|
||
| Nicolas Leblanc, Philippe Girard, Jacquard, gibi bahtsız mucitlereşimdiden Jouffroy d'Abbans, Chappe ve Fulton'u ve konumuzla ilgiliolarak Philippe Lebon'u ekleyelim. Havagazınm, mucitlerinden biri olanLebon da ötekilerden daha şanslı olmadı. Bir sabah ölüsünü sokaktabuldular ve mezarlıkta bir çukura gömdüler. Eski dönemlerde verilen gösterişli davet ve eğlentilerin öyküsünü tarihkitaplarında okuyoruz: Kral saraylarının muhteşem dekoru, muazzamsalonlarda şatafatlı giyimleriyle boy gösteren senyörler, operadasuareler, balolar, şölenler... Bu zengin dünya nasılaydınlatılmaktaydı, diye kendi kendimize sık sık sormuşuzdur. Geriye doğru işleyen bir zaman makinesi olsa da sözgelişi üç yüzyılöncesine, XIV. Louis zamanına gidebilsek, şimdi bize gülünç gelengörünümlerle karşılaşırız: Versay sarayının Aynalı Galeri'sinde oradaburada yanan pis kokulu isli mumların titrek ışığı altında davetlileringölgeleri hayaletler gibi kımıldar dururdu... Mumlar, Devrim öncesi yıllarına kadar pahalı ve en ileri ışıklandırmaaracı olarak kullanılmıştı. Balmumundan yapılanı halkın aslauzanamayacağı büyük bir lükstü. Yağ lambasıysa çok az sayıda kimselerdışında kullanılmaz olmuştu. Sokakların aydınlatılmasına ilk defa 1667'de Paris'te başlandı veiçinde mumlar yanan lambalar kullanıldı. 1769'da bütün şehirde bulambaların sayısı 3.500 idi ve bu göster? karşısında dünya parmakısırdı. Bununla birlikte, 1780'de İsviçreli asıllı bir Fransız, Argand(1750-1803) ışık gücünün, bir hava akımı yaratılarak artırılmasıdurumunda yağ lambasının geleceğin aydınlanma aracı olabileceğinidüşündü ve deneyler yapmaya koyuldu. Fitilli bütünüyle yağ kabınıniçinde bırakacağına, hafifçe dışarı çekti ve ekseni çevresinde havaakımının dolaşabilmesi için silindir biçimine soktu. Alev halkabiçimini aldı ve lamba Argand'ın umduğu gibi daha güçlü bir ışıkvermeye başladı. Ne yazık ki, mucit, Etienne de Montgolfier'in de yakın dostu olduğuhalde Fransız halkının ilgisini çekemedi. Tek ilgi gösteren kişiyararlı her yenilikten yana olan ve adından çok söz ettiğimiz İngilizBoulton oldu. Ancak Argant'ın lambasının noksanları vardı; sözgelişi,baca görevi yapacak camı yoktu. Bu camı bulanın Quinquet adında bir Fransız eczacısı olduğu sanılıyor. Yeni ışıklandırmanın halka tanıtılması 27 Nisan 1874'te Paris'in ünlütiyatrosu Comedie Français'de, "Figaro'nun Düğünü"nün ilk temsilindeyapıldı. Çabuk yaygınlaşarak 1860'da petrol lambalarına da uygulandı vehavagazının benimsendiği tarihe kadar bütün dünyada kullanıldı. Argand'ın İngiltere'de, bu işi Boulton'a bırakması üzerineBirmingham'daki fabrikalar harıl harıl Argand lambası imal etmeyebaşladılar. Boulton'un fabrikaları durmadan gelişerek dünyanın en büyüktesisi durumuna gelmişti. Bütün ülkelerde ve İngiltere'nin bütünkontluklarında temsilcileri bulunmaktaydı. Cornouailles'daki temsilci,William Murdöck (1754-1839) adlı bir mühendisti. O güne kadar birçokyararlı icatları olmuştu. 1780'de Murdöck, Boulton'u bir ziyaretisırasında, ona çocukluğunda yapmış olduğu bazı deneylerden söz etti:Doğduğu İskoçya'nın kömür bölgesi Ayr'de kömür yakar, arıtır, dumanınıtoplamakla vakit geçirirmiş. Bu defa patronunun desteğiyle aynıdeneyleri tekrarlamaya koyuldu. Bu sabırlı kişinin çalışmalarının ayrıntıları hakkında bilgi sahibideğiliz. Fransız Lebon'unkinin aynısı olsa gerekti: Kuşkusuz bu dumanıtopladıktan sonra arıtmak için sudan geçirmiş ve çıkan gazı yakmış,alevinin beyaz, parlak bir ışık verdiğini gözlemlemişti. Bu "yanargaz" bir yenilik değildi. İngiliz Shirley 1667' de, Clayton1739'da ve Dixon 1760'da buna dikkati çekmişlerdi. Hatta 1783'teBelçikalı Minkeleers, Louvain Üniversitesinin kitaplığını ve 1787'deMurdock'un vatandaşı Dundonald Kontu Culross, manastırının holünübununla aydınlatmıştı. Ama Murdöck eserini, bu yarınsız girişimlere hiçbenzemeyen bir inatla sürdürdü. 1792'de ışıklandırmayı önce evindekurdu ve pis kokuları gidermek için karmaşık arıtma işlerine girişti. Bu uzun çalışmalarının sonucunu ancak 1801'de alabildi. Ancak, buyıllarda yalnız bununla uğraşmamıştı. Boulton ve Watt işten çekilmişlerve sorumluluğun bir kısmını aktarmak üzere onu çağırmışlardı. Murdöckişlerine öylesine dalmıştı ki, PhiKppe Lebon adlı bir Fransızın,havagazını keşfetmiş olduğunu ve Paris'te genel yerleri aydınlatmayahazırlandığı söylentileri kulağına gelmemiş olsaydı eskiaraştırmalarını befki de unutup gidecekti. .Bunun üzerine işe koyuldu.1803'te Boulton fabrikalarını ve 1805'te Manchester'deki Philips ve Leefabrikalarını aydınlattı. Murdöck 1780'de, Cornouailles'da deneylerine başladığı zaman Lebonhenüz 11 yaşında idi. 1792'de, yani İskoçyalı, evini havagazıylaaydınlatmaya başladığı sıralardaysa, Lebon Angouleme'de mühendislikyapmaktaydı. Doğduğu şehirde yaşadığı bu kısa dönemde ani biresinlenmeyle araştırmalara başladı. Talaş almış, bunu bir tüpün içindeyakmış, tüpün ağzına da ıslak bir bez bağlamış, bezden süzülen gazınyandığını ve keskin bir aydınlık verdiğini gözlemlemişti. Temel bulgubu olmakta birlikte işi geliştirmek ve yararlanılabilir bir durumagetirebilmek için çok çalışması gerekecekti. Lebon, ısınma ya da aydınlanmada, yanar maddelerden daha elverişli birşekilde yararlanma ve bu maddelerden çeşitli ürünler elde etmekonusundaki yöntemlerinin beratını ancak 1799'da alabildi. Buyöntemler, önce odunu ısıtma ve damıtma yoluyla katranını çıkarmak,sonra elde edilen gazı su dolu bir kabın içinden geçirmekti. Gaz, suyuniçinde arınıyor ve Lebon'un verdiği adla, "thermolampe" (ısı lambası)denen lambalarda yanıyordu. Ne var ki, arıtma işlemi her halde tam olmamıştı; çünkü Paris'teyerleştiği evin çevresindeki komşular mahalleyi pis kokular sardı diyegürültüler koparttılar. Bunlara tabii mum ve Argand lambasıyapımcılarınınki de eklenmeye başladı. Lebon boyun büküp evden taşınmakzorunda kaldı. Dominique sokağındaki Seignelay konağını kiraladı vebütün Paris'i bir gösteriye davet etti. Sonuç bir zafer oldu. Buradahalka yalnız küçük çapta bir gazhane değil, aynı zamanda bir deneylaboratuvarı da göstermiş; evi ve bahçeyi, gazı yakan lambalarla ışılışıl aydınlatmıştı. Bununla birlikte partiyi kazanmış sayılmazdı. Çünkü gazın kokusuçekilir gibi değildi. Deneyleri sürdürecek parası da kalmamıştı.Üstelik taşkömürü yerine odun gibi bir maddeden hareket etmiş olanLebon, çıkmaza girmişti. Gelecek Murdock'un yöntemindeydi. İşin bir güntatsızlığa varacağını anlayan mucit, çaresiz Normandiya'ya gitti vegazhanesini Rouen'de kurdu. Orada kendisini İngilizler. Almanlar,Ruslar ve daha başkaları ziyarete geliyor, yöntemini öğrenip evlerindeuygulamaktan çekinmiyorlardı. Her ne hikmetse, havagazının iki muciti de icatlarından bir yararsağlayamadılar. Hemen hemen iflâs durumuna gelen ve mühendisliktenaldığı maaşla geçinmekte olan Lebon, Napolyon'un taç giyme törenindebulunmaya Paris'e gittiği 2 Aralık 1804 gecesi Champs-EIysee'deöldürüldü. Murdock ise 1839'a kadar yaşadı ve başka icatları oldu. 1805'te Veierendeel'in deyimiyle yarı bilgin, yarı şarlatan bir AlmanLondra'ya geldi. Adı Winzler olan bu Kişi Avrupa'nın belli başlışehirlerinde havagazının çığırtkanlığını yapıyordu. Kamusal bir gösteriyapma izni alarak Carlton Hous Gardens'in duvarlarından birinin üstünebir havagazı feneri yerleştirdi. Sonra bir gaz şirketi kurdu ve Londrasokaklarını aydınlatma işini üstlendi. Ama işler kolay yürümüyordu: Halk yangından ve zehirlenmekten korkuyor,öte yandan Walter Scott dumanla aydınlanmayı uman ve ışığı borularlataşımayı kuranların aklına şaşıyordu. 1814'te bütün bunlara rağmenhavagazı, Londra sokaklarını aydınlatmaya başladı; 1817'de Amerika'da,daha sonra da Paris'te ilk gaz lambaları yandı. Paris'te, Philippe Lebon'un dul eşi, kocasının yarıda kalan göreviniüstüne alarak 1811'de bir gazhane kurdu. XVIII. Louis ve kendisindenbaşka hiç kimsenin bu yeni aydınlanma şekline güvenleri yoktu. 1817'deilk denemenin yapılması kralın ısrarları sayesinde mümkün oldu ve gazfenerleri ancak 1829'da Paris'i aydınlatmaya başladı. Fakat, yağlambaları ancak 25 yıl sonra tam anlamıyla söndü. |
||