|
||
| Bir gün telefonlarınızın hiç çalmayacağını düşünmelisiniz.. Fotoğraf albümlerinizdeki yüzlerin bir tanesinin bile artık yanınızda olmayacağını, olamayacağını.. Bir zamanlar tenine, gözlerine, izinizi bıraktığınız sevgiliyi son bir kez görmek istediğinizde, bunun sizin elinizde olmayacağını.. Sevdiklerinize verdiğiniz ve görünür bir yerde duran hediyelerin günün birinde önce bir çekmece dibine, sonra da bir balkonun, bir tavan arasının ya da boyaları dökülmüş arka odaların tozlu bir köşesinde unutulacağını.. Telefon defterlerinden bir gün isminizin silineceğini.. Çocukluğunuzdan efesinizle buğulayıp çubuk adamdan resimler çizdiğiniz, gençliğinizde ortasından ok geçen kalpler çizip içine harfler yazdığınız camların,günün birinde silemediğiniz ve silen olmadığı için toz bağlayacağını,titreyen ihtiyar parmak uçlarınızla bu kez”beni hatırlayın”yazacağınızı.. Gençliğinizde önünden ayrılmadığınız,kendinizi seyretmekten hoşlandığınız ve barışık olduğunuz aynaları güngeldiğinde evin her tarafından kaldıracağınızı, kendinizle karşılaşmaktan korkacağınızı.. Anneler, babalar ve sevgililer gününde,bayramlarda ve kandillerde kulağınızın hep telefon ve kapı zilindeolacağını.. Doğum gününüzü bile hatırlamayanların ölüm gününüzü hiç hatırlamayacaklarını.. Bunların hepsini düşünmeli ve hazır olmalısınız.. Bir mezarla konuşacak kadar yalnız kalabileceğinizi düşünmelisiniz.. Çok yaşlı bir adam görmüştüm, bundan yıllar önce.. O yaşlı adam bir mezarla konuşuyordu.. Dakikalarca izlemiştim.. Yaşlı adam bir mezarın başında önce dua etmiş, ardından da mezarın baş ucuna oturup sanki karşısında biri varmış gibi konuşmaya başlamıştı.. Bazen boynunu bükerek, bazen kavga eder gibi, bazen gülen bir yüzle neşelibir şeyler anlatmıştı.. Konuştuklarının bir tek kelimesini dahi duymamıştım.. Deli değildi o yaşlı adam.. Çünkü ben delileri iyi tanıyordum; duruşlarından, bakışlarından, susuşlarından ve seslerinden.. O adam, o yaşlı adam deli değil sadece yalnızdı.. Çünkü ben yalnızları da iyi tanıyordum; duruşlarından, bakışlarından, susuşlarından ve seslerinden.. Ben o gün, o yaşlı adamı sadece seyrettim.. Konuştuğumezarın babasının mezarı olduğunu,onunla bir arkadaş gibi büyüdüğünü,onu tıpkı çocukluğunda olduğu gibi haşarılıklarını, gençliğinde olduğugibi aşklarını anlattığını o yaşlı adam söylemedi bana.. Bütün bunlarıben bildim.. Ben o gün, o yaşlı adamı sadece seyrettim.. Ve günün birinde bir mezarla konuşacak kadar yalnız kalınabileceğini gördüm.. Bir mezarla konuşacak kadar yalnız kaldınız mı hiç.? (Alıntı) |
||
|
||
O kadr çok kaLdm kii!!.. Her ne kdr arkadaşlarım yanımda olsa bile çok yalnızdım ..ama tek bi farkım var ben duvarla konuşuyorum bnde anlam veremiyorum ama öyle oluyor işte..Mezarlığa Gitmiyorum..![]()
|
||
|
||
| şükür henüz değil | ||
|
||
| yok o kadar da yanlız kalmadım | ||
|
||
| evet ben konuştum nefes alan, yaşayan ama umut etmeyen çaresiz bir mezar ile hemde çok üzün bir süre konuştum | ||
|
||
| nasıl yani orti senden beklenmedik şey bu | ||
|
||
evet ben konuştum nefes alan, yaşayan ama umut etmeyen çaresiz bir mezar ile hemde çok üzün bir süre konuştum insan birazda olsun rahatlıo ama.. |
||
|
||
nasıl yani orti senden beklenmedik şey bu Eee hayat bu orti, yeri gelince konuşturuyor işte
|
||