Yaramazadam (Arşiv Ana sayfa) => Araştırma Sonuçları

Konu: Kadın ve Erkek Beyinleri

Sayfa: [ 1 ]

boxcigar 09.11.2007 22:05:19
Kadınlar ve erkekler, doğum öncesi veya doğum sırasında bedensel vezihinsel gelişimlerini yönlendiren seks hormonlarının etkisiyle,davranışsal ve bilişsel farklılıklar sergiler. Kadın ve erkekleryalnızca dış görünüşleri ve üreme fonksiyonlarıyla değil, problemleriele alma ve çözüm yöntemleri açısından da farklıdır.

Son 10 yıldır bu davranış farklılıklarının minimum düzeyde seyrettiğive büyük bir olasılıkla ergenlik çağından önceki yaşam deneyimlerindenkaynaklandığı görüşü hakimdi. Oysa son yapılan bilimsel araştırmalar,seks hormonlarının beynin gelişimini büyük ölçüde etkilediğini ve buşekilde farklı bir gelişim çizgisi izleyen kadın erkek beyinlerininyaşam deneyimleri karşısında farklı tepkiler verdiğini ortaya çıkarttı.Bu bağlamda, deneyimleri fizyolojik yapıdan bağımsız bir şekilde elealmanın ne denli yanlış olduğu anlaşılmış oldu.

Diğer taraftan, beyindeki ve davranışlardaki cinsiyet farklılığınınnedenleri, nörolojik, endokrinolojik ve psikolojik araştırmalarilerledikçe netlik kazanmaya başladı. Yalnızca gözlemlerimizedayanarak, insanlarda ve hayvanlarda erkeklerin daha saldırganolduğunu, genç erkeklerin fazla düşünmeden kendilerini tehlikeyeattığını, dişilerin yavruların bakımıyla daha fazla ilgilendiğinibiliriz.

Bunun yanısıra erkekler, genel olarak mekânsal ve yön bulma konularındadaha yeteneklidir. Peki bunlar ve diğer cinsiyet farklılıkları nasılmeydana geliyor? Cinsiyet farklılıklarının nasıl oluştuğuna ilişkinbilgiyi çoğunlukla hayvanlar üzerinde gerçekleştirilen deneylerden eldeederiz. Bu çalışmalardan edindiğimiz bilgilere göre kadın ve erkekfarklılaşmasına yol açan en önemli faktör, yaşamın ilk evrelerindeetkisi altında kaldığımız değişik seks hormonlarıdır.

Aralarında insanların da bulunduğu pek çok memeli türünde gelişmekteolan organizma, erkek ya da dişi olma potansiyeline sahiptir. Erkeğinoluşumu karmaşık bir işlemdir. Y kromozomunun bulunması durumundatestisler (erbezi) oluşur. Testislerin oluşumu erkekliğe giden yolun enkritik evresidir. Y kromozomunun bulunmaması durumunda ise otomatikolarak overler (yumurtalık) gelişir.

Testisler, androjen adı verilen erkeklik hormonlarını üretir. Enönemlisi testosteron olan bu erkeklik hormonları yalnızca genitalorganların (tenasül uzuvları) oluşumundan sorumlu değildir; aynızamanda yaşamın ilk dönemlerinde gelişmeye başlayan erkeksidavranışların düzeninden de sorumludur. Wisconsin Üniversitesi'ndenürolog Robert W. Goy, erkeklik hormonlarının bulunmaması durumunda,otomatik olarak dişi genital organları ve kadın davranışlarının ortayaçıktığını belirtiyor.

Genital organları fonksiyonel durumda olan bir kemirgende doğumdanhemen sonra androjenleri bloke edilirse (hadım edilerek ya da androjenüretimini durduran bir bileşim verilerek) dişisi ile çiftleşmek gibierkeksi davranışları sekteye uğrar ve cinsel temas sırasında lordoz(omurganın konveksliği öne bakacak şekilde arkaya bükülmesi, kamburluk)gibi daha kadınsı davranışlar sergilemeye başlar.

Aynı şekilde, dişilere doğumdan hemen sonra androjen verilmeyebaşlanırsa, yetişkin çağında daha erkeksi davranışlar sergiler. Küçükyaşta seks hormonlarına maruz kalmanın sonucunda ortaya çıkan ve yaşamboyu süren etkiler ''yapısal'' olarak nitelendirilir, çünkü bu etkilerdoğumdan önce veya doğumdan sonraki kritik gelişim dönemlerinde beyninfonksiyonlarını geriye dönüşü olmayacak bir şekilde değiştirir. Aynıseks hormonlarına daha ileri yaşlarda maruz kalmak beyni bu şekildeetkilemez ve kalıcı etki yapmaz.

Beyinde üreme davranışlarından sorumlu olan bölge hipotalamustur.Beynin alt tarafında yeralan bu minik yapı, ana endokrin bezi hipofizebağlıdır. Erkek farelerde hipotalamusta bir bölgenin dişilere oranladaha büyük olduğu ortaya çıkmıştır. Ve bu boyut farkı hormonlarınkontrolu altındadır. Bilim adamları, insan beyninde bir sinir hücresikümesinde buna benzer bir cinsiyet farklılığı tespit ettiler.

Ayrıca seksüel eğilim ile hipotalamustaki anatomik farklılık arasındayakın bir ilişki vardır. 1991 yılında, San Diego'da biyolojikaraştırmalar için kurulan Salk Enstitüsü'nden Simon Levay, erkeklerdenormal durumda kadınlara oranla daha büyük olan ön hipotalamustaki dokuarası çekirdeğinin, homoseksüel erkeklerde heteroseksüel erkeklereoranla daha küçük olduğunu tespit etti.

Aynı şekilde Hollanda Beyin Araştırmaları Enstitüsü'nden Jiang-NingZhouve ekibi, hipotalamusta bir bölgenin transseksüel erkeklerde(kadından erkeğe dönen) normal erkeklere oranlara daha küçük olduğunutespit etti. Bütün bu bulgular seksüel eğilimlerin biyolojik bir yönüolduğu iddiasını güçlendiriyor.

Hormonlar ve Zekâ

Entelektüel fonksiyon açısından kadın ve erkek arasındaki fark bugünedek pek çok araştırmaya konu olmuştur. Başta Kuzey İrlanda UlsterÜniversitesi'nden Richard Lynn olmak üzere bazı araştırmacılar, erkekIQ'sunun kadınlara göre biraz daha yüksek olduğunu ileri sürmüştür.

Oysa bugün biliniyor ki en önemli fark, zekâyı bütün olarak ele alan IQkavramından çok, yetenek çeşitliliğinden kaynaklanmaktadır. Yetenekçeşitliliğine örnek olarak, bazı kişilerin sözcükleri daha zekicekullanmalarını, bazı kişilerin ise uzamsal konularda daha becerikliolmalarını gösterebiliriz. IQ'su aynı olan iki kişinin farklıyeteneklere sahip oldukları sıklıkla rastlanılan bir durumdur.

Problem çözümünde cinsiyet farklılıkları konusunda yetişkinler üzerindelaboratuvar ortamında sistematik olarak yapılan çalışmalarda, ortalamaolarak uzamsal yetenek testlerinde erkekler kadınlardan daha başarılısonuçlar elde eder. Erkekler, özellikle ekseni üzerinde döndürülennesneler üzerine kurulu testlerde kadınlara önemli ölçüde fark atarlar.Erkekler, ayrıca matematiksel muhakeme ve belirli bir rota üzerinde yönbulma konularında kadınlardan üstündür.

Kadınlar, ortalama olarak, sözcük hatırlama veya özel harflerlebaşlayan sözcükleri bulma konularında erkeklerden daha başarılıdır.Ayrıca aralarında benzerlikler bulunan parçaların eşleştirilmesiüzerine kurulu testlerde kadınlar erkeklerden daha yeteneklidir.

Belirli bir rota üzerinde yön bulma konusunda erkek ile kadınarasındaki farklılığı ölçmek üzere tasarlanan testlerden birinde,araştırmacılar deneklerin önüne harita koyarlar. Testin sonundaerkeklerin daha az sayıda deneme ve daha az sayıda hata ile ileyollarını buldukları görülür.

Ancak kadınların da işaretleri tanıma konusunda erkeklerden üstünolduğu anlaşılır. Bu ve benzeri deneylerde ortaya çıkan sonuçlara göre,kadınlar günlük yaşama uyum sağlama sürecinde stratejik açıdanişaretlere daha fazla başvuruyor.

Eskiden erkek ile kadın arasında problem çözme konusunda ortaya çıkanfarklılıkların, ergenlik dönemine kadar kendini belli etmediğisanılıyordu. Oysa son yıllarda bilişsel ve yetenek farklılıklarınınergenlikten önce ortaya çıktığı anlaşıldı. Örneğin, son yıllardayapılan araştırmalara göre, 3 ve 4 yaşlarındaki erkek çocuklar hedefivurmaya yönelik oyunlarda kızlardan daha yetenekli. Ancak buluğaerişmemiş kızlar sözcük dizilerini anımsamakta daha becerikli.

Duke Üniversitesi'nden Christina L. Williams, kritik dönemlerdehormonlara müdahale etmek suretiyle davranışların değiştirilebileceğiniortaya çıkarttı. Yeni doğan erkek sıçanların seks hormonlarını hadımyoluyla bloke ederek veya dişilere hormon takviyesi yaparak, dişi veerkeklerin ileri yaşlarda normal olarak sergileyecekleri davranışbiçimlerinin tümüyle tersine döndürülebileceğini kanıtladı.Hormonlarına müdahale edilen erkekler dişi gibi davranırken, aynımüdahaleye maruz kalan dişiler de erkek davranışları sergilediler.

İnsanlarda hormonların yol açtığı davranış farklılıkları bazıhastalıkların seyri sırasında ortaya çıkar. ''Congenital adrenalhyperplasia'' veya kısaca ''CAH'' denilen, genetik bir bozukluk sonucudoğumdan önce veya doğum anında anormal düzeyde androjene maruz kalankız çocuklarında görülen hastalık buna en iyi örnektir.

Androjen salgısı ilaç tedavisiyle kesilebildiği, genital organlardaki''erkeksileşme'' ameliyatla düzeltilebildiği halde, beyinde doğumöncesinde oluşan değişiklik ne yazık ki tersine döndürülemez.

Hormonal İniş Çıkışlar

İnsanlarda zihinsel faaliyetlerin seyri, ömür boyu hormonaldeğişikliklere bağlı olarak farklılık gösterir. Western OntarioÜniversitesi'nden Elizabeth Hampson, kadınların iş performanslarının,adet dönemlerindeki östrojen iniş çıkışlara paralel olarak değiştiğiniortaya çıkarttı. Hampson'a göre hormon düzeyi yükseldiği zaman uzamsalyetenek dibe vururken, manuel ve konuşma yetenekleri en yüksek düzeyeçıkıyor.

Beyinlerin bir yarısı hasar görmüş kişiler üzerinde sürdürülençalışmalardan elde edilen bilgiler, beynin değişik bölgelerininişlevleri konusunda çok değerli ipuçları içerir. Pek çok kişide solyarıküre konuşma işlevinden, sağ yarıküre ise uzamsal ve algılamaişlevlerinden sorumludur. Cinsiyet farklılıklarını işleyen bilimadamları, erkeklerde sol ve sağ yarıkürelerinin simetrik olmadığını;kadınlarda simetrinin daha belirgin olduğuna inanıyor.

Pek çok araştırma bu görüşü destekliyor. ''Korpus Kallosum'' denilen veiki yarıküreyi birleştiren ana nöral sistem kadınlarda daha geniştir.Bu da iki yarıküre arasında daha iyi bir iletişim kurulduğunu gösterir.Normal fonksiyonlarını sürdüren beyinlerden alınan görüntülere görekadınlarda iki yarıküre arasındaki simetri erkeklerden daha fazladır.Dolayısıyla beyinlerinin bir yarısı hasar gören kadınların beyinselfonksiyonları, erkeklere oranla daha az etkilenir.

Cinsler arasındaki bir diğer beyinsel farklılık konuşma ve elbecerileri konusunda ortaya çıkar. Kadınlarda ''afazi''denilen, konuşmave konuşmaları algılama yeteneğinin bozulması şeklinde kendini gösterenhastalık, beynin ön kısmının bir darbeye maruz kalmasıyla ortaya çıkar.Oysa erkeklerde konuşma bozukluğu beynin arka kısmında meydana gelenhasarlar sonucu oluşur.

Ayrıca sol yarıküreleri zarar gören erkeklerde afazi hastalığınıngörülmesi, kadınlara oranla daha büyük bir olasılıktır. Bu daerkeklerin konuşma yeteneği konusunda sol yarıkürelerine daha fazlayüklenmek zorunda kaldıklarını gösterir.

Tarihe Bakış

Kadın ile erkek beyninin farklı yönlerini araştırırken modern yaşamıngetirdiği yükümlülükleri bir kenara bırakıp, 50,000 yıl öncesinedönmekte fayda vardır. Evrim tarihine bir gözatarsak, kadın ile erkeğinyüklendiği farklı sorumlulukların beynin gelişimini etkilediğinianlayabiliriz.

Erkekler birlikte yaşadığı grubu düşmanlara ve vahşi hayvanlara karşıkorumak, avlanmak, silah yapmak ile yükümlüyken, kadınlar barındıklarımekanın düzenini korumak ve çocuklara bakmak zorundaydı. Bu işbölümünün, doğal seleksiyon yoluyla kadın ve erkeği fizyolojik açıdanbüyük ölçüde etkilediği düşünülüyor.

Seks hormonlarının insan davranışlarını nasıl etkilediği konusundabugüne dek gerçekleştirilen araştırmalar henüz pek çok soruyuyanıtlayamıyor. Laboratuvar hayvanları üzerinde sürdürülen buaraştırmalar, ne yazık ki insanlar üzerinde denenemediği içingerçekleri ne denli yansıttığı bilinmiyor. Görüntüleme tekniklerindekigelişmeler ve beyni hasar gören kişilerde gözlenen davranışbozuklukları zaman içinde pek çok soruya yanıt getirecek.


Sayfa: [ 1 ]