Yaramazadam (Arşiv Ana sayfa) => Saglik

Konu: Kanser ve Çocukluk Çağı Tümörleri

Sayfa: [ 1 ]

hope777 08.11.2007 11:52:12
  • Kanser nedir?
  • Çocukluk kanserlerinin görülme sıklığı
  • Çocukluk çağı kanserleri nelerdir?
  • Çocukluk çağı kanserleri hangi yaşlarda görülür?
  • Çocukluk çağı kanserlerinde risk faktörleri nelerdir?
  • Çocukluk çağı kanserlerinde uyarıcı belirtiler nelerdir?
  • Çocukluk çağı kanserlerinde tedavi şekli nedir?
  • Kemoterapi nedir?
  • Radyoterapi nedir?
  • Kanserden korunma yolları nelerdir?
  • Kanser bulaşıcı bir hastalık mıdır?
  • Kan kanserleri (lösemi)
  • Beyin tümörleri
  • Lenfomalar
  • Nöroblastom (ilkel sinir hücrelerinin kanseri)
  • Wilms tümörü (ilkel böbrek hücrelerinin tümörü)
  • Yumuşak doku sarkomları (radyomyosarkom vb.)
  • Kemik kanserleri
  • Retinoblastom (gözün ilkel hücrelerinin tümörü)
  • Germ hücreli tümörler
  • Diğer kanserler
  • Uyulması gereken temizlik kuralları
  • Tedavinin yan etkileri ve önlemler
  • Kan ve kan ürünleri transfüzyonu
  • Anemi
  • Trombositopeni
  • Transfüzyonda dikkat edilecek hususlar
  • Ateşli nötropeni

    Kanser nedir? Vücudumuzun temel yapıtaşı hücrelerdir. Hücreler, kontrollü ve dengeli bir şekilde çoğalarak normal büyüme ve gelişmeyi sağlarlar. Vücudun herhangi bir yerindeki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalması sonucunda bir şişlik oluşur, buna tümör denir. Tümörler selim (benign) veya habis (malign) olabilir. Selim tümörler kayak aldıkları bölgeye sınırlıdırlar, diğer bölgelere yayılım yapamazlar. Habis tümörler ise kaynak aldıkları bölgede büyürler, ayrıca komşu dokulara ve uzak organlara yayılabilirler. Habis tümörlere kanser denir.


    Çocukluk Çağı Kanserleri Hakkında Genel Bilgiler

    Çocukluk kanserlerinin görülme sıklığıTüm kanserlerin yaklaşık % 2-4'ü çocuklarda görülür. Çocukluk çağı kanserlerinin görülme sıklığı bir milyon çocukta 120 kadardır. Buna göre Türkiye'de her yıl 2400 yeni çocuk kanseri olgusu beklenmektedir. Kanser tanı ve tedavisinde, özellikle ilaç tedavisinde (kemoterapi) kaydedilen önemli gelişmelere paralel olarak çocukluk çağı kanserlerinde sağkalım önemli ölçüde artmıştır. Çocukluk çağı kanserlerinin % 60-70'i günümüzde tamamen şifaya kavuşmaktadır. "Kanserden korkma, geç kalmaktan kork" sloganı çok doğrudur. Erken tanı konan, erken evrede yakalanan hastalarda kurtulma şansı çok yüksektir (% 80-90). Bizim görevimiz, hem halkı, her basamaktaki sağlık çalışanlarını bu konuda bilgilendirmek, böylelikle hastanın en küçük uyarıcı belirtilerde hekime başvurmasını ve hekimin de hızlı bir şekilde tanıya gidip hastayı kanser tedavilerinin yapıldığı merkezlere sevk etmesini sağlamaktır.

    Çocukluk çağı kanserleri nelerdir?

    Çocukluk çağı kanserlerinin % 30'unu kan kanserleri (lösemiler), kalan % 70'ini de vücudun diğer bölgelerinde görülen solid tümörler oluşturur.


    Çocukluk çağında görülen kanserler sıklık sırasına göre şunlardır:
    1. Lösemiler
    2. Beyin tümörleri
    3. Lenfomalar (Lenf bezesinden kaynaklanan kanserler)
    4. Nöroblastomlar (İlkel sinir hücrelerinden köken alan kanserler)
    5.Wilms tümörü (Çocukluk çağında en sık rastlanan böbrek tümörü)
    6.Yumuşak dokudan köken alan sarkomlar (en sık çizgili kastan köken alan rabdomiyosarkom görülür)
    7.Kemik kanserleri (Osteosarkom, Ewing sarkom)
    8.Retinoblastom (Göz tümörü)
    9.Germ hücreli tümörler
    10.Karaciğer kanserleri
    11.Diğer kanserler
    Çocukluk çağı kanserleri hangi yaşlarda görülür?Çocukluk çağı kanserleri yenidoğan döneminden, ergenlik dönemine kadar her yaşta görülmekle birlikte, en sık ilk beş yaşta görülür. Kemik tümörleri gibi bazı kanserler 10 - 15 yaşta daha sık görülür.
    Çocukluk çağı kanserlerinde risk faktörleri nelerdir?

    Kanser oluşumuna neden olan çeşitli risk faktörleri vardır:
    1. Bazı kromozom bozuklukları,
    2.Doğumsal bazı bozukluklar ve hastalıklar,
    3.Bağışıklık sistemini bozan hastalıklar,
    4.Çeşitli virüs enfeksiyonları,
    5.Radyasyona maruz kalma,
    6.Bazı kimyasal maddelere maruz kalma (benzen, ağır metal, tarım ilaçları ve petrol ürünleri),
    7.Hamilelikte kullanılan bazı ilaçlar ve alkol,
    8.Ailede kanser olgularının fazla olması (özellikle genç yaşta ve belli tıp kanserlerinin görülmesi).

    Çocukluk çağı kanserlerinde uyarıcı belirtiler nelerdir?

    Çocukluk çağı kanserlerinde bazı uyarıcı belirtileri bilmek ve bunların varlığında hızla doktora başvurmak gerekir.


    1.Boyun, koltukaltı ve kasık bölgesinde lenf bezlerinde hafif şişlikler,
    2.Vücudun herhangi bir bölgesinde şişlik,
    3.Solukluk, halsizlik
    4.Sık ateşlenme
    5.Ciltte morluklar çürükler
    6.Burun, dişeti kanamaları
    7.Başağrısı, kusma
    8.Ateşsiz havale geçirme
    9.Dengesizlik, yürüme bozukluğu, görme bozukluğu
    10.Kemik, eklem ağrıları
    11.Enfeksiyon (iltihab) tedavisine rağmen sebat eden öksürük, nefes darlığı,
    12.Gelişme geriliği
    13.İdrarda kan, idrar ve dışkılamada zorlanma
    14.Göz bebeğinde parlaklık, gözde kayma

    Uyarıcı belirtiler olduğunda hemen en yakın doktora veya sağlık kuruluşuna başvurmalı, gerekli tetkikler yapılıp, kanser tanısı düşünülüyorsa hasta onkoloji merkezlerine sevk edilmelidir. Onkoloji merkezlerinde kanser tanı ve tedavisinde uzmanlaşmış çeşitli branş hekimleri vardır. Bu merkezler ülkemizde bir çok büyük şehirdeki (İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya vs.) üniversite ve Sağlık Bakanlığı'nın Eğitim ve Araştırma hastanelerinde mevcuttur.

    Çocukluk çağı kanserlerinde tedavi şekli nedir?

    Kanser tedavisinde üç ana tedavi şekli vardır:
    1.Cerrahi
    2.Işın tedavisi (Radyoterapi)
    3.İlaç tedavisi (Kemoterapi)

    Bu tedavi şekilleri kanser tipine göre çeşitli kombinasyonlarda kullanılırlar. Cerrahi ve radyoterapiye, kemoterapinin eklenmesiyle çoğu çocukluk çağı kanserlerinde sağkalım (Şifa şansı) önemli ölçüde artmıştır. Günümüzde kansere yakalanan çocukların %60-70'i tamamen iyileşebilmektedir. İstatistiklere göre günümüzde gelişmiş ülkelerde her 900 erişkinden biri çocukluk çağı kanser sağkalanıdır. Bu çocukların toplumun sağlıklı birer bireyi olarak uzun bir hayat yaşıyabilmeleri için hem etkin tedaviyle çocukları kanserden iyileştirmek, hem de tedaviyi geç yan etkilerin en az olacağı şekilde planlamak gereklidir.

    Kemoterapi nedir?
    Kemoterapi karşı ilaçla tedavi demektir. Bu ilaçlar iğne olarak yapılabilir, bir kısmı ağızdan (tablet, kapsül, şurup veya süspansiyon şeklinde) alınabilir. Kemoterapi ilaçları iğne olarak en sık damardan, bazen kalçadan ve ciltaltına yapılabilir. Kan kanserinde lenf bezesi kanserlerinde, bazı beyin tümörlerinde kemoterapi ilaçları belden, bel suyuna verilebilir (intraketal). Tedaviler çok sıksa, damaryolu zor bulunursa, santral venöz kateter denilen özel aletler takılabilir. Kateterlerin tamamen cilt altına (port kateter) yerleştirilen tipleri, ayrıca uçları dışarıda olan tipleri vardır. Kemoterapi ilaçları kana karıştıktan sonra hızla çoğalan kanser hücrelerinin içine girerler. Kanser hücresinin büyüme ve çoğalmasını engeller ve sonunda yok olmasını sağlarlar. Kanser ilaçları, kanser hücreleri dışında hızla çoğalan, sindirim sistemini döşeyen mukoza, kemik iliği, saç kökleri gibi diğer hücreleri de etkiler ve bazı yan etkilere neden olurlar.

    Radyoterapi nedir?

    Yüksek enerjili x-ışınları ile tedavi demektir. Yüksek doz radyasyon, hücreleri öldürebilir veya çoğalmalarını önleyebilir. Kanser hücreleri normal hücrelerden daha hızlı çoğaldıklarından, tedavide radyasyon tedavisi kullanılabilir. Tek başına veya cerrahi ve kemoterapi ile birlikte kullanılabilir. Tedavi sırasında hastaya ağrı vermez. Hasta tek başına odada kaldığından küçük çocukları önceden hazırlamak gerekir. Cilt hassas olacağından tedavi sırasında sabun veya losyon kullanılmamalıdır.

    Kanserden korunma yolları nelerdir?

    Erişkinlerde sigara ve diğer tütün ürünlerini kullanmıyarak akciğer kanserlerinden korunma, bol lif içeren meyve ve sebzeden zengin gıda alımı ile kalın barsak kanserinden korunma önemlidir. Çocukluk cağı kanserinde kesin koruma yolları yoktur. Ancak iyi beslenme ve enfeksiyonlardan korunarak bağışıklık sisteminin güçlenmesi, kimyasal karsinojenlerden (kansere neden olan kimyasal maddeler) ve radyasyondan korunma, anne adaylarının doğumsal bozukluklar, kullandıkları ilaçlar ve alkol açısından kontrol altında olmaları riski azaltabilir.

    Kanser bulaşıcı bir hastalık mıdır?

    Kanser bulaşıcı bir hastalık değildir. Kanser tanısı almış bir hastanın kanseri bulaştırma riski yoktur, ancak gerek hastalığı, gerekse de tedavisi nedeniyle bağışıklık sistemi baskılanmış olduğundan, başkalarından kolaylıkla mikrop kapabilir ve ağır ateşli hastalık geçirebilir. O nedenle kanserli hastaları aksıran, öksüren kişilerden, kalabalık, kirli ortamlardan uzak tutmalıyız.



    ÇOCUKLUK ÇAĞI KANSERLERİ:


    TANILARA GÖRE AÇIKLAYICI BİLGİLER


    Kan kanserleri (lösemi)
    Risk faktörleri
    -Ailede, özellikle kardeşte lösemi varlığı
    -Kalıtsal bazı hastalıklar ve kromozom anomalileri
    -İyonize edici radyasyona maruz kalmak
    -Benzen, ağır metal, tarım ilaçları ve petrol ürünleri gibi kimyasal maddelere maruz kalmak
    -Bağışıklık sistemini baskılayan bazı ilaçlara maruz kalmak
    -Bazı viral hastalıklar sonrası

    Riski azaltan önlemler
    -Radyasyon ve elektromanyetik kirlenmeye karşı bilinçli olmak ve kendini korumak
    -Kimyasal ajanlarla temastan kaçınmak
    -Bağışıklık sistemine etkili ilaçları doktor kontrolünde kullanmak
    -Sigara, alkol gibi uyuşturucu maddelerin kullanılmaması
    Görülme yaşı
    -En sık 2-6 yaş

    Uyarıcı belirtiler
    -Sık ateşlenme
    -Halsizlik, düşkünlük
    -Solukluk
    -Boyun, koltuk altı ve kasık bölgelerinde lenf bezlerinde ağrısız büyüme
    -Ciltte küçük mor benekler veya erken morarma, çürüme, burun, dişeti kanaması
    -Ani gelişen nefes darlığı
    -Kemik ve eklem ağrıları

    Erken tanı
    -Uyarıcı belirtilerin varlığında acilen doktora başvurmak
    -Doktor kontrolünde tam kan sayımı yaptırmak

    Tedavi
    -Amaç, lösemik blastların (Farklılaşmamış ana hücreler) oluşumunu durdurmak ve yok etmek, aynı zamanda kemik iliğinin normal hücrelerinin çoğalıp, görev yapmalarını sağlamaktır.
    1. Kemoterapi dışı tedavi: Kemoterapi ile parçalanan lösemi hücrelerinden açığa çıkan ürik asit, fosfor ve potasyum gibi maddelerin vücuda zararlarını önlemek.
    2. Kemoterapi (ilaç tedavisi): Erkeklerde 3 yıl, kızlarda 2 yıl uygulanır.
    -Remisyon indüksiyon: Kandaki blast hücrelerinin tamamen temizlenmesi için yapılan yoğun ilaç tedavisi
    -Merkezi Sinir Sistemi Profilaksisi: Yüksek riskli hastalarda beyinde saklanabilen lösemi hücrelerini öldürmek için Radyoterapi (Işın tedavisi) yapılır.
    -İdame tedavisi: Hastalığın iyilik halinin devamı için ağız yoluyla alınan ilaç ile devam edilmesi.
    3. Psikoterapi: Hasta ve yakınlarında oluşacak psikolojik sorunların çözümlenmesi.

    Beyin tümörleri

    Risk faktörleri
    -Ailede kanser varlığı
    -Bazı kalıtsal hastalıklar (Kahve renkli iri benler, karaciğer ve böbrek kistlerinin varlığı)
    -İyonize edici radyasyona maruz kalmak
    -Elektro manyetik kirlenme

    Riski azaltan belirtiler
    -Başağrısı
    -Kusma
    -Görme bozukluğu, çift görme
    -Dengesizlik
    -Okul başarısızlığı, kişilik değişiklikleri
    -Havale geçirme
    -Şaşılık, göz hareketlerinde bozukluk
    -Kol ve bacaklarda kuvvetsizlik, felç
    -Küçük bebeklerde huzursuzluk
    -Bıngıldak kabarıklığı
    -Kafa çevresinde büyüme
    -Gelişme geriliği
    -Başını bir tarafa eğik tutma
    -Omurilik tümörlerinde sırt-bel ağrısı, kol-bacak felçleri

    Erken tanı
    -Uyarıcı belirtilerin varlığında acilen doktora başvurmak
    -Doktor önerisi ile bilgisayarlı tomografi ve magnetik rezonans görüntüleme çektirmek

    Tedavi
    1. Cerrahi: Tüm beyin tümörlerinde hastaya kalıcı zarar vermeden tümörün olabildiğince çıkarılması amaçlanır.
    2. Radyoterapi: Işına duyarlı olduğu bilinen tümörlerde uygulanır. Hem kafa hem de bel suyuna yayılma olasılığı olan tümörlerde omurilik boyunca bel de ışınlanır.
    3. Kemoterapi: İlaç tedavisine duyarlı olan tümörlerde ve ışın tedavisinin yan etkilerinin yüksek olduğu 3 yaşın altındaki çocuklarda uygulanır.
    Bu üç tedavi şekli hastanın yaşına ve tümörün cinsine göre kombine edilmektedir.

    LenfomalarHodgkin Hastalığı ve Hodgkin Dışı Lenfomalar
    Risk faktörleri
    -Ailede lenfoma varlığı
    -Kalıtsal veya edinsel bağışıklık yetersizliği hastalıkları
    -Bazı kromozom bozuklukları
    -Epstein-Barr Virüs enfeksiyonu

    Riski azaltan faktörler
    -Bağışıklık sistemini güçlendirmek (Beslenme ve enfeksiyonlardan korunmak)

    Görülme yaşı
    -En sık 5-15 yaş arası

    Uyarıcı belirtiler
    -Boyun, koltuk altı, kasık bölgelerinde lenf bezlerinde ağrısız şişlikler
    -Kuru ve inatçı öksürük
    -Solunum sıkıntısı
    -Solukluk
    -Halsizlik, yorgunluk
    -Terleme
    -Kilo kaybı
    -Sık ateşlenme
    -Karın ağrısı, karında şişlik, gerginlik
    -Kusma, ishal
    -Kanlı dışkı
    -Barsak tıkanıklığı
    -İdrar yapmada zorluk
    -Kemik ve eklem ağrıları

    Erken tanı
    -Uyarıcı belirtilerin varlığında acilen doktora başvurmak

    Tedavi
    -Lenfomaların tipine göre tedavi değişir.
    -Hodgkin Hastalığı hem ilaç tedavisine hem de ışın tedavisine duyarlı olduğundan; tüm hastalarda ilaç tedavisi ve ardından da ışın tedavisi yapılır.
    -Hodgkin Dışı Lenfomalar çok hızlı ilerler. Acilen tedaviye başlamak gerekir, temel tedavi yaklaşımı ilaç tedavisidir. Işın tedavisi ve cerrahi yaklaşım ancak bazı özel durumlarda uygulanmaktadır.
    -B hücreli Hodgkin Dışı Lenfomada tedavi lösemi tedavisi gibidir.

    Nöroblastom (ilkel sinir hücrelerinin kanseri)
    Risk faktörleri
    -Kardeşte aynı hastalığın olması
    -Alkolik anne bebeği
    -Sara hastalığı nedeni ile ilaç kullanan anne bebeği
    -Genişlemiş kalın barsak hastalığı
    -Ailede benzer hastalıkların olması

    Riski azaltan önlemler
    -Anne adaylarının alkol ve ilaç kullanmamaları

    Görülme yaşı
    -En sık ilk 4 yaşta

    Uyarıcı belirtiler
    -Annenin gebelikte çarpıntısı olması, tansiyonunun yüksek olması
    -Vücudun birçok yerinde ortaya çıkabilir
    -Karın ağrısı, karında şişlik
    -Baş-boyunda şişlik
    -Gözde şişlik, morarma, göz kapağında düşme, göz bebeğinde küçülme, kontrol edilemeyen göz hareketleri
    -Vücutta istemsiz hareketler
    -Kol veya bacaklarda ağrı veya felç
    -Dışkı veya idrar kaçırma veya tutukluk
    -İshal veya kabızlık
    -Sırt veya bel ağrısı, omurga eğrilikleri
    -İştahsızlık, kusma
    -Burun tıkanıklığı, kanama
    -Solukluk, halsizlik, uyku hali
    -Solunum sıkıntısı, yatma zorluğu
    -Lenf bezlerinde şişlik

    Erken tanı
    -Uyarıcı belirtilerin varlığında zaman geçirmeden doktora başvurmak

    Tedavi
    -Cerrahi yaklaşım: Tanısal veya tedavi amaçlı olabilir. Mümkünse kitle tam çıkarılmaya çalışılır. Erken evrelerde tümörün tam çıkarılması tek tedavi şekli olabilir.
    -Kemoterapi: İleri evre tümörlerde temel yaklaşımdır. Çok ilaçlı tedaviler kullanılır.
    -Radyoterapi: Işına duyarlı bir tümördür. İlaçla kontrol altına alınamamış, cerrahi olarak çıkarılamayan tümörlerde verilir.
    -Diğer tümörlerdeki gibi hastalığın yayılımına göre tedavi planlanması yapılır.

    Wilms tümörü (ilkel böbrek hücrelerinin tümörü)
    Risk faktörleri
    -Kardeşte Wilms tümörü olması
    -Göz bebeğinin etrafındaki renkli halkanın (iris) olmaması
    -Kromozom anomalileri
    -Böbrek ve idrar yollarında doğumsal anomaliler (At nalı böbrek, gelişmemiş böbrek, kistik böbrek hastalığı)
    -Üreme organlarında doğumsal anomaliler (İnmemiş testis, idrar çıkış deliği anomalileri)
    -Zekâ geriliği, küçük kafatası
    -Göbek fıtığı, organ büyüklükleri veya vücudun bir yarımının büyümesi
    -Kulak anomalileri
    -Ciltte sarı-kahverengi lekeler

    Riski azaltan önlemler
    -Hamileliklerin başlangıçtan itibaren doktor kontrolünde bebeklerin anomaliler yönünden izlenmesi

    Görülme yaşı
    -En sık ilk 5 yıl

    Uyarıcı belirtiler
    -Karında şişlik, ele gelen kitle
    -Kanlı idrar

    erken tanı
    -Uyarıcı belirtilerin varlığında zaman geçirmeden doktora başvurmak

    Tedavi
    -Cerrahi: Tümör ile beraber böbreğin tamamı çıkarılır.
    -Radyoterapi: Işına duyarlıdır. Eve ve patolojik sınıflamaya göre ışın tedavisine karar verilir. Cerrahi sonrası en kısa zamanda, 10 gün içinde başlanır. İyi veya kötü gidişli tümör tipine göre değişen dozlarda verilir.
    -Kemoterapi: Cerrahi sonrası en kısa zamanda, en fazla 5 gün içinde ilaç tedavisine başlanmalıdır. Yayılmamış olanlarda daha az sayıda, yayılmış olanlarda ise daha fazla kullanılarak, ilaç tedavisi başlanır.
    Tedavi süresi 6 ay ile 15 ay arasında değişmektedir.

    Yumuşak doku sarkomları (radyomyosarkom vb.)

    Risk faktörleri
    -Ailede kanser varlığı
    -Doğmalık anomaliler (İdrar yolları ve üreme organı anomalileri, küçük kafa, iskelet bozuklukları, kalp anomalileri, vücudun bir bölümü veya organlarda büyüme, vücutta iri kahverengi benler)
    -Uyuşturucu kullanan annelerin çocukları
    -Doğum öncesi radyasyona maruz kalma

    Risk azaltan önlemler
    -Hamileliklerin başlangıçtan itibaren kontrolü
    -İyonize edici radyasyondan kaçınma

    Görülme yaşı
    -En sık 2-6 ve 12-19 yaş

    Uyarıcı belirtiler
    -Vücudun her yerine yerleşebilir. Yerleştiği yere göre şişlik ve bası belirtileri yapar.
    -Baş boyunda kitle
    -Gözde şişlik, şaşılık göz kapağında kitle
    -Sinüzit, burun kanaması, tek taraflı burun akıntısı
    -Kulak akıntısı, dış kulakta polipoid kitle
    -Karın şişliği, gerginlik
    -Kanlı idrar, idrar zorluğu
    -Kanlı vaginal akıntı, vagende kitle
    -Testis yanında ağrısız şişlik
    -Kabızlık
    -Kol veya bacakta ağrısız şişlik

    Erken tanı
    -Uyarıcı belirtiler varlığında zaman geçirmeden doktora başvurmak

    Tedavi
    -Cerrahi, ilaç tedavisi ve ışın tedavisinden oluşan multimodel tedavinin en etkin biçimde uygulandığı tümörlerden birisidir. Herbir tedavi modelinin uygulama zamanı ve yoğunluğu, tümörün yerleşim yeri, yayılım derecesi, hastalığın alt tipi ve hastanın yaşına göre planlanmaktadır.
    -Cerrahi: Temel prensip, geniş rezeksiyon ile tümörün tam çıkarılmasıdır. Ancak hastada fonksiyon ve kozmatik bozucu agresif girişimlerden kaçınılmalıdır.
    -Kemoterapi: Hastalığın yerleşim yeri, yayılım derecesi ve histolojik alt tiplerine göre yoğunluğu değişmek üzere tüm hastalarda ilaç tedavisi kullanılmaktadır.
    -Radyoterapi: İyi histolojik ve çok erken dönemde saptanmış olan grup hariç, tüm hastalarda ışın tedavisi kullanılır.

    Kemik kanserleri

    Risk faktörleri
    -Ailede kanser
    -Kromozom bozuklukları
    -İyonize edici radyasyon
    -Radyokontrast maddelere sık maruz kalmak
    -Yaşıtlarına göre uzun boy
    -Doğmalık kemik hastalıkları

    Riski azaltan önlemler
    -İyonize edici radyasyondan ve radyokontrast maddelerden kaçınmak

    Görülme sıklığı
    -En sık 12-19 yaş

    Uyarıcı belirtiler
    -Ağrı
    -Şişlik
    -Hareket kısıtlılığı
    -Ateş

    Erken tanı
    -Uyarıcı belirtiler varlığında zaman geçirmeden doktora başvurmak

    Tedavi
    1. Osteosarkom tedavisi: Primer tedavisi cerrahi ve ilaç tedavisidir. Işına dirençli bir tümördür. İlaç tedavisi cerrahiden sonra uygulanabileceği gibi, cerrahiden önce başlanıp, cerrahi sonrası da devam edilebilir. Işın tedavisi bazı özel durumlarda kullanılabilir.
    2. Ewing sarkoma tedavisi: Yaygın bir hastalık olduğundan öncelikle ilaç tedavisi başlanmalıdır. Lokal kontrolü (hastalığın başlangıç yerinin kontrolü) sağlamak için de ışın tedavisi, cerrahi tedavi, veya her ikisi birden kullanılabilir.

    Retinoblastom (gözün ilkel hücrelerinin tümörü)

    Risk faktörleri
    -Ailede kanser
    -Kromozom anomalileri
    -Doğmalık anomaliler (küçük kafa, geniş burun kökü, gözlerin birbirinden uzak olması, küçük göz küresi, düşük göz kapağı, başparmak anomalileri)

    Riski azaltan önlemler
    -Hamilelikte başlangıçtan itibaren doktor kontrolü
    -Ailede retinoblastom varsa genetik danışma ve doğum öncesi tarama yöntemi ile yeni hamileliklerde risk oranının belirlenmesi

    Görülme yaşı
    -En sık ilk 2 yaş

    Uyarıcı belirtiler
    -Işıkta gözde beyaz yansıma (Kedi gözü refleksi)
    -Şaşılık
    -Kırmızı ağrılı göz
    -Görme kaybı
    -Solukluk, kafada ve vücudun diğer yerlerinde şişlik (İleri evre belirtileri)

    Erken tanı
    -Uyarıcı belirtiler varlığında zaman geçirmeden göz doktoruna başvurmak

    Tedavi
    -Amaç görme fonksiyonu olan gözü kurtarmaktır. Tümörün yayılımına göre tedavi yapılır. Cerrahi, ilaç tedavisi, ışın tedavisi, fotokoagulasyon, kriyoterapi tedavi modellerinden biri veya birkaçı birlikte kullanılabilir.

    Germ hücreli tümörler
    Risk faktörleri
    -Kromozom bozuklukları
    -Üreme organlarına ait doğumsal bozukluklar

    Riski azaltan önlemler
    -Hamilelikte kontrol

    Görülme yaşı
    -En sık 0-3 yaş ve 8-14 yaş

    Uyarıcı belirtiler
    -Dışkı ve idrar yapmada güçlük
    -Karında şişlik
    -Testislerde ağrısız şişlik
    -Karında şişlik, gerginlik, ağrı, kusma
    -Kanlı vaginal akıntı
    -Öksürük, solunum sıkıntısı

    Erken tanı
    -Uyarıcı belirtilerin varlığında zaman geçirmeden doktora başvurmak

    Tedavi
    -Yayılımın olmadığı erken evrelerde (Evre I) ve olgun teratom tiplerinde yalnızca cerrahi, yeterli olmaktadır. Diğer evrelerde ve malign germ hücreli tümörlerde ise kemoterapi (ilaç tedavisi) uygulanır.

    Diğer kanserlerÇeşitli organ kanserleri çocuklarda çok seyrek olup, özellikleri erişikin kanserlerde olduğu gibidir.

    KANSER TEDAVİSİ SIRASINDA UYULMASI GEREKEN KURALLAR, YAN ETKİLER VE DESTEK TEDAVİSİ


    Uyulması gereken temizlik kurallarıKanser ve kanser tedavisi sırasında hastanın infeksiyon (iltihabı hastalıklar) riski yüksektir. Sağlıklı bir kişide önemli bir hastalık oluşturmayan bir mikroorganizma (mikrop), kanserli çocukta çok ağır ateşli hastalığa neden olabilir. Temizlik kurallarına uyarak bu riski azaltabilirsiniz.

    El yıkama:
    Yemek öncesi ve yemek sonrasında, tuvalet ihtiyacı sonrasında ve çoçuğa yapılacak her müdahaleden sonra eller mutlaka en az 30 saniye su ve sabunla yıkanmalıdır. Sıvı sabun ve kullanılıp atılan kağıt havlu kullanılmalıdır.

    Vücut temizliği:
    Vücut temizliği çok önemlidir. Çocuğun sabah kalkınca eli, yüzü yıkanmalıdır. Bu işlem hasta kalkabiliyorsa lavabo başında, değilse temiz sabunlu bir bez ile yapılabilir. Hasta sık çamaşır değiştirmeli, sık banyo yapmalıdır. Kemoterapi (ilaç tedavisi) sırasında banyo yapmanın bir sakıncası yoktur. Radyoterapi (ışın tedavisi) sırasında ise ışın gören sahanın yıkanmaması istenir. Bu konuda doktorun önerisine uyulmalıdır.

    Ağız bakımı:
    Dişler her öğün sonrasında (günde 3 kez) yumuşak kıllı bir fırça ile fırçalanmalıdır. Tedavi sırasında ağızda yara (mukozit), dişetlerinde kanama olabilir, bu durumda diş fırçalama çok ağrılı olabilir, o nedenle temiz bir süngerli çubuk ile dişler temizlenebilir. Ayrıca günde 3 kere yemekten sonra ağız gargarası yapılmalıdır. Bu işlem, hazır satılan gargaralarla (klorheksidinli gargara gibi) yapılabileceği gibi, bikarbonatlı (kaynatılmış ılıtılmış 1 bardak suya 1 kaşık karbonat koyarak) gargara ile de yapılabilir. Mukozit varsa, mikostatin içeren suspansiyon günde 3 kere 1 damlalık dolusu ağız içine damlatılır.

    Beslenme:
    Tedavi sırasında birkaç durum dışında, hasta her istediğini yiyip içebilir. Yiyecek ve içeceklerin temizliği çok önemlidir. Kabuklu meyveler iyice yıkanıp, kabukları soyulmalıdır. Açıkta satılan yiyecekler (tezgahta satılan simit, tatlı gibi) verilmemelidir. Ambalajlı gıdalar (ambalaj içinde bisküvi gibi), pişmiş gıdalar verilir. Kortikosteroidler (dekort prednol gibi) tedavide kullanıldığında tuz kısıtlaması yapılmalıdır. Kemoterapi verilirken ve sonrasında bulantı, kusma varsa ağır gıdalardan (yağlı, baharatlı) kaçınılmalıdır. Kemoterapi verilirken naneli şeker, sakız çiğneyerek ağızdaki metalik tat giderilebilir.

    Bulaşma:
    Kanserli hasta kimseye hastalığını bulaştırmaz. Ancak etrafındaki enfeksiyonlu (iltihabi hastalık, grip, nezle, boğaz iltihabı gibi) hastadan kanserli hastaya çok kolay enfeksiyon bulaşabilir ve onda ateşli ağır hastalık oluşturabilir. O nedenle öksüren. aksıran, ateşli hastalardan uzak kalması gereklidir.

    Tedavinin yan etkileri ve önlemlerKan akımına karışan kemoterapötik ilaçlar, kanser hücreleri gibi hızlı çoğalan hücreler tarafından tutulur. Hücrenin büyüme ve çoğalmasını önler, sonunda da hücre yok olur. Antikanser hücreler yalnızca kanser hücrelerini değil, gastrointestinal sistem, kemik iliği, saç kökleri ve üreme sistemi gibi hızlı çoğalan diğer normal hücreleri de etkiler. Dolayısıyla da azaltabilir. Yan etkilerin şiddeti ve tipi, kişiye ve tedaviye göre değişir.
    Bu yan etkilerin çoğu geçicidir.
    Sık görülen akut (hemen olan) yan etkiler
    -Bulantı ve kusma
    -Enjeksiyon yerinde ağrı ve yanma

    Daha az görülen akut yan etkiler
    -Allerjik reaksiyonlar (Kaşıntı, döküntü, göz kapaklarında, elde ve ayakta şişlik, nefes almakta zorluk)
    -Damar dışına ilaçların sızması

    Sık görülen geç yan etkiler
    -Saç dökülmesi
    -Ağızda yanma ve yaralar
    -Kabızlık (özellikle vinkristin ilacının yan etkisi)
    -Kemik iliğinin baskılanması (kan sayımları düşüktür)

    Nadir görülen geç yan etkiler
    -Sarılık (karaciğerdeki bozukluğa bağlı olarak cilt ve göz renginin sarı olması)
    -Hemorajik sistit (mesanede ilaçların yaptığı zarara bağlı olarak idrarın kanlı gelmesi)
    -Sinir sistemi bozuklukları (dalgınlık, yorgunluk, iletişim bozukluğu)

    Kemoterapinin yan etkilerini azaltacak uygulamalar
    1.Vinkristin'e bağlı kabızlık: Tedaviden önce başlanıp, 1 hafta boyunca bol sıvı alımı, meyve suları, sebze ve kepekli gıdalar verilir. Kabızlık çok şiddetli ise laksatif ilaç verilir. 2.Bulantı ve kusma: Bazı ilaçlarla azaltılabilir, ancak tam önlemek olası değildir.
    3.Prednizon ve deksametazon'a bağlı yemek borusunda ve midede ekşime, ağrı: Bunu önlemek için yarım bardak süt ve her ilaçla beraber 1-2 kaşık antiasid verilir.
    4.Metotreksat, adriamisin gibi ilaçlarla ağızda oluşan yaralar: Önleyici özel bir diyet yoktur. Ağız sağlığına dikkat edilmeli ve özel gargaralar kullanılmalı.
    5.Vinkristin, adriamisin, metotreksat, siklofosfamid gibi ilaçlara bağlı saç dökülmesi: Kullanılan ilaçlara göre değişik derecelerde olabilir. Önlemek olası değildir, ancak tekrar saçlar çıkar. Yeni çıkan saçların renk ve yapısı farklı olabilir. İstenirse peruk kullanılabilir.
    6.Enjeksiyon yerinde vinkristin, daunorubisin veya adriamisin sızmasına bağlı doku yanıkları: Enjeksiyon yerinde ağrı, şişlik, kızarıklık olabilir. Doktora bildirilir ve uygun tedavi yapılır.
    7.Hemorajik sistit (mesaneden kanama): İlaç verildikten hemen sonra veya haftalar, aylar sonra da olabilir. Mesanede ilaç bırakmamak için bol sıvı verilmelidir. Pembe veya kanlı idrar görüldüğünde hemen doktora bildirilmelidir.
    8.Bazı ilaçlar güneşe duyarlılığı arttırabilir. Koruyucu losyonlar kullanılır.

    Kan ve kan ürünleri transfüzyonuKemoterapinin önemli yan etkilerinden biri de kemik iliğinin normal kan hücrelerini üretme özelliğini azaltmasıdır. Bunun sonucunda da anemi, kanama ve infeksiyon riskleri artmaktadır. Bu durumda kan değerlerinde düşme görülebilir. Doktor gerekli gördüğü taktirde, hastaya kan veya kan ürünleri hastanede verilir (kan ve kan ürünleri transfüzyonu). Kan ve kan ürünleri (eritrosit süspansiyonu, trombosit süspansiyonu gibi) Kızılay Kan Merkezin'den veya hastanelerin kan bankalarından elde edilir.
     
    AnemiHemoglobin değerinin hastanın yaşına uygun değerin altına düşmesidir. Kanser tedavisi sırasında hemoglobin 8gr/dl altına düşerse hastaya "eritrosit süspansiyonu" (çocuklarda) 10cc/kg.dozda 4-6 saatte verilir.

    TrombositopeniTrombosit değerinin 175.000/mm3 altında olmasına trombositopeni denir. Trombosit değeri 100.000/mm3 altında olduğunda kanama riski vardır. Bu hastaların travmadan (vurma, çarpma), aşırı efor gerektiren hareketlerden (sümkürme, ıkınma) kaçınmaları gerekir. Trombositler 20.000/mm3 altına düştüğünde ise spontan kanama (beyin kanaması gibi) olabilir. Trombositler 5.000/mm3 altında ise spontan kanama riski çok fazladır.
    Trombositler 100.000/mm3 altında olup, kanama varsa (burun kanaması, idrarda kanama, mide kanaması gibi) veya torombositler 20.000/mm3 altında ise trombosit süspansiyonu transfüzyonu (çocuklarda 10 kg'a 1 ünite dozda, her ünite 20 dakikada) uygulanır.

    Transfüzyonda dikkat edilecek hususlar
    1.Kan verecek kişinin (donör), kana geçebilen enfeksiyonlar yönünden (hepatit B, hepatit C, HIV, sifiyiz) taraması yapılmalıdır.
    2.Tüm kan ve kan ürünleri, hastanın gubundan olmalıdır.
    3.Kan ve kan ürünleri ışınlanmalıdır.
    4.Eritrosit süspansiyonu için lökosit filtresi, trombosit süspansiyonu için trombosit filtresi kullanılır.
    5.Transfüzyon öncesi verici kanının alıcı kanıyla uyumlu olduğunu görmek için "cross match" yapılır.

    Ateşli nötropeniKanser veya kanser tedavisinin kemik iliğini baskılaması nedeniyle hastanın kan değerlerinde düşme görülebilir. Lökositler ve onların içinde nötrofillerin sayısı düşebilir. Nötrofillerin 500/mm3 altına düşmesine nötropeni denir. Nötropeni durumunda, hastanın infeksiyonlara yakalanma riski fazladır. Bu hastalar ateş yönünden çok yakın izlenmelidir (ateşli nötropeni). Ateş koltuk altından 38°C üstünde olduğunda hasta hemen hastaneye getirilmelidir.
    Ateşli nötropenik hasta acilen hastanede yatırılır. Gerekli tetkikler (kültürler v.s.) alınarak, hemen damar yolundan geniş spektrumlu antibiyotik başlanır. Tedavi, hastanın ateşi düşüp, nötropeni düzelene kadar devam eder. Kültürlerde üreme varsa, tedavinin şekli ve süresi uygun şekilde düzenlenir.
    Hastanın diğer kan değerlerine de bakılır. Gerekiyorsa kan ve kan ürünleri transfüzyonu (eritrosit süspansiyonu, trombosit süspansiyonu gibi) uygulanır.


Sayfa: [ 1 ]