Yaramazadam (Arşiv Ana sayfa) => Icatlar ve Kesifler

Konu: Suyun Kontrol Edilmesi

Sayfa: [ 1 ]

boxcigar 09.11.2007 19:36:22
Toprağın verimli hale getirilmesinden ve tarımın makineleştirilmesindensöz ediliyordu ama bilgin ve teknisyenlerin el ele verip yarattıklarıbu büyük gelişmelerin yararsız duruma gelmesine de az kalmıştı.Gerçekten de eğer nem kontrol altına alınmazsa, yani su çok geldiğindefazlası kontrol altına alınıp az olduğunda artırımı sağlanmasaydı,tarlalar yine eskisi kadar kurak kalacaktı. Bu nedenle, akaçlama işinin1823'ten başlayarak ciddi bir şekilde ele alınıp başarıyaulaştırılmasını bir başka hayati gelişme olarak kabul etmeliyiz.Yapılan iş, suyu toprağın altındaki kanalizasyonlara çekmekti.

Hollanda'da denizden kazanılan yerlerin kurutulması da bambaşka bir susorunuydu. Bu bitmez tükenmez iş XVI. yüzyıldan beri sürüp geliyordu.Önce denizin bir kısmını ayıran bentler inşa ediliyor, sonra bu sulartulumbalarla çekilip boşaltma kanallarına veriliyordu. Geriye toprağıntuzunu almaktan başka bir şey kalmıyordu. Bu muazzam işe koşulan ilkaraç, yel değirmeni olmuştu. Buharlı tulumba çıkar çıkmaz buna başvuruldu. Asıl bu araç sayesinde başarılı çalışmalar yapılabildi vetoprak, denizleri kemirmeye başladı. Hollanda'dan sonra İngiltere,Fransa ve Almanya da işe koyuldular. Kayalıklarda ya da zaman zamansuların altında kalan topraklarda sürdürülen bu savaş insanlarınbaşarısıyla sona erdi. Ve buralarda tarımın başlaması, başarınınarmağanı oldu.

İnsanoğlunun fundalıklarla savaşı da uzun sürmüştü; bu da başarıylasonuçlandı. Bu topraklarda bir kumtaşı tabakası suların sızmalarınengellemekte ve sular toprağın üstünde bir tabaka halinde durmaktaydı.Böylece Fransa'da Landes bölgesinde 14.000 kilometre karelik bir alankayalık haline gelmiş olup oturulmaz durumdaydı. Burada sular netoprağın altına geçebiliyor, ne de akıp denize ulaşabiliyordu.Önlerinde Avrupa'nın en büyük kumulu duruyordu ve rüzgâr bu kumuluyılda 20-25 metre ileriye itmekteydi. Öyle ki, Landes tehlikeli bir çölolarak görülüyordu. XVI. Louis zamanında bir mühendis işi ele almaya vebu toprakları uygarlığa elverişli duruma sokmaya karar verdi.

Nicolas Bremonier adındaki bu mühendis (1738-1809), kendisinden önce bukonuda çalışmalar yapmış olan meslektaşları Charlvoix ve AbbeDesbiey'nin girişimlerini inceledikten sonra, 1787'de işe koyuldu. Öncekumulun ilerlemesini durdurmak için çam ağaçlan dikmeye başladı.Girişim başarıya ulaştı ve 1867'ye kadar 80.000 hektarlık alandadikilen ağaçlar sayesinde kumul kesinlikle durduruldu. Ancak bu işlem,araziyi kayalık olmaktan çıkaramamıştı. O kadar ki, söylentiye göre,Napolyon bir ara bu bölgeye develeri alıştırmayı bile tasarlamıştı.İşin ikinci kısmını Orman Mühendisi Jules Chambrelent (1817-1893),üstüne aldı. Bu kıraç düzlüğü akaçlamak ve açmak yoluyla 650.000hektarlık bir orman meydana getirdi ve bu bölgenin odunla ilgilisanayilerin merkezi halini almasına yol açtı.

Su, ekmekle eşdeğer ölçüde bir hayat öğesidir. Toprağı bastı mıfelâketlere sebep olurken, toprağın ekilmesi ve insanın beslenmesi içinde kaçınılmaz şarttır. Susuz toprak çöldür. Bir kuyu, bir vaha, biruygarlık merkezi demektir. Bu durumda insanın suyu izlemesi, tarihin eneski çağlarından bu yana en önemli kaygısı olmuştur, insanın hemenyakınında bir kaynak ya da ırmak bulamadığı her yerde kuyuculukimdadına yetişmiştir. Artois gibi bazı yerlerdeyse, su kendiliğindentoprağın yüzüne kadar çıkmaktaydı. Ta eski zamanlardan beri bilinenartezyen kuyuları işte bu ihtiyaçtan doğmuştur. Bazen bu kuyular, subulunduğundan kuşkulanılan yerlerde suni olarak meydana getirilir,toprakta su tabakasına rastlayıncaya kadar kazıldıktan sonra, sulartulumba ya da dolaplara çekilirdi.

Bunca yararlı bir zanaat kimin buluşudur? İlk kuyu açma tekniğinibulanların Çinliler olduğu sanılmakla birlikte suyun bulunduğu yeriteşhis etmekte ve kuyu açmakta Araplar büyük hüner göstermişlerdi.Ancak modern araçlar ve yöntemlerle kuyuculuğun ilk tanımını BernardPalissy'ye borçluyuz. Palissy aracı: "Ucunda bir kol ya da tahta sapbulunan bir oluklu burgaç" diye anlatmaktadır. Bu oluklu burgacınkullanılması öylesine yaygınlaştı ki, İtalya'da, Modena şehrinde ikisoyluluk almasında görüldü ve Kuzey İtalya kuyucuların vatanı olarak ünyaptı.

Ancak, bu zanaatın ampirizmden kurtularak jeolojiye dayanan rasyonelbir teknik haline gelmesi ve kuyucuların yerini uzman mühendislerinalması için XIX. yüzyılı beklemek gerekti. O güne kadar en fazla 10-12metreye inilebilmişti. Öyle ki sondajcılar, Fransız meslektaşlarıDegousee'nin, kireçli bir katmanı geçip 140 metre derinliğe inmesiniinanılmayacak bir başarı olarak, hayranlıkla karşıladılar (1830). Butarihlerde Paris'e içme suyu sağlamak bir kere daha acil ihtiyaç halinegelmiş ve resmi makamlar birçok artezyen kuyusunun açılması için kararalmışlardı.

İlk kuyu Grenelle'de açıldı; 1833-1841 arasında yapılan çalışmalarsonunda 548 metreye inildi ve su öylesine bir hızla fışkırdı ki,şantiyeleri barınaklarıyla birlikte devirdi. Bunu 1866'da Passy'dekiartezyen kuyusu izledi, 586 metre derinliğe, Hebert alanındakinde de718 metreye inildi.


Sayfa: [ 1 ]