21 Mayıs 1963'te iki darbe girişimini önledi. 1964 Kıbrısolayları sırasında ABD'nin Türkiye'nin adaya müdahalesini önlemesiüzerine dış politikada çok yönlü arayışlara girdi. Planlı ekonomi,sendikalar, grev ve toplu sözleşme yasalarının çıkarılması, Ortak Pazarüyeliği, SSCB ile iyi ilişkiler kurulması da bu döneme rastlar. İnönühükümeti 6 Şubat 1965'te yerini Suat Hayri Ürgüplü hükümetine bıraktı.10 Ekim 1965 seçimlerinde partisinin seçimi kaybetmesi üzerine, partiiçi görüş ayrılıkları derinleşti. İnönü'nün desteklediği "ortanın solu"politikası parti tarafından benimsendi.
Silahlı Kuvvetler'in 12Mart 1971'deki müdahalesinden sonra, CHP'nin tutumu konusunda partiiçinde önemli görüş ayrılıkları belirdi ve İnönü parti genel sekreteriBülent Ecevit'le anlaşmazlığa düştü. Ecevit'e göre, müdahalenin amacı,CHP içinde egemen olan "ortanın solu" politikasına son vermek vepartinin iktidar olmasını önlemekti. İnönü ise, müdahaleye açıkça karşıçıkılmasını onaylamıyordu. Yeni kurulacak hükümete partinin üye veripvermeyeceği konusunda beliren anlaşmazlık sonucunda Ecevit istifa etti.Ecevit'le yoğun bir mücadeleye giren İnönü, Mayıs 1972'de toplanan V.Olağanüstü Kurultay'da, politikasının partisince onaylanmamasıdurumunda istifa edeceğini açıkladı. Kurultayda parti meclisi Ecevit'inyanında yer alınca da 8 Mayıs 1972'de CHP genel başkanlığından ayrıldı.Türk siyasal yaşamında parti içi mücadele sonucunda değişen ilk genelbaşkan olan İnönü 4 Kasım 1972'de CHP üyeliğinden, 14 Kasım 1972'de demilletvekilliğinden istifa etti. Başvurusu üzerine tabii senatör olarakCumhuriyet Senatosu'nda görev aldı.
25 Aralık 1973'te ölenİnönü 27 Aralık'ta devlet töreni ile Anıtkabir'de toprağa verildi.Anılarının bir bölümünü Hatıralarım, Genç Subaylık Yılları, 1884-1918(1968) adı altında toplamış, ayrıca çeşitli tarihlerdeki söylev vedemeçlerini içeren İsmet Paşa'nın Siyasi ve İçtimai Nutukları,1920-1933 (1933), İnönü Diyor ki (1944), İnönü'nün Söylev ve DemeçleriI, 1920-1946 (1946) gibi kitapları yayımlanmıştır.
|