|
||
| Hazırlayan : Prof. Dr. Hakan Şatıroğlu Gerçekte erkeklerde bu dönemde belirgin bir hormonal değişim olmaz,ancak 50‘li yaşlardan itibaren yaşa bağlı değişimler ve buna bağlıperformans azalmaları ortaya çıkar. Yaşa bağlı değişimler şunlardır; Testislerde küçülme ve sertleşme ( testosteron azalmaz ) Ereksiyonda güçlük, olduğunda uzama Yavaş ve güçsüz meni çıkarma Bu değişimleri etkileyen en önemli faktörler ise şöyle sıralanabilir ; Vücut değişimleri, kas gücünde azalma, çabuk yorulma Kalp-damar hastalıkları Solunum sistemi hastalıkları Şeker hastalığı Dejeneratif eklem hastalıkları Prostat hastalıkları, operasyonlar Kullanılan bazı ilaçlar ( tansiyon, depresyon vb.) Alkol, sigara Başarısızlık korkusu Cinsel ilişki sırasında ölme korkusu Monotonluk Beklentilerin azalması Toplumun yaşlı cinselliğini yok farz etmesi Kendine ait bir mekana sahip olamama Sosyo-ekonomik güçlükler Hanımlarda olduğu gibi hormon tedavisine gerek yoktur çünkü üretimazalmamıştır. Ancak genel sağlık sorunlarının yanında özellikle damarhastalıklarına bağlı olarak gelişen sertleşme problemi ve prostatbüyümesine bağlı idrar sıkıntıları nedeniyle düzenli hekim kontrollerigereklidir. Eğer sertleşme olamıyorsa, günümüzde çok çeşitli ve güvenli penilprotezler (mutluluk çubuğu) basit operasyonlar ile uygulanabilmektedir. Prostat büyümesi önemlidir çünkü idrar yolunu tıkayarak çok rahatsızeder. Bu durumda kolay ancak dikkatle gerçekleştirilen operasyonlarbaşarı ile yapılmaktadır. Bu operasyonlardan sonra sertleşme birazgüçleşmekte, meni çıkarma işlevi son bulmaktadır. ** At nalı böbrek Böbreklerde görülen bir füzyon (birleşme) anomalisidir. Diğer füzyonanomalilerine göre daha sık görülür. Böbrekteki bu doğuştananormallikte, böbrek orta çizgisiyle alt kutuplar arasında parankimalbir istmus (daralan bir bölge) vardır. İki böbrek birleşmiş ve at nalışeklinde tek böbrek halini almıştır. Bu anomalide; böbreklerle idrar torbası (mesane) arasında yer alanüreterler, bu istmus'un önünden ve iç-yanından geçer. Bu nedenleikincil tıkanmalar meydana gelir. Üreterden idrar geçişi zorlaşmıştır. At nalı böbreklilerin üçte birinde herhangi bir sorun çıkmaz. Kişihayatına hiçbir sorun yaşamadan devam eder. Hatta bu durum, başka birnedenle ultrason vs yapılmadıkça öğrenilemez. Üçte bir olguda hidronefroz gelişebilir. İdrar daralan üreterdengeçemez ve böbrek büyür. Sadece bu durumda böbrek fonksiyonları tamolarak bozulur. Bu durum hayli tehlikelidir. Acilen ameliyat yapılıp düzeltilmezse böbrek kaybedilebilir. Diğer üçte bir olguda ise sadece kişinin arkaya doğru aşırı hareketinde(belin arkaya doğru hareketinde) şiddetlenen karın ağrısı olur. Bukişilerde de bazen ameliyat gerekebilir. At nalı böbreği olanların dikkat etmesi gereken en önemli husustravmadır. Özellikle karına gelecek yumruk,tekme ve diğer travmalar çokciddi sonuçlara yol açabilir. Ameliyatla tedavide böbrekteki daralan bölge (istmus) çıkartılır ya daböbreğe yeniden pozisyon verilir. Bu ameliyatların ortak amacıüreterden idrar geçişini rahatlatmaktır. Hazırlayan : Dr Şahi Kuray ** Balanit Balanit, glans (penis başı) veya penis ucunun iltihaplanmasıdır.Oldukça sık görülen bir rahatsızlıktır. Sünnet olmamış erkeklerde,özellikle sünnet derisinin daralması nedeniyle kolaylıkla geriyeçekilemediği durumlarda, sünnet olmuş erkeklere kıyasla daha fazlagörülür. Belirtiler : Penisin ucunda kızarıklık ve tahriş. Balanitin birçok çeşidi vardır. Nedenlerinden bazıları; böbrek yollarıenfeksiyonu, penise sürtünen kumaşın tahrişi veya kumaşın temizlenmesiya da yapımında kullanılan kimyasal maddeler ve doğum kontrolkremlerine reaksiyon, olabilir. Şeker hastası erkeklerde, idrarda fazlaşeker bulunması nedeniyle, balanitis çok sık görülür. Mantarenfeksiyonu da sık rastlanan bir sebeptir. Teşhis Penisteki tahriş bir iki gün içinde geçmezse doktorunuza veya birüroloğa danışmak gereklidir. Doktor penisi inceleyerek ve daha ciddienfeksiyon ihtimalinin olup olmadığını anlamak için testler yapacaktır.Balanit teşhisi konursa da, şeker hastalığı ihtimalini gözönündetutarak idrar testi uygulayacaktır. Tedavi Balanit tedavisinin temeli temizliktir. Sünnet derisi kolaylıkla geriçekilemeyen bir erkekte balanit in iyileşmesi ve önlenebilmesi içinsünnet yapmak gerekebilir. Bakteri ve mantar enfeksiyonlarınıiyileştirmek için antibiyotikler ve mantar ilaçları kullanılır. *** Boşalma güçlüğü Erkeklerin çoğu, sevişme sırasında, daha eşleri doyuma ulaşmadan, hattayeterince heyecanlanmadan, kendilerinin hızla orgazm olduklarıdurumları yaşamışlardır. Sevişmenin daha başlangıcında meydana gelenböyle bir erkek orgazmına, erken boşalma denir. Erkeklerin cinselsorunları arasında en yaygın olanı budur. Bazılarında boşalma, penisdaha dölyoluna girmeden bile olabilir. Çoğundaysa, bir iki sürtünmeninardından hemen orgazm gelir. Teknik anlamda, cinsel birleşmegerçekleşmiştir. Eğer erkeğin orgazmı, penis vajinanın içindeykenolmuşsa, erken boşalmaya rağmen kadın gebe kalacaktır. Cinsel eylemin hangi aşamasında olursa olsun, boşalma erkeğe belli birhaz verir, zevkli bir gevşeme, rahatlama sağlar. Ama sevişme,heyecanlanma ve cinsel gerilim süresi ne kadar uzunsa, boşalma verahatlamayla gelen haz da o kadar büyük olur. Dolayısıyla, erkenboşalmanın getireceği fiziksel ve duyusal haz, uzun süreli birsevişmenin ardından gene orgazmın vereceği hazdan daha az olacaktır.Bunun da ötesinde, birşeyin daha başlamadan bitmesi anlamına gelenböyle bir durum, boşalmadan duyulan hazza mutlaka yetersizlik,başarısızlık ve kaygı duyguları karıştıracaktır. Eşini doyuramamışolmak da erkeğin bu başarısızlık ve kaygı duygularınışiddetlendirecektir. Erken boşalma, genellikle, ilk cinsel deneylerini hep "aceleyle"yaşamış kişilerde görülür. Bu deneylerin esas amacı, erkeğin cinselgeriliminin fazla gecikmeden giderilmesidir ve kadın da, eğer varsa,sadece bu amaca ulaşmak için kullanılan bir araç durumundadır. İlkgençlik yıllarında erkeklerin genelevlerdeki ilişkileri ya da genelolarak, hiçbir mahremiyet koşulunun bulunmadığı durumlarda aceleyletamamlanan cinsel birleşme deneyleri, erkeklerde erken boşalmayı biralışkanlık haline getirebilir. Aynı şekilde, yakalanma korkusu içindeyapılan masturbasyon da, eğer çok sık denenen bir doyum yolu halinegelmişse, cinsel birleşme sırasında erken boşalmanın nedeni olabilir.Erkek yaşantısında çok sık görülen bütün bu deneylerin ortak yanı,yakalanma korkusundan veya herhangi bir başka nedenden ötürü orgazmınıaceleye getirmesidir. Cinsel arzunun ilk uyanışıyla boşalma arasındakisüre, kadın erkek arasındaki bedensel ve ruhsal temasın verdiği hazduygusuyla değil, gerginlik, kaygı ve sabırsızlıkla doludur. Erkek busüreyi kısaltmaya çalışmaktadır; öyle ki, bunun yarattığı koşullanma,onun en küçük uyarılara karşı aşırı ölçüde duyarlılaşmasına nedenolduğu için, daha sonra kadınlarla girişeceği cinsel birleşmedeneylerinde de erken boşalma kaçınılmaz olacaktır. Erken boşalmadanyakınan erkeklerin çoğu, merkezi sinir sistemleri aşırı ölçüde duyarlıkişilerdir. Bu durum, çocukluklarında sık sık yataklarını ıslatmalarınaneden olmuştur; bundan ötürü cezayla ya da alayla karşılaşmaları,onları ergenlik çağına doğru daha da duyarlı ve kaygılı kişileredönüştürmüştür. İngiltere ve Amerika'da kliniklerde yapılan gözlemler,erken boşalma sorunundan yakınan erkeklerin genellikle çevrelerindenkopuk kişiler olduğunu ortaya koymuştur. Bu kopukluk ya çok ürkek veezik bir kişilikte ya da aşırı ölçüde saldırgan ve iddialıdavranışlarda kendini belli etmektedir. Bu tür kişiler, başkalarınınkendileri hakkındaki düşünce ve yargılarına hastalık derecesine varanbir önem vermekte ve bu yüzden insanlara karşı sürekli tetiktedurmakta, kimseye güvenmemektedir. Çoğu zaman ilk cinsel deneylerinibüyük bir gizlilik içinde yürütmüşlerdir. Çünkü çevrenin kendileriniayıplamasından korkmaktadırlar. Kadınlarla ilk ilişkilerinde de,özellikle fazla değer vermedikleri, bağlanmayacakları kadınlarıseçmişler ve gerçek doyuma ulaşmaktan çok erkeklik güçlerinikanıtlamayı amaçlamışlardır. Daha sonraları, uzun süreli bir ilişkiyegirdiklerinde de, erken boşalmanın ve doyumsuzluğun ilk belirtileriylekarşılaşmışlardır. Kuşkusuz, bu türden komplekslerden uzak, rahat kişiler de erken boşalmasorunuyla karşılaşabilir. Sırf başka bir eş bulamamaktan ötürü edinilenbir genelev alışkanlığı, oldukça sık görülen bir nedendir. Erkekcinselliği ile kadın cinselliği arasındaki fark da bir etken olabilir:erkekler görsel uyarılardan şiddetle etkilenirler, eşlerinin çıplak birgörüntüsü onlara ilk heyecanı vermeye yeter, bundan sonra gelen birfiziksel temas, bir sürtünme, onları kolayca orgazma götürebilir. Oysakadınların heyecanı, çoğu zaman ancak dokunsal uyarıların, bedenseltemasın belli bir aşamasında başlar; ve orgazma ulaşmaları için deoldukça uzun bir süre gerekir. Erkeklerin çoğu, küçüklüklerindeçişlerini tutmayı öğrendikleri gibi, yetişkinliklerinde de orgazmlarınıgeciktirmeyi öğrenirler, ama aşırı heyecanlı, duyarlı ya da düpedüzbilgisiz olanlar bunu başaramayabilir ya da gerek duymayabilirler. Eğerçok köklü psikolojik nedenlerden kaynaklanmıyorsa, erken boşalma basitcinsel terapi teknikleriyle giderilebilecek bir sorundur. Bu sorunlakarşılaşmış çoğu erkek, dikkatlerini başka bir şeye çevirerek, örneğinişlerini düşünerek ya da birden yüze kadar sayarak boşalmayıgeciktirmeye çalışırlar. Ama bu , çok etkin bir çözüm değildir; hattaerkekteki kaygıyı arttıracağı için tam ters sonuç verdiği de olur.Dahada önemlisi, bu yöntem, erkeğin kendini bütün varlığıyla cinselcoşkuya teslim etmesini önler; oysa gerçek doyumun temel şartı dabudur. Bir başka denenmiş yol da, erkeğin kadına hiç acele etmeden,yumuşakça girmesi ve bir süre hareket etmeden bu durumda kadınınüzerinde yatmasıdır. Bu durumda penis, vajina içinde hiç hareketsizdururken, erkek karnını kadının klitoris bölgesine ağır ağır amabastırarak sürtebilir. Bu kendi boşalmasını geciktirirken, kadınınorgazmını hızlandıracaktır. Bu tür teknikler, boşalmayı geciktirmeklebirlikte, erkeğin kendini unutmasını önledikleri ve hep kontrolludavranmasını gerektirdikleri için, cinsel birleşmeden alınan zevkiazaltırlar. Bunların hepsinde, erkek, doyurucu bir cinselliğin anakoşulu olan kadınla iletişim ve bütünleşme yerine kendi hareketleriniaşırı ölçüde kontrol edecek, kendisiyle başbaşa kalacaktır. Bunakarşılık, kadın eşin de cinsel terapide aktif bir rol alması, terapiyide sevişmenin bir parçası haline getireceği için alınan sonuçlar dahabaşarılı olmaktadır. Masters ve Johnson tarafından geliştirilen ve ikieş arasında uygulanan bir yöntem şudur: herşeyden önce kadınla erkekmutlaka orgazma ulaşma düşüncesini bir yana atarlar. Kadın yataktasırtını bir yastığa dayayarak oturur. Erkek, başı kadının göğsüneyaslanacak şekilde, kadının bacakları arasına uzanır ve bacaklarınıaçar. Bundan sonra kadın, dikleşene kadar erkeğin penisiyle oynar.Erkek, boşalmanın yaklaştığını hissettiği an kadına işaret eder. Bununüzerine kadın, penisin başını kuvvetlice sıkar; bu sıkma dört saniyekadar devam etmelidir. Bu, boşalma dürtüsünün zayıflamasına nedenolacaktır. Otuz saniye kadar sonra kadın yine eliyle eşinin penisiniuyarmaya başlar. Erkek boşalmak üzere olduğunu haber verince kadın yinesıkma yöntemini uygular. Bu, erkek boşalana kadar 10-15 kezuygulanmalıdır. Erkeğin bundan önce orgazma ulaşmasında bir sakıncayoktur. Çift, bu yöntemle, orgazm olmadan uyarılma süresini uzattıktansonra, sıra penisin dölyoluna girişine gelir. Bunun için 7-15 günlükbir "sıkma" uygulamasının geçmesi gerekir. Artık kadınla erkek cinselbirleşmeye geçebileceklerdir. Bu, erkeğin sırtüstü yatması ve kadınınüste çıkarak penisi içine alması şeklinde olur. Ama bu noktada hiçbirzorlama ve sürtmenin olmaması önemlidir, çünkü amaç erkeğin dölyolunagirme duygusuna yavaş yavaş alışmasıdır. Boşalmanın yaklaştığınıanlayınca kadına işaret edecek ve o da gövdesini erkeğin üstünden birazkaldırarak yine sıkma hareketine geçecektir. Böyle birkaç uygulamadansonra penisin dölyolu içine hareket ettirilmesi ve sürtme aşamasınageçilebilir. Masters ve Johnson, on yıllık araştırma dönemi içinde, buyöntemi uygulayan 186 hastadan 182'sinin olumlu sonuç aldığınıbildirmektedir |
||
|
||
| Böbrek enfeksiyonu pyelonefrit BÖBREK ENFEKSİYONU (PYELONEFRİT) AKUT PYELONEFRİT Böbrek pelvisini ve parankimini tutan enfeksiyöz ve enflamatuar birhastalıktır. En sık etkenler E. coli, proteus ve klebsiella türleridir.En sık asandan, nadiren hematojen yolla böbreğe ulaşırlar. Lenfojen vedirekt yayılımlar çok enderdir. Böbrek büyük, ödemlidir. Subkapsüler ve kortikal minik abse odakları vardır. Toplayıcı sistem mukozası eksüda ile kaplanmıştır. Akut pyelonefrit, kadınlarda daha sık görülür. Predispozan faktörlerarasında üriner sistem anomalileri, obstrüksiyonlar, üriner sistemtaşları, diabet ve hiperürisemi gibi :-):-):-):-)bolik bozukluklar,gebelik, ağrı kesici ilaç alışkanlığı ve üriner sistemdeki yabancıcisimler (kateter, stent gibi) sayılabilir. Klinik belirti ve bulgular: Akut pyelonefrit, alevli seyreden bir hastalıktır. Halsizlikle birlikteakut hastalık tablosu vardır. Genel durum bozukluğu görülebilir. Ateş,titreme ile 38 oC’nin üzerine çıkar. Kostovertebral bölgede küntözellikte sürekli ağrı vardır ve muayenede bu bölgede duyarlılıksaptanır. Bu tabloya bulantı ve kusma eşlik eder. Hatta abdominaldistansiyon, rebound hassasiyet, barsak seslerinde azalma ve subileusbelirtileri görülebilir. Hastalarda aynı zamanda idrarla ilgiliyakınmalar ve pyuri vardır. Laboratuar: Hemogramda lökositoz ve sedimantasyon artışı saptanır. Hastadan tedaviöncesi kan kültürü ve idrar kültürü gönderilmelidir. Nonkomplikevakalarda total böbrek fonksiyonları bozulmamıştır ve kan üre azotu(BUN), kreatinin değerleri normal bulunur. Tam idrar tahlilinde pyüri,lökosit silindirleri, bakteriüri, değişik derecelerde hematüri ve hafifproteinüri saptanır. Ayrıca, sitoplazması granüllü büyük polimorfnüveli lökositler (Glitter cell) görülür. İdrar kültüründe sıklıklaenfeksiyon etkeni üretilebilir. Radyolojik incelemeler özellikle ayırıcı tanı ve komplike edicifaktörlerin saptanması açısından önemlidir. Direkt üriner sistemgrafisinde böbrek sınırlarının normalden geniş olduğu görülür.Obstrüksiyona neden olan taşlar varsa, bunlar saptanabilir. İntravenözpyelografi erken dönemde ve komplike olmamış vakalarda fazla bulguvermez, takipte önemlidir. İVP de böbrek sınırları geniş bulunur. Ciddivakalarda nefrogram zayıf, kaliksler dolmamış olabilir. Obstrüksiyonvarsa hidronefroz görülür. Ultrasonografi de böbrekteki ödemi, varsataş ve dilatasyonu gösterebilir. Komplike olduğu düşünülen vakalarda ekpatolojileri araştırmak için voiding sistoüretrografi, retrogradpyelografi, sistoskopi yapılabilir. Ayrıcı tanı: Renal abse ve perinefrik abseden mutlaka ayrılmalıdır. Bu ayrımdaultrasonografi oldukça yardımcıdır. Bunlar dışında pankreatit, bazalpnömoni, intraabdominal hastalıklar, akut PID, akut prostatit, akutepididimoorşit, kolesistit, apandisit, glomerülonefrit ve overhastalıkları ile karışabilir. Komplikasyonlar: Erken tanı ve tedavi ile komplikasyonları nadirdir. En ciddikomplikasyonu septisemi ve şoktur. Diabetik veya immünitesi bozukhastalarda kötü seyirli amfizematöz pyelonefrite dönüşebilir. Pyonefrozve böbrekte taş oluşumu da komplikasyonlar arasındadır. Akutpyelonefrit, özellikle infant ve çocuklarda yetersiz tedavi edilirsekronikleşip kalıcı renal hasar (skar) oluşturarak kronik böbrekyetmezliği nedeni olabilir. Tedavi: Spesifik tedavi: Hastalık tablosu genellikle ciddidir, hospitalizasyonve yatak istirahati gerekir. Hastadan hemen kan ve idrar örneklerialınır. Zaman gecirmeden parenteral sıvı ve ampirik antibiyotiktedavisine başlanmalıdır. Verilecek antibiyotikler sık rastlananpatojenlere etkili kombinasyonlar oluşturmalıdır. Klasik olarakkullanılan, penisilinlerle veya birinci ya da ikinci kuşaksefalosporinlerle aminoglikozid grubunun kombinasyonudur (örneğinampisilin + gentamisin, cefazolin + amikasin). İki-üç gün sonratedaviye alınan yanıt değerlendirilir. Bu arada kültür sonuçları daalınmıştır. Eğer tedaviye yanıt var (klinik tabloda düzelme, ateşdüşmesi) ve kültürde üreyen mikroorganizma kullanılan antibiyotiklereduyarlı ise, başlanan tedaviye en az 1 hafta ya da ateş düştükten 3 günsonrasına kadar parenteral olarak devam edilir. Ardından 2 hafta dahaoral antibiyotik tedavisi verilmelidir. Bu sırada komplike edicifaktörlerden şüpheleniliyorsa, bunlar araştırılıp tedavi edilmelidir. · · Genel önlemler: Genel önlemler arasında semptomlar azalana dekyatak istirahati, sıvı alımının artırılması (oral veya parenteral),hastanın ağrısı için analjezikler, bulantısı için antiemetikler veateşi için gerekirse antipiretikler kullanılması sayılabilir. Tedaviye cevapsızlık: 48-72 saat içinde tedaviye yanıt yoksa, hastayeniden değerlendirilip komplike edici faktörlerin (obstrüksiyon gibi)araştırılması gerekir. İzleme: Klinik düzelme, enfeksiyonun kürünü göstermez. Akut pyelonefritgeçiren hastaların 1/3 ünde, bakteriyel persistansa rağmen semptomlardadüzelme olmaktadır. Bu nedenle, tedavi sırasında, tedavinin bitimindeve sonraki 6 aylık dönemde belirli aralıklarla idrar kültürü yapılmasıgerekir. KRONİK PYELONEFRİT Kronik pyelonefrit, genellikle çocuklukta edinilip erişkinliğe taşınanbir hastalıktır. İmmatür, gelişmekte olan böbrekler etkilenir veözellikle polar bölgelerde skar oluşur. Parankimdeki skar kaliksi deçekerek yapısını bozar ve dilate eder. Böbrek kapsülü soluk, parankimyer yer çöküntülü, böbrek değişen derecelerde atrofiktir. Pelvik mukozasoluk ve fibrotik görünür. Çocuklukta en sık neden reflüdür, ancak reflü varlığında 4 yaşındansonra sağlam kalmış böbrekte skar gelişmez. Ancak önceden skarlıböbreklerde reflü tahribata devam eder. Kronik pyelonefrit gelişimi için risk faktörleri arasında:-):-):-):-)bolik hastalıklar, analjezik alışkanlığı, gebelik, ürinersistemin anomali, taş ve obstrüksiyonları, vezikoüreteral reflü, ürinersistemdeki yabancı cisimler, ürointestinal fistüller ve ürinerdiversiyonlar sayılabilir. Klinik belirti ve bulgular: Akut enfeksiyon epizodlarıyla seyredebilir. Akut fazda ateş ve akutpyelonefrite benzer tablo görülür. Akut enfeksiyon yoksa genellikle azsemptomludur. Genel hastalık hissi, yorgunluk, bel ve yan ağrıları,kilo kaybı, poliüri veya oligüri, tekrarlayan üriner sistemenfeksiyonları ve ateş görülebilir. İleri ve bilateral durumlardahipertansiyon (renal parankimal), anemi, azotemi olur. Laboratuar: Akut faz dışında hemogram normaldir. İleri durumlarda lökositoz,sedimantasyon, CRP, kan üre azotu (BUN) ve kreatinin artışıgörülebilir. İdrar tahlilinde pyüri ve bakteriüri olabilirse de herzaman rastlanmaz. Belirgin proteinüri olması, ileri hastalık veglomerul tutulumu lehinedir. Direkt üriner sistem grafisinde, hasta böbrek veya böbrekler normaldenküçük boyutlarda ve sınırları irregüler (parankimal nedbe vecekilmelere bağlı) görülür. Kronik enfeksiyon taşları, tübülerkalsifikasyonlar saptanabilir. İVP de dilate kaliksler hizasındakiparankimde skar, atrofi ve parankimal düzensizlik, böbrekte zayıfkonsantrasyon ve olay tek taraflıysa karşı böbrekte kompansatrishipertrofi görülür. Altta yatan neden vezikoüreteral reflü ise, İVP deüreteral dilatasyon görülebilir. Voiding sistoüretrografi ile VUR kesinolarak gösterilir. Sistoskopi ile sistit varlığını ya da reflüye nedenolan anormal orifisi belirlemek mümkün olur. Ayırıcı tanı: Akut ve kronik interstisyel nefrit, paranefrit, paranefritik abse, böbrek karbünkülü ve renal tüberküloz ile karışabilir. Komplikasyonlar: - - Bakteriyemi, - - Akut pyelonefrit, - - Perinefritik abse ve pyonefroz, - - Hipertansiyon, - - Böbrek taşı (enfeksiyon taşı), - - KBY (yetersiz tedavi, böbreğin büyümemesi, ilerleyici, immünolojikrenal hasar, hipertansiyona bağlı hasar, reflüye bağlı hasar, enfektetaş gelişimi gibi nedenlerle). Tedavi: Spesifik tedavi: 1. Medikal: Üriner sistem enfeksiyonlarının eradikasyonu ve önlenmesi,gerekirse uzun süreli baskılayıcı antibiyotik tedavisi medikaltedavinin ana hatlarını oluşturur. 2. Cerrahi: Anatomik bozukluklar, obstrüksiyonlar, taşlar, yüksekgrade'li reflü veya medikal tedaviye cevapsız reflü, hipertansiyon(ilaçlara dirençli, tek taraflı atrofik pyelonefritli) gibi nedenlercerrahi tedavi gerektirir. Cerrahi tedavide, öncelikle patolojiyiortadan kaldırmaya yönelik girişimler seçilir. Bu olanaksızsanefrektomi düşünülebilir. Genel önlemler: Hastanın yakın takibi, üriner enfeksiyonların kontrolü,komplikasyonların erken tanı ve tedavisi önemlidir. Hasta, yeterli sıvıalmalıdır. Op.Dr. Erdal KALCI Üroloji Uzmanı |
||
|
||
| Böbrek hastalıklarında diyet Kronik Böbrek Hastalığında Diyet Hazırlayan: Emine Polatateş Diyet Uzmanı Böbrek fonksiyonlarının bozulmasıyla :-):-):-):-)bolizmayı etkileyenönemli olaylar birbirini izler. Böbreklerden su, sodyum, potasyum,fosfor gibi maddeler ile üre, ürik asit, kreatin gibi protein atığızehirli maddeler atılamaz, kanda birikir. Bu değişiklikler sebebiylebeslenmede bazı önlemler almak gerekir. Hastanın laboratuar bulgularınagöre doktoru özel bir diyet önerir. Diyet uzmanının hazırlayacağı diyetile protein, tuz potasyum, fostor ve su miktarları kontrol altınaalınır. Yiyeceklerde birden fazla besin öğeleri bulunur. Hastanın hangi besinöğesinin hangi yiyeceklerde bulunduğunu bilmesi, diyetini iyikullanmasını sağlar. Diyet uzmanı bu konularda gerekli açıklamalarıyapıp yol gösterir. PROTEİN Vücut hücrelerinin yapıtaşıdırlar. Vücudun büyümesi, gelişmesi yıprananhücrelerin onarılması için gereklidir. Et, balık, tavuk, süt vetürevleri, yumurta kaliteli protein kaynaklarıdır. Proteinin fazlaalınmasında; bulantı, kusma iştah azalması az alınmasında; yorgunluk,güçsüzlük, kilo kaybı olur. POTASYUM Böbrekler tarafından kontrol edilen bir madensel öğedir. Kandaki düzeyi3,6-5,5 meq/L'dir Günlük gereksinimi 2 mg'dır. Vücudun asit-baz dengesive normal kalp atışı için önemlidir. Böbrek hastalarında potasyumunfazlası böbreklerden süzülemez, kanda potasyum seviyesi artar, kavun,koyu yeşil yapraklı sebzeler, bal kabağı, patates, domates, kurufasulye, fındık ve sütte potasyum bulunur. FOSFOR Kalsiyum ile fosfor kemikleri ve dişlerin sertleşmesini sağlayan birmadensel öğedir. Kandaki düzeyi 2,5-4,2 mg'dır. Günlük gereksinimi500-700 mg'dır Böbrek hastalarında fosforun fazlası vücuttan atılamaz.Kanda fosforun artması, kemiklerdeki kalsiyumun dışarı atılmasına sebepolur. Proteinden zengin gıdalarda fosfor bulunur. Balık, organ etleri,sosis, salam, sucuk, yumurta, süt ve türevleri , kuru baklagiller,kurutulmuş meyveler, tahıllar fosfor kaynaklarıdır. SODYUM Vücuttaki bir madensel öğedir, Kandaki sodyum düzeyi 134-144 meq/L'dır. Günlük sodyum gereksinimi 2,5-7 gr'dır. Buda 7,5-18 gr sofratuzudur. Böbrek normal çalışmadığı zaman sodyum vücutta kalır. Sodyumunfazlası vücutta sıvı birikimine sebep olur. Tuz içeren yiyeceklerşunlardır: Sucuk, Pastırma, salam, sosis, kavurma etler, dil, dalak,yürek, işkembe, soslar, hazır çorbalar, hazır her türlü gıdalar, tuzlubisküvi, kraker, tuzlu kuruyemişler, konserve yiyecekler, salamurayiyecekler, turşular, zeytin, salça, soğan, sarmısak tozu. SIVI Akıcı durumda olan içeceklerdir. Su, kahve, çay, süt jöle, dondurma,çorba, soslar, meyve suları sıvı yiyeceklere örnektir. Böbrekhastalarının sıvıyı dışarı atma sorunları vardır. İdrar kusma, ishal vefazla terleme ile de vücuttan sıvı atılır. Böbrek hastaların alacağısıvı miktarı günlük çıkarılan idrar oranına bağlıdır, Pratik olarak şuformülle hesaplanır. Alıncak Sıvı Miktarı 24 Saat x 0,5 x Ağırlık x 1 gün önce çıkarılan idrar miktarı. Vücutta sodyum ve sıvının fazla bulunması yüksek tansiyon, nefesdarlığı, ödem ve kilo artışına sebep olur. Fazla tuzlu yiyen kişi susarve çok su içer. Çok su kilo artışını sağlar. 1 su bardağı su 160gram'dır. İki su bardağı su içtiği zaman ortalama yarım kilo alınır. Sıvı kontrolü için 1- Sofra tuzu ve sodyumlu yiyeceklerden sakının, 2- Susuzluğunuzu giderecek kadar için, 3- Limon dilimleri ve çiklet ile ağzınızı nemlendirin, 4- Ağzınızı soğuk sıvılarla çalkalayın fakat içmeyin. DİYET ÖRNEKLERİ 1- Kronik böbrek hastalarında uygulanan diyet 40 Gram PROTEİNLİ TUZSUZ DİYET (1500 kalori, 1400 mg Potasyum, 600 mg Fosfor, 300 mg Sodyum) Günlük Yiyecek Miktar (gram) Ölçü Süt veya yoğurt 200 2 çay bardağı Yumurta 50 1 adet Et-Tavuk-Balık 90 3 köfte kadar Ekmek 125 5 ince dilim Sebze - 2 porsiyon Meyva - 2 porsiyon Yağ 20 2 yemek kaşığı Bal veya reçel 20 2 tatlı kaşığı 40 GRAM PROTEİNLİ DİYETTE ÖRNEK YEMEK LİSTESİ SABAH : Çay veya ıhlamur(Şekerli) 1 adet yumurta veya 1 kibrit kutusu kadar tuzsuz peynir 2 tatlı kaşığı bal veya reçel 1 tatlı kaşığı tuzsuz yağ 1 ince dilim ekmek ARA ÖĞÜN : 1 porsiyon meyva ÖĞLE : 2 adet ızgara köfte veya aynı miktar et, tavuk 2 yemek kaşığı bitkisel yağlı sebze yemeği 1 çay bardağı yoğurt 2 yemek kaşığı pirinç pilavı 1 kase nişasta peltesi ARA ÖĞUN : 1 porsiyon meyva AKŞAM : 30 gram 1 küçük parça haşlama et 2 yemek kaşığı makarna 2 yemek kaşığı bitkisel yağlı sebze yemeği 1 ince dilim ekmek GECE 1 çay bardağı süt (Şekerli) 2- Hemodiyaliz hastalarında uygulanan diyet 60 Gram PROTEİNLİ TUZSUZ DİYET Günlük Yiyecek Miktar (gram) Ölçü Süt veya yoğurt 300 3 çay bardağı Tuzsuz peynir 30 1 kibit kutusu kadar Yumurta 50 1 adet Et-Tavuk-Balık 120 4 köfte Ekmek 150 6 ince dilim Sebze - 2 porsiyon Meyve - 2 porsiyon Yağ 20 2 yemek kaşığı Bal veya Reçel 20 2 tatlı kaşığı NOT 1- Kalorinizi yükseltmek için çay, ıhlamur, et suları, tuzsuz yağ,nişasta, şeker, sade akide şekeri, pişmaniye, sade lokum yiyebilirsiniz. 2- Sebzeleri yıkadıktan sonra küçük parçalara bölüp haşlayın,haşladığınız bu suyu dökün, yağ istenirse et ilavesi ile pişirin.Yemeklerin suyunu yemekten kaçının. 3- 1 yumurta 1 köfte kadar (30 gr ) et aynı değerdedir. İstenirse birinden biri yenebilir. 4- 1 köfte kadar (30 gr) et yerine 3 yemek kaşığı kuru fasulye, nohut, kara bakla, barbunya, mercimekten birini yiyebilirsiniz. 5- Etlerden koyun etini ve tavuk beyaz etini ve balığı tercih ediniz. 6- Bitkisel sıvı yağlar ve zeytinyağı kullanınız. 7- 5 öğünde az az, sık sık besleniniz. Yemeklerinizi yavaş yiyiniz. YENİLMEMESİ GEREKEN YİYECEKLER 1- Önerilenden fazla süt, yumurta, et, balık, dil ve işkembe (işkembeyi 10 günde bir yiyebilirsiniz). 2- İçeriği bilinmeyen çörek, kek, kurabiye, pastalar 3- Konserve, turşu, salamuralar, sucuk, pastırma, sosis, salam, sakatatlardan karaciğer, beyin, böbrek, dalak, yürek. 4- Çikolata, kuruyemişler, meşrubatlar, boza, kahve, kakao, neskafe 5- Tahin helva, tahin, pekmez 6- Bulgur ?- Pancar, bakla, ıspanak, pazı tatlı kabağı,. mantar, enginar, asma yaprağı,karalahana 8- Muz, kavun 9- Tuz ve tuzlu yiyecekler, kabartma tozu, et suyu tabletleri ÖNERİLER Dışarıda Yemek Yerken, 1- Özel diyet uyguladığınızı her zaman belirtiniz 2- Günlük et gereksinmenize göre etinizin miktarını ayarlayın.İsteyeceğiniz et salçasız veya haşlanmış tavuk, hindi ızgara et, biftekhamburger olabilir. 3- Yiyebileceğiniz miktarda sebze veya salata isteyiniz. Salatalarınızı sirke ve yağ ile lezzetlendiriniz. 4- Kızarmış ağır hamur tatlılarından kaçınınız. Müsaade edilen meyveler, sütlü tatlılar, dondurma yenebilir. 5- Şerbet, buzlu meyve suları, jöleler, kahve ve çay günlük sıvı ihtiyacınıza göre alınabilir. 6- Haftada 1-2 kez birer duble alınan alkolün böbreğe fazla zararlıetkisi yoktur. Aşırı alkol ülserli hastalarda kanama riskininartmasına, terlemeyi artırarak idrar miktarının azalmasına, tansiyonunyükselmesine sebep olabilir. 7- Sigaranın akciğerlerde, damar sistemi ve ülserde olumsuz etkileri vardır. İçilmemesi önerilir. |
||
|
||
| Böbrek Kistleri Genel Bilgiler Kistler içi sıvı dolu keseciklerdir. Vücudun değişik bölgelerindeizlenebilir; böbrek de bunlardan birisidir. Kistler, hiç bir belirtiyeyol açmayabileceği gibi; Yüksek tansiyon İltihap Taş Kanama Böbrek yetmezliği, gibi sorunlara da yol açabilirler. Nasıl Anlaşılır ? Böbrek kisti tanısı, ultrasonografi, tomografi gibi radyolojikyöntemlerle konur. Böbrek kistleri, böbrek kanseri ile karışabilir.Yapılan ultrasonografi, tomografi gibi incelemeler ile böbrek kisti,kanserden kolaylıkla ayrılır. Ailesel kistlerin bazılarının tanısındagenetik çalışmalar da yararlıdır. Böbrek kistleri görülme yaşı, yerleşim yeri ve diğer belirtilerine göre sınıflandırılırlar. Basit kistler, zararsız ve en yaygın kist türüdür. Genellikle hiçbirbelirtisi yoktur ve tedavi gerekmez. Yaşlandıkça basit kistleringörülme sıklığı artar. Ailesel özellik gösteren kistler ise genelliklezararlıdır. Bu kistler; - Yüksek tansiyon - İltihap - Taş - Kanama - Böbrek yetmezliği, gibi sorunlara yol açabilirler. Böbrek Kistlerinde Tedavi Çok büyümediği sürece bu kistlere cerrahi müdahale gerekmez, eğerkistler, yüksek tansiyon, iltihap ve böbrek yetmezliğine neden olmuşsatedavisi yapılır. Ailesel kistlerde yakın akrabalar da kist yönündentaramadan geçirilmelidir. Ailesel özellik gösteren bazı kistlerde yakınakraba evliliği mutlaka önlenmelidir. Bu sayfa içeriği İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Tekin Akpolat tarafından hazırlanmıştır |
||
|
||
| Böbrek nakli Genel Bilgiler Böbrek nakli ( transplantasyon ), son dönem böbrek yetersizliğinin enbaşarılı tedavi şeklidir. Böbrek nakli için gereken böbrek 2 kaynaktansağlanabilir. Canlı vericiden Kadavradan. Gerek canlı vericiden, gerekse kadavradan yapılan başarılı böbrektransplantasyonlarında diyaliz tedavilerinde olduğu gibi böbrekfonksiyonlarından bazıları değil, tamamı yerine getirilir. Buna ekolarak, hem tüm böbrek fonksiyonları yerine getirildiğinden, hem dehastalar için sürekli diyaliz işlemlerinin oluşturduğu fiziksel vepsikolojik zorluklar ortadan kalktığından dolayı yaşam kalitesi dahaiyidir. İnsan dışında bir canlıdan transplantasyon şu anda mümkünolmamakla birlikte çalışmalar ümit vericidir, iyimser bir tahminle 2020li yıllarda mümkün olabilir. Türk Nefroloji Derneğinin verilerine göreTürkiye’de bugüne kadar yaklaşık 4000 böbrek nakli yapılmıştır. 1998yılında 382 böbrek nakli yapılmıştır ve ne yazık ki bunların yaklaşık1/3’ü kadavra kaynaklıdır. Kadavra kaynaklı böbrek nakli oranı Batıülkelerinde yaklaşık % 80’dir. Bunun nedeni ülkemizde organbağışlarının henüz istenilen seviyeye ulaşamamasıdır. Uygun böbrek seçimi: Böbrek transplantasyonu yapılabilmesi için alıcı ile verici arasındaABO kan grubu sisteminde uyum olmalıdır; uyum kuralları kan naklindekigibidir ( O grubu genel verici, AB grubu genel alıcı ); yani O kangrubu herkese böbrek verebilir, AB kan grubu herkesten böbrek alabilir.Rh sisteminin ise bir önemi yoktur; yani Rh negatif bir kişi Rh pozitifbir kişiden böbrek alabilir. Alıcı ile verici arasında uyum aranan ikinci sistem, doku grubu olarakbilinen HLA sistemidir. HLA sistemi 6. kromozomun kısa kolu üzerindeyerleşmiş doku uygunluk antijenlerini içerir. HLA bölgesindekiantijenler 1. sınıf ( A,B,C ) ve 2. sınıf ( D,DR,DP,DQ ) olmak üzereikiye ayrılır. Böbrek transplantasyonunda önemli olan A, B ve DRantijenleridir ve her insanda ikişer tane bulunur. Böbrektransplantasyonunda en iyi sonuç doku uygunluk antijenlerinde tam uyumolduğu durumlarda alınmaktadır; vericide alıcıda olmayan DR, B, Aantijenleri arttıkça alıcının böbreği reddetme olasılığı artmaktadır. Bazı durumlarda böbrek transplantasyonu yapılması sakıncalıdır. Böbrek transplantasyonun sakıncalı olduğu durumlar: İleri veya tedavi edilmemiş kanser, Aktif bulaşıcı hastalık varlığı, İleri karaciğer hastalıkları, Ciddi kalp hastalıkları, İdrarın akımına engel bir hastalığın varlığı, Aktif mide ülseri, Tedaviye uyumsuzluk, Tedavi edilemeyen ağır akıl hastalığı. Böbrek Nakli Gerekli hazırlıklardan sonra vericiden alınan böbrek koruyucu sıvıdakiişlemi takiben alıcının sağ veya sol kasığına ( iliak fossa )yerleştirilir. Günümüzde böbrek nakli cerrahisinde büyük ilerlemelersağlanmış ve işlem, sıradan bir ameliyat haline gelmiştir. Türkiye’debugüne kadar yaklaşık 4000 böbrek nakli ameliyatı gerçekleştirilmiştir. Böbrek naklinden sonra hastanın yeni takılan böbreği reddetmemesi içinbağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar kullanılır. Bağışıklıksistemini baskılayıcı ilaçlar modern tıbbın en popüler konularındanbirisidir. Günümüzdeki ilaçlar hastaların önemli bir kısmında başarılıböbrek nakline olanak vermektedir. Geliştirilecek yeni ilaçlarlahayvanlardan organ nakli mümkün olabilir veya genetik bilimindekigelişmeler yapay organ üretmeye yol açabilir. Canlı Vericiler Canlı vericilerin yakın akraba olması tercih edilir. Yakın akrabalarda(kardeş, anne, baba, çocuk) uyumlu böbrek olma olasılığı daha fazladır.Akraba olmayan kişilerde uyumlu böbrek olma olasılığı çok düşüktür. 18yaşından küçükler böbrek vericisi olarak kullanılamazlar. Bir insanınböbrek vericisi olması için gönüllü olması lazımdır, hiç kimseden zorlaorganı alınamaz. Uygun verici olduğu saptanan kişi çok ayrıntılı birinceleme döneminden geçer ve böbrek vermesinin kendisinde bir sorunoluşturup oluşturmayacağı araştırılır. Zaten bir insanı iyileştireyimderken diğerini hasta etmenin bir mantığı da yoktur. Canlı vericide ameliyattan sonra olabilecek sorunlar Vericide oluşabilecek sorunlar anestezi ve ameliyatla ilgili erkendönemde ortaya çıkan sorunlardır. Ancak tıptaki gelişmeler bu sorunlarıbüyük oranda azaltmıştır. Uzun dönemde ise tek böbrekli olmanın önemlibir zararı yoktur. Toplumda yaklaşık 1000 kişinin bir tanesinde tekböbrek olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenlerle insanın bir yakınınaböbrek vermekten kaçınmaması gerekir. Kadavra Vericiler Beyin ölümü gerçekleşmiş hastalar böbrek, kalp, karaciğer gibiorganlarını bağışlayarak başka hastalara hayat verebilirler. Ülkemizdeorgan bağışları henüz istenilen seviyeye ulaşamamıştır. Beyin ölümügerçekleşmiş hastalarda adından da anlaşılabileceği gibi beyinfonksiyonları tamamen ve geri dönmeyecek biçimde kaybolmuştur. Yani bukişilerin bilinci yerinde değildir ve ancak solunum makinesi desteğiile yaşamlarının sürmesi mümkündür. Kişilerin ben gerçekten ölmedenorganlarımı alırlar korkusu yersizdir çünkü beyin ölümüne karar verecekekip ile organ naklini yapacak ekip ayrı doktorlardan oluşur Organ ticareti: Kesinlikle yasaktır ve ahlak dışıdır. Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanun (Resmi Gazete, 3 Haziran 1979, Sayı 16655). Madde 3- Bir bedel veya başkaca çıkar karşılığı, organ ve doku alınması ve satılması yasaktır. Canlı Vericiler ile İlgili Maddeler Madde 5- Onsekiz yaşını doldurmamış ve mümeyyiz olmayan kişilerden organ ve doku alınması yasaktır. Madde 6- Onsekiz yaşını doldurmuş ve mümeyyiz olan bir kişiden organ vedoku alınabilmesi için vericinin en az iki tanık huzurunda açık,bilinçli ve tesirden uzak olarak önceden verilmiş yazılı ve imzalı veyaen az iki tanık önünde sözlü olarak beyan edip imzaladığı tutanağın birhekim tarafından onaylanması zorunludur. Madde 8- Vericinin yaşamını mutlak surette sona erdirecek veya tehlikeye sokacak olan organ ve dokuların alınması, yasaktır. Kadavradan Nakil ile İlgili Maddeler Madde 11- Bu kanunun uygulanması ile ilgili olarak tıbbi ölüm hali,bilimin ülkede ulaştığı düzeydeki kuralları ve yöntemleri uygulanmaksuretiyle, biri kardiolog, biri nörolog, biri nöroşirürjiyen ve biri deanesteziyoloji ve reanimasyon uzmanından oluşan 4 kişilik hekimlerkurulunca oy birliği ile saptanır. Madde 12- Alıcının müdavim hekimi ile organ ve doku alınması,saklanması, aşılanması ve naklini gerçekleştirecek olan hekimlerin,ölüm halini saptayacak olan hekimler kurulunda yer almaları yasaktır. Madde 13- 11 inci maddeye göre ölüm halini saptayan hekimlerin ölümtarihini, saatini ve ölüm halinin nasıl saptandığını gösteren veimzalarını taşıyan bir tutanak düzenleyip, organ ve dokunun alındığısağlık kurumuna vermek zorundadırlar. Bu tutanak ve ekleri ilgilisağlık kurumunda on yıl süre ile saklanır. KAYNAK: İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Tekin Akpolat |
||
|
||
| Böbrek taş hastalığı Böbrek ve idrar yolları taşları Böbrek ve idrar yolları taşlarının %35 i kalsiyum oksalat taşları,%30-35 karışık kalsiyum oksalat ve fosfat, %15-20 magnezyum amonyumfosfat, %5-10 ürik asit taşlarıdır. Kalsiyum fosfat %5, sistin taşlarıise %2 oranında görülür. Yani taşların %70 i kalsiyum oksalat içerir. Taş oluşumunda genetik, çevresel ve beslenme faktörleri söz konusudur.Genetik olarak; sistinüri, renal tübüler asidoz, azalmış böbrek aldolazaktivitesi ve anormal pürin :-):-):-):-)bolizması gibi faktörleretkendir. Çevresel etkenler; aşırı sıcaklık ve nemde aşırı sıvı kaybı.Beslenme faktörleri ; aşırı çiğ yeşil sebzelerin tüketimi kalsiyumoksalat taşlarına, aşırı protein ve hayvansal yağ tüketimi ise ürikasit taşlarına neden olabilir. Kalsiyum taşlarının oluşumunda barsaktan aşırı kalsiyum emilimi önemlirol oynar. Böylece idrarda fazla kalsiyum çıkar ve kalsiyum içerentaşlar oluşur. Kalsiyum taşları oluşumunda diğer önemli bir etken derenal hiperkalsiüri denilen bir durumdur. Burada böbreklerden kalsiyumemilimi bozulur ve idrarla kalsiyum kaybı olur.Böylece kalsiyum taşlarıoluşabilir. Bu hastalarda paratiroid hormon ve D vitamini artar. Budurum kan tahlili ile belirlenebilir. Ürik asit taşlarının oluşumunda ise asidik idrar, az miktarda idrar veidrarda ürik asit artışı gibi etkenler rol oynar. Gut hastalığı, uzunsüreli ishaller, kanda ürik asit yüksekliği ve aşırı protein alımı ürikasit taşlarına neden olabilirler. Bu durumun aksi olarak asit olmayan (alkali ) idrar ise struvit veya infeksiyon ( triple fosfat ) taşlarına neden olabilir. Taş hastalığı; ağrı, kanlı idrar, bulantı-kusma ve ateş-titreme ilekendini gösterir. Böbrek taşlarında ağrı genellikle böğürdedir ve bubölge hassastır. Üst idrar yolu taşlarında ise ağrı böğürden kasığa veaynı tarafta yumurtalıklara veya kadınlarda genital organa yayılır.Mesane ( idrar torbası ) taşlarında ise ağrı penise vurur ve şiddetliidrar şikayetleri görülür. Ateş-titreme enfeksiyona işarettir. İdrarkültürü alınmalı, antibiyotik tedavisi başlanmalıdır. Tanı Ultrasonografi ve radyografik olarak konulur. İntravenöz ürografiüriner sistemde tıkanma olup olmadığı, fonksiyon kaybı veya gecikmesiolup olmadığı hakkında fikir verir. Taş, böbrekler ve idrar yollarıhakkında bilgi verir ve yapılacak girişimin şeklini planlamada yardımcıolur. Bilgisayarlı tomografi taş hastalığında nadiren gerekir. TAŞ HASTALIKLARINDA TEDAVİ 6 mm çapından küçük taşlar genellikle kendiliğinden düşerler. Dahabüyük taşlara ise yerine ve büyüklüğüne göre tedavi açık veya kapalıcerrahi, taş kırma veya ilaç tedavisi olabilir. CERRAHİ TEDAVİ Başlıca açık cerrahi metodları; pyelolitotomi (böbrek taşlarının pelvis renalisten alınması), nefrolitotomi (böbrek taşlarının böbrek parankimi açılarak çıkartılması), üreterolitotomi (üreterden taş alınması), sistolitotomi (mesaneden taş çıkartılması) . perkütan nefrolitotomi ( böğür bölgesinden yaklaşık 1 cm lik bir kesi ile girilen bir alet ile böbrek taşı çıkarılır) üreterorenoskopik litotripsi ( idrar yolundan sokulan endoskopik cihaz ile taş kırılır veya basket ile alınır) TAŞ KIRMA ( ESWL ) Şok dalgaları; su ve yumuşak doku içinden minimal enerji kaybıyla veçok az hasar yaparak geçerler, hedeflenen materyal üstünde mekanik etkiyaparlar. Taşın önce genleşip sonra küçük parçalara ayrılmasına yolaçar. ESWL pek çok hasta tarafından iyi tolere edilmesine karşın bazıyan etkilere yol açabilir. Bunlar arasında böbrekte kanama ve pıhtıoluşumu, pankreas enfeksiyonu, hipertansiyonun şiddetlenmesi, kalpteritm bozuklukları, bilirübinde artma vs. görülebilir. Özellikleçocuklarda akciğer kanamalarına yol açabilir, mide ve duodenum ve kolonyaralanmasına neden olabilir. 2 cm. çap büyüklüğüne kadar olan taşlarESWL ile tedavi edilir . ESWL ile taşkırma uygulaması ortalama 30-45dakika sürüp genellikle 1000-2000 şok uygulanır. . Taş büyüdükçe tatbikedilen şok dalgası sayısı da artar. Taş boyutu arttıkca ESWL ninbaşarısı düşer. Taşlar tam kırılamaz veya taş caddesi denilen ( kırılanparçalar üst üste dizilirler) tıkanmaya yol açan bir durum görülür. İLAÇ TEDAVİSİ Hastada mevcut bozukluğa göre bir kısım taş hastalıklarında uygulanabilir medikal tedaviler vardır. Hiperürikozüri olan hastalarda allopürinol 300-600 mg/günkullanılabilir. Sistin taşlarında idrar pH sını 7.8 in üstünde tutmayagayret edilmelidir. 12 gr/gün sodyumbikarbonat idrar alkalinizasyonuiçin yeterlidir, ayrıca günde 3-4 lt. sıvı almaları önerilir.İnfeksiyon taşlarında, uygun antibiyotik tedavi yapılır.Hiperparatiroidizm sözkonusu ise paratiroidlerin cerrahi eksplorasyonugibi nedene yönelik tedavi uygulanabilir. Kalsiyum taşlarının medikaltedavisinde; düşük kalsiyum, düşük oksalat içeren diyet, bol sıvıalınması yanında tiazid grubu diüretikler önerilir. İdrarda sitrateksikliği sözkonusu ise sitrat oral yolla yerine konulabilir. Op.Dr. Erdal KALCI Üroloji Uzmanı |
||
|
||
| BÖBREK TAŞ KIRMA TEDAVİSİ: ESWL Vücut Dışından Taş Kırma Tedavisi: (ESWL - Extracorporeal Shock Wave Lithotripsy) İlk defa 1980 yılında Almanya'da klinik uygulaması yapılan bu yöntemgünümüzde de taş tedavisinde ağrısız, cerrahi müdahale riski olmaksızınyaygın olarak kullanılan en modern taş tedavi şeklidir. Vücut dışındaki bir kaynaktan elde edilen yüksek frekanslı sesdalgalarının (şok dalgaları) taşa odaklanarak taşın parçalanmasıesasına dayanır. Cihazlar şok dalgası elde ediliş şekline göre(piezo-elektrik, spark gap, elektromanyetik) veya taşın görüntülenmeşekline göre (ultrasonografi, röntgen) farklılıklar gösterebilir. Taşa odaklanan şok dalgaları yüzeyde erozyon, taşın içinde taşa aityapısal elemanları birbirinden ayıran gerilim dalgası oluştururlar veböylece taş parçalanır. Başlangıçta bütün vücudun su içine girdiği bir havuzda uygulanan,kulakların sesten korunması için kulaklıkların kullanıldığı, çoğunluklahastaya anestezi uygulanmasını gerektiren bu yöntem günümüzde çokgelişmiştir. Şok dalgaları vücuda disk şeklinde bir araçla veya sadecehastanın taşının bulunduğu bölgenin su içine girdiği küçük bir havuzaracılığı ile iletilir. Kulakların korunmasına gerek duyulmaz. Anesteziuygulaması ise çok nadiren gerekmektedir. Bazı gelişmiş taş kırmacihazları ise çocuk - bebek hastalarda bile güvenlekullanılabilmektedir. Günümüzde bu yöntemin kullanılması ile taşnedeniyle yapılan ameliyatlar % 90 - 95 azalmıştır. ESWL yöntemi ile, taş kırma cihazları arasında farklılıklar olmaklabirlikte böbrek, mesane veya idrar yollarının herhangi bir yerindebulunan taşlar kırılabilmektedir. Bu yöntem 3 cm den büyük taşlardatedavi süresinin uzaması, oluşabilecek komplikasyon riskinin artmasınedeniyle ilk seçilecek tedavi yöntemi olarak tercih edilmez. ESWLyönteminde rastlanabilecek komplikasyonlar (istenmeyen etkiler) aşağıdadeğerlendirilmiştir. Böbrek çevresinde kanama alanı (perirenal hematom): Görülen en ciddikomplikasyondur. Küçük kodaklı cihazlarda % 0,6 oranında, büyük odaklıcihazlarda % 2-4 oranında rastlanır. Hipertansiyonlu hastalarda daha sık görülür. Genellikle herhangi birtedavi gerektirmez, ESWL tedavisine kanama alanı tamamen geçinceyekadar ara vermek gerekir. Nadiren kanama böbrek çevresinde sınırlıkalmaz ve genişlemeye devam eder, bu gibi durumlarda açık ameliyatgerekebilir. Radyasyona maruz kalma: Taşı ultrasonografi ile görüntüleyen cihazlarda rastlanmaz. Böbrek ve çevresinde şok dalgası nedeniyle zedelenme ve dokusertleşmesi (fibrozis): Büyük odaklı cihazlarda, sık ve uzun sürelitedavilerde daha çok rastlanır. Kırık taş parçalarının idrar yolunu tıkaması (Üreter obstrüksiyonu):Kırılan taş parçaları idrar yolunda tıkanıklığa neden olabilir. Bazenönde büyükçe bir taş parçası ve arkasında irili ufaklı kumlarbirikebilir. (Taş yolu) Büyük taşlarda daha sık görülen bu durum öndekibüyükçe parçanın kırılması ile tedavi edilebilir. |
||
|
||
| BÖBREK YETMEZLİĞİ: ÜREMİ BÖBREK HASTALIKLARININ BELİRTİ VE BULGULARI ÜREMİ - BÖBREK YETMEZLİĞİ Böbrekler bel omurlarının iki yanında yer alan vücutta çift olarakbulunan ve kandaki istenmeyen zehirli maddeleri idrar yoluylauzaklaştırılmasını sağlayan bir çift organdır. 2 milyon civarındanefron adı verilen süzme ünitesi mevcuttur. Bunların sayısı yaşlanmaylabirlikte doğal olarak azalır. Kalbin dakikada pompaladığı 5-6 litrekanın 1/5'i böbreklerce filtre edilir. Böbrekler vücudun sıvı-iyondengesini, asit-baz dengesini, kan basıncı(Tansiyon)nınsürdürülebilirliğini ve vücuttaki kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşanve vücut için zararlı olan zehirli maddelerin atılmasını sağlar.Böbrekler ayrıca kan yapımı ve kemik mineral yapısı ile ilgilihormonlar başta olmak üzere daha bir çok hormonun yapım ve yıkımyeridir. Bütün bunlardan böbreklerin vücut için hayati önem taşıyan veyürüttüğü fonksiyonlar sekteye uğradığı takdirde hayati risk doğuranorganlar olduğu anlaşılır. Böbreklerden geçen kan filtre ediliporganizma için yararlı olan maddeler tekrar kana verilerek, vücuttanuzaklaştırılması zorunlu olan zehirli maddeler idrarı oluşturur. İdraridrar yolları ile önce mesanede toplanır, daha sonra da işeme yoluylada dışarı atılır. Böbrek hastalıklarının çoğu bilinenin aksine son derece sinsi veağrısız seyreder. Halk arasında genel olarak idrarın kanlı gelmesi,idrar yaparken yanma ve acıma, belin iki veya tek tarafında yanağrıları böbrek hastalığı belirtisi olarak bilinir. Böbreklerinişlevlerinin azalması veya kaybolması, ani başlangıçlı (Akut) veyayıllar içerisinde sessizce (Kronik) oluşabilir. Kandaki atık maddelerinatılamayıp birikmesi sonucu bütün organları etkileyen ve komaya kadargidebilen bir zehirlenme tablosu meydana gelir. Böbrek hastalıklarının başlıcaları ; Akut veya kronik böbrek iltihabı olarak bilinen Nefritler Taş hastalıkları Ailesel kistik hastalık İdrar yolları iltihapları Tümörleri İdrar yollarının daralması veya tıkanması (Prostat büyümesi) Kalıtımsal bazı böbrek hastalıkları Damarsal böbrek hastalıkları Gebelik zehirlenmesi Romatizmal hastalıklar sonucu oluşan böbrek hastalıkları Viral Hepatit (B,C)ve diğer enfeksiyonlara bağlı oluşan böbrek hastalıkları Hipertansiyon ve Diabet (Şeker) Hastalığı gibi sistemik hastalıklara bağlı böbrek hastalıkları İlaçlara bağlı oluşan böbrek hastalıkları şeklinde sıralanabilir. Bunların oluşturacağı klinik belirti ve bulgular ise hastalığıoluşturan etmene göre farklılıklar gösterir. İdrar yollarında akımınengellenmesi ve iltihaplanma dışında böbrek hastalıklarında ağrı sıkgörülmez. Buna karşılık bulantı, kusma, halsizlik, iştahsızlık, inatçıkaşıntı, çok su içme, günlük idrar miktarında azalma veya aşırımiktarda idrar yapma, cildin sarımsı-kahverengi renk alması, çabukyorulma, çarpıntı, nefes darlığı, işitme zorluğu veya sağırlık, ani vesürekli tansiyon yükselmeleri, göz kapaklarında ve ayaklarda dahabelirgin olmak üzere tüm vücutta su birikmesi(ödem), sık idrara çıkma,ağrılı idrar yapma, kanlı idrar, bulanık idrar, gece birden fazlaidrara kalkma, kişilik değişiklikleri ile başlayan saldırganlık, bilinçbulanıklığı ve komaya kadar uzanan şuur ve davranış değişiklikleri,havale geçirme(Konvülsiyon), özellikle çocuklarda gece idrarkaçırmaları ve gelişme gerilikleri saptanabilir. Yukarıda belirtilen bulguların büyük bir kısmı başka hastalıklarda darastlanır. Bu sebeple bu bulguların başka hastalıklardan değil deböbrekten kaynaklandığının ilgili hekimlerce tetkik edilmesi gerekir.Bir böbrek hastalığına işaret eden klinik bulgular iseanemi(kansızlık), yüksek tansiyon, ödem, idrarın bol fakat yoğunluğunundüşük bulunması, idrarda kan ve iltihap hücreleri ve protein(Albumin)saptanması, kanda kan üre ve kreatinin değerlerinin yüksekbulunması(Üremi), kan albumin düzeyinin düşük bulunması, ürikasityüksekliği, kanın çökme hızının(Sedimentasyon) artışı, kanda asitlimaddelerin yüksek ölçülmesi (Asidoz) , kalp büyümesi, akciğerde sutoplanması, idrar miktarının günlük 400 ml. altına düşmesi, kandaHepatit B ve C virüsü saptanması, derinin kuruması ve renk değişimigibi muayene bulgularına rastlanır. İlgili hekimler Nefrologlar ,Dahiliye uzmanları veya Ürologlarca kanın biyokimyasal tetkikleriyapılarak bazı maddelerin artma veya azalma olup olmadığı araştırılır.Böbreklerin Ultrasonografik incelenmesi ile böbreklerde yapısal birdeğişiklik olup olmadığı, böbrek boyutlarının küçülüp küçülmediğiincelenir. Gerekirse ilaçlı tetkikler yapılır. Basit bir idrar tetkikiincelemesi ve Ultrasonografik tetkik ile kanın biyokimyasalincelemeleri 1.basamak tetkik aşamasını oluşturur. 2.Aşamadaböbreklerin süzme oranı 24 saatlik idrar toplanarak hesaplanır. Böbrekfonksiyonlarında ne kadar kayıp olduğu ve böbrek fonksiyonlarındakibozulmaların akut mu yoksa kronik mi olduğu ayırt edilerek saptananhastalık türüne göre spesifik tedavisine yönelinir. Yüksek tansiyon,şeker hastalığı ve kalp hastalıkları böbrek hastalıklarınıbaşlatabildiği gibi, böbrek hastalıklarının kendisi de kalp akciğerhastalıklarına ve yüksek tansiyona yol açabilir. Eğer böbrekfonksiyonları kalıcı olarak kaybedilirse, ömür boyu diyaliz (Suniböbrek)makinaları ile tedavi edilmesi gerekebilir. Her türlü hastalıktaolduğu gibi böbrek hastalıklarında da şikayetler oluşmadan veyabaşlangıcında periyodik tetkikler büyük önem taşımaktadır. Ülkemizdebilinçsiz kullanılan ilaç ve özellikle ağrı kesiciler sebebiyle meydanagelen böbrek yetmezliklerinin hiç de azımsanmayacak sayıda olduğununvurgulanması yerinde olur. |
||
|
||
| Erektil disfonkisyon peniste sertleşme güçlüğü Erkekte cinsel aktivite nasıl gerçekleşir? Erkekte testisler (yumurtalıklar) görevlerini yerine getirdiği zamannormal libido (cinsel arzu), cinsel aktivite vardır ve/veyakendiliğinden gün içinde veya gece sertleşme görülür. Ereksiyon(sertleşme) erkek cinsel organının kasları, sinirleri ve damarlarıarasındaki uyum sonucu gelişir. Diyabetli erkeklerde ereksiyonbozukluğuna neden olan iki ana faktör vardır: diyabetik damar ve sinirhastalıkları. Erektil disfonksiyon ne anlama gelmektedir? Erkek cinsil organında (penis) ereksiyon olmaması veya olan ereksiyonunkorunamaması durumuna erektil disfonksiyon denir. Erektil disfonksiyongelişmekte olan diyabetin habercisi olabilir. Diyabet erkekte nasıl erektil disfonksiyona sebep olur? Diyabet beyinden çıkan sinyallerin erkek cinsel organına ulaşmasınıetkiler ve ereksiyon için gerekli kan akımını kontrol eden sinirleringörevini bozar. Erektil disfonksiyon neden önemli bir durumdur? Erektil disfonksiyon diyabetli erkeklerin %50-70'inde görülür. 20-29yaş aralığında %9 iken 70 yaşında %95'e yükselmektedir. Diyabet tanısıkonduktan sonra ilk on yıl içinde erkeklerde açık olarak erektildisfonksiyon gelişir. Erektil disfonksiyon diyabetlide damar sertliğivarlığının bir göstergesi ve hatta kalp krizi riskinin belirleyicisiolabilir. Erektil disfonksiyon değerlendirilmesi nasıl olmalıdır? Erektil disfonksiyonu bulunan erkek ilk muayenesine eğer mümkünseeşiyle birlikte alınmalıdır. Böylelikle eşlerin ilişkisi ve bubozukluğun düzelmesi halinde bu ilişkiyi nasıl katkıdabulunabileceğinin değerlendirilmesi yapılabilir. Erektil disfonksiyon için hekime başvuran hastada sırasıyla aşağıdaki değerlendirme yapılmalıdır: 1. Öykü, özellikle tıbbi ve cinsel özgeçmiş 2. Fizik muayene ve pisikolojik değerlendirme 3. Hemoglobin A1c, testosteron, prolaktin ve tiroid fonksiyon testleri 4. Gece ereksiyon testleri (uykuda ereksiyon olmaması fiziksel bir nedenin varlığına işarat eder) 5. Sinir sistemini ve damarları değerlendiren testler Gerçek neden nedir? Erektil disfonksiyonu bulunan erkeklerin en önemli sorununu onlar içinmahrem bir konuyu herkese açamamaları, doğru ve yeterli hikayeyiverememeleri oluşturmaktadır. Böyle bir yaklaşım doktoru doğruteşhisten uzaklaştırmaktadır. Ne tür bir problemin olduğunu belirlemekişin püf noktasıdır. Sorun kısmi sertleşme kaybı mı yoksa hiç sertleşmekaybı mı yoksa hiç sertleşme olmaması mıdır? Diyabetteki doğal seyiryavaş ilerleyen ve genellikle yıllar sonra tam bir kayıpla sonlanan birereksiyon bozukluğudur. Libido, yani cinsel arzu kaybı genelde yoktur.Psikojenik erektil disfonksiyonda olduğu gibi kayıp ani değildir;sabah, gece ve refleks ereksiyonlar kaybolmuştur ve zamanla ağırlaşanbir tablo çizilir. Erektil disfonksiyonu olan diyabetli erkeklar için tedavi seçenekleri nelerdir? Erektil disfonksiyonu olan diyabetli erkekler için üç belli başlı tedavi seçeneği bulunmaktadır: 1. Erektil disfonksiyona neden olabilecek ilaçların kesilmesi ve/veya psikolojik destek 2. İlaç tedavisi 3. Cerrahi tedavi 1. Herhangi bir tedaviye başlamadan önce erektil disfonksiyona nedenolacak her türlü ilacı kesmek gerekmektedir. Sigara ve alkol bunlarınbaşında gelmektedir. Bazı tansiyon ilaçları, merkezi sinir sistemiüzerine etki yapan ve hormonal dengeyi bozan ilaçlar erektildisfonksiyondan sorumlu tutulabilir. Depresyon diyabetlilerde sıkrastlanan bir hastalıktır ve psikojenik destek tedavisi veya ilaçtedavisi kişinin cinsel performansını arttırabilir. 2. Transuretral (penis içine) yerleştirme ile veya kendi kendine peniseenjeksiyon yaparak ilaç verme uygulamaları yanısıra bugün ağızdanalınan, sildenafil denen bir maddeyi içeren ilaç kullanıma girmiştir.Hayati yan etki taşıma riski sebebiyle hiç bir ilaç doktor tavsiyesidışında alınmamalı ve uygulanmamalıdır. İlaçların etki etmediğidurumlarda vaküm yaratarak penisin kanla dolmasını sağlayıp ereksiyonsağlayan araçlar kullanılabilir. 3. İlaç tedavisi başarısız olanlarda penis protezi uygulanabilir. Genelanestezi altında cerrahi işlem gerektirir. Protezin çalışmaması,enfeksiyon ve erozyon sıklıkla karşılaşılan problemlerdir ve protezinçıkarılmasıyla sonuçlanır. Vaküm tedavisi ve diğer ilaç tedavilerininvarlığında protez uygulaması pek başvurulan bir tedavi şekli değildir.Bir diğer cerrahi girişim ise genç, diyabeti yeni ortaya çıkmış veileri derecede bölgesel damar tıkanıklığı olanlarda revaskülarizasyon(yeniden damarlandırma) tedavisidir. Diyabetli kadınlarda cinsel fonksiyon bozukluğu neden gelişir? Diyabetli kadınlarda cinsel fonksiyon bozukluğu sık görülen birdurumdur. Erkeklerde olduğu gibi onlar da bu problemlerini hekimlereaçmaktan çekinirler ve çoğu zaman da kadındaki bu bozukluk ruhsaldurumundaki dalgalanmalar, vajinit belirtileri ile karışabilmektedir.Kadınlarda depresyon erkeklerden daha fazla görülür ve bu da cinselfonksiyon bozukluğunun bir sebebidir ve tedavi edilmelidir. Vajinalenfeksiyon cinsel fonksiyon bozukluğuna neden olur. Sistit ise cinselbirleşme sırasında rahatsızlık kaynağıdır. Pre-menstrual sendromsırasında kan şekeri ayarında bozuklukların olması bu dönemde cinselfonksiyon bozukluğuna sebep olabilir. Kadın diyabetlilerin kullandığıtansiyon ilaçları gözden geçirilmelidir. Menopoz döneminde hormontedavisi görmeyen kadınlarda cinsel arzu kaybı görülecektir. Cinsel fonksiyon bozukluğu olan kadında değerlendirme nasıl yapılmalıdır? 1. Öykü, özellikle tıbbi ve cinsel özgeçmiş 2. Fizik muayene ve pisikolojik değerlendirme 3. Hemoglobin A1c, tiroid fonksiyon testleri Tedavi prensipleri nelerdir? Bazı tansiyon ilaçları, merkezi sinir sistemi üzerine etki yapan vehormonal dengeyi bozan ilaçları kesmek gerekir. Depresyondiyabetlilerde sık rastlanan bir hastalıktır ve psikojenik destektedavisi veya ilaç tedavisi kişinin cinsel performansını arttırabilir.Vajinit ve sistit tedavi edilmelidir. Menstruasyon öncesi ve menopozöncesi dönemlerde kan şekeri ayarının bozulacağını bilerek önlemalmalıdır. İyi bir diyabet ayarı sağlamak hedefimiz olmalıdır. Menopozsonrası hormon tedavisi uygulamasına başvurulabilir. Görüldüğü gibi problemin altında yatan neden ve tedavi şekli herkesiçin farklıdır. Siz sorununuzu doktorunuza her yönüyle açmadıkçadermana ulaşamazsınız. "Sükutun" değil de sözün altın olduğu bir tıbbidurum içinde bulunduğunuzu her zaman hatırlamalısınız. |
||
|
||
| Erkek doğum kontrol hapları Erkekler için geliştirilme aşamasında olan doğum kontrol yöntemleriarasında en revaçta olanlar testosteron hormonunun sperm hücreleriüzerindeki etkilerini engelleyerek etki edenler. Bu yöntemlerin spermhücreleri üzerindeki muhtemel mutajen ("genleri bozucu") etkileri,yöntemlerin insanlarda kullanılabilirliğini henüz engelliyor. Ancak fareler üzerinde başka nedenlerle yapılan deneylerde tesadüfenerkeklerde uygulanabilecek yeni bir doğum kontrol yönteminin yoluaçıldı: Fareler üzerinde yapılan çalışmalarda vaz deferens adı verilensperm kanallarının (bu kanallar olgun sperm hücrelerini ana spermkanallarına ve buradan da depolandıkları yere taşıyan kanalcıklardır)kasılmasını sağlayan bir reseptör (algılayıcı) olduğu saptandı. P2X1adı verilen bu reseptör (algılayıcı) uyarıldıkça oluşan kasılmalarsayesinde sperm hücreleri aynen bir diş macunu sıkıldığında dışarımacunun boşalması gibi kanalda ilerlerliyorlar. İşte bu reseptörünvarlığının saptanmış olması gerçek bir devrim niteliğinde, çünkü bureseptörü dışarıdan verilen bazı ilaçlarla devre dışı bırakmak teorikolarak mümkün. Bu başarılırsa, vaz deferens kasılamadığından spermhücreleri kanallarda ilerleyemeyecek ve böylece boşalma olsa bileboşalan sıvının dışarıdan bakıldığında niteliklerinde (renk, miktar)bir değişiklik olmamasına karşın sıvının içinde sperm olmayacak. Ayrıca bu reseptörü devre dışı bırakan değil, uyaran bir maddeninbulunması da sperm sayısını artırmaya yardımcı olarak erkekkısırılığının tedavisine yeni bir yol açacak gibi görünüyor. Şu anda bu yöntem yalnızca bir teoriden ibaret. Sorun, reseptörünyapısının tümüyle anlaşılması sonrası, bu reseptörü bağlayıp devre dışıbırakacak maddenin bulunmasında. Bu madde de bulunduğunda erkek doğumkontrol hapları bir hayal olmaktan çıkacak |
||
|
||
| Erkek infertilitesi kısırlığı Evli çiftlerin 1 yıl korunmasız ve düzenli birlikteliklerine rağmengebelik elde edememelerine infertilite ( kısırlık ) denir. Hiç gebelikoluşmamışsa bu çift primer infertil olarak tanımlanır. Evli çiftlerin 1yıl içinde %80-85 inde gebelik olur. Olmazsa olası bir kısırlıkvarsayılır. Kısırlık problemli çiftlerin yaklaşık % 5 inde erkeksebebli, % 5 inde kadın sebebli ve yaklaşık % 5 inde ise hem erkek hemkadın sebebli infertilite vardır. İnfertilite araştırmasında çiftibirlikte değerlendirmek gereklidir. Bu konuda erkek sebepli infertilite anlatılacaktır. ERKEK ÜREME FİZYOLOJİSİ BEYİN-TESTİS HORMONAL İLİŞKİ Beyinde hipofiz denilen bir bezden LH ile FSH isimli üreme ile ilgiliiki hormon salgılanır. Bunlar yumurtadaki Leydig ve Sertolihücrelerindeki özel alıcılara bağlanır. TESTİS Testislerde LH ye bağlı testosteron sekresyonu yapan leydig hücrelerivardır. Testosteron plazmada sabah erken pik yapar ve akşam üzeri de endüşük düzeye iner. Normalde Testosteronun %2 si serbest, %44 ütestosteron-estrogen bağlayıcı globülin TeBG ye bağlı, %54 ü albümin vediğer proteinlere bağlıdır. Spermatogenezin başlaması için FSH ve LHgerekli, sürdürülmesi içinse testosteron yeterlidir. Testis hacminin %85-90 ını germ hücreleriyle bunları destekleyensertoli hücreleri oluşturur. Sertoli hücrelerinin birbirlerine sıkıbağları vardır (kan-testis bariyeri). İmmun sistemin spermatozoalarakarşı reaksiyon oluşturmamaları için bu bariyer önemlidir. Germinal yada spermatojenik hücrelerinin ürettiği spermler 13 değişikaşama gösterir ve germ hc lümene doğru gözlenir. Erkenspermatogonyumdan olgun spermatozoa aşamasına dek uzun bir süre geçer.Bu yaklaşık 74 gün sürer. SPERMİN OLGUNLAŞMASI VE DEPOLANMASI Spermler testiste iken henüz ovumu döllüyebilecek olgunluğagelmemiştir. Epididimden geçerken hareket ve döllüyebilme yeteneğikazanır sperm taşıyan tüpler içinde ilerlerler. Bu tüpler 30-35 cm likborulardır. Daha sonra seminal kese sıvısı spermlere eklenir. Bu sıvımeni hacminin %65 ini oluşturur. Kadının hamile kalabileceği yumurtlama döneminde servikal mukus incelirve akışkanlaşır, böylece spermlerin uterusa geçişi kolaylaştığı gibivaginal asiditeden de korunur. Vajen içine atılan sperm rahime oradanda tüplere geçer ve ovuma yaklaşan sperm hareketlenir ovumun dıştabakalarını geçip dölleme işlemini gerçekleştirir. İNFERTİLİTE NEDENLERİ İzole Gonadotropin yetmezliği (Kallman sendromu) İzole LH yetmezliği (Fertil Önük) izole FSH yetmezliği Konjenital hipogonadotropik hastalık Pituiter yetersizlik (tümörler,infiltratif olay, ameliyat, radyasyon) Hiperprolaktinemi Hemokromatosis Eksojen hormonlar (androjen- estrojen, glukokortikoid fazla verilmesi, hipo-hipertiroidi ) Klinefelter Sendr,XX hst , XYY sendromu Noonan Sendr (erkek Turner sendromu) Myotonik distrofi Bilateral anorşi Sertoli cell only sendromu (germ hc aplazisi) Gonadotoksinler (ilaç,radyasyon) Orşiepididimit Travma Böbrek yetmezliği, Karaciğer hastalığı, Sickle Cell anemi, Androjen sentez veya etki bozukluğu Kriptorşizm Varikosel Sperm transport Hastalığı Sperm motilite ve fonks bzk Konjenital sperm kuyruk defekti Maturasyon defekti İmmünolojik hastalık İnfeksiyon SEMEN ANALİZİ Semen analizi hormonal, spermatogenetik ve tüp sisteminin durumuhakkında oldukça bilgilendirici bir incelemedir. 3 kez 15-20 gün araile yapılan analizle olgu yüksek doğrulukta değerlendirmektedir. Semen3-4 günlük ejakülasyon yasağından sonra verilmelidir. Kullanılan kaplarspermleri zedeleyecek maddeler bulundurmamalıdır. Sperm motilitesi en temel kalite göstergesidir. 20 milyon/cc normalinalt sınırı sayılır. Motilite değerlendirilirken total sayıya görehareketli oranına ve ileri hızlı hareketlilerin oranına bakılır. İleridoğrusal hızlı hareket 0 ile 4 arasında derecelendirilmiştir. En az %50sinin iyi kalitede hareketli olması gerekir. Başbaşa kuyruk kuyruğaaglütinasyonlar görülmesi infeksiyon ya da immün olayları aklagetirmelidir. Sperm morfolojisine boyanarak bakılır ve %30 oranındanormal görünüm alt sınırdır. İmmatür, amorf ve baş şekil bozukluklarıvarikoseli düşündürür. Azoospermi, düşük hacim varsa fruktoz bakılmalı,tüp tıkanıklığı açısından incelenmelidir . HORMONAL DEĞERLENDİRME İnfertil olguların çoğu hormonal bakımdan normaldir. Rutindeğerlendirmede sperm sayısı çok düşük değilse ve klinik olarakendokrinopati düşünülmedikçe hormonal incelemeye gerek kalmaz. Ancahotrmonal bir bozukluk düşünülüyorsa kontrole FSH ve testosteron düzeyiölçülerek başlanabilir. Düşük testosteron hipogonadizmin göstergesidir.Yüksek FSH düzeyi germinal epitel harabiyetini gösterir ve azoospermiya da ağır oligospermi vardır. FSH normal iken azoospermi veya ağıroligospermi varsa testis biopsisi gerekebilir. Yüksek FSH ve atrofiktestis irreversibl infertiliteyi gösterir biopsi gereksizdir. İMMÜNOLOJİK İNCELEME Kesin bir infertilite nedeni sayılmasa da antisperm antikor varlığıfertilite şansını azaltıcıdır. Post koital teslerde anormallik olançiftlerde antisperm antikor (ASA) bakılmalıdır ( ASA servikal mukustangeçişi olumsuz etkiler). BAKTERİYOLOJİK İNCELEME Klinik ve laboratuar bulguları prostatit lehine ise kültür gereklidir.Semptomatik olmayan infeksiyonların olumsuz etkisi tartışmalıdır. Yukarıdaki incelemeler yapılan hastalara , sebep sao,ptanıp sebebeyönelik cerrahi veya tıbbi tedavi yapılır. Eşlerle birliktedeğerlendirme yapılıp hastanın tedavi edilemediği durumlarda sperminiyileştirilmesi ve yardımci üreme yöntemlerinden biri ( aşılama, tüpbebek işlemi gibi ) denenenebilir. VARİKOSEL (Erkek infertilitesinin en sık sebebi) Varikosel nedir? Varikosel, skrotum adı verilen yumurtalık torbalarında yumurtalıklarınetrafında oluşan varisli damarlardır. Varikosel sol tarafta daha sıkgörülür. Erkeklerin %10 unda görülen bu durum genellikle herhangi birşikayete yol açmaz. Varikosel yumurtalıkların muayene edilmesi ve ultrasonografik incelemeile tespit edilir. Varikoseli olan erkeklerde kan akımının yavaşlamasıve geri akımına bağlı infertiliteye neden olabilir. Varikosel niçin kısırlığa neden olur? Genişlemiş damarlar testisler tarafından kullanılmış venöz kanıtaşıyamazlar. Akımda durgunluğa ve hatta geri akıma neden olurlar. Bunedenle sperm parametreleri etkilenir ve kısırlıga neden olur. Erkek infertilitesinin tedavi ile en iyi düzeltilebilen sebebidir. Tedavi oldukca yüz güldürücüdür. Ameliyatta yandaki resimde görülen genişlemiş ve fonksiyonlarını kaybetmiş toplar damarlar iptal edilir. Varikosel için cerrahi girişim gerekir mi? Varikosel cerrahisinde genişlemiş venler bağlanarak tedavi edilir.Cerrahi tedavi ile sperm sayısı ve hareketlilik arttırılabilir.Varikosel infertiliteye neden olmuşsa veya ağrıya neden olmuşsa cerrahigirişim önerilir. Erkek İnfertilitesi Hakkında sıkça sorulan sorular: Erkek infertilitesinin nedenleri nelerdir? Sperm sayısı, hareketliliği ve normal yapıdaki sperm oranında azalma,menide hiç sperm olmaması ve antisperm antikorlarının varlığıinfertiliteye yol açar. Ayrıca meninin vajinaya ulaşmasını engelleyenanatomik bozukluklar ve cinsel fonksiyon bozuklukları da çocuk sahibiolmayı engeller. Azoospermi nedir? Menide hiç spermin olmadığı durumlara azoospermi denir. Azoospermisperm kanallarının tıkalı olduğu, testislerde sperm üretiminin çok azolduğu veya hiç sperm üretiminin olmadığı durumlarda görülür. Erkekinfertilitesi nedeni ile başvuran hastaların %5’inde sperm üretimi hiçyoktur. Bu durum beyindeki bezlerden hormon üretilmediğinde veyayumurtalıkların bu hormonlara cevap veremediği durumlarda görülür.Yumurtalıkların hormonlara cevap vermediği testiküler yetmezlik olarakadlandırılan bu durum genetik bozukluklara, inmemiş testislere,testislerdeki yaralanmalara ve kabakulak gibi enfeksiyonlara bağlıolabilir. Sperm kanallarındaki tıkanıklık ise doğuştan olabilir veyasonradan yaralanmalara ve enfeksiyonlara bağlı olarak gelişebilir.Erkeklerin %1’inde meniyi pompalayan kaslar düzenli çalışmaz ve menimesaneye geri kaçar, retograd ejakülasyon (geri boşalma) olarakadlandırılan bu duruma bazı ilaçlar, sinirlerdeki hasar, şekerhastalığı, yüksek tansiyon ve cerrahi girişimler yol açabilir. Azoosperminin tedavisi mümkün müdür? Azoospermi nedenine bağlı olarak tedavi edilebilir. Hiç spermüretiminin olmadığı durumların tedavisi mümkün değildir. Bu durumda FSHdüzeyi çok yüksek, testisler sert ve küçüktür. Günümüzde kullanılangelişmiş yöntemler sayesinde testislerde sperm üretimi çok az olan veyatestislerin sadece belli bölgelerinde sperm üretimi olan erkeklertestis biyopsisi ile elde edilen parçalardan ayrıştırılan spermhücreleri kullanılarak çocuk sahibi olabilmektedir. Beyinde hormon üretiminin eksik olduğu vakalar hormon ilaçlarıkullanılarak tedavi edilebilir. Kanallardaki tıkanıklıklar cerrahiolarak giderilir, cerrahi ile giderilemeyen vakalarda iseyumurtalıklardan biyopsi ile elde edilen parçalardan spermlerayrıştırılarak mikroenjeksiyon yöntemi uygulanır. Bu hastaların birçoğumikroenjeksiyon yöntemi ile sağlıklı çocuk sahibi olabilmektedir. Geriboşalma yakınması olan erkeklerde ise idrardan elde edilen spermlerayrıştırılarak aşılama yapılabilir. Sperm sayısı az olan erkeklerin dış görünümünde bir farklılık var mıdır? Kesinlikle hayır, sperm sayısı ile erkeklerin dış görünümünün ilişkisiyoktur. Erkek karakteristikleri çok gelişmiş bazı erkeklerde hiç spermolmayabileceği gibi erkek karakteristikleri hiç gelişmemiş bazıerkeklerde sperm sayısı normaldir. İnmemiş testisler infertilite ye neden olur mu? Evet, bu durum çocuk altı yaşına gelmeden önce düzeltilirse vereceğizarar daha az olur. Testislerinin sadece bir tanesinin inmemiş olmasısperm sayısının normalden az olmasına yol açar. Çok fazla mastürbasyon yapmak veya sık cinsel ilişkide bulunmak infertiliteye yol açar mı? Hayır, bu yanlış bir inanıştır. Dar ve sıkı iç çamaşırı giymek ve sıcak banyo infertiliteye neden olur mu? Erkeklere rahat ve çok sıkı olmayan iç çamaşırı giymeleri, çok sıcakduş ve saunalardan uzak durmaları ve çok ağır egzersizler yapmamalarıönerilir. Soğuk duş sperm sayısını arttırır mı? Soğuk duş almanın sperm sayısını arttırdığına dair kesin bir kanıt yoktur. Sigara ve alkol infertiliteye neden olur mu? Sigara sperm sayısını ve hareketliliğini azaltır. Alkol ise hem spermsayısını azaltarak hem de fazla miktarda alındığında iktidarsızlığaneden olarak çocuk sahibi olmayı zorlaştırabilir. Kabakulak infertiliteye neden olur mu? Kabakulak enfeksiyonu ergenlik döneminden sonra geçirildiğindevakaların %20’sinde testisleri etkiler. Eğer testislerin her ikisi deetkilenirse sperm üretimi azalır, bu durum ileride infertiliteye yolaçabilir. Enfeksiyonlar infertiliteye yol açar mı? Birçok enfeksiyon infertiliteye yol açabilir, bunlardan birçoğu cinseltemas yolu ile bulaşan enfeksiyonlardır. Gonore (belsoğukluğu),tuberküloz, klamidya ve mikoplazma enfeksiyonları kanallardatıkanıklıklara yol açarak veya sperm üretimini ve hareketliliğiniazaltarak infertiliteye neden olur. Antibiyotik tedavisi yararlı mıdır? İnfertilite nedeni olarak enfeksiyonlar düşünüldüğünde antibiyotiktedavisi yararlıdır. Enfeksiyon etkeni mikroorganizmalar tespitedilerek uygun antibiyotikler verilmelidir. Bu enfeksiyonlarıntedavisinde üreme organlarına geçen ve bu organlarda yüksekkonsantrasyonlara ulaşabilen antibiyotikler tercih edilmeli ve eşlerberaber tedavi edilmelidir. Hormon ilaçlarının kullanılması sperm sayısını arttırır mı? Hormon tedavisi ancak hormon eksikliği tespit edildiğinde önerilir.Hormon düzeyleri normal olan hastaların hormon ilaçları kullanmasınınetkileri tartışmalıdır. Aşılama nedir, nasıl yapılır? Erkek eşten alınan meni özel yöntemler ile hazırlanarak, hareketliliğifazla ve yapısı normal olan spermlerden zengin hale getirilir.Hazırlanan spermler kadının vajinasına yerleştirilen ince bir kataterile rahim içine verilir. Bu işlemden önce kadın eş yumurtalıklarınınuyarılması için ilaç kullanabilir. Bu uygulama ile çoğul gebelikihtimali artar. Kadın eşe ilaç kullandığı süre içinde ultrasonografikincelemeler yapılarak yumurta gelişimi izlenir ve yumurtanın içindebulunduğu folikül adı verilen kesenin çapı 18-20 mm’ye ulaştığında hCGenjeksiyonu (folikülün çatlamasını sağlayan iğne) yapılır. Bundan 34-38saat sonra aşılama yapılır. Aşılama yapılırken meninin hazırlanmadankullanılması sakıncalıdır. Bu durum kadında alerjik reaksiyonlara,enfeksiyonlara ve ağrıya neden olabilir. Kısırlaştırma ameliyatı geçirmiş bir erkek tekrar çocuk sahibi olabilir mi? Mikrocerrahi yöntemler ile kanallar düzeltilerek birçok erkek tekrarçocuk sahibi olabilir. Fakat kısırlaştırma ameliyatının üzerinden çokuzun zaman geçtiği durumlarda erkekte sperme karşı antikorlar geliştiğive bu antikorlar spermi hareketsizleştirdiği için cerrahi tedavi ile buerkeklerin çocuk sahibi olmaları mümkün olmayabilir. Günümüzde yardımcıüreme tekniklerinden yararlanılarak bu kişiler kolaylıkla çocuk sahibiolabilir. Sperm kanalları tıkalı olan erkekler çocuk sahibi olabilir mi? Cerrahi ile bu tıkanıklıklar açılabilir, yapılan cerrahinin başarısıtıkanıklığın yerine bağlıdır. Günümüzde testislerden biyopsi ilealınacak küçük parçalardan elde edilen spermler ile mikroenjeksiyonyapılarak bu erkekler çocuk sahibi olabilir. |
||