Yaramazadam (Arşiv Ana sayfa) => Atatürk ile iligili herşey

Konu: ATATÜRK'ÜN Son saatleri

Sayfa: [ 1 ]

no_fear_06 08.08.2007 01:32:02
SON SAATLER


Tüm tedavilere rağmen günden güne eriyen Atatürk, 8 Kasım 1938 günüşiddetli bir rahatsızlık daha geçirdi. Saat altı buçuk gibi gelen burahatsızlıkta Atatürk'ün midesi bulanmış ve kusmaya çalışmıştı.

Sürekli istifra etmeye çalışan Atatürk, bu sırada Hasan Rıza Beye(Soyak) bakarak "Saat kaç?" diye birkaç kez sormuş, Hasan Rıza Bey hersoruşunda "Saat 7 efendimiz" diyerek cevap vermişti.

Bu sırada kendisine haber verilen Neşet Ömer Bey de gelmişti. Abravayaile Atatürk'e gereken tedavileri yapıyorlar ve bazı önlemleralıyorlardı. Neşet Ömer Bey bir ara "Dilinizi göreyim efendim." diyeseslendi. Atatürk dilini yarıya kadar dışarı çıkardı. Neşet Ömer Bey"Biraz daha uzatınız efendim." diye seslenince, Atatürk, Neşet ÖmerBey'e bakarak ;

- "Vealeykümüsselam" diyerek gözlerini kapattı. Atatürk son kez komaya girmişti.
9-10 Kasım gecesini rahatsız geçiren Atatürk artık derin bir uykudagibi yatıyor ve ölümü bekliyordu. 10 Kasım 1938 günü saat 8 gibi birara gırtlağından Hı Hı Hı sesleri çıkarmıştı.

Saat dokuzu beş geçe gözlerini son kez açarak, etrafına baktı ve hemen kapattı.
Büyük Önder Atatürk ölmüştü.




HAYATINDAKİ BAZI SONLAR


• Anlamlı son sözü, "Saat kaç" olmuştu.

• Prof. Dr. Neşet Ömer İrdelp'e, son söz olarak "Vealeykümüsselam " dedi.

• Koma içinde manası anlaşılamayan ve devamlı olarak tekrarladığı söz "aman dil...aman dil..."di.

• Son aldığı gıda, 8 Kasım 1938 Salı günü, saat 18.35'de dört kaşık elma suyu oldu.

• Son yemek istediği sebze, enginardı.

• Son verilen ilaç, ölüm halinden kırk dakika önce, saat 8.25'de, 1/8 aubaine'di.

• Hekimler ölüm raporunu imzalarken, son olarak elini öpen ve gözlerini kapayan Prof. Dr. Mim Kemal Öke idi.




ÖLÜM İLANI


Atatürk'ün ebediyete intikal edişi Türk Halkına şöyle duyuruluyordu;

Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin resmi tebliğidir:
"Müdavi ve müşavir tabiplerin neşredilen SON raporu, Atatürk'ün dünyaya gözlerini kapadığını bildirmektedir.

Bu acı hadise ile Türk vatanı büyük yapıcısını, Türk milleti uluşefini, insanlık büyük evladını kaybetti. Milletimize, içimiz yanarak,bu tarife sığmayan ziya'dan dolayı en derin taziyelerimizi sunarız.

Kederlerimizin tesellisini ancak ve ancak O'nun büyük eserinebağlılıkta ve aziz vatanımızın hizmetinde ararız. Şurasını da herşeyden evvel beyan etmeliyiz ki, ölmez olan, onun büyük eseri,Cumhuriyet Türkiye'sidir. Hükümetimiz, içinde bulunduğumuz bu mühimanda, bugüne kadar olduğu gibi dikkatle vazife başındadır. Müesses olannizam ve idame hususunu, büyük Türk milletinin hükümetiyle tek vücutolarak teyit ve temin edeceğine şüphe yoktur.

Teşkilat-ı Esasiye Kanununun 33. maddesi mucibince Büyük Millet Meclisiderhal yeni reisicumhuru intihap edecektir. Türkiye'nin en büyükmakamına, Teşkilat-ı Esasiye Kanununa göre geçecek zatın etrafındahükümetiyle, şanlı ordusuyla ve bütün kuvvetleriyle Türk Milletisarsılmaz bir varlık olarak toplanacak ve yükselmesine devam edecektir.

Bugün ayrılığına ağladığımız büyük şefimiz Atatürk, her vakit TürkMilletine güvendi. Eserlerini bu güvenle yaptı. İdamesi esbabını daistikmal ederek güvenle büyük milletimize bıraktı. Ebedi Türk Milletionun eserlerini ebediyetle yaşatacaktır. Türk gençliği onun kıymetlivediası olan Türkiye Cumhuriyetini daima koruyacak ve onun izindeyürüyecektir.

Kemal Atatürk, Türk'ün tarihinde ve gönlünde daima yaşayacaktır."




CENAZE NAMAZI


Son vazifeler yerine getirilirken, dini şart ve örfler itina vehassasiyetle yerine getirilmiştir. Cenaze namazının bir camide kılınıpkılınmama yolunda dinen ne gerektiği konusunda, Makbule AtadanHanımefendi Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak'adanıştı, İlahiyat Fakültesi kelam ilmi ve İslam Felsefesi ordinaryüsProfesörlerinden Mehmed Şerafettin Yaltkaya'nın fikri alındı. Dinalimi, cenaze namazlarının muhakkak camilerde kılınması yolunda kesinbir kayıt olmadığını bildirmiş ve daha çok makam, kıdem ve selahiyetiolarak, bir de Diyanet İşleri Başkanlığı'nın görüşlerinin alınmasınıtavsiye etmiştir.

Bunun üzerine Diyanet İşleri Başkanı Mehmed Rıfat Börekçi'nin fikrisorulmuştur. Milli Mücadelenin meşruiyetine dair Anadolu Ulemasıfetvasına, ilk imza koyan din adamı, "O'nun cenaze namazı, tertemizhale getirdiği bütün vatanda, bu farizanın yerine getirilebildiği heryerde kılınabilir" fetvasını vermiştir.

Atatürk'ün cenaze namazını, Diyanet İşleri Başkanlığı yapan, Ord. Prof. Mehmet Şerafettin Yaltkaya kıldırmıştır.



ETNOĞRAFYA MÜZESİ'NE DEFNİ


Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk, 10 Kasım 1938'de sabah saat 09.05'deDolmabahçe Sarayı'nda ebedi uykusuna daldı. Vefatı bütün yurdu matemeboğarken, dünyada da büyük üzüntü uyandırdı. Aziz naaşı, 19 Kasım1938'e kadar Dolmabahçe Sarayı'nda katafalkta kaldı. 19 Kasım gününaaşı top arabası ile Sarayburnu'na, oradan "Zafer" torpidosu ile"Yavuz" zırhlısına nakledildi. Bu arada, bütün dünyada bağımsızlıksavaşı ve barışın sembolü olan bu büyük insanın cenaze töreni içinİstanbul'a gelen Rus, Fransız, Yunan ve Romen savaş gemileri, onu 21pare top atışı ile son yolculuğunda selamladılar. Naaş, "Yavuz"zırhlısı ile İzmit'e, oradan da trenle 20 Kasım 1938'de Ankara'yagetirildi. TBMM'nde hazırlanan katafalkta bir gün kalan naaş, buradanalınarak 21 Kasım 1938'de Etnoğrafya Müzesi'ndeki katafalka konarakhalkın daha uzun süreli ziyaretine imkan sağlandı. 31 Mart 1939'dakatafalktan alınan aziz naaş, bir müzede mermerden hazırlanan geçiçikabre kondu.


Sayfa: [ 1 ]